Ana Sayfa Blog Sayfa 1115

Kamilet’e bir HES girişimi daha

Artvin’e bağlı Arhavi’de yıllarca Kavak Deresi üzerinde kurulan Kavak HES’e karşı mücadele yürütülen Kavak Deresi’ne bağlanan Şahinkaya, Agara, Balıklı, Çifteköprü ve Lome derelerinin tamamı enerji şirketlerinin göz diktiği sular

Göz dikilen derelerden biri olan Agara Deresi üzerine HES girişimi başlatıldı. Perko Yapı İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından Agara Deresi üzerinde 15.856 MW kurulu gücünde Çamlıca-1A Regülatörü ve Hidroelektrik Enerji Santrali (HES) kurulması planlanıyor.

Sular boruya hapsedilecek

Proje kapsamında Agara Deresi üzerinde 458,50 metre talveg kotu, 463,50 metre kret kotu, 463,50 metre normal su kotu ve 467 metre maksimum su kotunda tesis edilecek olan dolu gövde tipinde Çamlıca-1A Regülatörü ile alınacak sular, 252 metre kuyruk suyu kotunda Çamlıca-1A HES’te enerji üretilecek. Agara Deresi’nin buluştuğu Kavak Deresi üzerinde kurulan Kavak HES’e karşı yürütülen mücadeleye karşı HES faaliyete geçmişti.

AKP’liler HES’i onayladı

Kamilet Vaidisi’nde Çifteköprü ve Kapisre derelerinin suları Kavak HES için 5 kilometre boyunca tünel ve borularla ilçenin Cumhuriyet Mahallesi’nde santrale taşındı. Projeye CHP’li Belediye meclis üyelerinin karşı çıkmasına rağmen AKP’li üyelerinin oy çokluğu ile daha önce tarım alanı olan Cumhuriyet Mahallesi’nin bir bölümü konut dışı kentsel çalışma alanı ilan edilerek HES projesine onay verildi. Bölge halkı bunun üzerine HES projesinin iptali istemiyle Rize İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Kamilete #bir #HES #girişimi #daha

Zilan’da bulunan kemikler: Yüzlerce kemik ulus orta savcılığı bekliyor

Binlerce kişinin katledildiği Zilan Vadisi’ndeki çayın üzerine inşa edilen baraj sularının çekilmesiyle insan kemikleri ortaya çıktı. Av. Jiyan Özkaplan, kemiklerin hala orta yerde durduğunu, savcılığım inceleme başlatmadığını belirtti

Wan’ın Erciş ilçesinde bulunan ve 13 Temmuz 1930’da binlerce Kürdün toplu bir şekilde katledildiği Geliyê Zîlan’da (Zilan Vadisi), bulunan çayın üzerinde inşa edilen Koçköprü Barajı’nda su seviyesi düşürülmesi üzerine 12 Aralık 2022’de çok sayıda insan kemiği ortaya çıktı.

Wan Barosu İnsan Hakları Merkezi öncülüğünde İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan Şubeleri ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Wan Temsilciliği ve Wan Tarihi Eserleri Koruma Araştırma Geliştirme Derneği (Çev-Der), 22 Aralık’ta bölgeye giderek incelemelerde bulundu.

Yapılan inceleme ve bulgular sonucunda avukatlar, kıyıya vuran kemiklerin toplatılması ve incelemesi için Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu.

‘Yüzlerce kemik vardı’

İHD Wan Şube Yöneticisi Avukat Jiyan Özkaplan, “Zilan Deresi etrafında yüzlerce köy ve Koçköprü Barajı var. Kemikler bu alanda ortaya çıktı. 6 kişilik heyet olarak kemiklerin bulunduğu alana gittik. Baraj suyunun kuruduğu yere doğru adım atar atmaz kemiklerle karşılaştık. Hem yüzeyde hem de toprağı açtığımızda kemikler görüldü. Çok fazlaydı. Yüzlerce, belki daha fazlaydı çünkü daha ileriye gidemedik. Birkaç fotoğraf aldık, video çekip incelemelerde bulunduk” diye belirtti.

‘Kemikler hala ulu orta duruyor’

Ortaya çıkan kemiklerin insanlara ait olduğunu belirten Özkaplan, “Bulduğumuz kemikler, kafatası, insana ait çene, omurga ve uyruk kemikleriydi. Kemikleri kayıt altına aldıktan sonra Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbar dilekçesi sunduk. Savcılıkla bir görüşmede gerçekleştirdik. Görüşmede durumu anlatarak, çektiğimiz fotoğrafları gösterdik, kemiklerin koruma altına alınmasını gerektiğini ifade ettik. Çünkü kemiklerin kimlere ait olduğu bilmiyoruz. Savcılığa 22 Aralık 2022 tarihinde müracaatta bulunduk ancak henüz bir bilgi alamadık. Kemikler de halen ulu orta yerde duruyor. Normalde ihbarda bulunmadan savcılık bizzat resen soruşturma açmalıydı. Ancak savcılık yerine bizler harekete geçiriyoruz. İki hafta geçmesine rağmen henüz hiçbir karar, soruşturma veya bölgeyi korumaya alan tedbir alınmış değil” dedi.

‘Zilan Katliamı’nda yaşamını yitirenler olabilir’

İlgili savcılığın bir an önce kemikleri toplatma kararı verip, incelenmesi gerektiğine dikkat çeken Özkaplan, şöyle dedi: “Kemiklerin kimlere ait oldukları ivedilikle soruşturulması gerekiyor. Erdîş ve bölgede daha fazla kemik olma ihtimali yüksek. Bu da toplu mezar demektir. Bu kemikler Zilan Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin kemikleri olabilme ihtimali de var.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Wan Milletvekilli ve Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, kemikleri Meclis gündemine taşıdı. Verilen Meclis Araştırma önergesinde, bölgede yaşanana Zilan Katliamı hatırlatılarak, gün yüzüne çıkan kemiklerin incelenmesini istedi.

Kaynak: MA

#Zilanda #bulunan #kemikler #Yüzlerce #kemik #ulus #orta #savcılığı #bekliyor

Bahçeli erken seçime ‘yeşil ışık’ yaktı, Ateş’in adını ağzına almadı

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, erken seçim tartışmaları ile ilgili ‘biz varız’ açıklaması yaparken konuşmasında silahlı saldırıda öldürülen eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in adını ağzına almadı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Seçim tarihi tartışmalarıyla ilgili konuşan Bahçeli, “İster zamanında yapılsın ister öne alınsın, biz ikisine de varız” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıldönümünde aziz milletimizin seçimiyle hem 13’üncü Cumhurbaşkanı’nı hem de 28’nci dönem milletvekilleri belirlenecektir” diyen Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimleri ister zamanında ister erkene alınsın biz iki seçeneğe hazırız. Seçim kararının alınabilmesi için ya 360 vekilin oyu ya da Cumhurbaşkanımızın Türkiye’yi seçime götürmesi lazımdır. İki yol da hukukidir. Altılı Masayı oluşturan partilerin 6 Nisan’dan önceki seçime sıcak bakıp, sonrası için ipe un semesi demokratik değildir. Muhalefetin karmaşa içinde olduğundan dolayı iradesizliği saklanamaz durumdadır.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da “Sayın Kılıçdaroğlu, adaysan çık açıkla, değilsen adayınız kim ondan bahset” sözleri ile seslendi.

Bahçeli, Sinan Ateş’in adını anmadı

Bahçeli, konuşmasında eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayetine ilişkin olarak açıklama yapmadı.

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in 30 Aralık’ta Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonrası öldürülmesi üzerine MHP’den hiçbir açıklama gelmemesi dikkat çekerken, Bahçeli de Ateş’in ismini konuşmasında ağzına almadı.

Ateş’in öldürülmesiyle ilgili iktidar kanadından ilk açıklama, cinayetten 3 gün sonra AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten gelmişti. Çelik, “Bir ölüm üzerinden siyaset yapmaya kalkanlar var, bunların tutumu ahlaki değil. Sonuç olarak Emniyet güçleri, Türk yargısı bu konunun bütün boyutlarını açığa çıkaracaktır. Bu tip meseleler örtbas edilecekmiş gibisinden imalar, yurt dışında örgüt bağlantılı bazı kişilerin Cumhur İttifakı’nı adres göstererek yorum yapması ve bunu yaymaya çalışması, bütün bunları tespit ettik. Bunların hepsi tamamen başka amaçlara matuf olarak gündeme getirilen şeylerdir. Emniyet teşkilatı işinin başındadır, adliye işinin başındadır. Olay bütün yönleriyle aydınlatılacaktır” diye konuşmuştu.

MHP’den cinayetle ilgili herhangi bir açıklama gelmezken Mersin Ülkü Ocakları tarafından yapılan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye işaret edilen açıklamada, “Ülkücü hareket liderinin emrindedir ve lider neyi nasıl işaret ediyor, neyin nasıl olmasını istiyorsa öyle olacaktır” denildi. Ülkü Ocakları Mersin İl Başkanı Yavuz Akgül’ün imzasıyla paylaşılan açıklamada, “Lider – Teşkilat – Doktrin bu üçlüyü idrak edemeyen, sadık kalamayan bir zahmet ben Ülkücüyüm demesin” ifadeleri kullanılmıştı.

Ne olmuştu?

2020 yılında Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevinden ayrılan ve Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde akademisyen olarak görev yapan Sinan Ateş, 30 Aralık’ta, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bir apartmandan çıktığı sırada, motosikletli kişinin silahlı saldırısı sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

MHP, cinayete ilişkin sessizliğiyle dikkat çekerken suikasta ilişkin 5 kişi gözaltına alınmıştı.

ANKARA

#Bahçeli #erken #seçime #yeşil #ışık #yaktı #Ateşin #adını #ağzına #almadı

Amed’deki polis işkencesi hakkında suç duyurusunda bulunulacak

İHD Amed Şubesi, özel hareket polislerinin sokakta Emre Elaltunterin’e işkence yapmasına  ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacağını söyledi

Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Kaynartepe Mahallesi’nde 14 Aralık’ta özel harekat polisleri tarafından GBT için durdurulan Emre Elaltunterin adlı yurttaş, namaza geç kaldığını söylemesi üzerine darp edilmişti. Olayın ardından gözaltına alınan Elaltunterin, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Elaltunterin, 1 günlük tutukluluğunun ardından serbest bırakıldı.

İHD Amed Şubesi’nin paylaşımı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, Elaltunteri’nin yaşadığı işkence vakasına ilişkin kolluk görevlileri hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağını sanal medya hesapları üzerinden paylaştı.

İHD Amed Şubesi, olaya ilişkin sanal medya üzerinden şu paylaşımı yaptı:  “Yaygın ve sistematik bir hal alan işkence ve polis şiddeti vakalarının sebebi; baskıya dayalı uygulamalar ve yargıdaki cezasızlık politikasıdır. Şubemiz tarafından, işkence vakasına ilişkin kolluk görevlileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacaktır.”

AMED

#Ameddeki #polis #işkencesi #hakkında #suç #duyurusunda #bulunulacak

Tesis kurulursa göç etmek zorunda kalacaklar: Vazgeçilsin!

Sütlüce köyü yakınlarında 18 hektarlık alana yapımı planlanan, ‘Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin yaşamlarını alt üst edeceğini belirten köylüler, Dersim Belediyesi’nin bir an önce projeden vazgeçmesini istedi

Dersim Belediyesi ile 7 ilçe belediyesinin ortaklığı ve Avrupa Birliği’nin (AB) fon desteğiyle Sütlüce köyü yakınlarında 18 hektarlık “Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi”nin yapımı planlanıyor. Köylüler, yaşamalarını alt üst edecek tesise karşı uzun süredir mücadele veriyor. Geçen aylarda konuya dair belediye meclis toplantısına katılan köylüler, projenin iptal edilmesini talep etti ancak talepleri oy çokluğuyla reddedildi.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Zerrin Sargut‘un konuştuğu köy halkı, tesisin yaşamlarına etkisini, belediyenin köy halkına tutumunu ve tesisin getireceği ekolojik tahribatı anlattı.

Sadece köy değil şehir etkilenecek

Dersim Belediyesi’nin 3 yıldır projeyle alakalı kendilerini muhatap almadığını söyleyen köy halkından Hatice Kaplan, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ile projenin yer değişikliği için görüştüklerini ancak olumlu sonuç alınmadığını söyledi. Tesisin kurulması haline yaşanacak ekolojik tahribata değinen Kaplan, projenin yerleşim yerine ve içme sularının bulunduğu yere çok yakın olduğunu kaydetti. Ayrıca projenin yapılacağı alanda 55 bin ağacın olduğunu paylaşan Kaplan, projenin sadece köy özelinde değil, diğer yerleri de etkileyeceğinin altını çizdi.

Belediye, halka kulağını kapattı

Konun çözümü için köy halkının mücadele ettiğini belirten Kaplan, devamında şunları paylaştı: “Köylüler bu durumu meclise de taşıdı, ancak olumsuz dönüşler oldu. Dersim Belediyesi projeden gelecek olan paraya bakıyor. Belediye, halka kulağını kapatmış durumda. ‘Belediyeyi halkla birlikte yöneteceğiz’ anlayışıyla koltuğa geldiler ama halk hiçbir şekilde muhatap alınmadı. Köylüler, projenin yapılacağı alanın değiştirilmesini bekliyor. Proje, yaşam alanlarına uzak bir bölgede yapılmalı.”

14 senedir mücadele ediyor

Projenin yapılmasına karşı olan ve bunun için 2009 yılından bu yana mücadele eden Hıdır Kullu, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Yıllardır bu projeye karşı çıktık, sonrasında kayyım geldi. Kayyım, masa başında birçok şey yaptı. Uzun süredir Dersim Belediyesi’nin önüne geliyoruz. Belediye Başkanı, bir gün olsun köylüleri ciddiye almıyor. Belediye Başkanı’na, projenin yerinin değiştirilmesi gerektiğini söyledik. Bunun için şehirde yapılması için öneriler sunduk.”

55 bin ağaç kesilecek

“Batıda bir ağaç kesildiği zaman, kıyamet kopuyor, projenin yapıldığı alanda da 55 bin tane ağaç kesilecek” diyen Kullu, projeye karşı sessiz kalanlara ve Belediye Başkanı’nın duyarsızlığına tepki gösterdi. Devletin değil halkın doğayı koruduğunu belirten Kullu, “Doğamızı koruyacağız, sahip çıkacağız. Doğa yok olursa biz de gideriz. Projenin yapılmaması için verdiğimiz mücadele, en demokratik hakkımızdır” dedi.

Tahribatı yaratan belediye, provokatör olan köy halkı

Demokratik haklarını kullandıkları için belediye tarafından “provokatör” olarak suçlandıklarını ifade eden Kullu, “Kendi doğamızı koruduğumuz için provokatör mü oluyoruz? Hayır, demokratik haklarımızı savunuyoruz.  Son olarak Maçoğlu’na diyoruz ki, projenin yeri değişsin. İlerleyen günlerde, tesisten sızan sular dereyi, çayı ve doğayı hepsini mahvedecek” diye uyarıda bulundu.

İşin ucunda rant var!

Projenin tamamlanması halinde tesisten sızan “zehirli gazların” şehir merkezine çökeceğini savunan Ali Ekber Aslan ise, projeden dolayı toprağa hiçbir şeyin ekilip, üretilmediğini söyledi. Para uğruna doğanın katledileceğini belirten Aslan, son olarak tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Ormanlarımızın, yaşam alanlarımızın, inanç alanlarımızın yok edilmesine karşıyız. Çöp projesi tepeden tırnağa yanlıştır. Proje, topluma yer altı kaynaklarına zarar veriyor. Başka bir alanın tercih edilmemesindeki temel sebep ise, projeden rant sağlamaktır. Para, doğayı kurtarmaz. Dersim halkı bu projeyi istemiyor.”

DERSIM

#Tesis #kurulursa #göç #etmek #zorunda #kalacaklar #Vazgeçilsin

HDP’li vekillerin tecrit eylemi 9’uncu gününde

HDP’nin PKK Lideri Abdullah ÖCalan’a yönelik tecrite karşı başlattığı nöbet eylemi 9’uncu gününe girdi. Eylemde konuşan Taşçıer, ‘Eğer Sayın Öcalan’a imkan tanınırsa Ortadoğu’daki savaş biter’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle başlattığı Adalet Nöbeti, 9’uncu gününde devam etti.

Meclis Dikmen Kapısı’nda bir araya gelen HDP milletvekilleri Tülay Hatimoğulları, İmam Taşçıer, Abdullah Koç, Erdal Aydemir, Ayşe Sürücü, Hüseyin Kaçmaz, Şevin Coşkun ve Nusrettin Maçin’in Adalet Bakanlığı’na doğru yapmak istediği yürüyüş polislerce engellendi.

Engelleme üzerine burada yapılan açıklamada konuşan HDP Amed Milletvekili İmam Taşçıer, “Şu anda basın açıklaması yapmak isteyen vekiller üzerinde de tecrit var. Tecrit artık Türkiye’de kılcal damarlara kadar işleyen bir hukuksuzluk anlamında ‘hukuk’ haline geldi” dedi.

‘Masayı devirenler tecridi uygulayanlardır’

Abdullah Öcalan’dan 21 aydır haber alınamadığını dile getiren Taşçıer, İmralı’da haber alınamama halini “tecridin de ötesinde bir durum” olarak değerlendirdi. Taşçıer, Abdullah Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile Kürt halkının endişeli olduğunu belirterek, “21 ay önce yapılan bir telefon görüşmesinden bu yana herhangi bir bilgimiz yok. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin iktidarına şunu diyoruz; Kendi yaptığınız yasalara uyun! Bu yasalar ki çoğu 12 Eylül faşist cuntasından kalma yasalar olmasına rağmen istediğiniz yasayı değiştiriyorsunuz, değiştiremediğiniz yasaları uyma ihtiyacı dahi hissetmiyorsunuz. Aslında bu tek adamlığın bir uygulamasıdır. Yani bir kişinin iki dudağı arasındadır. 2013-2015 yılları arasında Sayın Öcalan ile İmralı’da masa kuruldu, masayı kuran kim, yine bu iktidar. Taki 2015’in başlarına kadar. Sonra yine masayı deviren bu iktidar, bugün ise tecridi uygulayan yine bu iktidar. Bu iktidardan kastımız şu. Tek adam yönetiminin adaletsizliği ve hukuksuzluğudur. Görünen de uygulanan da budur” şeklinde konuştu.

‘Halklar savaştan zarar görüyor’

Ülkedeki hukuksuzluk ve adaletsizliğin temelinde Kürt sorunu olduğunu ifade eden Taşçıer, “Eğer Sayın Öcalan’a imkan tanınırsa, Ortadoğu’daki savaş biter, Suriye ile savaşılmaz. Artık, Güney Kurdistan topraklarına girilmez. Yunanistan ile savaş eşiğine gelinmez. Çünkü bu savaş hem ekonomik hem siyasi olarak Türkiye’yi çıkmaza sokuyor. ‘Bir merminin fiyatı’ geçen gün AKP vekiller tarafından Genel Kurul’da açıkladı, F-16 füzesinin bir tanesi 1,2 milyon dolar. Tankların attığı merminin tanesi 5 bin dolar. Düşünün milyon dolarlar savaşa harcanıyor. Bu savaşta Kürtler, bu savaşta Türkler, bu savaşta Türkiye’de yaşayan bütün halklar zarar görüyor” dedi.

Anayasa değişikliği tartışmalarına değinen Taşçıer, “Anayasa yamalı bohçaya dönüşmüş, tam 19 kez değişmiş. Anayasa’yı tümden değiştirmiyorlar. Nedeni şu; Kürtlerle ilgili maddeleri ne yapacaklar? Onu nasıl değiştirecekler? Değiştirmezlerse, Anayasa’yı değiştirmenin hiçbir anlamı kalmıyor. Değiştirmek ise iktidarın hesabına gelmiyor. Yine demokrasinin anahtarı İmralı’da Sayın Öcalan’dadır. Öcalan’ın üzerindeki tecrit kalktığında, görüşmeler yapıldığında, tekrar masa kurulduğunda, inanın Türkiye’de demokrasi olur, Kürtler de kendi topraklarında özgür yaşar” diye belirtti.

Kaynak: MA

#HDPli #vekillerin #tecrit #eylemi #9uncu #gününde

Zelenskiy: Önümüzdeki haftalarda geceler oldukça hareketli geçebilir

Rusya, Ukrayna’nın düzenlediği bir saldırıda 63 askerinin öldüğünü açıklamıştı. Bir saldırıda bu kadar çok askerin ölümü Rusya’da tartışmalara yol açarken Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, ‘Önümüzdeki haftalarda geceler oldukça hareketli geçebilir’ dedi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rus ordusunun ülkesine yönelik saldırılarının artabileceğini belirterek, ‘Önümüzdeki haftalarda geceler oldukça hareketli geçebilir’ dedi.

Zelenskiy, gece saatlerinde Telegram hesabından yaptığı görüntülü paylaşımda, Rus kuvvetlerinin Ukrayna’ya füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılarını sürdürdüğünü belirtti.

Sadece son iki gün içinde Rus güçlerin fırlattığı 80’den fazla İHA’nın havada imha edildiğini kaydeden Zelenskiy, “Yakın gelecekte bu sayı artabilir. Dolayısıyla önümüzdeki haftalarda geceler oldukça hareketli geçebilir. Rusya’nın, uzun vadeli bir Şahid (Şahid İHA’sı) saldırısı planladığına dair bilgimiz var” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, “Şimdi, hava sahasını korumaya dahil olan herkesin ekstra dikkatli olması gereken bir zamandır” diye ekledi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen ile telefon görüşmesi yaptığını aktaran Zelenskiy, şubat ayında düzenlenmesi planlanan AB-Ukrayna Ortak Zirvesi ile detaylar hakkında konuştuklarını kaydetti.

Leyen ile konuşmasında ayrıca AB’nin Ukrayna’ya sağlayacağı finansal destek konusunu da ele aldıklarını dile getiren Zelenskiy, “Geçen yıl verilen karara göre, makro finans desteğinin ilk bölümünü ocak ayında bekliyoruz. Bu, Rusya’nın saldırganlık için yeni güçler toplamaya çalıştığı bu dönemde son derece önemlidir” dedi.

Rus askerlerin ölümü tartışmalara yol açtı

Öte yandan bir saldırıda onlarca Rus askerinin ölümü yeni tartışmalara yol açtı. Rusya, Ukrayna’nın düzenlediği bir saldırıda 63 askerinin öldüğünü açıklamıştı. Ukraynalı yetkililer 400 ölüden bahsediyor. Saldırı ardından Rusya’da iç tartışmaların başladığı belirtiliyor.

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, Donetsk bölgesinde yer alan Makiyivka kentinde yılbaşı gecesi Rus askerlerine yönelik saldırı gerçekleştirdiklerini doğruladı.

Asker ölümlerini nadiren açıklayan Rusya Savunma Bakanlığı “dört füze” ile gerçekleşen bu saldırıda 63 Rus askerin öldüğünü bildirdi.

Savunma Bakanlığı’na göre füzeler, ABD’nin Ukrayna’ya verdiği HIMARS sisteminden fırlatıldı. Füzelerin hedefinin ise geçici konuşlandırma merkezi olduğu ifade edildi.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Stratejik İletişim Departmanı, 400’e yakın Rus askerinin bu saldırıda öldüğünü iddia etti.

Bu sayıya ilişkin bir doğrulama Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelmedi. Ancak Genelkurmay, insani kayıpların tespit edilmeye çalışıldığını duyurdu.

Rus askerlerinin ölümü ardından Rus askeri komutasında tartışmaların başladığı yönünde bilgiler var. Özellikle Donetsk bölgesi isyancılarının eski sorumlusu Igor Strelkov’un koruma altında olmayan sözkonusu binaya cephane yerleştirdiği yönünde eleştiriler var.

Rus savaş muhabirleri de Makiyivka’daki binaya saldırıda yüzlerce ölü olduğunu bildirirken, üst düzey askeri komutanların geçmişteki hatalardan hiçbir ders almadığı eleştirilerinde bulundu.

Moskova kenti yasama meclisi başkan yardımcısı Andrey Medvedev, “Savaşın başlangıcından on ay sonra düşmanı hiçbir şey görmeyen bir aptal olarak değerlendirmek tehlikeli ve suçtur” dedi.

DIŞ HABERLER

#Zelenskiy #Önümüzdeki #haftalarda #geceler #oldukça #hareketli #geçebilir

Uzun: Avrupa sessizliği ile suça orta oluyor

OPCW’nin Federe Kürdistan Bölgesi’nde kullanılan kimyasala ilişkin iki yüzlü bir politika yürüttüğünü ifade eden KNK Dış İlişkiler Komisyonu Sözcüsü Adem Uzun, Avrupa’daki diğer kurumların da sessizlikleri ile bu suça ortak olduklarını söyledi

Türkiye’nin 17 Nisan 2022’den beri Federe Kürdistan Bölgesi’nin Zap, Metina ve Avaşîn alanlarına yönelik başlattığı saldırılarda birçok kez kimyasal silah kullanıldı. Kimyasal silah kullanımı sonucu HPG’liler yaşamını yitirirken, bölgede siviller ve doğa da bu saldırılardan etkilendi. KNK Dış İlişkiler Komisyonu Sözcüsü Adem Uzun, kimyasal silah saldırılarına karşı Avrupa devletlerinin tutumu, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride yaklaşım gibi konulara ilişkin Yeni Özgür Politika Gazetesi’ne konuştu.

OPCW Türkiye cesaret veriyor

Türkiye’nin Federe Kürdistan’da kullandığı kimyasal silahlara dikkati çeken Uzun, “Türk devleti uluslararası konsept temelinde bunları yapıyor. Türkiye uluslararası anlaşmalara taraftır. Türkiye bu kurumların hepsini kullanıyor ve uluslararası konseptle Kürtlerin üzerine saldırıyor. Özellikle kimyasalların kullanılmasına ilişkin belgeler, kanıtlar, videolar olmasına ve kamuoyu oluşturulmasına rağmen devletler bir türlü harekete geçmedi. Her devletle, dost milletvekilleri aracılığıyla devletlere bağlı parlamentolarla, devletlerin dış ilişkileri ile, birleşmiş milletlerin içinde olduğu tüm uluslararası kurumları bilgilendirdik. İstisnasız görüştüğümüz tüm devletler biz de böyle suçlamalar duyduk. Kimyasalın kullanılmasına karşıyız ama bu konuda yetkili Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’dür (OPCW) diyorlar. OPCW’ye soruyoruz. OPCW’de, ‘Bizim prosedürlerimiz var, devlet olmadığınız için devreye giremiyoruz’ diyor, topu devletlere atıyor. Sorumluluk da kaçma gibi bir durum yaşanıyor. Bu durum Türk devletinin vahşeti uygulayabilmesi için zaman kazandırıyor, destek oluyor ve cesaret veriyor” diye belirtti.

KDP kimyasalın ortağı

Uzun, burada devletlerin sadece engel olmadığını ifade ederek, “Aynı zamanda KDP’nin kendisidir. Giden heyetleri bölgeye bırakmıyor. Kanıtları toplamasını engelliyor. Bu da Türk devleti ile iş birliğini ve ortak çalışmasının açık bir kanıtıdır. KDP bırakmış olsaydı, heyetler gidip daha somut belgeler getirebilirdi. Hatta KDP isteseydi baskı sonucu Irak Hükümeti’ni devreye koyabilirdi. Irak hükümeti bu konuyu araştıracağız deyince KDP bunları oyaladı, engelledi, açık bir ihanet içerisinde yer aldı” ifadelerini kullandı.

İki yüzlü politika

Uzun, OPCW ve devletlerin kimyasal silah kullanımına ilişkin duyumlarının olmasına rağmen sorumluluktan kaçtıklarını ifade ederek, şunları söyledi: “Hukuksal prosedürlerini gerekçe gösteriyorlar. Yani bize üye iseniz ve parasal yardımda bulunuyorsanız sizi koruyabiliriz. Bize üye değilseniz size karşı kimyasalların kullanması müstahaktır. Bir anlamda, ‘Türkiye devleti benim üyemdir, bana fon veriyor, bundan dolayı kanunlarımı çiğneyebiliyor, uluslararası kanunları hiçe sayabilir, kimyasal silah kullanabilir’ diyorlar. Bu yönlü hem kendi kanunlarını ihlal ediyorlar. Hem de topluma karşı iki yüzlü bir politika üretiyorlar. Hukuksal anlamda, uluslararası normda, siyasal anlamda baktığımızda OPCW ve diğer Avrupa kurumları suça ortak konumundadırlar. Bu kadar delil ve kanıtın ortada olmasına rağmen hareket etmemelerini bu suçun ortağı olarak görüyoruz” diye kaydetti.

OPCW teşhir oldu

Kimyasal silah kullanımına karşı Birleşmiş Milletler’in (BM) mekanizmalarıyla ilişki içerisinde olduklarını aktaran Uzun, “Ancak onlarda üç maymunları oynamaktadırlar. Devletler çıkarları gerektirdiğinde ya da kendisine düşman gördüğü grup ve devletler kimyasal silah kullandıklarında hemen füzeleri fırlatıyorlar. Ancak Türk devletinin yüzlerce kez Kürtlere karşı kimyasal silah kullanmasına sesini çıkarmıyorlar. Burada önemli olan sivil toplumun, halkın ve kamuoyunun vicdanıdır. Biz bu konuda toplumun, kamuoyunun ve halkın vicdanımı kazandığımızı, gündem yarattığımızı söyleyebiliriz. OPCW ve devletleri bu konuda teşhir ettiğimizi söyleyebiliriz” şeklinde belirtti.

Suç ortaya çıkacak

Uzun, devletlerin Türkiye’nin kullandığı kimyasal silahların kimler ve hangi firmalar tarafından verildiğinin açığa çıkmasından korktuklarını dile getirerek, “Buradaki suç ortaklıklarını gizlemek için böyle bir önlem alıyorlar. Nitekim Halepçe’de hangi devletlerin ve hangi firmaların kimyasal gaz verdiği ortaya çıktı. İleriki süreçte de Türkiye’nin kullandığı silahlarının kimler tarafından verildiği ortaya çıkacaktır” diye kaydetti.

Üç maymunu oynuyorlar

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride de işaret eden Uzun, şunları söyledi: “Tecride ilişkin gerek avukatlar ve gerekse diplomatik alanda, Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) nezdinde, Avrupa Konseyi’nde, Avrupa Parlamentosu’nda (AP), belediyelerde ve sivil toplum kurumlarında çalışmalar yürütüyoruz. Ancak İmralı sistemi de uluslararası konsept çerçevesinde olduğu için üç maymunu burada da oynuyorlar. Kamu nezdinde diplomatik çalışmaları ve hukuksal alanda tecridi teşhir etme noktasında çalışmalar yürütüyoruz. Avrupa, Kurdistan, Afrika ve Orta Doğu’da 2000’i aşkın avukat ‘Abdullah Öcalan ile görüşüp avukatlığını yapmak istiyoruz’ diyerek Türk Adalet Bakanı’na başvuruda bulundular. Bu avukatlar şu anda CPT ve ülke parlamentoları azından çalışmalar yürütüyorlar. Maalesef şu ana kadar tecridi kıramadık. Sonuç alma noktasında eksik kaldığımızı ve önümüzde temel bir hedef olarak durduğunu belirtmek istiyorum.”

DIŞ HABERLER

#Uzun #Avrupa #sessizliği #ile #suça #orta #oluyor

Kobanê filmi Süleymaniye’de gösterime giriyor

Kobanê’de IŞİD’e karşı verilen 134 günlük direnişin anlattıldığı “Kobanê” filmi, Avrupa’nın çeşitli kentlerinin ardından şimdi de Süleymaniye’deki Salim Sineması’nda gösterilecek

Kobanê’de IŞİD’e karşı verilen 134 günlük direnişin anlattıldığı ‘Kobanê” filmi 5 Ocak tarıhinde Federe Kürdistan’da bulunan Süleymaniye’deki Salim sinemasında gösterilecek. Rojava Film Komünü’nün yapımcılığını üstlendiği Kobanê filminin senaryosunu Medya Doz ve Özlem Yaşar birlikte kaleme aldı. Doz ve Yaşar, senaryo için yüzlerce tanık ve savaşçıyla görüşerek gerçek kahramanları baz aldı. Film, direnişin yaşandığı Kobanê kentinde, Tebqa ve direnişin geçtiği mekanlarda çekildi.

Ne anlatıyor?

Film, 2014-2015 yılları arasında IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırısında halkın direnişini konu alıyor. Filmin yönetmenliğini yapan Özlem Yaşar, filmin Medya Doz’un romanından ilham aldığını belirtti. 2 saat 30 dakika uzunluğundaki film, Kobanê’nin farklı yerlerinde çekildi. Film ilk olarak Kobanê’deki Baqî Xido Kültür ve Sanat Merkezi’nde 7 gün boyunca gösterildi.

Daha önce Reqa, Tebqa, Qamişlo, Rimêlan ve Hesekê’de de gösterilmişti. Ardından da Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Roza Lüksemburg Salonu’nda, Dresden, Kiel, Köln, Mannheim, Essen, Saarbrucken, Bochum ve Leverkusen kentleri ile Fransa’nın Marsilya kentinde de gösterime girmişti.

KÜLTÜR SERVİSİ

#Kobanê #filmi #Süleymaniyede #gösterime #giriyor

Emek ve Özgürlük İttifakı aday profilini belirlemek için buluşuyor

Emek ve Özgürlük İttifakı, seçim stratejisi ve Cumhurbaşkanı adayının profilini belirlemek üzere 5 Ocak’ta İstanbul’da bir araya geliyor

Üçüncü Yol stratejisiyle Türkiye siyasetine yeni bir soluk açan Emek ve Özgürlük İttifakı, “Yol Haritası”nı açıkladığı 24 Eylül 2022 tarihli buluşmanın ardından, 5 Ocak’ta önemli gündemlerle toplanıyor. İttifak içerisinde yer alan partilerin genel başkanları ve kurullarının katılacağı toplantının gündeminde, seçimler, ittifakın genişlemesi ve 15 Ocak’ta gerçekleştirilecek büyük miting yer alıyor.

Yeni yılda gerçekleştirilecek ilk toplantıda gündeminde seçim olan Emek ve Özgürlük İttifakı, hem seçim stratejini hem de yeni dönem mücadele hattını belirleyecek. Bir süredir tartışılan ve merakla beklenen Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayına dair öneriler de masada olacak. İttifak, Cumhur ve Millet ittifakına karşı pozisyon belirleyecek, yine bu toplantıda aday profilini netleştirecek.

Toplumsal dinamiklere öncülük edecek olan Emek ve Özgürlük İttifakı, bir süredir sürdürdüğü ittifakın genişlemesi çalışmalarını da yeniden ele alacak. Toplantıda, bu kapsamda yapılan görüşmeler, gerçekleştirilen halk buluşmaları ve toplantılarının sonuçları masaya yatırılacak, ittifakın genişletilmesine dair görüş ve öneriler alınacak. İttifakın seçimlere giderken siyasi partiler, sivil toplum örgütlerinin de yer almasıyla genişlemeye dair karar alması bekleniyor.

Uzun bir süredir halk toplantıları ve buluşmalarıyla 15 Ocak’ta gerçekleştirilecek ‘Büyük İstanbul Mitingi’ne hazırlanan Emek ve Özgürlük İttifakı, yeni dönemin mesajını da burada verecek.

Kaynak: MA

#Emek #Özgürlük #İttifakı #aday #profilini #belirlemek #için #buluşuyor