Ana Sayfa Blog Sayfa 117

DAKB’dan Diyanet’e Sert Tepki: “Kadın ve Erkek Canlar Eşittir”

Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Diyanet’in hutbesinde yer alan “kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması” ifadesine karşı çıkarak, bunun kadın düşmanlığı olduğunu belirtti.

DAKB, kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu vurgulayarak, “Hak da, lokma da, miras da birdir” ifadesini kullandı. Ayrıca, kadınların mirastan mahrum bırakılmasının insan onurunu zedelediğini ve toplumsal barışı tehdit ettiğini dile getirdi. Diyanet’in bu tür söylemlerinin aile içinde bölünmelere yol açtığını belirten DAKB, kadınların eşitliğinin demokratik geleceğin teminatı olduğunu ifade etti.

Ocaxê Bakê’de Muhabbet Cem’i yürütüldü

0

Elbistan’da bulunan Ocaxê Bakê’de Muhabbet Cem’i yürütüldü.

Maraş Elbistan ilçesine bağlı Topallı Köyü Hoffolar Mezrası’nda bulunan Ocaxê Bakê Türbesi’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Alevi Kültür Derneği’nin çağrısıyla bir araya gelen yurttaşların katıldığı Muhabbet Cemi’ni Ali Sizer yürüttü.

Lokmalar paylaşıldığı cemde deyişler okunup semah dönüldü.
Alevinet/ELBİSTAN

Cemevleri Ekonomik Katkı Değil, Değer Taşır

Alevi Dayanışma Ağı (ADA), Nevşehir Hacıbektaş’ta yeniden açılan Bağcılar Cemevi’nin ekonomik katkı gerekçesiyle reklam alanı olarak kullanılmasına karşı çıktı. ADA, cemevlerinin toplumsal ve kültürel değer taşıdığını vurguladı.

Bağcılar Cemevi’nin İsmi Değişiyor: Hacı Bektaş Veli Bağcılar Cemevi Olacak

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Bağcılar’daki cemevinin isminin değişeceğini duyurdu. Yapılan istişareler sonucunda, ‘Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’ isminin ‘Hacı Bektaş Veli Bağcılar Cemevi’ olarak değiştirileceği belirtildi.

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından restore edilen cemevinin açılışı, Alevi kamuoyunda tartışmalara yol açmıştı. ABF, bu konudaki açıklamasında, cemevinin yeni ismiyle ilgili detayları kamuoyuna aktardı.

Bu değişiklik, Alevi toplumu içinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ağuçan Cemevi’nin 2. Olağan Genel Kurulu Gerçekleşti

Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi’nin 2. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Genel kurulda divan seçimi ve saygı duruşunun ardından Ağuçan Cemevi Başkanı Kenan Cihan bir konuşma gerçekleştirdi.

Mali rapor ve faaliyet raporu okunarak oybirliğiyle onaylandı. Genel kurul, cemevinin geleceği için önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Kadriye Doğan: Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, İnancımıza Atanan Bir Kayyumdur

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Hacı Bektaş Veli Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiği konuşmada, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın devlet eliyle kurulan bir yapı olduğunu ve bu durumun inançlarına müdahale anlamına geldiğini vurguladı. Doğan, ayrıca kadınların Alevi toplumu içindeki rolünün güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Etkinlik, Türkiye’nin dört bir yanından Hacı Bektaş Veli’yi anmak üzere bir araya gelen Alevi topluluğunun katılımıyla gerçekleşti. Kadriye Doğan, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Yurdun dört bir köşesinden Hacı Bektaş Veli’yi anmak için, Kadıncık Ana’yı anmak için buraya gelen canlar, hepiniz Demokratik Alevi Dernekleri adına saygıyla selamlıyorum” diyerek katılımcılara hitap etti.

Doğan, Hacı Bektaş Veli Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın devlet tarafından kurulan bir kayyum olarak nitelendirilmesinin sebeplerini sıraladı. “Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı burada farklı bir anma yaparken, Dersim’de kayyum da Mamiki anması yapıyor. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı inancımıza atanan bir tür kayyumdur, kabul etmiyoruz!” ifadeleriyle duruma sert bir eleştiri getirdi.

Alevi toplumu için demokratikleşme sürecinin önemine de dikkat çeken Doğan, “Değerli canlar, aynı zamanda çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Türkiye’nin demokratikleşmesi önümüzdeki sürecin esas konusudur. Biz Alevi kurumları Meclis’te kurulan komisyona davet edildik. Alevi Bektaşi Federasyonu da, Demokratik Alevi Dernekleri de…” şeklinde konuştu. Alevi halkının bir araya gelmesi ve birlik olmasının önemini vurgulayan Doğan, “Biz Aleviler bir olursak, iri olursak, diri olursak evet eşit yurttaş da oluruz” dedi.

Kadınların toplumsal hayattaki rolüne de değinen Doğan, “Ben buradan kadın canlara seslenmek istiyorum. Hacı Bektaş ile beraber Kadıncık Ana’yı sakın unutmayın! Kadıncık Ana da birlikte anılırsa, kadınlar Alevi örgütlülüğünde gerekli yerini alırsa o zaman bilin ki Aleviler yenilmezdir, güçlüdür, güçlü kalmaya da devam eder” ifadelerini kullandı. Bu bağlamda, Kadriye Doğan, kadınların Alevi örgütlenmesinde daha aktif bir şekilde yer almasının önemine vurgu yaptı.

Etkinlikte, Alevi topluluğunun birlik ve beraberlik içinde hareket etmesinin, toplumun aydınlık yüzü olma yolunda atılacak önemli adımlardan biri olduğu dile getirildi. Kadriye Doğan, “Bu ülkenin aydınlık yüzü olmaya devam edeceğiz” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Tüm bu konuşmalar, Alevi kültürünün ve inancının yaşatılması adına atılacak adımların ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Alevi topluluğunun sesini duyurması ve haklarını savunması, bu tür etkinliklerle daha da güçleniyor.

Etkinliğe katılanlar, Kadriye Doğan’ın sözlerini ve Alevi inancının temel değerlerini hatırlatan mesajlarını büyük bir coşkuyla karşıladı. Alevi toplumunun, Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerinden ve kadınların tarihsel rolünden güç alarak, sosyal ve siyasal hayatta daha etkin bir yer edinmesi gerektiği düşüncesi etkinlikte sıkça dile getirildi.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi-Bektaşi Toplumunun Sesi: Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde Barış ve Eşitlik Vurgusu

62. Ulusal ve 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce kişinin katılımıyla Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törenlerde, Alevi-Bektaşi inancının değerleri ve toplumsal barış konuları öne çıktı. Bu yılki etkinlikte, Hacı Bektaş Veli’nin mirası çerçevesinde, Alevilerin toplumsal taleplerine dikkat çekildi.

Etkinliğe katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, burada yaptığı konuşmada, Alevilerin tarihsel olarak demokrasi mücadelesinin öncüsü olduğunu belirtti. Bakırhan, “Hakikati hünkarın topraklarında arıyoruz. Kerbela’dan bugüne kadar demokrasi mücadelesinin her döneminde, barışın kurulmasında ve adaletin egemen kılınmasında Aleviler lokomotif güç oldular. Aleviler direndiler, demokrasiye de büyük bir güç verdiler” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, Alevi kimliğinin inkar edilmesinin yarattığı sorunlara da değinerek, “Kimliği inkar edilen bir kardeşiniz olarak, inancın inkar edilmesinin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. O korku zincirini hep birlikte mücadele ederek kırdık ve bugünlere geldik. Bütün hakların ve inançların özgür ve eşit olabilmesi için yola revan olduk” dedi.

Suriye’de Alevi kardeşlerinin maruz kaldığı kıyımların unutulmaması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “Suriye’de Alevi kardeşlerimiz kıyıma maruz kaldı. Dönemin yezitleri IŞİD kalıntıları, Alevileri katletti. Bu kıyıma sessiz kalmayacağımızı bir kez daha seslendirmek istiyorum. Alevilere yeni Kerbela’lar yaşatılmasına asla izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu. Bakırhan, Alevilerin geçmişte yaşadığı acıların bir daha yaşanmaması için kararlılıklarını sürdürdüklerini ifade etti.

Alevi toplumu için önemli bir mesaj veren Bakırhan, ayrımcı politikaların sona ermesi gerektiğinin altını çizdi. “Cemevleri yasal statü kazanmalı, ayrımcılığa son verilmeli. Gece gündüz hep birlikte kararlılıkla çalışacağız. Hünkar’ın huzurunda söylüyorum; barışı kılacağız. 72 millete aynı nazardan bakılan bir ülke kuracağız” diyerek, Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerine dikkat çekti.

Etkinlikte konuşmalarına devam eden Bakırhan, Alevilerin toplumsal barış için mücadele etmeye devam edeceğini belirtti. “Gerçek barış yüzleşme olmadan kurulamaz. Katliamların hesabı sorulmalı, failler yargılanmalı” diyerek, adaletin sağlanmasının önemine vurgu yaptı.

Panelde yer alan diğer katılımcılar da Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerine dikkat çekerek, bu taleplerin sadece Alevilere değil, tüm topluma yönelik olduğunu dile getirdi. Alevi inancı ve ritüellerinin korunması gerektiğini vurgulayan konuşmacılar, kurumların bu konuda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtti.

Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, yalnızca bir anma etkinliği değil, aynı zamanda Alevi-Bektaşi toplumunun sesi olma niteliği taşıyor. Katılımcılar, birlik ve beraberlik mesajları vererek, Alevilerin toplum içindeki yerinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdiler. Bu yılki etkinlik, Alevi-Bektaşi inancının değerlerinin yaşatılması ve toplumsal barışın sağlanması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi Bektaşi Toplumuna Yönelik Yeni Bir Açılım: 29 Ekim’de Bahçeli’den Mesaj

Ankara’da, Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik önemli gelişmeler yaşanıyor. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Hacı Bektaş’ta inşa ettirdiği külliyenin tamamlanmasının ardından, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda tarihi bir açılış yapması bekleniyor. Bu açılışın, Alevi açılımı çerçevesinde önemli mesajlar içermesi planlanıyor.

Alevi-Bektaşi toplumunun sorunlarına çözüm bulmayı amaçlayan bir rapor hazırlandığı belirtiliyor. Raporda, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda öneriler sıralanıyor. Bu öneriler arasında, kamu kurumlarında ayrımcılığın önlenmesi, eğitim müfredatına Alevi inanç ve geleneklerine saygılı içerik eklenmesi gibi maddeler yer alıyor. Ayrıca, cemevlerinin ibadethane statüsünde değerlendirilmesi ve Alevi-Bektaşi İnanç Başkanlığı’nın kurulması gibi yapısal değişiklikler de öneriler arasında bulunuyor.

Devlet Bahçeli, daha önce PKK Lideri Abdullah Öcalan’la yaptığı görüşmelerle dikkat çekmişti. Bu sefer, Alevi açılımı ile toplumsal barışa katkıda bulunmayı hedefliyor. Hükümetin “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmasıyla birlikte, Alevi toplumuna yönelik adımların atılacağı konuşuluyor. Bahçeli’nin, 29 Ekim’de yapacağı açıklamanın, bu kapsamdaki ilk ciddi adım olacağı ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek’in de katkıda bulunduğu raporda, Alevi-Bektaşi toplumunun ihtiyaçlarına yönelik detaylı öneriler sunulmuş. Bu öneriler arasında cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, kamu kurumlarında ayrımcılıkla mücadele edilmesi ve eğitim sisteminde Alevi inançlarına yer verilmesi gibi maddeler öne çıkıyor.

Cemevlerinin ibadethane statüsüne alınması, Alevi-Bektaşi toplumunun uzun zamandır beklediği bir talep. Bu durum, toplumun inançlarının ve kültürel değerlerinin resmi olarak tanınması anlamına gelecek. Ayrıca, cemevi yöneticilerinin atanmasında rıza esasına dayalı bir sistemin getirilmesi, toplumda önemli bir memnuniyet yaratması bekleniyor.

Bahçeli’nin Hacı Bektaş’taki külliyenin açılışı, sadece bir yapı açılışı değil, aynı zamanda Alevi toplumuna yönelik bir kucaklama mesajı olarak da algılanıyor. 29 Ekim’de yapılacak bu açılış, Alevi-Bektaşi toplumunun tarihsel olarak yaşadığı sorunlara dair bir çözüm sürecinin başlangıcını temsil edebilir.

Bu gelişmeler, Alevi-Bektaşi toplumunun sesi olmaya çalışan birçok sivil toplum kuruluşu ve birey tarafından yakından takip ediliyor. Toplumun, yıllardır ihmal edilen taleplerinin nihayet gündeme gelmesi, umutları artırmış durumda. Bahçeli’nin yapacağı açıklamanın, toplumun beklentilerine ne ölçüde yanıt vereceği ise merakla bekleniyor.

Sonuç olarak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın Alevi-Bektaşi toplumu için yeni bir dönüm noktası olabileceği düşünülüyor. Bahçeli’nin atacağı adımların, toplumsal barışa katkı sağlayıp sağlamayacağı, önümüzdeki günlerde netleşecektir.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi İhtiyaçlarına Yönelik Demokratikleşme Paketi Meclis’e Sunuldu

Hacıbektaş’ta gerçekleştirilen Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’nin açılışında, Alevi toplumunun taleplerine yönelik önemli bir gelişme yaşandı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’te kurulan bir komisyonda Alevilerin yaşadığı sorunları ele alan ve 29 maddeden oluşan bir demokratikleşme paketi sunduklarını açıkladı. Bu paket, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini, Alevilerin maruz kaldığı haksızlıkların giderilmesini ve Madımak katliamının utanç müzesi haline getirilmesini içeren önemli konuları kapsıyor.

Açılışta konuşan Özgür Özel, Türkiye’deki Alevi toplumunun, eşit yurttaşlık ilkesine dayalı bir devlet yapısında yer aldığını vurguladı. “Devlet için canımızı feda ediyoruz. Vergi verebiliyorsak, hizmette eşit şekilde desteklenmeyi de talep etmeliyiz” diyerek Alevilerin taleplerine dikkat çekti. Özel, Alevi inancının sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasının, eşit yurttaşlık anlayışının bir gereği olduğunu belirtti.

Alevi toplumunun uzun yıllardır süregelen taleplerinin, Meclis’teki komisyonda daha görünür hale geldiğinin altını çizen Özel, “Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilerin yaşadığı ayrımcılığın sona erdirilmesi gibi konular, demokratikleşme paketimizin önemli maddeleri. Madımak’ın utanç müzesi olarak anılması, toplumsal barış için atılması gereken adımlardan biridir” diye konuştu.

Açılışa katılan Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi toplumunun taleplerine duyulan ihtiyaç üzerine konuşmalar yaptı. Koç, Alevilerin toplumda daha görünür olması ve haklarının tanınması gerektiğini vurgularken, Hüseyin Mat, Alevi inancının kültürel değerlerinin korunması ve geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Alevi toplumunun yaşadığı sorunların, sadece bir inanç meselesi değil, aynı zamanda bir insan hakları meselesi olduğunu belirtmekte fayda var. Alevi bireyler, tarihsel olarak maruz kaldıkları ayrımcılığın ve dışlanmanın üstesinden gelmek için mücadele ediyor. Bu bağlamda, açılışta gündeme gelen demokratikleşme paketi, Alevi bireylerin haklarını güvence altına almayı amaçlıyor.

Özgür Özel, “Türkiye’de kalıcı barışın sağlanması için herkesin eşit yurttaş olarak yaşayacağı bir geleceği birlikte inşa etmeliyiz. Bu nedenle komisyonda yer aldık ve bu paketi sunduk. Bu, sadece Aleviler için değil, tüm toplum için bir kazanım olacaktır” şeklinde konuştu. Alevi toplumunun taleplerinin, sadece bir siyasi irade meselesi değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorunu olduğunu vurguladı.

Alevi Anaları’nın çağrısı ile Hacıbektaş’a alternatif etkinlikler düzenlenmesi ve Alevi ritüellerinin korunmasına yönelik yapılan öneriler, bu konudaki duyarlılığı artırıyor. Alevi toplumu, kendi inanç ve ritüellerinin yaşatılması için mücadele ederken, devletin Alevilere yönelik yaklaşımını da sorguluyor. Bu çerçevede, devletin Alevi inancını ve kültürünü tanıması, toplumsal barışın sağlanması açısından önem taşıyor.

Sonuç olarak, Alevi toplumunun taleplerinin Meclis’e taşınması, uzun süredir beklenen bir adım olarak değerlendiriliyor. Alevilerin yaşadığı sorunların çözümü için atılacak adımlar, sadece Alevi bireyleri değil, tüm toplumun huzur ve barış içinde yaşamasına katkı sağlayacaktır. Bu süreçte, Alevi toplumunun taleplerinin dikkate alınması ve demokratikleşme paketinin hayata geçirilmesi, Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi Kadınlar: Diyanet’in Miras Üzerine Söylemleri Ayrımcı ve Kadın Düşmanı

Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son hutbesinde yer alan, kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılmasına yönelik ifadeleri sert bir dille eleştirdi. Alevi inancının özünde kadın ve erkeğin eşitliğini savunan DAKB, bu tür söylemlerin toplumsal barışa zarar verdiğine dikkat çekti. Diyanet’in bu ayrımcı söylemlerinin kabul edilemeyeceğini belirten kadınlar, Diyanet’in işlevini yitirdiğini ve bu kurumun kapatılması gerektiğini ifade etti.

DAKB tarafından yapılan açıklamada, Diyanet’in bu hutbesinin kadın düşmanı bir yaklaşım olarak değerlendirildiği belirtildi. Alevi kadınlar, yazılı bir bildiri ile bu anlayışın eşit yurttaşlık, yaşam hakkı ve insan onuruna açık bir saldırı olduğunu vurguladı. “Bizler eşitlikten, özgürlükten ve hakikatten yanayız. Kadın ve erkek canlar aynı yaşam hakkına, aynı mirasa ve eşit yurttaşlığa sahiptir,” diyerek Diyanet’in söylemlerinin toplumsal barışa zarar verdiğini ifade ettiler.

Alevi inancı, tarihsel olarak kadın ve erkeğin eşitliğini benimsemiş bir anlayışa sahiptir. Bu bağlamda, Diyanet’in bu tür ayrımcı söylemlerinin kabul edilemeyeceği dile getirildi. DAKB, “Diyanet’in kapatılması gerektiğini düşünüyoruz. Hiçbir dini yorum, hak mücadelemizi sınırlayamaz,” diyerek bu bağlamda net bir tavır aldıklarını belirtti. Kadınların eşit haklara sahip olması gerektiğine vurgu yapan DAKB, “Rıza meydanında ayrım olmaz. Kadınların mirastan mahrum bırakılması, kadınların yaşam hakkını, eşit yurttaşlığını ve insan onurunu gasp etmektedir,” ifadelerini kullandı.

Kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması gibi bir anlayışın toplumsal yapıyı nasıl olumsuz etkileyebileceği konusunda da uyarılarda bulunan DAKB, “Diyanet’in bu söylemleri aile içine nifak tohumları ekmektedir. Kardeşler arası düşmanlığı körüklemektedir,” şeklinde ifade etti. Bu durumun, Alevi inancına ve toplumsal barışa zarar verdiğini belirten kadınlar, Diyanet’in söz konusu söylemlerinin toplumsal çatışmalara zemin hazırlayabileceğinin altını çizdi.

DAKB, bu tür ayrımcı ve kadın düşmanı yaklaşımların onaylanmaması gerektiğini savunarak, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde bu tür söylemler sürece zarar vermektedir. Biz DAKB olarak, bu sürecin sağlıklı işlemesi için böylesi ayrımcı söylemleri kabul etmiyoruz,” dedi. Kadınların, eşit haklar ve özgürlük taleplerinin önünde hiçbir engelin duramayacağına vurgu yapan DAKB, Diyanet’in dini normlarının hukukun önüne geçmesini kabul etmediklerini belirtti.

Bu bağlamda, Alevi kadınlar, toplumsal barış, eşitlik ve özgürlük için mücadele edeceklerini belirterek, “Diyanet işlevini yitirmiştir ve bu kurumun feshedilmesi gerekmektedir,” ifadelerini kullandı. DAKB’nin bu açıklamaları, Alevi toplumu içinde geniş yankı bulurken, kadınların hak mücadelesinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Alevi kadınlar, tüm bu süreçte birlik ve beraberlik içinde hareket etme kararlılığını da dile getirdi.

Sonuç olarak, DAKB’nin Diyanet’in hutbesine yönelik tepkisi, Alevi kadınlarının eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu tür söylemlerin, toplumsal barışa zarar vermemesi için Alevi kadınlarının sesinin daha gür çıkması gerektiği ifade ediliyor. Alevi inancı, kadın ve erkeğin eşitliğini savunan bir perspektife sahip olduğundan, bu tür ayrımcı söylemlere karşı durmak ve toplumsal barış için birlikte hareket etmek, Alevi kadınlarının öncelikli hedefi olarak öne çıkıyor.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri