Ana Sayfa Blog Sayfa 194

Aynalı Köşk icradan satıldı: Kültürel mirasa darbe

Qers’in tarihi miraslarından Aynalı Köşk, MHP yönetiminden kalma temizlik şirketine olan borca karşılık satıldı

Qers’te MHP’li Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta döneminde temizlik şirketine olan borca karşılık icradan satışı yapılan Qers’in tarihi miraslarından Aynalı Köşk’ün satışı gerçekleşti.

MHP döneminde satılığa çıkarılan köşk ile ilgili daha sonra yönetime gelen Halkların Demokratik Partisi (HDP), mahkemeye başvurarak satışı durdurdu.

Ancak belediyeye kayyum atanmasının ardından davanın takip edilmemesi nedeniyle, tarihi köşk açık artırma yoluyla satıldı.

Satışı durdurmuştu

Kentin en önemli tarihi yapılardan biri olan Aynalı Köşk’ün satılmasına tepki gösteren görevden alınan Qers Belediye Eşbaşkanı Şevin Alaca, şunları söyledi: “Aynalı Köşk kentin kültür zenginliğinin en önemli sembollerinden biridir. Köşk, yüzyılı aşkın bir süredir her türlü tahribata rağmen ayakta kalmayı başarmıştı. Önceki dönem de belediyenin borçları nedeniyle icra işlemleri başlatılarak açık artırıma usulü ile satışı isteniyordu. Bu durumdan seçimlerden hemen önce haberdar olduk. Göreve başladıktan sonra da ilk olarak bu satışa itiraz ederek durdurulmasını ve kamu yararına tahsis edilmesini talep ettik. Sonrasında da Aynalı Köşk’te gerekli tadilatları yapıp Kültür Merkezi olarak hizmete açtık.”

Kültürel mirasa darbe

Köşkün satılmasını kentin kültür yapısına bir darbe olarak nitelendiren Alaca, “Ne yazık ki bir temizlik firması kendi alacaklarına mahsuben icra yolu ile Aynalı Köşk’ü aldı. Böyle bir satış için koruma kurulunun da izni gerekmektedir. Dolayısıyla tamamen usulsüz ve kentin kültürel yapısına darbe niteliğindeki bu satışın bir an önce durdurularak, kamu yararına tahsis edilmesi gerekiyor. Hem tarihi binaların korunarak bu tür satışlara konu yapılmaması açısından hem de kültürel mirasların korunarak kuşaklar boyu aktarılmasında bu satışın durdurulması gerekiyor” diye konuştu.

QERS

#Aynalı #Köşk #icradan #satıldı #Kültürel #mirasa #darbe

Emine Şenyaşar: Adalet gelmezse bakanlık önüne gideceğim

Emine Şenyaşar görülecek duruşmada adaletin sağlanmaması durumunda Adalet Bakanlığı önünde nöbetine devam edeceğini söyledi.

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021 tarihinde Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 840’ıncı gününde devam ediyor. Riha’nın Pirsûs ilçesinden adliye binası önüne gelen Emine Şenyaşar ile oğlu Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Milletvekilli Ferit Şenyaşar, “Şenyaşar Ailesi Adalet Köşesi” olarak adlandırılan alanda, “5 yıldır sadece adalet istiyoruz” pankartı açarak nöbetlerini sürdürdüler.

Bakanlığın önüne gideceğim

Nöbette konuşan Emine Şenyaşar, oğlu Fadıl Şenyaşar ile ilgili devam eden davanın 18 Temmuz’da Meletî’de görülecek duruşmasına değinerek, tüm sivil toplum örgütleri ve hukuk örgütlerine dayanışma çağrısında bulundu. Oğlu Fadıl Şenyaşar’ın tahliye edilmemesi halinde nöbeti Adalet Bakanlığı önüne taşıyacağını sözlerine ekleyen Şenyaşar, “2 yıldan fazladır adalet bekliyoruz. Kışın yağmuru ve soğuğunda, yazın kavurucu sıcağında burada adalet için oturduk. Tek isteğimiz adaletin sağlanması. Artık yeter, oğlumu bırakın, bizde evimize gidelim. 18 Temmuz’da oğlum bırakıldığı takdirde evime gideceğim. Eğer adalet sağlanmaz ise, nöbetimi Ankara’ya taşıyacağım. Ankara’da Adalet Bakanlığı’nın önünde nöbetimi sürdüreceğim” dedi.

Ailesine yönelik katliamın herkes tarafından bilindiğini ifade eden Şenyaşar, katliam faillerinin tutuklanmamasına tepki gösterdi. Hastane görüntü kayıtlarının ortaya çıkarılmadığını vurgulayan Şenyaşar, “Hastanede insan öldürülür mü? Ama bunlar öldürdü. Neden halen ceza almıyorlar, neden katiler yargılanmıyor?” diye sordu.

RİHA

#Emine #Şenyaşar #Adalet #gelmezse #bakanlık #önüne #gideceğim

Mêrdîn’de çiftçiler DEDAŞ hakkında suç duyurusunda bulundu

DEDAŞ’ın elektrik kesintilerine karşı Mêrdîn’de çiftçiler suç duyurusunda bulundu

Dicle Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi (DEPSAŞ), Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ve Dêrik (Derik) ilçelerinde onlarca mahallede günlerdir elektrik kesintisi uyguluyor. DEDAŞ’ın “bakım-onarım” adı altında gerçekleştirdiği ve günleri bulan kesintiler nedeniyle çiftçiler ve köylüler zor günler yaşıyor. Kesintilerin mısır ekim dönemine denk getirilmesi sorunu büyütüyor.

Çiftçiler bunun üstüne DEDAŞ hakkında suç duyurusunda bulundu.

Göçe zorluyorlar

Qoser Buğday Pazarı Başkanı Ahmet Kılıç, 10 gündür elektriksiz olduklarını, borcu olanın da olmayanın da elektriğinin kesildiğini söyledi. Kılıç, “Hastalarımız var, yatalaklarımız var. Hepsini ilçeye getirdik. Hastalıklarından dolayı oksijen kullanmaları gerekiyor. Bu zalimler ikide bir sabah saat 05.00’dan akşam 20.00’a kadar kesiyorlar. Bugüne kadar Işıklı’dan Çiçekli’ye kadar 12 direk dikmişler. Bir tanesi yolun ortasında 2 senedir duruyor. 2 yıldır bu halkı oyalıyorlar. Herkesin buraya gelmesini istiyoruz. Elektriğimizi verene kadar da bir yere gitmiyoruz. Yasal hakkımız neyse kullanacağız. DEDAŞ Müdürü Halil Homan izne ayrılmış. Telefonla arıyoruz cevap vermiyor. Milletvekillerine, kaymakamlara, valiye, büyük arazi sahiplerine ve ağalara cevap var ama bize yok. Varımız yokumuz bu ekindir. Mısırımızı da kuruttuktan sonra bize göç etmek dışında bir şans bırakmıyorlar” diyerek tepki gösterdi.

İflas noktasındayız

Çiftçilerden Mahsum Gümüş de, çiftçiliğin yok edildiğini dile getirerek, “Buğday 7 lira, mısır 4 liraya gidiyor. Bu şekilde devam ederse, devlet çiftçiyi iflas ettirecek. Zaten çiftçi ölmüş. Çiftçiye ne kalıyor. Elektrik, tohum, gübre, mazot fiyatları uçmuş. Ağaların elektrikleri var, yoksulların elektriği yok. Bu nasıl bir oyundur. Ne yapmak istiyorlar. Elimizden gelen her şeyi yapacağız, yeter artık” tepkisinde bulundu.

MÊRDÎN

#Mêrdînde #çiftçiler #DEDAŞ #hakkında #suç #duyurusunda #bulundu

Günay: Halk toplantılarımız başladı, eylülde kongreye gideceğiz

HDP ve Yeşil Sol Parti’nin yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında başladığı halk toplantılarına dair bilgi veren HDP Sözcüsü Ebru Günay, 8 bölgede toplantılar olacağını belirtti. Günay, her ne olursa olsun halka karşı demokrasi zaferi borçları olduğunu vurgulayarak, toplantıların herkese açık olduğunu belirtti

Mayıs ayında yapılan seçimler sonrası Halkların Demokratik Partisi ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) yeniden yapılan süreci kararı alarak sahaya indi. Merkezi düzeyde yapılan toplantıların ardından halk toplantıları başladı.

HDP Sözcüsü Ebru Günay partilerin yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında yürüteceği halk toplantılarına ilişkin parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

8 bölgede toplantılar olacak

Günay, seçimlerden sonra partilerinin hem seçimlerin muhasebesini yapmak hem de yenilenme ve değişim sürecini tamamlamak üzere yoğun istişare, değerlendirme toplantılarına başladıklarını söyleyerek, “Bugünden başlayarak 25 Temmuz’a kadar 8 bölgede bu tartışmaları halkımızla toplumun geniş kesimleriyle yapacağımız halk toplantılarıyla yürüteceğiz” dedi.

Çok yönlü krizler yaşanıyor

Günay, AKP-MHP iktidarlarının yarattığı çok yönlü krizlerin çözümsüz hale geldiğini, Türkiye toplumuna cehennemi yaşattığını söyledi. Türkiye’de iktidar gibi düşünmeyen tüm kesimlerin hedefte olduğunu belirten Günay, “İktidar, Kürtler, partimiz ve mücadele güçleri başta olmak üzere herkes için hak, hukuk, adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlüğü mumla aranır hale getirmiştir. Topluma her alanda derin bir sömürü ve kimliksizleştirme hali yaşatılıyor. Bu iktidar bütün pratikleriyle esas itibariyle halk düşmanı, Kürt düşmanı, kadın düşmanı olduğunu kanıtlamıştır” diye konuştu.

45 gün geçmeden zam yağmuru başladı

Seçim başarısıyla övünen AKP-MHP iktidarının topluma getirdiği tek şeyin zam, zulüm ve baskı olduğunu ifade eden Günay, “Seçimlerin üzerinden 45 gün geçmeden AKP doğrudan kendisinin sorumlusu olduğu bütün bu sorunların ve krizlerin faturasını halklarımıza kesti, kesmeye devam ediyor. Gece yarısı operasyonuyla başta en temel ihtiyaç malzemeler olmak üzere KDV artışıyla her şeye zam yapıldı. Bütün bunlar, iğneden ipliğe büyük zam yağmurunun, enflasyonun istikrarlı bir şekilde süreceği anlamına geliyor. Buna karşın iktidar yetkilileri utanmadan lütufmuş gibi memura, emekliye, asgari ücretliye yaptıkları zamdan bahsediyorlar. Verdikleri zamlar memurların, emeklilerin, asgari ücretlilerin cebine girmeden eriyor” şeklinde konuştu.

Tecridin suç olduğunu herkes biliyor

İmralı tecrit sistemine ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan haber alınamama durumuna da değinen Günay, “Peki gerçeği konuşan, konuşabilen var mı? Ağzını açan, itiraz eden herkes iktidar ve aparatı haline gelen yargının hışmına uğruyor. Bu yıkım ve kriz hali konuşulmasın diye baskı ve saldırılar derinleştiriyor. Bakın tüm toplumu ilgilendiren ve demokrasilerde yeri olmayan Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit durumu; özü itibariyle artık tüm topluma uygulanır oldu. Tecridi konuştuğu, evrensel ve ulusal yasaları hatırlattığı, ‘suç işlemeyin’ dediği için gazeteci Merdan Yanardağ önce iktidar medyası tarafından linç edildi, ardından jet hızıyla iktidar yargısı tarafından tutuklandı. Tecridi konuşmanın değil, tecrit uygulamanın suç olduğunu herkes çok iyi biliyor. Tecride ısrarın asıl nedeninin çözümsüzlükte ısrar etmek olduğunu tüm demokratik kamuoyu çok iyi biliyor” diye belirtti.

Günay’ın konuşmalarından satır başları şöyle:

Hukuk ayaklar altına alınmış durumda

“Gezi Davası tutuklusu Can Atalay, halkın iradesi gasp edilerek rehin tutulmaya devam ediliyor. Yine binlerce partilimiz, hukuksuz bir şekilde anayasa ve uluslararası sözleşmeler ayaklar altına alınarak rehin tutuluyor. Hiçbir demokrasi de bunun yeri yoktur. Kobanê Kumpas Davasında bütün evrensel hukuk ilkeleri ayaklar altına alınmış durumda. Yarın Diyarbakır’da bir yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunan 15 özgür basın emekçisi, ilk kez hakim karşısına çıkarılacak. AYM kararına rağmen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri her hafta polis şiddetine uğruyor, Emine Şenyaşar’ın adalet haykırışı devam ediyor.

Çözümü bizzat kendimizde arıyoruz

Türkiye’nin sürüklendiği bu derin yoksulluğu, hayat pahalılığını önüne konulan acı reçeteleri, yaşadığı hukuksuzlukları ve saldırıları tartışırken, hepimiz Türkiye’nin nasıl bu noktaya geldiğini sorgulamak zorundayız. Mevcut durumu değiştirmek, toplumu bu cendereden kurtarmak bizim sorumluluğumuz ve zaten yeni dönem tartışmalarımızı da bu eksende yürütüyoruz. O yüzden yakınmıyoruz, şikâyet etmiyoruz. Çözüm de biziz, güç de biziz. Çözümü bizzat kendimizde arıyoruz.

Halk toplantıları herkese açık

Halk toplantılarımız, mücadele kaygısı duyan, gidişattan rahatsız olan ve çözüme dair sözü olan herkese açıktır. Halk toplantılarımıza demokratik kurum temsilcileri, STK’lar, kadın örgütleri ve platformları, kanaat önderleri de davet edilecektir. Halk toplantılarından çıkan sonuçlar, 20 Temmuz 5 Ağustos tarihlerinde yapacağımız çalıştay ve atölyelerde bir kez daha ele alınacak, bu görüşler üzerinden konferans ve kongre süreci yürütülecektir. Bu tespit, öneri ve eleştiriler ışığında çalıştay ve atölyelerde alt başlıklarıyla birlikte örgütlenme modelimiz, siyaset biçimimiz ve siyasal genişleme hattımıza dair yol haritası belirlenecektir. Atölye ve çalıştaylarla yerelde bu tartışmaları yürüten arkadaşlarımızın yanı sıra, akademisyen, aydın, yazar, konunun uzmanı kişiler dahil edilecektir. Bu aşama tamamlandıktan sonra Ağustos’un ikinci yarısında genel konferansımızı toplayıp, bütün bu tartışmaları sonuca erdirmeyi ve nihayetinde de eylül başında kongremizi toplayarak bu süreçten çıkardığımız derslerle birlikte yolumuza devam edeceğiz.

Demokrasiyi zafere ulaştırma borcumuz var

Bugün HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın katledilmesinin ve cenazesinde yaşanan katliamın yıldönümü. Cenazesinde devletin gerçekleştirdiği katliamı hepiniz biliyorsunuz ve tarih sayfalarına kaydedildi bu katliam. Vedat Aydın cinayeti Kürt siyasetinin varlığına yönelik gerçekleştirilen ilk failli meçhul, aslında ilk faili belli cinayet olarak kayıtlara geçti. Bu mücadeleyi hedefine ulaştırmak, bu örgütü ve partiyi büyütmek, demokratik siyaseti zafere ulaştırmak başta Vedat Aydın olmak üzere yitirdiğimiz her bir insanımıza karşı borcumuzdur.

Tarihsel mirasın sorumluluğu üzerimizde

Bu nedenle başlattığımız sürece parti olarak çok büyük anlam yüklüyoruz. Her ne olursa olsun bu süreç partimiz açısından yenilenmenin, örgütsel atılımın, güçlenmenin, kazanımlarımızı büyütmenin vesilesi olacak. Partimiz ve halkımız her sıkıntılı süreçte bir anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır. Bizler, büyük mücadele birikiminin tarihsel bir mirasın sorumluluğuyla hareket ediyoruz ve bunun ağırlığını taşıyoruz. “

ANKARA

#Günay #Halk #toplantılarımız #başladı #eylülde #kongreye #gideceğiz

Çin’de anaokuluna saldırı : 6 ölü

Çin’in güneyinde bulunan Lianjiang kentinde bir anaokuluna yönelik saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti

Çin’in güneyinde bulunan Lianjiang kentinde bir anaokuluna yönelik saldırı düzenlendi.

Saldırı sonucunda 6 kişi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı. Lianjiang Belediyesi, saldırıda bir öğretmen, iki veli ve üç öğrencinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Açıklamada, saldırganın yakalandığı bilgisine yer verildi.

HABER MERKEZİ

#Çinde #anaokuluna #saldırı #ölü

300’den fazla mülteciyi taşıyan 3 tekne okyanusta kayboldu

Kanarya Adaları’na doğru yola çıkan ve 300’den fazla mültecinin olduğu 3 tekne Atlantik Okyanusu’nda kaybolduğu öğrenildi

Senegal’den ayrılarak Kanarya Adaları’na gitmek isteyen ve 300’den fazla mülteciyi taşıyan 3 tekneden haber alınamadığı öğrenildi. Reuters’te yer alan habere göre, Caminando Fronteras (Yürüyen sınırlar) adlı İspanyol sivil toplum kuruluşunun sözcüsü Helena Maleno, 15 gün önce Senegal’den İspanya’nın Kanarya Adaları’na doğru çıkan 3 teknenin Atlantik Okyanusunda kaybolduğunu söyledi.

Maleno, Senegal’in güneyindeki Kafountine bölgesi kıyılarından 15 gün önce hareket ettiği iddia edilen teknelerden birinde yaklaşık 200, diğer ikisinde 65 ve 60 kadar mülteci bulunduğu bilgisini paylaştı.

Geçen yıl en az bin 784 mülteci hayatını kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, 2022’de Kanarya Adaları’na ulaşmaya çalışırken 22’si çocuk en az 559 mülteci hayatını kaybetti. Caminando Fronteras’a göre, geçen yıl bu güzergahta hayatını kaybeden mülteci sayısı bin 784.

DIŞ HABERLER

#300den #fazla #mülteciyi #taşıyan #tekne #okyanusta #kayboldu

Çocuğa tecavüz davasında üçüncü defada da ‘mazeret’ ertelemesi

Çocuğa tecavüz suçundan yargılanan korucu Ramazan Babat’ın duruşması, avukatının mazeret bildirmesi nedeniyle 3’üncü kez ertelendi

Şirnex’in (Şırnak) Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Segirgê (Şenoba) beldesinde Mayıs 2022 tarihinde 16 yaşındaki S.G.’ye tecavüz eden korucu Ramazan Babat’ın, “Çocuğa nitelikli cinsel istismar” suçundan yargılandığı davanın 5’inci duruşması, Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Üç duruşmadır mazeret bildiriliyor

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, Aile ve Sosyal politikalar avukatı hazır bulunurken, sanık Ramazan Babat tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) bağlandı.
Üç duruşmadır savunma yapmak için ek süre isteyen sanık avukatı, bu duruşmaya da mazeret bildirip katılmadı. Dosyanın karar aşamasında olduğunu belirten mahkeme heyeti, mazeret nedeniyle bir sonraki duruşmayı 2 Ekim’e erteledi.

ŞIRNEX

 

#Çocuğa #tecavüz #davasında #üçüncü #defada #mazeret #ertelemesi

İran’da 24 yaşındaki Kürt siyasetçi katledildi

24 yaşındaki Kürt siyasetçi Payman Galvani, tutulduğu Urmiye İstihbarat Dairesi Gözaltı Merkezi’nde işkenceyle katledildi

İran’da rejim güçleri tarafından siyasi faaliyetleri nedeniyle 25 Haziran’da gözaltına alınan ve Urmiye İstihbarat Dairesi Gözaltı Merkezi’nde tutulduğu tek kişilik hücrede ağır işkenceler gören Kürt siyasetçi Payman Galvani (24), yaşamını yitirdi. Cezaevinde tek kişilik gözaltı odasında tutulan Galvani’nin, gözaltı süresi boyunca ailesi dahil hiç kimseyle görüştürülmediği belirtildi.

Pîranşar kentine bağlı Pasavi köyünden Kürt siyasi tutuklu Musa Esmaili (35) de 8 Temmuz’da yine Urmiye İstihbarat Dairesi’nde gördüğü işkenceyle katledildi. Esmaili, 7 Mayıs’ta siyasi faaliyetler nedeniyle gözaltına alındıktan sonra ne ailesiyle ne de avukatlarıyla görüştürüldü. Rejim tarafından işkence ile katledilen Esmaili için camide cenaze töreni yapılması da yasaklandı.

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün istatistiklerine göre; 2023’ün ilk 6 ayında İran rejimi tarafından 13’ü Kürt 20 tutuklu cezaevinde işkenceyle katledildi. Yine Hengaw’a göre; 2020’nin başından bu yana rejimin istihbarat merkezlerinde en az 20 Kürt, cezaevinde katledildi.

DIŞ HABERLER

#İranda #yaşındaki #Kürt #siyasetçi #katledildi

‘Büyük Kurdistan Konferansı’na doğru: Gücümüzü dünyaya yansıtabiliriz

Lozan Antlaşması’nı yüzüncü yılı dolayısıyla konferans verecek kurumlardan olan FEDA ‘nın Eşbaşkanı Demir Çelik, Kürtlerin örgütlü gücünün de harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi. Çelik ayrıca konferans öncesi bir miting yapacakları bilgisini de verdi

Birçok ülke arasında 24 Temmuz 1923’te imzalanan ve Kürtleri dört devlet arasında pay eden Lozan Antlaşması’nın yüzüncü yılı dolayısıyla açıklamalar sürüyor. Lozan Antlaşması ile Kürt-Türk tarihsel kardeşliğinin kaybedildiği tespitinde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan, “Toplumsal Lozan” vurgusuyla Lozan’ın güncellenmesi gerektiğini ve bununla hem Kürtlerin hem Türklerin kazanacağını belirtti.

500’ü aşkın katılımcı bekleniyor

Kürtler ise yüzüncü yılında İsviçre’nin Lozan kentinde imha ve inkara dayalı antlaşmayı masaya yatıracak. Bu temelde 24 Temmuz’da Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) öncülüğünde iki gün sürecek “Büyük Kurdistan Konferansı” düzenlenecek. Konferansa, dört parça Kurdistan’dan 56 siyasi parti, kurum, aydın, yazar, sanatçı ve akademisyenler ile Êzidî, Hristiyan, Alevi inançlarının yanı sıra bağımsız Kurdistani kurumlar davet edildi. Konferansa ayrıca Güney Afrika, Güney ve Latin Amerika, Yunanistan ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden sembol isimler de katılacak. Konferansa, davet edilen 500’ü aşkın kişinin katılması bekleniyor.

Yol haritası belirlenecek

Bu konferans ile Kürtlere dönük imha ve inkar konseptine karşı verilecek mücadelenin “Yol Haritası” belirlenecek ve konferansın sonuç bildirgesi ile kamuoyuna deklare edilecek. Konferansın düzenleyicilerinden Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Demir Çelik, konfransın önemine dair bilgi verdi. Çelik, konferansın birinci gününde Lozan’a gidilen süreci, tarihsel önemi ve Kürtlerin temsil edilmemesinin gerekçelerinin tartışılacağını belirtti. Aynı zamanda halklar açısından geçersizliğinin de anlatılacağını söyleyen Çelik, ikinci günde ise Lozan mağduru halklar ve inançlardan temsilcilerin anlatımlarıyla süreceğini kaydetti.

Kürtleri inkar ettiler

Uluslararası güçlerin ilkesel olarak ulusların kendi kaderini tayin etme hakkını savunmalarına rağmen Kürtler için bunu önemsemediklerini dile getiren Çelik, “Kemalist zihniyet, bunu fırsata dönüştürdü. İsmet İnönü, Kürtlerin temsilcisi sıfatıyla Lozan’a gönderildi. Ancak İnönü hem Kürtlerin haklarını savunma hakkına sahip biri değil hem de işleri manipüle ederek Kürtlerin haklarını inkar ederek Kurdistan’ın bir kez daha uluslararası sömürge olarak kalmasının imza altına alınmasında çok ciddi bir rol oynadı” şeklinde konuştu.

Katliamlara zemin hazırlandı

Kurdistan’ın dört parçaya bölünmesinin Lozan ile tescillendiğini ifade eden Çelik, bunun bir inkar, katliam ve soykırım anlaşması olduğunu vurguladı. Çelik, “Lozan Antlaşması’ndan alınan güçle, 1925’te Kemalist zihniyet Kürt medreselerini, Kürt Alevi ocaklarını kapatarak, Şark Islahat Planı’nı devreye koydu. Bunun öncesinde yaşanan Şêx Saîd direnişini ağır siyasal, sosyal, kültürel katliamlarla bastırarak, yüzlerce insanın idamına, katliamına neden oldular” ifadelerini kullandı.

Diplomasi yürüteceğiz

Lozan Antlaşması’nı hakların nezdinde mahkum ederek, halkların kardeşliğine dayanan bir mücadelenin startını vereceklerini belirten Çelik, “Uluslararası diplomasi yürüteceğiz, meşru uluslararası kurumlara, meşru haklarımızı taşıyan ve ikna eden bir çalışmanın içinde olacağız” diye belirtti.

Öz gücümüze dayanacağız

Çelik, şöyle devam etti: “Kendi sistemimizi ete kemiğe büründüreceğiz. Bizim oluşturmak istediğimiz sistem, devlet ve iktidardan uzak, kendi öz gücümüze dayalı Demokratik Konfederalist ilişkilerle, dört parçanın mevcut var olan ilişkisini ‘parça bütün’ ilişkisine dayalı harekete geçirmek istiyoruz. Bunu kongrelerle dört parça Kurdistan’da farklı kültürlerin, mezheplerin, inançların ve halkların mücadelesiyle, ortak talepleriyle bir statüye kavuşturmanın her türlü meşru yol ve yöntemlerini hayata geçirmeye çalışacağız.”

Konferans öncesi miting

Lozan’ın yüzüncü yılına girerken Kürt ulusal birliğinin elzem olduğunun altını çizen Çelik, konferans öncesi 22 Temmuz’da Lozan’da miting düzenleyeceklerinin bilgisini paylaşarak, “Gücümüzü İsviçre kamuoyuna ve dünya kamuoyuna yansıtabiliriz” dedi.

Haber: Esra Solin Dal / MA

#Büyük #Kurdistan #Konferansına #doğru #Gücümüzü #dünyaya #yansıtabiliriz

Dağ ve Er 53 gündür açlık grevinde

Hewlêr Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in başlattığı açlık grevi, 53’üncü gününe girdi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 2019 yılında tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklu bulundukları Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı 18 Mayıs’ta başlattığı açlık grevi 54’üncü gününe girdi. Dağ ve Er, keyfi arama, fiziki şiddet, hakaret ve tek tip elbise dayatmasının sona ermesini talep ediyor.

Dağ, 23 Haziran’da ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde sağlık durumlarının kötü olduğunu, hastanede doktor ve ilaç olmadığını, 10 gündür kendilerini kimsenin ziyaret etmediğini ve Er’in 20 kilo kendisinin ise 10 kilo kaybettiğini belirtmişti.

Her iki tutuklunun ailesi, çocuklarına yönelik artan baskıları kınayarak çocuklarına “sahip çıkma” çağrısı yapmıştı.

Kaynak: MA

#Dağ #gündür #açlık #grevinde