Ana Sayfa Blog Sayfa 181

Oluç: Efrîn’de ÖSO eliyle Kürtlere karşı savaş suçu işleniyor

Efrîn’de savaş suçlarının işlendiğini ve bu suçların BM’nin raporunda yer aldığını paylaşan Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, BM’ye yargılama çağrısında bulundu

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan Kürt kenti Efrîn’e yönelik yağmayı Meclis gündemine taşıdı.

Meclis Genel Kurulu’nda yağmaya dikkat çeken Oluç, bu yağmanın Birleşmiş Milletler (BM) raporlarında da yer aldığını kaydetti.

Özellikle Türkiye’nin kontrolünde bulunan bölgelerde savaş ve insanlığa karşı suçların işlendiğine işaret eden Oluç, BM İnsan Hakları Konseyi’nin (İHK) 53’üncü Olağan Oturumu kapsamında Cenevre’de yapılan toplantıdaki rapora dikkat çekti ve Efrîn’de ÖSO eliyle Kürt halkına karşı savaş suçlarının işlendiğini söyledi.

BM raprunda yazıyor

Oluç, “Buradaki Kürt nüfusu göç ettirildi, bunu konuştuk defalarca, yerlerine çeteler yerleştirildi, kalan Kürt nüfusu da her gün ÖSO’nun insanlık dışı muamelesiyle karşı karşıya kalıyor. Kürtlere ve Kürt nüfusa dair, Kürtçeye dair ne varsa saldırıp yok etmeye çalışan bir anlayışla, bir çete anlayışıyla karşı karşıyayız. Kürtçe tabelalar değiştiriliyor, yer isimleri değiştiriliyor, Kürtçe eğitim de yasaklanıyor. Kürtlerin evlerine, mallarına el koyan bir çete zihniyetiyle karşı karşıyayız. Eşyalar yağmalanıyor, sistematik olarak insanlık suçları işleniyor. Nerede yazıyor bütün bu söylediklerim? Birleşmiş Milletlerin raporunda, açıkladığı raporunda yazıyor” diye konuştu.

‘Yargılayın’ çağrısı

Raporda yer alan detayları paylaşan Oluç, raporda ÖSO’nun yaptığı işkence, kötü muamele, rehin alma ve cinsel şiddet yanı sıra zorla kaybetme eylemlerinin de yer aldığını dile getirdi. Bölgeden Kürtlerin “temizlenmek” istendiğini ifade eden Oluç, “Birleşmiş Milletlere çağrımız çok açıktır. Bu insanlık dışı suçları sadece raporlarınızda belirtmekle kalmayın, aynı zamanda etnik temizlik yapmak isteyen, demografik yapıyı değiştirmek isteyen bu anlayışın da yargılanmasını sağlamak uluslararası alanda gerçekten çok önemli bir durumdur” ifadelerini kullandı.

Efrîn’de kimsenin can ve mal güvenliğinin olmadığını dile getiren Oluç, “Bütün bunları konuşurken hani Avustralya merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsü var; açıklamış, dünyanın barış düzeyini değerlendirmiş tek tek ülkeleri ele alarak. Küresel Barış Endeksi’nde 163 ülke arasında Türkiye 147’nci sırada yer almış. Yani tabii ki böyle baktığımızda da aslında iktidarın bölge açısından barış nedeniyle gereken adımları atmadığını; tam tersine, bu konuda her türlü savaş adımının bir parçası olmaya devam ettiğini de vurgulamak istiyoruz” diye kaydetti.

ANKARA

#Oluç #Efrînde #ÖSO #eliyle #Kürtlere #karşı #savaş #suçu #işleniyor

Zürih’te tecrit protesto edildi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin protesto edildiği Zürih’teki eylemde, ‘Bugün Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen tecrit Ortadoğu’da halkların birlikte barış içerisinde yaşaması önündeki tek engeldir’ denildi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik sürdürülen tecride karşı İsviçre’nin Zürih kentinde eylem düzenlendi. Zürih Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin çağrısıyla Türkiye Konsolosluğu önünde yapılan eylemde İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S) adına Almanca basın metnini okundu.

Açıklamayı yapan Emre Aykuteli Abdullah Öcalan üzerinde 28 aydır sürdürülen tecride dikkati çekerek “Kürt halkı, Kürdistan halkı olarak Önder Apo’dan haber alamıyoruz. Önderliğimize karşı sürdürülen bu insanlık dışı tecritle Kürt halkına imha politikası devreye konulmak istenmektedir. Kürt halkı olarak devreye konan bu imha politikasına karşı tecrit işkencesine karşı alanlarda olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

CDK-S Eşbaşkanlık divanı adına eylemde konuşa Emrullah Bingül de uluslararası hukukta yeri olmayan tecrit işkencesine değinerek Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT), Avrupa Konseyi (AK), Avrupa devletleri ve ilgili kurumların kendi hukukunu hiçe saydığını söyledi. Devletler arası küçük çıkar ilişkileri dahilinde İmralı tecridinin görmezden gelindiğini söyleyen Bingül 2009 yılında Abdullah Öcalan’ın bir paradigmasıyla devreye koyduğu sürece değinerek “Başta Kürdistan olmak üzere Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanabileceğini sayın Öcalan bizlere göstermiştir. Bugün Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen tecrit Ortadoğu’da halkların birlikte barış içerisinde yaşaması önündeki tek engeldir. Abdullah Öcalan, barışın garantisidir. Bu devlet ve kurumların kendi çıkarları doğrultusunda tecride göz yumarak barış önünde engel olmalarını kabul etmeyeceğiz. Bizler bu devlet ve kurumları kendi hukukunu yerine getirmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

KCDK-‘nin tecride ilişkin bildirisinin okunduğu eylem 22 Temmuz’da Lozan kentinde Lozan Anlaşması’nın 100’üncü yılı ekseninde yapılacak olan merkezi yürüyüşe katılım çağrısı sonrası Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün talep edildiği sloganlarla sonlandırıldı.

Kaynak: ANF

#Zürihte #tecrit #protesto #edildi

Temelli’den Torba Kanun’a tepki: Yine yol mu yapacaksınız?

Genel Kurul’da tartışılan kanun teklifini eleştiren Yeşil Sol Parti Vekili Temelli, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2011’de sarf ettiği ‘yol yaptık’ sözlerini hatırlatarak, ‘Yine yol mu yapacaksınız?’ dedi

AKP tarafından Meclis Başkanlığı’na sunulduktan sonra Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen ve pek çok vergi artışını da beraberinde getiren Torba Kanun Teklifi, Genel Kurul’da tartışılmaya başlandı.

Teklife dair söz alan Yeşil Sol Parti Wan Milletvekili Sezai Temelli, “Bir çuval yasa ile karşı karşıyayız” dedi.

Deprem etiketi

Temelli, “Deprem dedikten sonra sanki her şeyi içine koymak mümkünmüş gibi bir anlayışla bu çuval yasa önümüze gelmiş durumda. Torbanın içine baktığımızda ise deprem ile ne kadar alakalı olduğunu incelediğimde belki de yüzde 20’si deprem ile alakalıdır. Bir deprem etiketi var ve sanki her şey mubahmış gibi bunun üzerinden konuşuluyor” diye kaydetti.

Bu durumun gerçeği yansıtmadığına dikkat çeken Temelli, “Deprem ne zaman oldu? 6 Şubat’ta. Şimdi Temmuz ayındayız. Aradan 5 ay geçmiş. Deprem konusunda hassas olmak kadar doğal bir şey yoktur. Depremin yaralarını sarmak için üzerimizde düşen her şeyi hep birlikte yapmak zorundaydık. Ancak Şubat ayında yapmak zorundaydık. Meclisi kapatmadan yapmalıydık. Meclis kapandı, seçimler geldi geçti. Şimdi geldik deprem yaralarını sarmaya. Bu gayri ciddi bir yaklaşımdır” dedi.

Yine mi yol yapacaksınız?

Teklifin depremin ötesinde seçim nedeniyle ortaya çıkan sonuçların ortadan kaldırılması için görüşüldüğünün altını çizen Temelli, “Türkiye; uzun zamandır bir ekonomik buhranın içinde. 21 yıl sonunda geldiğimiz yer derin bir ekonomik, siyasi buhran iklimidir. Bu siyasi ve ekonomik buharının üzerine Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi olarak adlandırılan yönetim anlayışı çok büyük maliyetler getirmiştir. Bu koşullarda gidilen seçimin de kazanılması adına her türlü seçim yatırımı fütursuzca hayata geçirilmiş ve şimdi de onu telafi etmek adına bu buhrandan çıkmak adına her türlü kaynak arayışına başvurulmaktadır” diye belirtti.

Daha önce alınan ve depreme dair önlem almak yerine başka yerlere harcanmasına da dikkat çeken Temelli, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2011’de sarf ettiği “yol yaptık” şeklindeki sözlerini hatırlattı. Temelli, “Şimdi tekrardan deprem vergileri alıyorsunuz. Bakan aynı bakan. Teknik aynı teknik. Acaba bu vergileri nereye harcayacaksınız? Yine yol mu yapacaksınız? Yine köprü mü yapacaksınız?” diyerek, tepkisini dile getirdi.

Ümük sıkma politikası

AKP’nin kaynak bulmak için özelleştirmeye gittiğine de dikkat çeken Temelli, bu durumun hata olduğunu ve tüm dünyanın bu hatadan vazgeçtiğini ancak AKP’nin bu hatayı sürdürdüğünü ifade etti.

Türkiye’nin borçlandığını dile getiren Temelli, “Üçüncü kaynak bulma yönteminiz daha var; bu da sizde ‘ümük sıkma’ politikasıdır. Artık insanların ümüğünü sıkıyorsunuz. Kim bunlar; emekçiler, kadınlar ve yoksullar. Sizin 20 yılda yaratığınız tahribatın sonucu budur” şeklinde konuştu.

Kürt sorununu çözemedikçe sıkışacaksınız

Türkiye’nin çok ciddi sorunlarının olduğunu dile getiren Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sorunların hepsi ekonomik değil. Büyük bir kısmı siyasi. Bu ülkenin cari, bütçe, tasarruf açığı var. Bu açıkları kapatmak adına aslında atılması gereken bütün adımlar siyasi stratejilerden geçiyor. Neden cari açığınız var? Çünkü izlemiş olduğunuz politikalar cari açığa neden oluyor. Neden bütçe açığınız var? Bütün bunların arkasında ne var diye sorduğumuzda en temel yapısal sorunlarınız yatıyor. Bu ülkenin çözmek zorunda olduğu ama çözmekten kaçındığı iki temel yapısal sorunu var. Bu iki sorunu çözemediğimiz sürece bu buhran dediğimiz, çöküş dediğimiz şeye sıkışıp kalacağız. Nedir bu sorunlar? Bir Kürt sorunudur. İki yoksulluk meselesidir. Bu iki mesele birbiri ile ilintilidir.”

Çözüm İmralı’da

Kürt sorunun barışçıl bir şekilde çözülmediği taktirde bu sorunların bitmeyeceğinin altını çizen Temelli, “Bu sorunların çözülmesi için ne zaman adım atsak bize saldırıyorsunuz. Kürt meselesinin çözümünü mutlaka birlikte üretmek zorundayız. Sorunlarımızın çözümünü orada burada değil tam da bu topraklarda aramalıyız. İmralı’da aramalıyız. Tecritle, hukuku yok sayarak, sürüklendiğimiz yer işte buhrandır. Evet, ekonomi konuşuyoruz. Ancak altındaki yapısal sorunu konuşmadığımız sürece bunları tekrar etmeye devam ederiz” şeklinde konuştu.

ANKARA

#Temelliden #Torba #Kanuna #tepki #Yine #yol #yapacaksınız

Meclis’te Kürt gazeteciler tartışması: Aranan keleş bulunamadı

AKP’li Murat Alparslan’ın Kürt gazetecilerin çantalarında ‘keleş’ taşıdığını ileri sürmesi ardından söz alan Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Oluç, yargılanan gazetecilerin tahliye edildiğini belirterek, ‘Aranan keleş bulanamadı’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti), Amed’de gözaltına alınıp tutuklanan ve 13 ay sonra hakim karşısına çıkarılan 15 gazeteciye ilişkin Meclis’e verdiği araştırma önergesi görüşüldü. Yeşil Sol Parti grubu adına Şirnex Milletvekilli Ayşegül Doğan söz aldı.

Konuşmasında Amed’de gözaltına alınıp tutuklanan 15 gazeteciye dikkari çeken Doğan, hazırlanan bir kitaba işaret ederek, bu kitap kapsamında Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Ömer Çelik’e soru gönderdiğini ve Çelik’in kısa bir yanıtla hikayesini anlattığı bilgisini paylaştı. Doğan, Çelik’in verdiği yanıtı Genel Kurul’da okudu.

‘Süreç bitince terörist oldum’

Çelik’in hikayesi şöyle: “Son yıllarda yaşananların tümü aslında 100’üncü yılına giren cumhuriyetin panoraması gibi. Kendi hikâyemden yola çıkarak son on yıla dair bir örnek vermek gerekirse, 2011 yılında AKP iktidarının onayıyla, Gülen cemaatinin kontrolündeki emniyet-yargı eliyle suç kapsamına sokulan haberlerimden dolayı örgüt üyeliği iddiasıyla yargılandığım KCK basın davasından bir buçuk yıl tutuklu kaldım. Hakkımızda fezleke hazırlayan polisler, bizleri yargılayan hâkimlerin bir kısmı bugün cezaevindeler ama davamız on bir yıldır sonuçlanmadı. O davada beni gazeteci olarak kabul etmeyen devlet, çözüm sürecinde bana sarı basın kartı verdi. Süreç iktidarın hesaplarıyla örtüşmeyip akamete uğratılınca sarı basın kartım iptal edilip devletin gözünde yeniden terörist oldum.”

Çelik’in çalıştığı kurumun kapısına Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kilit vurulduğunu, 3 kez gözaltına alındığını ve tutuklandığını belirten Doğan, hakkında ise en az 10 soruşturma açıldığını 4’ünün ise yargılamaya dönüştüğünü aktardı.

CHP’den AKP’ye ‘hayal görüyorsunuz’ tepkisi

Konuya dair söz alan CHP’li Onur Konuralp’ın ardından söz alan AKP’li Murat Alparslan, “Tutuklu Gazeteciler” tabirinden rahatsız oldu. Alparslan, AKP’nin inkar, ret ve asimilasyona karşı olduğunu ve her türlü özgürlüğün önündeki engelleri kaldırdığını iddia etmesi üzerine CHP Mereş Milletvekil Ali Öztunç, “Hayal görüyorsun, hayal” diyerek, tepkisini dile getirdi.

‘Keleş’ iddiası

AKP’li Alparslan, gazetecilerin sunum ve program yaptığı televizyonların PKK ve KCK’nin propagandasını yaptığını ve eylemleri meşrulaştırdığını ve bu nedenle mahkemeler tarafından erişime engellendiğini ileri sürdü. Bu nedenle soruşturmanın açıldığını öne süren Alparslan, “Bugün Kürt medyası üzerinde birtakım baskıların olduğunu ifade eden arkadaşımız, dün ve bugün yapılan savunmalarda sanıkların Kürtçe savunma yaptığını da söylemesini arzu ederdik. Hülasa hiçbir basın mensubu kendi görevini yapıyor olmaktan dolayı içeride tutuklu değildir. Biz bugün ‘tutuklu gazeteci’ diye ifade edilen pek çok kişinin sırt çantasında fotoğraf makinesi yerine keleş çıktı” iddialarında bulundu.

‘Gazetecilere haberleri soruldu’

Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, AKP’li Alparslan’ın sözleri nedeniyle “sataşmadan” söz talebinde bulundu. Söz alıp, AKP’li vekile tepki gösteren Oluç, gazetecilerin gözaltına alındığı esnada savcılıkta savcının sorduğu soru ve gazetecilerin verdiği yanıtlara dikkat çekerek, “Sorguda gazetecilere yaptıkları haberlere ilişkin sorular soruldu. Bunun için söylüyoruz; yaptıkları iş nedeniyle tutuklandılar. Başka bir soru yok. Yaptıkları iş gazeteciliktir ve gazetecilik dolasıyla tutuklanıyorlar. Ya bunlar hepsi tesadüfen Kürt gazeteciler. Mesele Kürt gazeteciler neden tutuklanıyor? Kürtler neden cezaevine atılıyor? Budur. Cezaevine atıldıktan sonra mahkemede savunma yapmak zorunda kaldıktan sonra bunu hangi dil ile yaptığı övünülecek bir şey değil” dedi.

Önerge, konuşmaların ardından oylamaya sunuldu. Önerge, AKP ve MHP oyları ile reddedildi. CHP’nin vergi adaletinin sağlanması için verdiği önergenin görüşüldüğü sırada tekrardan söz alan Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, AKP’li Alparslan’ın “keleş” iddiasını anımsattı ve gazetecilerin yargılandığı davanın duruşmasının sona erdiğine işaret ederek, “Aranan keleş bulunamadı, gazetecilerin tümü tahliye edildi” dedi.

ANKARA

#Mecliste #Kürt #gazeteciler #tartışması #Aranan #keleş #bulunamadı

İsveç’in NATO üyeliği: Erdoğan topu Meclis’e attı

İsveç’in NATO’ya katılımı ile ilgili AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis’i işaret ederek, ‘protokolü onaylayacak yer’ vurgusu yaptı

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi’nin ardından basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, NATO zirvesinde de geniş yer verilen Rusya-Ukrayna savaşına değinerek, “Savaşın faturasını sadece taraflar değil Avrupa’dan Afrika’ya, Asya’dan Balkanlara farklı coğrafyalardaki pek çok ülke ödüyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni başarıyla uyguladık. Savaş gemilerinin geçişine izin vermedik” dedi.

İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü onaylayacak yerin Meclis olduğunu da vurgulayan Erdoğan, “Türkiye, NATO’nun açık kapı politikasını desteklemiş bir ülkedir. İsveç’in üyelik süreciyle ilgili atılacak adımları tespit ettik. İsveç, üçlü muhtırada uygulanmasını içeren bir yol haritası sunacak. İsveç, Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesine ve vize serbestisine aktif destek verecek” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#İsveçin #NATO #üyeliği #Erdoğan #topu #Meclise #attı

SGDF davasında 7 kişiye tahliye

Tutuklu bulunan 9 SGDF üyesinin görülen davasında SGDF Eşbaşkanları Yaren Tuncer ve Okan Danacı dışındaki üyeler tahliye edildi

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eşbaşkanları Yaren Tuncer ve Okan Danacı, MYK üyesi Senem Pektaş, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Meclis üyesi Tanya Kara, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Parti Meclisi üyesleri Birkan Polat, Özge Doğan, Alev Özkiraz, Can Papila ve Deniz Bahçeci’nin tutuklu, Etha muhabiri Elif Bayburt ve Gençlik Komünlerinden Devrim Aktürk’ün “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuksuz yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşma öncesi adliyenin içinde ve dışında çevik kuvvet polisleri yerleştirildi. Duruşmaya, Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiyecilik ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası (Limter İş) Genel Başkanı Kanber Saygılı, Cumartesi Annelerinden Hanife Yıldız, Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV), ESP temsilcileri, gençlik örgütleri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

Duruşmada ilk söz alan SGDF Eşbaşkanı Okan Danacı, Suruç katliamında yaşamını yitirenleri anarak, savunmasına başladı. İddianamedeki her şeyin “doğru” olduğunu ifade eden Danacı, iddianamede suçlama konusu yapılan Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) protestosu, NATO toplantısı protestosu, 8 Mart yürüyüşleri gibi etkinliklere katılmanın suç olmadığını dile getirdi.

Ardından savunma yapan SGDF Eşbaşkanı Yaren Tuncer, SGDF’nin dünya görüşünün sosyalizm olduğunu ve gençlerden oluşan demokratik, şeffaf bir yapı olduğunu sözlerine ekledi. Tuncer, SGDF’nin eylemlerinin demokratik, şiddet içermeyen yasal ve barışçıl eylemler olduğunu vurguladı. Tuncer, SGDF olarak Suruç Katliamı için 8 yıldır mücadele ettiklerini de ifade etti.

Dosyada itirafçı olan Berfin Ayırkan’ın aynı ifadeleri nedeniyle hem tutuklu hem de tutuksuz yargılandığını belirten Tuncer, Ayırkan’ı tanımadığını, 2016 yılında Türkiye’den ayrıldığını öğrendiğini ve bu yıllarda yaşının küçük olduğunu SGDF’de örgütlü olmadığını belirtti.

Yapılan savunmaların ardından mahkeme heyeti SGDF Eşbaşkanları Yaren Tuncer ve Okan Danacı, dışındaki tutukluların tahliyesine karar verdi.

Mahkeme heyeti duruşmayı, 14 Eylül 2023 tarihine erteledi.

İSTANBUL

#SGDF #davasında #kişiye #tahliye

Bugün tahliye olacaktı: 30 yıllık tutuklu Şen’in infazı yakıldı

Yozgat 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde bulunan ve bugün tahliye olması beklenen 30 yıllık tutuklu Ali Şen’in infazı yakıldı. Cezaevi önüne giden Şen’in ailesi, verilen bilgi üzerine Mersin’e geri dönmek zorunda kaldı

Yozgat 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde bulunan tutuklu Ali Şen, bugün tahliye edilmesi gerekirken, İdare ve Gözlem Kurulu tarafından alınan kararla tahliyesi ertelendi. Yozgat Cezaevi önüne giden Şen’in ailesi kendilerine verilen bilgi üzerine Mersin’e geri dönmek zorunda kaldı.

1993’te Mersin’de gözaltına alınarak tutuklanan Şen, “Örgüt üyesi olmak” ve “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddialarıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezası verildi. Sırasıyla Meleti, Yozgat, Konya, Eskişehir, Tarsus Cezaevlerinde kalan ve son olarak Yozgat Cezaevi’nde bugün 30 yılını dolduran Şen’in tahliyesi keyfi gerekçelerle engellendi.

Yaşananlara tepki gösteren Şen’in oğlu İsmail Şen babasına “PKK’yi terör örgütü olarak görüyor musunuz?”, “Pişman mısınız”, “ Parti size şimdiye kadar ne verdi” gibi sorular sorularak infazının yakıldığını söyledi.

YOZGAT

#Bugün #tahliye #olacaktı #yıllık #tutuklu #Şenin #infazı #yakıldı

Gazetecilere tahliye kararının ardından açıklama: Gazeteciliği savundular

Gazetecilerin tahliyesinin ardından Diyarbakır Adliyesi önünde yapılan açıklamada, 13 aylık hukuksuzluğun son bulduğu belirtildi

Amed’de gözaltına alınan 15’i tutuklu 18 gazetecinin duruşmasında 15 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi. Tahliye kararı sonrası adliye önünde açıklama yapıldı. Açıklamada konuşan Avukat Resul Temur, 13 aylık tutukluluğun bugün itibariyle son bulduğunu söyledi.

Temur,” 13 ay boyunca durduğumuz yer değişmedi. 13 ay sonra ilk kez hakim karşısına çıktıklarında gazeteciliği savundular. Mesleki faaliyetlerinden, yargı tacizine rağmen geri adım atmadıklarını ilan ettiler. Bu süreç 13 ay sonra sona erdi. Bugün sadece gazetecilerin gazetecilik faaliyetinin yargılanmasına değil aynı dosyanın HDP’nin kapatılmasına malzeme yapıldığını da gördük. Gizli tanığın yalan yanlış ifade verdiğini ve bunun uzun tutukluluğa neden olduğunu da gördük. Gazetecilerin tahliye olması bizim için gurur verdi” dedi.

Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Milletvekili Mehmet Kamaç ise, halkın ve gazetecilerin üzerinde baskıların sürdüğünü söyledi. Kamaç, “Bugün görüldü ki siyasetçiler, gazetecilere yapılan operasyonların hukuki temeli yoktur. Bu kararla mutluyuz. Arkadaşlarımızın özgürlüğüne kavuşmasından mutluyuz. Gazetecileri cezaevinde karşılamaya gideceğiz” diye konuştu.

Açıklama alkış, zılgıt ve “Özgür basın susturulamaz” sloganlarıyla son buldu.

AMED

#Gazetecilere #tahliye #kararının #ardından #açıklama #Gazeteciliği #savundular

Muğla ve İzmir’de orman yangını

Foça ve Milas ilçelerinde orman yangını çıktı

Muğla’nın Milas ilçesi Boğaziçi Mahallesi ormanlık alanda yangın çıktı. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, yangına hem havadan hem de karadan müdahale ediliyor.

İzmir’in Foça ilçe merkezinde de bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

HABER MERKEZİ

#Muğla #İzmirde #orman #yangını

Baro askerler hakkında suç duyurusunda bulundu

Amed Barosu, Licê’de hayvanlarını otlattığı sırada askerlerin şiddetine maruz kalan yurttaşlara ilişkin suç duyurusunda bulundu

Amed Barosu, Amed’in Licê (Lice) ilçesinin Bêşiştê (Türeli) kırsal Mahallesi’ne bağlı Metmûr (Kalkanlı) mezrasında, 3 Haziran’da hayvanlarını otlattığı sırada askerlerin şiddetine maruz kalan yurttaşların başvurusu üzerine suç duyurusunda bulundu.

Baro, yaptığı yazılı açıklamada hukuki sürecin takipçisi olunacağı mesajını paylaştı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “3 Haziran 2023 tarihinde, Lice ilçesinde kolluk görevlileri olduğu belirtilen kişilerce işkence, insanlık dışı ve kötü muamele yasağını ihlal edici, hürriyetlerinden yoksun bırakılarak fiziki ve sözlü saldırıda bulunulduğu iddialarına ilişkin olarak mağdurların baromuza başvurusu üzerine ‘İşkence ve Kötü Muamele’, ‘Kasten Yaralama’, ‘Tehdit’, ‘Hakaret’ ve ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma’ suçlarından suç duyurusunda bulunuldu.”

Licê’de askerlerin çobanlara yaptığı işkencenin görüntüleri ortaya çıktı

AMED

#Baro #askerler #hakkında #suç #duyurusunda #bulundu