Ana Sayfa Blog Sayfa 1133

Yol yürütücüsü Sazcı: Kurumlarımız tarihsel belleğimize sahip çıkmalı, bütçe ayırmalı-VİDEO








Yol yürütücüsü Sazcı: Kurumlarımız tarihsel belleğimize sahip çıkmalı, bütçe ayırmalı-VİDEO – PİRHA





















#Yol #yürütücüsü #Sazcı #Kurumlarımız #tarihsel #belleğimize #sahip #çıkmalı #bütçe #ayırmalıVİDEO

Kurdistani İttifak’tan DBP’ye ziyaret: Birliğimiz önemli

Kurdistani İttifak bileşenleri, tutuklamalara karşı DBP’ye dayanışma ziyaretinde bulundu

Kurdistani İttifak bileşeni parti ve oluşumlar, Demokratik Bölgeler Partisi’ne (DBP) yönelik 23 Aralık’taki operasyon ile Eş Genel Başkan Keskin Bayındır ve Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun’un tutuklanmasına tepki göstermek amacıyla DBP Genel Merkez Amed İrtibat Bürosu’na dayanışma ziyareti gerçekleştirdi.

Ziyarette Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (KDP-T) Genel Başkanı Mehmet Emin Kardaş, Azadi Partisi Genel Başkanı Ayetullah Aşitî, Devrimci Demokrat Kürt Derneği (DDKD) Sözcüsü Abdulhey Okumuş, İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA yöneticileri yer aldı.

Siyasi parti liderlerini  DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk karşıladı.

Saldırı Kürtlere yönelik

DBP’ye yönelik yapılanları kınayan KKP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, “Bu kadar kalabalık gözaltıların olduğu bir yerde usulen Bayındır’ı ve Altun’u tutukladılar. Bunun bir sebebi var. AKP ve MHP iktidarı seçime giderken baskıları ve saldırıları artırarak kazmayı amaçlıyor. Ama bunlar nafile çabalardır” dedi.

Ardından konuşan KDP-T Mehmet Emin Kardaş, saldırıların salt DBP’ye yönelik olmadığını tüm halkına olduğunu ve bu nedenle tüm Kürt halkının birlik etrafında kenetlenerek mücadele etmesi gerektiğine dikkati çekti.

Azadi Partisi: Kürt halkına zulüm

Saldırılar karşısında yan yana gelmenin önemli olduğunu ifade eden Azadi Partisi Genel Başkanı Ayetullah Aşitî, AKP’nin İslami değerlerini kullanarak, iktidarını ayakta tutmaya çalıştığını, bu değerlere uymayacak şekilde Kürt halkına zulüm ettiğini ifade etti. Tutuklanan Keskin ve Altun’un bir an önce serbest bırakılması çağırı yapan Aşiti, saldıra karşı birlikte mücadele edeceklerini dile getirdi. Yapılan ilk olmadığını belirten DDKD Sözcüsü Abdulhey Okumuş da, Kürt partilerine yapılan baskın ve saldırıları kabul etmediklerini söyledi.

Aydeniz: Kürt halkının birliği önemli

Dayanışma için teşekkür eden DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ise, “Kürt halkına yönelik böylesi saldırılara karşı birlik önemlidir. Bu açıdan biz DBP olarak çalışmalarımızı halkın ve Kürt partileri içerişinde sürdürüyoruz” diye konuştu.

İktidarın Kürt halkının mücadelesinden korktuğunu vurgulayan Aydeniz, şunları dile getirdi: “Saldıranlar, karanlık ve faşizmden anlıyorlar. Yapabildikleri de budur, başka bir şeyde yapamıyor. Bunu iyi bilsinler ki yüz yıldır devam ettirdikleri kirli siyasetlerinin sonlarına geldiler. Bunu bildikleri için saldırılarını artırıyorlar. Saldırılar siyasi soykırımla, askeri operasyonlarla, kimyasalla, öldürmeye ve göç ettirmeyle devam ediyor. Sistemin Kürt halkına yönelik saldırıları dört parça ile sınırlı değil, artık sınır tanımıyorlar. Avrupa’da birçok ülkede kazanım elde eden Kürtlerin kazanımlarına saldırmak istiyorlar. Fransa’da yapılan katliamda 3 Kürt yaşamını yitirdi. Dün Roboski sonra Cizre, Sur, Nusaybin, bugün Fransa. Kürt halkına karşı katliamlar bitmiyor. Bu saldıra karşı mücadele etmeliyiz. Kürt halkının birliği bu noktadan önemlidir. Birlikte mücadele etmek önemlidir.”

AMED

 

#Kurdistani #İttifaktan #DBPye #ziyaret #Birliğimiz #önemli

Ata: Kobanê davasını açanlar o günleri organize edenler

Kobanê Davası’nın 20’nci duruşmasında söz alan TJA aktivisti Ayla Akat Ata, ‘Çözüm sürecine tahammülü olmayanlar bahane edip bizi yargı önüne çıkardılar. Bu davanın talimatını kim verdiyse o günleri organize edenler aynı güçtür’ dedi

IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 17’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 20’nci duruşmasının 7’nci oturumu görülmeye başlandı.

Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen davanın duruşmasına tutuklu bulunan siyasetçiler Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Nazmi Gür talebine ret

Kimlik tespitinin ardından dosyaya eklenen evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada, iddia makamının yazılı olarak mahkemeye sunduğu mütalaa, duruşma tutanağına eklendi. Sonrasında söz verilen iddia makamı, Nazmi Gür’ün eşinin Gür hakkında tahliye talebinde bulunduğu dilekçeye karşı, talebin reddine karar verilmesini istedi.

Bizim çağrımızla inen yok

Ardından Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Ayla Akat Ata söz aldı. Beş ayrı tanık ifadesinin olduğuna dikkat çeken Ata, “Hangi tanık beyanını esas alarak bu mütalaayı hazırladınız. ‘MYK çağrıları yapılmasının ardından taraftarların sokağa inmesi sağlandı’ diyor. Bizim taraftarlarımız sokaktaydı. Biz sürecin başında Ceylanpınar’da 3 gün nöbet tutmuşuz. Bir yıl öncesinden bahsediyoruz. 2014’te DAİŞ’in Şengal’e saldırmasının ardından süreç başkalaştı. Oraya yardım akması için her ilde yardım merkezleri vardı. 5 Ağustos’tan Eylül 20’sine kadar kitlemizin eylemleri tavan noktasına gelmişti. Bizim çağrımızla sokağa inen güç yok. O 3 günde sokağa inen güç farklı bir güç” diye ifade etti.

Bugün olsa yine gider çalışırım’

Savcının, “Eylemi gerçekleştirenlerin HÜDA Partililere saldırdıkları” iddiasına karşı, “Sayın savcı burada, Hüda Partisi’nin avukatlığını yapmış. Ben vekil olduğum bilinerek Hüda Partisi önünde saldırıya uğradım. Siz bu dosyanın savcısınız. Hayretlerle ele alıyoruz” diyen Ata, mütalaada yer alan “söz konusu protestolarının asıl amacının ortaya çıkarılması” ibaresine karşı ise, “Bir 3 gün içinde yaşanan olaylar var. Bir de Kobanê halkıyla dayanışılması, silah yardımı yapılması, insanların nöbet tutması var. O nöbet yerleri kim tarafından belirlendi. Suruç Kaymakamlığı tarafından belirlendi. En başından beri ‘siz sorumlusunuz’ dediniz. Neden sorumluyuz? Çözüm istediğimiz için sorumluyuz. Bugün olsa gider, o kamplarda gece gündüz çalışırım” dedi.

Tanık beyanlarına itibar ettiniz

Mütalaadaki “Çağrılar ve olaylar arasında illiyet bağı olduğu kuşku yoktur” ibaresini hatırlatan Ata, “Anayasa Mahkemesi bile ‘kurulabilir’ diyor. AİHM ‘kurulamaz’ diyor. Siz ise kuşku yoktur diyorsunuz” dedi. Ata, iddia makamının, “Terör örgütünün sanıklara verdiği talimatların yerine getirildiğinin unutulmaması gerekir” gerekçesine karşı, “Gizli tanık Ulaş bile ‘benim böyle bir bilgim yok’ diyor. Diğer tanık örgütün bütün alanlarını saydı çünkü bilmiyor. O tanık beyanlarına itibar etmeyi vazife ettiniz” diye cevap verdi.

Bu davayı açanlarla o süreci organize edenler aynı güç

“İki yıldır bu dosyada yapılmak istenen bir arada yaşamın altına koyulan dinamitlerdir” diyen Ata, “Yargı kurumu dinamitleri patlatmasın. Siz hukuk deyin. Kuşku varsa ‘şüpheden sanık yararlanır’ deyin. ‘Bu olayların ardında farklı güçler var’ dedim 2015 başında Meclis’te. Birileri bunun yapılmasını istemedi. Çözüm sürecine tahammülü olmayanlar bahane edip bizi yargı önüne çıkardılar. Bu davanın talimatını kim verdiyse o günleri organize edenler aynı güçtür” dedi.

Sözler tutulmadı

Yeni yılda savaşların son bulması ve ezilen halkların özgürlüğüne kavuşması temennisinde bulunan Ata, “Kürt ve Türk halkları milli mücadelede birlikte hareket ederken, 1924’te Kürtler verilen sözler tutulmadı. Bu unutma süreci bu yüz yıllık süreci getirdi. ‘Şark Islahat Planı’nın devamı, 2014 yılında ‘Çöktürme Planı’yla geldi. Peki bu unutulanlar beraberinde ne getirdi? Kürtlerin isyanlarını getirdi. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllardaki ‘Kürtleri tanıma siyaseti’, 1924 sonrasında unutulurken bize yüz yıl kaybettirdi” dedi.

Katilleri değil siyasetçileri yargılıyorsunuz

Sonrasında avukat Zeynep Sedef Özdoğan, SEGBİS üzerinden söz alarak Roboski katliamını anarak, “Takipsizlik kararına karşı 2013 yılında Necdet Özel hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Aradan geçen yıllar içerisinde katledilenler hakkında herhangi bir adım atılmış değil. Buradaki siyasetçiler her ayın iki haftası yargılanırken, yıllardır katliamı gerçekleştirenler yargılanmıyor” ifadelerini kullandı.

Tutuksuz yargılanan Can Memiş de, dosyadaki karmaşıklığa dikkat çekerek, UYAP’ta evraklara ulaşamadığını belirtti.

Duruşmaya ara verildi.

ANKARA

 

#Ata #Kobanê #davasını #açanlar #günleri #organize #edenler

Günay’dan Bozdağ’a tecrit çağrısı: Suça ortak oluyorsun

HDP Sözcüsü Ebru Günay, gündeme dair düzenlediği basın toplantısında Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle yapılan başvuruları yanıtsız bırakan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a, ‘Suça ortak oluyorsunuz’ diye seslendi

HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Günay, Roboski Katliamı’nın 11’inci yıldönümüne rağmen faillerin açığa çıkarılmadığını belirtti.

Günay, “Gerçek katiller ortaya çıkıp hesap verinceye kadar bizler mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü bu ülkedeki gerçek demokrasi, Roboski Katliamı’nın gerçek faillerinin hesap vermesiyle olacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bizler HDP olarak, acılı ailelerle birlikte mücadele yürütmeye, hesap sormaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Gezi Davası

Gezi Davası’nda verilen kararın istinaf mahkemesince onanmasına değinen Günay, “Yılın son günlerindeyiz ve maalesef tekrardan iktidarın düşman politikalarıyla, hukuksuzlukları ile yılı bitiriyoruz. Dün Gezi Davası kararı istinaf mahkemesinde onaylandı. Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile diğer tutuklulara verilen karar onaylandı. Bu bir kez daha iktidarın yargıyı sopaya dönüştürdüğünü, yargıyı intikam alma aracına dönüştürdüğünün açık göstergesidir. Baştan sona hukuksuz ve usulsüzlüklerle dolu bir yargılama. Yargıyı sopaya dönüştürenler bilsinler ki; Gezi bu halklara umut oldu, Gezi direnişini ve ruhunu asla zindanlara dolduramazsınız. Bizler Gezi direnişinin yanında durmaya ve Gezi ruhuyla mücadele etmeye devam edeceğiz” vurgusunda bulundu.

İmralı tecridi

Partisinin İmralı tecridine karşı başlattığı Adalet Nöbeti’nin 7’nci gününde sürdüğünü belirten Günay, “Bu ülkedeki savaş politikalarının en büyük etkenlerinden biri elbette iktidarın yürüttüğü tecrit politikalarıdır. Sayın Öcalan’ın avukatları, Asrın Hukuk Bürosu, Sayın Öcalan’ın CPT ile görüşmeye çıkmadığını duyurdu. Zaten 21 aydır avukat ve aile görüşmesinin gerçekleştirilmediği İmralı ile hiçbir fiziki temasın olmadığı kamuoyunun bilgisi dahilinde. Bizler İmralı tecrit sisteminin, bu ülkedeki hukuksuzlukların, adaletsizliğin, faşizan uygulamaların temelinde olduğunun farkındayız. AKP kendi faşizmini tecrit ile besleyip büyüten bir iktidar. Tek adam rejimine karşı durmak için en çok da iktidarın tecrit politikalarına karşı mücadele ediyoruz, bunda da ısrarlıyız” şeklinde konuştu.

‘Suça ortak olma’ çağrısı

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a seslenen Günay, “HDP olarak parlamento grubumuz Adalet Bakanlığı önünde hukuk uygulansın ve avukatlar görüşme gerçekleştirsin nöbet eylemi başlattı. Eylemimiz 1 haftadır devam ediyor, ne yazık ki Adalet Bakanlığı’ndan bu konuda henüz bir açıklama yapılmış değil, avukat ve aile görüşlerinin yapılması için herhangi bir adım atılmış değil. Daha da önemlisi bizlerin, Eş Genel Başkanlarımızın yaptığı başvuru, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in yaptığı başvuru, DTK Eş Genel Başkanı Berdan Öztürk’ün ve vekillerimizin yaptığı başvurulara Adalet Bakanlığı henüz bir yanıt vermedi. Bir kez daha Adalet Bakanlığı’na şunu hatırlatmak isterim: Oturduğunuz koltuk, adaletin tesis edilmesi için var olan bir mekandır. Sorumluluğunuzdaki bir cezaevinde 21 aydır aile ve avukat görüşmeleri gerçekleştirilmiyorsa, tecrit politikalarında ısrar ediliyorsa, siz de hukuku ayaklar altına alıyorsunuz. Adalet Bakanı olarak bu suça ortak oluyorsunuz. Bizler Adalet Bakanını bu suça ortak olmamaya davet ediyoruz, çağrılarımıza ve taleplerimize cevap olmaya, demokratik kamuoyunun kaygılarını gidermek için en hızlı şekilde avukat ve aile görüşmesinin gerçekleşmesi talebimizi yineliyoruz” dedi.

DBP’ye yönelik tutuklamalar

Demokratik Bölgeler Partisi’ne (DBP) yönelik gözaltı ve tutuklama furyasına tepki gösteren Günay, “Bu iktidar kaybediyor, kaybederken de Kürt’ün örgütlü gücüne her alanda düşmanlık yapıyor. Kürt’ün örgütlü gücüne saldırarak, DBP Eş Genel Başkanını tutuklayarak seçim startını vermeyi amaçlıyor. Ama Kürt halkı kendisine yapılan zulmü, kendi iradesine, örgütlü gücüne yapılan baskı, tutuklama ve gözaltıları asla unutmaz, bunun cevabını da sandıkta mutlaka verecektir” ifadelerini kullandı.

Paris katliamı

Kürt düşmanlığının Paris’te katliamlarla sürdüğünü dile getiren Günay, “Her alanda saldırılar sürerken, Paris Katliamının 10’uncu yılında ikinci bir Paris katliamı gerçekleşti. Kadın mücadelesinin öncü isimlerinden Emine Kara, sanatçı Mir Perwer, Abdurrahman Kızıl katledildi. Hayatını kaybedenlerin ailesine başsağlığı diliyorum. Birinci Paris katliamının arkasındaki karanlık güçler açığa çıksaydı bugün ikinci Paris katliamı açığa çıkmayacaktı. İktidarın her yerde içeride dışarıda Kürdün nefes aldığı her yerde Kürdün kazanımlarında, Kürt halkına dönük düşman politikalarında bu saldırılarda etkilidir. Buradan Fransız yetkililerine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu katliama aydınlatmak, bu cinayetin arkasındaki karanlık güçleri açığa çıkarmak sizlerin sorumlu” diye konuştu.

Deniz Poyraz davası

Deniz Poyraz’ın katledilmesiyle ilgili açılan dava verilen kararı hatırlatan Günay, şunları söyledi: “Bu duruşma şunu gösterdi, orada bir yargılama gerçekleşmedi. Dava süresince bir katilin arkasındaki karanlık güçlerin nasıl aklandığının filmini izledik. Delillerin karartıldığı, araştırılmadığı, katillerin her koşulda korunduğu, mağdurların daha da mağdur edildiği bir yargılama sürecine tanık olduk. Bir yargılama süreci düşünün ki duruşma salonunda katilin çıkardığı provokasyonlar sonucu gaz sıkıldı, müştekilerin ve mağdurların avukatları, Eş Genel Başkanımızın salona alınmadığı bir yargılama yapıldı. Bu bir yargılama değil, siyasi bir cinayetin üzerinin örtülmesidir. Türkiye’nin önemli kent merkezlerinden biri ve 3’üncü büyük siyasi partisine yönelik gerçekleştirilen bir saldırı. Bu katil bunu tek başına organize etmiş olamaz. Mahkeme olayı basit bir cinayet olarak ele aldı. Tetikçiye tasarlayarak cinayetten ceza vermesini kabul etmiyoruz. Bu bir siyasi cinayettir, tetikçi asla bunu tek başına gerçekleştiremez. Katil tek başına değil, arkasındaki bütün güçlerden mücadele ile hesap soracağız.”

2022 yılı

Günay, konuşmasından diğer bazı başlıklar şöyle:

“2022 yılını artan saldırılarla, derinleşen krizlerle geride bırakıyoruz. Toplumun büyük kesiminin umut ve beklentilerle karşıladığı 2022 yılı, AKP ve MHP iktidarının politik tercihleri nedeniyle ne yazık ki koyu bir karanlığa, kara bir kışa döndü. Bütün toplumsal kesimler iktidarın saldırı politikalarının hedefi haline geldi. 2022’de iyice açığa çıktı ki; iktidarın yönetme biçimine dönüşen tecrit artık ülkeye yayılmış ve sistematikleşmiş durumdadır. Bunun sonucunda cezaevlerinin tamamında ağır hak ihlalleri yaşanmış, cenazeler çıkmış, hasta tutsaklar tedavi edilmemiş, her türlü hak ihlali, infaz yakma, saldırı, işkence ve kötü muamele yaşanmıştır. Kuşkusuz 2022’de iktidarın düşmanlıklarını, demokratik siyasete tahammülsüzlüğünü anlatmaya günler yetmez. Yılın son birkaç gününde yaşanılanlar bile 2022 özeti açığa çıkar. Yine de yıl boyunca mücadelemizi bütün engellemelere ve saldırılara rağmen sürdürdük. İttifaklarımızı geliştirdik, yeni mücadele yolları açtık. Emek ve Özgürlük İttifakıyla da halklara umut olduk. Hala sokaktayız, hala mücadeledeyiz, hala direnişteyiz. HDP her koşulda mücadele etmeye yeni yılda da halklara umut olmaya devam edecektir.

Seçim hazırlıkları

Bu koyu karanlığı dağıtmanın vakti geldi, işte 2023 yılını böyle karşılıyoruz. 2023 ülke tarihinin en kritik seçimlerinden birinin yapılacağı bir yıl olacak. Seçimlere olağanüstü koşullarda gireceğimizin farkındayız. Partimizin tarihsel mücadele geleneği ve büyük birikimi bu kritik süreci de başarıyla atlatacağımızın en büyük kanıtıdır. Buna bağlı olarak seçim çalışmaları kapsamında hem merkezi hem de yerel düzeyde hazırlıklarımızı başlatarak merkezi ve yerel koordinasyonlarımızı büyük oranda oluşturduk. Seçimde mevcut iktidara kaybettirmek, parlamentoda en üst düzeyde temsil gücüne ulaşmak ve ülkenin demokratik geleceğini demokratik ittifaklar temelinde inşa etmek en temel stratejimizdir. Emek ve Özgürlük İttifakı başta olmak üzere toplumun bütün demokratik muhalefetini kapsayacak daha geniş bir demokrasi ittifakını kurmak, en temel hedeflerimizden biridir.

2023 yılı bizler için hem seçim çalışmalarının hem eylem ve etkinliklerin hem de örgütlenme alanımızı büyütüp geliştirmenin yılı olacaktır. Yeni yıla girerken, bütün dünya haklarının ve Türkiye halklarının yeni yılını kutluyorum.”

ANKARA

#Günaydan #Bozdağa #tecrit #çağrısı #Suça #ortak #oluyorsun

Mızraklı’dan Soylu’ya: Adımı daha çok anacaksın

Selçuk Mızraklı, kendisi için ‘Terör örgütü üyesi’ diyen Soylu’ya tepki gösterdi: Yargı önünde hesaplaşacağız

Görevden alınarak yerine kayyum atanan ve tutuklanan Amed Büyükşehir Belediye Başkanı Mızraklı, kendisini hedef alan İçişleri Bakanı Soylu’ya, Twitter hesabı üzerinden tepki gösterdi.

Mızraklı, yaptığı paylaşımda, “Beni anmışsın. İleride daha çok anacaksın. Hakkımdaki bütün soruşturmalar takipsizlikle sonuçlandı. Siyasi rehine olduğum dosyayı da Yargıtay bozdu. İçişleri Bakanı; adımı sakın unutma! Seninle yargı önünde hesaplaşacağız…” dedi.

Soylu, dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik Kürt işçileri hedef göstererek yaptığı ‘terör’ soruşturmasıyla ilgili açıklamasında Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra Selçuk Mızraklı’yı da hedef almıştı.

Soylu açıklamasında şunları söylemişti;

“Avrupa parlamentolarında, bizatihi bu kişiler, bugün basın toplantısı yapan kişi ve onun genel başkanı dahil olmak üzere kayyum atadığımız için, bir belediyenin terörle irtibat ve iltisakını tespit ettiğimiz için, anayasa ve kanunların bize verdiği yetkiyi kullandığımız için eleştirildik. Bunlar arzu ediyor ki, terör örgütü üyesi olduğu için, PKK üyesi olduğu için hapiste yatan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ve onun gibilere dokunulmasın, istediklerini yapsınlar, PKK’ya, KCK’ya hepsine istedikleri şekilde hizmet edebilsinler. Eğer bugün ülkemizde PKK/KCK terör örgütü hareket etme kabiliyeti bulamıyorsa Türkiye Cumhuriyeti devletinin ortaya koyduğu bu irade sayesinde, anayasa ve kanunların kendisine verdiği yetkiyi tam anlamıyla kullandığı için bunu sağlıyor.”

HABER MERKEZİ

#Mızraklıdan #Soyluya #Adımı #daha #çok #anacaksın

Beluc Aktivistleri Kampanyası: Devrim Muhafızları 7 Beluc çocuğa tecavüz etti

İran’da sanatçılara ve halka yönelik tutuklamalar devam ederken Belucistan’da 7 çocuğun Devrim Muhafızları tarafından tecavüze maruz kaldığı açıklandı

İran’da Jîna (Mahsa) Emînî’nin katledilmesi sonrası başlayan toplumsal ayaklanma devam ederken molla rejimi ise ayaklanmayı bastırmak için tutuklama ve idam silahını kullanmaktan geri durmuyor.

Öte yandan yıllardır bağımsızlık mücadelesi veren Beluc halkı da başlayan isyanla birlikte Sistan ve Belucistan eyaletlerinde eylemler artarak devam etti.

Eylemlerle birlikte hak ihlalleri de arttı Sistan ve Belucistan eyaletinde insan hakları ihlalleri ile ilgili çalışma yürüten Beluc Akitvistleri Kampanyası, ülkede yaygın protestolarda gözaltına alınan 7 çocuğun Devrim Muhafızları tarafından cinsel saldırı ve tecavüzüne maruz kaldığını açıkladı.

Muhafızlar Arapça konuşuyordu

Beluc Aktivistleri Kampanyası, konuyla ilgili yaptığı açıklamada Devrim Muhafızları’na bağlı gözaltı merkezinde, çocukların cinsel saldırıya uğradığını, elde ettikleri bilgilere göre cinsel saldırı faili askerlerin Arapça konuştuklarını da paylaştı.

Öte yandan İran’da ve Rojhilat’ta tutuklama dalgası da devam ediyor.

Eylemlere katılan Niloufer Abazarian isimli bir kadın gözaltına alınıp tutuklandı. Gözaltına alındığı ailesine bildirilmeyen ve günlerce sorguda kalan kadının, tutuklanması hakkında da yakınları ve ailesinin bilgilendirilmediği kaydediliyor.

Tahran’da gözaltı dalgası

Eylemlerin sürdüğü Tahran’da eylemlere katılan Parisa Nikkho adlı bir kişiye 5 yıl hapis cezası verildi. Nikkho’nun gözaltı işlemlerinin yanı sıra yargılaması boyunca avukat hakkından mahrum bırakıldı.

Sanatçılar hedefte

Molla rejimi eylemlere destek veren sanatçılara da gözaltı ve tutuklama operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda.

Son olarak ressam Farahnaz Nazeri’ye eylemcilerle dayanıştığı için “Ülkenin güvenliğini bozmak ve bunu yapmak için halkı ayaklanmaya teşvik etmek, kavga çıkarmak, öldürmeye teşvik ve tahrik etmek, halkı fuhşa ve yolsuzluğa teşvik, mülteci karşıtı ve rejim karşıtı propaganda yapmak” gibi çok sayıda suçlama ile dava açıldı.

Ressam Nazeri, evine yapılan baskınla gözaltına alınıp 15 gün işkenceli sorgulamaya maruz kaldı

Kaynak: NuJinha

#Beluc #Aktivistleri #Kampanyası #Devrim #Muhafızları #Beluc #çocuğa #tecavüz #etti

Fincancı Davası: Adliye önünde açıklama yapılıyor

Kimyasal silah kullanımına dair değerlendirmeleri nedeniyle tutuklanan TTB Başkanı Fincancı hakkında açılan davanın duruşması öncesi Adliye önünde açıklama yapılıyor

Türkiye’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine yönelik kimyasal silah kullanımına dair görüntüleri değerlendirdiği için “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklanan Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında açılan davanın ikinci duruşma İstanbul 24’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülüyor.

Duruşması öncesi adliye önünde protesto eylemi düzenleniyor. Eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Mithat Sancar, TTB Merkez Konyesi üyeleri, pek çok ülkeden uluslararası insan hakları örgütü temsilcileri katılıyor. Eylemde, “TTB onurumuzdur” ve “Fincancı onurumuzdur” sloganları atılıyor.

Ayrıntılar geliyor…

#Fincancı #Davası #Adliye #önünde #açıklama #yapılıyor

Abdullah Öcalan için görüş başvurusu

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride karşı Asrın Hukuk Bürosu avukatları Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne görüşme başvurusunda bulundu

İmralı Cezaevi’nde tecrit koşullarında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 1 yıla yakındır haber alınmamasına karşı avukatların görüş başvuruları devam ediyor. Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, Newroz Uysal, Mazlum Dinç ve Cengiz Yürekli 21 aydır kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu.

Haftalık başvuru yapıldı

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

AYM’den cevap yok

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi. Avukatların ve ailenin başvuruları “disiplin cezaları” gerekçe ile yanıtsız bırakılırken, avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.

Yasak üstüne yasak

Ancak şimdiye kadar AYM henüz cevap vermiş değil. Son olarak yapılan itiraza 23 Haziran’da cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklarla ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Mayıs’ta 3 aylık yeni bir disiplin cezası verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.

Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar, 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek, görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan’da hakimliğin verdiği 6 aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.
Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

İSTANBUL

#Abdullah #Öcalan #için #görüş #başvurusu

Kimyasal kullanımı: 8 ayda kim ne dedi, bilanço nedir?

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’ne 17 Nisan’da başlattığı saldırılarda kimyasal silah kullanımı sonucu 8 ayda en az 44 HPG’li hayatını kaybetti. Uluslararası kurumlar ise çağrılara rağmen sessiz

Ekim ayında PKK’nin askeri kanadı HPG tarafından kimyasala maruz kalan HPG’lilerin görüntüleri paylaşılarak Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Nisan’dan beri süren operasyonlarında bazı alanlarda kimyasal silah kullandığı kamuoyuyla paylaşıldı. Bütün başvurulara rağmen Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) sessizliğini korurken, kimyasal kullanıldığına dair açıklamalar da gelmeye devam ediyor.

Son olarak Savunma Bakanı Hulisi Akar Meclis’te kendisine yöneltilen kimyasal silah sorularına “Envanterimizde yok. Sadece göz yaşartıcı gaz kullanıyoruz” yanıtları verdi. Akar, kimyasal için heyet gönderdiklerini ve bir bulgu bulmadıklarını da iddia etti ancak heyetin kimlerden oluştuğu belirsiz. Meclis’teki HDP’li vekiller heyetin bağımsız olmadığını ifade ediyor.

Tüm bu tartışmaların gölgesinde Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise katıldığı bir televizyon programında paylaşılan görüntüleri incelediğini ve kimyasal silah kullanıldığının ön tanısını koydu.
Fincancı bu ifadelerinden sonra gözaltına alınıp tutuklandı.

Kimyasal tartışmaları sürerken Mezopotamya Ajansı (MA) 8 aylık süreçte, kimyasal silah kullanımına dair incelemeler, raporlar, açığa çıkan belgelerin yanı sıra yapılan başvuru ve açıklamaları derledi.

8 ayda onlarca kimyasal silah kullanımı

17 Nisan’da başlayan saldırılar 8 ayını geride bırakırken, Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan Halk Savunma Merkezi’nin (HSM) açıkladığı bilançoya göre, 2 bin 744 asker ve korucu hayatını kaybetti, 11 helikopter düşürüldü. Türkiye’nin 8 aylık süreçte 3 bin 152 kez yasaklanmış silah kullandığı kaydedildi. ANF’de yer alan bilgilere göre, 5 Kasım’da 11, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında 17 ve farklı tarihlerde ise 27 HPG ve YJA-Star’lı kimyasal silah ve yasaklı patlayıcı kullanımı sonucunda hayatını kaybetti.

Birçok eylem yapıldı

Saldırının ilk aylarında kimyasal silah sonucunda Behdînan bölgesinde 548 kişi kimyasal silahtan etkilendiği şikayetiyle Duhok ve çevresindeki hastanelere başvurdu. Hastanelerdeki kayıtları açıklamayan KDP ise, ayrıca sivil toplum örgütlerinin ve gazetecilerin bölgeye gidişini engelleyerek kimyasal silah kullanımını gizlemeye çalıştı.
Saldırılara karşı Kürtler ve dostları, Birleşmiş Milletler (BM) önünde 27 Nisan’da ve 26 Ekim’de oturma eylemi gerçekleştirdi. Aynı gün Barış Anneleri Meclisi öncülüğünde, Şirnex’in Silopya ilçesinde bir araya gelen binlerce kişi, Habur Sınır Kapısı’na doğru yürüyüş düzenledi. Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), Belçika Demokratik Kürt Toplum Konseyi (NAV-BEL) ve Kürdistan Demokratik Toplum Konseyi’nin ( DEM-NED) Mayıs ayı başında aldığı karar doğrultusunda, 30 Haziran’a kadar her Salı ve Perşembe günü Hollanda’nın Den Haag şehrinde bulunan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) önünde eylem gerçekleştirildi.

Yine kimyasala karşı Türkiye ve Kurdistan cezaevlerinde onlarca tutuklu 3’er günlük açlık grevlerine girdi.

11 HPG’li hayatını kaybetti

18 Ekim’de Türkiye’nin kimyasal silah saldırısının 2 HPG’linin üzerindeki etkilerine ilişkin görüntü yayınlandı. Ekim ayı itibariyle son 6 ayda 2 bin 476 yasaklı ve kimyasal silahların kullanıldığının hatırlatıldığı haber ve görüntüde, kimyasal silaha maruz kalan 2 HPG’linin nasıl etkilendiği gözler önüne serildi ve kimyasal silaha maruz kalan HPG’lilerin yaşadıklarına tanıklık edenlerin ifadelerine yer verildi.

HPG, 27 Aralık’ta yaptığı ve ANF’de yer alan açıklamasında da 11 HPG ve YJA-Star’lının hayatını kaybettiği kimyasal silah saldırısının da görüntülerle belgelendiğini, ancak görüntülerin kamuoyu ile paylaşmayı şuan için uygun görmediklerini ve inceleme yapacak ilgili kurumlara verebileceklerini duyurdu.

Uluslararası kurumlara çağrı

Federe Kurdistan Bölgesi’ndeki sivil toplum örgütleri ve Kürtler, kimyasal silah saldırısı sonucu yaşamını yitiren HPG’lilerin cenazeleri ve olay yerinden birçok belge ve bulguyu rapor haline getirdi. Tamamlanan rapor, 28 uluslararası sivil toplum örgütü ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerinin de yer aldığı birçok uluslararası kuruma gönderildi.

20-27 Eylül tarihlerinde Federe Kurdistan Bölgesi’nde incelemeler yapan Nükleer Savaşın Önlenmesi için Uluslararası Hekimler (IPPNW), kimyasal silah saldırılarına ilişkin rapor hazırladı. 12 Ekim’de yayınlanan raporda, “Kimyasal Silahlar Sözleşmesinin ihlallerine ilişkin bazı dolaylı kanıtlar bulunduğu” kaydedildi. IPPNW, ayrıca kimyasal silah kullanımına dair bulguların incelenmesi için OPCW ve BM’ye çağrı yaptı.

Partilerden BM’ye mektup

Yapılan açıklamalar ve paylaşılan görüntülerin ardından Kürdistan Topluluklar Birliği (Koma Civakên Kurdistan-KCK) ve HPG ile birlikte aydın, yazar, milletvekili, gazeteci, üniversite öğretim üyesinin de bulunduğu 153 isim, 44 Iraklı ile 65 kadın aktivist, Türkiye’nin kimyasal silah kullanımının araştırılması için BM Silahsızlanma İşleri Ofisi ve OPCW Yürütme Komitesi’ne gönderdiği mektupla çağrıda bulundu.

Belçika eski devlet bakanı ve hukukçu Dr. Johan Vande Lanotte başkanlığındaki Van Steenbrugge Advocaten Hukuk Bürosu, kimyasal silah kullandığına dair raporlar üzerine Kurdistan’da Kimyasal Silah Kullanımına Karşı Koalisyon adına BM Genel Sekreterliğine çağrı mektubu ile başvuruda bulundu. Yapılan başvuruda BM Genel Sekreterliği’nden üye devletlerden oluşacak bir Hakikat Araştırma Komisyonu ile iddiaların ortadan kaldırılması istendi.

Almanya Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Gökay Akbulut da kimyasal silah kullanımına dair 22 Ekim’de OPCW’ye başvurdu.

Akar’dan itiraf

Türkiye’nin kimyasal silah kullanımına dair Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin farklı tarihlerde verdiği soru önergeleri, “Sorulamayacak konular” denilerek iade edildi. Bütçe görüşmelerinde de temel gündem olan kimyasal silah kullanımı, Savunma Bakanı Hulusi Akar’a soruldu. Akar’dan bütçe görüşmeleri sırasında kimi açıklamalar geldi. HDP milletvekillerinin Savunma Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde kimyasal silah saldırıları sorması üzerine, “envarterimizde yok” diyen Akar, “göz yaşartıcı gaz” kullanıldığını ise açıkça kabul etti. Akar, kimyasal silah kullanımının araştırılmasına dair, “Kendi kendimiz kontrol etme, kendi kendimizi değerlendirme kapasitesine sahibiz, dışarıdan kimseyi kabul etmeyiz” dedi. Ancak Akar aynı konuşmanın devamında, 24 Kasım’da bir heyet tarafından kimyasal silah kullanımına dair incelemenin yapıldığını ileri sürerek, “Heyet teşkil ettik, heyet gitti, inceleme ve ölçümleri yaptı, bunların hepsini derlediler, topladılar, getirdiler, burada Sağlık Bakanlığı’na laboratuvara verdiler, bunların hiçbirinde kimyasal olmadığı raporu şu anda elimizde” iddiasında bulundu.

HSM Karargah Komutanlığı, Akar’ın bu açıklamalarını yalanlayarak, 9 Aralık’ta da Federe Kurdistan Bölgesi’nin Amediye ilçesinin Şêladizê Nahiyesi’ne bağlı Sîda Köyü yakınındaki kimyasal silah kullanıldığını belirtti.

HABER MERKEZİ

#Kimyasal #kullanımı #ayda #kim #dedi #bilanço #nedir

DAD İzmir Şube ve Gençlik Meclisi’nden Kirmancki eğitim atölyesi

PİRHA- DAD İzmir Şubesi ve Gençlik Meclisi, Kürtçe’nin Kirmancki lehçesinde eğitim atölyesi başlatacaklarını duyurarak atölyeyi sahiplenme çağrısını yineledi. 

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi ve derneğin Gençlik Meclisi, Kürtçe’nin Kirmanckî (Zazakî) lehçesinde eğitim atölyesini yeniden başlatacaklarını duyurdu.

Açıklamada dilin inançla kurduğu bağın önemli bir iletişim aracı olduğuna vurgu yapılarak, “Raa Heq/Rêya Heq yoluna revan olan biz talipler için bu açıdan hakikat manasının özüne varmak ve kültürel değerlerimizi sahiplenip yaşatmak adına dilimizi bilmek, öğrenmek ve unutmamak oldukça önemli ve inancımızla birbirine sıkı sıkıya bağlı bir yerde durmaktadır” diye belirtildi.

“DİL ATÖLYEMİZİ KÜLTÜR VE SANAT İLE ZENGİNLEŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Kürtçe’nin Kirmancki lehçesiyle gerçekleşecek olan dil atölyesinin bu dönem kültür, sanat ve inanç ritüelleri ile zenginleştirilmesinin hedeflendiği kaydedilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Dil, inancın itikat haznesi ve hakikatle kurduğu bağın en önemli iletişim aracıdır. Hardê Dewreş’in, Jiyar û Diyar’ların dili ve inancı bu açıdan ikrarlı ve birbirine rızalıdırlar. ‘Zonê ma Zonê Xiziro/Dilimiz Xızır’ın dilidir’ tanımlaması bu gerçeği en iyi açıklayan vurgulardan olmaktadır. Raa Heq/Rêya Heq yoluna revan olan biz talipler için bu açıdan hakikat manasının özüne varmak ve kültürel değerlerimizi sahiplenip yaşatmak adına dilimizi bilmek, öğrenmek ve unutmamak oldukça önemli ve inancımızla birbirine sıkı sıkıya bağlı bir yerde durmaktadır. Bu bilinçle, geçen dönem başlattığımız ve bu dönem de devam ettirmeyi amaçladığımız dil atölyesi çalışmamız var. Kürtçe’nin Kirmanckî lehçesiyle gerçekleşecek olan dil atölyemizi bu dönem kültür, sanat ve inanç ritüelleri ile zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Atölye kayıtlarımız başlamıştır. Tüm canları dil atölyemize bekliyor ve hep birlikte öğreneceğimiz bu çalışmada yer almalarını diliyoruz.”

PİRHA/İZMİR

 

#DAD #İzmir #Şube #Gençlik #Meclisinden #Kirmancki #eğitim #atölyesi