Ana Sayfa Blog Sayfa 1130

DSG’den operasyon açıklaması: 52 IŞİD’li yakalandı

DSG saldırıların artması sonucu İŞİD’e karşı başlattığı  ‘Yıldırım Operasyonu’ kapsamında 52 IŞİD’linin yakalandığını duyurdu

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Basın İrtibat Merkezi, IŞD’e karşı başlatılan “Cizre Yıldırımı Operasyonu”nun ikinci gün bilançosuna dair açıklama yaptı.

Açıklamada, operasyonun ikinci gününde 52 IŞİD üyesinin yakalandığı aktarıldı. Ayrıca operasyonun sürdüğü belirtildi.

Kaynak: MA

 

#DSGden #operasyon #açıklaması #IŞİDli #yakalandı

AKP, ÇED raporu dinlemiyor

İzmir’de 2022 yılı içerisinde açılmak istenen maden ocağı projesi sayısı 24 oldu. İzmir’deki 24 projenin bir tanesine bile “ÇED gereklidir” kararı verilmedi. Ekolojisler ve siyasetçiler, ‘AKP iktidarı ve yandaşları; bilimden uzak, hukuk, yasa ve ÇED raporu dinlemiyor’ dedi

Türkiye’de maden ocağı projesinin talan etmediği yer neredeyse kalmadı. AKP iktidarı ve yandaşları yeşil gördüğü her yeri şirketlere peşkeş çekerek bütün doğayı talan etti. İzmir’de onlardan biri. İzmir‘in Tire ilçesinde Küçükkale ve Büyükkale Mahalleleri Kartal Dağı mevkiinde, yapılmak istenen mermer ocağı projesine karşı, mahalle halkından 98 köylü dava açmıştı. İzmir 4’üncü İdare Mahkemesi’nde görülen davada, yerleşim yerinin çok yakınına yapılmak istenen mermer ocağı projesi iptal edildi. Tire mermer ocağından kurtulurken, Cherry Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Kiraz ilçesinde mermer ocağı kurmak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvurdu. Kurulması planlanan mermer ocağı ise Bahçearası Mahallesi’ne sadece 700 metre uzaklıkta bulunduğu kaydedildi. Kiraz’ın Bahçearası Mahallesi’nde 24.78 hektarlık arazinin 13.71 hektarında mermer ocağı işletmek isteyen firmanın başvurusu üzerine ÇED süreci başlatıldı.

Hiçbir proje iptal edilmedi

Ekoloji Birliği’nin haberine göre; Kiraz‘ın ÇED süreci devam ederken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2022 yılı içerisinde 24 maden projesinin ‘ÇED süreci’ni başlattı. 2022 yılı içerisinde; İzmir‘in Kiraz, Beydağ, Ödemiş, Bergama, Menderes, Bornova, Bergama, Dikili, Çeşme, Aliağa, Menemen, Kınık ilçelerinde kalkar ocağı kırma eleme tesisi, jeotermal kaynak arama sondajı, kalker ocağı, mobilya kırma ele tesisi gibi projeler yapılmak istendi. 2022 yılı boyunca tek tek bakanlığa sunulan ÇED dosyalarında, 24 projenin birine bile ‘ÇED gerekli’dir kararı verilmedi.

Vahşi madencilik

Ege Çevre Kültür Platformu (EGEÇEP) Yürütme Kurulu Üyesi Erhan İçöz, çed kararlarında ’25 hektar’ sınırını hatırlattı. İçöz, “ÇED yönetmeliğinde bir değişiklik yapıldı. Bu değişikliğe göre; 25 hektar ve daha az hektarlık bölgelerde yapılmak istenen projelere, ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilmesi kararlaştırıldı. Firmalar da, ‘ÇED gerekli değildir’ kararı alabilmek için projelerini 25 hektarlık parçalar haline getirerek, bakanlığa sunuyor. Bu kanuna tabi olmadan, maden ocakları parça parça işletiliyor. Bu konuda, il valiliklerinin de bu işleme ön ayak olmaması gerektiğini düşünüyorum. Çok açık bir şekilde, ruhsat alanları adım adım işletilmeye hazır hale getiriliyor. Ne yazık ki Türkiye’de ve İzmir’de çok vahşice madencilik yapılıyor” şeklinde konuştu.

İçöz, ÇED kararlarında bir sınırlandırma olmaması gerektiğini ifade ederek, “Devletin daha hassas davranarak, 25 hektar sınırını kaldırması gerekiyor. 10 hektar bile olsa, projelerin ÇED sürecine dahil edilmesi gerekiyor” dedi.

Çevre katliamı

CHP İzmir Milletvekili Kani Beko da, “AKP iktidarı ve yandaşları; bilimden uzak, hukuk, yasa ve ÇED raporu dinlemiyor. Bu bir çevre katliamıdır. İzmir halkına ve İzmir’e ihanet etmektir. ÇED süreci başlatılan bu projelerin, tarım alanlarına ve yeraltı sularına zarar vereceği çok açıktır. Bir an önce bu projelerin durdurulmasını talep ediyoruz. Talan projelerinin durması için gereken bütün mücadeleyi vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#AKP #ÇED #raporu #dinlemiyor

Akbelen’i size teslim etmeyiz

YK Enerji şirketi Akbelen için kolları tekrar sıvadı. Ağustos ayında verilen ‘yürütmeyi durdurma’ kararının iptali üzerine bölgede tekrar dinamit patlatılmaya başlandı. 3 yıldır mücadele eden Akbeden halkı, termik santrale izin vermeme konusunda kararlı

Muğla’nın Milas ilçesinde termik santrale kömür temin etmek için Akbelen Ormanı’na girmek isteyen YK Enerji’ye karşı bölge sakinlerinin mücadelesi sürüyor. Muhalefetin ‘Beşli Çete’ olarak tanımladığı şirketlerden Limak ile IC Holding’in iştiraki şirket, Akbelen’de ağaçları keserek maden sahasını genişletmek istiyor. Genişletilmek istenen maden sahasına dair ağustos ayında verilen ‘yürütmeyi durdurma’ kararının iptali üzerine, şirketin ağaçları kesmek için harekete geçtiği belirtildi. Yöre sakinleri, uzun bir süredir nöbette. Ayrıca YK Enerji, ormana yakın bölgedeki Işıkdere Mahallesi’nde maden ocağı için dinamitle patlama gerçekleştirdi.

Şirket hazırlığa başladı

BirGün’den Aycan Karadağ’a konuşan İkizköy Çevre Komitesi Başkanı Necla Işık, “Akbelen Ormanı’nın ölüm fermanını kabul etmiyoruz” dedi. Işık’ın verdiği bilgilere göre, şirket çalışmalarını hızlandırmış durumda. Aynı zamanda KARDOK Derneği’nin Başkanı olan Işık, şunları dile getirdi: “Aldığımız duyumlar, ormana girmek için şirketin hazırlık başlattığı yönünde. Nöbet sayımızı ve şirketin çalışmalarına dair kontrollerimizi artırdık. Ayrıca Işıkdere’de şirketin patlatma yapmaya devam ettiğini gördük. Bu yapılan hukuksuzdur. Ormanımızı korumaya devam edeceğiz. Akbelen’i teslim etmeyeceğiz.

Yöre sakinleri, YK Enerji’ye karşı yaklaşık üç yıldır eylemlerini sürdürüyor. Ormanın girişine 531 gün önce çadır kuran yurttaşlar, o günden beri ormanı korumaya çalışıyor.

 MUĞLA

#Akbeleni #size #teslim #etmeyiz

Federe Kurdistan’da bir yılda 54 kadın katledildi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde Rojnews’in verilerine göre, 2022 yılında en az 54 kadın ya katledildi ya da intihara sürüklendi.

Federe Kurdistan Bölgesi Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İdaresi, 2022 yılının başından bu yana kadına yönelik şiddet ve katliamlara ilişkin veri paylaşmadı.

Ancak Rojnews’te yer alan habere göre, 2 Ocak-28 Aralık 2022 tarihleri arasında en az 54 kadın ya katledildi ya da intihara sürüklendi. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İdaresi’nin 2021 yılı verilerine göre, 12 ayda 24 kadın katliamı yaşandı.

Ortalama 220 kadın katledildi

Kurdistan Kadın İttifakı’nın, tüm kadın örgütleri ve kadın hakları aktivistleriyle Hewlêr Kalesi önünde yaptığı açıklamada, bölgede geçtiğimiz 12 yıl içerisinde 2 bin 700 kadının farklı gerekçelerle katledildiği aktarıldı. Bu veri yıllara bölündüğünde her yıl ortalama 220 kadının katledildiği, intihara sürüklendiği ya da bedenini ateşe verdiği sonucuna varılıyor.

Rojnews’in, 2 Ocak-28 Aralık 2022 tarihleri arasında geçtiği haberlere göre, 12 ayda en az 54 kadın ya katledildi ya da intihara sürüklendi.

Bakanlık verileri yasakladı

Kurdistan Bölgesi Aydınlanma Bakanlığı, 8 Haziran 2022 tarihinde tüm basın kurumlarına gönderdiği yazıyla kadın katliamlarına ilişkin haberlerin yayınlamasını yasakladı. Bakanlık, kararı ise “toplumun ahlakını bozduğu ve olumsuz etkilediği” gerekçesine dayandırdı. Böylece kadına yönelik şiddet ve katliamlara dair sağlık bilgilere ulaşılması engellenmiş oldu.

Kaynak: MA

#Federe #Kurdistanda #bir #yılda #kadın #katledildi

Elçi suikastı itiraf etti bakanlık korudu

Gazeteci Nagihan Akarsel’in katledilmesini ‘PKK odaklı ve PKK ile iltisaklı odaklar hedeftir’ diyerek itiraf Türkiye’nin Irak Büyükelçisi Ali Rıza Güney’a bakanlık sahip çıkarak, aynı cümleleri tekrarladı

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde 4 Ekim’de katledilen Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve Jineoloji Dergisi Editörü akademisyen-gazeteci Nagihan Akarsel’in katilinin Türkiyeli olduğu ortaya çıktığı gibi , Türk yetkililerin suikastın itirafına ilişkin değerlendirmeleri sürüyor.

Elçiden itiraf açıklaması

Akarsel’in katledilmesine dair konuşan Türkiye’nin Irak Büyükelçisi Ali Rıza Güney, katliama ilişkin sorulan soruya “PKK odaklı ve PKK ile iltisaklı odaklar hedeftir” diyerek yanıt vermiş ve katliamı itiraf etmişti.
Ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Riha (Urfa) Milletvekili Ayşe Sürücü ise 10 Ekim’de Güney’in bu açıklamasına ilişkin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis’e yazılı soru önergesi verdi.

Sürücü Meclis’e taşıdı

Sürücü önergede, “Türkiye’nin Irak Büyükelçisi Ali Rıza Güney’in Nagihan Aksel’i terörize eden açıklaması neye dayanarak yapılmıştır? Ali Rıza Güney yapılan suikast ile ilgili hangi bilgilere sahiptir? Bir kadın gazetecinin öldürülmesi hakkında hedef alıcı bir yerden yapılan bu açıklamaya dair bir soruşturma açılacak mıdır? Konu hakkında bir açıklama yapılacak mıdır?” sorularını yöneltti.

Bağlamından koparıldı deyip aynı cümleleri kurdu

Sürücü’nün önergesine cevap veren Dışişleri Bakanlığı suikastı savunmaya deva etti. Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler Genel Müdürlüğü, “Bağdat Büyükelçimiz, Erbil’de bir vize merkezimizin açılış etkinliği sırasında düzenlenen basın toplantısında kendisine yöneltilen bir soru üzerine, PKK terör örgütüyle mücadelemiz hakkında görüşlerimizi paylaşmıştır” dedi. Yanıtın devamında ise şunlara yer verildi: “Söz konusu açıklamaların belli bir bölümünün bağlamından kopartılarak farklı bir yanıt verildiği izlenimi yaratılacak şekilde sosyal medyaya kasti şekilde yansıtıldığı görülmektedir. Türkiye, PKK terör örgütüyle mücadelesini ülkemizde ve sınırlarımızın ötesinde kararlılıkla yürütmektedir. Ulusal güvenliğimizi ve vatandaşlarımızı tehdit eden terör örgütleriyle mücadelemiz gelecekte de kararlı biçimde sürdürülecektir. Ülkemizi ve devlet görevlilerimizi karalama maksatlı propaganda ve çarpıtmalara ihtiyatla yaklaşılmalı, terör örgütlerinin bu tür çabalarına alet olunmamalıdır” denildi.

RIHA

#Elçi #suikastı #itiraf #etti #bakanlık #korudu

HDP önünde bekleyen Akkoyun’un oğlunun cezaevinde olduğu ortaya çıktı

HDP önünde oğlunun ‘dağa kaçırıldığını’ iddia eden Remziye Akkoyun’un oğlu Azad Akkoyun’un tutuklu olduğu ve 8 gündür ölüm orucunda olduğu öğrenildi

İçişleri Bakanlığı ve emniyet tarafından “çocuklarının dağa kaçırıldığı” iddiasıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Örgütü binası önüne yönlendirilen kişilerden bazılarının bekleyişi sürüyor. Remziye Akkoyun da parti binası önünde bekleyen isimlerden birisi. Akkoyun, daha önce Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan oğlu Mecrun Akkoyun’un intiharıyla gündeme gelmişti. Oğlu, annesinin televizyonda çıkan görüntüleri karşısında intihar girişiminde bulunmuştu.

Tutuklu olduğunu biliyordu

Oğlunun intiharına rağmen HDP binası önüne gelip gitmeyi sürdüren Remziye Akkoyun, 2015’te PKK’ye katılan oğlu Azad Akkoyun’un kaçırıldığını iddia ediyor. Ancak oğlu Azad’ın 2020 yılında Federe Kürdistan Bölgesi’nin Metîna alanında yaralı olarak yakalandığı ve şu an Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde olduğu öğrenildi.

Ölüm orucunda

Mezopotamya Ajansı’ndan Mahmut Altıntaş’a konuşan Azad’ın ağabeyi Mahsun Akkoyun, kardeşinin yargılandığı davada 33 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldığını ve 8 gündür “adil yargılanma” talebiyle ölüm orucunda olduğunu aktardı. Kardeşiyle 28 Aralık’ta görüştüğünü belirten Akkoyun, “33 kez müebbet hapis cezası vermişler. Ancak Türkiye sınırları içinde yakalanmadığı için bu kadar ceza veremezler. ‘Devletin birliği ve bütünlüğünü ortadan kaldırmak’ suçlamasıyla ceza vermişler. Türkiye’de değil, nasıl Türkiye’nin bütünlüğünü ortadan kaldıracak? Buna karşı ölüm orucunda” diye sordu.

‘Anneme engel olduğumuzda polisler tehdit ediyor’

Akkoyun, annesinin oğlu Azad’ın cezaevinde olduğunu bilmesine rağmen HDP binası önünde bekletildiğine işaret etti. Akkoyun, annesinin “oğlunu sana vereceğiz” sözleriyle kandırıldığını belirterek, şunları söyledi: “Ancak bize de suç işlediğini ve cezasını çekmesi gerektiğini söylüyorlar. Annemi nasıl kandırılıyorlar bilmiyorum, kendisini ikna da edemiyoruz. Anneme engel olduğumuzda ise polisler bizi tehdit ediyor. ‘Anneniz şikayetçi olursa tutuklanırsınız’ şeklinde tehdit ediyorlar” diye konuştu.

Durumundan kaygılıyız

Akkoyun, ölüm orucundaki kardeşinin durumundan kaygı duyduğunu ifade etti. Akkoyun, şöyle devam etti: “Devletin kanunlara uymasını istiyoruz. Kardeşim Azad iradeli birisi. Bir şeye başladığında sonuç alana kadar sürdürür. Bundan kaynaklı korkuyoruz. Her şeyi göze almış. Zayıflamıştı. Su içemiyordu. Sonuna kadar direneceğini söylüyordu.”

AMED

#HDP #önünde #bekleyen #Akkoyunun #oğlunun #cezaevinde #olduğu #ortaya #çıktı

TKP(B) kadrolarından Kurt sürgünde hayatını kaybetti

TKP (B)’nin öncü kadrolarından olan Cafer Kurt sürgün hayatı yaşadığı Atina’da hayatını kaybetti

Türkiye Komünist Partisi (Birlik) öncü militanlarından Wernike Korsakof hastası Cafer Kurt, önceki gün Atina’da hayatını kaybetti. Uzun süre Kürt hareketiyle Türkiye Devrim Partisi (DTP) bünyesinde mücadele yürüten Kurt, sağlık sorunları yaşıyordu. Kurt 28 Aralık’ta hayatını kaybetti.

Filistin’de mücadele etti

Devrimci mücadeleye Türkiye Komünist Partisi (Birlik) saflarında genç yaşta katılan Kurt, mücadelenin birçok alanında görevler üstlendi. Neşeli ve coşkulu kişiliği ile tanınan Kurt, Filistinlilerle dayanışma içinde olan Kurt, bir yıl kadar da Filistin Halk Kurtuluş Cephesi saflarında savaştıktan sonra Türkiye’ye döndü.

1989’da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne bomba konulması, Adalet Bakanlığı ve İsrail Hava Yolları EL-AL’ın bombalanması gibi eylemlere katılmakla suçlanarak tutuklanan Kurt, TKP (B)’nin dönüştüğü Türkiye Devrim Partisi’nin (TDP) örgütleyici kadrolarından oldu.

Ölüm orucu eylemine katıldı

TDP’nin Botan’daki atılımına ilk katılanlardan biri olan Kurt, daha sonra geldiği İstanbul’da 1997 yılında yakalanıp, Ümraniye E Tipi Cezaevi’ne konuldu. 2000 yılında yapılan ölüm orucunda TDP tutsakları adına katılan gönüllülerden biri olarak yer aldı.

Sürgünde de direniş

Eylem sırasında zorla müdahale sonucu ciddi sağlık sorunları başlayan Kurt 2002 yılından sonra ise zorunlu bir sürgün hayatı yaşamaya başladı. Burada da çalışmalara ve mücadeleye devam eden Kurt önceki gün ikamet etmekte olduğu Atina’da hayatını kaybetti.

ATİNA

 

#TKPB #kadrolarından #Kurt #sürgünde #hayatını #kaybetti

AYM, HDP’ye hazine yardımının kesilmesi talebini Ocak’ta görüşecek

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Başsavcısı tarafından yapılan HDP’ye Hazine yardımının kesilmesi talebini 6 Ocak’ta görüşecek.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Hazine yardımının kesilmesiyle ilgili talebin Anayasa Mahkemesi’nde 6 Ocak Cuma günü görüşüleceği açıklandı.

HDP’nin kapatılması istemiyle AYM’de dava açan Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin Hazine yardımı yapılan hesaplarına bloke konulması talebinde de bulundu.

Şahin’in talebi, kapatma davası açıldıktan bir buçuk yıl sonra, 2023 bütçesi kapsamında HDP’ye Hazine yardımı yapılacağı 10 Ocak 2023’ten önce yapıldı.

ANKARA

#AYM #HDPye #hazine #yardımının #kesilmesi #talebini #Ocakta #görüşecek

Türkiye’de gazeteciler yeni yılı cezaevinde karşılıyor

2022 yılına 87 gazeteci cezaevinde veda ediyor. Gazetecilerin dışardaki meslektaşları toplumun tutuklu gazetecilere sahip çıkmasını istedi

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG) verilerine göre, 87 gazeteci yeni yılı cezaevinde karşılıyor. Basına yönelik baskı “sansür yasası” ile derinleşirken, özelikle Özgür Basın’a yönelik gözaltı ve tutuklama 2022 yılında da sürdü.

Amed’de 16 Haziran’da 16 gazeteci tutuklandı ve 6 ayı aşkın süredir haklarındaki iddianame hazırlanmış değil. 28 Ekim’de ise Ankara merkezli yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 gazeteciden 9’u tutuklandı.

DFG yöneticisi Hakkı Boltan ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) Sözcüsü Roza Metina, toplumun tutuklu gazetecilerin sahip çıkmasını istedi

Klasik politika

Gazetecilere yönelik baskıların 2022 yılında arttığını belirten DFG Yöneticisi Hakkı Boltan, 87 gazetecinin yeni yılı cezaevinde karşıladığını vurguladı. Boltan, “Gazeteciler her gün baskı ve şiddetle karşılaşıyor. İktidar, demokrasi ve insan hakları temelinde haber yapan Özgür Basın’ı istemiyor ve saldırıyor. Gazetecilerin evleri basılıyor, haklarında bir şey olmamasına rağmen tutuklanıyorlar. Bu yöntemle iktidarın suçlarını teşhir eden gazetecilere gözdağı verilmek isteniyor. Türkiye’de gazetecilere saldırmak klasik bir politika” diye belirtti.

Dayanışma ziyaretleri

Ana akım medyanın Kürt gazetecilere yönelik baskı ve şiddet konusunda ısrarla sessiz kaldığını dile getiren Boltan, “Kurumların çıkarlarına göre yaklaşıyorlar, devletle ilişkilerini bozmak istemiyorlar. ‘Özgür Basın’ı desteklersek, devlet bizi reklamlarla desteklemez’ diyorlar. Ama o son yıllarda Özgür Basın, faaliyetleriyle ve otoritelere karşı duruşuyla Türk ve dünya basınını etkilemiş ve bu bağlamda destek görmüştür. Uluslararası arenada Özgür Basın’a yönelik baskılara karşı sert tepkiler oluştu. Birçok uluslararası kurum ve kuruluş da DFG’yi ziyaret ederek burada açıklamalarda bulundu. Ayrıca birçok ülkedeki gazeteci kurumu yaptıkları açıklamalarla, gazetecilerin tutuklanmasına karşı tutumunu gösterdi” ifadelerini kullandı.

Gazeteciler haber yapmalı

Tutuklu gazetecilere verilen en büyük desteğin gerçekleri ortaya çıkarmak olduğunu ifade eden Boltan, şöyle dedi: “Dayanışma için dışarıdaki gazeteciler cezaevindeki gazeteciler gibi haber yapmalı. Bu dayanışma hem haber alma hakkı hem de haber veren gazetecilere destektir. Gazeteciler baskıdan” dedi.

MKGP: 161 hak ihlali

Özgür Basın’a yönelik saldırıların yeni olmadığını hatırlatan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) Sözcüsü Roza Metina ise, “Bu baskılar özellikle son yıllarda arttı. AKP-MHP iktidarı, toplumu kontrol altına almak ve haber yapılmaması için Özgür Basın’a saldırıyor. Şimdi önümüzde bir seçim var ve hükümet seçimi kazanmak için saldırıyor. Aynı zamanda Kürt halkı ve kadınların iradesine yönelik bir saldırı söz konusudur. Kadın gazeteciler sahada cinsiyetçi saldırılara ve şiddete maruz kalıyor. MKGP verilerine göre, 27 kadın gazeteci cezaevinde. 2022’nin ilk 7 ayında kadın gazetecilere yönelik 161 hak ihlali yaşandı. Mevcut iktidar, bu saldırılarla tüm medyayı gölgesi altına almak istiyor

Aylardır iddianame yok

Metina, devamında 6 aydır tutuklu ve iddianameleri hazırlanmayan 16 gazeteciye ilişkin şunları söyledi: “6 ay geçmesine rağmen haklarında herhangi bir iddianame hazırlanmış değil. Gazetecilerin tutuklanmasına karşı ‘Bir haberde senden’ kampanyası başlattık ve çok sayıda kişi bu kampanyaya destek verdi. Ayrıca MKGP, gazetecilere destek programları ile dijital ortamda kampanya yürütüyor. Toplum gazetecilere sahip çıkmalıdır. Gazeteci toplumun haber yapma hakkını korur, bu yüzden gazetecilik yargılanamaz. Baskılara karşı hakikati halka ulaştırmaya devam ediyoruz. 2023 yılını basının özgürlüğünü inşa edeceğiz.”

Kaynak: MA

#Türkiyede #gazeteciler #yeni #yılı #cezaevinde #karşılıyor

Ana Mutluer: Aleviliği 52 kişi ile yönetemezsin-VİDEO

PİRHA-Cemevlerine ilişkin TBMM’den geçirilen torba yasa ile 25 Aralık günü İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Büyük Alevi Kurultayı’na dair konuşan Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer, “Devlet, kurultaylarımızı yok saysa da bizim “Hak verilmez, alınır. Haksız kapı çalınır” dememiz gerekiyor. Devlet aldı, götürdü Kültür Bakanlığı’na bağladı. Alevilik bu değil. Aleviliği 52 kişi ile yönetemezsin” dedi.

Arzuman Ocağı’ndan Şehriban Mutluer ana, AKP tarafından Meclis’ten geçirilen torba yasa ile 25 Aralık günü İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

“ALEVİLİĞİ 52 KİŞİ İLE YÖNETEMEZSİN”

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki gösteren Mutluer, “Bugüne kadar birçok kurultay düzenledik. Devlet, kurultaylarımızı yok saysa da bizim “Hak verilmez, alınır. Haksız kapı çalınır” dememiz gerekiyor. Devlete karşı haklarımızı iddia edip, yanlışları diyebilmeliyiz. Demediğimiz zaman zaten devlet aldı, götürdü Kültür Bakanlığı’na bağladı. Bizi de torba yasadan geçirdi. “Alevilik budur” dedi. Alevilik bu değil. Aleviliği 52 kişi ile yönetemezsin. Oraya bağlayamazsın” dedi.

“İNANCIMIZI, İBADETİMİZİ YOK SAYAMAZSIN”

“Bir cihana sığmayan Alevilik bir torba yasasına sığmaz” diyen Mutluer, “Hangi inancı torbaya sığdırabilirsin ki?” diye sordu. Mutluer sözlerine şöyle devam etti:

“Tarihsel bir süreçten gelen bu yol, vicdanı, merhameti, insanlığı olan her insanın içinde yürüyebileceği bir yoldur Alevilik. İnancımızı, ibadetimizi yok sayamazsın. Beni zorunlu din dersine götüremezsin. Kulun dini olmaz kulun dini merhametidir. Bizim yolumuz sevgi, ışığımız bilgi, vicdanımız sevgi, sevgide rehberimizdir. Bir insanın merhameti, vicdanı yoksa dini de yoktur. Torba yasa ile beni götürüp devlete bağlayacaksın. Al sana maaşlı dede. O dede görevini yapmadığı zaman kayyım atayacaksın. Biz bunu kabul eder miyiz?”

“BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR”

Alevilerin birlik olması gerektiğini kaydeden Mutluer, şunları söyledi:

“Birlikten kuvvet doğar. Pir Sultan bunu tarihler öncesi söylemedi mi? Gelin canlar bir olalım. Ağaç kökünün üzerinde büyür. Sen kökünü bilmezsen, etnik kökenini çocuğuna anlatmazsan önce kendinden yola çık, önce kendini bir gör. Büyük hatamız şu oldu. Cemevleri yazacağımız yere Alevi Kültür Dernekleri yazmayacaktık. “Sen kültür derneği mi dedin al seni kültüre bağlayayım” dedi.

Cemevlerimizi ziyarete geldiler. Ne zamanda beri? Biz yeni doğmadık ki. Alevilik ne zamandan beri var. Arşta yeşil kandil varken var Alevilik. Peki, o günden bugüne neredeydiniz? Neden anlatmadı hocalarınız, hacılarınız “Alevilik Hak Muhammed Ali yoludur” niye demediler? Sen peygambere sahip çıktın, ben peygamberin evladının acısına sahip çıktım. O zaman gelin canlar bir olalım biz ancak bir olursak bunu birlikte yeneriz.

Manevi değerlerine sahip çıkmayan toplumun birliği olmaz, birliği olmayanın dirliği olmaz. Bugün bizim cem muhabbetimiz manevi değerimizdir. Alevilik adı üstünde Alisiz bir Alevilik yolu yürümediği gibi birlik olmadan da bu yol yürümez. Önce çocuğumuzu ve bu yolun dedeleri, pirleri, anaları, mürşitleri zamanından beri hizmet etmiş canlıların birlik olması lazım. Kurultaylarımızı ister devlet kabul etsin, ister etmesin; devam etmesi, bizi de görmesi lazım. Bu hükumete karşı kurultayları devam ettirmeye kararlıyız.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

#Ana #Mutluer #Aleviliği #kişi #ile #yönetemezsinVİDEO