Ana Sayfa Blog Sayfa 15

Aleviler yok olma tehlikesine karşı sesini yükseltmeli!

Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği, “Devletin Asimilasyon Çalışmaları ve Alevilik” konulu bir panel düzenledi. Panel, 9 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirildi ve katılımcılar arasında araştırmacı yazar Haydar Selçuk, Dr. Yüksel Özdemir, yazar Metin Mat ve sosyal antropolog Hasan Harmancı yer aldı. Eğitimci Zeki Akpınar’ın moderatörlüğünde yapılan panelde, Alevilerin tarih boyunca maruz kaldığı asimilasyon politikaları masaya yatırıldı.

Panelde konuşan Haydar Selçuk, Alevilerin asimilasyona karşı durmaları gerektiğini vurguladı. Selçuk, devletin kendisiyle aynı inanca sahip olmayan grupları yok etme çabalarını tarihsel bir perspektifle ele aldı. Alevilerin geçmişte yaşadığı katliam ve zulümleri hatırlatarak, bu sürecin yüzyıllardır sürdüğünü ifade etti. Selçuk, Cumhuriyet’in de Osmanlı’nın devamı niteliğinde olduğunu belirtti.

Dr. Yüksel Özdemir, Alevilikte Hakk’a Uğurlama Erkanı’na değinerek, insanın doğayla bir bütün olduğunu belirtti. Özdemir, Alevilikteki doğa inancının önemini vurguladı ve bilimin anlaşılması gerektiğini savundu. Ayrıca, insanın kendini tanıması için evrensel değerlerin önemine dikkat çekti.

Yazar Metin Mat, Alevilerin kendilerini saklamak yerine özgün kimliklerini korumaları gerektiğini belirtti. Alevilerin dışarıdaki benzerliklere bakarak kendilerini tanımlamaktan vazgeçmeleri gerektiğini söyleyen Mat, farklılıkların Aleviliği zenginleştirdiğini ifade etti. Ayrıca, Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevileri bölme çabası içerisinde olduğunu savundu.

Sosyal antropolog Hasan Harmancı ise Alevilerin kökenlerini sorgulayarak, Horasan’dan geldiklerine dair bilimsel bir verinin mevcut olmadığını dile getirdi. Harmancı, Alevi kimliğinin nasıl oluştuğunu ve bu kimliğin nasıl korunması gerektiğini ele alarak, toplumsal düşünme biçiminde yeniliklere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Gazi Katliamı’nda adalet talebi yükseliyor!

Gazi ve Ümraniye şehit aileleri, Alevi kurumları ve Gazi halkı, 12 Mart Gazi Katliamı’nın 31. yıl dönümünde “Gazi’den Ümraniye’ye Adalet İstiyoruz” sloganıyla anma etkinlikleri düzenleyecek. Bu etkinlikler, katliamda yaşamını yitirenlerin anılmasının yanı sıra adalet talebini yeniden gündeme getirmek amacıyla gerçekleştirilecek.

Anma etkinliklerinin ilki, 9 Mart’ta İstanbul Sultangazi’deki Pir Sultan Abdal Cemevi’nde düzenlenecek panel olacak. “Gazi Katliamının 31. Yılında Gazi’den Ümraniye’ye Adalet İstiyoruz” başlıklı panelde, katliamın toplumsal ve hukuki boyutları ele alınacak. Panele Gazi şehit aileleri, avukatlar ve milletvekilleri konuşmacı olarak katılacak.

11 Mart tarihinde ise saat 10.00’da Gazi Cemevi ve PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi önünde toplanılarak, Alibeyköy ve Okmeydanı mezarlıklarında katliamda yaşamını yitirenler anılacak. 12 Mart’ta ise Gazi Mahallesi’nde geniş katılımlı bir anma programı gerçekleştirilecek.

12 Mart’ta Gazi Şehitleri Anıtı önünde saat 10.00’da başlayacak etkinlikte, çerağ uyandırılacak, gülbenkler okunacak ve deyişler söylenecek. Ardından, saat 12.00’de yürüyüş korteji oluşturulacak ve saat 13.00’te Eski Postane önüne yürüyüş düzenlenerek şehitlerin anısına çiçek bırakılacak.

Düzenleyici kurumlar, yaptıkları çağrıda Gazi ve Ümraniye’de hayatını kaybedenlerin unutulmadığını ve adalet mücadelesinin devam edeceğini vurguladı. “Yitirdiğimiz canlarımızı unutmadık, unutturmayacağız. Saygıyla anıyor, adalet ve kardeşlik yolunda yürümeye devam ediyoruz” ifadeleriyle tüm yurttaşları anma etkinliklerine katılmaya davet etti.

Kölnde 8 Mart etkinliği düzenleniyor!

Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Köln’de dayanışma etkinliği düzenledi. Etkinlik, EuroSaal’da gerçekleştirildi ve saygı duruşuyla başladı. Katılımcılar, kadınların şiddet, savaş ve ayrımcılığa karşı mücadelesinin önemine dikkat çekti.

Etkinlikte, Almanya Tilkiler Sosyal Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Maviş Torunoğlu, dünya genelinde kadınların hala maruz kaldığı şiddet ve ayrımcılığın yarattığı yıkımlara vurgu yaptı. Torunoğlu, bu olumsuzluklara rağmen kadınların dayanışma ve örgütlü mücadelelerinin umut ve değişimin en güçlü kaynağı olduğunu belirtti.

MARDEF Eşbaşkanı Hatice Sonzamancı ise, Maraşlı kadınların tarihsel direnişi ve kadın özgürlüğü mücadelesine dikkat çekti. Sonzamancı, kadınların toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğunu vurguladı ve yakın zamanda Pazarcık’ta yaşanan kadın cinayetinin bu sistemin bir yansıması olduğunu ifade etti. Kadınların yaşam hakkının hala tehdit altında olduğunu söyledi.

Etkinlikte ayrıca MARDEF Kadın Tiyatro Grubu, “Değişen Değiştirir” adlı gösterisini sahneledi. Programda Klamen Maraşe, Binevş Ciziri ve Ali İkizer de eserlerini seslendirerek etkinliğe katkıda bulundu. Programın sonunda davul zurna eşliğinde halaylar çekildi, kadınların bir araya gelerek dayanışma içinde oldukları bir atmosfer yaratıldı.

8 Mart Dünya Kadınlarına Kutlu Olsun ALİ KÖYLÜCE

Kadınların Mücadelesi Hakkın Tecellisidir Ve Haktır.
Kadınların Mücadelesi İnsanlığın Vicdanının Tecellisidir.
Kadınların Mücadelesi, Dünyanın Yaşanılır Kılınmasıdır.
Kadınların Mücadelesi İnsanlığa Adalettir.

8 mart emekçi kadınlar gününden, dünya kadınlar gününe uzanan, kadınların mücadelesi, her gün yeni başarılarla devam ediyor.

Kadın insanlığın nüfus olarak yarısı olsa da, tümünün anası ve doğuranı, yani var edeni olmasından dolayı, tüm insanlığın vicdanı, atan kalbi, duygusu, sevgisi, umudu ve geleceğidir.

İnsanlığın kadim kültürel tarihinin en büyük koruyucusu olarak, insan türünün doğa ve tabiatın tüm zorluklarına karşı besleyeni, saklayanı ve sahiplenen anacan’ı olarak, can verip bu günlere kadar da getirmiştir.

Geçen zaman içinde doğurduğu ve beslediği erkeğin, herşeye sahip olma hırsının yarattığı zorba sistem, kadını da esir almıştır.

Bu esaret tarihi, tarihin uzun bir zamanında adım adım gelişse de, en belirgin süreç, mitolojilere de konu olan, özellikle tek tanrılı dinlerin hikayelerinde, ilahların hükmüne bağlanmış, kurumsallık kazanmış kurallara bağlanmıştır.

ADEM ile HAVA hikayesi gibi erkek egemenlikli, kadını erkeğin ihtiyacı için bir eşya derecesine indirgeyen bir mantık, gün be gün işlenerek ve ağırlaştırılarak günümüze kadar gelmiştir.

Halbuki, Kadın ilk toplumsallaşmanın komün anası, ocak sahibi, üreme – kendinden verme yetisinin sembolizesi, (JI) XWE-DA’nın ilk ismi olarak, kürt dilinde yaradan anlamında, DA-DAYE-DAYİK gibi XWE-DA olarak kutsallık yüklenen bir sıfatla isimlendirilmiştir.

Ama aynı coğrafyada, ilk dinlerden itibaren gelişen egemenlik sistemlerinin kadın şahsında toplumu köleleştirmesine, bir alternatif olarak komün eksenli bir toplumsal sistemi savunan, bugün adına alevilik dediğimiz toplumsal insanlık mücadelesi, kadını egemenlerin sistemindeki köleleştirme politikasına karşın, hep erkeğin omuzdaşı, eşiti, cananı, yari, maşuğu olarak ve bir adım önde tutarak, yolun temel taşlarından olan hane kurumunun iki hak eşiti olan erkek ve kadını, tek eş ikrarı ile toplumsal kurallara bağlamıştır.

REYA HAK – Hak Yol bozuldukça, toplumdaki uygulama ve kuralları zayıfladıkça, erkek egemenlikli sistemin girdabında kendince tutunmaya çalışsa da, alevi toplumu ve dolayısı ile aile kurumunda yaşanan deformasyon kadın aleyhinde sonuçlar yaratmaya devam etmektedir.

Buradan çıkışın yolu, erkek karşıtı ve sınıflı toplum paradigmasından esinlenen, kapitalist modernitenin özgürlük anlayışı olarak zuhur eden bireyci feminizm değil, komünal doğa toplumcu, hak odaklı, eşitler hukuku ile yeniden kadim toplumsal değerlere sahip çıkmakla olur.

Alevi inancının hedeflediği kamil insan topluluğu aşamasındaki rıza şehri hukukunun, kadın erkek ayrımının yapılmadığı CAN olma, canan olma, sevginin, rızanın ve ikrarın özgür iradeden zuhur ettiği an olacaktır.

8 mart mücadelesi, aynı zamanda inancımızın bozulan temel değerlerini yeniden düzeltme mücadelesidir.

Mutlaka kadınlar ve insanlık kazanacaktır.

Kazanan erkeğe karşı kadın iktidarı değil, erkek ile kadının Can ile Canan muhabbeti olsun.

Tüm kadınlara hakikat kapısı açık ve nasip olsun.
Sevgi dolu, Rızalık hukukuna bağlı, ikrarınız daim olsun.

8 Mart Kadın Dayanışması gücünü bir kez daha gösterdi!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Almanya’nın Oberhausen kentinde gerçekleştirilen etkinlik, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) Başkanı Leyla Solmaz’ın katılımıyla dikkat çekti. Oberhausen AKM, Duisburg Nord AKM, Duisburg Hamborn AKM ve Wesel AKM Cemevleri tarafından ortaklaşa düzenlenen etkinlik, yoğun ilgiyle karşılandı ve güçlü bir dayanışma ortamı oluşturdu.

Etkinlikte, kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin önemi vurgulandı. Leyla Solmaz, salonun tamamen dolduğunu belirterek, katılımın kadın dayanışmasının gücünü bir kez daha gösterdiğini ifade etti. Konuşmalarda, kadın emeğinin sömürülmesine, toplumsal eşitsizliklere ve kadınlara yönelik şiddete dikkat çekilerek, kadın cinayetlerine karşı sessiz kalınmaması gerektiği çağrısında bulunuldu.

Solmaz, kadınların dayanışmayı büyütmesi ve ortak mücadeleyi güçlendirmesi gerektiğini belirtti. AAKB olarak kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin önemine bir kez daha dikkat çekmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Ayrıca, etkinliğin düzenlenmesine katkı sunan tüm kadınlar birliklerine ve yöneticilere teşekkür etti.

Kadınların eşitliği için mücadele sürecek!

Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla önemli bir açıklama yaptı. Kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığın yalnızca kadınların değil, tüm toplumun sorunu olduğuna dikkat çeken Karadaş, bu konudaki mücadelelerinin eşitlik, adalet ve dayanışma temelinde süreceğini vurguladı.

Karadaş, 8 Mart’ın sadece bir anma günü olmadığını, dayanışmayı ve eşitliği savunmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. “Dayanışmayı büyütmek, eşitliği savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur” diyerek, kadınların haklarının savunulması gerektiğini ifade etti.

Alevi inancının eşitlik ve paylaşım anlayışına vurgu yapan Karadaş, kadınların toplumsal hayatta eşit yer bulması için mücadele edeceklerini söyledi. “Kadınların sözünün, iradesinin ve emeğinin esas alındığı bir düzen için mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Açıklamasının sonunda dayanışma mesajı veren Karadaş, “Hızır cümle canların yardımcısı olsun” diyerek, Alevi inancında dayanışmanın önemine dikkat çekti. Bu tür etkinliklerin, toplumsal barış ve insanlık değerleri açısından hayati önemde olduğunu vurguladı.

Celal Fırat: Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar!

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Suriye’deki Alevilere yönelik katliamların yıl dönümü dolayısıyla İstanbul’da protesto eylemleri düzenlediklerini açıkladı. Alevi kurumlarıyla birlikte Suriye Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakarak katliamı protesto ettiklerini belirten Fırat, yaşamını yitirenleri andıklarını ifade etti.

Fırat, Suriye’de bir yıl önce başlayan Alevi katliamının yıldönümünde, Alevi toplumu olarak sessiz kalmadıklarını vurguladı. Konsolosluk önünde yapılan eylemde katliamı lanetlemek ve yaşamını yitirenleri anmak amacıyla bir araya geldiklerini dile getirdi.

Alevilerin yalnızca İstanbul’da değil, Türkiye’nin birçok kentinde meydanlara çıkarak Suriye’deki saldırılara karşı tepki gösterdiğini belirten Fırat, bu eylemlerde yaşananların bir insanlık suçu olduğunun altını çizdi. Katliamların durdurulması ve sorumluların yargılanması gerektiğini ifade etti.

Celal Fırat, Suriye’deki katliamların asla unutulmayacağını ve hakikat ortaya çıkarılana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı. İnsanlığa karşı işlenen suçlara karşı sessiz kalmayacaklarını belirten Fırat, dayanışma ve adalet taleplerini her platformda dile getireceklerini söyledi.

Kölnde Alevilere Yönelik Soykırıma Karşı Protesto!

Köln’de, Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamların birinci yıl dönümünde kitlesel bir protesto mitingi düzenlendi. Avrupa Arap Alevi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu ve diğer Alevi kurumlarının organizasyonuyla Roncalliplatz meydanında bir araya gelen yüzlerce kişi, Suriye’de yaşanan saldırıları kınadı ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.

Mitingde, Suriye’de hayatını kaybeden Aleviler anılarak, katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları sergilendi ve mumlar yakıldı. Programda, katliamları anlatan görüntülerin yer aldığı bir video gösterimi yapıldı ve bu anlar katılımcılar arasında duygusal anlara neden oldu.

Konuşmalarda, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların bir yıldır devam ettiğine dikkat çekilerek, uluslararası toplumun sessizliği eleştirildi. Katılımcılar, “Dünya susuyor ama biz susmuyoruz” diyerek adalet talebini yineledi. Avrupa Arap Alevi Federasyonu Başkanı Süleyman Narlı, olayların yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını, insanlığa karşı işlenen ağır suçlar olduğunu vurguladı.

Konuşmacılar, uluslararası hukukun işleyişinin sağlanması gerektiğini belirterek, katliamların sorumlularının uluslararası mahkemelerde yargılanması çağrısında bulundu. Mitingde yapılan ortak açıklamada ise, yaşananların bireysel ihlaller değil, sistematik bir imha politikası olduğu ifade edildi.

Sonuç olarak, Alevi kurumları, Suriye’deki katliamların unutulmayacağını ve adalet talebinin devam edeceğini belirtti. Protestoya katılanlar, uluslararası toplumu, Suriye’deki saldırıların durdurulması ve sorumluların yargılanması için harekete geçmeye davet etti.

Alevi kadınlar: Kadınların yaşam hakkını savunalım!

Alevi kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle toplumu kadınların yaşam hakkını savunmaya davet etti. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi Üyesi Şerefnaz Altınsoy, kadın cinayetlerinin artışına dikkat çekerek, yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerektiğini vurguladı. Türkiye, kadın cinayetleri açısından en yüksek oranlara sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Saka, Türkiye’de 6284 sayılı kanunun kaldırılması ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından kadın cinayetlerinin arttığını söyleyerek, her gün en az üç kadının hayatını kaybettiğini ifade etti. Avustralya’da da benzer bir durum yaşandığını belirten Saka, bu sorunlara karşı etkin önlemlerin alınması gerektiğini belirtti.

Şerefnaz Altınsoy, kadın mücadelesinin tarihsel köklerine değinerek, 1857 yılında tekstil işçisi kadınların yaşadığı trajedinin bugün hala yankı bulduğunu dile getirdi. Kadınların yaşam hakkı, emeği ve kimliğinin savunulmasının sadece kadınların değil, tüm toplumun sorumluluğu olduğunu vurgulayan Altınsoy, herkesi bu mücadelede dayanışmaya davet etti.

Altınsoy, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde toplumsal cinsiyet eşitliği, iş yaşamında adalet ve aile içi şiddetin sona ermesi için birlikte hareket etmenin önemini vurguladı. Kadınların hakları için sonuna kadar mücadele etmeleri gerektiğini belirten Altınsoy, bu mücadelenin erkeklerin de katılımıyla daha etkili olacağını ifade etti.

Alevi katliamları İzmir’de protesto edildi!

İzmir’de Alevi katliamları, vatandaşlar tarafından gerçekleştirilen bir protesto ile kınandı. Etkinlik, 22 Ekim 2023 tarihinde İzmir’in Konak ilçesinde toplandı. Alevi dernekleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerini dile getirmek amacıyla bir araya geldi.

Protestoda konuşan dernek temsilcileri, Alevi toplumuna yönelik geçmişte yaşanan katliamların unutulmaması gerektiğini vurguladılar. Katılımcılar, inançları gereği maruz kaldıkları ayrımcılığa karşı birlik ve dayanışma mesajı verdiler. Etkinlikte, Alevi katliamlarının tarihsel bağlamı ve bu tür olayların toplumda yarattığı travmalar üzerine de konuşmalar yapıldı.

Protestoya katılanlar, Alevi toplumu olarak eşit haklara sahip olduklarını, inançlarının saygı görmesi gerektiğini ifade ettiler. “Artık bu tür olayların bir daha yaşanmaması için sesimizi yükseltmeliyiz” diyen bir katılımcı, tüm inanç gruplarının barış içinde yaşaması gerektiğine dikkat çekti.

Etkinlik, Alevi toplumunun yaşadığı zorluklara dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla düzenlendi. Protesto, İzmir’de farklı kesimlerden gelen destekle, Alevi katliamlarının unutturulmaması gerektiğinin altını çizdi.