Ana Sayfa Blog Sayfa 116

Alevi-Bektaşi Toplumunun Sesi: Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde Barış ve Eşitlik Vurgusu

62. Ulusal ve 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce kişinin katılımıyla Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törenlerde, Alevi-Bektaşi inancının değerleri ve toplumsal barış konuları öne çıktı. Bu yılki etkinlikte, Hacı Bektaş Veli’nin mirası çerçevesinde, Alevilerin toplumsal taleplerine dikkat çekildi.

Etkinliğe katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, burada yaptığı konuşmada, Alevilerin tarihsel olarak demokrasi mücadelesinin öncüsü olduğunu belirtti. Bakırhan, “Hakikati hünkarın topraklarında arıyoruz. Kerbela’dan bugüne kadar demokrasi mücadelesinin her döneminde, barışın kurulmasında ve adaletin egemen kılınmasında Aleviler lokomotif güç oldular. Aleviler direndiler, demokrasiye de büyük bir güç verdiler” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, Alevi kimliğinin inkar edilmesinin yarattığı sorunlara da değinerek, “Kimliği inkar edilen bir kardeşiniz olarak, inancın inkar edilmesinin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. O korku zincirini hep birlikte mücadele ederek kırdık ve bugünlere geldik. Bütün hakların ve inançların özgür ve eşit olabilmesi için yola revan olduk” dedi.

Suriye’de Alevi kardeşlerinin maruz kaldığı kıyımların unutulmaması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “Suriye’de Alevi kardeşlerimiz kıyıma maruz kaldı. Dönemin yezitleri IŞİD kalıntıları, Alevileri katletti. Bu kıyıma sessiz kalmayacağımızı bir kez daha seslendirmek istiyorum. Alevilere yeni Kerbela’lar yaşatılmasına asla izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu. Bakırhan, Alevilerin geçmişte yaşadığı acıların bir daha yaşanmaması için kararlılıklarını sürdürdüklerini ifade etti.

Alevi toplumu için önemli bir mesaj veren Bakırhan, ayrımcı politikaların sona ermesi gerektiğinin altını çizdi. “Cemevleri yasal statü kazanmalı, ayrımcılığa son verilmeli. Gece gündüz hep birlikte kararlılıkla çalışacağız. Hünkar’ın huzurunda söylüyorum; barışı kılacağız. 72 millete aynı nazardan bakılan bir ülke kuracağız” diyerek, Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerine dikkat çekti.

Etkinlikte konuşmalarına devam eden Bakırhan, Alevilerin toplumsal barış için mücadele etmeye devam edeceğini belirtti. “Gerçek barış yüzleşme olmadan kurulamaz. Katliamların hesabı sorulmalı, failler yargılanmalı” diyerek, adaletin sağlanmasının önemine vurgu yaptı.

Panelde yer alan diğer katılımcılar da Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerine dikkat çekerek, bu taleplerin sadece Alevilere değil, tüm topluma yönelik olduğunu dile getirdi. Alevi inancı ve ritüellerinin korunması gerektiğini vurgulayan konuşmacılar, kurumların bu konuda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtti.

Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, yalnızca bir anma etkinliği değil, aynı zamanda Alevi-Bektaşi toplumunun sesi olma niteliği taşıyor. Katılımcılar, birlik ve beraberlik mesajları vererek, Alevilerin toplum içindeki yerinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdiler. Bu yılki etkinlik, Alevi-Bektaşi inancının değerlerinin yaşatılması ve toplumsal barışın sağlanması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi Bektaşi Toplumuna Yönelik Yeni Bir Açılım: 29 Ekim’de Bahçeli’den Mesaj

Ankara’da, Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik önemli gelişmeler yaşanıyor. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Hacı Bektaş’ta inşa ettirdiği külliyenin tamamlanmasının ardından, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda tarihi bir açılış yapması bekleniyor. Bu açılışın, Alevi açılımı çerçevesinde önemli mesajlar içermesi planlanıyor.

Alevi-Bektaşi toplumunun sorunlarına çözüm bulmayı amaçlayan bir rapor hazırlandığı belirtiliyor. Raporda, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda öneriler sıralanıyor. Bu öneriler arasında, kamu kurumlarında ayrımcılığın önlenmesi, eğitim müfredatına Alevi inanç ve geleneklerine saygılı içerik eklenmesi gibi maddeler yer alıyor. Ayrıca, cemevlerinin ibadethane statüsünde değerlendirilmesi ve Alevi-Bektaşi İnanç Başkanlığı’nın kurulması gibi yapısal değişiklikler de öneriler arasında bulunuyor.

Devlet Bahçeli, daha önce PKK Lideri Abdullah Öcalan’la yaptığı görüşmelerle dikkat çekmişti. Bu sefer, Alevi açılımı ile toplumsal barışa katkıda bulunmayı hedefliyor. Hükümetin “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmasıyla birlikte, Alevi toplumuna yönelik adımların atılacağı konuşuluyor. Bahçeli’nin, 29 Ekim’de yapacağı açıklamanın, bu kapsamdaki ilk ciddi adım olacağı ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek’in de katkıda bulunduğu raporda, Alevi-Bektaşi toplumunun ihtiyaçlarına yönelik detaylı öneriler sunulmuş. Bu öneriler arasında cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, kamu kurumlarında ayrımcılıkla mücadele edilmesi ve eğitim sisteminde Alevi inançlarına yer verilmesi gibi maddeler öne çıkıyor.

Cemevlerinin ibadethane statüsüne alınması, Alevi-Bektaşi toplumunun uzun zamandır beklediği bir talep. Bu durum, toplumun inançlarının ve kültürel değerlerinin resmi olarak tanınması anlamına gelecek. Ayrıca, cemevi yöneticilerinin atanmasında rıza esasına dayalı bir sistemin getirilmesi, toplumda önemli bir memnuniyet yaratması bekleniyor.

Bahçeli’nin Hacı Bektaş’taki külliyenin açılışı, sadece bir yapı açılışı değil, aynı zamanda Alevi toplumuna yönelik bir kucaklama mesajı olarak da algılanıyor. 29 Ekim’de yapılacak bu açılış, Alevi-Bektaşi toplumunun tarihsel olarak yaşadığı sorunlara dair bir çözüm sürecinin başlangıcını temsil edebilir.

Bu gelişmeler, Alevi-Bektaşi toplumunun sesi olmaya çalışan birçok sivil toplum kuruluşu ve birey tarafından yakından takip ediliyor. Toplumun, yıllardır ihmal edilen taleplerinin nihayet gündeme gelmesi, umutları artırmış durumda. Bahçeli’nin yapacağı açıklamanın, toplumun beklentilerine ne ölçüde yanıt vereceği ise merakla bekleniyor.

Sonuç olarak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın Alevi-Bektaşi toplumu için yeni bir dönüm noktası olabileceği düşünülüyor. Bahçeli’nin atacağı adımların, toplumsal barışa katkı sağlayıp sağlamayacağı, önümüzdeki günlerde netleşecektir.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi İhtiyaçlarına Yönelik Demokratikleşme Paketi Meclis’e Sunuldu

Hacıbektaş’ta gerçekleştirilen Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’nin açılışında, Alevi toplumunun taleplerine yönelik önemli bir gelişme yaşandı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’te kurulan bir komisyonda Alevilerin yaşadığı sorunları ele alan ve 29 maddeden oluşan bir demokratikleşme paketi sunduklarını açıkladı. Bu paket, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini, Alevilerin maruz kaldığı haksızlıkların giderilmesini ve Madımak katliamının utanç müzesi haline getirilmesini içeren önemli konuları kapsıyor.

Açılışta konuşan Özgür Özel, Türkiye’deki Alevi toplumunun, eşit yurttaşlık ilkesine dayalı bir devlet yapısında yer aldığını vurguladı. “Devlet için canımızı feda ediyoruz. Vergi verebiliyorsak, hizmette eşit şekilde desteklenmeyi de talep etmeliyiz” diyerek Alevilerin taleplerine dikkat çekti. Özel, Alevi inancının sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasının, eşit yurttaşlık anlayışının bir gereği olduğunu belirtti.

Alevi toplumunun uzun yıllardır süregelen taleplerinin, Meclis’teki komisyonda daha görünür hale geldiğinin altını çizen Özel, “Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilerin yaşadığı ayrımcılığın sona erdirilmesi gibi konular, demokratikleşme paketimizin önemli maddeleri. Madımak’ın utanç müzesi olarak anılması, toplumsal barış için atılması gereken adımlardan biridir” diye konuştu.

Açılışa katılan Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi toplumunun taleplerine duyulan ihtiyaç üzerine konuşmalar yaptı. Koç, Alevilerin toplumda daha görünür olması ve haklarının tanınması gerektiğini vurgularken, Hüseyin Mat, Alevi inancının kültürel değerlerinin korunması ve geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Alevi toplumunun yaşadığı sorunların, sadece bir inanç meselesi değil, aynı zamanda bir insan hakları meselesi olduğunu belirtmekte fayda var. Alevi bireyler, tarihsel olarak maruz kaldıkları ayrımcılığın ve dışlanmanın üstesinden gelmek için mücadele ediyor. Bu bağlamda, açılışta gündeme gelen demokratikleşme paketi, Alevi bireylerin haklarını güvence altına almayı amaçlıyor.

Özgür Özel, “Türkiye’de kalıcı barışın sağlanması için herkesin eşit yurttaş olarak yaşayacağı bir geleceği birlikte inşa etmeliyiz. Bu nedenle komisyonda yer aldık ve bu paketi sunduk. Bu, sadece Aleviler için değil, tüm toplum için bir kazanım olacaktır” şeklinde konuştu. Alevi toplumunun taleplerinin, sadece bir siyasi irade meselesi değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorunu olduğunu vurguladı.

Alevi Anaları’nın çağrısı ile Hacıbektaş’a alternatif etkinlikler düzenlenmesi ve Alevi ritüellerinin korunmasına yönelik yapılan öneriler, bu konudaki duyarlılığı artırıyor. Alevi toplumu, kendi inanç ve ritüellerinin yaşatılması için mücadele ederken, devletin Alevilere yönelik yaklaşımını da sorguluyor. Bu çerçevede, devletin Alevi inancını ve kültürünü tanıması, toplumsal barışın sağlanması açısından önem taşıyor.

Sonuç olarak, Alevi toplumunun taleplerinin Meclis’e taşınması, uzun süredir beklenen bir adım olarak değerlendiriliyor. Alevilerin yaşadığı sorunların çözümü için atılacak adımlar, sadece Alevi bireyleri değil, tüm toplumun huzur ve barış içinde yaşamasına katkı sağlayacaktır. Bu süreçte, Alevi toplumunun taleplerinin dikkate alınması ve demokratikleşme paketinin hayata geçirilmesi, Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi Kadınlar: Diyanet’in Miras Üzerine Söylemleri Ayrımcı ve Kadın Düşmanı

Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son hutbesinde yer alan, kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılmasına yönelik ifadeleri sert bir dille eleştirdi. Alevi inancının özünde kadın ve erkeğin eşitliğini savunan DAKB, bu tür söylemlerin toplumsal barışa zarar verdiğine dikkat çekti. Diyanet’in bu ayrımcı söylemlerinin kabul edilemeyeceğini belirten kadınlar, Diyanet’in işlevini yitirdiğini ve bu kurumun kapatılması gerektiğini ifade etti.

DAKB tarafından yapılan açıklamada, Diyanet’in bu hutbesinin kadın düşmanı bir yaklaşım olarak değerlendirildiği belirtildi. Alevi kadınlar, yazılı bir bildiri ile bu anlayışın eşit yurttaşlık, yaşam hakkı ve insan onuruna açık bir saldırı olduğunu vurguladı. “Bizler eşitlikten, özgürlükten ve hakikatten yanayız. Kadın ve erkek canlar aynı yaşam hakkına, aynı mirasa ve eşit yurttaşlığa sahiptir,” diyerek Diyanet’in söylemlerinin toplumsal barışa zarar verdiğini ifade ettiler.

Alevi inancı, tarihsel olarak kadın ve erkeğin eşitliğini benimsemiş bir anlayışa sahiptir. Bu bağlamda, Diyanet’in bu tür ayrımcı söylemlerinin kabul edilemeyeceği dile getirildi. DAKB, “Diyanet’in kapatılması gerektiğini düşünüyoruz. Hiçbir dini yorum, hak mücadelemizi sınırlayamaz,” diyerek bu bağlamda net bir tavır aldıklarını belirtti. Kadınların eşit haklara sahip olması gerektiğine vurgu yapan DAKB, “Rıza meydanında ayrım olmaz. Kadınların mirastan mahrum bırakılması, kadınların yaşam hakkını, eşit yurttaşlığını ve insan onurunu gasp etmektedir,” ifadelerini kullandı.

Kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması gibi bir anlayışın toplumsal yapıyı nasıl olumsuz etkileyebileceği konusunda da uyarılarda bulunan DAKB, “Diyanet’in bu söylemleri aile içine nifak tohumları ekmektedir. Kardeşler arası düşmanlığı körüklemektedir,” şeklinde ifade etti. Bu durumun, Alevi inancına ve toplumsal barışa zarar verdiğini belirten kadınlar, Diyanet’in söz konusu söylemlerinin toplumsal çatışmalara zemin hazırlayabileceğinin altını çizdi.

DAKB, bu tür ayrımcı ve kadın düşmanı yaklaşımların onaylanmaması gerektiğini savunarak, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde bu tür söylemler sürece zarar vermektedir. Biz DAKB olarak, bu sürecin sağlıklı işlemesi için böylesi ayrımcı söylemleri kabul etmiyoruz,” dedi. Kadınların, eşit haklar ve özgürlük taleplerinin önünde hiçbir engelin duramayacağına vurgu yapan DAKB, Diyanet’in dini normlarının hukukun önüne geçmesini kabul etmediklerini belirtti.

Bu bağlamda, Alevi kadınlar, toplumsal barış, eşitlik ve özgürlük için mücadele edeceklerini belirterek, “Diyanet işlevini yitirmiştir ve bu kurumun feshedilmesi gerekmektedir,” ifadelerini kullandı. DAKB’nin bu açıklamaları, Alevi toplumu içinde geniş yankı bulurken, kadınların hak mücadelesinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Alevi kadınlar, tüm bu süreçte birlik ve beraberlik içinde hareket etme kararlılığını da dile getirdi.

Sonuç olarak, DAKB’nin Diyanet’in hutbesine yönelik tepkisi, Alevi kadınlarının eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu tür söylemlerin, toplumsal barışa zarar vermemesi için Alevi kadınlarının sesinin daha gür çıkması gerektiği ifade ediliyor. Alevi inancı, kadın ve erkeğin eşitliğini savunan bir perspektife sahip olduğundan, bu tür ayrımcı söylemlere karşı durmak ve toplumsal barış için birlikte hareket etmek, Alevi kadınlarının öncelikli hedefi olarak öne çıkıyor.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Tuncer Bakırhan, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda Alevi Toplumuyla Buluştu

Alevi-Bektaşi toplumu, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri dolayısıyla bir araya geldi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bu anlamlı etkinliğe katılmak üzere Nevşehir’e geldi. Bakırhan’a, Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, DEM Parti Milletvekilleri Celal Fırat ve Ömer Faruk Hülakü ile birlikte Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu da eşlik etti.

Ziyaretin ilk durağı olan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda, yüzlerce Alevi inananı bir araya gelerek ceme durdu. Ceme katılanlar, Hacı Bektaş Veli’nin öğretileri ve Alevi inançları üzerine düşüncelerini paylaştı. Dergahın tarihi ve manevi atmosferi, ziyaretçilerin ruhuna dokundu. Bu tür etkinliklerin, toplumsal barış ve dayanışma açısından büyük öneme sahip olduğu vurgulandı.

DEM Parti heyeti, dergah ziyaretinin ardından halkla buluşarak selamlaştı. Ziyaret sırasında, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda görevli işçiler, yaşadıkları sıkıntıları heyetle paylaştı. İşçiler, Kültür Bakanlığına bağlı olarak yarı zamanlı çalıştıklarını ve sadece sağlık sigortalarının yapıldığını belirterek, mağduriyetlerinin Meclis gündemine taşınması için destek talep ettiler. Bu durum, Alevi toplumunun sorunlarına duyarlılık gösterilmesi gerektiğinin altını çizen bir örnek olarak öne çıktı.

DEM Parti heyetinin bir sonraki durağı ise Garip Dede Cemevi oldu. Burada da yoğun bir kalabalık karşısında selamlaşan heyet, lokmalar paylaşarak toplumun birlikteliğini pekiştirdi. Cemevi ziyaretinde, Alevi inancının ritüellerine ve kültürel değerlerine sahip çıkmanın önemi vurgulandı. Alevi-Bektaşi inancının, toplumsal barışa katkı sağladığına dair görüşler dile getirildi.

Etkinlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son zamanlarda yaptığı açıklamalar ve hutbelerin etkisi de gündeme getirildi. Diyanet’in kadın düşmanı yaklaşımlarının, toplumsal barışı tehdit ettiğine dair görüşler dile getirildi. Alevi toplumu, bu tür açıklamaların inançları üzerinde yarattığı olumsuz etkileri tartışarak, çözüm önerilerini masaya yatırdı.

Alevi inanç ve ritüellerinin dejenere olduğu ve kurumsal kopuşların yaşandığı yönündeki kaygılar da etkinlikte ifade edildi. Toplumun, geleneksel değerlerine sahip çıkmak adına daha fazla dayanışma içinde olması gerektiği vurgulandı. Bu noktada, Alevi-Bektaşi inancının geleceği için birliktelik çağrıları yapıldı.

Alevi toplumu, Hacı Bektaş Veli Dergahı’ndaki etkinliklerin yanı sıra, Türkiye’nin farklı bölgelerinde de çeşitli etkinlikler düzenlemekte. Bu etkinlikler, Alevi-Bektaşi inancının toplum içindeki yerini pekiştirmek ve kültürel değerlerin yaşatılmasını sağlamak adına büyük önem taşıyor. Alevi-Bektaşi toplumu, bu tür etkinliklerle hem kendi içindeki dayanışmayı güçlendiriyor hem de diğer topluluklarla olan ilişkilerini kuvvetlendiriyor.

Tuncer Bakırhan ve beraberindeki heyet, Alevi toplumuyla kurulan bu sıcak diyalogun, toplumsal barışa katkı sağlayacağı inancıyla hareket ettiklerini belirtti. Ziyaretlerin devam edeceği ve Alevi toplumu ile olan ilişkilerin güçlendirilmesi için çaba sarf edileceği açıklandı. Alevi-Bektaşi inancının, Türkiye’nin zengin kültürel yapısının ayrılmaz bir parçası olduğu hatırlatılarak, bu değerlerin korunması gerektiği ifade edildi.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi Kurumları Hacıbektaş’ta Taleplerini Yükseltti: “Dergâhlarımızı İade İstiyoruz”

Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen 62. Ulusal ve 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu yıl Alevi toplumu için özel bir anlam taşıdı. Etkinlikler kapsamında, Alevi kurumları, Devlet Hastanesi önünden Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na doğru bir yürüyüş düzenleyerek, “Dergâhlarımızı geri istiyoruz” çağrısını yükseltti. Yüzlerce Alevi bireyinin katıldığı bu yürüyüş, birçok farklı Alevi kuruluşunun bir araya gelerek ortak bir ses oluşturduğu önemli bir anı temsil etti.

Yürüyüşe, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve daha birçok Alevi kurumu destek verdi. Katılımcılar, dövizler ve pankartlarla kendi inançlarının, kültürel miraslarının ve haklarının korunması yönündeki taleplerini dile getirdiler.

ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, etkinlikte yaptığı konuşmada, iktidarın düzenlediği anma etkinliklerine tepki göstererek, “Bu topraklarda korsan anma vardı. Saygısızlıklarını bir kez daha gösterdiler. Hacı Bektaş’ın ölüm yıl dönümünü kutladılar. Biz bu riyakârlıkları çok iyi biliyoruz. Bu inanç, bu toprakların kadim inancıdır. Kabul etseler de etmeseler de biz burada olmaya devam edeceğiz. Mücadelemiz dün olduğu gibi bugün de devam edecektir” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Alevi toplumu için bir uyanış çağrısı niteliğindeydi.

Etkinlikte yer alan diğer Alevi liderleri de benzer duygularla konuşmalar yaptı. HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevilerin tarih boyunca haklının yanında olduğunu belirterek, “Meclis’teki komisyona sesleniyorum. Sadece meclisin kapıları ardında konuşarak sorunlar çözülmez” dedi. Bu sözler, Alevi toplumunun sadece sözde değil, somut adımlar atarak haklarını talep etmesi gerektiği mesajını taşıyordu.

AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik eleştirilerini dile getirerek, “Dergâhın bahçesine baktığınızda bir cami göreceksiniz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bu zulme sessiz kalıyor. Biz bu kurumu tanımıyoruz” dedi. Bu açıklama, Alevi toplumu içinde yaşanan rahatsızlıkların altını çizen önemli bir vurguydu.

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, iktidarın çifte standartlarına dikkat çekerek, “Bize kardeşiz diyorlar ama bu dergâha müze yazdılar. Sivas’ta 33 canımızı yakanları korudular, serbest bıraktılar. Cemevlerimizden ezan okuttular. Bunların kardeşlik anlayışı bu” şeklinde konuştu. Bu sözler, Alevi toplumunun yaşadığı adaletsizliklere bir kez daha dikkati çekti.

DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan, cemevi başkanlığının kayyım olduğunu belirterek, “Cemevi Başkanlığı burada korsan etkinlik yapılırken Dersim’de de kayyım vali festival yapıyor. Bu inanca atanmış bir kayyımdır. Ben buradan kadın canlara seslenmek istiyorum; Kadıncık Ana’yı anmayı unutmayın. Bu ülkenin demokratik, aydınlık yüzü olmaya devam edeceğiz” dedi. Bu ifadeler, Alevi kadınlarının toplum içindeki rolünü ve önemini vurgulamakta önemli bir yer tutuyordu.

ADFE Başkanı Zeynel Şahan, Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’nun çağdaşlaşmasındaki rolüne vurgu yaparak, “Anadolu’yu çağdaşlaştıran en önemli önderlerinden birinin önündeyiz. Hünkarın felsefesiyle Hakk, Muhammed, Ali yolu ilelebet devam edecektir” dedi. Bu sözler, Alevi inancının derin köklerine atıfta bulundu.

AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, mitingde yaptığı konuşmada iktidarın Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı eliyle yürüttüğü politikalara sert tepki gösterdi. “Dergâhlar Alevilerindir, burayı boş bilmesinler. Gelecek yıl da 16 Ağustos’ta yine burada olacağız, sıkıysa buyursun gelsinler” diyerek, Alevi toplumunun kararlılığını ve dayanışmasını vurguladı.

Hüseyin Mat, Alevi kurumları olarak Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın Alevilere iade edilmesi için dava açtıklarını da duyurdu. “Mahkemeyi açtık arkadaşlar, bugün bu süreci başlattık” ifadeleri, Alevi toplumunun hak mücadelesinin hukuki boyutunu da gözler önüne serdi.

Bu etkinlik, Alevi toplumunun bir araya gelerek, geçmişten gelen derin birikimlerini ve inançlarını geleceğe taşımak adına attıkları önemli bir adım olarak kaydedildi. Alevi bireylerin, inançlarının ve kültürel miraslarının korunması adına ortak bir ses oluşturması, toplumsal dayanışmanın ve birlikteliğin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Kadın Haklarına Yönelik Saldırılara Karşı Alevi Kadınlar Birliği’nden Sert Tepki

Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son Cuma hutbesinde kadınların toplumsal kazanımlarına yönelik yapılan eleştirileri kınadı. Birlik, “Kadınlar, gençler ve demokratik kamuoyu bu karanlık gidişe karşı birlikte ses yükseltmelidir” diyerek toplumsal dayanışma çağrısında bulundu. Diyanet’in “kul hakkı” üzerinden yaptığı açıklamalar, özellikle kadınların Medeni Kanun’dan kaynaklanan miras haklarını hedef almasıyla dikkat çekti.

Diyanet’in hutbesinde, “Kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” ifadesi kullanıldı. Bu söylem, Alevi kadınının eşit haklar talebine yönelik ciddi bir saldırı olarak değerlendirildi. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, bu durumu kabul edilemez bularak, kadınların eşit miras hakkının, dini yorumlara veya geleneksel anlayışlara terk edilemeyecek temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı.

Birliğin başkanı Leyla Solmaz, yaptığı açıklamada, “Son yıllarda laiklik, eşit yurttaşlık ve kadın-erkek eşitliği sistematik olarak hedef alınıyor. Türk Medeni Kanunu’nun kadınlara tanıdığı eşit miras hakkının sorgulanması, Anayasa’nın 10. maddesi olan eşitlik ilkesine, Medeni Kanun’a ve laiklik ilkesine açıkça aykırıdır” dedi. Solmaz, kadınların yasal ve kazanılmış haklarının hedef alınmasının, toplumsal eşitliğe ve demokrasiye doğrudan bir saldırı olduğunu ifade etti.

Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, gericiliğe, laiklik karşıtı girişimlere ve ülkenin toplumsal yapısının tehdit altına girmesine karşı daha fazla mücadele edeceğini belirtti. “Kadınların eşit miras hakkı, ne dini yorumlara ne de geleneksel anlayışlara terk edilemeyecek kadar temel ve evrensel bir insan hakkıdır” diyen Solmaz, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu tür hutbelerden vazgeçmesi gerektiğini vurguladı.

Birlik, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’na da çağrıda bulunarak, laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldırmaya yönelik her türlü tarikat-cemaat işbirliğini sonlandırması gerektiğini belirtti. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, kadınlar, gençler ve demokratik kamuoyunun birlikte ses yükseltmesi gerektiğini ifade ederek, bu konuda geniş bir dayanışma çağrısı yaptı.

Bu açıklama, Alevi toplumu içinde büyük bir yankı bulurken, birçok Alevi derneği ve kuruluşu da Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin duruşunu desteklediklerini belirtti. Kadınların haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadele eden birçok toplumsal hareket, bu tür gerici söylemler karşısında daha kararlı bir duruş sergileyeceğini vurguladı.

Sonuç olarak, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin yaptığı bu açıklama, sadece Alevi kadınlarının değil, tüm kadınların eşit haklar mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Toplumda eşitliğin sağlanması için, her bireyin bu duruma karşı duyarlı olması ve sesini yükseltmesi gerektiği mesajı veriliyor. Kadınların, gençlerin ve demokratik kamuoyunun bu tür söylemlere karşı birlik olmasının gerekliliği, Alevi toplumunun geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi Yazarlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci İçin 11 Maddelik Taleplerini Açıkladı

Alevi toplumu, tarihi bir dönüm noktasında önemli bir adım atarak, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair görüşlerini ve taleplerini dile getirdi. ‘Semah Dergisi’ yazarları, Alevilerin bu süreçte kendilerini barışın ve demokratikleşmenin asli bir parçası olarak gördüklerini belirterek, 11 maddelik önerilerini kamuoyu ile paylaştılar.

Alevi inanç ve kültürünün özgürce yaşanabilmesi için bu sürecin kararlılıkla yürütülmesi gerektiğini vurgulayan yazarlar, aynı zamanda Aleviliğin bağımsız bir inanç olarak anayasal güvence altına alınmasını talep ettiler. Sürecin, yalnızca silahların susmasının ötesinde, adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün tesis edilmesi anlamına geldiğini ifade ettiler.

Alevi yazarların açıklamaları, son günlerde yaşanan siyasi gelişmelerin ve Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın barış çağrısının etkisi altında şekillendi. Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısının ardından, PKK’nın silah bırakma sürecinin başlamasıyla birlikte, bu meseleler üzerine yoğunlaşan tartışmalar da hız kazandı. Meclis’te oluşturulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” ise, bu bağlamda dördüncü kez toplandı.

Semah Dergisi yazarları, yaptıkları açıklamada, “Bölgemizde hepimizin bugününü ve geleceğini etkileyen son derece önemli ve tarihi gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeler, Alevi toplumu olarak bizi derinden etkiliyor. Barış ve demokratik toplum sürecini, geleceğimizi şekillendiren bir fırsat olarak değerlendiriyoruz,” ifadelerini kullandılar.

Alevilerin tarihsel yaralarının sarılması, kimliklerinin tanınması ve gençlerin inançlarını özgürce yaşaması için bu sürecin önemine dikkat çeken yazarlar, “Bu süreç doğru işlerse biz Aleviler, tarihimizde ilk defa bizi yok sayan ve zulmü reva görenlerin yüzlerine karşı hakkı savunacak, zülme karşı duruşumuzu ifade edeceğiz,” dediler.

Yazarlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair 11 maddeden oluşan taleplerini de sıraladılar. İlk olarak, Aleviliğin bağımsız ve özgün bir inanç olarak anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladılar. Bu talebin yanı sıra, cemevlerinin ibadet yeri olarak yasal statü kazanması ve el konulan kutsal mekânların iade edilmesi gerektiğini belirttiler. Ayrıca, Tekke ve Zaviyeler Kanunu’ndaki ayrımcı hükümlerinin kaldırılmasını ve Alevi tarihine hakaret eden isimlerin mekânlardan silinmesini talep ettiler.

Taleplerini dile getirirken, Alevilerin toplumsal barış açısından önemli bir rol üstlendiğini ifade eden yazarlar, “Biz Aleviler, bu sürecin bir parçası olduğumuzu kabul ediyoruz. Barış, sadece silahların değil, adaletin ve eşitliğin tesis edilmesidir. Bu nedenle, sürecin kararlılıkla ve samimiyetle yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz,” diyerek, tüm toplumu barışa ve uzlaşmaya davet ettiler.

Alevi yazarların bu çağrıları, sadece kendi toplulukları için değil, tüm Türkiye için barışın sağlanması adına atılmış önemli bir adımdır. Alevi toplumunun sesi, bu süreçte daha çok duyulmalı ve talepleri dikkate alınmalıdır. Semah Dergisi yazarlarının bu önerileri, toplumsal barışın sağlanması ve demokratikleşme sürecinin ilerlemesi açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Kırtıl Köyü’nde Yangın Felaketi: Tarihi Evler Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya

Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Kırtıl köyü, 13 Ağustos’ta başlayan ve poyrazın etkisiyle hızla yayılan orman yangınlarıyla sarsıldı. Yangının etkisiyle köyde bulunan pek çok tarihi ev kullanılamaz hale geldi. Tahtacı Alevilerin yaşadığı bu köy, 1860’lı yıllardan beri varlığını sürdüren tarihi bir yerleşim yeri olarak biliniyor. Yangın sonucunda köyde bulunan müze ve muhtarlık binası ise ayakta kalmayı başardı.

Kırtıl köyü, doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri ile ön plana çıkarken, yaşanan bu felaket köyün tarihini ve kültürel mirasını tehdit ediyor. Yangın, köyde yaşayan 1851 kişiyi zorunlu olarak tahliye etmeye sebep oldu. Kırtıl, Balandız, İmamuşağı, Çamlıca, Işıklı ve Akdere mahalleleri ile beş mezradan oluşan bu bölge, felaket sonrası büyük bir kayıp yaşadı.

Araştırmacı yazar Celal Necati Üçyıldız, Kırtıl bölgesindeki son durumu yerinde gözlemleyerek aktardı. Üçyıldız, köydeki eski evlerin büyük bir kısmının yangından etkilendiğini ve bu durumun köy halkı üzerinde derin bir üzüntü yarattığını belirtti. Kırtıl köyü, Alevi-Bektaşi kültürünün önemli bir merkezi olarak kabul ediliyor ve tarihi yapılarıyla da bu kültürel mirası temsil ediyor. Yangın sonrası köy halkı, geçmişlerini ve kültürel değerlerini koruma konusunda kaygı taşımakta.

Yangın felaketi, sadece maddi kayıplara yol açmakla kalmadı, aynı zamanda köy halkının manevi değerlerini de tehdit eden bir durum oluşturdu. Kırtıl’ın tarihi evlerinin yanı sıra, köyde bulunan müze, yerel kültürü ve tarihi öğeleri yaşatmaya devam etme çabasında. Yangın sonrası köyde yapılan ilk değerlendirmelerde, tarihi yapılar arasında yangından en fazla etkilenenlerin olduğu ifade edildi. Bu durum, köyün geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturmakta.

Köy muhtarı Hüseyin Polat, yangınların yol açtığı hasarın boyutlarını ve köy halkının yaşadığı travmayı dile getirerek, maden projelerinin Dersim halkına bir fayda sağlamadığını belirtti. Polat, köyde yaşanan bu felaketin halkın dayanışma ruhunu etkilemediğini, aksine birlik ve beraberlik içerisinde bu zorluğu aşma kararlılığını artırdığını vurguladı. Yangınların sebep olduğu zararların telafisi için devlet yetkililerinin acil müdahale etmesi gerektiği konusunda da çağrıda bulundu.

Yangın sonrası köyde başlatılan yardım kampanyaları, yerel halkın dayanışma ve yardımlaşma ruhunu pekiştirdi. Birçok sivil toplum örgütü ve gönüllü, yangından etkilenen ailelere yardım ulaştırmak için seferber oldu. Kırtıl köyü halkı, yaşanan bu felakete karşı birlikte hareket ederek, kültürel miraslarını koruma çabalarını sürdürmeye kararlı.

Bölgede yaşayanların yanı sıra, çevre illerden gelen destek çağrıları ve yardımlar, Kırtıl köyü halkının bu zorlu süreçte yalnız olmadığını gösteriyor. Yangın sonrası yapılan toplantılarda, köyün yeniden imarı ve tarihi yapılarının korunması için çeşitli projeler geliştirilmesi üzerinde duruluyor. Köyün geleceği için atılacak adımlar, hem maddi hem manevi olarak halkın yeniden ayağa kalkmasını sağlayacak.

Kırtıl köyü, Alevi-Bektaşi kültürünün önemli bir parçası olarak, geçmişten gelen değerlerini korumakta kararlıdır. Yangın sonrası yaşanan bu felaket, köydeki tarihi ve kültürel mirasın korunması adına daha büyük bir farkındalık yaratma ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Yangınların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması ve halkın bilinçlendirilmesi büyük bir önem arz ediyor.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Hünkarın Huzurunda Birlik ve Dayanışma: Alevi Toplumu Dergahına Sahip Çıkıyor

Hacı Bektaş Veli Dergahı avlusunda, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Türkiye Alevi Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği cem etkinliği, yüzlerce Alevi vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlik, Alevi inancının simgelerinden Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ruhu önünde yapılan dualarla başladı. Cem, Ana Destigül Şahin, Pir Hüseyin Kayar, Celal Fırat, Ali Ekber Erden, Cihan Saltuk, Ali Önal, Hüseyin Doğan gibi önde gelen din adamları tarafından yönlendirildi. Zakirler Doğukan Kubat ve Aydın Gündüz de etkinliğin manevi atmosferine katkı sağladı.

Etkinlik öncesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın 13 Ağustos’ta gerçekleştirdiği program hakkında bilgi veren Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Zeynel Abidin Koç, bu tür organizasyonların Alevi toplumunun birlikteliğini hedef alan asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu vurguladı. Koç, 16 Ağustos sabahı “Dergahlarımızı istiyoruz” talebiyle gerçekleştirecekleri yürüyüşe tüm halkı davet etti. “Birlikte sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. Biz Alevi toplumu olarak bu topraklarda barış içinde yaşamak istiyoruz” dedi.

Cem sırasında konuşan Pir Ali Ekber Erden, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin “İncinsen de incitme” sözünü hatırlatarak, Alevi toplumunun her zaman bir arada durması gerektiğini vurguladı. “Birbirimizi incitmeden, yan yana durarak cem olmaya devam edeceğiz. Celal Fırat pirimiz Meclis komisyonunda bizim adımıza mücadele yürütüyor, onun yanındayız” ifadelerini kullandı.

Pir Celal Fırat, dergahın Alevi toplumuna iade edilmesi gerektiğini belirterek, “Bu coğrafyada çok acı yaşadık ve yaşıyoruz. Dergahımızda bir cami var, ama biz Aleviler olarak kendi dergahımızda ibadet edemiyoruz. Bizim adımız barış; Aleviler, Sünniler, Ermeniler ve Kürtler bir arada yaşamalı” şeklinde konuştu. Dergahın üzerindeki müze yazısının kaldırılması ve cemevlerinin yasal statü kazanmasının önemine değinen Fırat, Alevilerin barış masasında seslerini yükseltmeleri gerektiğini ifade etti.

Konuşmasının sonunda Fırat, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın karşısındaki kültür merkezinin aydınlatmasının kasıtlı olarak kapatıldığını belirterek, “Bize ‘Aleviler ne sorun yaşıyor ki?’ diyorlar. Umarız bundan sonra elektriklerin kesilmediği aydınlık günler yaşarız. Bugün de elektrikleri kapatan Yezid zihniyeti ile karşı karşıyayız. Bu zihniyeti Hünkarımıza havale ediyoruz” dedi.

Cem etkinliği, dualar ve lokmaların paylaşılmasıyla son buldu. Ceme katılanlar, toplumsal dayanışma ve birlik mesajları vererek, Hünkar’ın huzurunda bir arada olmanın önemini vurguladılar. Katılımcılar, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın tarihsel ve kültürel önemi üzerine düşüncelerini paylaştılar. Ayrıca, Alevi toplumunun haklarının korunması ve geliştirilmesi için devam edecek mücadelelerine vurgu yaptılar.

Alevi toplumunun, inançları ve kültürel değerleri doğrultusunda birlik içinde hareket etme kararlılığını bir kez daha gösterdiği bu etkinlik, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerinin ve Alevi kültürünün yaşatılması adına önemli bir adım olarak kaydedildi.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri