Ana Sayfa Blog Sayfa 118

Tuncer Bakırhan, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda Alevi Toplumuyla Buluştu

Alevi-Bektaşi toplumu, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri dolayısıyla bir araya geldi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bu anlamlı etkinliğe katılmak üzere Nevşehir’e geldi. Bakırhan’a, Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, DEM Parti Milletvekilleri Celal Fırat ve Ömer Faruk Hülakü ile birlikte Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu da eşlik etti.

Ziyaretin ilk durağı olan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda, yüzlerce Alevi inananı bir araya gelerek ceme durdu. Ceme katılanlar, Hacı Bektaş Veli’nin öğretileri ve Alevi inançları üzerine düşüncelerini paylaştı. Dergahın tarihi ve manevi atmosferi, ziyaretçilerin ruhuna dokundu. Bu tür etkinliklerin, toplumsal barış ve dayanışma açısından büyük öneme sahip olduğu vurgulandı.

DEM Parti heyeti, dergah ziyaretinin ardından halkla buluşarak selamlaştı. Ziyaret sırasında, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda görevli işçiler, yaşadıkları sıkıntıları heyetle paylaştı. İşçiler, Kültür Bakanlığına bağlı olarak yarı zamanlı çalıştıklarını ve sadece sağlık sigortalarının yapıldığını belirterek, mağduriyetlerinin Meclis gündemine taşınması için destek talep ettiler. Bu durum, Alevi toplumunun sorunlarına duyarlılık gösterilmesi gerektiğinin altını çizen bir örnek olarak öne çıktı.

DEM Parti heyetinin bir sonraki durağı ise Garip Dede Cemevi oldu. Burada da yoğun bir kalabalık karşısında selamlaşan heyet, lokmalar paylaşarak toplumun birlikteliğini pekiştirdi. Cemevi ziyaretinde, Alevi inancının ritüellerine ve kültürel değerlerine sahip çıkmanın önemi vurgulandı. Alevi-Bektaşi inancının, toplumsal barışa katkı sağladığına dair görüşler dile getirildi.

Etkinlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son zamanlarda yaptığı açıklamalar ve hutbelerin etkisi de gündeme getirildi. Diyanet’in kadın düşmanı yaklaşımlarının, toplumsal barışı tehdit ettiğine dair görüşler dile getirildi. Alevi toplumu, bu tür açıklamaların inançları üzerinde yarattığı olumsuz etkileri tartışarak, çözüm önerilerini masaya yatırdı.

Alevi inanç ve ritüellerinin dejenere olduğu ve kurumsal kopuşların yaşandığı yönündeki kaygılar da etkinlikte ifade edildi. Toplumun, geleneksel değerlerine sahip çıkmak adına daha fazla dayanışma içinde olması gerektiği vurgulandı. Bu noktada, Alevi-Bektaşi inancının geleceği için birliktelik çağrıları yapıldı.

Alevi toplumu, Hacı Bektaş Veli Dergahı’ndaki etkinliklerin yanı sıra, Türkiye’nin farklı bölgelerinde de çeşitli etkinlikler düzenlemekte. Bu etkinlikler, Alevi-Bektaşi inancının toplum içindeki yerini pekiştirmek ve kültürel değerlerin yaşatılmasını sağlamak adına büyük önem taşıyor. Alevi-Bektaşi toplumu, bu tür etkinliklerle hem kendi içindeki dayanışmayı güçlendiriyor hem de diğer topluluklarla olan ilişkilerini kuvvetlendiriyor.

Tuncer Bakırhan ve beraberindeki heyet, Alevi toplumuyla kurulan bu sıcak diyalogun, toplumsal barışa katkı sağlayacağı inancıyla hareket ettiklerini belirtti. Ziyaretlerin devam edeceği ve Alevi toplumu ile olan ilişkilerin güçlendirilmesi için çaba sarf edileceği açıklandı. Alevi-Bektaşi inancının, Türkiye’nin zengin kültürel yapısının ayrılmaz bir parçası olduğu hatırlatılarak, bu değerlerin korunması gerektiği ifade edildi.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi Kurumları Hacıbektaş’ta Taleplerini Yükseltti: “Dergâhlarımızı İade İstiyoruz”

Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen 62. Ulusal ve 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu yıl Alevi toplumu için özel bir anlam taşıdı. Etkinlikler kapsamında, Alevi kurumları, Devlet Hastanesi önünden Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na doğru bir yürüyüş düzenleyerek, “Dergâhlarımızı geri istiyoruz” çağrısını yükseltti. Yüzlerce Alevi bireyinin katıldığı bu yürüyüş, birçok farklı Alevi kuruluşunun bir araya gelerek ortak bir ses oluşturduğu önemli bir anı temsil etti.

Yürüyüşe, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve daha birçok Alevi kurumu destek verdi. Katılımcılar, dövizler ve pankartlarla kendi inançlarının, kültürel miraslarının ve haklarının korunması yönündeki taleplerini dile getirdiler.

ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, etkinlikte yaptığı konuşmada, iktidarın düzenlediği anma etkinliklerine tepki göstererek, “Bu topraklarda korsan anma vardı. Saygısızlıklarını bir kez daha gösterdiler. Hacı Bektaş’ın ölüm yıl dönümünü kutladılar. Biz bu riyakârlıkları çok iyi biliyoruz. Bu inanç, bu toprakların kadim inancıdır. Kabul etseler de etmeseler de biz burada olmaya devam edeceğiz. Mücadelemiz dün olduğu gibi bugün de devam edecektir” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Alevi toplumu için bir uyanış çağrısı niteliğindeydi.

Etkinlikte yer alan diğer Alevi liderleri de benzer duygularla konuşmalar yaptı. HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevilerin tarih boyunca haklının yanında olduğunu belirterek, “Meclis’teki komisyona sesleniyorum. Sadece meclisin kapıları ardında konuşarak sorunlar çözülmez” dedi. Bu sözler, Alevi toplumunun sadece sözde değil, somut adımlar atarak haklarını talep etmesi gerektiği mesajını taşıyordu.

AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik eleştirilerini dile getirerek, “Dergâhın bahçesine baktığınızda bir cami göreceksiniz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bu zulme sessiz kalıyor. Biz bu kurumu tanımıyoruz” dedi. Bu açıklama, Alevi toplumu içinde yaşanan rahatsızlıkların altını çizen önemli bir vurguydu.

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, iktidarın çifte standartlarına dikkat çekerek, “Bize kardeşiz diyorlar ama bu dergâha müze yazdılar. Sivas’ta 33 canımızı yakanları korudular, serbest bıraktılar. Cemevlerimizden ezan okuttular. Bunların kardeşlik anlayışı bu” şeklinde konuştu. Bu sözler, Alevi toplumunun yaşadığı adaletsizliklere bir kez daha dikkati çekti.

DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan, cemevi başkanlığının kayyım olduğunu belirterek, “Cemevi Başkanlığı burada korsan etkinlik yapılırken Dersim’de de kayyım vali festival yapıyor. Bu inanca atanmış bir kayyımdır. Ben buradan kadın canlara seslenmek istiyorum; Kadıncık Ana’yı anmayı unutmayın. Bu ülkenin demokratik, aydınlık yüzü olmaya devam edeceğiz” dedi. Bu ifadeler, Alevi kadınlarının toplum içindeki rolünü ve önemini vurgulamakta önemli bir yer tutuyordu.

ADFE Başkanı Zeynel Şahan, Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’nun çağdaşlaşmasındaki rolüne vurgu yaparak, “Anadolu’yu çağdaşlaştıran en önemli önderlerinden birinin önündeyiz. Hünkarın felsefesiyle Hakk, Muhammed, Ali yolu ilelebet devam edecektir” dedi. Bu sözler, Alevi inancının derin köklerine atıfta bulundu.

AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, mitingde yaptığı konuşmada iktidarın Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı eliyle yürüttüğü politikalara sert tepki gösterdi. “Dergâhlar Alevilerindir, burayı boş bilmesinler. Gelecek yıl da 16 Ağustos’ta yine burada olacağız, sıkıysa buyursun gelsinler” diyerek, Alevi toplumunun kararlılığını ve dayanışmasını vurguladı.

Hüseyin Mat, Alevi kurumları olarak Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın Alevilere iade edilmesi için dava açtıklarını da duyurdu. “Mahkemeyi açtık arkadaşlar, bugün bu süreci başlattık” ifadeleri, Alevi toplumunun hak mücadelesinin hukuki boyutunu da gözler önüne serdi.

Bu etkinlik, Alevi toplumunun bir araya gelerek, geçmişten gelen derin birikimlerini ve inançlarını geleceğe taşımak adına attıkları önemli bir adım olarak kaydedildi. Alevi bireylerin, inançlarının ve kültürel miraslarının korunması adına ortak bir ses oluşturması, toplumsal dayanışmanın ve birlikteliğin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Kadın Haklarına Yönelik Saldırılara Karşı Alevi Kadınlar Birliği’nden Sert Tepki

Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son Cuma hutbesinde kadınların toplumsal kazanımlarına yönelik yapılan eleştirileri kınadı. Birlik, “Kadınlar, gençler ve demokratik kamuoyu bu karanlık gidişe karşı birlikte ses yükseltmelidir” diyerek toplumsal dayanışma çağrısında bulundu. Diyanet’in “kul hakkı” üzerinden yaptığı açıklamalar, özellikle kadınların Medeni Kanun’dan kaynaklanan miras haklarını hedef almasıyla dikkat çekti.

Diyanet’in hutbesinde, “Kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” ifadesi kullanıldı. Bu söylem, Alevi kadınının eşit haklar talebine yönelik ciddi bir saldırı olarak değerlendirildi. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, bu durumu kabul edilemez bularak, kadınların eşit miras hakkının, dini yorumlara veya geleneksel anlayışlara terk edilemeyecek temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı.

Birliğin başkanı Leyla Solmaz, yaptığı açıklamada, “Son yıllarda laiklik, eşit yurttaşlık ve kadın-erkek eşitliği sistematik olarak hedef alınıyor. Türk Medeni Kanunu’nun kadınlara tanıdığı eşit miras hakkının sorgulanması, Anayasa’nın 10. maddesi olan eşitlik ilkesine, Medeni Kanun’a ve laiklik ilkesine açıkça aykırıdır” dedi. Solmaz, kadınların yasal ve kazanılmış haklarının hedef alınmasının, toplumsal eşitliğe ve demokrasiye doğrudan bir saldırı olduğunu ifade etti.

Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, gericiliğe, laiklik karşıtı girişimlere ve ülkenin toplumsal yapısının tehdit altına girmesine karşı daha fazla mücadele edeceğini belirtti. “Kadınların eşit miras hakkı, ne dini yorumlara ne de geleneksel anlayışlara terk edilemeyecek kadar temel ve evrensel bir insan hakkıdır” diyen Solmaz, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu tür hutbelerden vazgeçmesi gerektiğini vurguladı.

Birlik, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’na da çağrıda bulunarak, laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldırmaya yönelik her türlü tarikat-cemaat işbirliğini sonlandırması gerektiğini belirtti. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, kadınlar, gençler ve demokratik kamuoyunun birlikte ses yükseltmesi gerektiğini ifade ederek, bu konuda geniş bir dayanışma çağrısı yaptı.

Bu açıklama, Alevi toplumu içinde büyük bir yankı bulurken, birçok Alevi derneği ve kuruluşu da Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin duruşunu desteklediklerini belirtti. Kadınların haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadele eden birçok toplumsal hareket, bu tür gerici söylemler karşısında daha kararlı bir duruş sergileyeceğini vurguladı.

Sonuç olarak, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin yaptığı bu açıklama, sadece Alevi kadınlarının değil, tüm kadınların eşit haklar mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Toplumda eşitliğin sağlanması için, her bireyin bu duruma karşı duyarlı olması ve sesini yükseltmesi gerektiği mesajı veriliyor. Kadınların, gençlerin ve demokratik kamuoyunun bu tür söylemlere karşı birlik olmasının gerekliliği, Alevi toplumunun geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Alevi Yazarlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci İçin 11 Maddelik Taleplerini Açıkladı

Alevi toplumu, tarihi bir dönüm noktasında önemli bir adım atarak, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair görüşlerini ve taleplerini dile getirdi. ‘Semah Dergisi’ yazarları, Alevilerin bu süreçte kendilerini barışın ve demokratikleşmenin asli bir parçası olarak gördüklerini belirterek, 11 maddelik önerilerini kamuoyu ile paylaştılar.

Alevi inanç ve kültürünün özgürce yaşanabilmesi için bu sürecin kararlılıkla yürütülmesi gerektiğini vurgulayan yazarlar, aynı zamanda Aleviliğin bağımsız bir inanç olarak anayasal güvence altına alınmasını talep ettiler. Sürecin, yalnızca silahların susmasının ötesinde, adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün tesis edilmesi anlamına geldiğini ifade ettiler.

Alevi yazarların açıklamaları, son günlerde yaşanan siyasi gelişmelerin ve Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın barış çağrısının etkisi altında şekillendi. Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısının ardından, PKK’nın silah bırakma sürecinin başlamasıyla birlikte, bu meseleler üzerine yoğunlaşan tartışmalar da hız kazandı. Meclis’te oluşturulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” ise, bu bağlamda dördüncü kez toplandı.

Semah Dergisi yazarları, yaptıkları açıklamada, “Bölgemizde hepimizin bugününü ve geleceğini etkileyen son derece önemli ve tarihi gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeler, Alevi toplumu olarak bizi derinden etkiliyor. Barış ve demokratik toplum sürecini, geleceğimizi şekillendiren bir fırsat olarak değerlendiriyoruz,” ifadelerini kullandılar.

Alevilerin tarihsel yaralarının sarılması, kimliklerinin tanınması ve gençlerin inançlarını özgürce yaşaması için bu sürecin önemine dikkat çeken yazarlar, “Bu süreç doğru işlerse biz Aleviler, tarihimizde ilk defa bizi yok sayan ve zulmü reva görenlerin yüzlerine karşı hakkı savunacak, zülme karşı duruşumuzu ifade edeceğiz,” dediler.

Yazarlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair 11 maddeden oluşan taleplerini de sıraladılar. İlk olarak, Aleviliğin bağımsız ve özgün bir inanç olarak anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladılar. Bu talebin yanı sıra, cemevlerinin ibadet yeri olarak yasal statü kazanması ve el konulan kutsal mekânların iade edilmesi gerektiğini belirttiler. Ayrıca, Tekke ve Zaviyeler Kanunu’ndaki ayrımcı hükümlerinin kaldırılmasını ve Alevi tarihine hakaret eden isimlerin mekânlardan silinmesini talep ettiler.

Taleplerini dile getirirken, Alevilerin toplumsal barış açısından önemli bir rol üstlendiğini ifade eden yazarlar, “Biz Aleviler, bu sürecin bir parçası olduğumuzu kabul ediyoruz. Barış, sadece silahların değil, adaletin ve eşitliğin tesis edilmesidir. Bu nedenle, sürecin kararlılıkla ve samimiyetle yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz,” diyerek, tüm toplumu barışa ve uzlaşmaya davet ettiler.

Alevi yazarların bu çağrıları, sadece kendi toplulukları için değil, tüm Türkiye için barışın sağlanması adına atılmış önemli bir adımdır. Alevi toplumunun sesi, bu süreçte daha çok duyulmalı ve talepleri dikkate alınmalıdır. Semah Dergisi yazarlarının bu önerileri, toplumsal barışın sağlanması ve demokratikleşme sürecinin ilerlemesi açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Kırtıl Köyü’nde Yangın Felaketi: Tarihi Evler Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya

Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Kırtıl köyü, 13 Ağustos’ta başlayan ve poyrazın etkisiyle hızla yayılan orman yangınlarıyla sarsıldı. Yangının etkisiyle köyde bulunan pek çok tarihi ev kullanılamaz hale geldi. Tahtacı Alevilerin yaşadığı bu köy, 1860’lı yıllardan beri varlığını sürdüren tarihi bir yerleşim yeri olarak biliniyor. Yangın sonucunda köyde bulunan müze ve muhtarlık binası ise ayakta kalmayı başardı.

Kırtıl köyü, doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri ile ön plana çıkarken, yaşanan bu felaket köyün tarihini ve kültürel mirasını tehdit ediyor. Yangın, köyde yaşayan 1851 kişiyi zorunlu olarak tahliye etmeye sebep oldu. Kırtıl, Balandız, İmamuşağı, Çamlıca, Işıklı ve Akdere mahalleleri ile beş mezradan oluşan bu bölge, felaket sonrası büyük bir kayıp yaşadı.

Araştırmacı yazar Celal Necati Üçyıldız, Kırtıl bölgesindeki son durumu yerinde gözlemleyerek aktardı. Üçyıldız, köydeki eski evlerin büyük bir kısmının yangından etkilendiğini ve bu durumun köy halkı üzerinde derin bir üzüntü yarattığını belirtti. Kırtıl köyü, Alevi-Bektaşi kültürünün önemli bir merkezi olarak kabul ediliyor ve tarihi yapılarıyla da bu kültürel mirası temsil ediyor. Yangın sonrası köy halkı, geçmişlerini ve kültürel değerlerini koruma konusunda kaygı taşımakta.

Yangın felaketi, sadece maddi kayıplara yol açmakla kalmadı, aynı zamanda köy halkının manevi değerlerini de tehdit eden bir durum oluşturdu. Kırtıl’ın tarihi evlerinin yanı sıra, köyde bulunan müze, yerel kültürü ve tarihi öğeleri yaşatmaya devam etme çabasında. Yangın sonrası köyde yapılan ilk değerlendirmelerde, tarihi yapılar arasında yangından en fazla etkilenenlerin olduğu ifade edildi. Bu durum, köyün geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturmakta.

Köy muhtarı Hüseyin Polat, yangınların yol açtığı hasarın boyutlarını ve köy halkının yaşadığı travmayı dile getirerek, maden projelerinin Dersim halkına bir fayda sağlamadığını belirtti. Polat, köyde yaşanan bu felaketin halkın dayanışma ruhunu etkilemediğini, aksine birlik ve beraberlik içerisinde bu zorluğu aşma kararlılığını artırdığını vurguladı. Yangınların sebep olduğu zararların telafisi için devlet yetkililerinin acil müdahale etmesi gerektiği konusunda da çağrıda bulundu.

Yangın sonrası köyde başlatılan yardım kampanyaları, yerel halkın dayanışma ve yardımlaşma ruhunu pekiştirdi. Birçok sivil toplum örgütü ve gönüllü, yangından etkilenen ailelere yardım ulaştırmak için seferber oldu. Kırtıl köyü halkı, yaşanan bu felakete karşı birlikte hareket ederek, kültürel miraslarını koruma çabalarını sürdürmeye kararlı.

Bölgede yaşayanların yanı sıra, çevre illerden gelen destek çağrıları ve yardımlar, Kırtıl köyü halkının bu zorlu süreçte yalnız olmadığını gösteriyor. Yangın sonrası yapılan toplantılarda, köyün yeniden imarı ve tarihi yapılarının korunması için çeşitli projeler geliştirilmesi üzerinde duruluyor. Köyün geleceği için atılacak adımlar, hem maddi hem manevi olarak halkın yeniden ayağa kalkmasını sağlayacak.

Kırtıl köyü, Alevi-Bektaşi kültürünün önemli bir parçası olarak, geçmişten gelen değerlerini korumakta kararlıdır. Yangın sonrası yaşanan bu felaket, köydeki tarihi ve kültürel mirasın korunması adına daha büyük bir farkındalık yaratma ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Yangınların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması ve halkın bilinçlendirilmesi büyük bir önem arz ediyor.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Hünkarın Huzurunda Birlik ve Dayanışma: Alevi Toplumu Dergahına Sahip Çıkıyor

Hacı Bektaş Veli Dergahı avlusunda, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Türkiye Alevi Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği cem etkinliği, yüzlerce Alevi vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlik, Alevi inancının simgelerinden Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ruhu önünde yapılan dualarla başladı. Cem, Ana Destigül Şahin, Pir Hüseyin Kayar, Celal Fırat, Ali Ekber Erden, Cihan Saltuk, Ali Önal, Hüseyin Doğan gibi önde gelen din adamları tarafından yönlendirildi. Zakirler Doğukan Kubat ve Aydın Gündüz de etkinliğin manevi atmosferine katkı sağladı.

Etkinlik öncesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın 13 Ağustos’ta gerçekleştirdiği program hakkında bilgi veren Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Zeynel Abidin Koç, bu tür organizasyonların Alevi toplumunun birlikteliğini hedef alan asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu vurguladı. Koç, 16 Ağustos sabahı “Dergahlarımızı istiyoruz” talebiyle gerçekleştirecekleri yürüyüşe tüm halkı davet etti. “Birlikte sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. Biz Alevi toplumu olarak bu topraklarda barış içinde yaşamak istiyoruz” dedi.

Cem sırasında konuşan Pir Ali Ekber Erden, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin “İncinsen de incitme” sözünü hatırlatarak, Alevi toplumunun her zaman bir arada durması gerektiğini vurguladı. “Birbirimizi incitmeden, yan yana durarak cem olmaya devam edeceğiz. Celal Fırat pirimiz Meclis komisyonunda bizim adımıza mücadele yürütüyor, onun yanındayız” ifadelerini kullandı.

Pir Celal Fırat, dergahın Alevi toplumuna iade edilmesi gerektiğini belirterek, “Bu coğrafyada çok acı yaşadık ve yaşıyoruz. Dergahımızda bir cami var, ama biz Aleviler olarak kendi dergahımızda ibadet edemiyoruz. Bizim adımız barış; Aleviler, Sünniler, Ermeniler ve Kürtler bir arada yaşamalı” şeklinde konuştu. Dergahın üzerindeki müze yazısının kaldırılması ve cemevlerinin yasal statü kazanmasının önemine değinen Fırat, Alevilerin barış masasında seslerini yükseltmeleri gerektiğini ifade etti.

Konuşmasının sonunda Fırat, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın karşısındaki kültür merkezinin aydınlatmasının kasıtlı olarak kapatıldığını belirterek, “Bize ‘Aleviler ne sorun yaşıyor ki?’ diyorlar. Umarız bundan sonra elektriklerin kesilmediği aydınlık günler yaşarız. Bugün de elektrikleri kapatan Yezid zihniyeti ile karşı karşıyayız. Bu zihniyeti Hünkarımıza havale ediyoruz” dedi.

Cem etkinliği, dualar ve lokmaların paylaşılmasıyla son buldu. Ceme katılanlar, toplumsal dayanışma ve birlik mesajları vererek, Hünkar’ın huzurunda bir arada olmanın önemini vurguladılar. Katılımcılar, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın tarihsel ve kültürel önemi üzerine düşüncelerini paylaştılar. Ayrıca, Alevi toplumunun haklarının korunması ve geliştirilmesi için devam edecek mücadelelerine vurgu yaptılar.

Alevi toplumunun, inançları ve kültürel değerleri doğrultusunda birlik içinde hareket etme kararlılığını bir kez daha gösterdiği bu etkinlik, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerinin ve Alevi kültürünün yaşatılması adına önemli bir adım olarak kaydedildi.

Daha fazla içerik: Alevi Haberleri

Dersim’de Buyer Gölü İçin Mücadele: “Rızasız Yol Geçmez!”

Dersim’in eşsiz doğal güzelliklerinden biri olan Buyer Gölü, Alevi inancının derin bir parçası olarak halk için kutsal bir mekan olma özelliğini taşıyor. Ancak, gölün arka sırtına kadar ulaşan bir yol projesinin hayata geçirilmesi, çevre ve inanç toplulukları arasında ciddi bir tepkiye neden oldu. Doğa savunucuları, bu projenin ekosistemi ve kültürel hafızayı tehdit ettiğini belirterek, yol projesinin durdurulması için acil çağrıda bulundular.

Buyer Gölü, sadece etkileyici doğal manzarasıyla değil, aynı zamanda Alevi inancındaki derin anlamıyla da dikkat çekiyor. Yapılan açıklamada, “Yüzyıllardır suyun aynasında gökyüzüyle konuşan, rüzgârla sırdaş olan Buyer, yalnızca bir doğa harikası değil, yaşamın kendisidir” ifadeleri kullanıldı. Alevi inancında su, hayati bir kaynak olarak görülüyor ve bu bakış açısıyla Buyer Gölü, topluluğun kültürel kimliğinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.

Projenin sadece fiziksel bir yapılaşma değil, aynı zamanda kutsal bir mekâna ve ekosisteme saplanmış bir hançer olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Her yol araç gürültüsünü, çöpü, betonlaşmayı getirir. Her metre, gölün sessizliğinden ve yaban yaşamının özgürlüğünden çalar” denildi. Bu ifadeler, yol projesinin sadece bir inşaat çalışması olmadığını, aynı zamanda halkın manevi değerlerine yönelen bir tehdit olduğuna işaret ediyor.

Yol projesinin olası etkileri üç ana başlıkta toplandı. Ekolojik açıdan, gölün hassas su döngüsünün ve flora-fauna dengesinin bozulması bekleniyor. Bu durum, endemik türlerin tehdit altında kalmasına yol açabilir. Politika açısından, Dersim halkının yaşam alanları üzerindeki iradesinin gasp edilmesi ve doğanın sermayeye teslim edilmesi endişe verici bir durum olarak değerlendiriliyor. Kültürel ve inançsal boyutta ise, bin yıllık rızalık hukukunun ve doğayla kurulan gönül bağının koparılması, topluluğun kimliğini zayıflatacak bir tehlike olarak görülüyor.

Doğa savunucuları, Buyer Gölü’ne doğru bir metre bile yol yapılmasına izin vermeyeceklerini duyurdu. “O bölgede makina girerse derhal haber veriniz, karşılarına çıkacağız. Buyer Gölü’nü savunmak, geçmişimizi, geleceğimizi ve yaşam kaynağımızı savunmaktır. Buyer Gölü bizimdir, rızasız yol geçmez!” ifadeleriyle, gölün korunması için kararlılıklarını vurguladılar. Bu, sadece doğanın değil, aynı zamanda topluluğun varlık mücadelesinin bir parçası olarak görülüyor.

Alevi toplumu ve doğa severler, Buyer Gölü’nün korunması için birlik ve dayanışma içinde hareket etmeye çağrıldı. Her bireyin, yaşadığı yerin, okuduğu okulun, çalıştığı iş yerinin ve üyesi olduğu Cemevi’nin haber niteliği taşıyan durumları hakkında bilgi vermesi istendi. Bu, topluluğun sesini yükseltmesi ve haklarını savunmak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Alevi Haber Ağı, bu süreçte gerçekleri yazma ve topluluğun sesi olma misyonunu sürdürecek. Herkesin katkısının önemli olduğu belirtildi. Bu bağlamda, Buyer Gölü’nün korunmasına yönelik mücadele, sadece bir çevre savunusu değil, aynı zamanda kültürel ve manevi değerlere sahip çıkma anlamına geliyor.

Hacıbektaş’ta Yürüyüş Düzenlenecek

Alevi-Bektaşi toplumu, Hacıbektaş’ta düzenlenecek bir yürüyüşle dergahlarının kendilerine ait olduğunu vurgulamak ve bu kutsal mekanlara sahip çıkma mesajı vermek amacıyla bir araya geliyor. Alevi kurumları, bu etkinlikle birlikte dergahlara yönelik tehditler ve sosyal baskılara karşı seslerini yükseltmeyi hedefliyor.

Yürüyüşün organizatörleri, Alevi toplumunun her bireyini bu önemli etkinliğe davet ederek, “Dergahlarımız bizimdir, elinizi çekin!” sloganıyla bir dayanışma çağrısında bulunuyor. Yürüyüşün, Alevi inancının ve kültürünün önemini dile getiren bir platform olmasının yanı sıra, toplumsal birlikteliği güçlendirmeyi amaçladığı belirtiliyor.

Etkinliğe katılımın yüksek olması bekleniyor. Alevi kurum yöneticileri, bu tür etkinliklerin toplumsal hafızayı canlı tutmak ve Alevi kimliğini korumak açısından büyük önem taşıdığını ifade ediyor. Yürüyüş boyunca, katılımcıların Alevi inancının değerlerini, geleneklerini ve dergahların anlamını anlatan dövizler taşıması teşvik ediliyor.

Alevi toplumu, bu yürüyüş aracılığıyla sadece kendi inançlarına değil, aynı zamanda tüm inanç gruplarına karşı saygı ve hoşgörüyü de ön plana çıkararak, toplumsal barışın sağlanmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Zeynel Abidin Koç: Barış Süreci İçin Fedakarlık Yapmaya Hazırız

ADFE Başkanı Zeynel Abidin Koç, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne verdikleri desteği vurgulayarak, bu sürecin başarıya ulaşması için her türlü fedakarlığı yapacaklarını ifade etti. Koç, Alevi kurumlarının bu süreçte ciddi hazırlıklar içinde olduğunu belirterek, “Denemek lazım. Her adım, bir önceki adımdan daha kıymetlidir” dedi.

Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sonrası başlatılan yeni süreç, Alevi toplumu tarafından da olumlu karşılandı. Mecliste kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda Alevileri temsil eden Celal Fırat’ın yer alması, Alevi kurumlarının sürece dahil olmasına olanak tanıdığı yorumlarına yol açtı. 19 Ağustos’ta gerçekleştirilecek dördüncü toplantıda, çatışmalarda yakınlarını kaybeden tarafların dinleneceği, ilerleyen toplantılarda ise Alevi toplumunun demokratikleşme konusundaki önerilerinin gündeme geleceği belirtildi.

Zeynel Abidin Koç, sürecin Alevi örgütleri açısından önemini vurgularken, “Bir demokratikleşme sürecinin başlaması tüm halkları sevindirdi. Türkiye uzun yıllardır baskı altında yönetilen bir ülke haline gelmişti. Bu çok olumlu bir adım” ifadelerini kullandı. Koç, silah bırakma eyleminin ardından TBMM’de kurulan komisyonun önemine de değinerek, “Bu seferki açılım, bir önceki açılıma benzemiyor. Tüm sivil toplum örgütlerini bu sürece dahil edip, onların fikirlerini almak gibi bir çalışma düzeni oluşturuluyor” diye ekledi.

Alevilerin taleplerinin büyük çoğunluğunun Türkiye’deki diğer halkların özgürleşmesiyle ilgili olduğunu belirten Koç, cemevlerinin ibadethane statüsünde kabul edilmesinin de önemli bir talep olduğunu ifade etti. “Aleviler sessiz bir devrim gerçekleştirdi. Yok sayıldıkları bir ülkede 20 yıl içinde 2500’e yakın cemevi inşa edildi” diyen Koç, cemevlerinin dünya genelinde ibadethane olarak kabul gördüğünü, ancak Türkiye’de devletin din ile olan bağlarının koparılması gerektiğini vurguladı.

Sürecin olumlu bir şekilde ilerlemesi için herkesin barışa katkı sunması gerektiğini dile getiren Koç, “Barış ismi masaya geldiği andan itibaren tüm olumsuzlukları bir kenara bırakmalıyız” dedi. Koç, geçmişte yaşanan olumsuz deneyimlerin hatırlanması gerektiğini, fakat barışın sağlanması için Alevilerin de yapıcı bir tavır sergilemeleri gerektiğini ifade etti.

Koç, Alevi örgütlerinin barış ve demokratikleşme konularında kararlı bir duruş sergilediğini belirterek, “Alevi örgütleri olarak bu masada yer almak istiyoruz. Celal Fırat, Alevi dünyasının temsilcisi olarak bu süreçte sözümüzü söylüyor” dedi. Ayrıca, barış sürecine dair hazırlıkların devam ettiğini, Alevi örgütlerinin görüşlerini içeren dosyaların hazırlandığını bildirdi.

Sonuç olarak, Zeynel Abidin Koç, barış müzakerelerinin uzun soluklu bir süreç olacağını, ancak bu sürecin doğru temeller üzerine kurulduğuna inandığını belirterek, “Hep birlikte kazanan barış olmalı” şeklinde konuştu.

Yunanistan, Alevi-Bektaşi İnancını Resmi Statüyle Tanıdı

Yunanistan Parlamentosu, 1 Ağustos 2023 tarihinde Alevi-Bektaşi inancını resmi bir inanç topluluğu olarak tanıma kararı aldı. Bu önemli adım, cemevlerinin resmi statü kazanmasını ve Alevi-Bektaşi öğrencilerin, başvurmaları halinde ayrı bir din dersi alma hakkının yasal güvence altına alınmasını içeriyor.

Evros (Meriç) iline bağlı Sofulu ilçesindeki Ruşenler, Büyük Derbent ve Küçük Derbent köylerinde yaşayan yaklaşık 3 bin 500 kişilik Alevi-Bektaşi topluluğunu temsil eden Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyeti’nin 2018 yılında yaptığı başvuru, Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı’nın kanun teklifine eklenen 49. maddeyle kabul edildi.

Seyyid Ali Sultan Anma Etkinlikleri ve Geleneksel Seçek Yağlı Güreşleri sırasında, Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanı Sofia Zaharaki, bu kararın resmi olarak duyurusunu yaptı. Zaharaki, Alevi-Bektaşi inancının tanınmasının önemine vurgu yaptı ve bu topluluğun artık kendi dini kimliğini ve temsilini bağımsız bir biçimde gerçekleştirebileceğini belirtti.

Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyeti Başkanı Ahmet Karahüseyin, Bakan Zaharaki’ye teşekkür ederek Bektaşiliği simgeleyen teslim taşını ve bir plaketi takdim etti. Yeni yasa ile birlikte, köylerde yeni cemevleri açılabilecek ve mevcut cemevleri de resmi statü kazanacak. Ayrıca, okullarda en az 10 Alevi-Bektaşi öğrencinin başvurması durumunda ayrı bir din dersi alma hakkı da güvence altına alınmış oldu.

Bu gelişmeler, Yunanistan’daki Alevi-Bektaşi topluluğu için tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Resmi tanımanın sağladığı haklar, topluluğun dini ve kültürel kimliğinin daha güçlü bir şekilde yaşatılmasına olanak tanıyacak.