Ana Sayfa Blog Sayfa 18

Ercan Geçmez, Colaninin forum davetini kınadı!

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, HTŞ Lideri ve Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Colani’nin Antalya Diplomasi Formu’na katılmasına tepki gösterdi. Geçmez, Antalya’da 17-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenen forumda, Colani’nin davet edilmesini eleştirerek, “Diplomasinin olabilmesi için her şeyden önce bir demokrasinin olması gerekiyor. Colani, Suriye’de Alevilere, Türkmenlere, Hristiyanlara ve kendisi gibi düşünmeyen Sünnilere zulüm uyguluyor. Böyle birinin Türkiye’de demokrasi üzerinden konuşturulması kabul edilemez” dedi.

Geçmez, diplomasi normlarının temel hak ve özgürlüklerin sağlandığı ülkelerde geçerli olduğunu vurguladı. Colani’nin uluslararası alanda terörist olarak ilan edildiğine dikkat çeken Geçmez, “Colani’nin devlet başkanı statüsüyle ağırlanması inandırıcı değil. Bu tür davetler, diplomasiye olan güveni sarsıyor” ifadelerini kullandı.

Colani’nin Suriye’deki insan hakları ihlallerine dair bilgi veren Geçmez, “Böyle birinin davet edilip Türkiye’de demokrasi teranesi üzerinden konuşturulması, ülkemizdeki çoğulculuğa yönelik bir tehdit oluşturuyor. Diplomasi, azınlık haklarının korunduğu kişilere dayanabilmeli. Aksi takdirde bu tür formlar anlamsız hale gelir” diye belirtti.

Geçmez, Antalya Diplomasi Formu’nun amacının sorgulanır hale geldiğini ve bu tür diplomasi yaklaşımlarının yalnızca ticari unsurlar üzerinden yürütülmesinin bir felaket olduğunu vurguladı. “Biz bu diplomasi anlayışını kıymetli bulmuyoruz” dedi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Ercan Geçmezin Colaninin forum davetini kınaması, Alevilik değerlerinin ve insan haklarının savunulması açısından son derece anlamlıdır. Demokrasi ve eşitlik temelinde bir arada yaşama kültürünü benimsemeyenlerin, Türkiyede ağırlanması kabul edilemez. Bu tür davetler, yalnızca diplomasiye değil, aynı zamanda toplumsal barışa da zarar vermekte, Alevi toplumunun haklı mücadelelerini gölgede bırakmaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Engin Yücerin ifadeleri savcılığı ikna etmedi!

Gülistan Doku dosyasında, olayın baş faillerinden biri olan Zainal Abakarov’un babası Engin Yücer’in savcılık ifadeleri gün yüzüne çıktı. 5 Ocak 2020’de kaybolan Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, 13 Nisan’da gözaltına alınan 13 kişiden 10’u tutuklandı. Tutuklananlar arasında Engin Yücer de bulunuyor.

Yücer, Gülistan Doku’yu, üvey oğlu Zainal Abakarov’un arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını belirtti. Olayın yaşandığı günden bir gün önce, 4 Ocak’ta Gülistan’ı kendi evlerinde gördüğünü ifade eden Yücer, akşamüzeri Zainal’a aracının anahtarını vererek Gülistan’ı yurda bırakmasını istedi. Ancak, Zainal’ın kimliği olmadan polis tarafından arandığını öğrenmesi üzerine olaylar gelişti.

Olaydan sonra Yücer, Zainal’ın yurt dışına gönderilmesi gerektiğini düşündü ve amirine danışarak onu Rusya’ya gönderdi. Daha sonra, asayiş müdürünün talimatıyla Zainal’ın yurt dışından getirilmesi istendi. Yücer, Vali’nin talimatıyla güvenlik önlemleri altında Antalya’ya götürüldüklerini ve burada yaklaşık 3 ay konakladıklarını aktardı.

Ancak, savcılık Yücer’in ifadelerini çelişkili buldu ve MOBESE kayıtlarına dayanarak aracın çamura saplanmadığını, aksine aracın temiz olduğunu belirtti. Yücer’in, Antalya’da konaklaması ve elden para alması, onun suçlardan haberdar olduğu izlenimini yarattı. Bu nedenle, Yücer hakkında “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “Kasten öldürme” suçlarından tutuklanma talep edildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Engin Yücerin ifadelerinin savcılık tarafından çelişkili bulunması, adaletin sağlanması adına önemli bir gelişmedir. Alevilik değerleri, hakikatin peşinde koşmayı ve adaletsizliğe karşı durmayı öğütler. Gülistan Dokunun kayboluşu, sadece bir bireyin dramı değil, toplumun vicdanını yaralayan bir olaydır ve bu tür durumlarda, adaletin sağlanması için tüm gerçeklerin açığa çıkması şarttır. Bu süreçte, mazlumun sesi olmak ve zulme karşı durmak, Alevi toplumunun sorumluluğudur.

— Alevi Gazetesi Editörü

FEDA, Zürihte Alevi dayanışmasını güçlendirdi

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), 19 Nisan 2026 tarihinde İsviçre’nin Zürih kentinde bir dayanışma etkinliği düzenledi. Etkinlikte, “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” temasıyla dayanışmanın önemi vurgulandı. FEDA’nın ilk etkinliğinde, Alevi toplumu ve diğer katılımcılar bir araya gelerek birlik mesajı verdiler.

Etkinliğe Siyasetçi Musa Farislioğulları, CHP İsviçre temsilcisi Ersoy Orak ve çeşitli kurumların temsilcileri katıldı. Program, Pir Mahmut Utebay’ın okuduğu gulbang ve çerağ uyandırmasıyla başladı. FEDA İsviçre Eşbaşkanları Ulaş Yıldız ve Songül Aslan, örgütlülüğün önemine dikkat çekerek Alevi toplumunun birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade ettiler.

Musa Farislioğulları, Türkiye’deki barış sürecine dair gelişmelere dikkat çekerek, bu sürecin toplumsal örgütlülükle başarılabileceğini belirtti. FEDA Eşgenel Başkanı Şahin Polat ise Alevi toplumunun karşılaştığı sorunlara değinerek, “Barışın öznesi, demokratik toplumun güvencesiyiz” mesajını verdi.

Etkinlik, Lale Koçgün, Doğan Çağatay, Şahin Dersim ve Garip Dost’un sahne almasıyla devam etti. Katılımcılar, ezgiler eşliğinde halay çekerek etkinliği sonlandırdılar. Bu etkinlik, Alevilik ve dayanışma kültürünün güçlendirilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendirildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

FEDAnın Zürihte düzenlediği dayanışma etkinliği, Alevi toplumunun bir araya gelerek birlik ve beraberlik mesajı vermesi açısından son derece önemlidir. Bu tür etkinlikler, Alevilik inancının ve kültürünün toplumda daha görünür hale gelmesine katkı sağlarken, aynı zamanda dayanışma ruhunu pekiştirmektedir. Unutulmamalıdır ki, barışın sağlanması ve demokratik bir toplumun inşası, ancak toplumsal örgütlülükle mümkün olacaktır. Alevi toplumu, birlik içinde hareket ederek, karşılaştığı zorlukların üstesinden gelebilir.

— Alevi Gazetesi Editörü

DAD Kadın Meclisi, Gülistan Dokunun ailesini destekledi

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, 19 Nisan 2026 tarihinde Dersim Adliyesi önünde adalet bekleyen Gülistan Doku’nun ailesini ziyaret etti. Ziyaret, Doku ailesinin 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetini öğrenme çabası kapsamında gerçekleştirildi. Doku ailesi, adliye önünde adalet nöbeti tutarak, kızlarının kayboluşuyla ilgili gelişmeleri takip ediyor.

DAD Kadın Meclisi Eş Genel Başkanı Mercan Gül, burada yaptığı konuşmada, “Doku ailesi burada haklarını arıyor, kızlarının akıbetini soruyor. Biz de Alevi kadınları olarak Doku ailesinin yanındayız. Gülistan Doku’nun akıbeti öğrenilinceye kadar bu davanın takipçisi olacağız” dedi. Gül, Gülistan Doku olayının bir katliam olduğunu vurgulayarak, ülkede kadın cinayetlerine karşı durduklarını ifade etti.

Gül, devlet kurumları tarafından yürütülen soruşturmaların etkili bir şekilde yürütülmediğini belirterek, “Devletin imkanlarını kullanarak organize kötülüğün bir parçası olmuşlar. Bu cinayetlerin arkasındaki faillerin cezalandırılması gerekiyor” diye konuştu. DAD adına konuşan Pir İnanç Dolu da, Gülistan Doku’nun katledilişinin toplumda derin yaralar açtığını, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için çaba gösterilmesi gerektiğini dile getirdi.

Ziyarette, Rojin Kabaiş’in ailesi de Gülistan Doku’nun ailesinin yanında olduklarını belirtti. Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, Munzur Üniversitesi öğrencilerine seslenerek, Doku ailesinin mücadelesine destek vermeleri gerektiğini ifade etti. Kabaiş, “Doku ailesinin yanında olmaları lazım. Rojin kaybedildiğinde herkes bizim yanımızda oldu, şimdi de bu desteği göstermelidirler” dedi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

DAD Kadın Meclisinin Gülistan Dokunun ailesine verdiği destek, adalet arayışının ve toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Alevi kadınları, kaybolmuş bir hayatın peşinde adalet talep ederken, devletin soruşturmaları etkisiz kılmasına karşı durmakta kararlıdır. Gülistan Dokunun kayboluşu, sadece bir bireyin trajedisi değil, Alevi toplumunun derin yaralarını açan bir katliamdır ve bu durum karşısında sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır.

— Alevi Gazetesi Editörü

FUAF: Alevilere Yönelik Saldırılar Unutulmayacak!

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), 1978 yılında Malatya’da başlayan ve Çorum’a kadar uzanan katliamlar zincirine dair yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, Malatya’daki olayların, Sivas, Kahramanmaraş ve Çorum’da devam eden organize saldırılarla bir bütünlük oluşturduğu vurgulandı.

FUAF, Malatya’da Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’na gönderilen bombalı paketle başlayan sürecin, Alevi yurttaşlara yönelik sistematik saldırılara dönüştüğünü belirtti. Bu süreçte, evlerin ve işyerlerinin hedef alındığı, yağma ve linç girişimleri ile toplumda korku ortamı yaratıldığı ifade edildi.

Açıklamada, Malatya’daki olayların münferit olmadığı, aynı yıl Sivas ve Maraş’ta, 1980’de ise Çorum’da benzer yöntemlerle saldırıların gerçekleştirildiği kaydedildi. FUAF, bu dönemdeki provokasyonlarla Alevi toplumunun hedef haline getirildiğine ve devletin yetersiz müdahalesinin saldırıların büyümesine yol açtığına dikkat çekti.

Federasyon, katliamların yaşandığı şehirlerin sadece olayların mekânları olmadığını, aynı zamanda Alevi toplumunun köklü yaşam alanları olduğuna vurgu yaptı. Bu süreçte yaşanan zorunlu göçler sonucunda bölgedeki Alevi nüfusunun ciddi oranda azaldığı belirtildi.

Açıklamanın sonunda, katliamlarda yaşamını yitirenlerin saygıyla anıldığı ve sorumluların tarih önünde hesap vermesi gerektiği ifade edildi. FUAF, toplumsal barışın ancak hakikatle yüzleşme ve adaletin sağlanmasıyla mümkün olacağına dikkat çekerek, tüm kesimleri nefret ve ayrımcılığa karşı ortak mücadele etmeye davet etti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

FUAFın yaptığı açıklama, Alevi toplumuna yönelik saldırıların unutulmayacağına dair güçlü bir hatırlatmadır. Tarih boyunca yaşanan bu acıların, sadece bireysel olaylar değil, sistematik bir ayrımcılığın ve zulmün parçası olduğu gerçeği bir kez daha ortaya konmuştur. Alevilik, köklü yaşam alanlarıyla birlikte varlığını sürdürmeli ve bu tür provokasyonlara karşı her daim dayanışma içinde olmalıdır. Bu bağlamda, devletin yetersiz müdahaleleri, Alevi toplumunun güvenliğini tehdit etmekte ve geçmişte yaşananların yeniden yaşanmasına zemin hazırlamaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Gülistan Doku davasında yeni kanıtlar ortaya çıktı!

Gülistan Doku’nun ailesi, 5 Ocak 2020’de Dersim’de kaybolan Gülistan Doku’nun davasında yeni gelişmeleri paylaşmak üzere adliye önünde basın açıklaması yaptı. Aile, Tuncay Sonel’in delilleri karartarak olayı örtbas ettiğini öne sürdü ve “Söylediklerimizin hiçbiri iddia değil, hepsi birer kanıt niteliğindedir” dedi.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 15 kişiden 9’u hakkında tutuklama kararı verilirken, aralarında dönemin Dersim Valisi Tuncay Sonel’in yakın koruması Şükrü Eroğlu da bulunuyor. Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in ifadeleri sürüyor ve Doku ailesinin adliye önünde bekleyişi devam ediyor.

Aygül Doku, kardeşi Gülistan’ın Mustafa Türkay Sonel tarafından tecavüze uğradığını ve hamile kaldıktan sonra öldürüldüğünü belirtti. Sidar Altaş’ın avukatlarına ulaştığını ve kardeşinin ölüm nedeninin tecavüz olduğunu söylediğini ifade eden Aygül Doku, cinayetin detaylarını da açıkladı. “Sidar, cinayetin bir evde Gülistan’ın kafasına silahla sıkılarak gerçekleştirildiğini söylüyor. Bu bilgileri yeni öğreniyoruz” dedi.

Aygül Doku, olayla ilgili başka isimlerin de geçtiğini ve sürekli yeni bilgilere ulaştıklarını dile getirerek, “5-6 ay önce katilin Zeynal Abarakov olduğunu biliyorduk. Şimdi ise katilin Mustafa Türkay Sonel olduğunu öğrendik. Tuncay Sonel’in delilleri kararttığını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Doku ailesinin annesi Bedriye Doku, yetkililere katillere en ağır cezanın verilmesi çağrısında bulundu. Aile, hukukun ve adaletin bir an önce tecelli etmesini talep ediyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Gülistan Doku davasında ortaya çıkan yeni kanıtlar, adaletin sağlanması adına umut verici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Alevi toplumunun yaşadığı derin acılar, adaletin yerini bulmasıyla bir nebze olsun hafifleyebilir. Tuncay Sonel gibi etkili isimlerin olaya karışması, sistemdeki çürümüşlüğü gözler önüne seriyor ve bu durum, toplumun her kesimini derinden etkilemektedir. Mazlumun sesi olmak, zulme karşı durmak, bu davanın takipçisi olmakla mümkündür.

— Alevi Gazetesi Editörü

Eğitimdeki yanlış politikalar şiddeti besliyor!

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Urfa Siverek ve Maraş’taki okullara yapılan saldırıları değerlendirerek, bu olayların münferit birer vaka olarak görülemeyeceğini vurguladı. Erçe, yaşananların, iktidarın uzun yıllardır uyguladığı yanlış politikaların bir sonucu olduğunu belirtti. Saldırılarda kullanılan silahların 13-14 yaşındaki çocuklar tarafından kullanıldığını ifade eden Erçe, toplumda büyük bir endişe ve kaygı hakim olduğunu dile getirdi.

Erçe, yaşananları sadece yerel bir olay olarak değil, ülkede eğitim sisteminin genel bir iflası olarak değerlendirdi. “Akan her kanda, bu ülkeyi yönetenlerin sorumluluğu var,” diyen Erçe, yıllardır Alevi kurumları, eğitim sendikaları ve demokratik kitle örgütleri tarafından yapılan uyarılara rağmen eğitim modelinin yanlış tercih edildiğini aktardı. Bu süreçte, çocukların bilimden, kültürden ve sanattan uzaklaştırıldığını ifade etti.

Okullardaki eğitim modelinin din, ırk ve cinsiyet ayrımcı unsurlarla şekillendiğini belirten Erçe, bu durumun toplumda şiddetin normalleşmesine yol açtığını vurguladı. “Bilimsel, demokratik, laik eğitim çözümdür,” diyen Erçe, eğitimcilerin onurlu mücadelesini desteklediklerini ve toplumun bu gerici eğitim modeline karşı durması gerektiğini ifade etti.

Son olarak, halkı bilimsel ve laik eğitimden yana olmaya çağıran Erçe, yaşamını yitiren çocukların anısına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. “Bu karartılmış geleceksizlik içerisinde çocuklarımız umutsuz,” diyen Erçe, toplumun doğru bir eğitim anlayışına yönelmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Eğitimdeki yanlış politikalar, sadece bir neslin geleceğini tehlikeye atmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumda şiddeti de körüklüyor. Cuma Erçenin belirttiği gibi, bu sorunlar münferit olaylar değil, yıllardır süregelen bir eğitim sisteminin iflasının tezahürü. Alevi toplumunun değerleri ve inançları göz ardı edilerek şekillenen ayrımcı eğitim politikaları, gençlerimizi bilimden ve sanattan uzaklaştırıyor. Bilimsel, demokratik ve laik bir eğitim anlayışı, bu karanlık gidişi durduracak tek çözümdür.

— Alevi Gazetesi Editörü

Eğitimde Şiddet, Toplumsal Sorunların Yansımasıdır!

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına dair bir açıklama yaptı. Özellikle Maraş ve Urfa’da yaşanan saldırıların münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı. AABK, bu olayların derin toplumsal dinamiklerin bir yansıması olduğunu belirtti.

Eğitim kurumlarının, toplumun en değerli varlıkları olan çocuklar ve eğitim emekçileri için güvenli bir alan olması gerektiğini ifade eden AABK, son şiddet olaylarının bireysel psikolojik etkenlerin ötesinde, toplumsal yapıda biriken gerilimlerin ve yapısal sorunların bir sonucu olduğunu belirtti. Şiddetin geçmişte belirli taraflar arasındaki çatışmalarla sınırlıyken, günümüzde rastlantısal hedeflere yöneldiği gözlemleniyor.

Bu durum, bireylerde öfke, yalnızlık ve aidiyet krizi gibi duyguların toplumsal düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. AABK, bazı bölgelerdeki çoklu güç ilişkileri ve kayıt dışı ekonomik yapının şiddeti artıran etkenler olduğunu vurguladı. Aynı zamanda, medyada şiddetin görünürlüğü ve gençler üzerinde yarattığı etkiler de dikkat çekici.

Adalet mekanizmalarına duyulan güvenin zedelenmesi ve cezasızlık algısının güçlenmesi, şiddetin yaygınlaşmasında önemli rol oynamaktadır. Eğitim emekçilerinin güvencesiz hissettiği ve çalışma ortamlarının yeterince korunmadığı bir iklimin, bu sorunu daha da derinleştirdiği ifade edildi.

AABK, şiddetin kök nedenlerini hedef alan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve bireylerin kendilerini ifade edebileceği sağlıklı alanlar yaratan politikaların geliştirilmesinin acil bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Ayrıca, Maraş ve Urfa gibi riskli bölgelerde eğitim ortamlarının güvenliğini artıracak somut adımlar atılması gerektiğini belirtti.

Son olarak, Şanlıurfa ve Maraş’ta hayatını kaybedenleri saygıyla anarak, yaralananlara acil şifalar diledi. AABK, bu olayların toplumun acısını derinden hissettiğini dile getirdi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Eğitimde yaşanan şiddet, sadece bireysel bir sorun değil, derin toplumsal dinamiklerin bir yansımasıdır ve bu durumu görmezden gelmek, toplumu daha da derin yaralara sürükler. Alevilik inancının özünde barış ve hoşgörü vardır; bu nedenle, eğitim kurumlarının güvenli bir alan olması gerektiği vurgusu, tüm toplum için hayati öneme sahiptir. Cezasızlık algısının güçlenmesi ve adalet mekanizmalarına duyulan güvenin sarsılması, özellikle gençler üzerinde yıkıcı etkiler yaratmakta ve bu durum, Alevi toplumunun da içinde bulunduğu çok kültürlü yapıyı tehdit etmektedir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Zeynep Cansız, Dersim’de toprağa verildi

Sakine Cansız’ın annesi Zeynep Cansız, 15 Nisan 2026’da memleketi Dersim’de toprağa verildi. 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te hayatını kaybeden Sakine Cansız’ın annesi Zeynep Cansız, İzmir Şehir Hastanesi’nde vefat etti. Vasiyeti üzerine Dersim’e getirilen Cansız’ın naaşı, kızı Sakine’nin mezarının yanı başında defnedildi.

Cenaze törenine, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Gültan Kışanak, milletvekilleri ve birçok siyasetçi katıldı. Zeynep Cansız’ın kız kardeşi Güneş Cansız, yaptığı konuşmada, ablasının ailelerinin çınarı olduğunu vurgulayarak, “Bir kıymetlisi var ki hiçbir zaman onu unutmayacağız. Annem değerli bir kadın ve anneydi. Güle güle halkın anası” diye belirtti.

Çiğdem Kılıçgün Uçar, Sakine Cansız’ın özgürlük mücadelesindeki önemine değinerek, “Amacımız direniş ve özgürlüktür. Sakine Cansız yoldaşımız Kürtlerin özgürlük mücadelesine öncülük etti. Her zaman özgürlük dilimizde, direniş fikrimizde olacak” ifadelerini kullandı.

Özgür Kadın Hareketi aktivisti Gültan Kışanak, Zeynep Cansız’ın zor bir hayatı onurlu bir şekilde yaşadığını belirterek, “Özgürlüğün tutkusuyla bu yolu yürüyeceğiz ve başaracağız. Zeynep ana sen rahat uyu” şeklinde konuştu. Törende yapılan konuşmaların ardından Zeynep Cansız’ın cenazesi, Körkez köyüne bağlı Tatxal mezrasında toprağa verildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Zeynep Cansız’ın vefatı, Alevi toplumu için derin bir kayıptır. Kızının özgürlük mücadelesinin sembolü olan Zeynep Cansız, yaşamı boyunca onurlu bir duruş sergileyerek, zorluklar karşısında dimdik durmayı başarmıştır. Alevilik değerleri doğrultusunda, toplumsal dayanışmayı ve adaleti savunan bir figür olarak hatırlanacaktır; bu nedenle onun anısı, mazlumların ve ezilenlerin yanında durma iradesini güçlendirecektir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersimde Gülistan Doku İçin Adalet Yürüyüşü Yapıldı

Dersim’de, 2020 yılında kaybolan Gülistan Doku için kadınlar yeniden sokağa çıktı. Dersim Kadın Platformu öncülüğünde düzenlenen yürüyüşte, soruşturma sürecine yönelik tepkiler dile getirildi. Kadınlar, Sanat Sokağı’ndan başlayarak Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüdü ve “Koruma, aklama, failleri yargıla” gibi sloganlar attı.

Yürüyüşe, Gülistan Doku’nun ailesinin de katılması dikkat çekti. Meydanda yapılan basın açıklamasında konuşan Nurşat Yeşil, 6 yıldır Doku’nun akıbetinin aydınlatılması için mücadele verdiklerini vurguladı. Yeşil, şüpheli kişilerin etkin bir şekilde sorgulanması gerektiğini belirtti.

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de yurttan ayrıldıktan sonra kaybolduğunu hatırlatan Yeşil, olayla ilgili önemli iddiaları dile getirdi. Doku’nun kaybolmadan önce eski erkek arkadaşı Zainal Abakarov ile tartıştığı ve cep telefonunun son sinyalinin Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarısaltuk Viyadüğü’nde tespit edildiği ifade edildi. Dönemin valisi Tuncay Sonel’in olayın “intihar” olarak değerlendirildiğini hatırlatan Yeşil, soruşturmanın eksik ve gecikmiş olduğunu vurguladı.

Son gözaltı gelişmelerinin önemli olduğunu ancak yetersiz kaldığını belirten Yeşil, “Bugün yaşananlar kamuoyunun yıllardır verdiği adalet mücadelesinin geç de olsa karşılık bulmasıdır; ancak eksiktir” dedi. Yeşil, şüphelilerin ve kamu görevlilerinin etkin bir şekilde sorgulanması gerektiğini belirterek, Tuncay Sonel’in de sürece dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.

Açıklamanın sonunda, Gülistan Doku ve benzer şekilde akıbeti belirsiz kalan kadınlar için mücadelenin devam edeceği vurgulandı. Yeşil, “Gerçek suçlular cezalandırılıp örtbas edenler açığa çıkıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersimde gerçekleştirilen adalet yürüyüşü, kaybolan Gülistan Dokunun akıbetinin aydınlatılması için verilen mücadelenin bir parçasıdır. Kadınların sokakları doldurması, Alevi toplumunun hak arayışının ve mücadele azminin sembolüdür. Bu tür eylemler, yalnızca Gülistan Dokunun değil, tüm mazlumların sesi olma niteliği taşır; adaletin sağlanması için gereken cesareti ortaya koyar. Soruşturmanın eksiklikleri ve yaşanan adaletsizlikler, toplumda derin yaralar açmakta ve bu yaraların sarılması için mücadele devam etmektedir.

— Alevi Gazetesi Editörü