Ana Sayfa Blog Sayfa 1132

Savcılıktan İmamoğlu kararına itiraz

İmamoğlu’nun siyasi yasak ve 2 yıl 7 ay hapis cezası aldığı davada, savcılık usul ve esas yönünden karara itiraz etti. Kararın 5 gün fazla hesaplandığını belirten savcı, cezanın düzeltilerek onanmasını talep etti

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “YSK üyelerine hakaret” ettiği iddiasıyla yargılandığı davada yeni gelişme yaşandı.

İmamoğlu’nun siyasi yasak ve 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası aldığı davanın ardından Cumhuriyet Savcısı, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlığı’na sunulmak üzere İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede, mahkemenin verdiği kararın usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğunu bildirdi.

‘Ceza 5 gün fazla hesaplandı’

Cumhuriyet Savcısı tarafından sunulan dilekçede, 14 Aralık 2022 tarihli gerekçeli kararın hüküm kısmının ikinci paragrafında ‘Sanığın eylemini basın önünde alenen işlediği anlaşıldığından’ ibaresinde 125/4. maddeye göre artırım yapılması gerekirken sehven 125/6. maddenin yazılarak yazım hatası yapıldığı belirtilerek, “Sanık hakkında 1/6 oranında artırım yapılarak 1 yıl 9 ay hapis cezasına hükmolunduğu, üçüncü paragrafta is ise sanığın eylemini kamu görevlilerine karşı işlediği gerekçesiyle 1/2 oranında artırım yapılarak 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunduğu ancak; sonuç ceza olarak 1 yıl 19 ay 15 gün hapis cezasına karar verilmesi gerekirken hesaplama hatası sonucu sanığa 5 gün fazla hapis cezası tayinine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır” denildi.

HABER MERKEZİ

#Savcılıktan #İmamoğlu #kararına #itiraz

HDP İstanbul eski eşbaşkanları ve üyelerine ceza yağdı

HDP İstanbul eski il eşbaşkanlarının da aralarında olduğu 11 siyasetçinin yargılandığı davada ceza yağdı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul eski eşbaşkanları Doğan Erbaş ve Aysel Güzel’in de aralarında bulunduğu il yönetiminden 11 kişinin “örgüte üye olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla yargılandığı davanın 24’üncü duruşması İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Ceza yağdı

Görülen duruşmada karar veren mahkeme heyeti, o dönem eşbaşkan olan Erbaş’a üyelikten 12 yıl, propagandadan ise 1 yıl 21 ay 22 gün ceza verirken diğer eşbaşkan Güzel’e ise, üyelikten 7 yıl 6 ay ceza verdi. İl Yönetim Kurulu üyelerinden Ali İpekli’ye üyelikten 6 yıl 3 ay, propagandadan 1 yıl 6 ay 22 gün, Ayşe Karadağ’a üyelikten 10 yıl 6 ay, Feremez Erkan’a üyelikten 9 yıl, Muhittin Arslanboğa’ya üyelikten 6 yıl 3 ay, Süleyman Başer’e üyelikten 6 yıl 3 ay, Süleyman Özcan’a üyelikten 9 yıl 9 ay ve son olarak Kasım Oba’ya da yine üyelikten 12 yıl hapis cezası verildi. Mehmet Tayyip Aslan ise davadan beraat etti.

İSTANBUL

#HDP #İstanbul #eski #eşbaşkanları #üyelerine #ceza #yağdı

Tutuklu gazetecilere görüş engeli:Ziyaretçiler sakıncalı

Ankara merkezli soruşturma kapsamında tutuklanan 9 gazetecinin yaptığı görüş başvuruları engelleniyor. Gerekçe ise ‘ziyaretçiler hakkında olumsuz bilgilerin varolması’ gösterildi

Tutuklu bulunan 9 gazeteci ile meslektaşlarının görüşme yönündeki başvuruları, aynı sayılı, tarihli ve aynı metin yapısına sahip kararla engelleniyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 25 Ekim’de gözaltına alınan ve 29 Ekim’de tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirler Bervian Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Emrullah Acar, Selman Güzelyüz ve Hakan Yalçın ile JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer’in yaptığı görüş başvuruları engelleniyor. Gazetecilerle görüş için yapılan birçok başvuru, Sincan Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla reddediliyor.

Arkadaşlarının görüş listesine eklenmesi talebi reddedildi

MA ve JINNEWS muhabirlerinin görüş engellenmesine gerekçe olarak, Ankara Bakanlık Muhabere Bürosu ve Ankara Valiliği İl Jandarma Komutanlığı’nın 13 Aralık tarihli yazısı ile gönderilen tutanaklarda ziyaretçiler hakkında yapılan araştırmalar neticesinde olumsuz bilgilerin yer aldığı gösterildi. Başvurucuların ziyaretinin bu nedenle sakıncalı olabileceğine yer verilen kararla, tutuklu bulunan gazetecilerin arkadaşlarının görüş listesine eklenmesi talebi reddedildi. Gazetecilerin arkadaşlarıyla görüşme yönündeki taleplerin reddine ilişkin kararların karar sayısı, tarihi ve metin yapısının birebir aynı olması dikkat çekti.

MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever ile görüşme talep eden gazetecinin, Diyarbakır’da ikamet etmesi nedeniyle Diyarbakır Valiliği İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılması gereken inceleme ise Ankara Valiliği İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapıldı.

HABER MERKEZİ

#Tutuklu #gazetecilere #görüş #engeliZiyaretçiler #sakıncalı

Kürt sanatçılardan Paris Katliamı’na tepki: Devlet değil sanat kalıcı

Kürt sanatçılar Paris’te gerçekleşen ve üç kişinin katledildiği katliama tepki gösterdi

Fransa’nın başkenti Paris’te Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nde 23 Aralık’ta gerçekleştirilen siyasi suikast sonucu Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) üyesi Emine Kara, (Evîn Goyî), Kürt sanatçı Mîr Perwer (M. Şirin Aydın) ile Abdurrahman Kızıl katledildi. Katliamın duyulması ile başlayan protestolar devam ederken, Kürt sanatçılar da saldırıya karşı tepkilerini dile getirdi.

‘Katliamlar başkenti Paris’

Amed Şehir Tiyatrosu oyuncusu Berfin Emektar, Paris’te yaşanan bu ikinci katliamın bir plan çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirterek, katliamın Kürt halkını ve sanatçıları hedef aldığını söyledi. Berfin, “İkinci saldırı Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yapıldı. Bir kültür merkezinin hedef alınması, orada bir sanatçı arkadaşın şehit edilmesi elbette ki kabul edilir gibi değil. Bu sanatçılar kendi yaşadıkları ülkelerinde, Türkiye’de kendilerini güvende hissetmedikleri için, şarkılarının yasaklanmasından ötürü, aldıkları cezalardan ötürü yurt dışına gitmek zorunda kalıyor. Bir arkadaşın, Avrupa’nın en güvenli şehrinde katledilmesinin arkasındaki karanlık güçler bizler açısından önemli. Söyleyecek sözümüz çok ama söylenecek sözümüz yok” ifadelerini kullandı.

Saldırı engel değil

Emektar, bu saldırıların Kürtlerin kendi kültürlerini sürdürmelerine engel olamayacağının altını çizdi. Kürtlerin yaratmaya, üretmeye, sanatlarını, dillerini, kültürlerini yaşatmaya devam edeceğini vurgulayan Berfin, “Mîr Perwer, Muş’tan gitti Paris’e, sanatı devam ettirmekten vaz mı geçti? Hayır. Sanatçı bilinci varsa elbette yaratmaya ve üretmeye devam edersin. Mir Perwer de bunların bir örneği. Bu katliamı basit ırkçı bir saldırıymış gibi değerlendirmekten geri durmalıyız. Bunun arkasında gerçekte neler var. Bu kadar basit mi, Paris’in ortasında insanları katletmek?” diye sordu.

‘Sessizlik öfke yaratıyor’

Kürt yönetmen Lisa Çalan ise katliama büyük bir öfke duyduğunu belirtirken, bu katliam için çıkarılan ses yeterli değildir” diyerek sessizliği eleştirdi. Çalan “Sosyal medyadaki o eleştiri ya da kınama biçimi yeterli bir şey değil. Biz sanatçılar, aktivistler bu katliamlar karşısında daha güçlü bir şekilde, daha sesimizi yükseltecek şekilde durmalıyız. Biz neden bu kültürü devam ettiremiyoruz, bu ülke dışında başka bir yerde devam ettirme gereği duyuyoruz? Yeteri kadar ses çıkaramama halimiz var ve tüm dünya aktivistlerinin de bu konuda sessiz kalması da öfke uyandıran bir durum” ifadelerini kullandı.

‘Kültüre dönük saldırılar arttı’

Kültürün son yıllarda uğradığı saldırıların daha da artırıldığını kaydeden Çalan, bunun sebebini ise sistem ve devletlerin, kültürel çalışmaların toplumsal değişim ve dönüşümde ne kadar büyük bir mekanizma olduğunu bilmesi şeklinde açıkladı. Sanatçılar olarak kültürü daha geliştirecek alanlar oluşturma çabasında olduklarını dile getiren Çalan, bu çaba içerisinde olan ve engellemelere maruz kalan sanatçıların ülkeyi terk etmeye zorlandıklarını belirtti.

Örtülmeye çalışılıyor

Son olarak Paris’te gerçekleştirilen saldırıların ilk kez yaşanmadığının, 9 yıl öncesinde de yaşandığının altını çizen Çalan, “Paris’te 2013’de yaşanan katliamı Avrupa dikkatle ele almadığı için, bunun arka planını söylemediği için, üstünü kapatmaya çalıştığı için bu katliam oldu, daha kolay oldu. Bu yüzden tesadüf değil” diye belirtti.

Dünya ses çıkarmalı

MK konserinin engellenmesini ve polis saldırısıyla 26 kişinin gözaltına alındığını hatırlatan Çalan, “Aktivistlerin, yazarların, sanatçıların sözlerinin toplumda yansıması hep büyüktür. Biz hep diyoruz ya; devletler kalıcı değil, fikirler ve sanatlar kalıcıdır. En azından sanat insan ruhunda bir anlam yaratıyor, bu yüzden daha kalıcıdır. Haliyle bu katliamlara, tutuklamalara, yasaklanmalara, sanatçı kesimin daha çok ses çıkarması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

JİNNEWS / AMED

#Kürt #sanatçılardan #Paris #Katliamına #tepki #Devlet #değil #sanat #kalıcı

GES, JES ve HES’ler doğayı yok ediyor!

Tarımsal alanların enerji üretimi ile kıyaslandığını ve enerji üretimi için tarımsal alanların heba edildiğini belirten ZMO İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, enerji yatırımlarının belli süreli yatırımlar olduğunu söyledi

Meletî ilinde 354’ü endemik olmak üzere toplam bin 890 bitki türü bulunuyor. İl ve çevresindeki mevcut maden ocakları ve enerji üretimi projeleri, zengin biyoçeşitliliğe ve tarımsal üretime tehdit oluşturuyor. Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, Meletî’de yapılan enerji projelerinin tarımsal üretime etkilerini Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Ömer Akın’a değerlendirdi.

Meletî’nin su kaynakları açısından çok zengin bir il olduğunu belirten Kapıkıran, su varlıklarına rağmen sulu tarım arazileri ve tarımsal verimin düşük olduğunu söyledi. Meletî, Dersim, Elezîz, Erzîncan illerinin yer aldığı Fırat Havzasının, Kafkasya, Akdeniz ve Avrupa Fitocoğrafi bölgelerinin kesişim noktasında olduğunu kaydeden Kapıkıran, “Bu nedenle de biyoçeşitliliği çok yüksektir. Her üç fitocoğrafyaya ait biyoçeşitliliği buralarda barındırır. Malatya, rakım olarak da bazı özel biyoçeşitliliği, endemik türleri barındırır. Neredeyse bütün Avrupa 350’ye yakın bir biyoçeşitliliğe sahipken, sadece Malatya’da 350’ye yakın endemizm var” dedi.

Her şeye zarar veriyor

Meletî’nin geniş tarımsal arazi alanları ve tarımsal üretimine karşın yapılan madencilik ve enerji projeleri nedeniyle büyük bir talanla karşı karşıya olduğunu ifade eden Kapıkıran, “Tarım, bitkisel üretim ve hayvansal üretim diye ikiye ayrılır. Bunun yanında birde sucul üretim vardır. Tarımsal çeşitlilik açısından bu kadar zengin bir çeşitliliğe sahip olmasına rağmen, yapılan madencilik ve enerji yatırımlarının tarımsal verime ve tarımsal varlıklara verdiği zararları ifade edebilmek için önce tarımsal büyüklükleri ifade etmek gerekiyor. Enerji üretiminde kullanılan Hidroelektrik Santrali (HES), Rüzgâr Enerji Santrali (RES), Güneş Enerji Santrali (GES) ve Jeotermal’ler çeşitli kriterlere uygun olarak yapılmadığı takdirde, doğaya, tarıma ve dolaylı olarak insanlara zarar verir noktada” diye konuştu.

Uygun yere yapılmalı

Yine başka bir enerji üretimi çalışması olan RES’lerin de tarımsal alan ve üretime zararları olduğunu dile getiren Kapıkıran, “Dolayısıyla bu yapılan RES’lerin mutlaka tarım ve orman arazileri dışında rüzgar envanterlerine uygun yerlere yapılması lazım. Bu yapıldığı zaman yenilenebilir enerji açısından zararı en aza indirilmiş olacak” şeklinde konuştu.

GES ve JES zararları

Geniş tarım arazisi üzerinde yapılan GES’lerin de tarımsal üretime olumsuz etkilerinin olduğunu belirten Kapıkıran, “Genellikle güneşlenme materyalleri yapılıp tarım ve orman arazi olması fark etmeksizin uygulaması yapılabiliyor. GES’ler tarım arazisi üzerinde yapılınca altındaki tarım arazisi kullanılamaz hale geliyor. Bununla birlikte yarattığı ışınım ve ısı, bölgede bir ısı adası oluşmasına neden oluyor. Oradaki hem biyoçeşitliliğe zararları hem de alışılagelmiş tarımsal üretim modeline ve ürün desenine olumsuz etkileri oluyor” dedi.

Son yıllarda Türkiye’de yaygınlaşan Jeotermal enerji üretimlerinin de tarımsal üretime büyük zararlar verdiğini kaydeden Kapıkıran, ortaya çıkan ağır metaller ve gazların hem insanlara hem de tarım arazilerine zarar verdiğini ifade etti.

Gıda ve suyun önemi

Kapkıran, gıdayı ve suyu hem ekosistem hem de insanlık için güvenlik için tutmanın önemli olduğunu belirterek, “Enerjiyi de bunları deforme etmeden başka bir yerde üreterek yapmak gerekiyor. Tarımsal faydanın insanlık tarihinin geçmişinden geleceğine kadar etkili olacak bir süreci içerdiğini ama enerji yatırımlarının belli süreli yatırımlar olduğunu hepimiz biliyoruz” dedi.

HES’lerin zararları

HES’lerin tarımsal üretime verdiği zararları anlatan Kapıkıran, suyun durgun hale geldiğini ve biyoçeşitliliğin yok olduğunu dile getirdi. Kapkıran, HES’ler nedeniye suda ısınmada gerçekleştiğini vurgulayarak, “HES’ler genellikle avcılık itibariyle de Türkiye’de tekel olmuş kafes balıkçılığı şirketlerine veriliyor. Büyük bir yemleme faaliyetiyle o kafeslerin altında büyük bir ölü flora ve fauna oluşuyor. Göldeki bütün doğal canlıların oraya doğru akın etmesine neden oluyor ve dış yemle yaşamlarını sürdürür hale geldikleri için o kafeslerin yemlenmemesi durumunda o canlıların açlık çekmesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.

MELETÎ

#GES #JES #HESler #doğayı #yok #ediyor

AYM’den Kazanhan kararının gerekçesi: Polise verilen ceza az

Polis tarafından katledilen Nihat Kazanhan davasında AYM’nin verdiği ‘yaşam hakkı’ ihlali kararının gerekçesi açıklandı. Kararda, suç ve ceza arasındaki orantısızlığa dikkat çekildi

Şirnex Cizîr ilçesinde 14 Ocak 2015 tarihinde çıkan olaylar sırasında 12 yaşındaki Nihat Kazanhan, başından silahla vurularak katledildi. Anayasa Mahkemesi (AYM), 25 Mayıs’ta özel harekât polisi tarafından vurularak katledilen 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

AYM’nin verdiği kararın gerekçesi ise Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre AYM gerekçede  “Yaşam hakkının ihlal edildiği ve haksız tahrik indiriminin uygulanamayacağına ve bu durumun benzer ihlallerin önüne geçilmesi amacına matuf caydırıcılığı da engellediği sonucuna varmıştır” dedi.

Polisin az ceza aldığı vurgulandı

Kararda, “Polis memuru, M.N.G.’nin başvurucuların çocuklarını ölümüyle sonuçlanan silahla ateş etmesi eylemi bakımından haksız tahrik nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değildir” denildi. Kararın devamında polis memurunun hukuka aykırı bir şekilde silah kullandığı belirtilerek “Ağır bir hak ihlali oluşturan fiile karşılık verilen ceza arasındaki söz konusu orantısızlık, yaşamı korumak için oluşturulan hukukun somut olayda etkili biçimde uygulanmadığı değerlendirmesi yapılmasına yol açmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Ailenin avukatı: Sağlıklı bir yargılama yoktu

Birgün’e konuşan Kazanhan ailesinin avukatı Şırnak Baro Başkanı Rojhat Dilsiz, yargılama esnasında yaşadıkları hukuksuzları anlatarak cinayete ilişkin ‘devletin güvenlik birimlerine yönelik örgütün manipülasyonu’ şeklinde açıklamalar yapıldığını hatırlattı.

Dilsiz, “Buna yönelik tartışmalar yürütülürken göz haberde çıkan olay anına ilişkin görüntülerde görgü tanıklarının ifade ettiği üzere polis memurunun nişan alarak 12 yaşındaki kazanhanı hedef alarak öldürdüğü görülüyordu. Bahse konu görüntülere ve tüm ısrarlarımıza rağmen soruşturma süreci akamete uğratılmış ve sağlıklı bir yargılama faaliyeti yürütülmemiştir” dedi.

Emsal bir karar

Dilsiz, İstinaf ve Yargıtay’dan da aynı şekilde kararlar çıkması üzerine dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdıklarını aktardı. Haksız tahrik hükümlerinin mevcut durumda uygulanamayacağı, bu durumun faili kolluk olan dosyalarda kronikleşmiş bir cezasızlık silsilesine sebep olduğu yönündeki itirazlarıa AYM tarafından ihlal kararı verildi. AYM, sanık polise ‘haksız tahrik indirimi’yle verilen 13 yıl 4 aylık hapis cezasını yetersiz bulup yargılamanın yeniden yapılmasını istemiş, ayrıca aileye 90 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmişti.

Kararı hatırlatan Dilsiz, “Benzer toplumsal davalara emsal olma ve yaygın cezasızlık politikasına etki edecek olması bakımından 7 yıllık mücadelemizin sonucunda verilmiş olan bu karar bizi mutlu etmiştir” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#AYMden #Kazanhan #kararının #gerekçesi #Polise #verilen #ceza

Taşıma suyla göl canlanmaz!

Marmara Gölü, Dipsiz Göl, Meke Gölü ve Tuz Gölü kurumalarıyla sık sık gündeme geldi. Hükümet, doğal gölleri taşıma suyla “kurtarmaya” başladı

Türkiye’nin benimsemiş olduğu yanlış su politikaları ülkedeki kuraklığı tetikliyor. Özellikle AKP döneminde uygulanan tarım politikaları ve suyun yanlış yönetimi yıllar içerisinde birçok doğal gölü ve yeraltı sularını kuruttu. Milyonlarca yıllık doğal göller bir bir yok oldu. Marmara Gölü, Dipsiz Göl, Meke Gölü ve Tuz Gölü kurumalarıyla sık sık gündeme geldi. Hükümet, doğal gölleri taşıma suyla “kurtarmaya” başladı.

Onlardan biri de flamingolar için yuva olan Tuz Gölü. Kuraklık nedeniyle ölen Tuz Gölü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Tuz Gölü’nü “canlandırmak” için 6 Aralık’ta ihaleye çıktı. Kamu İhale Bülteni’ne göre, 720 bin TL’lik ihaleyi 20 Aralık’ta Yılmaz Hizmet Taahhüt Peyzaj Mimarlık Petrol Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aldı.

Cumhuriyet’ten Şeyda Öztürk’ün haberine göre; Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı ve göl Uzmanı Dr. Erol Kesici, “Milyonlarca yıl önce oluşmuş doğal göllerin bu şekilde kurtarılabilmesi söz konusu değil. Doğal denge ve çevresiyle bütünlük halinde olan göllerin bütünlüğüne dokunmamak gerekir. Tuz Gölü de bizim gibi canlıdır” dedi.

Su verilerek oluşturulacak şeyin göl değil su birikintisi olduğunu söyleyen Kesici, “Doğal göller, yeraltı suları, yağışlar ve derelerle birlikte oluşan bir sistem. Bu suyla değirmen dönmez, bu suyla göl kurtarılmaz. Bir yere su taşımayla göl oluyorsa, iş makineleriyle çukur açalım her taraf göl olsun, su sorununu halledelim” ifadelerini kullandı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Taşıma #suyla #göl #canlanmaz

Beştaş’tan çocuğa tecavüz eden faillerin tutuklanmamasına tepki

Sêrt’te 14 yaşında 2 yıl boyunca tecavüze uğrayan çocuk ile ilgili açılan davada failler hala serbest. Basın açıklaması ile faillerin tutuklanmamasına tepki gösteren HDP’li Beştaş, ‘Tehdit edilen ailenin yanındayız’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sêrt (Siirt) İl Örgütü, Berwarî (Pervari) ilçesinde Hüseyin Tapar ve Hamit Şamer isimli erkeklerin 2 yıl boyunca 14 yaşındaki bir çocuğu sistematik tecavüze maruz bırakmasına ilişkin açıklama yaptı.

HDP Sêrt İl Örgütü binasında gerçekleştirilen açıklamaya, HDP Grup Başkanvekili ve kent milletvekili Meral Danış Beştaş, milletvekilli Sıdık Taş, görevden alınarak yerine kayyum atanan Belediye Eşbaşkanı Berivan Helen Işık, İl Eşbaşkanları Hatice Tay ve Mehmet Kaysi katıldı.

Beştaş, 14 yaşındaki çocuğun yaşadıklarına değinerek, “Çocuğun ifadelerinin psikolog tarafından tutarlı olduğu tespit edilmesine rağmen, Pervari Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘Çocuğun olayı 1 yıl boyunca ailesine ve akrabalarına anlatmadığını, çocuğun iddiasını kanıtlar nitelikte kimsenin görgüsünün ve bilgisinin olmadığını’ iddia ederek, takipsizlik kararı vermişti. Ancak kamuoyunun tepkisiyle birlikte takipsizlik kararından vazgeçildi” diye belirtti.

Aile hala tehdit ediliyor

Beştaş, 14 yaşındaki çocuğun 2 yıldır sistematik tecavüze uğradığını belirterek, “Kıza tecavüz eden Hüseyin Tapar, 1950 doğumluydu. Kışın Mersin’de yazın Siirt’e köyde kalıyor. Yaşlı olduğu için bu kız çocuğu ona yemek götürüyor. Hamit Şamer (35) de tacizci. O da yıllarca kız çocuğunu taciz ediyor. Bu iki kişi tarafından çocuk tehdit ediliyor. Ancak çocuk dayanamıyor. Bunu ailesine anlatıyor. Aile savcılığa başvuruyor. Aile çocuğun arkasında duran, çocuklarına destek veren bir aile. Hukuki yollara başvuruyorlar. Peki yargı ne yapıyor? Takipsizlik kararı veriyor. Eğer kamuoyu oluşturmasaydı olayın üstü örtülmeye çalışılacaktı. Ancak bu kişiler hala ne gözaltında ne de tutuklu. Aile ve çocuğu tehdit etmeye devam ediyorlar. Bu tehditlere karşı ailenin yanındayız” şeklinde konuştu.

SÊRT

#Beştaştan #çocuğa #tecavüz #eden #faillerin #tutuklanmamasına #tepki

TBB Başkanı Sağkan Şenyaşar ailesini ziyaret etti

Adalet Nöbetleri 661’inci güne giren Şenyaşar ailesini ziyaret eden TBB Başkanı Erinç Sağkan, ‘Bu çığlığı duymak gerekiyor. Bu çığlığı duymak da, ancak adil bir yargılanmayla mümkün olur’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın, Urfa Adliyesi önünde 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 661’inci gününde.

Eylemi bugün Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ziyaret etti. Sağkan’a Riha Barosu Başkanı Abdullah Öncel de eşlik etti. Ferit Şenyaşar ve anne Emine Şenyaşar ile görüşen Sağkan, davanın seyri hakkında bilgi alarak ailenin taleplerini dinledi.

Burada adalet çığlığıda olan bir anne var’

Ardından kısa bir konuşma yapan Sağkan, Şenyaşar ailesinin Adalet Nöbeti’ne bir yıl öncede ziyarete geldiğini hatırlatarak, “O zaman geldiğimizde burada gerçekten çok büyük bir adalet çığlığı vardı. Çocukları ve eşi öldürülen bir annenin burada kendi başına verdiği ve Urfa Baro’muzun desteklediği bir Adalet Nöbeti vardı. Burada adalet çığlığında bulunan bir anne var. Bu çığlığı duymak gerekiyor. Bu çığlığı duymak da, ancak adil bir yargılanmayla mümkün olur. Yapılması gereken çok basit. İstinaf ilk dosyayı bozmuş ve beraber yürütülmesi gerektiği yönünde karar vermiş. Hızlı bir şekilde kamuoyu vicdanını da tatmin edecek açık, şeffaf bir yargılamanın yapılarak bu olaya ilişkin tüm gerçeklerin ortaya konulması ve mağdurların da zararlarının giderilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

RIHA

 

#TBB #Başkanı #Sağkan #Şenyaşar #ailesini #ziyaret #etti

Demirtaş: Emekliliği hak eden iki kişi daha var

Selahattin Demirtaş, EYT düzenlemesini ve Soylu’nun Mızraklı’yı hedef almasını değerlendirdi: Diyarbakır’a ne yaptıysak İstanbul’a da aynısını yapcağız diyor. Daha nasıl itiraf etsin

Edirne’de tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş gündemin öne çıkan başlıklarını Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla değerlendirdi.

Süleymen Soylu’nun İBB’ye ilşkin yaptığı terör açıklamasında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Selçuk Mızraklı’yı örnek göstermesine tepki gösteren Demirtaş, Soylu’nun ‘İmamoğlu’nu hedef alırken Mızraklı’yı örnek göstermesi doğru’ diyerek “Soylu “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine nasıl kumpas kurup kayyum atadıysak aynısını İstanbul’a da yapacağız” diyor” ifadelerini kullandı.

Demirtaş şu paylaşımı yaptı: “Soylu’nun Sayın İmamoğlu’nu hedef alırken Sayın Mızraklı’yı örnek göstermesi son derece doğrudur! Soylu “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine nasıl kumpas kurup kayyum atadıysak aynısını İstanbul’a da yapacağız” diyor. Adam daha nasıl itiraf etsin! (Pardon “adam” demişim.)”

Kılıçdaroğlu-Akşener buluşması

Öte yandan Demirtaş, EYT düzenlemesini ve Meral Akşener-Kemal Kılıçdaroğlu buluşmasına yönelik AKP’li Tuzla Belediyesi Meclis üyesi Türel Ağyol’un skandal ifadelerini de değerlendirdi.

Akşener-Kılıçdaroğlu buluşmasına ilişkin söylenen çirkin ifadelere karşı açıklama yapan Demirtaş “Mesele Meral Hanım ile Kemal Bey’e yapılan ağır hakaretin çok ötesinde.  Muhalefete hapis, kayyım, ihanet suçlamaları, parti kapatma…Ve bu tipler de ülke yönetiminin her kademesinde” ifadelerini kullandı.

‘Emekliliği hak eden iki kişi daha var’

Emeklilikte yaşa takılan yurttaşların uzun mücadelesi ile seçim endeksli bir düzenleme ile EYT sorunun çözülmesine dair de paylaşım yapan Selahattin Demirtaş “EYT için yıllardır direnenler “söke söke alırız”ın resmini yaptılar. Helal olsun ve de selam olsun” dedi.

Demirtaş EYT mücadelesinin örgütleyicilerinden Gönül Boran’ı tebrik ederken AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’den bahsederek “Şimdi sırada, emekliliği hak eden iki kişi daha var, onları da emekli etmek için direnişe devam” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Demirtaş #Emekliliği #hak #eden #iki #kişi #daha #var