Ana Sayfa Blog Sayfa 1114

Hasta tutuklular genelgesi: ATK yetkileri kısıtlandı

Adalet Bakanlığı, hasta tutuklulara dair genelge yayınladı. Genelge ile ATK’nin yetkileri kısıtlandı

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 28 Şubat davasından ceza alan Vural Avar’ın cezaevinde yaşamını yitirmesinin ardından “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler”e yönelik bir genelge yayımladı.

Habertürk’ün haberine göre, Bakan Bozdağ, bu durumdaki kişilerin hastalıkları nedeniyle başvurularının tahliye işlemi mahiyetinde kabul edilmesini istedi. Bakan Bozdağ imzalı 8 maddelik genelge bütün Ceza İşleri Genel Müdürlüğü kurumlarına gönderildi.

ATK’den rapor istenecek

Başsavcılıklara gönderilen genelgede, hakkındaki ceza kesinleşmiş tutuklunun durumunun “sürekli hastalık, sakatlık veya kocama” hali olup olmadığının teşhis ve tespiti için tam teşekküllü bir devlet hastanesi sağlık kuruluna sevk edilmesi gerektiği belirtildi. Genelgede, şunlar belirtildi:

“* Hükümlülerin durumunun sürekli hastalık, sakatlık veya kocama hali olup olmadığının teşhis ve tespiti için tam teşekküllü bir devlet hastanesi sağlık kuruluna sevk edilmesi,

* Hükümlüye tam teşekküllü devlet hastanesinden sağlık kurulu raporu alındıktan sonra evvelce verilmiş tüm tetkik ve raporlar da talebine eklenerek, hükümlünün durumunun sürekli hastalık, sakatlık veya kocama hali olup olmadığının teşhis ve tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan bilimsel ve teknik görüş istenilmesi,

* Adli Tıp Kurumu’na görüş için gönderilen evrakın tasdikli birer örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyasında saklanması,

* Hükümlünün, muayenesi istenmedikçe ve muayene için gün alınmadıkça bulunduğu yer ceza infaz kurumundan Adli Tıp Kurumu’nun bulunduğu yer ceza infaz kurumuna sevk edilmemesi,

* Adli Tıp Kurumu’nun hükümlüde bahsedilen hastalıkları tespit etmesi halinde ilgili evrakın derhal Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesi

* Adli Tıp Kurumu’nun hükümlüde, “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama” hallerinin bulunmadığına dair teşhis ve tespiti durumunda sadece kurumun bu teşhis ve tespitini içeren görüşü ile sağlık kurulu raporunun onaylı bir örneğinin Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesi,

* Hükümlünün veya kanunu temsilcisinin talebinden vazgeçmesi ya da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen başlatılan işlemleri reddetmesi halinde cezaların hafifletilmesi veya kaldırılması işlemlerinin sürdürülebileceği hususunun değerlendirilmesi,

* Hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan tutuklu yönünden cezaların hafifletilmesi veya kaldırılması işlemlerine tevessül olunamayacağından, bu şekilde talebin tahliye işlemi mahiyetinde kabul edilerek gereğinin mahallinde takdir edilmesi (…)”

ATK yetkisi kısıtlandı

Genelge ile ATK’nin bundan sonra hasta tutuklular ile ilgili “cezaevinde kalabilir” ya da “cezaevinde kalamaz” raporlarını veremeyeceği ifade ediliyor. Yetkisi kısıtlanan ATK’nin sadece hasta tutuların hangi hastalıklarının olduğunu bildirecek.

HABER MERKEZİ

#Hasta #tutuklular #genelgesi #ATK #yetkileri #kısıtlandı

HDP kapatma davası ile ilgili AYM’ye başvurdu

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Yargıtay’ın AYM’ye başvurusunun siyasete doğrudan müdahale olduğunu belirterek, talebin incelemeden reddedilmesi gerektiğinin altını çizdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, parti kapatma davasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Davanın seçim sonrasına bırakılmasını talep eden HDP, başvuruya dair partinin Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, Yargıtay’ın partinin hesaplarına bloke konulmasıyla ilgili başvurusuna dair henüz bir tebligatın yapılmadığını belirterek, “Özü itibariyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu talebinin AYM’nin kuruluş yasasına ve ceza yasasına aykırı olduğu yönünde tespitimiz var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın talebinin doğrudan siyasete müdahale anlamına geldiğini söyledik. Olağan koşullarda yapılacak seçimlere 6 aydan kısa bir süre kaldı. Daha erken bir seçimin yapılması tartışması sürüyor. Bugün de iktidarın küçük ortağının böyle bir çağrısı olduğunu gördük. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının seçimlere müdahale anlamına gelecek, seçim yarışının adil bir biçimde yürütülmesinin önüne geçecek bir talepte bulunmuş oldu. Bu talep de iktidarın küçük ortağının çağrısı üzerine yürütüldü” dedi.

‘Hesaplara el konulması söz konusu olamaz’

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Özdoğan da kapatma davası sürerken hesaplara bloke konulamayacağını ifade ederek, “Halkların Demokratik Partisi için yürüyen kapatma davası gelinen aşama itibariyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebi zaten siyasi bir süreç olarak tanımladığımız iddiamızın altını kalınca çizmiş oldu. Biz hep söyledik, yargı siyasetin aracı olmasın, siyasetin eli olmasın. Kapatma davası ne yazık ki birçok başlıkta basınla paylaşılan ve bizim sonradan duyduğumuz bir şekilde gerçekleşiyor. Seçimi kazanmanın aracı haline dönüştürülmüş durumunda. Başsavcılık hukuksal bir merci hukuksal mevzuatı bilmeyen bir kurum değil, mevcut yasada Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası sürerken, bir partinin hesaplarına bloke konulması ya da hesaplarının kesilmesi söz konusu değil. Hukuksal süreçleri değil, siyaseti veri alan bir başsavcılık var karşımızda” şeklinde konuştu.

‘Talebin reddini talep ettik’

Avukat Özgür Erol ise, iki yıldır süren kapatma davasında HDP’ye yönelik ciddi bir siyasi kampanyanın yürütüldüğünü söyleyerek, “Geldiğimiz bu noktada HDP’nin hazine yardımı alacağı hesaplara bloke konulması talebi artık son noktayı ifade ediyor. Hukuksal bir yönü bulunmayan bir talep. Mart 2021’deki ilk iddianamede bu talep öne sürüldü, iddianame reddedildi, Haziran 2021’deki iddianamede bu talep yenilendi ve AYM tarafından reddedildi. Aradan geçen bir buçuk yıldan sonra davada ne tür yeni bir durum oldu da başsavcılık bu talebi yenileme gereği duydu. Yeni olan tek şey, seçim sürecine gelinmiş olundu. Yasal veya anayasal bir temeli olmayan bu talebi incelenmeksiznin reddini talep ettik” diye belirtti.

Talepler sıralandı

Erol, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kapatma davasında 10 Ocak’ta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı AYM’de sözlü görüşlerini sunacak. Bu artık son merhalelerden biridir. Bundan sonrasında da HDP adına bu görüşler sunulacak, bu aşamaya gelmeden bu talebin apar topar sunulmuş olması, bu işleyişlerin iç içe geçmesine yol açıyor. Öncelikle bu talebe doğru hususun netleşmesi gerekir. Bu husus netleşmeden, bu hususta ya ret kararı verilecek ya HDP’nin görüşü ve savunması alınacak. Ya da bu süreçler tamamlanmaksınız bunun üstüne Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının dinlenmesi prosedürü işletilemez. Dolayısıyla bu karara dair bir inceleme yapılacaksa Yargıtay’ın sözlü mütalaa prosedürünün de ertelenmesi gerekir. Mevcut dilekçemizin içeriğindeki talepler bunlar. Bizim talebimiz bu demokratik toplum değerlerine taban tabana ters HDP’yi bu yargılama sürecinde son derece dezavantajlı durumuna düşürecek, seçim sürecinde dezavantajlı duruma düşürmeye yönelmiş bu talebin AYM tarafından reddedilmesi yönündedir.”

Kaynak: MA

#HDP #kapatma #davası #ile #ilgili #AYMye #başvurdu

Kılıçdaroğlu’ndan Bahçeli’ye Sinan Ateş tepkisi: Pis kokular geliyor

Sinan Ateş’in ölümüne ilişkin Bahçeli’nin suskunluğuna tepki gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu işten çok pis kokuların geldiğini söyledi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara dair değerlendirmede bulundu. Ankara’da öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş cinayetine ilişkin suskunluğunu koruyan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin başkentinde bir suikast gerçekleşti. Sinan Ateş. Genç bir babayı öldürdüler. Ülkücü hareketin en değerli isimlerinden birisiydi. Ankara’nın göbeğinde katlettiler. Ailesi talep etti, konu siyasallaşmasın diye sabırla susuyorum. Sabırla sonucu bekliyorum. Tabii ki bize de bilgiler akıyor, biz bunun farkındayız. Tabii ki çok şey biliyoruz. Bu işten çok pis kokuların geldiğinin de farkındayız. Görevliler işini yapsın diye şimdilik sesimizi çıkarmıyoruz. Bakınız, saraydan tık yok. Sarayın stepnesi ise sanki en değerli evlatlarından biri öldürülmemiş gibi tek kelime dahi etmiyor” dedi.

Bahçeli’nin kendi evladına dahi sahip çıkmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, “Bu cinayeti görmezlikten gelemezler, susarak bu işi geçiştiremezler. Biz buna CHP olarak izin vermeyeceğiz, gerçek aydınlanıncaya kadar. Aile, adalet istiyor. Haksızlıklara karşı durmak istiyor. Adaleti savunan kişiler olarak bizler de bu olay aydınlanıncaya kadar takipçisi olacağız. Eşine de, babasına da söz verdim. Kimse unutmasın, Bay Kemal kafasına bir şey koyduysa mutlaka çözecektir” şeklinde konuştu.

Bahçeli erken seçime ‘yeşil ışık’ yaktı, Ateş’in adını ağzına almadı

ANKARA

#Kılıçdaroğlundan #Bahçeliye #Sinan #Ateş #tepkisi #Pis #kokular #geliyor

Cizîr’de 18 aylık Uytun’u katleden uzman çavuş şimdi Efrîn’de!

Cizîr’de 18 aylık Mehmet Uytun’un annesinin kucağında gaz bombasıyla katledilmesine ilişkin sanık uzman çavuş H.A. Efrîn’de olduğu iddiasıyla duruşmaya katılmadı

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde 18 aylık Mehmet Uytun’un evlerinin balkonunda annesinin kucağında bulunduğu sırada atılan gaz bombasının başına isabet etmesi sonucunda yaşamını yitirmesine ilişkin uzman çavuş H.A. hakkında “taksirle ölüme neden olmak” suçundan açılan davanın duruşması, İstinaf Mahkemesi’nin bozma kararından sonra yeniden Cizre 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Sanık H.A.’nın Efrîn’de olduğu gerekçesiyle katılmadığı duruşmada, sanığın avukatı Yalçın Torun ve davaya müdahil olan İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi avukatları hazır bulundu.

Kimlik tespitinin ardından sanık avukatı Torun, uzman çavuş H.A.’nın Suriye’nin Efrîn kentinde görev yaptığı için duruşmaya katılmayacağını belirtti. Torun, tanıkların daha önce verdiği ifadelerin doğru olmadığını iddia ederek, “Gaz veya başka bir müdahale yok. Taş atan 60’a yakın çocuk vardır. Bütün tanıklar yoğunluklu olarak taş atıyorlar. Tanıkların beyanları kirlenmiş beyanlardır” ifadelerini kullandı.

Anneden avukata tepki: Yalan söylüyor

Mehmet Uytun’un annesi Kevzer Uytun, sanık avukatının sözlerine tepki göstererek, “Bizim oğlumuzun katili niye buraya getirilmiyor? Ben onun buraya getirilmesini talep ediyorum. Ondan sonuna kadar davacıyım. Yalan söylüyorlar, orada tek bir kişi yoktu, bilerek nişan alarak oğlumu katletti” diye konuştu.

Zorla getirilmesi talebi

Ardından Uytun ailesinin avukatı Yakup Güven, dosya da bulunan eksikliklerin halen giderilmediğini belirterek, “Fail kolluk görevlisi, mağdur yurttaş. Normal şartlarda, yurttaşlar içinde böyle bir olay yaşanmış olsa yakalanmalar olur ve dosya bir iki yılda sonuçlanır. Ancak adaletin tesis edilmesi noktasında eksik kalındı. Ne yazık ki failler kolluk görevlisi olduklarında dosyalar sürekli olarak uzatılıyor ve delillerin toplanması noktasında sorunlar yaşanıyor. Sanık kamu görevi yapmakta ancak ‘insan öldürme’ suçundan yargılanıyor ve sanık her hangi bir yazılı gerekçe sunmadan duruşmaya katılmamıştır. Bu haliyle sanığın duruşma salonunda hazır edilmesi, gelmemesi durumunda zorla getirme kararın çıkartılmasını talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme heyeti, sanığın bir sonraki duruşmada hazır edilmesi, bilirkişi raporunun mahkemeye sunulmasına ve tanıkların dinlenmesine karar vererek, duruşmayı 16 Şubat’a erteledi.

Ne olmuştu?

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde 9 Ekim 2009 yılında 18 aylık Mehmet Uytun, evlerinin balkonunda annesinin kucağında bulunduğu sırada gaz bombasının başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdi. Cizre Kaymakamlığı’nın gaz bombasını attığı belirtilen asker H.A. hakkında soruşturma izni vermemesine karşı Diyarbakır İdare Mahkemesi’ne yapılan itiraz reddedildi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı da olaya ilişkin soruşturmaya dair takipsizlik kararı verdi.

Uytun ailesi, avukatları aracılığıyla olayla ile ilgili etkin bir soruşturma yürütülmediği için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. AYM 2016 yılında ihlal kararı verdi, ancak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma izni istediği Cizre Kaymakamlığı, sanık asker hakkında yeterli delil bulunmadığını öne sürerek bir kez daha soruşturma izni vermedi. Yine 2019 yılında bu karara karşı yapılan başvuruda Antep İstinaf Mahkemesi, soruşturma izninin verilmesine dair hüküm kurdu. Aynı yıl içinde Mehmet Uytun’un ölümüne ilişkin 11 yıl sonra uzman çavuş H.A. hakkında “taksirle ölüme neden olmak” suçlamasıyla dava açıldı. Cizre 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi, Uytun’un ölümüyle ilgili sanık H.A., hakkında “taksirle ölüme neden olmak” suçundan verdiği 3 yıl hapis cezasını 18 bin 200 TL para cezasına çevirdi. İstinaf mahkemesinin bozma kararı üzerine dava yeniden Cizre 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Kaynak: MA

#Cizîrde #aylık #Uytunu #katleden #uzman #çavuş #şimdi #Efrînde

Şakran Cezaevi’nde artan hak ihlallerine karşı açlık grevi başladı

Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde artan hak ihlallerine karşı tutuklular, 10 günlük süreli-dönüşümlü açlık grevi başlattı

Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde ayakta sayım dayatması, tecrit koşullarının derinleştirilmesi, kitap kısıtlamaları, ortak havalandırmaya izin verilmemesine gibi hak ihlallerine karşı, tutuklular 10 günlük süreli-dönüşümlü açlık grevi başlattı.

Uyarı amacıyla yapılan açlık grevine ilk olarak tutuklu Yazar Leyla Saraç başladı.

İZMİR

#Şakran #Cezaevinde #artan #hak #ihlallerine #karşı #açlık #grevi #başladı

Paris katliamında yaşamını yitirenler uğurlanıyor

Fransa’nın başkenti Paris’te katledilen Emine Kara (Evîn Goyî), Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ve Abdurrahman Kızıl düzenlenen törenle uğurlanıyor

Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nde 23 Aralık’ta silahlı saldırıda katledilen Kürt kadın hareketinin öncülerinden Emine Kara (Evîn Goyî), Kültür Hareketi’nden Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ve Abdurrahman Kızıl, Paris’in Villers-le-Belle banliyösünde görkemli bir törenle Kurdistan’a uğurlanıyor.

Paris Adli Tıp Kurumundan alınan cenazeler konvoy halinde anma ve uğurlama töreni yapılmak üzere Villers-le-Belle banliyösündeki Palace de Villiers Platz’a doğru yola çıktı. Çok sayıda Kürt kurum temsilcisi ile Avrupalı siyasetçilerin katılacağı tören salonu sabahın erken saatlerinden itibaren dolmaya başladı.

Kaynak: ANF

#Paris #katliamında #yaşamını #yitirenler #uğurlanıyor

Avukatları Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusu yaptı

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 21 ayı aşkın bir süredir haber alamadıkları müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvurdu

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Raziye Öztürk, Faik Özgür Erol ve Emran Emekçi, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan ve 21 ayı aşkın süredir kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu. Avukatlar, İmralı’da tutulan Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar için de benzer bir başvuruda bulundu.

Görüşme engelleri

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi. Avukatlar, 28 Mart’ta bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulunarak, aile ziyaretleri önündeki hukuka aykırı tüm engellerin kaldırılması ve aile görüşünün yapılmasını talep etti. 29 Mart’ta yanıt veren hakimlik, başvuruyu reddetti. Hakimlik, ret gerekçesinde de Abdullah Öcalan hakkında verilmiş yeni bir disiplin cezasının olduğunu, bu nedenle görüşmenin olamayacağını ileri sürdü. Hakimliğin ret kararında, “Bütün başvurucular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 3 Şubat 2022 tarihinde disiplin cezası olarak 3 ay aile ziyaretinden yoksun bırakma cezası verildiği ve 21 Şubat’ta kesinleştiği gerekçesiyle talep reddedildi” denildi.

AYM’ye taşındı

Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 3 Şubat’ta müvekkillerine disiplin cezası iddiasıyla verilen 3 aylık aile görüş yasağının 7 Haziran’da sona ermesiyle Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Avukatlar, yaptıkları başvuruda, disiplin cezası süresinin bittiğini, bundan kaynaklı da aile görüşleri için koyulan tüm engellerin kaldırılmasını ve varsa yeni disiplin cezalarının taraflarına iletilmesini talep etti. Avukatların başvurusuna bir gün sonra cevap veren İnfaz Hakimliği, disiplin cezalarının fiili olarak halen sürdüğünü öne sürerek, avukatların başvurusunu yine reddetti.

İnfaz Hakimliği’nin ret kararı üzerine avukatlar, bu kez 15 Haziran’da Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu.

Yapılan itiraza 23 Haziran’da cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklarla ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Mayıs’ta 3 aylık yeni bir disiplin cezası verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.

Avukat yasağı

Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar, 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek, görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan’da hakimliğin verdiği 6 aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

CPT belirsizliği

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

Abdullah Öcalan’dan haber alınamama durumu devam ederken Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), 20-29 Eylül tarihli Türkiye ziyaretine dair 3 Ekim’de yaptığı açıklamada, ziyaret ettiği kurumlar arasında İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nin de yer aldığını duyurmuştu. Ziyarete dair 4 Ekim’de CPT’nin İmralı Heyet Başkanı ve CPT 2. Başkan Yardımcısı Therese Rytter, yaptıkları İmralı ziyaretine ilişkin “Türkiye’deki tüm mahkumları ziyaret ettiğimizi söyleyebilirim ama bulgularımızı açıklayamam. Bunlar, raporun kamuoyuna açıklaması durumunda açıklanacak” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak Öcalan’ın müdafiliğini yürüten Asrın Hukuk Bürosu, 29 Kasım’da “CPT’nin Eylül 2022 tarihinde İmralı Adasına yaptığı ziyarette Sayın Öcalan’ın görüşmeye çıkmadığı duyumuna sahibiz” açıklaması yaptı.

Kaynak: MA

#Avukatları #Abdullah #Öcalan #ile #görüşme #başvurusu #yaptı

Şenyaşar ailesi: Ülkenin temel sorunu adaletsizlik

Adalet mücadelesini sürdüren Şenyaşar ailesi, sanal medya üzerinden “Ülkede gündem ekonomi olsa da temel sorun adaletsizliktir, liyakatsizliktir” paylaşımı yaptı

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın Urfa Adliyesi önünde 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti 666’ncı gününde. Aile, bugün de adliye önünde eylemini başlatırken, sanal medya hesabından da şu paylaşımda bulundu: “Ülkede gündem ekonomi olsa da temel sorun adaletsizliktir, liyakatsizliktir. Maaşlara yapılan her zam enflasyonu artırmaktan başka işe yaramayacak. Çözüm adalettir, demokrasinin, meclisin güçlendirilmesidir.”

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Ülkenin #temel #sorunu #adaletsizlik

Buldan: Geleceği direnenler belirler

İktidarın Kürt düşmanlığıyla, siyasi operasyonlarla, kumpas davalarıyla, darbe politikasıyla siyaseti ve geleceği şekillendirmeye çalıştığını belirten HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ancak direnenlerin geleceği belirleyeceğini söyledi

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmede bulundu. “Umut dolu yeni bir yılın heyecanı ve coşkusuyla sizleri saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum” diyen Buldan, “Zorlu olduğu kadar kıyasıya bir mücadeleyle geçen bir yılı daha geride bıraktık. 2022 yılı AKP-MHP ittifakının tüm ülkeyi topyekûn uçuruma sürüklediği bir yıl oldu. Savaş çığırtkanlığı tırmandırıldı, ekonomik kriz daha da ağırlaştırıldı, demokratik hak ve özgürlükler, farklı yaşam tarzı her gün saldırılarla karşı karşıya kaldı. Kadın kazanımları bir bir gasp edilmeye, demokratik siyaset sürekli olarak engellenmeye çalışıldı” dedi.

Umudu çoğalttık

Özelde HDP’ye, genelde tüm toplumsal muhalefete yönelik gözaltı ve tutuklamadan fiziki saldırıya, kumpas davalarından vekil düşürmeye varıncaya kadar sistematik bir darbe süreci işletildiğini vurgulayan Buldan, “İmralı’da Sayın Öcalan’a uygulanan tecrit derinleştirildi, çözüm ve diyalog kanalları kapatıldı. 2022 iktidar zihniyetinin, olanca gücüyle karanlığı, kötülüğü, hukuksuzluğu, ayrımcılığı ve eşitsizliği çoğaltmaya çalıştığı bir yıl oldu. Ancak, bunun karşısında bizlerin, demokrasi güçlerinin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin ise örgütlü mücadelesinin daha da büyüdüğü, demokrasi umutlarının dimdik ayakta tutulduğu bir yıl oldu. Karanlığa karşı bizler de aydınlığı çoğalttık. Umudu ve cesareti çoğalttık. İtirazlarımızı, dayanışmamızı çoğalttık. Mücadele ortaklığımızı, ittifaklarımızı çoğalttık. Türkiye’nin her yerinde adalet, özgürlük ve barış taleplerini haykırdık. Ülkenin her yerinde doğa talanından emek sömürüsüne, hak ve hukuk gaspından özgürlüklerin kısıtlanmasına ve demokratik siyasete yönelik engellemelere karşı her yeri mücadele alanına dönüştürdük, meydanı faşizme bırakmadık” diye ifade etti.

Direnenler kazandı

Emekçilerin ağır sömürüye karşı örgütlenme hakkını savunmaya devam ettiğinin altını çizen Buldan, “Gençler, öğrenciler bugünlerinin ve umutlarının karartılmasına karşı ortak itirazda buluştu. EYT’liler, grevdeki işçiler alınterlerine sahip çıkarak kazandı. Kazanmaya da devam edecek. Özellikle kadınlar açısından 2022, erkek düzene karşı büyük bir mücadeleye sahne oldu. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar hak, adalet ve özgürlük mücadelesinin en önünde yer aldı. Mücadeleden asla geri adım atmadı. Örgütlülükten asla vazgeçmedi! Kadınlar sokakları asla terk etmedi” diye belirti.

Korkmaya devam etsinler

Kadınlar sadece eşitlik ve adalet talep etmediğine dikkati çeken Buldan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ölüm saçan savaş politikalarına ve sömürü düzenine karşı da mücadele hattını ördü. Kadınların mücadelesi sınırları aştı! İran’dan dünyanın her yerine yankılanan kadınların ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganıyla birleşti. Danıştay, dün biliyorsunuz bir karar alarak, tek adamın sözleşmeden çekilme kararını hukuka uygun buldu. Hukuksuz kararın uygun bulunduğu bu hukuku, daha doğrusu hukuksuzluğu biz kadınlar iyi biliyoruz. Bu hukuk kadınların değil, erkek düzenin hukukudur. Bu nedenle bu karar kadınlar nezdinde yok hükmündedir.

Başarı yılı

İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz ve sözleşmenin yeniden uygulanması için mücadelemizden biran bile geri durmayacağız. İstanbul’u nasıl kazandıysak, İstanbul Sözleşmesi’ni de mutlaka geri kazanacağız. Biliyorsunuz. AKP’nin dört korkusu var. HDP, kadınlar, İstanbul ve Haziran. Korkmaya devam etsinler! Çünkü HDP geliyor, kadınlar geliyor, Haziran geliyor! İstanbul iradesine sahip çıkıyor! Bir kadın partisi olan HDP biliyor ki Türkiye’yi faşizme dayanan tek adam rejiminin karanlığından çıkaracak güç kadın gücüdür. Bu güce dayanıyoruz. Bu güce inanıyoruz! Bu muhteşem gücün taşıyıcısı kadınları selamlıyorum! 2023 yılı özgürlük ve başarı yılımız olsun! Ve olacak da.”

HDP dimdik durdu

HDP’nin faşizmin tüm kurumsallaşma çabaları karşısında tıpkı bir dalgakıran gibi dimdik durmayı başardığının altını çizen Buldan, “Bir adım bile geri atmadan sistemin tüm saldırılarına cesurca ve cüret dolu cevaplar üretti. Sokakta, meydanlarda, tarlalarda, fabrikalarda halkımızla birlikte yan yana omuz omuza mücadele ettik. Mecliste, her kanun teklifinde, her komisyon görüşmesinde, her genel kurul sürecinde kıran kırana iktidarı teşhir etmek ve bu ülkede barıştan demokrasiden yana olanların, emekçilerin, ezilenlerin haklarını korumak için gün be gün sözünü haykırdık. 8 Mart, Newroz ve 1 Mayıs meydanları, faşizme karşı halklarımızın en güçlü ortak cevabı oldu. Meydanların bu iradesini zafere dönüştüreceğimiz 2023’e de 8 Mart’ın, Newroz’un ve 1 Mayıs’ın ortak ruhuyla hazırlanıyoruz” diye ifade etti.

İttifak büyütüldü

HDP’nin 27 Eylül 2021’deki deklarasyonuyla oluşturduğu demokratik seçeneği, 2022’de çok daha güçlü bir siyasal tercih haline getirdiğini hatırlatan Buldan, “Tutum belgemiz, Türkiye demokrasi tarihi açısından halen önemini korumaya devam etmektedir. HDP, iktidarın tüm sıkıştırma politikasına karşın muhalefet alanını büyüttü ve toplumsallaştırdı. Barıştan, özgürlükten yana bir söz üretmeyi, bir yol inşa etmeyi başardı. Aday tartışmalarını kişilerden çok demokratik zemine çekmeyi ittifaklarını büyütmeyi ve genişletmeyi kendisine yol edindi”

Emek ve Özgürlük İttifakı

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın da bu aralıkta doğduğunu ifade eden Buldan sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kürt ittifakını genişletme çalışmaları bu aralıkta hız kazandı. HDP, bu ülkenin iki egemen kutup arasında sıkışan tüm kesimlerine umut olmayı başardı. Bu nedenledir ki, HDP, Türkiye’nin en güçlü değişim umudu olduğu için, her gün yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıyadır. HDP’nin bileşeni olan Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Sevgili Keskin Bayındır ve Diyarbakır İl Başkanı Hayrettin Altun gözaltına alınarak tutuklandı. Buradan Keskin ve Altun Başkana selamlarımızı iletiyorum.

İktidarın Kürt düşmanlığı

Tabi biz bu tutuklamaların amacını gayet iyi biliyoruz. Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığını ve geleceği belirleme gücünü kırma amaçlıdır. Bu saldırılar, aynı zamanda AKP-MHP ikilisinin seçim çalışmasıdır. Tarihten ders çıkartmayanlara bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bizi ve mücadelemizi asla durduramayacaksınız. Kürtlerin dâhil olmadığı bir denklemi bu ülkede asla hayata geçiremeyeceksiniz. HDP’nin temsil ettiği siyasi gelenek demokrasinin ve eşit birlikte yaşamın kurucu gücüdür. Bu iktidarın giderayak Kürt düşmanlığını daha da büyüterek, bunu küresel bir siyaset haline dönüştürmek için uğraştıklarını da biliyor ve görüyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun Kürtler bir siyasal irade olmasın diye çırpınıp duruyorlar.

Katliamı aydınlatın

En son Paris’te Ahmet Kaya Kültür Merkezi’ne yapılan saldırı da bu iklimin bir devamıdır. Tıpkı 9 Ocak Paris katliamı gibi. Yaşamını yitirenleri buradan bir kez daha saygıyla anıyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun, Kürtlerin iradesini teslim alamayacaksınız. Kürtlerin iradesini engelleyemeyeceksiniz. Asla tasfiye edemeyeceksiniz. Kürtlerin iradesi, Paris’te de, Ankara’da da, İstanbul’da da, Amed’te de, Rojava’da da birdir. Bunu artık kavrayın! Bir kez daha belirtiyoruz, bu katliamı bütün boyutlarıyla aydınlatmak, bağlantılarına açığa çıkartmak Fransız devletinin sorumluluğundadır. Biz de sonuna kadar takipçisi olacağız.

Geleceği direnenler belirler

Evet, Kürt düşmanlığıyla, siyasi operasyonlarla, kumpas davalarıyla, darbe politikasıyla siyaseti ve geleceği şekillendiremeyecekler. Bugünü de yarınları da şekillendirecek asıl güç bizlerin asla yılmadan sürdürdüğümüz demokratik siyaset mücadelesidir. Barış mücadelesidir. Direnenler, mücadele edenler, bedel ödeyenler tarihi belirler. Geleceği belirler. Kumpas ve kapatma davalarıyla, siyasi operasyonlarla HDP’yi engelleyerek, kendisine siyasi zafer çıkaracağını sanan iktidar bloku iyi bilsin ki, HDP’den size zafer çıkmaz.

Hazine yardımı için yapılan başvuru

HDP’den, HDP’nin zaferi çıkar, demokrasiyle ve barışla buluşmak isteyen milyonların, halklarımızın zaferi çıkar ve çıkacaktır da. Burada bir hususun altını çizmek istiyorum. Kamuoyuna da yansıdı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, HDP’ye yapılacak hazine yardımına tedbir konulması için AYM’ye başvurdu. Partimiz hakkındaki kapatma davası da aynı siyasi kampanyayla açılmıştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın hesapların bloke edilmesi başvurusu da aynı siyasi kampanyanın bir devamı olup, AYM’yi baskı altında tutmaya yönelik bir girişimidir. AYM’nin hukuki temeli olmayan bu başvuruyu değerlendirmeye almaması ve reddetmesi gerektiğini düşünüyoruz. Hukuk Komisyonumuz da bu konuya dair bugün AYM’ye gerekli başvuruda bulunacak ve bir basın toplantısıyla kamuoyunu bilgilendirecektir.

Ekonomideki karanlık tablo

AKP-MHP ittifakının konuşulmasını asla istemediği, hatta başka gündemlerle üzerini kapatmaya çalıştığı en önemli hakikatlerden biri, ekonomideki karanlık tablodur. Geçim savaşı veren milyonlar, her gün bu iktidarın hışmına uğramaktadır. 25 Aralık’ta asgari ücrete yüzde 54 zam yaptılar. Aradan altı gün geçmişken tarihin gördüğü en büyük yılbaşı zamları gelmeye başladı. 1 Ocak’la birlikte vergilere yüzde 122 zam getirildi. Asgari ücretliye sermaye ve devletin cebinden yüzde 54 zam yapılırken, vatandaşın cebinden toplayacakları vergiye ise yüzde 122 zam yaptılar. İşte AKP-MHP sömürü düzeninin gerçek yüzü budur. Bu iktidarın tek derdi kendi yandaşları ve rant düzenidir.

Bu iktidar ülkeye zarardır

Bu hileli, çarpık sistemde iki kesim ortaya çıkmıştır. Biri; Saray ve çevresindeki yandaşlar, ikincisi ise faiz ve savaş lobisi. Bunlar yüzde 1’i temsil etmektedir. Geriye kalan yüzde 99 ise açlık ve sefaletle karşı karşıyadır. Hal böyleyken AKP Genel Başkanı “Enflasyonun boynunu kırıyoruz” diyerek, her gün hayal satmaya çalışmaktadır. ENAG 2022 yılı enflasyonunu yüzde 137.55 olarak tespit etti. TÜİK ise çalarak, çırparak yüzde 64 olarak açıkladı. Asıl belini büktüğünüz, boynunu kırdığınız halktır, işçidir, emekçidir, emeklidir, üreticidir, esnaftır. AKP-MHP’nin iktidarda kaldığı her bir gün, her bir saat, borç artıyor, enflasyon artıyor, dış ticaret açığı artıyor. Hep söylüyorum. Bu iktidar bu ülkeye zarar ve ziyandır.

Büyük kazanacağız

EYT’liler mücadele ederek kazandı. Grevdeki Beka-ert işçileri kazandı. Kocaeli’nde hakları için grevde olan Karton-san işçileri yeni yıla grevle girdi. Onlar da kazanacak. Buradan grevdeki tüm işçileri ve direnişlerini selamlıyorum. Mücadele ederek büyüyeceğiz, büyüyerek, büyük kazanacağız. Krizden krize koşan iktidarın yarattığı sömürü düzeni karşısında mücadeleden mücadeleye, grevden greve koşan işçiler, emekçiler, geçinemedikleri için itirazlarını büyüten milyonlar kazanacaktır. Ortak direnişimiz ve mücadelemiz, büyüyen umudumuzun da, yükselen cesaretimizin de temel kaynağıdır.

Kaybettireceğiz

2023 hem mücadelemizin büyüyeceği hem de seçimlerde geleceği belirleyeceğimiz bir karar yılıdır. Karar verdik ve değiştireceğiz. Karar verdik, bu düzene kaybettireceğiz. Karar verdik, adaletli, onurlu, eşit bir yaşamı birlikte inşa edeceğiz. Evet, sayısız haksızlıklara, hukuksuzluklara, saldırılara rağmen biz hala buradayız ve burada olmaya da devam edeceğiz. Bizler kim miyiz? Bizler Türkiye halklarının bir arada yaşama iradesini savunanlarız. Bizler savaşı, ayrımcılığı, şiddeti, ötekileştirmeyi, karanlığı örgütleyenlere karşı; aydınlığa koşanlarız. Bizler her koşulda, herkes için hakka, hukuka, adalete inananlarız. Bizler Kürt sorununun demokratik yöntemlerle, müzakereyle çözülmesi için mücadele edenleriz. Bizler demokratik bir cumhuriyetin inşası için yola çıkanlarız. Bugün umudumuz da, enerjimiz de, direnme azmimiz de her zamankinden büyük.

En başta kadın mücadelesi olmak üzere, yaşanan hegemonya krizine karşı yeni yaşamı eşit, adil, özgür bir gelecek için hayata geçireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Bunun için en geniş demokrasi mücadelesi ortaklığında buluşalım diyorum. Bugünden başlayarak 2023’ü demokrasi yılı yapalım! Barış yılı yapalım!”

ANKARA

#Buldan #Geleceği #direnenler #belirler

Ressam Özgür Evran yaşamına son verdi

Amed’te resim öğretmenliği yapan ve aynı zamanda çizdiği karikatürlerle birçok kez Musa Anter ödülü alan Özgür Evran’ın yaşamına son verdiği öğrenildi

Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri Yarışmasında karikatür dalında 3 defa ödül alan ve bir müzik albümü bulunan resim öğretmeni Özgür Evran, dün akşam Amed’te yaşadığı evde yaşamına son verdiği ileri sürüldü. Evren, milli eğitime bağlı bir ortaokulda resim öğretmenliği yapıyordu.

Amed’in Sur ilçesinde 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren Hakan Arslan’ın kemikleri 7 yıl aradan sonra 29 Ağustos’ta babası Ali Rıza Arslan’a bir torba içerisinde teslim edilmesini “Atlaslı” başlığı ile resmeden Özgür Evran, Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri Yarışması’nda karikatür dalında birinciliğine layık görüldü.

Evran’ın taziyesi Seyrantepe TOKİ Yas Evi’nde kabul ediliyor.

Kaynak: MA

#Ressam #Özgür #Evran #yaşamına #son #verdi