Ana Sayfa Blog Sayfa 167

2.Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali dördüncü gününü tamamladı

0

PİRHA- AKD’nin 9-13 Ağustos tarihleri arasında düzenlediği 2.Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali dördüncü gün etkinlikleri Tahtakuşlar köy gezisiyle başladı.

Alevi Kültür Dernekleri(AKD)’nin Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde bu yıl ikincisini düzenlediği 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali dördüncü gün etkinlikleri Tahtakuşlar köy gezisiyle başladı.

Tahtakuşlar köyü türküler eşliğinde gezildi. Etkinlik alanına dönüldüğünde sahnede ilk olarak ‘Kadın’ isimli tiyatro oyunu sergilendi. Tiyatro oyunundan sonra gece panellerle devam etti. İlk konuşmacı olarak Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump yer aldı. Karakaya, başlatmış olduğu ‘Alevi- Bektaşi Dijital Arşiv Projesi’ hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Araştırmaları sonucunda 5 bin Alevi köyü tespit ettiklerini belirten Karakaya, Alevi toplumunun kültürel mirasının ve inancının korunması için kayıt altına aldıkları tarihi belgelerin arşivde haritalandırma yöntemiyle kullanıma açılacağını duyurdu.

Gecede yer alan bir diğer isim yazar Turan Eser oldu. Eser, konuşmasında “Toplum ve siyaset ilişkisini barışçıl zeminde kuracak iki öğeden biri laik biri demokrasidir. Bunların birisinin olmadığı yerde barışçıl siyaset olmaz. Biz de yurttaş olmayız. Çünkü laiklik ve demokrasi insanı devlete karşı özgürleştirir. Çünkü devlet yanlış yapabilir. Onun için siyasal alandan laikliği, demokrasiyi arındırırsanız o ülkede toplumsal barıştan bahsedemezsiniz” diye belirtti.

Festivalin dördüncü günü Mektebi İrfan Zakirleri’nin muhabbetiyle son buldu.

Dilan Şimşek- Rozerin TEK/ BALIKESİR

Erzincan Zini İnisiyatifinden Hacıbektaş’a gönderilen kafileye tepki

0

PİRHA – Erzincan Zini İnisiyatifi, AKP’nin Hacıbektaş’a götürdüğü kafileye tepki göstererek, “Biz, Erzincan’dan yola çıkan bu düşkünleri çok iyi tanıyoruz. Bu kınalı keklikleri, tırşikçileri tarihin çöplüğüne atacağız” dedi.

AKP iktidarının Nevşehir’de düzenlediği Hacı Bektaş etkinliğine gönderdiği kafile Erzincan Valiliği önünden yola çıkmış ve duruma Alevi kamuoyu tepki göstermişti.

Erzincan Zini İnisiyatifi, Hacı Bektaş’a gönderilen kafilenin, AKP iktidarının Alevilere yönelik asimilasyon uygulamalarının bir parçası olduğunu kaydederek, mücadele edeceklerini belirtti.

Zini İnisiyatifinin açıklaması şöyle:

“ERZİNCAN’DAN YOLA ÇIKAN BU DÜŞKÜNLERİ ÇOK İYİ TANIYORUZ”

‘Zini anmasının ardından, daha yorgunluğumuzu bile atamamış, kendimize bile gelememişken, Alevi kurumlarına alternatif etkinlik düzenleyenler, Zini anmamıza katılmak yerine, yanaşmacı olan kendinden menkul dede ve inanç önderi olarak ortalıkta dolaşan bazı kınalı keklikleri de yanına alarak, Alevilere karşı her türlü asimilasyon, yedekleme ve baskı uygulama faliyetlerine devam ediyorlar. Biz, Erzincan’dan yola çıkan bu düşkünleri çok iyi tanıyoruz.”

“BU KINALI KEKLİKLERİ, TIRŞİKÇİLERİ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE ATACAĞIZ”

Çakma dede, dolandırıcı, her türlü karanlık ilişkide başı çekenlerden oluşan bu güruhu teşhir etmek, onlara karşı mücadele etmek boynumuzun borcu. Ödediğimiz bedeller, verdiğimiz canlar anısına bunu yapacağız. Bu kınalı keklikleri, tırşikçileri tarihin çöplüğüne atacağız.’

PİRHA/İSTANBUL

Dikmece’de Alevilerin toprakları gasp ediliyor, halk direnmekte kararlı

0

PİRHA- ‘Acil kamulaştırma’ adı altında zeytinlik alanların ve tarım arazilerin imara açıldığı Alevi köyü Dikmece’de direniş sürüyor. Rızaları olmadan topraklarının alındığını söyleyen Dikmeceliler, “El konulan toprakların yüzde 95’i Alevilerin toprakları. Sadece burası acil kamulaştırma adı altında gasp ediliyor ancak buna izin vermeyeceğiz” dediler.

Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece köyünde ‘acil kamulaştırma’ gerekçesiyle tarım arazileri, ormanlık alanlar ve zeytinlikler imara açıldı. AKP’nin sunduğu teklif henüz TBMM’de kabul edilmemişken ihaleye verilmesi tepkilere neden olmuştu. İhale, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Sarıdağlar şirketine verildi.

Dikmece halkına hiçbir bilgi verilmeden, görüşülmeden adlarına olan arazileri tapudan düşürüldü. Kamulaştırma adı altında toprakları gasp edilen köylüler 17 gündür direnişte. Her ne pahasına olursa olsun topraklarını satmayacaklarını söyleyen Dikmeceliler, konuya ilişkin PİRHA mikrofonuna konuştu.

“TOPRAKLARIMIZ ŞİRKETLERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

Dikmeceli Seyhan Keser, ülkenin dört bir yanının şirketlere peşkeş çekildiğini söyleyerek, “Burası bir Alevi köyü. Komşu köyler imara açılmıyor, sadece burası acil kamulaştırma adı altında gasp ediliyor. Kimi kimin malından çıkarıyorsun? Depremde kimseyi göremedik, henüz kepçenin uğramadığı yerler var. Ama gaspa gelince 50 tane kepçe, yüzlerce asker polis geldi. Jopla, gözaltılarla bizi yıldırmaya çalışıyorlar ama biz yılmayacağız. Burayı vermeyeceğiz” dedi.

Yeliz Tuncel, doğa katliamı ve devlet şiddetine dikkat çekerek, “Çocuklarımız, gençlerimiz polis ve jandarma tarafından darp edildi. Gözaltına alındı. Burası hem zeytinlik hem de tarım arazisi. Köylünün kendi topraklarına bile konut yapması yasakken şimdi acele kamulaştırma ile doğa katledilecek” sözlerini kullandı.

“ALEVİLERİ HARİTADAN SİLMEYE ÇALIŞIYORLAR”

Dikmece’de doğup büyüyen ve yaşadığı toprakları çocuklarına bırakmak isteyen Deniz Kutlu ise, imara açılan alanların büyük bir bölümünün Alevi toprakları olduğuna dikkat çekti. Ayrım yapıldığını düşünen Kutlu, şunları söyledi:

“Yıllardır yok sayılan Hatay bu kararla bir kez daha yok edilmeye çalışılıyor. Bir avuç kalan topraklarımıza el konulmaya çalışıyor. Ciddi bir ayrım yapılıyor. El konulan toprakların yüzde 95’i Alevilerin toprakları. Yıllardır Alevi-Sünni çatışması yaratılmaya çalışılıyordu. Depremi de fırsat bilerek daha çok tetiklemeye çalışıyorlar. Bizi haritadan silmeye çalışıyorlar. Ama mücadelemiz sürecek. Burada doğduk büyüdük, çocuklarımızın geleceği bu topraklar.”

“DEVLET ARAZİSİ VARKEN NEDEN BİZİM TOPRAKLARIMIZ ALINIYOR?”

Cuma Doksöz da, “Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görülmemiştir. Bize hiçbir şey söylenmeden, konuşulmadan, danışılmadan topraklarımız tapudan düşürüldü. Hakkımızı savunurken polis ve jandarma saldırdı bize. Devlet arazisi varken neden bizim topraklarımız alınıyor? Depremden canımızı zor kurtardık, büyük kayıplarımız var bir canımız kaldı onu da alsınlar” şeklinde konuştu.

Depremde 10 yakınını kaybeden Yeliz Olgar ise, “O yakınlarımdan arda kalan bu zeytinlikler, şimdi onu da elimizden alacaklar. Çok üzgünüm, adalet yok” dedi.

Bölgede hemen her gün konut için ölçüm yapılırken, Dikmece halkı yaşam alanlarını ve doğayı savunma ısrarını sürdürüyor.

Fatoş SARIKAYA/ ANTAKYA

Dersim Belediyesi eski eşbaşkanı Bul’un ‘suç işleme riski var’ denilerek tahliyesi engellendi

0

Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu, Dersim Belediyesi eski Eşbaşkanı Mehmet Ali Bul’un tahliyesini, “suç işleme riski düşük” olmadığı gerekçesiyle erteledi. 

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yönetiminde olduğu Dêesim Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Ali Bul, yerine kayyım atanmasının ardından 17 Kasım 2016 tarihinde tutuklandı. Bul’a, yargılandığı dava kapsamında 2017 yılında “örgüt üyeliği” iddiasıyla 8 yıl 9 ay ceza verildi. Sincan 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bul, 6 Haziran’da cezasını tamamladı.

MA’dan Müjdat Can‘ın haberine göre tahliye olması gereken Bul’un infazı, Sincan 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu tarafından “iyi halli olmadığı” gerekçesiyle ertelendi.

OLUMSUZ DAVRANIŞ YOK AMA…

İdare ve Gözlem Kurulu’nun kararında, Bul’un bir “taşkınlık” yaratmadığı, disiplin suçunun bulunmadığı, tüm kurallara uyum sağladığı gerekçeleri sıralanarak, “…infaz süreci içerisinde gözlemlenen tutum ve davranışlarının kurallar açısından uyumlu olarak görüldüğü ancak örgütsel tutumu konusunda net bir kanaat edinilemediği, hükümlünün yürütülen kurumsal faaliyetler ve infaz sürecinde olumsuz bir davranış sergilemediği, kurumun işleyişi ve düzen için idarece koyulan kurallara uyma konusunda aykırı bir durumla karşılaşılmadığı fakat ceza almış olduğu örgütten ayrılmadığı da göz önünde bulundurularak, toplumsal bütünleşmeye hazır olduğu ve örgüt kapsamında tekrardan suç işlemeyeceği konusunda olumlu bir karara varılmadığı tespit edilmiştir” denildi. Kurul kararında yer almasa da cezaevinde kaldığı koğuş infaz ertelemeye gerekçe gösterildi.

KURUL KANAAT OLUŞTURAMADI 

Kurul kararının devamında şu ifadeler yer aldı: “Mevcut durum itibariyle hükümlünün; koşullu salıvermesinin temel ilkelerinin, kişinin yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşmasıyla toplumla entegrasyonunun gerçekleştirilebilmesi inancına yönelik olduğu, infaz süreci içerisinde tutum ve davranışlarının değerlendirilmesinde; toplumla bütünleşmeye yeteri kadar hazır olduğu yönünde kanaat oluşmadığı, cezanın özel önleme fonksiyonunun yerine getirilmesi, suçlunun yeniden topluma kazandırılması ve toplumun suçluluk oranının artma tehlikesinden korunması beklenmekte olduğu, tekrar suç isleme ve topluma zarar verme riskinin düşük olmadığı, tüm bunlar göze alındığında şu aşamada yeniden suç işlemeyeceği ve toplumla entegrasyon sağlayacağı yönünde olumlu bir kanaate ulaşılamadığı, hükümlünün suçu da göz önünde bulundurulduğunda ıslah olduğuna ve suç işleme riskinin düşük olduğuna dair kesin kanaat getirilmeden salıverilmesinin toplumsal bütünlüğü tehlikeye atacağı ve bu şekilde eylemlerde bulunma ihtimalinin devam edeceği değerlendirilmiştir.”

Sincan 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu, Bul’un  “İyi halli olmadığı” kararına verdi. Bul’un infazının 22 Ağustos’ta tekrar değerlendirilmesine karar verildi.

(HABER MERKEZİ)

İHD Dersim Şubesi: Galatasaray bizimdir!

0

PİRHA- İHD Dersim Şubesi, Dersim Sanat Sokağın’da yaptığı açıklamada, devletin hak ihlallerini araştırmak ve yargılamak yönünde cezasızlık ve inkar politikaları uyguladığını vurgulanarak, “Tüm zulmünüze karşı bir kez daha söylüyoruz: 28 yıllık bir emekle her santimine hakikatin hafızasını nakşettiğimiz Galatasaray bizimdir” denildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray meydanında her hafta ablukaya alınmasına yönelik basın açıklaması düzenledi. Kayıp yakınlarının hesabını sormak isteyen Cumartesi Annelerine Galatasaray Meydanı’nın açılması gerektiğini belirtti.

“28 YILDIR MÜCADELE  EDİYORUZ”

İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz tarafından yapılan açıklamada, Cumartesi Anneleri’nin kayıp yakınlarının akıbetini sorduklarını hatırlatıldı.

Solmaz, “Gözaltına alındıktan sonra varlıkları inkar edilen, akıbetleri karanlıkta bırakılan sevdiklerimizin başına neler geldiğini öğrenmek için 28 yıldır mücadele ediyoruz. 28 yıldır, başta gözaltında kaybetmeler olmak üzere ağır hak ihlalleri için cezasızlığın sona erdirilmesi ve hesap verebilirliğin sağlanmasını talep ediyoruz. 28 yıldır, tüm baskılara göğüs gererek adalet hakkını, hakikat hakkını ve ihlallerin tekrarına karşı toplumun güvencelere sahip olma hakkını savunuyoruz” dedi.

“OCAK VE YOLERİ KARARLARINI DERHAL UYGULAYIN”

Solmaz, devletin hak ihlallerini araştırmak ve yargılamak yönünde cezasızlık ve inkar politikaları uyguladığını vurgulayarak, şunları söyledi:

“28 yıldır, taleplerimizde ısrar ediyoruz çünkü devlet, bu topraklarda yaşanan kitlesel ve ağır hak ihlallerini soruşturmak, suçların faillerini yargılamak ve cezalandırmak yönündeki hukuki yükümlülüğünü yerine getirmiyor. İktidarlar değişse de inkar ve cezasızlık siyaseti hiç değişmiyor. Bu siyasetin sonucu olarak gözaltına alındıkları andan itibaren devletin koruması altında bulunan sevdiklerimize ne olduğu, nerede oldukları karanlıkta kalmaya devam ediyor. Kayıp ailelerinin ve insan hakları savunucularının kayıplara ulaşma ve hakikati ortaya çıkartma çabaları da engelliyor. Bizi engelleyenler aslında Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olma yoluna girmesini engelliyor.

Bu kötülüğe son verin. Anayasanın emredici hükümlerine uyarak Ocak ve Yoleri kararlarını derhal uygulayın. Tüm zulmünüze karşı bir kez daha söylüyoruz: 28 yıllık bir emekle her santimine hakikatin hafızasını nakşettiğimiz Galatasaray bizimdir.13 Ağustos 1993’te İstanbul’da gözaltında kaybedilen Erdoğan Şakar’ı, 15 Ağustos1992’de Mardin Derik’te gözaltında kaybedilen Necat Türk, Rıdda Yavuz ve Serhat Bilen’i ve tüm kayıplarımızı unutmayacağız. Kayıplarımızdan da, insan haklarına dayanan demokratik bir hukuk devleti talebimizden de vazgeçmeyeceğiz.”

Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, annelerin on yıllardır evlatlarını aradığını hatırlatarak, iktidarın sürdürdüğü hukuksuzluğa son verip AİHM ve Anayasaya uyma çağrısında bulundu.

PİRHA/DERSİM

Ağlayan Kayalar’ın ‘ağlanılası’ hali!

0

PİRHA-Pülümür Vadisi boyunca onlarca kutsalın olduğu yol üzerinde Dersim’in acısını sembolize eden ve her Dersimlinin suyun her damlasında yitip giden onbinlerin acısını hissettiği Ağlayan Kayalar da, “görsel şölen”, “buz gibi suyu”, “donan suyunun oluşturduğu sarkıtlar hayranlık uyandırıyor” ifadeleriyle hikayesinden uzaklaştırılıp tüketim objesine dönüştürülmeye çalışılırken, etrafıda ‘piknikçiler’ tarafından kirletiliyor.

 

 

Dersim’in taşı toprağı kutsallarla dolu. Özellikle Dersim Katliamı sonrası yurttaşlar acılarını taşa, suya, ateşe, ziyaretlerine, ocaklarına, ağacına, kuşuna anlatır olmuş. Dersim’in kayıp kızlarından Huriye Aslan’ın “Taş olsaydım erirdim, toprak oldum dayandım” sözleriyle acılarını, Dersim’e, anasına, yurduna, toprağına olan özlemini anlatmıştı.
Hardo Dewreş Dersim, son yıllarda kutsal topraklardan çok turistik gezilerin merkezi haline gelmiş durumda. Pirlerin, rayberlerin, taliplerin ayakkabılarını toprağı kirlenmesin diye çıkartıp yalın ayak gittiği, nefesini tuttuğu kutsallar birer turizm objesi haline getirilmeye çalışılıyor.

Pülümür Vadisi boyunca onlarca kutsalın olduğu yol üzerinde Dersim’in acısını sembolize eden ve her Dersimlinin suyun her damlasında yitip giden onbinlerin acısını hissettiği Ağlayan Kayalar da, “görsel şölen”, “buz gibi suyu”, “donan suyunun oluşturduğu sarkıtlar hayranlık uyandırıyor” ifadeleriyle hikayesinden uzaklaştırılıp tüketim objesine dönüştürülüyor.

Pülümür Vadisi’ndeki Ağlayan Kayalar yol kenarında duraksayıp hatıra fotoğrafı çeken yurttaşlarla dolarken, ne yazık ki Ağlayan Kayalar’ın hikayesinin hüznü ve öfkesine eşlik edenlerin sayısı giderek azalıyor. Diğer tarafta ise bölgeyi ziyarete gelen “piknikçiler” tarafından bırakılan çöpler, trajik bir hal oluşturuyor.

Diren KESER-Ferhat GÜRGEN/DERSİM

Milletvekili Mahmut Dindar, kayyum uygulamasını TBMM gündemine taşıdı

0

PİRHA-Belediyelere, üniversitelere ve özel işletmelere kadar uzanan kayyum uygulamasının sonlandırılması, açığa çıkan kamusal zararın tespiti ve sorumlulardan hesap sorulması amacıyla konuyu TBMM gündemine taşıyan Yeşil Sol Parti Milletvekili Mahmut Dindar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından cevaplandırılması üzere soru önergesi verdi.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Van Milletvekili Mahmut Dindar, devam eden kayyum uygulamalarını meclis gündemine taşıdı. Milletvekili Dindar, denetimsizlik nedeniyle kayyumların önemli bir bölümünün veya yakınlarının mal varlığında ciddi artışlar yaşandığı ve bazı kayyumların yolsuzluk iddiası ile görevden alındığı, uzaklaştırıldığı, ihraç edildiğine dikkat çekti.
“KAYYIMLAR DEFALARCA DEĞİŞTİRİLDİ”
Mahmut Dindar, kayyum uygulamasının halk iradesinin gaspı olduğunun altını çizerek, “Yeni atanan kayyumlar halkın oylarıyla seçilmiş belediye meclisini de fiilen feshetmiştir. Halkın denetimine kapalı olan ve seçilmiş iradeye hesap vermeyen mevcut hukuk dışı yapı belediyenin borçlarını tahsil etmemekte, belediyenin kiraladığı yerlerin kirasını toplamamakta ve yerel seçimlere giderken belediyeyi bir enkaz haline dönüştürmektedir” dedi.
“İNCELEME VEYA SORUŞTURMA PLANLANMIŞ MIDIR?”
Yeşil Sol Parti Milletvekili Mahmut Dindar, verdiği soru önergesinde şu sorulara cevap istedi:
“1)2016 yılında 1. Kayyım İbrahim Taşyapan atandığında Belediye’nin toplam borç miktarı ne kadardı? 1. Kayyım İbrahim Taşyapan, 2. Kayyım Murat Zorluoğlu, 3. Kayyım M. Emin Bilmez ve 4. Kayyım Ozan Balcı kendi dönemlerinde belediyeyi ne kadar borçlandırmıştır?
2)2016-2023 kayyımları döneminde net borçlanma ne kadar olmuştur? 2023 yılı ağustos ayı itibariyle Van Büyükşehir Belediyesinin toplam borcu ne kadardır?
3)2016-2023 kayyum dönemlerinde belediyenin hangi taşınmazları borç gerekçesi ile satış veya devir işlemine tabi tutulmuştur?
4)2016-2023 döneminde Van Büyükşehir Belediyesi’nde harcanan toplam bütçe ne kadar olmuştur?
5)2016-2023 kayyımları döneminde “doğrudan temin yöntemiyle” harcanan bütçe ne kadardır?
6)2016-2023 yılları arasında Van Büyükşehir Belediyesine ait olup diğer kamu kurumlarına devredilen, satılan, kiralanan gayrı menkul listesi nedir? Bu işlemlerin hukuki gerekçeleri nelerdir?
7)Kayyımlar döneminde borçlanma, bütçe kullanımı, gayrı menkul satım ve kiralama işlerindeki usulsüzlükler için bir denetim, inceleme veya soruşturma planlanmış mıdır?
8)Belediyeye ait taşınmazların seçilmiş belediye meclisine danışılmadan satış ve devri hukuka uygun mudur? Devir ve satış işlemlerinin kamuoyu ve hukuki denetimi nasıl sağlanacaktır?
9)Van büyükşehir belediyesinin VOTAŞ’tan alması gereken alacaklar tahsil edilmiş midir?
10)Park AVM için bugüne kadar belediyeye aktarılan kira geliri ne kadardır? Olması gereken kira geliri ne kadardır? Kira gelirlerinin belediyeye aktarılmama gerekçeleri nelerdir?
11)Halka hesap vermeyen kayyımların halkın kullanımında olması gereken belediye mülklerini satması hangi yasalar çerçevesinden açıklanmaktadır?
12)Van’da yolsuzluk, irtikap, rüşvet ve diğer suçlar nedeniyle görevden alınan meslekten ihraç edilen kayyum sayısı kaçtır?
13)Kayyumlar ve 2. Dereceye kadar yakınlarının mal varlığı artışları denetlenmekte midir? Görevden atılan veya uzaklaştırılan kayyumların bu işlem için gerekçeleri nelerdir?”
PİRHA/ANKARA

İngiltere Cemevinde kültür-sanat ve spor kursları başlıyor

0

PİRHA- İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi eğitim, kültür, sanat ve spor çalışmalarına yönelik kurslarına yeniden başlıyor.

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi 2023-2024 eğitim yılında halk oyunlarından müziğe, semah eğitiminden dil kurslarına, bağlama kursundan santranca, tiyatrodan resim kursuna kadar birçok kişiye kurs verecek.

Kayıtların yeniden açıldığı kurslarda müzik, semah, bağlama, bale, piyano, matematik, İngilizce, tiyatro, spor, zeka oyunları ve izcilik kampı gibi bir çok alanda eğitim verilecek.

PİRHA/İNGİLTERE

Dilber Alınak’ı katletmek isteyen fail tutuklandı: Akıl sağlığına bakılacak

0

PİRHA- Digor’da Dilber Alınak’ı katletmeye çalışan fail Ekrem Aybi tutuklandı. Fail erkeğin akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair rapor alınması için Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenildi.

Kars’ın Digor ilçesinde 9 Ağustos günün, Dilber Alınak isimli kadın,  Ekrem Aybi isimli erkek tarafında saldırıya uğrayarak katledilmek istendi. Söz konusu olay günü gözaltına alınan fail Ekrem Aybi, emniyet işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi. Savcılıkta failin, “akli dengesinin yerinde olmadığı” iddiasıyla kendini savunduğu belirtildi. Savcılıktaki işlemlerinin ardından tutuklama kararıyla Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen fail erkek, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

FAİL ELAZIĞ’A SEVKEDİLDİ

Öte yandan fail Ekrem Aybi’nin “aki dengesinin yerinde olup olmadığını” belirlemek üzere 10 Ağustos günü Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildiği kaydedildi.

ALINAK’IN DURUMU AĞIR

Kars Devlet Hastanesi’nde yoğun bakım bölümünde tedavi altında olan Dilber’in hayati tehlikesi ise devam ediyor. Doktorların Dilber’i Pazartesi uyandırması bekleniyor.

(HABER MERKEZİ)

 

Alevi Kürt bir öğrencinin yaşam serüveni “Sekvan’ın Ardından” romanı çıktı!

0

PİRHA – Yazar Mehmet Bayram’ın “Sekvan’ın Ardından” isimli romanı okuyucuya ulaştı.

Mehmet Bayram’ın ilk romanı olan “Sekvan’ın Ardından” adlı eseri 5 Ağustos itibariyle Vesta Yayınları tarafından raflardaki yerini aldı.

Alevi Kürt bir tıp öğrencisi olan Rıza’nın, yaşam serüvenine odaklanan roman, Maraş Katliamı’ndan da kesitleri okuyucuya sunuyor.

Romanın başkahramanı olan Rıza’nın üniversite yolculuğu ile başlayan kitap, Kürt kadınını temsil eden Sekvan ile kurulan arkadaşlık sonrasında sorgulama sürecini de beraberinde getiriyor. Rıza böylelikle, benliğini tanıyarak kendisi ve ailesinin de geçmişini zihninde canlandırıyor.

Romanda ayrıca Maraş Katliamını hem bir doktor olan Xece’nin, hem de tanıkların gözüyle anlatılması esere tarihsel bir yön de kazandırıyor. Maraş Katliamının edebiyatta yer bulduğu ender yapıtlardan biri olan “Sekvan’ın Ardından” katliamın günümüzde süren etkilerine de ışık tutuyor.

(HABER MERKEZİ)