Ana Sayfa Blog Sayfa 167

Özbek: Devleti tarikatlar yönetiyor, ülke sanat ve kültür alanında da yobazlaşıyor

0

PİRHA – Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Genel Başkanı Ahmet Özbek, gerici grupların talepleri ile sanatsal faaliyetlerin iptal edilmesini eleştirdi. Devleti yönetenlerin artık tarikat ve cemaatler olduğunu ifade eden Özbek, “Ülke, her alanda olduğu gibi sanat ve kültür alanında da yobazlaşıyor” dedi. Özbek, tüm kamu emekçilerini 16 Ağustos’ta yapacakları iş bırakmaya katılmaya davet etti.

Türkiye’de, COVID-19 pandemisi ile sanatsal faaliyetlere getirilen yasaklar, salgının bitmesinin ardından daha da belirgin hal aldı.

Salgının sürecinde önce müzik yayınlarına getirilen kısıtlamalar, zaman ilerledikçe tüm kültür sanat alanına yayılarak adeta yasaklamalara dönüştü. Daha çok 2022 yılında duyulmaya başlanan etkinlik iptali haberlerinin ardında ise gerici gruplar kendisini göstermeye başladı.

2022 yılında Anadolu Fest etkinliğinin iptal edilmesi ile başlayan festival yasakları, valilik ve kaymakamlıklar tarafından sıkça uygulanan bir yöntem oldu. Öyle ki Mezopotamya Kültür Merkezi’nin İstanbul’da yapmak istediği konsere getirilen yasaklama kararı, yargıdan da aleyhte dönmesine rağmen yine başka bir yasakla engellenebildi.

Uygulamaya konulan yasakların gerekçesi ise genelde “huzur ortamı ile kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin, genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi” olarak açıklandı.

“ÜLKE, KÜLTÜR ALANINDA DA GERİCİLEŞİYOR, YOBAZLAŞIYOR”

Olağan bir uygulama haline dönüşen sanat faaliyetlerine yönelik yasaklama kararlarını, Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Ahmet Özbek ile konuştuk. Sanatçılara yönelik yasaklamaları kınayan Özbek, “AKP iktidarı ile birlikte ülkedeki her şey gibi kültür sanatta da ciddi bir değişim söz konusu. AKP ile birlikte ülkedeki kültür sanat faaliyetleri de farklı bir kimlik kazanmış oldu” ifadelerini kullandı.

Ahmet Özbek, kültür sanat faaliyetlerinin devlet eliyle yasaklandığının altını çizerek şunları söyledi:

“İktidarın belediyeleri tarafından daha önceden planlanmış konserler ve benzeri sanatsal etkinlikler çeşitli yapıların baskılarıyla iptal ediliyor. Burada direkt yaşam biçimine bir müdahale söz konusu. Şu anki yönetimin sanat ve sanatçı ile barışık olduğunu söylemek mümkün değil. Zaten sanata ve sanatçıya karşı duran, sanatın, dini anlayışlarına uygun olmadığına inanan ciddi bir kitleleri var. Devlet dediğimiz organizmayı şu anda daha çok cemaat ve tarikatlar yönetiyor. Biz cemaat ve tarikatların talepleri ile konserler iptal ediliyor diye düşünüyoruz ama aslında devleti yöneten zaten tarikat ve cemaatler. Bugün görev yapan kaymakam ve valilerin büyük kısmı tarikatların onayı ile göreve gelmiş kişilerdir. Ve tarikatların, cemaatlerin talebi ile bu tür etkinlikler yasaklanıyor, iptal ediliyor ve gündemden çıkarılıyor. Ancak unutulmamalı ki sanat ve kültür dediğimiz şey toplumların gelişimini, vizyonunu sağlayan etkinliklerdir. Kültür ve sanatın olmadığı hiçbir toplumda gelişme sağlanamıyor. İktidar, bunu görebilecek durumda değil ve ülke her alanda olduğu gibi sanat ve kültür alanında da gericileşiyor, yobazlaşıyor ve geri kalmış ülkeler konumundaki yerini biraz daha sağlamlaştırıyor.”

“TEMELDE SANATA KARŞITLIK VAR”

Ahmet Özbek, kültür Sanat etkinliklerinin sadece dini temelde değil farklı kimlikler üzerinden de engellendiğine dikkat çekti. Özbek farklı dillerde sanat üreten kesimlerin faaliyetlerinin de yasaklandığını belirterek şöyle devam etti:

“Engellenen sanatçılar arasında Kürt olan da var, başka dilde sanat yapan da var, giyim kuşamı sebebiyle engellenenler de var. Hatta yaptıkları bir şaka sebebiyle hem konserleri iptal edilen hem de hapsedilen sanatçılarımız da var. Temelde sanata, sanatçıya karşıtlık ve kendisi gibi olmayan herkesi yok etmeye ayarlanmış bir yapıdan söz etmek mümkün. Kürt, Laz, Çerkez, Rum ya da Türk asıllı sanatçıların da konserleri iptal ediliyor. Temelde bir sanat karşıtlığı söz konusu. Bunun da tarikat ve cemaatlerle çok sıkı bir ilişkisi var.”

“NERESİNDEN BAKARSAK BAKALIM BU FAŞİZMDİR”

“İşsiz kalan, konserleri iptal edilen sanatçılar, bir süre sonra büyük ihtimalle geçim sıkıntısı yaşayacaklar. Tüm sanatçıların çok iyi gelirleri yok. Yapacakları konserlerle hayatını idame ettiren birçok sanatçımız var ve işleri engelleniyor. Yani insanların bir taraftan yaşam biçimine müdahale ediliyor diğer taraftan aşına, ekmeğine engel olunuyor. Neresinden bakarsak bakalım bu baskıcılıktır, despotizmdir, faşizmdir. Sadece kendileri gibi yaşanılır, kendileri gibi düşünülürse yaşam hakkı tanıyan bir anlayış söz konusu. Bu durum değişmek zorunda.”

“KAMU EMEKÇİLERİ SANATI ÖZGÜRCE YAPAMIYOR”

Ahmet Özbek, kamuda çalışan kültür emekçilerinin de durumunu aktardı. Özbek, “Kamuda görev alanlar sonuçta devlet memurudur. Önlerine konulan program neyse onu uygularlar” diyerek şöyle devam etti:

“Bugün Kültür Turizm Bakanlığına göre bürokratlar nasıl bir sanatsal faaliyet istiyorlarsa memurlar, onları gerçekleştirebiliyorlar. Tabii ki kamu çalışanları özel sektördekiler gibi tamamen işinden, aşından edilmiyor ama özgür sanat yapmaları, sanatın özgürleşmesi, insanların da sanatla özgürleşmesi tabii ki kamu ile yapılan sanatsal faaliyetlerle de çok mümkün görünmüyor.

KAMUDAKİ KÜLTÜR ÇALIŞANLARI DA YOKSULLAŞIYOR!

“Tüm kamu emekçilerinin beklentileri var. Ülkemizde son 2 yıldır %200’leri bulan enflasyon yaşıyoruz. Kamu emekçilerinin alım gücü son 8 yıldır çok ciddi eridi. Doğal olarak bu kayıpların karşılanacağı kamu emekçilerinin alım gücünün tekrar belli bir refah seviyesine yükselebileceği bir sonuç bekliyoruz ama mevcut yandaş sendikalardan da mevcut iktidardan da bunun kendiliğinden olabileceğini düşünmüyoruz. KESK, ‘hak verilmez alınır’ diyor. Biz bu sebeple mevcut iktidarı uyarıyoruz; kamu emekçilerini açlığa, sefalete mahkum etmeyin. Kamu emekçilerinin en az maaşı yoksulluk sınırının üstünde olmalıdır.

16 AĞUSTOS’TA EYLEM

Bu sebeple de tüm kamu emekçilerini eylemde birlikte olmaya, 16 Ağustos’ta yapacağımız iş bırakmaya, greve katılmaya davet ediyoruz.”

EREN GÜVEN/ANKARA

Şenyaşar ailesi Adalet Nöbeti’nin 22. gününde Adalet Bakanlığı’na alınmadı

0

PİRHA-Meclis’ten Adalet Bakanlığı’na yürüyen Şenyaşar ailesi, gerekçe sunulmadan Adalet Bakanlığı’na alınmadı.

Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018’te eski AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Yeşil Sol Yeşil Sol Parti Milletvekilli Ferit Şenyaşar, Ankara’ya taşıdıkları Adalet Nöbeti’ni 22 gündür sürdürüyor.

Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle tekerlekli sandalye ile Meclis’e gelen Emine Şenyaşar, oğlu Ferit Şenyaşar ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şube üyeleriyle “Adalet” yazılı dövizle Meclis’in Dikmen kapısından Adalet Bakanlığı’na kadar yürüdü. “Bakan yok”, “Bakan toplantıda” denilerek Adalet Bakanlığı’na alınmayan Şenyaşar ailesi, bu defa hiçbir gerekçe sunulmadan bakanlık binasına alınmadı.

Bakanlık önünde bulunan polisler, Emine Şenyaşar’ın elinde tuttuğu “Adalet” yazılı dövizi almaya çalıştı.

(HABER MERKEZİ)

Adana, Mersin ve İzmir’de ev baskınları: Çok sayıda kişi gözaltında

0

PİRHA-Adana, Mersin ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Adana, Mersin ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı.

GÖZALTI GEREKÇESİ HAKKINDA BİLGİ ALINAMIYOR

Adana’da polis tarafından sabah saatlerinde birçok adrese eş zamanlı baskın düzenlendi. Gözaltı gerekçesi hakkında bilgi alınmazken, gözaltına alınanların Adana İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü kaydedildi. Dün gözaltına alınanlar serbest bırakıldı.

Öte yandan dün Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 kişi arasında bulunan 4 çocuk, savcılığa sevk edilerek ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Gözaltında tutulan 6 kişinin ise emniyetteki işlemleri sürüyor.

İZMİR İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NE GÖTÜRÜLDÜ

İzmir’de ise sabah saatlerinde bazı evlere baskınlar düzenlendi. Baskınlarda, Gökhan Kızıl, Reyhan Çomak, Mikail Kalın, Hamdullah Seyhan, Ayşe Öztürk, Savaş Özer, Berfin Özer, Felemez Yıldırım, Aziz Yıldırım, İhsan Bakır, Sibel Aydemir, Cahit Doğan’ın gözaltına alındığı öğrenildi.
Gözaltı gerekçeleri bilinmezken, dosyada gizlilik kararı olmasından kaynaklı avukatlara bilgi verilmedi. Gözaltına alınanlar İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

MERSİN 7 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Mersin’de de yapılan ev baskınlarında 7 kişi gözaltına alındı. Şahin Ertem (18) ve Dilan Ümit’in de aralarında bulunduğu 7 kişinin, Mersin Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü kaydedildi.

(HABER MERKEZİ)

Kocatepe Camii’nde fotoğraf çekimi yapan model ve yönetmen gözaltına alındı

0

PİRHA-Kocatepe Camii’nde fotoğraf çekimi yapan yönetmen Bilal Gabra Kısa ve model Ezgi Cebeci gözaltına alındı.

Ankara Başsavcılığı, Kocatepe Camii’nde fotoğraf çekimi yapan yönetmen ve model hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında yönetmen Bilal Gabra Kısa ve model Ezgi Cebeci gözaltına alındı.

Ankara Valiliği de fotoğraflara ilişkin idari ve adli inceleme ve soruşturma başlatıldığını, “İlimiz Kocatepe Camiinde çekildiği anlaşılan ve sosyal medyada paylaşılan ve cami mehabetini rencide eden görüntüler ve sorumluları hakkında Valiliğimizce adlî ve idari inceleme ve soruşturma başlatılmıştır” açıklamasıyla duyurdu.

Başsavcılığın açıklaması şöyle;

“Yazılı, görsel ve sosyal medyadaki yayınlar sebebiyle yapılan açık kaynak araştırmalarında; Bilal Kısa isimli bir yönetmenin bir bayan şahısla Ankara Kocatepe Camiinde çektiği ve sosyal medyada yayınladığı fotoğraflar sebebiyle TCK’nın 216/3 maddesinde düzenlenen halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan resen soruşturmaya başlanıldığı;
Bu kapsamda kolluk birimleri tarafından yapılan araştırmada fotoğrafları çekilen bayan şahsın Ezgi Cebeci, söz konusu yayını yapan yönetmenin Bilal Kısa olduğu, şüphelilerin Ankara’da ikamet ettiği hususlarının tespit edildiği, şüphelilerin gözaltına alındığı, ikametlerinde arama, suç delillerine el konulması ve CMK m. 134. kapsamında dijital materyallerinde inceleme kararı verildiği, evrakın mevcutlu olarak hazırlandığı, bilgilerinize arz olunur.”

(HABER KAYNAĞI)

‘Bunlar Ermeni, terörist’ tehdidi Meclis gündeminde

0

PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, İstanbul’da yaşayan Tuncel ailesinin, komşuları tarafından “Bunlar Ermeni, terörist” sözleriyle nefret söylemine maruz kalıp ölümle tehdit edilmesini İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu. Fırat, “Tuncel ailesinin can güvenliği tehdidini ortadan kaldıracak önleyici tedbirler alınmış mıdır?” dedi. 

Bianet editörü Ruken Tuncel’in ailesi, Beylikdüzü semtinde 10 Ağustos’ta komşuları M.Y. ve A.Y.’nin sözlü ve fiziksel saldırısına uğramıştı. Ölümle tehdit edilen aile, nefret söylemine de maruz kalmıştı.

2022’DE ALEVİLERE YÖNELİK EN AZ 15 NEFRET SUÇU İŞLENDİ!

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, konuyu Meclis gündemine de getirdi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soru önergesi yönelten Fırat, Sinem Tuncel’in darp edilip, aile üyelerine “Bunlar Ermeni, terörist” denildiğini de belirtti.

Celal Fırat, 2023 Ağustos ayında yayımlanan “Türkiye’de Din, İnanç veya İnançsızlık Temelli Nefret Suçları 2022” raporundaki verileri de önergede işaret etti. Türkiye’de 2022 yılı içinde 36 nefret suçu ve olayı tespit edildiğini belirten Fırat, Alevi toplumunun en fazla hedefte olan grup olduğunu aktardı.

Celal Fırat, “Din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçları, diğer nefret suçları gibi, Türkiye’de önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Türkiye’deki yasal mevzuat ve uygulama ise bu suçlara karşı oldukça etkisiz durumdadır. Oysa nefret suçları toplumsal barışın önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir” diye de ekledi.

“NEFRET SUÇLARINI ENGELLEMEK AMACIYLA NE GİBİ ÖNLEMLER ALINMAKTADIR?”

Milletvekili Celal Fırat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

“*Bianet editörü Ruken Tuncel’in ailesine yapılan saldırı sonrası, Tuncel ailesinin can güvenliği tehdidini ortadan kaldıracak önleyici tedbirler alınmış mıdır?

*Bianet editörü Ruken Tuncel’in ailesine yapılan ırkçı saldırı sırasında A.Y. pompalı diye tabir edilen çekip kurmalı bir silahla ölüm tehdidinde bulunmuştur. Evde bulunduğu iddia edilen silahla ilgili emniyet güçleri nasıl bir işlem yapmıştır?

*Bianet editörü Ruken Tuncel ailesine yapılan ırkçı saldırı başta olmak üzere, tüm nefret suçlarını engellemek ve bunlarla mücadele etmek amacıyla ne gibi önlemler alınmaktadır?

*Türkiye’de din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçları kamu yetkilileri tarafından izlenip kayıt/rapor edilmekte midir? Rapor ediliyorsa son beş yıllık rakamlar nedir?

*Nefret suçları etkili bir şekilde soruşturulmakta mıdır? Zarara ilişkin tazmin mekanizması işletilmekte midir?

*Nefret suçları veya olaylarının çoğunluğunda etkili bir hukuki süreç yürütülmemesi ve cezasızlık politikasının suç işleyenleri cesaretlendirdiği doğru mudur?

*Türkiye’de nefret suçlarının önlenmesine ilişkin ivedilikle kapsamlı bir mevzuat düzenlemesi yapılmasına yönünde bir çalışmanız var mıdır?”

PİRHA/ANKARA

Geçmez’den Hacı Bektaş Veli portresinin değiştirilmesine tepki: Bunlar ölüleri severler!

0

PİRHA- Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde yapılan dezenformasyonla ilgili konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, bunu Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirdi.

Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan görselde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılandı.

Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Bunlar ölüleri severler o yüzden Hacı Bektaş Veli’nin portresini bu şekilde öldürerek yansıtmaya çalışıyorlar” dedi.

Geçmez şunları ifade etti:

“Aleviliğin içindeki o çeşitlilik, saygı çerçevesinde birlikte yaşamak bu portreye de yansımış. Bu anlayışa düşman oldukları için kaldırdılar. Hele ki portredeki o aslan, ceylanın kaldırılmasını, fonun değiştirilmesini Alevi toplumu bir asimilasyon olarak görüyor” şeklinde konuştu.

PİRHA/HACIBEKTAŞ

Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı yapıldı

0

PİRHA-Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı yapıldı. Cemevi açılışında konuşan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Halen cemevleri ibadethane statüsünde değil. Bu durumu devleti yönetenlerin ayıbı olarak görmek gerekiyor. Alevi yurttaşlar cemevleri bizim ibadethanemizdir, diyorsa devleti yönetenler de bunu kabul etmek zorundadır” dedi.

Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı yapıldı. Açılışa Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızçiçek, HDP il ve ilçe yöneticileri, pirler ve analar ile çok sayıda yurttaş katıldı.

Konuşmalar öncesinde pişirilen aşureler pay edildi.

“CEMEVLERİ HALEN İBADETHANE STATÜSÜNDE DEĞİL”

Hala cemevlerinin ibadethane statüsünde olmamasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu durumu devleti yönetenlerin ayıbı olarak görmek gerekiyor. Alevi yurttaşlar cemevleri bizim ibadethanemizdir diyorsa devleti yönetenler de bunu kabul etmek zorundadır. Bizler ülkenin her tarafını güzelliklerle donatacağız ama birileri de biz dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz, diyorlar” dedi.

Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, “Yıllardır bu topraklarda dilimiz, kimliğimiz, inancımız inkâr ediliyor. Bu ülkede eşit yurttaş sayılana kadar ve haklarımız anayasal güvence altına alınana kadar yolumuzu sürdüreceğiz” diye belirtti.

“CAMİLER HANGİ HAKLARDAN YARARLANIYORSA CEMEVLERİ DE O HAKLARDAN YARARLANSIN”

Bu topraklarda inançlara ve kimliklere saygılı bir şekilde yaşamak istediklerini söyleyen Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, “Karakoçan’daki bir cami hangi haklardan yararlanıyorsa biz Karakoçan’daki cemevi için onu istiyoruz. Devletten talebimiz budur. Çünkü birinci sınıf vatandaşların yaptıkları her şeyi Aleviler de yapıyor” diye ifade etti.

“ALEVİLİK KÜLTÜR DEĞİL, BİR İNANÇTIR”

Kendi dillerini, kültürlerini ve inançlarını yaşama imkânının verilmediği bir ülkede yaşadıklarını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu ülkenin dörtte biri Alevi ama anayasada bir karşılığımız yok. Alevilere Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı buldu AKP iktidarı ama Alevi inancı bir kültür kısaltmasıyla hapsedilecek bir inanç değildir. Alevilik bir inançtır, bir yoldur, nasıl ki Hristiyanlık, Musevilik, Müslümanlık bir inançsa Alevilik de bir inançtır” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından Karakoçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde Seyit Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz tarafından Birlik Cemi yürütüldü. 12 hizmetin yapıldığı cem erkanında lokmalar paylaşıldı.

PİRHA/ELAZIĞ

‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’

0

PİRHA-AKP’nin okullara imam atamasına tepki gösteren Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “İnanç bireyin kendi özgür iradesiyle belirlediği bir yaşam biçimidir. Bu devletin kuralına sığdırılamaz” dedi. “Ben Aleviyim benim çocuğum Alevi kültürü ile yetişmek durumundadır” diyen Deprem, okullara imam atanmasının asimilasyon politikası olduğunu kaydetti. 

AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor.

Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor. Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

Dinine, diline, ırkına, mezhebine bakmadan insana insan gözüyle bakan tek felsefenin Alevilik olduğunu ifade eden Deprem,”Kindar ve dindar bir Müslüman nesil yetiştirmeyi slogan edinmiş, Ebussuut’un fetvalarını esas alarak örgütlenmeyi esas alan bir yapı, bu konuda hiçbir eleştiri dahi kabul etmemektedir” dedi.

“ALEVİLİĞİ KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA HAPSEDEMEZSİNİZ

Deprem, “Dinde inanç bireyin kendi özgür iradesiyle belirlediği bir yaşam biçimidir. Sen bunu devletin bir kuralına sığdıramaz, Aleviliği özellikle Kültür Bakanlığı’na hapsedemezsin” dedi.

“Ben Aleviyim benim çocuğum Alevi kültürü ile yetişmek durumundadır” diyen Deprem, ”Vatandaş olarak benim talebim okullarda Alevi çocuklara Aleviliğin öğretilmesidir. Herkesin kendi toplumsal inançsal kültür değerleri açısından orada eğitim görmesi… O olmuyorsa da laiklik temelinde okula herhangi bir dini veya inancın ilkelerini dayatmak bir zulümdür, yok etme, bir imha ve inkâr, asimilasyon hareketidir” diye ifade etti.

“ÇOCUKLARIMIZIN KENDİ İNANÇSAL DEĞERLERİMİZ ÜZERİNDEN BÜYÜMESİNİ İSTİYORUZ”

“Ailelerin çok iyi düşünmesi ve çok iyi bir tavır sergilemesi gerekmektedir. Biz çocuklarımızın kendi toplumsal inançsal değerlerimiz üzerinden büyümesini istiyoruz. Bir başkalarının çocuklarımıza zorla başka inanç, başka bir anlayış öğretmelerini istemiyoruz. Alevilerin topluca hareket etmesi zorunluluktur” diyen Deprem, “Bu zorunluluk içerisinde gerekirse biz çocuklarımıza kendimiz eğitim veririz. Din eğitimi için okula göndermeyiz, bunu kabul etmiyoruz” ifadesini kullandı.

“CEMEVLERİMİZDE ÇOCUKLARIMIZA İNANÇSAL EĞİTİMİ KENDİMİZ VEREBİLİRİZ”

Cemevlerinde eğitim verilebileceğini belirten Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, şöyle devam etti:

“Cemevlerinde eğitimimizi veririz. Hatta bugün eğitim adına ucube bir sistem gelişmiş, çocuklar bilimden uzak eğitilmiyorlar kendi haline bırakılmış durumda. O anlamıyla şu anda bir cemevlerimizde eğitim okulları açabiliriz. Buna hakkımızda var, gücümüz de var, yeteneğimiz de var. Bunu çok iyi değerlendirmemiz lazım. Demokratik kurumlarla, sendikalarla dayanışma içerisinde olmalıyız. Bir dönem cezaevinde tutuklulara hükümlülere imam gönderdiler. Biz de o zaman cezaevindeki Alevilere her hafta bir dede gitmesini sağlayacağız, deyip onu ileri sürdüğümüzde, bu olay sönümlendi. Alternatifini ortaya  koymak zorundayız.Bu anlamda görev bize düşüyor.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

Hacı Bektaş portresinin dezenformasyonuna Alevi aydınlardan tepki: Sünniciliğin sefaleti!

0

PİRHA – Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde yapılan dezenformasyona Alevi aydınlardan tepki geldi. Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, yapılanlara karşılık “İnsan sureti çizmeyi günah sayan bir Sünniciliğin sefaleti olarak ifşası anlamına geldiğini söyleyebiliriz” dedi. Yazar Ali Yıldırım ise ““Hacı Bektaş’ın aslan ve ceylanını çalmışlar” diyerek tepki gösterdi. 

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın güdümünde kurulan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan görsel, Alevi toplumunun tepkisine neden oldu.

Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanı kaldıran hükümet yetkilileri, yeni bir Hacı Bektaş Veli portresi yaparak “alternatif anma etkinliklerini” yeni bir boyuta taşıdı!

Söz konusu görsel, Hacıbektaş Belediyesi başta olmak üzere birçok alanda sergilenirken toplumun tepkisi de gecikmedi.

“SÜNNİCİLİĞİN SEFALETİ”

Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, Hacı Bektaş görseli üzerindeki dezenformasyona dair yazı kaleme aldı. İlgili resimde Hacı Bektaş’ın kucağındaki av ve avcı olan iki canlının; arslan ve ceylanın önemine vurgu yapan Yalçınkaya, şu eleştiride bulundu:

“Yani resim adeta şunu söyler; ceylan ile arslan yan yana değilse, orada Hacı Bektaş da Hacı Bektaş olmazdı.

Ceylan ve arslan resimden atılmış.

Teslim taşı da elbette hemen yok edilmiş.

Resmin doğayla birlikteliği tümüyle kesilmiş, arkaya anlamsız bir beyaz fon yerleştirilmiş.

Resimdeki çok renklilik kaldırılarak ölü bir iki renge sıkıştırılmış bütün anlam; canlıya karşı ölü.

Sol eldeki tırnaklar özellikle belirgin hale getirilerek Hacı Bektaş’ın kimi Sünni tasvirlerdeki gibi, kirli, pasaklı, yıkanmayan, tırnaklarını kesmeyen bir meczup olduğu hissi verilmiş.

İri gözler küçültülmüş ve sakatlanmış. Gözler küçülürken gözbebekleri şaşılaştırarak komikleştirilmiş. Sol göz kapağı düşürülmüş, gözlerin özellikle asimetrik olmasına uğraşılmış.

Gözde sürme olduğu düşünülebilecek vurgu kaldırılmış, “ne o öyle sürmeli, erkek mi olur, öyle ya? Zaten bu Aleviler Ali ve Hüseyin’e de sürme çekmiyor mu?”

Kaşlar birbirine bir yayın iki ucu gibi yaklaştırılarak yüze sert, savaşçı, saldırgan bir anlam katılmış.

Sakal çember sakala yaklaştırılmış ve özellikle çember sakallı temsiline uygun olarak siyaha boyanmış.

Bakanlığın Hacı Bektaş temsiline baktığımızda ne görüyoruz peki? En fazlasından bir meczup, bir hayalet; yüzünde kötülüğün ve ölümün rengini taşıyan bir fani ya da bir sosyal medya kullanıcısının yorumuyla “Coca-Cola’nın Noel babası!”

Peki bu simgesel operasyonu nasıl ve neye yormalıyız? Kuşkusuz bu soruyu farklı düzlemlerde yanıtlayabiliriz. Örneğin bu operasyonun apaçık ceddimiz diye kutsadıkları padişahları “gavur” ressamlara boy boy portre yaptırırken, insan sureti çizmeyi günah sayan bir Sünniciliğin sefaleti olarak ifşası anlamına geldiğini söyleyebiliriz.

Bu operasyon Aleviler açısından ne söylemek istiyor bize? Yine en kolay yanıtı en başta verebiliriz: Daha dün nasıl bir siyasal ziyarette Zülfikar ve Ali temsilleri cemevinin duvarlarından indirilmişse, bugün bir ileri adım daha atılmakta ve Alevilerin kendi kendilerini nasıl sembolize etmeleri gerektiği, o sembolleri ortadan kaldırarak değil, dönüştürerek gösterilmekte yani Alevilere nasıl bir dine sahip olmaları gerektiği işaret edilmektedir ama unutulmamalıdır ki işaret edenin arkasında devlet gücü yani zor kullanma tekeli bulunmaktadır! Tıpkı Sayın Bakan’ın müjdesinde olduğu gibi; devlet artık iki ayrı tören istemiyor; törenin nasıl yapılacağını Alevilere öğretmek istiyor; göstere göstere.”

“HIRSIZLIK OLAYI MIDIR, BASİT BİR UNUTKANLIK MIDIR?”

Yazar Hamit Sayar da “Hacı Bektaş Veli’nin yüzlerce yıldır kucağında tuttuğu aslan ve ceylanı, devletin bu yılki törenleri için yaptırılan tablolarda yok!” diyerek yaşananları şu sözlerle eleştirdi:

“Alevi İslamcı Sn. Şeyh Nasreddin Eskiocak’a soruyorum, ‘Hacı Bektaş’ın doğaya hükmetmesi, vahşi hayvanları barış içerisinde kucağında buluşturması sizleri neden rahatsız ediyor? Bu hırsızlık olayı mıdır, basit bir unutkanlık mıdır? Yoksa bilinçli olarak gerçekleştirilen bir tavır mıdır?”

“DEVLET ADIM ADIM KENDİ ALEVİLİĞİNİ DİZAYN EDİYOR”

Yapılan karalamaya yönelik bir tepki de Yazar Ali Yıldırım’dan geldi. “Hacı Bektaş’ın aslan ve ceylanını çalmışlar…” diyen Yıldırım şu ifadeleri kullandı:

“Devletin bu yılki resmi Hacı Bektaş törenleri için bakanlıkça yaptırılan tablolarda aslan ve ceylan buharlaşmış, yok olmuş.

Bakanlık Hacı Bektaş’ın doğaya hükmetmesini, vahşi hayvanları barış içerisinde kucağında buluşturmasını uygun bulmamış. Hacı Bektaş’ı sıradan bir tekke şeyhine çevirmiş.

Bu hırsızlık olayı basit bir unutkanlık eseri değil. Bilinçli olarak gerçekleştirilen bir tavır.

Görülüyor ki devlet adım adım kendi Aleviliğini dizayn ediyor, oluşturuyor. Aleviliğin içi boşaltılarak bir ceset haline getiriliyor.

Bu durumda, Aleviliğimizin elimizden çalınmasına karşı fikri nöbet tutmaya başlamanın zamanı gelmiş de geçiyor bile…”

(HABER MERKEZİ)

Tarihten günümüze Alevi Kadının yolculuğu

0

ABF Kadın sekreteryasının düzenlediği Tarihten günümüze Alevi Kadının yolculuğu paneli 17 Ağustos Perşembe günü saat 14:00 Hacıbektaş kültür merkezinde gerçekleşecek.

Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreterliği tarafındanHacıbektaş Veli Anma Programları kapsamındadüzenlenecek olan “Tarihten Günümüze Alevi Kadının Yolculuğu” konulu panelde sesimize ses katmanız bizi güçlendirecektir.

Alevi kadınların tarihten günümüze var oluşu, toplumdaki karşılığı ve gelecekteki hedeflerine odaklanan bu panel; asimilasyon politikalarına karşı nasıl bir mücadele yöntemi belirlenmeli, alevi kurumlarında kadınların yaşadığı sorunlar, eşitlik inancının pratikteki yansıması gibi tartışmaların yapılacağı ve birlikte yol yürümenin öneminin vurgulanacağı ufuk açıcı bir program olarak tasarlandı.

Hacıbektaş Veli Anma Programları kapsamında düzenlenen “Tarihten Günümüze Alevi Kadının Yolculuğu” başlıklı panelin ayrıntıları aşağıda yer almaktadır:

Panel: Tarihten Günümüze Alevi Kadının Yolculuğu

Düzenleyen: Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Sekreterliği

Tarih: 17 Ağustos Perşembe

Saat: 14.00

Yer: Hacıbektaş Merkezi Kültür

Açılış: Üç kadın zakirden deyiş dinletisi

Zakirler: Berivan Canbolat

Dilek Odabaş Bakır

Yaprak Dengiz

Panel

Moderatör: Dilek Odabaş Bakır

1. Oturum: Kadıncık Ana’dan günümüze Alevi kadınının tarihsel yolculuğu

Konuşmacılar: Prof. Dr. Bedriye Poyraz ve Doç. Dr. Ayfer Karakaya

2. Oturum: Alevi Erkanlarında Kadının Yeri ve Asimilasyonun Etkileri

Konuşmacılar: İmam Rıza Ocağı’ndan Naime Nayman Ana

Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu Ana

Derviş Cemal Ocağı’ndan Sevim Sağol Ana

Zakir Yaprak Dengiz

3. Oturum: Alevi Kurumlarında Yönetici Kadınların Genel Kararlara Etkileri ve Hak Mücadelesine Katkıları

Konuşmacılar: AKD Genel Başkanı Seher ŞengünlüYılmaz

PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Ercan Kara

Almanya Koblenz AKM Cemevi Başkanı Özgür Demir

Bursa Kestel Hacıbektaş Veli Derneği Başkanı Türkan Çiftçi

İLETİŞİM: ABF GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ELİF KELEŞO

GSM: 0507 810 89 48

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU KADIN SEKRETERLİĞİ

 

Alevinet/İstanbul