Ana Sayfa Blog Sayfa 1129

PSK ve PAK’dan ziyaret: Kürt halkı birlikle saldırıları püskürtür

Saldırıların hedefinde olan DBP’ye ziyaret eden PSK ve PAK açıklamalarında, saldırılara karşı Kürt ulusal birliğinin önemine vurgu yapıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 23 Aralık’ta operasyon düzenlenen Demokratik Bölgeler Partisi’ne (DBP) dayanışma ziyaretleri sürüyor. Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Başkanı Bayram Bozyel ve Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) Genel Başkan Yardımcısı Vahit Aba DBP’ye ziyarette bulunurken, heyeti DBP Eşbaşkanı Saliha Aydeniz karşıladı.

Birlik olarak geri püskürtülür

Ziyarette konuşan PSK Genel Başkanı Bayram Bozyel, DBP’ye yönelik yapılan baskı ve gözaltıları kınadı. Kürt partilerine yapılan baskılara değinen Bozyel, saldırılara karşı Kürtlerin yan yana gelmesi gerektiğini ifade etti. Kürt partilerine yönelik saldırıları Kürt halkına yapılan saldırı olarak değerlendiren PAK Genel Yardımcısı Vahit Aba da, saldırılar karşısında Kürt halkının birlik olmasıyla geri püskürtüleceğini söyledi.

AKP-MHP kaybedecek

Bozyel ve Aba’ya ziyaretleri nedeniyle teşekkür eden Aydeniz, Kürt halkına ve siyasi partilerine yönelik saldırıların, birlik olunması durumunda durdurulacağını dile getirdi. Saldırılar karşında mücadele edeceklerini vurgulayan Aydeniz, “Saldırılar karşısında hiçbir Kürt partisi boyun eğmeyecek. AKP-MHP bu saldırılar karşısında kaybedecektir” dedi.

AMED

 

#PSK #PAKdan #ziyaret #Kürt #halkı #birlikle #saldırıları #püskürtür

Kobanê Davası’nda Demirtaş konuştu: Herkes hazırlığını kumpaslara göre yapsın

Kobanê Davası’nda konuşan Selahattin Demirtaş, ‘HDP kapansa da açık kalsa da biz HDP’liyiz, o yüzden içerdeyiz’ dedi

IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’de gerçekleşen protestolar gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 17’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 20’nci duruşmasının 8’inci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görüldü.

Demirtaş savunma yapı

Duruşmada ilk olarak söz alan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Anayasa’nın 83/1 maddesini anımsatarak, milletvekillerinin siyasi düşüncelerini tekrarlamak ve açığa çıkarmak noktasında dokunulmazlıkları dolayısıyla sorumlu tutulamayacağını ve bu düşüncelerinin beyan edilme yerinin Meclis ile sınırlı tutulamayacağını söyledi.

‘Savcı Erdoğan’ı tamamlıyor’

Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz yorulmadık. Demiri çürütebildiniz, betonu çürütebildiniz, bizi çürütemediniz. Aleyhimizde olan dosyanın tek ve en güçlü delilini biz sunduk. Dosyada bu delilin altı doldurulmaya çalışılıyor. Dosyanın tek delili Recep Tayyip Erdoğan’ın bizi suçlayan beyanlarıdır. Erdoğan’ın açık tanık sıfatıyla bize yönelik suçlamalarıdır. Erdoğan elindeki medya ordusunu faaliyete soktu. Hakkımızda binlerce makale, milyonlarca tweet, binlerce televizyon programı yapıldı ve bizim bir çağrı yaparak kendi tabanımızdaki insanları katlettiğimiz olgusunu kendi tabanına oturttu. Bunun yalan olduğunu biliyorlar. ‘Sefamızın, rantımızın sürmesi için Kobane’deki bütün suçları bunların üstüne yıkmamız lazım’ diyorlar. Siz bu siyasi amacın altını doldurmaya çalışıyorsunuz. Aynı maddelerden mütalaa ve tutuk kararları veriliyor.

Seçimlerde dikkat edilmeli

Çok kritik bir siyasi aşamaya geldik. Biz, tek adam rejiminin inşası için tutuklandık. Bahçeli ve Erdoğan’ın hedefi buydu ve yaptılar. Buradan çırpınmamıza rağmen muhalefetin hataları yüzünden yaptılar. Dışarıda olmam gereken bir seçim bensiz yapıldı. Bizi tasfiye edenler tasfiye oldular. Bu yüzden HDP dimdik ayakta. 2017 referandumunda HDP ve CHP’nin bilgisayar sistemi içerden çökertildi. Dünyanın bütün kıtalarında server kiraladık ve her tutanak genel merkezimizde ve kiraladığımız serverlara aktı. 2015 seçimlerinde tek bir oyumuz çalınamadı. 2017’de aynı gece HDP ve CHP’nin bilgisayar sistemleri durdu. İki parti de ıslak imza ile YSK verilerini o gece yapamadı. O yüzden herkes hazırlığını bu kumpaslara göre yapsın.

FETÖ ile ilişkiler

İsmail Çataklı’nın iki kardeşinin FETÖ’den arandığına ve Çataklı’nın ifadelerinin siyasi ifade olduğuna dikkat çeken Demirtaş, Çataklı’nın ifadelerini kabul etmediklerini söyledi. Demirtaş, “Tüm kirli işlerini yargıya yaptırdıkları için yargıyı dokunulmaz kılmaya çalışıyorlar. Yargının içinden 4 bin 500 FETÖ’cü çıktı. Muhalefeti ezmeye çalışan bütün savcı ve hakimlere manevi koruma zırhı hazırlanıyor. Aleni MHP-AKP militanı. Seçime doğru giderken hukuku uygulama gibi bir gaflete düşmenizi beklemiyoruz. Siz bize siyasi saiklerle yaklaşıyorsunuz, biz de savunmalarımız siyasi kapsamda yapıyoruz. Görünen o ki partimiz HDP kapatılacak, Hazine yardımı engellenecek, bütün inançların birlikte en özgürlükçü yaşama kavuşabileceğine inanan kişilerin kurup büyüttüğü partimiz öyle gözüküyor ki kapatılacak. Ama HDP fikriyatı da mücadelesi de bu seçimle yeniden ortaya çıkacak. Hükümet yetkililerin İmralı’daki görüşmeleri tıkandı. Erdoğan’ın talimatı ile İmralı’ya giden heyet tıkandı ve düğmeye basıldı” şeklinde konuştu.

Bu seçimi kazandıracağız

Savcılık mütalaasında iddianamede olmayan konuların yer aldığını ve iddiaların tümünün yalan olduğunu söyleyen Demirtaş, şöyle devam etti: “Van’da polis panzeri su sıkıp alevleri söndürmek yerine, caddenin kenarındaki minibüsleri ite ite ateşe atıyor. Her olayın kapsamlı boyutu araştırıldı ama ispat edilemiyor. Bunları ‘örgütün talimatları doğrultusunda yaptığınız ispat edildi’ diyor savcı bey. Madem hepimiz ‘örgüt yöneticisiyiz’, bu tutuk devamının anlamı ne? Biz buradan çıkıp ‘Pes Partisi’ kuracağız desek, serbest kalır mıyız? HDP kapansa da açık kalsa da biz HDP’liyiz, o yüzden içerdeyiz. Abdullah Öcalan, önerileri ve fikri önemli biridir. Son görüşme de bu yüzden yapılmıştır ama ikna edilememiş ve havuç-sopa politikası uygulanmıştır. Yıllardır sopa gösteriliyor. Partimizi kapatabilirler, Hazineden yardımı kesebilirler ama biz bu seçimi herkese kazandıracağız. Dirençliyiz, güçlüyüz.”

#Kobanê #Davasında #Demirtaş #konuştu #Herkes #hazırlığını #kumpaslara #göre #yapsın

Başaran: Faşist iktidarı 2023’te göndereceğiz

2022 yılını değerlendiren HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, tüm saldırılara rağmen direnişle geçen bir yıl olduğunu vurgulayarak, ‘mücadele ederek, örgütlülüğümüzü büyüterek bu faşist iktidarı 2023’te göndererek en büyük cevabı vereceğiz’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, gündemdeki konulara ilişkin Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezi Amed İrtibat Bürosu’nda açıklama yaptı.
2022 yılında yaşanan gelişmelere değinen Başaran, “Geride bıraktığımız 2022 yılı kadınlar açısından zorluklarla dolu ama bir taraftan da mücadelenin bir an bile durmadığı bir yıl oldu” dedi.

Kadınlar yer yerde direndi

Yılın en önemli olaylarından birinin Jîna Emînî’nin katledilmesi sonrası başlayan “jin jiyan azadi” eylemleri olduğunu belirten Başaran, ” ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganıyla yayılan serhildan ve itiraz bugün sadece Rojhilat’ta değil, sadece İran’da değil, sadece Kürt kadınların dilinde değil, dünyanın bir tarafında, ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganlarının yükseldiği bir yıldı. Yine Afganistan’da kadınların Taliban rejimine karşı mücadelelerini büyüttüğü bir yıldı. Hindistan’da, ABD’de, Şili’de dünyanın dört bir yanında erkek iktidarlar, rejimlerini kurumsallaştırmaya çalıştıkça kadınların da direnişlerini ve mücadelelerini enternasyonalist bir mücadele haline getirdiği yıl oldu” diyerek kadın direnişlerine vurgu yaptı.

Her kazanım hedef alındı

2022 yılında kadın katliamlarının arttığını ve AKP-MHP bloğunun kadın kazanımlarını hedef aldığını belirten Başaran, “Tek tek yıl içerisinde mücadelemizle, emeğimizle elde ettiğimiz, tırnaklarımızla kazıya kazıya, büyük bedellerle elde ettiğimiz kazanımlarımız AKP- MHP ittifakı tarafından hedef alındı” diyerek en az 310 kadının katledildiğine vurgu yaptı.
Kadınların bunlara karşı bütün yıl direnişte olduğunu belirten Başaran vekilliği düşürülen Semra Güzel’e de değinerek, “Bu süreçte Semra Güzel arkadaşımız Suç İşleri Bakanı tarafından, bunu ısrarla söylüyoruz; neredeyse ülkedeki bütün suçlularla fotoğrafı çıkan, bu ülkedeki mafya liderleriyle, bu ülkedeki uyuşturucu baronlarıyla, taciz, tecavüz ve istismar failleri ile fotoğrafları çıkan Suç İşleri Bakanı ve ona bağlı medya kuruluşları tarafından hedef alındı ve geçtiğimiz hafta Mecliste AKP-MHP vekillerinin verdikleri oyla Semra Güzel arkadaşımızın vekilliği düşürüldü. Kobanî Kumpas Davası devam ediyor. Geçtiğimiz hafta en büyük bileşenimiz olan ve Kürt halkının öncülüğünü yapan DBP’ye operasyonlar yapıldı” dedi.

O katliam aydınlatılsaydı bu olmazdı

Deniz Poyraz davasına değinen Başaran, “Bu katliamı yapan sadece tetiği çeken değildi. Bu katliamın arasındakileri ve esas failleri gizlemek için dosya Şakran’a götürülerek halktan, avukatlardan kaçırıldı. Deniz Poyraz yoldaşımızın katliamının esas failleri arkasındaki güç yargılanana kadar mücadelemiz devam edecek” dedi. Paris katliamına da değinen Başaran, “Paris’te 3 Kürt Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezinde katledildi. Biz defalarca ifade ettik. Daha önce de Paris’te benzer bir katliam yaşanmıştı. 3 Kürt kadın Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez Avrupa’nın en büyük merkezlerinden biri olan Paris’te 10 yıl önce katledilmişti. Eğer o gün failleri bulunup yargılansaydı, gerçek failleri açığa çıkarılsaydı bugün yaşanan bu katliam gerçekleşmeyecekti” dedi.

Beceremiyorsanız bırakın

Bütün katliamlara karşı cevaplarını 2023’te vereceklerini belirten Başaran, “Maalesef Kürtler bu süreçte her yerde -özel olarak Kürt kadınlar- Türkiye, Kurdistan ve dünyanın her yerinde hedef oluyor. Biz mesajı alıyoruz. Bu mesajın karşısında direnerek, mücadele ederek, örgütlülüğümüzü büyüterek bu faşist iktidarı 2023’te göndererek en büyük cevabı vereceğiz” dedi.
2022 yılında yaşanan çocuk istismarlarına da değinen Başaran, “Bakın, İnsan Hakları Derneğinin 2018 Raporuna göre Türkiye’de çocuk istismarında 3’üncü sıradayız. Bu korkunç bir veri. 2022 yılından bugüne 440 bin çocuk istismar sonucunda doğum yapmış. 440 bin çocuk! Bunlar korkunç rakamlar. İşte zamanının Aile Bakanının “Bir kereden bir şey olmaz” söylemi bugün bu tabloyu açığa çıkarandır. Hiranur Vakfında da benzer bir yaklaşımın olduğuna şahitlik ettik. Beceremiyorsunuz, başaramıyorsunuz bırakın biz çözelim. Çözme irademiz de var” dedi.

Sonuç alıncaya kadar eylemde olacağız

İmralı tecridine de vurgu yapan Başaran, “Ağırlaştırılmış tecrit ile İmralı’da Sayın Öcalan’dan aylardır haber alınamıyor. Bu tecrit politikaları savaşı, yoksulluğu, toplumsal ayrıştırmayı beraberinde getiriyor. Bu nedenle günlerdir milletvekili arkadaşlarımızla beraber Adalet Bakanlığının önünde nöbet tutuyoruz. Çünkü tecridin hepimizin yaşamında etkisi olduğunu, kadınların yaşamına şiddet ve yoksulluk olarak, toplumu ayrıştırma olarak döndüğünü görüyoruz. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kırılıncaya kadar nöbetimiz devam edecektir” dedi.

Şebnem hocaya selam

Son olarak dün görülen Fincancı davasına değinen Başaran, “Dün Şebnem Korur Fincancı’nın duruşması vardı. Kurdistan Bölgesel Yönetiminde yürütülen savaşta kimyasal kullanıldığı iddiaları ile yaptığı beyanatlar nedeniyle yargılandığı dosyaydı. Orada paylaştığı şiirden kısa bir kesitle konuşmamı sonlandırmak istiyorum. Önümüzdeki yıla tam da onun ifade ettiği bir yıl olacağı temennisi ile yaklaşıyoruz. Şebnem Korur Fincancı, Melih Cevdet Anday’ın şiirin okuduğu kesiti okuyarak Şebnem Hocaya selamlarımı iletiyorum:
‘O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör

Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör

Seyreyle gülü bülbülü

Çifter çifter aylar gökyüzünde
Her gece ayın on dördü.’
Emin olun ki 2023 yılının bu faşist, tekçi, kadın düşmanı iktidarı yeneceğimiz, başarıya ulaşacağımız bir yıl olacağını temenni ediyoruz” dedi.

ANKARA

#Başaran #Faşist #iktidarı #2023te #göndereceğiz

Cenazelere bürokratik engel

Paris’teki saldırıda katledilen Emine Kara, Mîr Perwer ve Abdurrahman Kızıl’ın cenazeleri yılbaşı nedeniyle günlerdir ATK’de bekletiliyor

Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık’ta yapılan saldırıda katledilen KCK Yürütme Konseyi Üyesi Emîne Kara (Evîn Goyi), sanatçı Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ile Abdurrahman Kızıl’ın cenazeleri günlerdir Paris Adli Tıp Kurumu’nda bekletiliyor.

Noel tatiline takıldı

Aynı saldırıda 3 kişi de yaralandı. Yaralılar Paris’in çeşitli hastanelerinde tedavi altına alınırken, bunlardan 1’i dün taburcu oldu, 2’sinin sağlık durumunun iyi olduğu, ancak hastanede gözlem altında tutuldukları öğrenildi. Ancak cenazelerin ise 27 Aralık’ta aileleri tarafından teşhis edilmelerine neol nedeniyle bürokrasi engeline takıldığı belirtildi. Ailelere, cenazelerin ne zaman teslim edileceği hakkında bilgi verilmedi.

PARİS

 

#Cenazelere #bürokratik #engel

Ailelerden İmralı için görüş başvurusu

İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç ile diğer tutuklular Ömer Hayri Konar için aileleri görüş başvurusunda bulundu

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında 24 yıldır tutulan ve 21 ayı aşkın bir süredir kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç ile diğer tutuklular Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin, görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu.
Aileler, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne de başvurdu.

Aileler de cevapsız bırakılıyor

Avukatların, müvekkilleri Abdullah Öcalan’la görüşmek için haftada iki kez olmak üzere yaptığı başvurulara ise olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmiyor.
Aile görüş yasağı, 18 Kasım 2021’de son bulmasına rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı görüş başvurularına herhangi bir yanıtın verilmemesi nedeniyle avukatlar, 28 Mart 2022’de bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulunarak, aile ziyaretleri önündeki hukuka aykırı tüm engellerin kaldırılması ve aile görüşünün yapılmasını talep etti. 29 Mart’ta yanıt veren hakimlik, başvuruyu reddetti. Hakimlik, ret gerekçesinde ise Öcalan hakkında yeniden verilmiş bir disiplin cezasının olduğunu, bu nedenle görüşmenin olamayacağını ileri sürdü.
Hakimliğin ret kararında, “Bütün başvurucular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 3 Şubat 2022 tarihinde disiplin cezası olarak 3 ay aile ziyaretinden yoksun bırakma cezası verildiği ve 21 Şubat’ta kesinleştiği gerekçesiyle talep reddedildi” denildi.

AYM cevapsız bıraktı

Avukatlar, hakimliğin ret kararı üzerine 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti. AYM, bu başvuruya ise henüz yanıt vermiş değil.

CPT ziyaretine denk getirildi

Öte yandan avukat başvurularına sık sık “disiplin cezaları” gerekçe yapılırken, son cezanın ise Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) İmralı Cezaevi ziyaretine denk gelmesi dikkat çekti. CPT, 3 Ekim’de yaptığı açıklamayla 20-29 Eylül tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret ettiğini duyurdu. CPT’nin açıklamasında, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile tutuklular Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’ın tutulduğu İmralı Cezaevi’nin de ziyaret edildiği aktarıldı. Ancak ziyaretin detaylarına dair bir bilgi notu paylaşılmadı.

BURSA

#Ailelerden #İmralı #için #görüş #başvurusu

Avukat Gür: Türkiye, Avrupa ile anlaşma yapıp tecridi derinleştirdi

ÖHD Wan Şube Eşbaşkanı Medeni Gür İmralı’daki tutukluların avukat ve ziyaretçi görüşünü teminat altına alan Anayasa’nın ihlal edildiğini belirtti

Tecride dair değerlendirmelerde bulunana Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan Şube Eşbaşkanı Medeni Gür, tecridin Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde uluslararası komplo ile Türkiye’ye teslim edilip, İmralı Adası’na götürülmesiyle başladığını söyledi. Tecridin son yıllarda giderek derinleştiğini hatırlatan Gür, “Türkiye, göçmenlerle ilgili Avrupa’yla bir anlaşma yaptı. Bunun karşılığında Avrupa, Türkiye’ye çeşitli tavizler verdi ve bu tavizlerin başında da Kürtlerin statü talebi geliyor. Bu durum, hak ihlalleri alanında çalışan kurumları da siyasi karar almaya itti” dedi.

Tecrit son bulmalı

Abdullah Öcalan ile görüşmek için Wan Barosu’na yaptıkları başvuruyu hatırlatan Gür, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan’ın durumunun yakından takip edilmesi gerektiği ortadadır. Verilere baktığımızda son 11 yılda Mayıs-Ağustos 2019 tarihlerinde yapılan 5 görüşme dışında herhangi bir görüşme gerçekleşememiştir. Bu sebeple sağlık durumundan ve koşullarından endişe duyuyoruz. Barolar nezdinde yapılan başvuruların Türkiye Barolar Birliği’ne (TBB) iletilmesi ve bu kapsamda Adalet Bakanlığı’nın yükümlülüklerini yerine getirmesi için girişimlerde bulunuyoruz. Bu anlamda Wan Barosu’na başvuru yaptık ve TBB ve Adalet Bakanlığı nezdinde bir girişim olması gerekiyor. Bundan sonraki süreçte de girişimlerde bulunmaya devam edeceğiz. Adalet Bakanlığı, mevzuatın uygulanmasından sorumludur. Sayın Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması çağrısını tekrar ediyoruz.”

Kaynak: MA/Berivan Kutlu

#Avukat #Gür #Türkiye #Avrupa #ile #anlaşma #yapıp #tecridi #derinleştirdi

Polisini darp ettiği hak savunucularına polis tanıklığıyla ceza

Boğaziçi eylemlerine destek verdikleri için saldırı ile gözaltına alınan hak savunucularına polis beyanlarıyla ceza verildi

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemlere destek vermek amacıyla 3 Şubat 2021’de İzmir’de eylem yapan ve polis saldırısına uğrayan insan hakları savunucusu Aytül Uçar, Emine Akbaba ve İrem Çelikbaş’ın “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davanın 7’nci duruşması görüldü.

İzmir 41’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya Aytül Uçar ve avukatları katıldı. Duruşmada söz verilen savcı, sanıkların cezalandırılması yönünde verdiği mütalaasını yineledi.

Avukat Eylem Zengin, “Dosyada soruşturmanın başlangıcına konu olan iki tanık ifadesi vardır. İki tanık bizim 49’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden kovuşturma dosyasında katılan oldukları, taraf oldukları sabittir. Dosyada tanık olan kolluk memurları, müvekkile ve diğer sanıklara karşı husumet güttükleri için iftirada bulunmuşlardır” dedi.

Polisin ifadeleri kopyala yapıştır

Avukat Oktay Uysal ise, dosyada delil olmadığına işaret ederek, “Onların sözleri karşısında bizim sözlerimiz vardır. Gerekçeli karar hakkında sanıklar için hüküm kurulacak ise savcının yaptığı gibi şunu yapamazsınız; Kolluğun ifadelerini kopyala-yapıştır şeklinde almak gerekçeli karar değildir. Üzerinde çok suç maddesi birikmiş ve belki politik baskı hususunda yaptığınız işten bir çekingeniz varsa delil durumu bu suç için asla ve asla yeterli değildir” dedi.

Mahkeme, Aytül Uçar’ın beraatıne, Emine Akbaba ve İrem Çelikbaş’ın ise “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla 1’er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verdi. Cezada indirime gidilerek, 11 ay 20 güne düşürüldü. Cezanın 2 yıldan düşük hapis cezası olması nedeniyle ertelenmesine karar verildi.

İZMİR

#Polisini #darp #ettiği #hak #savunucularına #polis #tanıklığıyla #ceza

662 gündür adalet arıyorlar: 2023’ten tek beklentimiz adalet

Adalet Nöbeti eylemleri 662’nci güne giren Ferit Şenyaşar, ‘2023’ten beklentimiz adalettir. Adaletsiz bir yaşam istemiyoruz. Adaletsiz yaşam zulümdür’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın, Urfa Adliyesi önünde 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 662’nci güne girdi.

Nöbete ilişkin konuşan Emine Şenyaşar, 2022 yılında da zulüm çektiklerini belirterek, “2023 yılında bu zulmümüz batsın, oğlum evine gelsin. Adalet istiyoruz. Hapishanelerde haksız yere tutulan herkes bırakılsın” dedi.

Ortada bir zulüm var

Adliye önünde 2022 yılının kendileri için zulüm, baskı, müdahalelerle geçtiğini belirten Ferit Şenyaşar ise, 2022 yılındaki tek taleplerinin adaletin sağlanması olduğunu hatırlattı. Şenyaşar, “Adalet bir gün herkese lazım olacak. Ortada bir hukuksuzluk, bir zulüm var. Katliamı yapan iktidar partisinin milletvekili olduğu için yargı işlemiyor. Bize yapılan bu zulmü kabul etmedik. Bize bu hukuksuzluğu yapan herkesin yargılanacağına inanıyoruz. 2023’ten beklentimiz adalettir. Adaletsiz bir yaşam istemiyoruz. Adaletsiz yaşam zulümdür” diye konuştu.

RİHA

#gündür #adalet #arıyorlar #2023ten #tek #beklentimiz #adalet

Anmalar eylemlere dönüştü

İran ve Rojhilat kentlerinde halk ayaklanması sürüyor, katledilenler için yapılan anam törenleri kitlesel eylemlere dönüşüyor

İran ve Rojhilat kentlerinde devam eden halk ayaklanmasında bilanço ağırlaşırken, halk sokaklarda kararlı. Eylemlerde katledilenler için birçok yerde anmalar düzenlenirken, anma törenleri kitlesel eylemlere dönüşüyor.
Sine’nin Diwalan kasabasında yüzlerce yurttaşın katılımıyla katledilen Muhsin Nizayi için anma töreni düzenlendi. Anmada, İran yönetimi karşıtı sloganlar atıldı.

Birçok kentte anma

Tahran’da katledilen Hemid Reza Rohi içinise katledilişinin kırkıncı günü anması düzenlendi. Anmaya dönük saldırı nedeniyle bir süre gerginlik yaşandı. Ahvaz kentinde Etife Neam için bir anma töreni düzenlendi. Şiraz’ın Merdevşt kasabasında ise Arman İmadi, katledilişinin kırkıncı gününde anıldı.

Satranç oyuncusu İspanya’ya yerleşiyor

Öte yandan İran’daki eyleme destek ve tepkiler de deva ediyor. İran’ın en başarılı satranç oyuncularından Sara Khadem’in (Sarasadat Khademalsharieh) Kazakistan’ın Almatı kentinde Uluslararası Satranç Federasyonu (USF) tarafından düzenlenen Dünya Yıldırım Satranç Şampiyonası’nda iki gün üst üste başörtüsüz yarışmasıyla gündeme gelmesinin ardından ailesiyle birlikte İspanya’ya yerleşeceği açıklandı.

İran adına yarışamayacak

İspanyol gazetesi El Pais’te yer alan habere göre, dünya sıralamasında 804’üncü, ülkesindeki sıralamada ise 10’uncu basamakta yer alan satranç oyuncusunun turnuvanın ardından ülkesinde yaptırım göreceği endişesiyle İran’a dönmeyi planlamadığını söyledi. Habere göre Khadem ve film yönetmeni eşi Ardeşir Ahmadi küçük çocuklarıyla birlikte İspanya’da adı açıklanmayan bir şehre taşınacak. Kaynaklar Khadem’in muhtemelen bir daha İran adına yarışmayacağını da belirtti.

HABER MERKEZİ

 

 

 

#Anmalar #eylemlere #dönüştü

CHP’den hasta tutuklular için araştırma önergesi: ATK bağımsız değil

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, ATK raporlarının işlevsiz olduğunu ve ATK’nin bağımsız bir kuruluş olmadığını ifade ederek hasta tutuklular için Meclis’e araştırma önergesi verdi

Adli Tıp Kurumu’nun ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdiği hasta tutukluların hayatlarını kaybetmesi ve son olarak 28 Şubat davası hükümlüsü emekli korgeneral Vural Avar’ın cezaevinde yitirmesi sonrası CHP de bu konuda adım attı. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, adli tıp kurumlarının verdiği raporları gündeme getirdi ve Meclis’e araştırma önergesi sundu.

Bin 517 hasta tutuklu var

Konuyla ilgili soru önergesi veren Emir adli tıp kurumu raporlarının tıbbi gerçeklikten uzak bir şekilde hazırlandığına dikkat çekerek; “Ülkemizde ceza ve tevkif evlerinde bulunan “hasta tutuklu ve hükümlüler” sorunu yıllar içinde artarak devam etmektedir. Sağlık hizmetlerine erişemedikleri için ölen mahkûmların haberi, neredeyse her hafta kamuoyuna yansımaktadır. İnsan Hakları Derneği’nin son verilerine göre Türkiye’de ceza ve tevkif evlerinde 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Hapishanelerde koruyucu sağlık hizmetlerinin aktif olarak yürütülmemesi, hastalıkların önlenmesi ve erken tanısında yetersizliklere neden olmaktadır. Tutuklu ve hükümlülerin yakalandıkları hastalıklar ile ilgili sağlık tesislerine sevk edilmeleri 2-6 ay arasında sürebilmektedir. Birçok mahkûm, sağlık hizmetlerine erişemediği için zaman içerisinde ağır hasta aşamasına gelmektedir” dedi.

Sağlık raporları işlevsiz

Sağlık kurulu tarafından düzenlenen ve Adliye Tıp Kurumu tarafından onaylanan raporlar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararlarını hatırlatan Emir şöyle devam etti; “Kanun kapsamında Adli Tıp Kurumu’na verilen bu yetki sonucunda; üçüncü basamak sağlık merkezlerinin sağlık kurullarında yer alan hekimler, teşhis yapmaya ehil olmalarına rağmen karar verme yetkisi kanunen Adli Tıp Kurumu’na verildiğinden prosedür olarak kendilerine getirilen hasta mahkumları inceleyerek Adli Tıp Kurumu’na sevk etmektedir. Bu da verilen sağlık raporlarının işlevsiz kalması anlamına gelmektedir. Sonuç olarak Adli Tıp Kurumu, tek elden tüm hasta mahkûmları incelemektedir ve yapılan incelemenin de bir herhangi denetimi yoktur.

ATK bağımsız değil

Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Tıp Kurumu’nun bağımsız bir kuruluş olmadığının geçmişte alınan birçok karara yansıdığı ve bu kararlar sonucunda hapishanede kalamayacak durumda olan onlarca mahkûmun yaşamını yitirdiğini belirten Emir; “Adli Tıp Kurumu İhtisas Daireleri’nin aldığı birçok karar bilimsel doğrulardan, tarafsız hekim tutumundan ve tıbbi gerçeklikten uzaktır. Bu sorunlar, Adalet Bakanlığı’nın ve Bakanlığa bağlı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün tutuklu ve hükümlülerin sağlık hizmetlerine erişimi konusundaki sorumluluklarını yerine getirmediğini göstermektedir. Bu sorunun çözümü için yapılması gerekenler bellidir. Ceza infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi kararı, Adli Tıp Kurumu’nun düzenleme ya da onaylama biçimindeki raporu ile değil üçüncü basamak sağlık hizmeti veren hastanelerdeki sağlık kurullarının raporları ile verilebilmeli ve ceza infazının ertelenmesi için yeterli olmalıdır. Cumhuriyet başsavcılığının, mahkûmların sağlık ve yaşam hakkının korunması için verilen bu sağlık kurulu raporlarının aksine karar verebilmesi mümkün olmamalıdır” dedi.

ANKARA

#CHPden #hasta #tutuklular #için #araştırma #önergesi #ATK #bağımsız #değil