Ana Sayfa Blog Sayfa 205

Karataş’ın cenazesi Mêrdîn’de toprağa verildi

Besta bölgesinde başlatılan operasyonda çıkan çatışmada hayatını kaybeden HPG’li Kahraman Karataş’ın cenazesi toprağa verildi

Şirnex (Şırnak) merkez ve Sêrt’in (Siirt) Berwarî (Pervari) ilçeleri arasında bulunan Besta bölgesinde 2 Temmuz günü başlatılan askeri operasyonun devam ettiği 5 Temmuz’da çıkan çatışmada 2 HPG’li hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden HPG’lilerden Kahraman Karataş’ın (Bengîn Barmanî) cenazesi toprağa verildi.

Şırnak Devlet Hastanesi morguna kaldırılan cenazelerden birinin Karataş’ın olduğunun belirlenmesi üzerine, ailesinin verdiği kan örneğinin uyuşması ve teşhisin ardından cenaze dün aileye teslim edildi.

Edinilen bilgilere göre, Şırnak Devlet Hastanesi morgundan cenazeyi dün geç saatlerde teslim alan aile Mêrdîn’in Stewrê (Savur) ilçesine bağlı Barman kırsal mahallesine geçerek, dini vecibeleri yerine getirdikten sonra Karataş’ın cenazesini toprağa verdi.

Karataş için aile evinde taziye kuruldu.

MÊRDÎN

#Karataşın #cenazesi #Mêrdînde #toprağa #verildi

Marmara’da halk toplantıları başlıyor

HDP ve Yeşil Sol Parti, yeni döneme hazırlık kapsamında yarın Marmara Bölgesi’nde halk toplantılarının startını verecek

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 ve 28 Mayıs’ta gerçekleşen genel seçimler sonrası başlattığı yeniden yapılanma süreci devam ediyor. İl ve ilçe yönetimleriyle yapılan toplantıların ardından halk toplantılarının startı verilecek.

Marmara Bölgesi’de yapılacak halk toplantılarının ayrıntıları belli oldu. Toplantılar, 8-25 Temmuz tarihleri arasında yapılacak. Her iki partinin ortak komisyonu tarafından organize edilecek toplantıların ilki, yarın İstanbul’un Sultanbeyli ve Ümraniye ilçelerinde yapılacak. İstanbul’un 3 bölgesinde bulunan 39 ilçede ayrı ayrı toplantılar gerçekleştirilecek. İstanbul toplantılar, 22 Temmuz tarihine kadar sürecek.

Toplantılarda, seçim öncesi ve sonrasına dair eleştiriler ve öneriler alınacak. Ayrıca gelecek yıl yapılacak yerel seçimler de toplantıların başka bir gündem maddesi. Yerel seçimlere doğru giderken, 14-28 Mayıs seçimlerinde yaşanan eksiklikler ve yapılan eleştiriler göz önünde bulundurulacak. Ortaya çıkan öneriler ve görüşler doğrultusunda yeni döneme hazırlık yapılacak. Halk toplantılarının ardından ise, konferans ve kongre süreci başlatılacak.

İSTANBUL

#Marmarada #halk #toplantıları #başlıyor

Adalet Nöbeti 837’inci günde: Fadıl 5 yıldır hücrede, bu adalet?

Adalet Nöbeti 837’inci güne girerken, aile sanal medya hesabından Yılmaz Tunç’a seslenerek, ‘Babası ve 2 kardeşi katledilen Fadıl Şenyaşar 5 yıldır üstünlerin talimatı ile hala tek hücrede tutuklu! Adalet bu mu?’ diye sordu

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 837’nci güne girdi. Emine Şenyaşar’ın rahatsızlığı nedeniyle aile, nöbet eylemini bugün de Pîrsus’taki evlerinde sürdürdü.

Adalet Bakanı’na seslendiler

Aile, sanal medya hesabında ise Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a seslenerek, “5 yıl geçti. Hastane katliamını organize eden, kolluğun görevini yapmasını engelleyen kişinin dokunulmazlığı bitmesine rağmen hala tutuklu değil! Babası ve 2 kardeşi katledilen Fadıl Şenyaşar 5 yıldır üstünlerin talimatı ile hala tek hücrede tutuklu! Adalet bu mu?” diye sordu.

RIHA

 

#Adalet #Nöbeti #837inci #günde #Fadıl #yıldır #hücrede #adalet

Ömrü mücadele ile geçen Barış Annesi Akdoğan hayatını kaybetti

Wan’da ömrü mücadeleyle geçen Barış Annesi Xemê Akdoğan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

Wan Barış Annesi Meclis üyesi 85 yaşındaki Xemê Akdoğan 15 gündür tedavi gördüğü Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi Servisi’nde bu sabah hayatını kaybetti.

Normal servise alınmıştı

Akdoğan’ın sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine dün yoğun bakımdan normal servise alınmıştı ancak Akdoğan bu sabah saatlerinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Taziye Xaçort’ta kurulacak

Akdoğan’ın cenazesi dini vecibeleri yerine getirildikten sonra Karşıyaka Mahalle Mezarlığı’na defnedildi. Akdoğan’ın taziyesi Xaçort Mahallesi Sürmeli Sokak Merinos Cami’nde kabul ediliyor.

Yıllardır mücadele içindeydi

85 yaşında olan Akdoğan baskılar nedeniyle Şirnex’in ( Şırnak) Elkê (Beytüşebap) ilçesine bağlı Pîrosa (Bölecek) köyünden 1985 yılında Colemerg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesine bağlı Dotka köyüne göç etti. Baskıların sürmesi üzerine Akdoğan, bu kez 1997 yılında Wan’ın Rêya Armuşê (İpekyolu) ilçesine bağlı Xaçort (Hacibekir) Mahallesi’ne göç etti. Wan Barış Annesi Meclisi’nde mücadelesini sürdüren Akdoğan’ın birçok çocuğu ve torunu Kürt özgürlük mücadelesinde yer aldı.

Kimlik mücadelesi veren kadınlardan biri olan Akdoğan, gözaltına alındı, birçok kez darp edildi ve işkenceye maruz kaldı. Akdoğan, 8 Mart ve Newroz gibi toplumsal buluşmalarda hep en önde idi.

WAN

#Ömrü #mücadele #ile #geçen #Barış #Annesi #Akdoğan #hayatını #kaybetti

‘İntihar’ ettiği iddia edilen kadın: Ali beni attı

Yaşadığı binadan şüpheli bir şekilde düştükten sonra ağır yaralanan Kübra Y.’nin ailesi, kızlarının boşandığı Mehmet Ali Yurt tarafından yüksekten atıldığını söyledi. Aile, failin yargılanması için kadın kurumlarına destek çağrısında bulundu

Amed’in Sûr ilçesinde 4 Temmuz’da yaşadığı apartmanın 4’üncü katından şüpheli bir şekilde düşen 22 yaşında Kübra Y.,’nin itildiği belirtildi. “İntihar” girişiminde bulunduğu iddia edilen Kübra Y., düşmenin etkisiyle ağır yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştı.

Failin adını söyledi

Kübra Y.’nin ailesi, olaydan hemen sonra, kızlarının bir süre önce boşandığı Mehmet Ali Yurt hakkında şikayetçi oldu. Ailenin şikayet başvurusunda, Kübra Y.’nin şüpheli bir şekilde düştükten sonra çekilen görüntülerine de yer verildi. Olaydan hemen sonra olay yerine gelen yakınları tarafından cep telefonuyla kayıt altına alınan görüntülerde Kübra Y., boşandığı Mehmet Ali Yurt tarafından atıldığını söylüyor. Görüntülerde Kübra Y., kendisine yardım edilmesini ve 3 çocuğuyla tehdit edildiğini belirtiyor.

Aile soruşturma süreci için görüntüleri paylaşmazken, kızlarının “intihar” iddialarını reddederek, kızlarının Mehmet Ali Yurt tarafından binadan atıldığını belirtti.

Mahkeme günü ‘düştü’

Aileden verdiği bilgiye göre, 5 yıldır Mehmet Ali Yurt ile evli ola Kübra Y., gördüğü şiddet nedeniyle kısa bir süre önce boşandı. 3 çocuğun velayeti Ali Yurt’a verilirken, Kübra Y. bu kez çocuklarıyla tehdit edildi. Çocukları için dini nikahla Mehmet Ali Yurt ile yaşamaya mecbur bırakılan Kübra Y., şiddet görmeye devam edince çocuklarını alıp ailesinin yanına dönmek için velayet davası açtı. Velayet davası için mahkemeye gideceği gün, yaşadığı evin 4’üncü katından şüpheli bir şekilde düştü.

Ailesi de yanındaydı

Kızının durumuna dair konuşan baba E.Y., kızının evlendiği günden bu yana şiddet gördüğünü aktardı. Baba E.Y., “Saat 08.30’da kızımla konuştum, velayet için mahkemeye gideceğini söyledi. Mahkemeden çıktığı gibi bana haber vermesini söyledim çünkü ona bilet alıp eve gelmesini sağlayacaktım. Kızım o gün komşularını, ‘Eğer bir gürültü duyarsanız lütfen yanıma gelin’ diye uyarıyor. Daha sonra kızım evden çıkıyor, eşi ve kayınbabası da peşinden gidiyor. Bir gürültü oluyor, komşu kadın yaşlı olduğu için yetişene kadar kızımı atıyorlar. Daha sonra Ali Yurt’un annesi gelip çocukları alıp gidiyor. Ambulans geliyor, ambulansın kapısında kızıma, ‘Eğer adımızı verirsen çocuklarını öldürürüz’ diye tehdit ediyorlar. Şuan kızım yoğun bakımda” diye belirtti.

Komşular korkudan ifade vermiyor

Olaydan sonra Kübra Y.’nin 5 yaşındaki çocuğunun “Annem kendini attı” söylemesi için baskı gördüğünü dile getiren baba E.Y., intihar algısı yaratılmasına tepki gösterdi. Baba E.Y., “Kızım düşmeden önce tutunmaya çalıştığı anlaşılıyor. Elbisesi yırtıktı. Düşmemek için uğraşıyor. Sırt üstü düşmüş, kendisini atsa böyle düşemez. Olayı görenler var, hatta düştükten sonra yerdeyken ona tekme atıldığını görenler var. Ancak bu görgü tanıklarının anlatımları dikkate alınmıyor, bir çocuğun anlatımları dikkate alınıyor. Komşular da ifade vermiyor çünkü o aileden korkuyorlar. Aile herkesi öldürmekle tehdit ediyor. Polis de bir şey yapamıyor” diye konuştu.

Kadın kurumlarına çağrı

Olayın peşini bırakmayacağını dile getiren baba E.Y., “Kadın kurumları yanımızda olsun. Benim kızımın kurtulması bile bir mucize olacak. Adalet yok, hakim ve savcılar nasıl bu faili bıraktılar, bu erkek nasıl elini kolunu sallayarak dışarı çıkıp dolaşıyor?” diye sordu.

Sürekli şiddet görüyordu

Kübra Y.’nin amcası E.A. ise, yeğeninin daha önce de öldürülmeye çalışıldığını belirterek, “Eşi bir kaç aydır uyuşturucudan kaynaklı cezaevindeydi. Boşanmak için mahkemeye gidiyor, vücudunda darp izleri var. Defalarca başvuruda bulundu ama hiçbir şey yapılmadı. Son bir yıldır şiddet boyutu arttı. Hukuk karşısında yargılanmasını istiyoruz” diye konuştu.

Haber: Eylem Akdağ / MA

#İntihar #ettiği #iddia #edilen #kadın #Ali #beni #attı

AKP’li belediye iki camiyi satışa çıkardı

AKP’li Bayrampaşa Belediyesi’nin, 90,8 milyon TL’lik vergi borcuna karşılık ilçedeki iki camiyi satışa çıkardığı ortaya çıktı

AKP’li Bayrampaşa Belediyesi, 90,8 milyon TL’lik vergi borcuna karşılık ilçedeki iki camiyi satma kararı aldı. BirGün gazetesinden İsmail Arı’nın haberine göre, Bayrampaşa Belediye Meclisi’nin temmuz oturumunda Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün teklifi görüşüldü. Teklifte, belediye ile belediye şirketi Baypaş’ın toplam 90 milyon 817 bin TL’lik vergi borcu olduğu bildirildi.

Taşınmazlar cami çıktı

Bu borca karşılık mülkiyeti belediyeye ait olan iki taşınmazın, Hazine’ye devredileceği ve vergi borcunun silineceği kaydedildi. Ancak, AKP’li belediyenin borcuna karşılık devredeceği 792 metrekare büyüklüğündeki taşınmazın üzerinde Ulubatlı Hasan Camii, 4 bin 933 metrekare büyüklüğündeki taşınmazın üzerinde ise ilçenin en büyük camilerinden biri olan Kocatepe Ulu Camii bulunuyor.

Karara tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Ahmet Çapık,  taşınmazların satışının yanlış bir uygulama olduğunu borç ödemenin hülle yolu olduğuna dikkat çekti. Belediyenin kötü yönetildiğini söyleyen Çapık, “Umarım seçimlere kadar belediye binasını da borç karışlığında vermezsiniz” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

 

#AKPli #belediye #iki #camiyi #satışa #çıkardı

Moskova’dan Washington’a İHA yanıtı

Rusya Savunma Bakanlığı, Amerika’nın, ‘Rus savaş uçakları, Suriye hava sahasında İHA’larımızı taciz etti’ açıklamasına cevap vererek, bir koalisyon uçağının Rusya-Suriye tatbikat sahasını ihlal ettiğini belirtti

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) suçlamalarına karşı açıklama yapan Rusya Savunma Bakanlığı, Washington liderliğindeki Uluslararası Koalisyonu’na ait bir uçağın Suriye-Rusya hava kuvvetleri tatbikat sahasını 5 kez ihlal ettiğini belirtti.

Önceki gün açıklama yapan CENTCOM komutanlarından Alex Greenwich, Rus savaş uçaklarının protokollere aykırı davranarak, “İHA’ların önüne paraşütlü aydınlatma bombası bırakarak kaçış manevraları yapmaya zorladı. 24 saatte iki defa tacizde bulunmuştur” demişti.

Kaynak: ANHA

#Moskovadan #Washingtona #İHA #yanıtı

İmralı için ailelerden görüş başvurusu

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile tutuklular Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın aileleri, görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ile İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan ve 2 yılı aşkın bir süredir haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile vasisi Mazlum Dinç, görüşme talebiyle Burca Cumhuriyet Başsavcılığı ile İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvuru yaptı. İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ile Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin de görüşme talebiyle her iki yere başvuruda bulundu.

Yasağa dair bilgi yok

Avukatların, müvekkilleri Abdullah Öcalan’la görüşmek için haftada iki kez olmak üzere yaptığı başvurulara olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmiyor. Avukatlar, 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, görüşmeye engel olarak Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı, 18 Ağustos’ta verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Aileye de görüş yasağı

Aile görüş yasağı ise, 18 Kasım 2021’de son bulmasına rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı görüş başvurularına herhangi bir yanıtın verilmemesi nedeniyle avukatlar, 28 Mart 2022’de bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulunarak, aile ziyaretleri önündeki hukuka aykırı tüm engellerin kaldırılması ve aile görüşünün yapılmasını talep etti. 29 Mart’ta yanıt veren hakimlik, başvuruyu reddetti. Hakimlik, ret gerekçesinde ise Öcalan hakkında yeniden verilmiş bir disiplin cezasının olduğunu, bu nedenle görüşmenin olamayacağını ileri sürdü.

Hakimliğin ret kararında, “Bütün başvurucular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 3 Şubat 2022 tarihinde disiplin cezası olarak 3 ay aile ziyaretinden yoksun bırakma cezası verildiği ve 21 Şubat’ta kesinleştiği gerekçesiyle talep reddedildi” denildi.

AYM başvurusuna yanıt yok

Avukatlar, hakimliğin ret kararı üzerine 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti. AYM, bu başvuruya ise henüz yanıt vermiş değil.

Yasağa itiraz edildi

Öte yandan Asrın Hukuk Bürosu avukatları, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklular hakkında verdiği 3 aylık aile görüş yasağı 7 Haziran tarihinde son bulmasının ardından tekrar görüşme başvurusunda bulundu ve aile görüşleri için koyulan tüm engellerin kaldırılmasını, varsa yeni disiplin cezalarının taraflarına iletilmesini talep etti. Hakimlik, avukatların yaptığı başvuruyu reddetti. Hakimlik, ret kararına “disiplin cezalarının halen sürdüğü” gerekçesini gösterdi. Avukatlar, bunun üzerine 15 Haziran’da Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu.

Yapılan itiraza 23 Haziran’da cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklularla ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Mayıs’ta 3 aylık yeni bir disiplin cezası verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.

Süre dolmadan ceza üstüne ceza

Abdullah Öcalan’a verilen 3 aylık aile görüş yasağı 15 Eylül’de sona erdi. Asrın Hukuk Bürosu avukatları, yasağın sona ermesi sonrası 16 Eylül’de Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na görüş başvurusu yaptı. Ancak başvuruya herhangi bir yanıt verilmedi. Avukatlar, bunun üzerine 23 Eylül’de Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvuruda bulunarak, aile görüşünün yapılmasını talep etti. Bursa İnfaz Hakimliği, 5 Ekim’de yapılan başvuruyu reddetti. Hakimliğin ret gerekçesinde, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 9 Eylül’de verilen 3 aylık disiplin cezası iddiasıyla verilen aile görüş yasağının 28 Eylül’de kesinleştiğini ileri sürdü.

Telefon görüşmesi kesildi

24 yıldır İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırılmıştı. Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan ile yine telefonla görüşmüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurmuştu.

Son 8 yıl içerisinde Asrın Hukuk Bürosu tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan başvurulardan 23’üne ilişkin Adalet Bakanlığı’ndan görüş istendi. Bakanlık, avukat yasakları, aile disiplin yasakları, telefon hakkı, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde İmralı’daki yasaklara ve benzer pek çok konuya dair AYM’ye görüş sundu.

Bakanlığın, avukat ve aile görüşlerinin engellenmesine dair yapılan başvuruya dair 24 Mart’ta AYM’ye sunduğu görüşte, İmralı’da “kötü muamelenin” olmadığını, görüşmelerde “elde olmayan sebeplerden” dolayı aksaklıklar yaşandığını ve bu durumun “makul” olduğunu ileri sürdü.

AYM’ye, İmralı’daki OHAL sonrası engellemelere dair görüş bildiren Adalet Bakanlığı, bu kez hükümetin “Öcalan No.2” kararındaki argümanları “AİHM’in tespitleri” olarak mahkemeye sundu. Avukatlar ise, bakanlığın tecridi meşrulaştırmak için AİHM kararını tahrif ettiğini belirtti.

HABER MERKEZİ

#İmralı #için #ailelerden #görüş #başvurusu

Gazeteci örgütleri: Halk gazetecisine sahip çıkmalı

Bir yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunan gazetecilerin 11 Temmuz’da görülecek duruşması için dayanışma çağrısında bulunan gazeteci meslek örgütleri, halkın gazetecilere sahip çıkma çağrısında bulundu

Amed merkezli 8 Haziran 2022 tarihinde yapılan ev ve işyeri baskınlarında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 15’i tutuklu 18 gazeteci, 11 Temmuz’da ilk kez hakim karşısına çıkacak. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle “örgüt üyesi olmak” suçlaması yöneltilen gazetecilerin ilk duruşması Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Gazeteci örgütlerinin yanı sıra çok sayıda hukuk ve sivil toplum örgütünün de duruşmayı takip etmesi bekleniyor.

Gazeteci örgütleri, gazetecilerin tutukluluk sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, 11 Temmuz’da görülecek duruşmaya katılım çağrısında bulundu.

İktidar eliyle toplumun hakikati öğrenmesi istenmiyor

DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, iktidarı rahatsız eden her haberin tehdit olarak görüldüğünü belirterek, Kürt gazetecilerin de bu nedenle 1 yılı aşkın bir süredir tutuklu olduğunu söyledi. Ayrıca Türkiye’de şuan 200’ün üzerinde gazetecinin benzer nedenlerle yargılandığına dikkat çeken Eren, “İktidar eliyle toplumun hakikati öğrenmesi istenmiyor. Sadece iktidarın söylediklerinin duyulması isteniyor. Neredeyse her gün bir habere ya erişim engeli getiriliyor ya da dava açılıyor. Bu normal bir durum değil. Kürt gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamalar ile toplumu habersiz bırakmak isterken, bölgede ne olup bittiğinin öğrenilmemesini istiyorlar. Eğer o gazeteci arkadaşlarımız olmasaydı, Van’da helikopterden atılan ve işkence gören o yurttaşları, Newroz’da öldürülen Kemal Kurkut’un vurulma anını öğrenemeyecek ve bunlar ‘terörist’ sayılacaktı” dedi.

Halk gazetecisine sahip çıkmalı

Gazeteci örgütleri başta olmak üzere tüm meslek örgütlerinin bu süreçte tutuklu gazetecilerle dayanışma içerisinde olması gerektiğini vurgulayan Eren, “Bu sorun sadece gazetecilerin sorunu değil. Sözünü ettiğimiz şey, haber, hakikat ve gerçeğin kendisi olduğu için tüm toplumu ilgilendiriyor. Hep halkın haber alma hakkından bahsediyoruz ya halkın haber alma hakkını sağlayacak olanlar gazeteciler değil, halkın kendisidir. O yüzden halk kendi haber alma hakkına ve gazetecisine sahip çıkmalıdır” çağrısında bulundu.

Bu bir cezalandırma yöntemidir

Gazetecilerin bir yıldan uzun bir süredir tutuklu olmalarına rağmen şu ana kadar duruşmalarının görülmediğini belirten MLSA Eş Direktörü Veysel Ok, bu durumun iktidarın bilinçli politikası olduğunu söyledi. İktidarın bu yöntemle gazetecilerin kendilerini savunma haklarını elinden aldığını dile getiren Ok, “Şimdi bir yıldır hakim karşısına çıkmamış ve kendilerine savunma hakkı imkanı verilmemiş gazetecilerden bahsediyoruz. Bu açıkça ayrı bir cezalandırma yöntemidir. Dava başlayınca hem avukatlar hem gazeteciler büyük olasılıkla o iddianamedeki suçlamaları yerle bir edeceklerdir. Hiçbir suçlamanın hukuki olmadığını ortaya çıkaracaklardır. Yargı ve devlet de bunu çok iyi bildiği için maalesef bunu çok sonraya verip, gazetecilerin hiçbir hukuki zemin olmadan çok uzun yıllar tutuklu kalmasına vesile oluyorlar. Bu da bir intikam ve cezalandırma yöntemidir” diye belirtti.

Kürt medyası her zaman hedefte

Kürt basınında çalışan gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamaların birçok nedeninin olduğuna değinen Ok, öncelikli nedenin Kürt sorunundaki çözümsüzlükle bağlantılı olduğuna işaret etti. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürt medyasının her zaman hedefte olduğunu vurgulayan Ok, “Son dönemlerde Kürt sorununda bir tıkanıklık yaşanıyor. Devlet, Kürtlerin kurduğu ve güçlü olduğu kurumlara yönelik ciddi bir baskı ve refleks gösteriyor. Sadece Kürt gazeteciler de değil, Kürt siyasetçiler, hak savunucuları, ekolojistler ve kadın hareketlerine de yargısal taciz uyguluyor. Bu tamamen devletin Kürtlerle olan ilişkisiyle ilgili bir durum. Örneğin ‘çözüm’ sürecinde siyasal iklim daha yumuşak olduğu için hiçbir dava, saldırı ve baskı haberi duymazken, Kürt sorununun tıkandığı dönemlerde devletin ilk hedefi tekrardan Kürt gazeteciler oluyor” şeklinde konuştu.

Gazeteciler bölgede gözümüz kulağımız

Kurdistan’da devlet eliyle yürütülen hak ihlallerinin yaşandığını söyleyen Ok, bu ihlallerin bölgede çalışan Kürt gazeteciler aracılığıyla açığa çıktığının altını çizdi. Bu nedenle Kürt gazetecilerin iktidarın hedefi haline geldiğini belirten Ok, “Bizim bölgedeki kulağımız ve gözümüz o gazeteciler. Orada ne olup bittiğini, polislerin sokakta yaptıkları hak ihlalleri ve karakolda yaptıkları işkenceleri Kürt gazetecilerden öğreniyoruz. Devlette bunun farkında olduğu için hedefe de Kürt gazetecileri koyuyor” diye konuştu.

Ok, iktidarın Kürt sorununu bir kırmızı çizgi haline getirdiğini, bu çizgiyi aşanların ise en başta “yargısal taciz” ile tehdit edildiğini ifade etti. Kürt gazetecilerin tutuklanmasını örnek veren Ok, iktidarın tutuklamalar ile topluma gözdağı verdiğini söyledi. Merdan Yanardağ’ın tutukluluğunu da örnek veren Ok, Kürt sorununa değinen herkesin kırmızı çizgi aştı denilerek tutuklandığını söyledi.

Dayanışma çağrısı

Toplumda tutuklamalara karşı dayanışma duygusunun var olduğunu söyleyen Ok, bu dayanışma halinin büyütülerek sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi. Ok, tutuklu gazetecilerin 11 Temmuz’da görülecek duruşması öncesinde tüm toplumsal örgütleri adliye salonunda yer almaya davet ederek, “11 Temmuz’da görülecek duruşmaya bu örgütlerin katılımı çok önemli. Çünkü mahkemede ki hakimin gazeteci arkadaşlarımızın yalnız olmadığını bilmesi ve hissetmesi gerekiyor” diye seslendi.

Haber: MA / İbrahim Irmak

 

 

 

#Gazeteci #örgütleri #Halk #gazetecisine #sahip #çıkmalı

Mor Çatı deprem raporu: Kadınların ihtiyaçları giderilmedi, şiddet sürüyor

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, deprem bölgelerinde kadınların yaşadıklarına dair hazırladığı raporu yayınladı. Buna göre, depremin ardından geçen 5 ayda kadınların temel ihtiyaçları giderilmediği gibi, eksik hizmetler sonucu kadınlara yönelik şiddet de devam ediyor

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, “Depremden Etkilenen Bölgelerde Kadınların Şiddetten Uzaklaşma Deneyimleri ve Destek Mekanizmaları” raporunu paylaştı. Rapor, Mereş ( Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremin ardından vakıf üyelerinin ve bölgede kadınlara destek veren sivil toplum örgütlerinin deneyimlerinden hazırlanırken, raporda kadınların yaşadıkları sorunlar belirtildi. Raporda, kadınların insani yardım, sağlık ve güvenlik başta olmak üzere birçok hak ihlali ile karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Çadırlarda istismarı önleyici bir çalışma yok

Raporda, birçok temel ihtiyacın dahi karşılanmadığı ifade edilerek, “Çadır kentlerdeki yaşamın mahremiyeti ortadan kaldırması, düzenli sistemli bir bilgilendirme ve müdahalenin olmaması gibi nedenlerle bölgede olası kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı durumlarına ilişkin risklerin çalışanlar tarafından da tespit edilmesine rağmen, bu risklere ilişkin önleyici bir çalışma da henüz mevcut değil” denildi.

ŞÖMİN hizmetleri yetersiz

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Dilok (Antep) ve Mereş (Maraş) Şiddet Önleme İzleme Merkezi’nin (ŞÖNİM) depremden önce bulundukları binalarda hizmet verdiğinin belirtildiği raporda, “Adıyaman ŞÖNİM binası ağır hasarlı olması nedeniyle binanın hemen yanına yerleştirilen konteynırda hizmet veriyor. Ancak bu konteynırın ne çalışanlar için ne de oradan destek alan kadınlar ve çocuklar için güvenli ve temel insani ihtiyaçları karşılayacak şekilde oluşturulmadığını, can güvenliği riski altında çalışma yürütüldüğünü gözlemledik” denildi.

Kadına şiddet konusunda uzman eğitim yok

Bir diğer yandan Mor Çatı’ya başvuran kadınların deneyimleri, şiddet nedeniyle başvurduklarında barınma ihtiyacı olarak değerlendirilip destek alamadıkları yönünde olduğuna dikkat çekilen raporda, kadına şiddet ile ilgili uzmanlık konusunda önemli sorunlar olduğu belirtildi.

Şiddet görmezden geliniyor

Raporda, deprem sonrası oluşturulan destek mekanizmalarının olası şiddet durumlarını hesaba katmadığı ve yetkililerin “Bu dönemde olmaz böyle bir şey zaten” bakış açısıyla hareket ederken kadınların deneyimlerinin deprem döneminde de kadına yönelik erkek şiddetinin devam ettiğini gösterdiğine işaret edildi.

Eksiklikler şiddeti devam ettiriyor

Kadınların depremden önce olduğu gibi depremden sonra da şiddet tercih edilerek uygulandığı halde, şiddetin nedeni olarak psikolojik sorunların gösterildiğini paylaştıklarının aktarıldığı raporda, deprem bölgesindeki koşulların ve kurumlardaki eksikliğin kadınların şiddete maruz kalmaya devam etmesine nasıl zemin hazırladığını ortaya koyduğu vurgulandı.

Mülteci kadınların sorunları çok yönlü

Raporda yine mülteci kadınların durumuna da yer verilerek, tercüman eksikliğinin en büyük eksik olduğu ve bu yüzden birçok kadının uğradığı şiddeti dile getiremediği ifade edildi. Raporda, “Bu durum, göçmen kadınlar için mevcut olan katmanlı sıkışıklığın bir örneğini ortaya koyuyor. Depremin yarattığı duygusal ve fiziksel olarak yıkıcı etkiye rağmen kadınlar maruz kaldıkları şiddetten uzaklaşma sürecinde kendi güçlerini ve alternatiflerini bu koşullara rağmen de üretmeye devam etti” denildi.

Cezasızlık en büyük engel

Raporun sonuç bölümünde ise aradan geçen 5 aya rağmen kadınların temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığının görüldüğü belirtilerek, “İhtiyaç temelli ve toplumsal cinsiyete duyarlı destek mekanizmalarının eksikliği, hizmet standardının olmayışı ve kötü uygulamaların herhangi bir yaptırımla sonuçlanmaması kadınların ihtiyaç duydukları desteklere erişmeleri önünde her zaman engel oluşturuyor” denildi.

Kaynak: NuJINHA

#Mor #Çatı #deprem #raporu #Kadınların #ihtiyaçları #giderilmedi #şiddet #sürüyor