Ana Sayfa Blog Sayfa 173

Kadınlar atölyelerde bir araya geldi: Empatiyi artırıyor

İzmir’de sağaltım atölyelerine katılan aktivist Berivan Akbey, ‘Sorunlarımızı içe atmaktansa görünür hale getirmek gerekiyor. Atölye empatiyi artırıyor ve sorunlarımızı çözmemizi sağlıyor’ dedi

İzmir’de Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG) aktivistleri sağaltım atölyeleri ile iki haftada bir farklı kurumlardaki kadınlarla bir araya geliyorlar. Biraraya gelen siyasi çevrelerden kadınlar çeşitli oyun dans ve paylaşımlarla birbirine dokunurken erkek aklın siyaset anlayışından uzak bir kadın yoldaşlığı kuruyor.

‘Birbirimize dokunduk’

Aktivisti Berivan Akbey, ilk defa katıldığı atölyenin kendisi için büyük fark yarattığını ifade ederek atölyelerin çoğaltılması gerektiğini söyledi. Atölyede beden tanıma egzersizleri, sohbetler ve danslarla hem kendilerini hem de gruptaki kadınları tanıdıklarını belirten Akbey, “Birçok farklı örgütten kadınlar ile beraberdik. Birçok arkadaşı, eylemlerde, dışarıda, sokakta görüyordum, ama birebir konuşma, tanıma hali çok azdı. Atölyelerle beraber birbirimizi daha fazla tanıma şansı bulduk. Benim ilk deneyimimdi. Atölyede birbirimize dokunduk, duygularını anladık birçok anlamda. Bazen kendimizi yalnız hissedebiliyoruz. Ama bunu konuşmak, bir başkasının yaşadığını görmek kendini yalnız hissettirmiyor ve güçlendiriyor. Çünkü o insanla kendi konularını daha iyi konuşabilirsin” şeklinde ifade etti.

Atölye empatiyi artırıyor

Gündelik hayatta kadınlara yüklenen roller nedeniyle çok paylaşımda bulunmadıklarını dile getiren Akbey, “Bu konuları okumamıza rağmen, birçok yerde faaliyette bulunmamıza rağmen bunları yaşıyoruz ve birbirimizle paylaşmıyoruz. Sorunlarımızı içe atmaktansa görünür hale getirmek gerekiyor. Atölye empatiyi artırıyor ve sorunlarımızı çözmemizi sağlıyor” sözlerini kullandı.

Tüm kadınlara davet

İktidarcı ve erkek egemenliğin topluma ve siyasete sindiğini, bunun kadınlara da yansıdığını kaydeden Akbey, “Biz de platform olarak bir araya gelerek, birbirimize dokunarak bu sorunlarımızı çözmeye çalışıyoruz birbirimizi sağaltıyoruz. Atölyelere devam edeceğiz. Atölyeye başladığım dakika ile sonundaki ben aynı kişi değildik. Olumlu etkileri oldu. Sadece aktivist kadınlara değil tüm kadınlara bu atölyeler lazım” dedi.

Haber: Melike Aydın / JINNEWS

#Kadınlar #atölyelerde #bir #araya #geldi #Empatiyi #artırıyor

Açık konuşalım, misket bombaları savaşı tırmandırır – Çeviri*

Bu yazıyı yazarken, Rusya’nın 24 Şubat 2022’deki işgalinden bu yana Ukrayna ordusunu destekleyen liberallerin, ilericilerin ve solcuların şimdi ne düşündüklerini merak etmekten kendimi alamıyorum

Ron Jacobs

Belirli çizgiler aşıldığında, diğer şeylerin doğası daha net hale gelir. Ukrayna ordusuna misket bombası sağlamak böyle bir sınırdır. NATO destekli güçlerin Moskova’yla çatışmalarında bir tür ahlaki üstünlüğe sahip oldukları iddiası hızla kayboluyor. Emekli Vermont senatörü Patrick Leahy ve şimdiki senatör Jeff Merkley bile savaş devletinin gazetesi Washington Post‘ta kısa süre önce yayınlanan bir makalede bunu kabul etti (7/8/2023). Bu iki isim de ABD’nin çatışmaya müdahil olmasına karşı çıkmıyor ama dünyadaki birçok devlet tarafından yasaklanmış bir silahı sağlamak bu insani savaş çığırtkanları için çok fazla.  Tarihsel olarak, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk misket bombası 1950’lerde Ralph M. Parsons Şirketi tarafından geliştirildi. Kimlik numarası E86’ydı ve başlangıçta savaş sırasında düşman nüfusa karşı kimyasal ve biyolojik ajanları dağıtmak için geliştirilmişti. Kimyasal ve biyolojik savaş, savaşları planlayan Mars’ın hizmetkârlarının gözünden düştükten sonra, konsept bombaların havada patlayacağı şekilde değiştirildi. Patlama, yüzlerce bombacığı serbest bırakarak, bir tür mayın tarlası oluşturur. Ukrayna’ya gönderilen başlıca tip, tanksavar silahı olarak kabul edilen ama ABD’nin Irak’a ilk saldırısı sırasında ABD ordusu tarafından çok sayıda hedef üzerinde kullanılan Mk 20 Rockeye II’dir. Globalsecurity.org’a göre ABD Deniz Piyadeleri bu silahı zırhlı, topçu ve personel hedeflerine karşı yoğun olarak kullandı. Geri kalanıysa Hava Kuvvetleri ve Donanma uçakları tarafından atıldı (erişim tarihi 7/8/2023).

Rus birlikleri tarafından kullanıldığı iddia edilen misket bombaları, küresel kuzeydeki bazı siyasetçiler tarafından savaş suçu olarak nitelendirildi. Hatta dönemin Beyaz Saray Basın Sekreteri Jen Psaki Mart 2022’de Rusya’nın misket bombası kullandığı iddiasını potansiyel bir “savaş suçu” olarak nitelendirmişti. Ben de buna katılıyorum. Bu suçlamalar şimdi Kiev hükümetine ve Washington DC’deki hükümete de uygulanmalıdır. Bu hamleyi onaylayan diğer tüm NATO rejimleri de uyarılmalıdır. Liberal insan hakları örgütlerinin ve Birleşmiş Milletler’in misket bombalarının yasaklanmasını desteklemesinin başlıca nedenlerinden biri, yeraltı mayınları gibi, bombaların da savaş bittikten sonra yıllarca ölümcül olmaya devam etmesidir. Kimse patlayıcıları eski savaş alanlarından kaldırmıyor, bu da askeri çatışmalar sona erdikten sonra da sivilleri öldürebilecekleri (ve öldürdükleri) anlamına gelir. Bu rastgele patlamaların kurbanları genellikle çocuklardır. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi sadece Laos’ta 9 ila 27 milyon patlamamış bomba kalıntısı olduğunu ve bunların yüzde 30’undan fazlası çocuk olmak üzere en az 11.000 kişinin ölümüne ya da yaralanmasına neden olduğunu tahmin eder.

Birkaç ay önce Ukrayna-Rusya-NATO çatışmasının adil savaş olarak adlandırılanın ölçütlerini karşılamadığını yazdım. Bunu yazmamın başlıca nedeni, bu savaştan umulan sonuçların, bu sonuçlara ulaşmak için kullanılan araçları haklı çıkarmamasıdır. Bu durum çatışmaya katılan tüm askerler için geçerlidir -hükümet birlikleri, paralı askerler ve sözüm ona yabancı gönüllüler. NATO/Kiev cephaneliğine misket bombalarının eklenmesi bu ifademe bir ünlem işareti koyar. Elbette Kiev hükümeti Washington’a sivil bölgelerde misket bombası kullanmayacağını söyledi. Bu tür bir güvence anlamsızdır ama tekrarlanması İsrail’den Kolombiya’ya; Suudi Arabistan’dan Pakistan’a kadar ABD silah sevkiyatlarının her müşterisi için zorunlu bir gerekliliktir. Misket bombalarının devreye sokulması yeterince kötü değilmiş gibi, hafta başında Zelenski, Washington’dan uzun menzilli füzeler talep ettiğini Wall Street Journal‘da yazdı. Gerekçesi şöyle: Zelenski cuma günü [7 Temmuz 2023] Prag’da Çek yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından “uzun menzilli silahlar olmaksızın, sadece saldırı misyonunu değil aynı zamanda savunma operasyonunu da yürütmek zordur” dedi. “Bu, topraklarınızı savunduğunuz ve düşmanınızı yok etmek için uygun menzile ulaşamadığınız anlamına gelir. Yani düşman menzil avantajına sahiptir.” Başka bir deyişle, Ukrayna ulusunu Rus işgalcilere karşı savunmak artık Rusya’nın derinliklerine saldırmayı gerektirir. Kiev’in füzelerle ilgili savındaki safsatanın ötesinde, füzelerin teslim edilmesi, bu savaşın, nereye yerleştirilirse yerleştirilsin, Ukrayna’nın sınırlarını savunmaktan çok Washington’un Moskova’yla rekabetiyle ilgili olduğunu daha da açık hale getirecektir.

Bu yazıyı yazarken, Rusya’nın 24 Şubat 2022’deki işgalinden bu yana Ukrayna ordusunu destekleyen liberallerin, ilericilerin ve solcuların şimdi ne düşündüklerini merak etmekten kendimi alamıyorum. Bu savaş uzadıkça, Kiev’in milliyetçi savaşını bir ulusal kurtuluş savaşı olarak gören ve bu nedenle her türlü silahı almayı hak edenlerin Ukrayna’nın cephaneliğine bu ilaveyi kabul edip etmediklerini merak ediyorum. Umarım bu son tırmanış onların konumlanışlarını yeniden gözden geçirmelerine neden olur. Bir sonraki tırmandırma, Avrupa’ya ve dünyaya dayatılmadan önce.

*dunyadanceviri.wordpress.com’dan alınan bu yazı S. Erdem Türközü tarafından çevrilmiştir.

 

#Açık #konuşalım #misket #bombaları #savaşı #tırmandırır #Çeviri

Yanardağ’ın iddianamesi kabul edildi

İmralı tecridini eleştirdiği için tutuklanan gazeteci Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak tecridi eleştirdikten sonra 27 Haziran’da gözaltına alınan ve tutuklanan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. “Örgüt propagandası yapmak” ve “suç ve suçluyu övmek” iddialarıyla hazırlanan iddianame, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Yanardağ için tutukluluk devam kararı verildi. İlk duruşmanın 4 Ekim’de görüleceği belirtildi.

İSTANBUL

#Yanardağın #iddianamesi #kabul #edildi

Kadınlar Lozan’ı tartıştı: Ortadoğu düzeyinde bir kadın hareketi oluşturulmalı

Hesekê’de gerçekleştirilen Lozan Antlaşması’na ilişkin açıklanan çalıştayın sonuç bildirgesinde Kürt kadınlar için ‘Kurdistan Ulusal Kongresi’ ve Ortadoğu düzeyinde ‘Kadın konfederasyonu’ kurulması önerisi yapıldı

Kurdistan’ı dört parçaya bölen Lozan Antlaşması’nın yıl dönümü dolayısıyla birçok yerde başlatılan etkinlikler sürüyor. Bu kapsamda Kuzey ve Doğu Suriye’nin Hesekê kentinde kadınlar tarafından yapılan çalıştayın sonuç bildirgesi açıklandı.

Birçok bölgeden katılımcı

“Kadınları gücü ve birliğiyle halka yönelik Lozan soykırımı ve parçalama politikalarını yeneceğiz” şiarıyla dün yapılan çalıştaya Kuzey ve Doğu Suriye’nin çeşitli bölgelerinden 60’tan fazla temsilci katıldı.

Lozan ile halklara sınır çizildi

Çalıştayın ardından sonuç bildirgesini açıklayan Suriye’nin Geleceği Partisi Genel Meclisi Yardımcısı Semîre El Ezîz, Mezopotamyan’nın her zaman kültürler, halklar ve dinlerin çeşitliliğine sahip olduğunu belirterek, “Ancak bölgeyi tanımayan dış güçlerin ve Avrupa’nın müdahalesiyle bugünkü ulus-devletlerin sınırları çizildi. Çizilen bu sınarlar coğrafyanın gerçekliğine ve bölgenin demografisine göre değil. Bugün yaşadığımız bu bölgeler bölünüp ulus devlet sistemi kurulurken bu bölge halkının görüş ve iradesi esas alınmadı. Sykes-Picot, Sevr gibi çeşitli ittifaklarla ya da 100 yıl önce Lozan Antlaşması ile halkların sınırları belirlenmiş ve bununla birlikte ırkçılık duyguları güçlenmiştir” dedi.

Saldırılara karşı öncü kadınlar hep oldu

Semîre El Ezîz devamında, “Tüm ulus-devletler istikrarsızdır ve farklı güçler ile farklı halklar ve dinler arasında çatışmalar ortaya çıkarıyor. Ulus devlet sistemi inatla halka dayatılıyor ama bu sistem halka uymuyor. Lübnan’da, Suriye’de, Ermenistan’da, Sudan’da, Irak’ta, Türkiye’de veya diğer ülkelerdeki çoğu kadın, çocuk ve yoksul insan bu savaş ve çatışmaların kurbanı oluyor. Bu ittifaklarla bölge halkının kaderini belirlemeye çalıştılar ancak yerel halk bunu kabul etmedi. Bu durumun kendisiyle beraber getirdiği baskı ve zulme karşı her zaman isyanlar ve direnişler oldu. Öncü kadınlar, bölünmeye ve soykırıma karşı mücadelede yerlerini aldılar” dedi.

Demokratik Ulus tek çözümdür

Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın devrimine değinen Semîre El Ezîz, “Farklı geçmişlerden, dinlerden ve kültürlerden kadınlar kendilerini örgütler ve aynı zamanda toplumun özgürlüğü için birlikte çalışırlar. Zenginliği, kültürü, dini ve renkli yapılarıyla tüm bölgenin yan yana barış ve özgürlük içinde yaşaması için Demokratik Ulus fikri ve Demokratik Konfederalizm sistemi tek çözümdür” dedi.

“Demokratik Ulus çerçevesinde kadınlar olarak görevimizdir. Kadınlar olarak, kapitalist moderniteye ve ulus-devletin ırkçılık ve din gibi ideolojik direklerine karşı ve halk için demokratik bir sistemin kurulması için mücadeleyi yükseltmeliyiz” diyen Semîre El Ezîz, devamında bildirgede yer alan maddeleri açıkladı.

Buna göre sonuç bildirgesinde,

*Her türlü soykırımın uygulanmasına ve nefret kültürünün yaygınlaşmasına dayanan kimlik bunalımının sona ermesi için, kadının toplumu yönlendirme ve yönetmedeki rolünün güçlendirilmesi ve doğal rolüne geri dönmesi gerekmektedir.

*Lozan Antlaşması’nın sonuçlarıyla yüzleşerek, Lozan Antlaşması’nın gelişmelere göre yeni formüller ve isimlerle tekrarlanmasını önlemek ve gelecek yüzyıl için bölgenin yönetiminde senaryolar çizmek, bölge halkının kasıtlı olarak yok sayılmasını önlemek için başta Kürt-Arap olmak üzere bölge halkının birlik olması gerekmektedir.

*Bütünleşik düşünsel projeler ortaya koymadan kimlikler, soykırım ve yabancılaşma krizini aşmak mümkün değildir. Dayanağı halkların kardeşliğine ve kadınların özgürlüğüne dayalı demokratik ulus felsefesi olan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin soykırım ve inkar politikalarına karşı koyma deneyimi dikkate değer ve genelleştirilmeye değerdir.

*Kadınların karar alma merkezlerinde yer alması gerekmektedir.

*Ortadoğu düzeyinde bir kadın hareketi oluşturulmalı ve kadın konfederasyonu sistemi hayata geçirilmelidir.

*’Jin, jiyan, azadî’ sloganının tüm dünyaya yayılması için kadınların kazanımlarına sahip çıkılmalı ve bu kazanımlar kadınlara miras bırakılmalıdır.

*Bölgeye yönelik politikalara karşı durabilmek için kadınların iç cephesi bütün düzeyde savunma mekanizması olarak güçlendirilmelidir.

*Tarihte halka yönelik politikalar ve katliamlar teşhir edilmeli, kültür korunmalıdır.

*Kadın koalisyonunun gerçekleşmesi için Kürt ulusal birliği kurulmalı ve Kürt kadınları için Kürdistan ulusal kongresi kurulmalıdır” önerileri sunuldu.

Kaynak: JINNEWS

#Kadınlar #Lozanı #tartıştı #Ortadoğu #düzeyinde #bir #kadın #hareketi #oluşturulmalı

Dünya ısınıyor, Kurdistan yanıyor

Dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan aşırı sıcaklıklar susuzluğu ve beraberinde kıtlığı büyüterek, canlı yaşamı tehdit eder boyutlara ulaşıyor. Yayınlanan son öngörülerde Kurdistan’da aşırı sıcaklıklar bekleniyor

Avrupa’yı, Türkiye’yi ve Kuzey Afrika’yı kavuran sıcak hava dalgasının, bazı yerlerde rekor değerlere çıkabileceği belirtilliyor. İtalya, İspanya, Fransa, Yunanistan, Hırvatistan ve Türkiye’de hava sıcaklığı 40 dereceyi aşan noktalara ulaştı. Yapılan araştırmalara göre, 1950-2022 döneminde sıcaklıklar, Türkiye coğrafyasında her 10 yıl için 0,20 santigrat derece olmak üzere yaklaşık 1,7 santigrat derece arttı. Ortalama hava sıcaklıklarının küresel ölçekte her 10 yılda 0,18 santigrat derece arttığı 1980-2020 yılları arasındaki 40 yıllık dönemde, Türkiye’de hava sıcaklıklarının 0,52 santigrat derece arttığı tespit edildi.

Kurdistan 45 dereceyi aşacak

Kürdistan coğrafyasında bugüne kadar ölçülen en yüksek sıcaklık Cizre’de 49,1 ile yaşandı. Bu sıcaklık artışının bu yıl tyeni rekor seviyelere ulaşması bekleniyor.

Dünya Meteroloji Örgütü’nün son yayınladığı raporda sıcak hava dalgasının Akdeniz Bölgesi’ni önümüzdeki 2 hafta boyunca etkisi altına alacağı belirtildi. Sıcaklıkların 35–40°C’nin üzerine çıkacağı ve Ortadoğu ile Türkiye’nin güneydoğusunda (Kurdistan) 45°C’yi aşacağı açıklandı. Geçtiğimiz yıl Şirnex’in Cizîr ilçesinde ölçülen 49,1 derece sıcaklığın bu yıl artarak yeni bir rekoru kırması bekleniyor. Sıcak havanın yaşlılar ve kronik hastalar başta olmak üzere risk gruplarının sağlığını olumsuz etkileyebileceği ve ölümlere yol açabileceği uyarıları yapıldı. CHP Bursa Milletvekili Kayahan Pala Twitter hesabından yaptığı paylaşımla, “İklim Krizi ciddiye alınmalı, çalışma yaşamında düzenlemeler yapılmalı ve risk gruplarındaki yurttaşlarımız olanaklar elverdiğince sıcaktan korunmalıdır” uyarısında bulundu.

2005 sonrası ısınma arttı

EÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Ecmel Erlat ile doktora öğrencisi Hakan Güler tarafından Türkiye’de sıcaklıklara ilişkin yapılan çalışma dikkat çekti. Araştırmada, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi tarafından üretilen ERA5-Land veri setindeki Türkiye’ye ilişkin 8 bin 53 veriden yararlanıldı. Araştırma, yapılan çok sayıdaki çalışmanın sonuçları ile uyumlu olarak Türkiye’nin dünyada en hızlı ısınan ülkelerden biri olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya göre, Türkiye’de ortalama hava sıcaklıklarında gözlenen artış eğiliminin özellikle 1994 yılından sonra hız kazandığı belirtildi. Türkiye’de, 1950-2022 yılları arasında ölçülen en yüksek yıllık ortalama sıcaklıklar, 2011 yılı hariç, 2005 yılından sonraki döneme ait olduğu görüldü.

Türkiye 1,7 derece ısındı

Bu dönemde yıllık ortalama sıcaklıklarda en yüksek değerler sırasıyla 2010, 2018 ve 2020 yıllarında gözlendi. Yaz mevsimindeki ortalama hava sıcaklıklarının 1998 yılından itibaren kuvvetli artış eğilimi gösterdiği görülen çalışmada, ilkbaharda en yüksek mevsimlik ortalamaların 2000 yılından sonra, sonbaharda ise 2007 sonrası sıcaklıklarda belirgin bir artış gösterdiği ortaya çıktı. Mevsimlik ortalamalar itibarı ile Türkiye’de ortalama hava sıcaklıklarındaki en kuvvetli artış eğiliminin yaz mevsimine ait olduğu saptandı. Yaz mevsiminde 1950 yılına göre günümüzde ortalama sıcaklıkların yaklaşık 1,7 derece daha yüksek olduğu görüldü.

Cerberus-Cehennem

BBC Türkçe’de yer alan bir habere göre, İtalya’da Floransa ve Roma’nın da aralarında olduğu on şehir için kırmızı alarm verildi. Buralarda sıcaklığın 48.8 dereceye ulaşabileceği tahmin ediliyor. Salı günü ülkenin kuzeyinde, 40’lı yaşlarında bir erkek hayatını kaybetti. İtalyan medyası, Lodi kentinde asfalt boyayan bir işçinin kendinden geçtiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğünü yazdı. İtalyan siyasetçi Nicola Fratoianni, Lodi’deki ölüme atıf yaparak, en sıcak saatlerde yaşanabilecek trajedileri engellemek için harekete geçme zamanı geldiğini kaydetti. Ülkedeki turistlerin de sıcak çarpması nedeniyle bayıldığına dair haberler geliyor. İtalya medyası, Dante’nin Cehennem’indeki bir karakterden yola çıkarak sıcak dalgasına Cerberus adını verdi.

120 bin yılın en sıcak ayı

Yayınlanan haritalarda, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasındaki sıcaklıkların can yakıcı düzeyde gösteriliyor.

Geçen yıl sıcak hava dalgasına bağlı sorunlar nedeniyle Avrupa genelinde 60 bin kişinin öldüğü değerlendiriliyor. Leipzig Üniversitesi’nden Karsten Haustein’e göre bu ay, tarihin en sıcak ayı olarak kayıtlara geçebilir, Haustein, son 120 bin yılın en sıcak ayları Temmuz ve Ağustos’ta yaşanabileceği uyarısında bulunmuştu.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Dünya #ısınıyor #Kurdistan #yanıyor

Deştinli köylülerden oturma eylemi

Muğla’nın Yatağan ve Menteşe ilçelerine bağlı Deştin ve Bayır mahallelerinde yapımına devam edilen çimento fabrikasına karşı köylüler yaptıkları eylemde direnişlerinin süreceğini ifade etti

Muğla’nın Yatağan ve Menteşe ilçelerine bağlı Deştin ve Bayır mahallelerinde yapımına devam edilen çimento fabrikasına karşı köylüler, Muğla Bölge İdare Mahkemesi önünde Adalet Nöbeti başlattı. Nöbet öncesi Deştin Çevre Platformu, Bayır Çevre Komitesi ve Muğla Çevre Platformu nöbet öncesinde mahkeme binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Gecikmiş adalet, adalet değildir”, “Çimento fabrikası inşaatı derhal durdurulmalıdır”, “Köyümüze sahip çıkalım” ve “Çimento fabrikası istemiyoruz” pankartları açıldı.

Mahkemeden şirkete teşvik

Köylüler adına konuşan Deştin Çevre Platformu Eşsözcüsü Haluk Özsoy, çimento fabrikasına karşı 2022 yılında yürütmeyi durdurma davası açıldığını anımsattı. Bu davanın ilk olarak reddedildiğini ardından Danıştay kararı ile tekrar açıldığını belirten Özsoy, “Muğla 2 Nolu İdare Mahkemesi adalet dağıtması amacıyla kurulmuş adil bir mahkemenin yapması gerekeni yine yapmayıp çimentocu şirketin inşaat faaliyetini durdurması için verilmesi gereken yürütmeyi durdurma kararını yine vermedi ve inşaatın devam etmesini teşvik etmiş oldu. 23 Nisan 2023’te bilirkişiler tarafından sahada keşif yapıldı. Bilirkişilere önce 30 gün, sonra ilave 60 gün toplam 90 gün süre verildi. Bu süre zarfında tekrar yürütmeyi durdurma talep edildi, kabul edilmedi. Böylece çimentocu şirket 3 ay daha kazanmış oldu” dedi.

Direnişimiz iptale kadar sürecek

İdare Mahkemesi’nin sürekli olarak köylüleri oyalarak şirkete zaman kazandırdığını kaydeden Özsoy, 23 Haziran’da mahkemeye iletilmesi gereken bilirkişi raporunun da halen mahkemeye sunulmadığını söyledi. Gecikme sebebinin de köylülere bildirilmediğini ifade eden Özsoy, “Bu raporun yanlış olduğuna dair itirazda bulunulmuş ve iptali için dava açılmış ise mahkemenin yapması gereken dava sonuçlanıp, bir karara varıncaya kadar yürütmeyi durdurma kararı vermesidir. Ama bu yapılmamıştır, mahkeme bu yanlışında direnmektedir. Bizler mahkemenin bilirkişi raporuna rağmen 1,5 yıldır yürütmeyi durdurma kararı vermemesini tarafgir buluyor ve ve bir an önce yürütmeyi durdurma kararı vermesini istiyoruz. 2. ÇED raporu iptal edilene kadar direnişimizi mahkeme önünde sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Konuşmanın ardından kitle adliye binası önünde oturma eylemi başlattı.

Kaynak: MA

#Deştinli #köylülerden #oturma #eylemi

Hindistan ve Pakistan’da muson yağmurlarında ölü sayısı artıyor

Hindistan’ın kuzey bölgelerinde ve Pakistan’da ülke genelinde etkili olan muson yağmurları nedeniyle en az 191 kişi hayatını kaybetti

Hindistan’ın kuzey bölgelerinde son günlerde etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sellerde hayatını kaybedenlerin giderek artıyor. Himaçal Pradeş Eyalet Hükümeti’nden yapılan açıklamada, eyalette 88 kişinin hayatını kaybettiği, 100’ü aşkın kişinin de yaralandığı kaydedildi. Yollar ve köprülerin çöktüğü sellerde, 170 evin yıkıldığı, 600’ünün ise zarar gördüğü belirtildi. 8 Temmuz’dan bu yana sellerde mahsur kalan çoğunluğu turist 300’ü aşkın kişi helikopterlerle kurtarıldı.

Uttar Pradeş Eyalet Hükümeti Sözcüsü Shishir Singh de, eyalette şiddetli yağışlar nedeniyle 12 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Yetkililer, ayrıca başkent Yeni Delhi’de bir kişinin, Cammu Keşmir bölgesinde 4 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İçme suyu sıkıntısı başladı

Muson yağmurları, başkentteki Yamuna Nehri’nin taşmasına ve bölgedeki pek çok yerleşim yerinin sular altında kalmasına neden oldu. Yeni Delhi Eyalet Başbakanı Arvind Kejriwal’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre, nehrin su seviyesi dün akşam 40 yılın en yüksek düzeyine çıktı. Yaklaşık 30 bin kişi geçici kamplara alınırken, bazı okullar selden etkilenen halkın kullanımına açıldı. Hindustan Times haber sitesinin aktardığına göre, başkentte içme suyu sıkıntısı da baş gösterdi.

Ölü sayısı artıyor

Muson yağmurlarının etkili olduğu komşu ülke Pakistan’ın Ulusal Afet Yönetim Ajansı da, 25 Haziran-12 Temmuz tarihlerinde muson yağmurları sebebiyle ülke genelinde hayatını kaybedenlerin sayısının 91’e, yaralananların sayısının ise 151’e çıktığını açıkladı. Açıklamada, şiddetli yağışlardan 99 evin de zarar gördüğü belirtildi.

Her yıl Haziran-Eylül döneminde muson yağmurları, Pakistan’da büyük hasara yol açıyor. Pakistan’da geçen sene muson yağmurlarının yol açtığı seller nedeniyle bin 739 kişi hayatını kaybetmişti. Sel felaketinin ülkeye maliyetinin 30 milyar doların üzerinde olduğu açıklanmıştı.

DIŞ HABERLER

 

 

#Hindistan #Pakistanda #muson #yağmurlarında #ölü #sayısı #artıyor

Köyceğiz’de orman yangını

Köyceğiz ilçesinde ormanlık alanda yangın çıktı. Yangına müdahale edilmeye çalışılıyor

Yaz ayları ile birlikte orman yangıları da artmaya başladı. Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Döğüşbelen Mahallesi’nde Zaferler mevkiinde ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Ekipler, yangını kontrol altına alabilmek için havadan ve karadan müdahalede bulunuyor.

MUĞLA

#Köyceğizde #orman #yangını

Katledilen Temel soruşturmasında tutuklu sayısı 3’e çıktı

Evinin önünde uğradığı silahlı saldırı ile katledilen Temer Temel’in ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 3’e çıktı

Şirnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Setkar köyünde 7 Mayıs’ta evinin önünde silahlı saldırıya uğrayan Temer Temel’in ölümüne dair yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 3’e çıktı.

Devam eden soruşturma kapsamında 27 Haziran’da H.T., ağabeyi İ.T. ise 7 Temmuz’da sevk edildikleri mahkemece “Öldürmeye teşebbüs” suçlamasından tutuklandı.

10 Temmuz’da da N.T. Çanakkale’ de, kardeşleri M.T. ve L.T. ise Elkê’de gözaltına alındı. İki gün önce mahkemeye sevk edilen L.T., “Öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklanırken, M.T. ve N.T. serbest bırakıldı.

ŞİRNEX

#Katledilen #Temel #soruşturmasında #tutuklu #sayısı #çıktı

Cilvegözü Sınır Kapısın’dan ‘insani yardımların’ geçişine 6 ay daha izin

Şam yönetimi, Türkiye ve bağlı grupların denetimindeki bölgelere BM yardımlarının, Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan 6 ay daha girişine izin verdiğini duyurdu

Şam hükümeti tarafından Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Türkiye ile ona bağlı grupların kontrol ettiği bölgeye, Birleşmiş Milletler (BM) insani yardım malzemelerinin 6 ay daha sokulmasına izin verildiği duyuruldu.

Süre perşembe günü başlıyor

Buna göre, BM’nin de onaylaması halinde söz konusu sınır kapısı 6 ay daha uluslararası yardımın bölgeye ulaştırılması için kullanılabilecek. Suriye’nin BM Büyükelçisi Bessam Sabbağ, BM Güvenlik Konseyi’ne ilettiği belgede yardımların, yapılmasına izin verileceğini belirtti. New York’ta gazetecilere konuşan Sabbağ, verdikleri müsaadenin Perşembe gününden itibaren altı ay geçerli olacağını belirtti.

Rusya 9 ay talebini ret etmişti

BM Güvenlik Konseyi kararı ile Türkiye’nin idaresinde, insana yardım götürülmesine yönelik program, ilgili uzatma kararının çıkmaması üzerine geçen Pazartesi günü sona ermiş. Beşar Esad’ı destekleyen Rusya, söz konusu sınır kapısının 9 aylığına kullanımına yönelik talebi de veto etmişti.

4 milyon insan aç!

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise yardımların Cilvegözü’nden geçişine yönelik bir yıllık izin çıkması için çabalarken, yapılan açıklamada sadece 6 ay uzatıldığı ifade edildi.

BM kaynaklarının verdiği bilgiye göre, Suriye’de toplam 4 milyon insan gıda, su ve ilaç gibi temel yardımlara ihtiyaç duyuyor.

Öte yandan Şam hükümetinin uyguladığı ambargo yüzünden Kuzey ve Doğu Suriye kentlerine yardımlar ulaşmazken, temel gıda ve ilaç malzemeleri dahil birçok ihtiyacın karşılanmaması yüzünden birçok yurttaş hayatını kaybediyor.

HABER MERKEZİ

#Cilvegözü #Sınır #Kapısından #insani #yardımların #geçişine #daha #izin