Ana Sayfa Blog Sayfa 1111

Tecride karşı nöbet 10’uncu gününde: Suç işlemeye son verin

Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı HDP’li vekiller tarafından başlatılan Adalet Nöbeti 10’uncu gününde: Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için adım atılmalıdır

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle başlattığı Adalet Nöbeti, 10’uncu gününde devam ediyor.

Milletvekilleri, Meclis Dikmen Kapısı’ndan Adalet Bakanlığı’na doğru yürüyüşe geçti. Milletvekilleri Fatma Kurtulan, Murat Sarısaç, Abdullah Koç, Habip Eksik, Erdal Aydemir, Hüseyin Kaçmaz, Hasan Özgüneş, Erol Katırcıoğlu, Mahmut Toğrul, Celadet Gaydalı, Ayşe Sürücü, Nusrettin Maçin ve İmam Taşçıer’in Adalet Bakanlığı’na yapmak istediği yürüyüş yine polislerce engellendi.

Burada yapılan açıklamada konuşan HDP Milletvekili Habip Eksik, “Sayın Öcalan üzerindeki İmralı tecrit sistemi derhal sonlandırılmalıdır. İmralı tecrit sistemi hem insanlık dışıdır hem de işkence yöntemidir” dedi

Barışın önünde engel

Eksik, sözlerine şöyle devam etti:

“Tam 22 aya yakındır bu iktidar döneminde de İmralı Cezaevi’nde de Sayın Öcalan ve diğer tutsaklar üzerinde bir tecrit sistemi uygulanmaktadır. Sayın Öcalan’ın tüm insani ve hukuki hakları gasp edilmektedir. Ne ailesi ne avukatlarıyla ne de kimseyle görüşmesine izin verilmemektedir. Bugün bu tecridin kaldırılmasının önündeki en büyük engelin uluslararası komployu gerçekleştiren, Ortadoğu ve Türkiye coğrafyasında barışın gerçekleşmesini istemeyen güçler olduğunu çok iyi biliyoruz.”

Çözümsüzlük ve savaş politikaları

“Ekonomi her gün daha kötüleşir, yaşam daha da kötüleşir. Bugün Türkiye halklarının yaşadığı sorunların temelini Kürt sorunundaki çözümsüzlük ve savaş politikaları oluşturmaktadır. Bu sorunların çözümünün yeri de adresi de muhataplarıyla görüşmesidir. Kürt sorunun çözülmesindeki en büyük ve önemli aktör Sayın Öcalan’dır. Çözüm sürecinde Sayın Öcalan ile yapılan görüşmeler gösterdi ki barışın sağlanması ve Ortadoğu’da ortak bir yaşamın tesis edilmesi, Türkiye halklarının birlikte demokratik, eşit bir yaşam sürmesinin yolu, onurlu bir barıştan geçmektedir.”

Adalet Bakanlığı’na çağrı

“Sayın Öcalan üzerindeki İmralı tecrit sistemi derhal sonlandırılmalıdır. İmralı tecrit sistemi hem insanlık dışıdır hem de işkence yöntemidir. Bu hukuksuzluğa son verin, suç işlemeye son verin. İmralı Cezaevi üzerindeki tecride son verin, avukatları ve ailesi kendisiyle görüşsün. Türkiye’de Kürt sorununun demokratik temelde çözümü için muhataplar birbiriyle görüşsün.”

ANKARA

#Tecride #karşı #nöbet #10uncu #gününde #Suç #işlemeye #son #verin

Şam-Ankara ilişkileri: ‘Katil’ ve ‘hırsız’dan ‘görüşelim’e evrilen süreç

Esad için “katil” diyen Erdoğan iktidarı ile Erdoğan için “hırsız” diyen Şam rejimi son dönemde ilişkileri normalleştirme adımları atmaya çalışırken, hedefte yine Kürtler var

Suriye’de iç savaşın patlak verdiği 2011 yılından bu yana Ankara ve Şam yönetimi arasında ilk defa bakanlar seviyesinde görüşme gerçekleştirildi. 28 Aralık’ta yapılan görüşmede Savunma Bakanı Hulusi Akar, Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu da yer aldı. Toplantıda, Suriye’de yaşanan gelişmeler, mülteciler ve “ortak mücadele” konularının ele alındığı açıklandı. Toplantıya dair, “Suriye ve bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için üçlü formattaki toplantıların devamı konusunda mutabık kalındığı” açıklaması yapıldı. ANHA Türkiye-Şam arasındaki 2011’den bu yana yaşananları derledi.

Şam ile ilk temas

Türkiye eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 9 Ağustos 2011’de Şam’da Beşar Esad’ı ziyaret etti. Davutoğlu, 6 saat süren görüşmede Esad’ı Türkiye’nin şartlarına göre Suriye’de değişiklikler yapması için ikna etmeye çalıştı. Fakat Türkiye’nin taleplerinin reddedilmesi üzerine taraflar arasında kriz başladı. O dönem Türkiye’nin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan, görüşmeden hemen bir gün sonra (10 Ağustos) Esad’a değişim yapması için 15 gün süre tanıdı. Diğer taraftan Davutoğlu ise Şam hükümetine ölümleri durdurması için ‘son sözleri’ söyledi.

Karşılıklı suçlamalar

Beşar Esad ise aynı ayın 22’sinde Türkiye’nin açıklamalarına yanıt olarak, “Türkiye’nin öncü rol oynamak istemesi kabul edilemez” dedi. Bu açıklamalar taraflar arasındaki krizi daha da derinleştirdi. Tarih 9 Eylül 2011’i gösterdiğinde Erdoğan, Esad için “Kan üzerinde iktidarını kuranlar kanla gidecektir” ifadelerini kullandı.

Esad karşıtlarının üssü: Türkiye

2 Kasım 2011’de İstanbul’da “Suriye Muhalefeti Ulusal Meclisi” kuruldu. Bu adımla birlikte Türkiye artık Esad karşıtlarının üssü haline geldi. Söz konusu meclisin kurulmasından 20 gün sonra ise Erdoğan bu defa Esad’ı “korkak” olarak tanımladı ve istifa etmesini istedi. Türk devleti bu gelişmelerin ardından artık Suriye karşıtı politika yürütmeye başladı. Öncelikle Şam’daki yetkililerin Türkiye’deki mal varlığını dondurdu, Türkiye-Suriye bankaları arasındaki para akışını durdurdu. 26 Mart 2012’de Şam’daki elçiliğinin çalışmalarını askıya aldı.

Askeri kriz başladı

Haziran 2012’ye geldiğimizde (Şam hükümetinin Akdeniz’de Türkiye ait RF-4E Phantom keşif uçağını düşürmesinin ardından) her iki taraf arasındaki siyasi kriz askeri krize dönüştü. Türkiye, Suriye sınır hattına füze bataryası yerleştirdi. 4 Ekim 2012’de dikkat çekici bir açıklama yapan Beşar Esad, Türkiye’nin “silahlı muhalefete” verdiği destekten dolayı ağır bedeller vereceğini söyledi. 5 Ekim’de ise Türkiye parlamentosu Türk devletine ilk defa Suriye toprağına saldırmasına onay verdi.

Erdoğan: Katil Esad

Tarafların karşılıklı sert açıklamaları sürerken Erdoğan, Nisan 2017’de Esad’ı “katil” olarak tanımladı. 27 Aralık 2017’de eski Tunus Cumhurbaşkanı El-Baci Kaid es-Sibsi ile yapılan basın toplantısında konuşan Erdoğan, “Şüphesiz, El Esad teröristtir. Yaklaşık bir milyon vatandaşını katletti” dedi. Özcesi Erdoğan, Esad’ı ve Esad’la olası görüşmesi her zaman reddediyordu. Erdoğan, Şubat 2018’e geldiğimizde Ankara’da yapılan belediyeler toplantısında ise şöyle dedi: “Bir milyon Suriyelinin katledilmesine neden olan bir katille hiçbir konuda görüşmeyiz.”

Esad: Erdoğan hırsız

Aynı ayda Antep’te AKP’lilerle buluşan Erdoğan, “Dünyanın Suriye rejimine desteği ve Esad’ı korumasını’ şaşkınlıkla karşıladığını belirterek, “Türkiye zalimlerin yanında durmuyor. Halen mazlumların hakkını savunuyor ve özgürlükleri için çalışıyor” sözleriyle Esad’ı bir kez daha hedef aldı. Öte yandan Beşar Esad ise Türk mevkidaşına ilişkin çok fazla açıklama yapmıyor, kullandığı dil ise Erdoğan’a kıyasla sert değildi. Ekim 2019’da İdlib’in güney kırsalındaki cepheleri ziyaret eden Esad, Erdoğan’ı “hırsız” ve “ABD’nin kölesi” olarak tanımladı. Türkiye, Şam hükümetine karşı olan politikasında U dönüşü yapıncaya kadar taraflar arasındaki düşmanlık devam etti.

İstihbaratlar görüştü

Tüm gelişmelerin yanı sıra işin istihbarat boyutu üzerinde durulması gereken ayrı bir nokta. Taraflar öncelikli olarak istihbarat düzeyinde görüşmeye başladı. Bu kapsamda Şam istihbaratı başkanı Ali Memlük ve MİT müşteşarı Hakan Fidan arasında temaslar oldu. Başka bir deyişle Suriye krizi başladığından bu yana Şam-Ankara arasındaki güvenlik ilişkileri kesilmedi. 11 Ağustos 2022’ye gelindiğinde Türkiye Dışişleri Mevlüt Çavuşoğlu, Şam hükümetinin Dışişleri Bakanı Faysal Miktad’la kısa bir görüşme yapıldığını açıkladı. Görüşme, 11 Ekim 2022’de Sırbistan’da düzenlenen Bağlantısızlar Toplantısı’nda gerçekleşti. Çavuşoğlu açıklamasında, “Sonuçta orada da biraz önce söylediğimi söyledim. Suriye’nin tek çıkar yolu siyasi uzlaşı. Teröristlerin temizlenmesi lazım. Kim olursa olsun, adı ne olursa olsun…Diğer taraftan muhalif Suriyelilerle rejim arasında bir barışın olması gerektiğini, Türkiye olarak böyle bir durumda buna destek olabileceğimizi de söyledik” dedi.

Erdoğan dönüş yaptı

Erdoğan ise 6 Ekim 2022’de Prag’da düzenlenen Avrupa zirvesinde uygun zamanda Esad’la görüşebileceğini kaydetti. Bu söylemin ardından Türkiye tarafından üst üste açıklamalar gelmeye başladı. Buna karşın Suriye’deki kaynaklar ise Aralık 2022’nin başından bu yana Şam hükümetinin seçimlerden önce Türkiye ile görüşmeyi reddettiğini belirttiğini söyledi. 12 Aralık 2022’de Türkiye’nin dış bütçesinin görüşüldüğü toplantının ardından konuşan Çavuşoğlu bu defa, “teröre”, Suriye’deki siyasi süreç ve Suriyelilerin ülkesine dönüşü için Şam hükümetiyle ortak çalışmaya hazır olduklarını kaydetti. Aynı zamanda Türkiye ve Şam istihbaratının bir süredir görüştüğünü de ekledi.

İlişkileri normalleştirme çabası

15 Aralık 2022’de Erdoğan, Esad’la bir kez daha görüşmeyi istediğini ifade ederek, Putin’in konuya ilişkin görüşünü olumlu bulduğunu açıkladı. Son olarak 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Şam hükümetinin savunma bakanları Moskova’da görüştü. Söz konusu görüşmeler ve açıklamalar, Ankara’ya Şam’la ilişkilerini normalize etmesinin kapısını açtı.

DIŞ HABERLER

#ŞamAnkara #ilişkileri #Katil #hırsızdan #görüşelime #evrilen #süreç

Keklik avlanmasına karşı çıkan doğaseverler avcıların saldırısına uğradı

Meletî’de Yeşilyurt Doğa ve Avcılar Derneği üyesi oldukları öğrenilen bir grup, keklik avlamalarına engel olmak isteyen doğaseverleri darp etti, saldırganlardan birinin rütbeli olduğu belirtildi

AKP döneminde hız verilen ihalelerle başta Dersim’de geyikler olmak üzere çok sayıda canlı türünün hayatı tehlikeye girerken, Meletî’nin Erxevan (Arguvan) ilçesine pes dedirten bir olay yaşandı. 25 Aralık’ta avlanmak için gelen Yeşilyurt Doğa ve Avcılar Derneği üyesi oldukları öğrenilen yaklaşık yüz kişilik bir grup, kendilerine karşı çıkan doğaseverleri darp ettiği ortaya çıktı.

İzin vermedikleri için saldırıya uğradılar

Karaköyük, Ermişli, Çayırlı ve Konaktepe mahallelerinin kırsal kesimlerinde avlanmak isteyen avcıların, doğaseverlere saldırdığı olaya jandarma müdahale etse de, saldırganlardan gözaltına alınan olmadı.
Yaşadıkları saldırıyı Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer Akın’a anlatan Arguvan ve Köyleri Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkan Yardımcısı Ali Kaya, avcıların bölgeye girmesine izin vermedikleri için saldırıya uğradıklarını belirtti.

Hafta en az 900 keklik

Kaya, kekliklerin yaşam hakkı için doğaseverler olarak bu duruma karşı koyduklarını söyleyerek, “Buradaki keklik potansiyelinin ne kadar olduğunu biz köylüler çok daha iyi biliyoruz. Bir alana Çarşamba, Cumartesi ve Pazar günleri her seferinde 150 avcı girerse, 450 avcı yapar. 450 avcının avladığı keklik ikişer taneden 900 keklik yapar. Bir haftada 900 keklik öldürülürse av süreci boyunca tabloyu düşünün. 13-14 hafta avlanma süreleri var. Haftada 900 keklik ne demek” diye tepki gösterdi.

Asker ateş etti

25 Aralık’ta yaylaya çıktıkları sırada kalabalık bir grupla karşılaştıklarını ifade eden Kaya, “Yaylaya giderken avcılarla karşılaştık. İçlerinde biri ‘Ali Kaya bu’ dedi. Arabadan indirip tekme, tokat ve yumruklarla beni dövmeye başladılar. Beni orada linç etmeye çalıştılar. İçlerinde Astsubay mı Başçavuş mu rütbesini bilmediğim ama havalimanı güvenliğini sağlayan askerlerden biri olduğunu öğrendiğim bir asker üzerimize 3 el ateş etti. Onunla aramızda mesafe olduğu için saçmalar zayıf bir şekilde geldi. Sonrasında onu oradan kaçırdılar” diye konuştu. Saldırının ardından hastaneden darp raporu aldığını belirten Kaya, saldırganlar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ekledi.

Hukuki düzenleme gerekir

Malatya Çevre Platformu (Mal-Çep) Avukatı Ferhat Duran ise, “Yıllardır Erxevanlılar bölgelerinde av yapılmasını istemiyor. Korumaya çalıştıkları hayvanların, yaban hayvanların avlanmasını istemiyorlar. Avcılar ise mevcut yasal prosedürler ve iç hukuku gerekçe göstererek avlanmak istiyor. Avcılar, köylüler ile karşı karşıya geldikleri durumlarda bulundukları sahanın avlak sahası ilan edildiğini ve burada avlanabileceklerini söylüyorlar. Herhangi bir yasaklamanın olmamasından dolayı köylülerin söylemlerinin bir kıymetinin olmadığını ifade ediyorlar. Kendileri açısından doğru bir durum. Mevcut hukuk açısından kabul edilebilir bir şey. Fakat uluslararası sözleşme ve bildirgelere bakıldığı zaman bir hayvanın canına keyfi şekilde kıyılması yaşama karşı suç olarak tanımlanıyor. Bunun iç hukukumuzda da düzenlenmesi ve kendine yer bulması gerekiyor” dedi.

Her anlamda olumsuz

Erxevan’da yaşayan yurttaşların, inançları ve vicdani olarak koruduğu hayvanların öldürülmesine izin vermediklerini vurgulayan Duran, “Ekonomik boyutuyla baktığımızda bölge zaten göç veren bir bölgedir. Kalan insanlar ise arıcılık, hayvancılık ve tarımla uğraşmaktadır. Fakat mevcut av faaliyetlerinden ötürü bölge arıcılık başta olmak üzere tarım faaliyetleri de olumsuz etkileniyor” diyerek hukuki sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.

MELETÎ

 

#Keklik #avlanmasına #karşı #çıkan #doğaseverler #avcıların #saldırısına #uğradı

AYM’den ‘eylem yasaklarına’ emsal karar: Hak ihlali

KESK üyeleri Batman Valiliği’nin eylem yasağını AYM’ye taşıdı. Yüksek mahkeme ‘Herkes izin almadan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir’ dedi

Êlih’te (Batman) valiliğin keyfi yasaklarına rağmen sokağa çıkan KESK’lilere ceza verilmesi Anayasa Mahkemesi’ne (AYM)’ye taşındı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), son dönemde özellikle Kürt illerinde valiliklerin art arda ilan ettiği ‘eylem ve etkinlik yasak’larına karşı emsal niteliğinde bir karara imza attı.

KESK’lilere ceza

Batman Valiliği, 7 Kasım 2018’de ‘şehirde bir süredir yoğunlaşan terör saldırıları” gerekçesiyle 14 gün boyunca yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin mülki amirden izin alınması şartına bağladı.

Eğitim Sen Êlih Şube Sekreteri Nureddin Şimşek, SES Êlih Şube Eş Başkanı Deniz Topkan ve Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Tüzün de karar uymayarak, KESK’in KHK’liler için başlattığı toplu faks çekme eylemine katıldı.

Ancak Şimşek, Topkan ve Tüzün’e “emre aykırı davranış” iddiasıyla idari para cezası verildi.

Sendikacıların bu cezaya itirazı da mahkeme tarafından reddedildi.

AYM’nin kararı

Şimşek, Topkan ve Tüzün’ün “toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma haklarının ihlal edildiği” yönündeki bireysel başvurusunu karara bağlayan Yüksek Mahkeme, kararında Anayasa’nın 34. maddesindeki “Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir” hükmüne dikkat çekti.

Anayasa’nın 14. maddesindeki “Temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” ibaresini de hatırlatan AYM, başvurucuların ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı’nın ihlal edildiğine hükmetti.

Tazminat taleplerini reddeden Yüksek Mahkeme, ihlal sonuçlarının ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Batman 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderilmesine karar verdi.

HABER MERKEZİ

#AYMden #eylem #yasaklarına #emsal #karar #Hak #ihlali

Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi kararı taraflara tebliğ edilmedi

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin hukuka uygun bulunmasına ilişkin Danıştay kararı taraflara iletilmedi. KCDP avukatı Kömürcü ‘Kararlar afaki, soyut ve masalsı bir biçimde açıklanmaya başlandı’ dedi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 20 Mart 2021’de bir gece yarısı yayınladığı kararname ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden çekildiği kararını açıkladı.

Danıştay 10’ncu dairesi 19 Temmuz 2022’de Cumhurbaşkanı kararının iptali istemini reddetti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ise geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını hukuka uygun buldu.

Karar ise dava taraflarına halen tebliğ edilmedi.

MA’dan Yüsra Batıhan’a konuşan davanın taraflarından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) üyesi Av. İrem Esra Kömürcü Altun, kararın davada bulunan taraflara tebliğ edilmediğini belirterek, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hukuksal boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Basından öğrendik

Altun, davanın başından itibaren hukuksuz bir şekilde ilerlediğini ifade ederek, şunları söyledi: “Bir gece yarısı, tek bir kişinin vermiş olduğu karara binaen açılan davada hukuksuzca devam eden süreç, hukuksuzca verilen Danıştay kararının ardından hukuksuzca verilen kesinleşme kararı var. Bizler bunu dava dosyamızdan, bir tebliğle veya UYAP üzerinden değil, basından öğreniyoruz. Bunu yaparak ilk tepkilerin seyreltilmesini amaçlıyorlar”

Soyut ve masalsı

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olduğunu ve sözleşmeye uymakla mükellef sorumlulukları bulunduğunu söyleyen Altun, usulsüz bir biçimde çıkmanın sonucu olarak yargıda keyfiyetin de arttığını vurguladı. Altun, Türkiye’de uygulanmayan yargı kararları sonucunda bir erkeğin cezaevinden af ile çıkarak, 3 kadını katletmesini anımsatarak, “Söz konusu kararı konuşuyor olsak da bunun sonucunu beş yıl sonra boşanan birinin kendi adaletini uygulamaya çalışması ile göreceğiz. Türkiye’de bu denli işlevsiz yargı kararları varken, buna rağmen direnerek avukatlık yapmaya çalışıyor ve hukuku ayakta tutmaya çalışıyoruz. Yargı kararlarının sonuçları bile uygulanmıyorken, kararlar da afaki, soyut ve masalsı bir biçimde açıklanmaya başlandı” şeklinde konuştu.

Faillere güç verdi

İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları, çocukları, LGBTİ+’ları ve mültecileri koruyan maddeler içerdiğine dikkat çeken Altun, Nahide Opuz kararını hatırlatarak, sözleşmenin halihazırda kırılgan grupları korumaması sonucunda imzalandığını söyledi. Sözleşmeden çıkılmasına neden olan zihniyetin 23 şikâyette bulunmasına rağmen öldürülen ve buna rağmen yargı önünde korunmayan Ayşe Tuba’yı katleden zihniyetle bütünlüklü olduğunu vurgulayan Altun, “İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamama ve bunu gündemden uzak tutmak aynı eril zihniyetin sonucudur. Eril zihniyet ‘Sözleşme iyi ki kaldırıldı’ dedi. Çünkü karakola gittiğimizde, ‘Ablacığım sen de konuşmasaydın bu erkekle’ deniyor” dedi.

ANKARA

#Danıştayın #İstanbul #Sözleşmesi #kararı #taraflara #tebliğ #edilmedi

Adalet Nöbeti’nde bir yıl daha geçti: Haklı taleplerin yanındayız

Bir yılı daha geriden bırakan Adalet Nöbeti için konuşan Riha’dan siyasi parti temsilcileri, adalet talebinin yanında olduklarını belirterek, eyleme desteğin sadece sanal medya üzerinde sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar, saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar ile birlikte 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti’nde bir yılı daha geride bıraktı. Siyasi parti temsilcileri eylemin yanında olacaklarını belirtti.

17 soruşturma açıldı

2022 yılında tüm engellemelere, hakkında açılan soruşturmalara rağmen direnişi sürdüren Emine Şenyaşar’a 2022 yılının son ayında da 2 farklı soruşturma açıldı. Bu soruşturmalarla 667 gündür nöbet tutan Şenyaşar’a toplamda 17 soruşturma açılmış oldu. Bu soruşturmalardan 6’sı davaya dönüşürken, birleşen 2 dava ile Ankara savcılığının yürüttüğü ve davaya dönüşen soruşturmada para cezası verildi. Kalan 3 davada ise yargılama sürüyor.

Görüntüler ortaya çıkarılsın

Nöbete devam eden Emine Şenyaşar, adalet istediğini belirterek, adaletin tesis edilmemesi durumunda, 2023 yılında da adalet için adliye önünde nöbete devam edeceğini söyledi. “Artık yeter. Oğlum tek kişilik odada, onu bırakın. Babalarıyla beraber 2 oğlumu öldürdüler, sağ kalan ikisi de ölümden döndü. Artık yeter, Fadıl’ı bırakın biz de evimize gidelim” diyen Şenyaşar, bir kez daha Suruç Devlet Hastanesi’ne kaybettirilen katliam anına ait görüntüleri anımsattı. Görüntülerin ortaya çıkarılan faillerin yargılanmasını istedi.

Emine anann talepleri haklı

Emine Şenyaşar’ın haklı mücadelesinde yanında olduklarını belirten Riha’daki siyasi parti ve kurumlardaki kadınlar, Şenyaşar ailesi için “adalet” istedi.

Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Müjdat Can’a konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Rıha İl Eşbaşkanı Aliye Kızıldamar, Emine Şenyaşar’ın direnen kadınların öncülerinden biri olduğunu ifade ederek,”Üstelik defalarca tartaklanmasına, şiddete uğramasına, hatta onlarca defa sanık sandalyesine oturtulmasına rağmen direndi. Direnişi ve mücadelesi Emine annenin uğramış olduğu haksızlığı dünya gündemine taşıdı. Talepleri çok yalın, haklı ve anlaşılır. Hastane kayıtlarının açığa çıkarılarak katillerin bulunup yargılanması ve 5 yıldır cezaevinde bir hücrede tutulan oğlu Fadıl Şenyaşar’ın serbest bırakılması” diyere mücadelesine destek vereceklerini söyledi.

Sadece sanal medyadan destekle olmaz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Riha Kadın Kolları Başkanı Emine Gizem Çetiner de, Emine Şenyaşar’ın mücadelesinin AKP’nin adalet anlayışını özetlediğini söyledi. Bir annenin 2 evladı ve eşinin hayatın koparıldığını söyleyen Çetiner, “Anne 2 yılı aşkındır Adliye’de valinin, kamuoyunun gözü önünde adalet nöbeti tutuyor. Buna herhangi bir kurum ses çıkarmıyor” dedi.

Emine Şenyaşar’a sadece sanal medya paylaşımlarıyla destek olunmaması gerektiğine işaret eden Çetiner, “AKP’nin suniliği biraz insanlara da yansımış olmalı ki, insanlar sanal medyadan birkaç kelime yazarak Emine annenin yanında olduğunu ifade etmeye çalışıyor ancak bu yetmez” diyerek destek çarğısında bulundu.

Önce talepler karşılanmalı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Riha Şube Eşbaşkanı Sümeyye Koç ise, “Biz Emine Şenyaşar’ın adalet talebinin gerçek anlamda karşılanmasını istiyoruz. Ancak talebinin karşılanması yerine nöbetine son verilmeye, adliye önünden uzaklaştırılmaya, sözlerine yönelik soruşturma açılmaya devam ediliyor” diyerek tepki gösterdi. Şenyaşar’ın uğradığı haksızlığı insan hakları ihlali olarak nitelendiren Koç, “Biz İHD olarak bu haksızlığa son verilmesi, eylemini yapmasına engel olunmamasını, bu eyleme son verilmesi için taleplerinin karşılanmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Nöbetin sesi olmaya devam edeceğiz

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Riha Şubesi üyesi avukat Ayşe Şehriban Demirel de, “Bundan sonra da yürütülen adalet nöbetinde ailenin yanında ve sesi olmaya devam edeceğiz. Umuyoruz ki geçtiğimiz süre boyunca yaşanılan hukuksuzluklar son bulur ve Şenyaşar ailesinin adalet talebi başta olmak üzere birçok kesimin adalet talebi yerine getirilir ve Türkiye’deki mevcut hukuksuzluklar son bulur” dedi.

Riha Barosu Başkan Yardımcısı Gülistan Paydaş ise, 2022 yılı boyunca Şenyaşar ailesinin kolluk makamlarınca hukuksuz bir şekilde soruşturmalara, şiddete maruz kaldığını belirtti. Paydaş, “2022’de Şenyaşar ailesi nöbet boyunca fiziki ve psikolojik şiddete maruz kalmış. Bugüne gelindiğinde ise adalet talebinin yargı makamları tarafından halen yerine getirilmediğini, adil yargılamanın olmadığını görüyoruz” diyerek, “Üzerimize düşen ne varsa yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

RIHA

#Adalet #Nöbetinde #bir #yıl #daha #geçti #Haklı #taleplerin #yanındayız

ABD: Şam ile normalleşmenin zamanı değil

ABD Dışişleri Bakanı Price, Moskova’daki üçlü temas hakkında konuşurken, Esad yönetiminin halka zulüm etmeye devam ettiğini söyledi ve ‘Şam ile normalleşmenin zamanı olmadığını’ vurguladı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Suriye’deki Beşar Esad yönetimi ile ilişkileri, “normalleştirmenin zamanının şimdi olmadığını”, Şam’ın insan hakları ihlallerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.

Price, Moskova’da geçen hafta gerçekleşen Türkiye-Suriye-Rusya savunma bakanları ve istihbarat başkanları arasındaki üçlü toplantıya ilişkin, “Üçlü bir temas olduğunu anlıyoruz. Ben, sadece bizim politikamız hakkında konuşabilirim: O da değişmedi” dedi.

Günlük basın toplantısında gelen soru üzerine değerlendirmelerde bulunan Price, “Ülkelerin acımasız diktatör Esad ile ilişki seviyesini artırmasını ve onu rehabilite etmek için destek sunmasını desteklemiyoruz” diye konuştu.

Esad yönetiminin Suriye’de, halka, “12 yıldır olduğu gibi zulüm etmeye devam ettiğini ve insani yardımın girmesini engellemeye çalıştığını” söyleyen Price, ABD’nin Suriye’de kalıcı siyasi çözüm için Birleşmiş Milletler ile çalışmaya devam edeceğini dile getirdi.

“Türkiye ile bu konu hakkında konuştunuz mu” sorusuna Price, “Müttefik ve partnerlerimize şimdi ilişkileri normalleştirmenin, ilişkilere seviye atlatmanın zamanı olmadığını söyledik” yanıtını verdi. Price, tüm ülkelerin Şam ile ilgili kararlarında Esad yönetiminin iç savaş sırasında insan hakları ihlallerini göz önünde bulundurması gerektiğini kaydetti.

Bir gazetecinin, üçlü görüşme hakkındaki sorusunun ardından, “Bu durum muhalefetteki birçok kişiyi ve DSG kuvvetlerindeki dostlarınızı olumsuz etkileyecek; ve terörle mücadeleyi de” demesi üzerine Price, cevabında bu noktalara çok değinmedi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, MİT Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ve iki ülkenin istihbarat başkanlarıyla 28 Aralık’ta Moskova’da bir araya gelmişti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da üçlü toplantının ikincisinin, dışişleri bakanları arasında ocak ayının ikinci yarısında yapılacağını söylemişti.

DIŞ HABERLER

#ABD #Şam #ile #normalleşmenin #zamanı #değil

Soğuktan yaşamını yitiren Wisam’ın annesi: Şam ambargoyu kaldırsın

Şam hükümetinin uyguladığı ambargo yüzünden donarak hayatını kaybeden Wisam Sîdo adlı çocuğun annesi Erîfe İbrahim, oğlunun soğuktan kaynaklı ve ısınamadıkları için hayatını kaybettiğini belirtti

Şam hükümetine bağlı 4. Tugay, 4 aydan uzun bir süredir Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik ambargo uyguluyor. Yaşanan ambargo yüzünden temel gıda malzemelerine ve ilaçlara erişim olmazken, geçtiğimiz günlerde ise Şêxmeqsûd Mahallesi’nde Wisam Sîdo adlı çocuk ısınma malzemelerinin olmamasından kaynaklı soğuktan donarak hayatını kaybetti.

Herhangi bir hastalığı yoktu

Hawar Haber Ajansı’na (ANHA) konuşan hayatını kaybeden 4 yaşındaki Wîsam’ın annesi Erife İbrahim, çocuğunun herhangi bir ağır hastalığının bulunmadığını, çocuğunun soğuktan dolayı ağır biçimde hastalandığını ve sonuç olarak yaşamını yitirdiğini söyledi. Wisam’ın ateşlenmesi üzerine Şehit Xalid Fecir Hastanesi’ne kaldırdıklarını belirten Erîfe İbrahim, “Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de bulunan tek hastane olan Şehit Xalid Fecir Hastanesi’ne gittiğimizde Wisam’in ateşi 40’ın üzerindeydi. Hastanede bir süre kaldıktan sonra Wisam’a oksijen verdiler. Wisam’ın ateşi bir türlü düşmedi” dedi.

Hastaneye götüremediler

Çocuğunu Halep’teki bir Şam hükümeti hastanesine sevk etmeye çalıştığını ancak imkanının bulunmadığını dile getiren Erîfe İbrahim, özel hastaneye gitmeye karar verdiğinde ise Wisam için çok geç olduğunu ifade ederek, aynı acıyı başka kimsenin yaşamaması ve Şam’ın ambargoyu kaldırması çağrısında bulundu.

HABER MERKEZİ

#Soğuktan #yaşamını #yitiren #Wisamın #annesi #Şam #ambargoyu #kaldırsın

Özelleştirilen Türkşeker fabrikaları AKP’li şirkete sigortalandı

Türkiye Şeker Fabrikaları, AKP’lilere ait Ulaşım Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi’ne 6 milyon 128 bin TL’ye sigortalatıldı

Özelleştirme sonrası zarar etmesiyle gündeme gelen Türkiye Şeker Fabrikaları’nın öz kaynakları eriyerek eksi 3,2 milyar TL’ye kadar geriledi.

Türkşeker tarafından 8 Aralık’ta pazarlık yöntemiyle gerçekleştirilen ihalede, yalnızca bir şirketten teklif alındı.

İhale kapsamında Türkşeker’e ait fabrika ve teşkilat müdürlükleri varlıklarının ‘muhtelif risklere karşı’ sigortalanacağı belirtildi.

2023 yılını kapsayan sigorta işi için Ulaşım Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi ile anlaşma yapıldı. Şirketin içine AKP’li birçok ismin olması dikkat çekti. Türkşeker Genel Müdürlüğü ile şirket arasında 27 Aralık’ta 6 milyon 128 bin TL’lik sözleşme imzalandı

Borçlar katlandı

Birgün’ün haberine göre, Ulaşım Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi yönetiminde AKP’ye yakın isimler yer alıyor. Şirketin Merkezi Sicil Kayıt Sistemi’ndeki kayıtlarında yetkili olarak görünen iki isim Abdulmenaf Güder ve İsmail Purtuloğlu oldu. Purtuloğlu, 24 Haziran 2018 tarihindeki genel seçimlerden önce AKP’den milletvekili aday adaylığını açıklamıştı. Purtoğlu, Nisan 2018’de yayımlanan bir açıklamada adaylığına yönelik, “Halka hizmet, hakka hizmet anlayışıyla çıktığımız bu yolda var gücümüzle çalışacağız” ifadelerini kullanmıştı. Ancak Purtoğlu, 2018 genel seçimlerine yönelik AKP’nin milletvekili adayları listesinde kendisine yer bulamamıştı.

Türkşeker’in mali borçları yıllar itibarıyla arttı. Kurumun 2017 yılında 2,8 milyar TL olan mali borçları, 2018 yılında 2,9 milyar TL, 2019 yılında 3,1 milyar TL, 2020 yılında 4,6 milyar TL, 2021 yılında 4,6 milyar TL, 2021 yılında ise 4,4 milyar TL oldu.

ANKARA

#Özelleştirilen #Türkşeker #fabrikaları #AKPli #şirkete #sigortalandı

Şakran Cezaevi’nde açlık grevi başladı

Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Leyla Saraç cezaevinde yaşanan hak ihlallerine karşı açlık grevine başladıklarını duyurdu

Cezaevlerinde artan keyfi uygulamalara karşı birçok yerde tutukluların açlık grevleri devam ederken, Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Leyla Saraç da artan hak ihlallerine karşı 10 günlük süreli dönüşümlü açlık grevine başladıklarını duyurdu.

Avukatlara çağrı

Cezaevi koşullarına ilişkin ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde aktarımlarda bulunan Saraç, cezaevi yönetiminin baskılarını ve açlık grevinin nedenlerini anlattı. Arkadaşları ile spora ve havalandırmaya çıkamadıklarını belirten Saraç, yaklaşık 10 yıldır Şakran’da kalan tutsaklar olduğunu ve aileleriyle görüşemediklerini dile getirdi. Saraç, cezaevindeki baskıları ve açlık grevinin nedenlerini şöyle anlattı: “Her hafta arama adı altında buraları, bulunduğumuz koğuşları dağıtıyorlar. Basıyorlar ve üzerimizde baskı kurmaya çalışıyorlar. Biz bu koşullar nedeniyle açlık grevine başladık. Tüm avukatlara ve halkımıza çağrımızdır, Şakran Cezaevi’ne gelin ve yaşadıklarımızı kendi gözlerinizle görün.”

İZMİR

 

#Şakran #Cezaevinde #açlık #grevi #başladı