Ana Sayfa Blog Sayfa 142

Seyit Rıza’nın oğlu Abbas Polat Hakk’a yürüdü

0

PİRHA-  Seyit Rıza’nın oğlu ve Dersim Katliamı’nın tanığı Abbas Polat, 93 yaşında Hakk’a yürüdü. 21 Aralık’ta Hakk’a uğurlanacak olan Polatın cenazesi, Axdat’ta toprağa sırlanacak. 

1937 ve 1938 Dersim Katliamı’nın tanığı ve Seyit Rıza’nın oğlu Abbas Polat, dün akşam saatlerinde Elazığ’da Hakk’a yürüdü.

1930 doğumlu Abbas Polat, 21 Aralık Perşembe günü Elazığ Cemevi’nden Hakk’a uğurlanarak, Axdat’ta toprağa sırlanacak.

PİRHA/DERSİM

Semah Dergisi’nin 59. sayısı çıktı: Soykırımlar devam ediyor; Dersim, Maraş, Roboski!

0

PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu’nun (FEDA) yayın organı olan Semah Dergisi’nin 59. sayısı, ‘Soykırımlar Devam Ediyor; Dersim, Maraş, Roboski’ manşetiyle okuyucuyla buluştu. Derginin bu sayısında soykırımların analizlerinin yanı sıra FEDA’nın inanç konusunda geliştirdiği perspektifler işlenirken, Maraş ve Dersim soykırımları kapağa taşındı.

Semah Dergisi,  ‘Soykırımlar devam ediyor; Dersim, Maraş, Roboski’ manşetiyle yayımlandı. 11 yıldır yayın hayatını sürdüren Semah Dergisi, son sayısı olan 59. sayıda, ‘Yezit zihniyetinin bizleri yok etmeyi amaçlayan saldırıları dün olduğu gibi bugün de devam ediyor’ diyerek devletin yaptığı katliam ve soykırımlara dikkat çekiyor.

59. sayıda, soykırımların analizlerinin yanı sıra Demokratik Alevi Federasyonu’nun (FEDA) inanç konusunda geliştirdiği perspektiflere yer veriyor.

Semah Dergisi’nin 59. sayısında yer alan yazı başlıklar şöyle:

Demir Çelik– Alevi  toplumunun öncelikleri”
H.Hayri Ateş– 87. Yılında Dersim Soykırımı ve Hakikat
Ali Köylüce– Alevi felsefesinde devriyenin işleyiş mekaniği
Dılşa Deniz– Geleneksel Kürt dinlerinde Xweda, Xweza ve Xizir’ın anlamı ve kapsamına dair
Zilan Kabayel– Maraş Pogromu
İman Canpolat– Roboski Katliamı’nın hatırlattıkları
Aziz Tunç– Maraş kıyımı ve soykırım tanımı
Alişan Tekin– Dersim Katliamı 37-38
Yüksel Mutlu– ÇEDES
Gülizar Doğan– Reya haq inancı
Hüseyin Çatal- Ma ebê Dismênin u Zuru maxdur mêkere

(HABER MERKEZİ)

Kanayan yara: 45. yılında Maraş Katliamı

0

Maraş Katliamı, Türkiye’nin Kahramanmaraş şehrinde 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında gerçekleşen bir olaydır. Bu olay, Türkiye’nin tarihindeki en kanlı ve acı dolu olaylardan biridir. Maraş Katliamı, Aleviler ve Kürtlere olan ayrımcılığın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

1970’lerin sonlarına doğru, Türkiye’de sol ve sağ gruplar arasında çatışmalar artmış, ülke genelinde bir siyasi gerilim yaşanmıştır. Bu dönemde, Alevi ve Kürt toplulukları da ekonomik ve sosyal olarak güçlenmeye başlamıştır. Ancak, bu durum bazı kesimlerde rahatsızlık yaratmış ve ayrımcılık ve nefret söylemleri yayılmıştır.

Maraş Katliamı’nın fitili, 19 Aralık 1978 tarihinde bir grup sağcı genç tarafından ateşlenmiştir. Bu grup, Alevi ve Kürt mahallelerine saldırarak evleri ve işyerlerini yakmış, insanları linç etmiş ve öldürmüştür. Katliamın ardından ciddi bir göç dalgası başlamış ve Maraş’ın asıl halkı yerlerinden edilerek kendi topraklarından uzaklaşmak zorunda kalmıştır. Tahminlere göre, 500 bin ila 700 bin arasında Kürt ve Alevi Maraş’ı terk etmek zorunda kalmıştır.

Maraş Katliamı, insanlık dışı bir şiddet olayıdır. Tanıkların anlattıkları, o dönemde yaşanan dehşeti ve korkuyu gözler önüne sermektedir. Bebeklerin anne karnında katledildiği, insanların kazanlarda diri diri ateşe verildiği, kadınların tecavüze uğradığı ve öldürüldüğü korkunç olaylar yaşanmıştır. Bu acılar, hala yaşayanların belleğinde derin izler bırakmıştır.

Maraş Katliamı’nı anlatan belgeseller ve kitaplar, bu karanlık olayın hatırlanmasını ve unutulmamasını sağlamaktadır. Ancak, 45 yıl geçmesine rağmen, faillerin hala adalet önüne çıkarılmamış olması, Aleviler ve Maraş halkı için büyük bir hayal kırıklığıdır. Bu olay, Türkiye’nin tarihindeki utanç verici bir sayfadır ve toplumun adalet arayışı devam etmektedir. Maraş Katliamı, insanlığın en karanlık yüzünü gösteren bir olaydır ve bu tür olayların bir daha yaşanmaması için sürekli olarak hatırlanmalı ve üzerinde çalışılmalıdır.

Yazar Özcan Öğüt: Katliamdan sonraki Maraş’ta ‘kahramanlığından’ eser kalmaz

0

PİRHA – Maraşlı Yazar Özcan Öğüt, 1978’te yapılan katliama dair bir yazı kaleme aldı. Alevi ve solculara yapılan saldırılarda devletin rolüne dikkat çeken Öğüt, “Şehirde insanlar hunharca katledilirken günlerce varlığını hissettiremeyen devlet, adeta cehennemin kapısında bekleyen bir zebani gibi sadece şehrin giriş çıkış noktalarında belirir” ifadelerini kullandı.

Yazar Özcan Öğüt, 45 yıl önce Maraş Katliamı’nda yaşananlara dikkat çekti. “Kan revan Maraş. Onarılamayan Yara” başlığı ile yazı kaleme alan Öğüt, yapılan vahşeti bir kez daha hatırlattı.

Maraş’taki Çiçek Sineması’nın 19 Aralık 1978’de bombalanmasının ardından ‘Alevi ve solcu komünistler yaptı’ söylentisi üzerine Maraş Katliamı’nın adeta fitili yakılmış oldu. Toplanan kalabalık, Cumhuriyet Halk Partisi, TÖB-DER ve PTT binalarına saldırdı.

“PLANLI BİR CİNAYETLER SİLSİLESİ”

Yazar Özcan Öğüt, katliama dair aktardığı bilgilerde milliyetçilerin, Çiçek Sineması’nın Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu isimli solcu öğretmenler tarafından bombalandığı yalanını tüm şehre yaydıklarına işaret etti. Biri Alevi, diğeri Sünni inancından olan sol görüşlü iki öğretmenin, evlerine giderken katledildiklerini hatırlatan Öğüt, katliamın nasıl devam ettiğini şu sözlerle anlattı:

“Artık o andan itibaren Maraş Katliamı’nda olanlar, asla ‘Maraş olayları’ gibi hafif kaçan kelimelerle nitelendirilemez. Maraş’ta 19-26 Aralık tarihleri arasında bir hafta boyunca yaşananlar ‘katli vacip kılınmış’ planlı bir cinayetler silsilesidir. Hedef ailelerin oturduğu evler haftalar öncesinden işaretlenir. Bu evlere saldıran faşist gruplar, içerisindeki insanlara yaş, cinsiyet veya herhangi bir insani kavram tanımamaksızın işkenceler yaparak sadistçe katliamlar gerçekleştirir. IŞİD mezaliminin Orta Doğu’dan tüm dünyaya bir korku markası olarak pazarlanan cani eylemlerinin çoğunun yıllar önce Maraş Katliamı’nda provalarını görmek mümkündür.

Bu resimde gördüğünüz Şah İsmail Kalaycı ve ailesi Maraş Katliamı’nda katledildi. Şah İsmail’i baltayla katledip, beynini parçaladılar. Kız kardeşinin ise önce göğüslerini kesip çeşitli işkencelerden geçirdikten sonra hunharca katlettiler. Yörük Selim Mahallesi’nde de kadınların bir kısmı göğüsleri kesilerek öldürülmüştür. Altı aylık çocuklar, hamile kadınlar kur­şunlanır. Gözlerine şişler sokulur. Bir kısım infazlar ise; çeşitli dini referanslar doğrultusunda “kol ve bacakların çapraz kesilmesiyle” gerçekleşmiştir.

Maraş Katliamı dava tutanaklarında yürek parçalayan hunharca katliam örneklerinden birisi 80 yaşındaki Cennet Çimen’in başına gelendir: “Başlarında Cuma Y.’nin bulunduğu bir grup saldırgan 80 yaşında bir gözü sağlam diğer gözü çok hafif gören Cennet Çimen’in evine yönelmişlerdir. Saldırganlar yaşlı kadın Cennet Çimen’i evinin içinden “gel nene, gel nene” diye dışarı çıkarmışlar, bu yaşlı kadının ‘beni kurtarın’ diye feryatlarına aldırmayarak ayaklarından sürükleyerek yakındaki helâ çukurunun oraya getirmişlerdir. Orada Cuma Y. bu yaşlı kadının az gören gözünü tornavida ile oymuş diğer saldırganlar da silah sıkarak Cennet Çimen’i öldürmüşlerdir. Saldırganlar bununla da yetinmeyerek öldürdükleri Cennet Çimen’i baş aşağı helâ çukuruna atmışlar ve üzerine bir at arabasını devirmişlerdir.”

Maraş Katliamı’ndaki en yaygın saldırı taktiği; içeride saklanan Alevilerin dışarıya çıkması için evleri ateşe vermektir. Faşist katillerin birçok yerde oralı kadınları da işbirliği yaparak şişelere gazları doldurup atmaları için erkeklere verir. Bu gaz şişeleri yanan paçavralarla beraber evlerin içine atılır. Katliamda bazı faşist gruplar kadın, bebek, yaşlı demeden katlederken bazılarıysa sadece erkekleri katleder. Bazıları kadınları öldürmeyip, işkenceler gerçekleştirip tecavüz eder. Bazı faşist gruplar ise her ikisini birden yaparlar.

Bilmez ailesinin yaşadığı da Maraş Katliamı’ndaki en büyük dramlardan birisidir. Burada evi ateşe veren saldırganlar kadınlara dokunmayacaklarını söyler. Kadınlar ise evin erkeklerini bir odaya kitleyip vermek istemezler. Özellikle 20 yaşındaki Ali ve 18 yaşındaki Hasan’ın anneleri 38 yaşındaki Fatma Bilmez çocuklarını katillere teslim etmemek için çok direnir. Çember sakallı katillerden biri yıllar önce köylerinde sakalık (işçilik) yapan, ekmeklerini yiyen birisidir. Fatma Bilmez onu tanır ve çocuklarını almaya çalışırken, “Sakallı, ben seni tanıyorum. Beni öldürmeden çocuklarımı alamazsınız” der. İki eliyle çocuklarına yapışır bırakmaz. Ali kafasına sıkılan 3 kurşunla vurulup evin balkonunda kardeşlerinin ellerinde can çekişerek ölür. Hasan’ı da vermemek için çok direnirler. Zorla elinden tutup merdivene çekerek aşağıya doğru düşürürler. Çivili tahtalarla vurarak saldırırlar. Anne Fatma Bilmez çivili tahtaların önüne kendini siper edip evladının üzerine kapanır ve o ara silahları ikisinin birden üzerine sıkarak hunharca katlederler.

Milletvekili Celal Fırat’tan, Maraş Katliamı’nın araştırılması için önerge

0

PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Maraş Katliamı’nın sorumlularının ortaya çıkartılması için Meclis araştırma önergesi hazırladı. Fırat, “Maraş Katliamı’nı planlayanların ve uygulayanların hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi ve bu katliamdan kaynaklı yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim” dedi. 

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Maraş Katliamı’na dair Meclis araştırma önergesi hazırladı. Milletvekili Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na ilettiği önergede, 19-26 Aralık 1978’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamın sebepleri, sonuçları ve failleri bakımından hala aydınlatılmayan konuların olduğuna işaret etti.

Celal Fırat, katliamda resmi rakamlara göre 111 vatandaşın katledildiğini, 176 kişinin yaralandığı, 210 ev ile 70 işyerinin tahrip edildiğini belirterek, “Başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere, tüm demokratik kamuoyunun beklentisi bu katliamı gerçekleştirenlerin, katliam emrini verenlerin ve gerçek sorumluların yargı önüne çıkartılıp hak ettikleri cezalara çarptırılmasıdır. Maraş Katliamı’nın bütün ayrıntıları ile incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim” diye belirtti.

“KOLLUK KUVVETLERİ SEYİRCİ KALMAKLA YETİNMİŞTİR”

Milletvekili Celal Fırat, Meclis’e sunduğu teklifinin gerekçe bölümünde ise şu ifadelere yer verdi:

“19 Aralık 1978’de Maraş’ta bulunan Çiçek Sineması’na bomba atılmasıyla katliamın fitili ateşlenmiş olsa da katliam öncesinde Milli Piyango satıcısı kılığında şehre gelen kişilerin olayları başlatmak için hazırlık yaptıkları anlaşılmaktadır. Günler öncesinden şehirde yaşayan Alevilerin evlerinin kırmızı boya ile çarpı işareti konularak işaretlenmesi hedefin kim olduğunu göstermektedir. Bu durumlar dikkate alındığında; haftalar öncesinden planlanan bir katliamın uygulamaya konduğu anlaşılmaktadır.

“ALEVİ DEDESİ ÖLDÜRÜLDÜ”

‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’, ‘Müslüman Türkiye’ sloganları ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il merkezi, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binalarına saldırılar düzenlenmiş, Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi’nde ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu) adlı çeteci/katliamcı unsurlar tarafından bir kıraathane bombalanmış ve Gıjik adlı Alevi dedesi öldürülmüştür.

“İKİ SOLCU ÖĞRETMENİN CENAZESİ ENGELLENDİ”

21 Aralık’ta sol görüşlü öğretmenler Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu, silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmiş, öğretmenlerin cenaze namazı engellenmiştir.

Ertesi gün komünistlerin camilere saldırdığı haberleri yayılmış ve sağ görüşlü faşist gruplar 23 Aralık tarihinde Alevilerin yoğun yaşadığı Yörükselim ve Mağaralı mahallerine yönelmiştir. Bu mahallelerde iki gün boyunca evlere girilmiş, kadınlara tecavüz edilmiş, küçük çocuklar, yaşlılar ve hamile kadınlar dahi vahşice katledilmiş, evler yağmalanmış mallara el konulmuş, evler içindeki insanlar ile birlikte ateşe verilmiştir. Bütün bunlar gerçekleşirken kolluk kuvvetleri seyirci kalmakla yetinmiştir.

“ALEVİLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU KENTTEN GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI”

26 Aralık’ta saldırılar konu edilerek 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiş ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ilk adımları atılmıştır. Katliam sonrası Alevilerin büyük çoğunluğu kentten göç etmek zorunda kalmıştır.

Olaylardan sonra çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelendirilen 804 kişi hakkında dava açılmış ve Sıkıyönetim Mahkemelerinde açılan davalar 1991’e kadar sürmüştür. Sanıklardan 29’u idam, yedisi müebbet hapis, 321’i 1-24 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştır. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere altıda bir oranında cezai indirim uygulanmıştır. Cezalar 1991’de çıkarılan Terörle Mücadele Yasası nedeniyle ertelenmiş ve sanıklar serbest bırakılmıştır.

Kolluk kuvvetlerinin, istihbarat örgütlerinin katliam sırasında sessiz kalması kadar katliama karışanların yargılanma süreci de toplum vicdanını yaralayan durumlardandır. Maraş Katliamı üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen gerçek sorumluların, katliamı planlayanların kimler olduğu açığa çıkarılmamış, zaman içerisinde ortaya çıkan belgeler değerlendirilmemiştir.

Katliama maruz kalan onlarca Alevi vatandaşımızın cesedine ulaşılmamış, Şeyh Adil Mezarlığı’na toplu olarak gömüldüğü iddialarının araştırılması engellenmiş ve mezar yerleri bilinmemektedir.

Bütün bunlara göre DEM Parti İstanbul Milletvekili olarak, yukarıda açıkladığım nedenlerle, Türkiye artık katliamlarla anılmak istemiyorsa, demokratik bir hukuk devleti olma yolunda ilerlemek istiyorsa, tüm inançların ve etnik kimliklerin bir arada yaşayabileceği bir iç barışı tesis etmek istiyorsa, Maraş Katliamı’nı planlayanların ve uygulayanların açığa çıkarılması, vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi ve bu katliamdan kaynaklı yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim.”

PİRHA/ANKARA

Dersim’de Seyit Rıza heykeli olmasa, 1938 Katliamı’nı anlatan hiçbir hafıza merkezi yok”

0

PİRHA-DEDEF, Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği ile Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği, ‘Dersim’in sorunları ve çözümleri’ konulu panel düzenledi. Kültürel ve kimliksel konularda Dersim’deki merkez ve ilçe belediyelerini çok başarısız bulduğunu dile getiren Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Dersim’in öyle bir kentsel hafızası var ki, hepimizin aile hikâyelerinde zorunlu göç, köylerin yakılması ve öldürülen binlerce insan var. Biz bu hafızayı çocuklarımıza, Türkiye’ye ve dünyaya nasıl anlatacağız” dedi.

Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği ile Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği, ‘Dersim’in sorunları ve çözümleri’ konulu panel düzenledi. Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Ali Rıza Karataş, Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Arslan ve Prof. Dr. Şükrü Aslan panele konuşmacı olarak katıldı.

“AKP, BÜTÜN İLÇELERDE SEÇMEN DEVŞİRMESİ YAPTI”

Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Ali Rıza Karataş, şunları dile getirdi:

“Yerel yönetimleri ilgilendiren özerklik kavramı Anayasa ve yasalarla belirlenen kamu hizmetinin önemli bir kısmını halkın yararına olacak şekilde yerel yönetimlerin sorumluluğu altında gerçekleştirme yetkisi veriyor ancak Türkiye’de bu hiçbir zaman uygulanmadı.”

2019 yılında yerel seçimlerde çoklu aday politikasından dolayı Mazgirt’te belediyeyi AKP’ye kaybettiklerini ifade eden Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Arslan, “AKP, Dersim’in bütün ilçelerinde seçmen devşirmesi yaptı. Tehlikenin farkında olmamız lazım. Seçimlere çoklu adaylarla girersek yine kaybederiz” dedi.

“DERSİM’DEKİ BELEDİYELER BAŞARISIZ”

Kültürel ve kimliksel konularda Dersim’deki merkez ve ilçe belediyelerini çok başarısız bulduğunu dile getiren Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Dersim’in öyle bir kentsel hafızası var ki, hepimizin aile hikâyelerinde zorunlu göç, köylerin yakılması ve öldürülen binlerce insan var. Biz bu hafızayı çocuklarımıza, Türkiye’ye ve dünyaya nasıl anlatacağız? Burada asıl görev belediyelere düşüyor. Dersim’e baktığımda Edibe Şahin’in Dersim merkezde yaptığı Seyit Rıza heykeli ya da Hasan Saltık’ın Dersim merkezde ve Hozat’ta yerleştirdiği Dersim Katliamı fotoğraflarını saymazsak, şehrimizde 1938 Katliamı’nı anlatan neredeyse hiçbir şey yok. Sinop’un Gerze ilçesiyle, Dersim’in Mazgirt ilçesinin arasında hiçbir fark yok. Oysa dünyanın her yerinde hafıza merkezleri belediyeler tarafından kuruluyor” diye konuştu.

Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.

PİRHA/İSTANBUL

Hak ve Hakikat

0

Hak ve hakikat, insanın varoluş sebebidir ve onun hayatında belirleyici bir rol oynar.

Hak ve hakikat, insanın varoluş sebebidir ve onun hayatında belirleyici bir rol oynar. Hak ve hakikat, insanın düşüncelerini, eylemlerini ve inançlarını şekillendirir ve ona rehberlik eder. Bu kavramların anlamı ve önemi, her kültürde ve toplumda farklılık gösterir, ancak temelde insanın varoluşsal ve ahlaki bir sorumluluk sahibi olmasını sağlar.

Hak, bir insanın başkalarının haklarına saygı göstermesi gerektiği anlamına gelir. Bu, diğer insanları kucaklamak, onların farklılıklarını kabul etmek ve onlara özgürlük ve adalet sağlamak anlamına gelir. Tüm insanların eşit haklara sahip olması gerektiğine inanılır ve bu nedenle insanlar arasında adaletin ve eşitliğin sağlanması için çaba gösterilir.

Hakikat ise, insanın gerçeği arama çabasıdır. İnsanın varoluşsal bir ihtiyacı olan bu arayış, onun bilgiye ve anlamaya duyduğu açlığı tatmin etmeye yöneliktir. Hakikat arayışı, insanların varoluşlarını anlamalarına ve anlam vermelerine yardımcı olur. Bilgiye ve gerçeği bulma çabasında, insanın içsel olarak büyümesine yardımcı olur ve onun dünya ile olan ilişkisini derinleştirir. Hakikat arayışı, insanın dünyaya ve iç dünyasına karşı merakını ve şefkatini artırır, böylece onu daha anlayışlı ve empatik bir birey haline getirir.

Hak ve hakikat, insanın varoluş sebebidir çünkü bu kavramlar, onun hayatının anlamını ve amaçlarını belirler. İnsanlar, hak ve hakikat arayışıyla özgürleşir ve kendilerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu arayış, insanın ruhsal ve zihinsel gelişimine katkı sağlar ve onun daha derin bir bağlantıya ulaşmasına yardımcı olur. Hak ve hakikat, insanın yaşamını zenginleştiren ve ona anlam katan unsurlardır.

Sonuç olarak, hak ve hakikat, insanın varoluşsal ve ahlaki sorumluluklarını belirler. Bu kavramlar, insanın diğer insanlarla ilişkilerini düzenler ve onun dünya ile olan bağlantısını güçlendirir. Hak ve hakikat, insanın yaşamını değerli kılan ve ona anlam katan temel unsurlardır. Bu kavramlar, insanın varoluşunun derinliklerine inmesine ve kendisini gerçekleştirmesine yardımcı olur.

ALEVİNET

Günümüzde Başarılı(!) Bir “Ana-Dede” Olmanın Sırları ALİ DERELİ

—Kurum başkanına itaatte sakın kusur etmeyin…

—Sizinle “Yol” yürüyen Dede’lere sakın güvenmeyin, kendi geleceğinizi garantiye alın…

—Fikirlerinizi gizli tutun, zorunlu olmadıkça konuşmayın…

—Şöhretli olmak “Yol”dan, her şeyden daha kıymetlidir onun için her doğruyu her yerde savunmayın, ispiyonculuktan bile çekinmeyin…

—İkrarsızlara, Pir’sizlere, dönmüşlere, kirlilere, misyonerlere sonuna kadar kapılarınızı açın, kimseyi kızdırmayın…

—Başarı için başkasının emeğinden, sırtından geçinmekten çekinmeyin, övgüleri siz toplayın…

— Bilgi ile değil, boyun eğerek cebinizi doldurmayı, şöherete kavuşmayı öğrenin…

—Derdi kederi olandan uzaklaşın, çünkü başınızı derde sokar, bunu unutmayın…

—Yalınzlaşmak istemiyorsan dik durmayı bırakıp, boyun eğmeyi, uslu durmayı seçin…

—Fazla vicdanlı veya merhametli olmak sizi bitirebilir, sakın denemeyin…

—Bir kurumda sorun varsa “Ben binlerce kişiye hitap ediyorum, üç beş kişi eksikmiş, ne olacak” bahanesini ağzınızdan sakın düşürmeyin. Cebinizi doldurup uzaklaşmaya bakın…

—Herkese dost gibi görünün, casus gibi başkasının eksiklerini not edin…

—Rakibin dik duran “Ana-Dede” ise ezip geçin. Çünkü onların olduğu yerde sen olamıyacaksın…

—Sakın güçlünün, paralının ayağına basmayın, adaletten dem vurmayın, altta kalanın canı çıksın!

—Rol yapmayı iyi öğrenin ki, hedefinize ulaşabilesiniz…

—Bir kaç cümle ve bir kaç dua ezberliyerek bilge olduğunuzu kanıtlayın…

—Cem yapmaya gittiğiniz yerde derdi olanı görmeyin, içeri bile almayın, siz yaptığınız cemlerle övünün…

—Kurumları mahkeme kapılarına düşürmüş kişilerle cem olun, ama doğru duranı da kovun…

—İyi bir dile, iyi bir rol yeteneğine sahip olun…

—Yakın zamanın Pir’lerini, Tarihini, edep erkanını görmeyin, çünkü size uymayabilir. Daima uzağı, bilinmeyeni örnek gösterin…

—Kendinizi olduğunuzdan fazla göstermek için çok fazla görünmeyin, fikirlerinizi yazmayın, bilginizi paylaşmayın.Çünkü bir tarafa iyi gelse de bir kısmını kızdırıp küstürebilirsiniz…

—Ortalığı karıştırın ama suya sabuna dokunmadan ordan uzaklaşın…

—“Çobanı vurun, koyunlar rahat dağılacaktır” sözünü aklınızdan sakın çıkarmayın, gereğini yapın(!)

Utanarak, üzülerek, ağlayarak bunları gözlemliyorum, görüyorum, boğuluyorum, uyarıyorum…

“Yol” sizlerin yüzünden itibarsızlaştı, kayboldu…
Toplum sizlerin ikiyüzlülüğünüzden dağıldı…

Yapmayın, etmeyin, kirletmeyin bu “Yol”u…
Ben sizleri hepinizi tanıyorum, biliyorum…
Sizlerden davacıyım, “Yol” da davacıdır sizden. Gereğini yapıyor ama, farkında bile değilsiniz…
Fakat “Sır” içinde, sabırla…

Hakikat içinde “Yol”da olan, “Yol”a uygun duruş sergileyen “Pir”lerimize de saygı ile…

14/12/2023

Ahmet Kaya Onur Ödülü Mikail Aslan’a verildi: ‘Ödülü varlık mücadelesi veren dillere armağan ediyorum’

0

MESAM, 37’inci kuruluş yıldönümünü gala ve ödül töreniyle kutladı. Yüzlerce sanatçının katıldığı törende, ‘Başarı’, ‘Onur’ ve ’35. Yıl Özel’ ödülleri sahiplerini buldu.

Türkiye’deki  Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) 37’inci kuruluş yıldönümünü gala ve ödül töreniyle kutladı. Dün akşam İstanbul’da düzenlenen gecede ‘Başarı’, ‘En İyi Çıkış Yapan’, ‘Basın’, ‘Onur’ ve ’35. Yıl Özel’ ödülleri sahiplerini buldu.

‘VARLIK MÜCADELESİ VEREN DİLLERE ARMAĞAN EDİYORUM’

Törende Ahmet Kaya Onur Ödülü Mikail Aslan’a verildi. Aslan’a ödülü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı ve eski Erzincan Milletvekili Mustafa Kul tarafından takdim edildi.

KAYNAK LONDRA GAZETESİ

Ali Gölü” fotoğrafçıların uğrak yeri haline geldi

0

fotoğrafçıların ve dağ sporcularının uğrak yeri haline geldi.Nurhak Dağları’nın 2 bin 500 metre yüksekliğinde bulunan buzul krater gölü doğallığının yanı sıra kenarında bulunan mağaralar dikkat çekiyor.Nurhak tepesindeki ’Ali Göl’de yaz ve kış çekimlerinin bir başka olduğunu söyleyen fotoğrafçı Doğan Yenigül, ‘Burası çekim için fotoğrafçıların en gözde mekanı diyebiliriz. Zorlu şartlarda çekim yapmanın güzelliğini fotoğraf karelerine baktıktan sonra anlıyoruz. Muhteşem doğa güzelliği var ve zaten buranın Ali

KAYNAK ALEVİNET