Ana Sayfa Blog Sayfa 206

Amed Barosu gazetecilerin duruşmasını takip edecek

Amed Barosu Başkan Yardımcısı Mehdi Özdemir, gazetecilerin tutukluluğun cezalandırmaya dönüştüğünü ve 11 Temmuz’da görülecek duruşmayı yakından takip edeceklerini vurguladı

 Amed merkezli 8 Haziran 2022 tarihinde yapılan ev ve işyeri baskınlarında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 15’i tutuklu 18 gazeteci, 11 Temmuz’da ilk kez hakim karşısına çıkacak. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle “örgüt üyesi olmak” suçlaması yöneltilen gazetecilerin ilk duruşması Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Gazeteci örgütlerinin yanı sıra çok sayıda hukuk ve sivil toplum örgütünün de duruşmayı takip etmesi bekleniyor.

Amed Barosu Başkan Yardımcısı Mehdi Özdemir, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle 1 yılı aşkın bir süre sonra ilk kez hakim karşısına çıkmasını ve bu süreçte yaşanan ihlalleri değerlendirdi.

Tutukluluk cezalandırmaya dönüştü

Gazetecilerin faaliyetleri nedeniyle her dönem yargı tehdidine maruz bırakıldığına dikkati çeken Özdemir, tutuklulukların uzun bir sürece yayıldığını, bu durumun bir bütünen cezalandırma kararlarına dönüştüğüne dikkat çekti. “Kurdistan’da gazetecilerin mesleki faaliyetlerini icra etmesi yargı kıskacında” diyen Özdemir,: “Halihazırda 16 Haziran’dan beri tutuklu olan gazetecilerde de gördüğümüz üzere; soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildi, masumiyet karinesi yok sayıldı, adil olmayan bir yargılama süreci yürütüldü. İddianamede, mesleki faaliyetlerini icra eden gazetecilerin suç teşkil etmeyen meşru faaliyetlerinin suçlama konusu haline getirilerek, ‘yasadışı örgüt üyeliği’ suçu kapsamında yargılamaya sebebiyet verdiğini, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini görmekteyiz. Bir bütünen baktığımızda; gazetecilik mesleki faaliyetinin icra edilmesinin yargı tarafından suç olarak değerlendirildiği gerçekliğiyle karşı karşıyayız” dedi.

Halkın haber alma hakkı engellendi

Özdemir, gazetecilik faaliyetlerinin basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Özdemir, bu durumun Türkiye’de tam tersi şeklinde ele alındığı değerlendirmesinde bulundu. Mesleki faaliyetlerin “örgüt üyeliğine” gerekçe yapıldığına dikkati çeken Özdemir, “Burada, halkın haber alma hakkının keyfi bir şekilde, sürekli ve sistematik bir şekilde ihlal edildiği gerçekliğiyle karşı karşıyayız” diye konuştu. İktidarın “sindirme politikasının” yargıya da yansıdığını söyleyen Özdemir, “Yargı, iktidara muhalif olan kişilerin susturulması, sindirilmesi veya ceza tehdidiyle mevcut faaliyetlerini engelleyici ve caydırıcı bir politika üstlenmiş durumdadır. İktidara muhalif pozisyonda olan basın mensuplarına dönük yargının bir tehdit unsuru olduğunu bilmekteyiz” dedi.

Amed Barosu olarak tutuklu gazetecilerin soruşturma sürecini takip ettiklerini aktaran Özdemir, gazetecilerin mesleklerini icra edebilmeleri, basın ve ifade özgürlüğü ile haber alma hakkının sağlanması için 11 Temmuz’daki yargılama sürecinin takipçisi olacaklarını ifade etti.

Haber: MA / Müjdat Can

 

 

#Amed #Barosu #gazetecilerin #duruşmasını #takip #edecek

Cudî’nin eteklerinde pale orkestrası

Cudî Dağı eteklerinde kilamlar eşliğinde buğday biçen paleler, yüzyıllık bir kültürü yaşatmaya çalıştıklarını söylüyor

Hava sıcaklığının 40 dereceyi bulduğu Şirnex’te paleler (hasatçı), kilamlar eşliğinde buğday biçmeye başladı. Paleler, Cudî Dağı’nın eteklerinde bulunan ve biçerdöverlerin giremediği bahçelerde imece usulüyle buğday biçiyor.

Botan yöresinden kilamlarla bir orkestrayı andıran paleler, oraklarını aynı anda sallayarak buğday biçmeleriyle renkli görüntüler oluşturuyor. Dengbêj Rezanê Batû’nun seslendirdiği kilamlar eşliğinde biçilen buğdaylar, gençler ve kadınlar tarafından toplanıyor.

Yorulduğumuzu da hissetmiyorduk

Ekin biçme zamanı geldiğinde eskiden en az 100 kişiyle birlikte bir kişinin bahçesine girerek, buğdayı imece usulüyle biçtiklerini söyleyen Osman İrmez, “50 gün boyunca çevrede bulunan bütün arpa ve buğday tarlalarına girerdik, bitirene kadar çalışırdık. Bu kültürü sürdürmek için elimizden geleni yapıyoruz. Eskiden biçerdöver ve patos yoktu. Atlarla buğday ve arpayı öğütüyorduk. Eskiden sabahtan öğleye kadar sürekli dengbêj eşliğinde çalışıyorduk. Dengbêj eşliğinde çalıştığımız için yorulduğumuzu da hissetmiyorduk” diyor.

Tarlaları şenlik havasında biçerdik

Sabri Ülger ise bu kültürün yaşatılmasının önemine değiniyor: “Bu bize kalan bir kültürel mirastır ve yaşatmalıyız. İnsanlar bu şekilde yardımlaşarak ekinlerini hem erken hem de çok yorulmadan biçiyor. Köyde bir akrabamızın ya da bir yurttaşın ekin biçme zamanı geldiğinde komünal bir şekilde hepimiz yardım ederdik. Dengbêjler eşliğinde tarlalarımızı bir bayram ve şenlik havasında biçerdik. Teknolojiyle birlikte kadim Mezopotamya halkları arasında bu kültür yok olmaya başladı. Hepimiz sisteme bağımlı hale gelmişiz. Bu durumu aşmak için dayanışma kültürünü geliştirmeliyiz.”

Kültürümüz yok olma aşamasında

Mele Kasım Yiğit de 50 yıl öncesine kadar komünal ve doğal bir yaşamın söz konusu olduğunu vurgulayarak, “Komünal yaşam içerisinde tarla biçmeden tutalım, kış hazırlığı, odun toplamasından, hayvanlar için çalı toplanmasına ve çobanlığa kadar vardı. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu komünal yaşam yavaş yavaş gerileyerek yok olmaya başladı. Oysa komünal yaşamın temelleri Mezopotamya’da atıldı. Gelinen noktada ise bu kültürümüz yok olma aşamasındadır. Bunun nedeni de gelişen teknolojiyle başlayan savaşlardır. Bu şekilde coğrafya adeta delik deşik edilmiş ve komünal yaşam yok edilmiş. Eski bereket kalmamış. Nereden geldiğimizi unutmayalım, eğer unutursak, nerede olursak olalım bizler yok olmaya mahkum oluruz. Kültürümüze sahip çıkalım, çünkü kültürümüz varlığımızdır” diyor.

Paleliği kadın ve erkeklerin ortak bir şekilde yaptıklarını aktaran Şadiye Sümbül, “Erkekler ekin biçme işiyle uğraşırken, biz kadınlar da hem yemek işi hem de biçilen buğday ve arpaları bir alanda toplama işiyle uğraşıyoruz. Eskiden ekin biçme işleri yaklaşık bir ay sürüyordu ve keyifli geçiyordu. Elimizden geldiğince kültürümüzü yaşatmak istiyoruz” vurgusu yapıyor.

Haber: Zeynep Durgut – Mehmet Güleş / MA

#Cudînin #eteklerinde #pale #orkestrası

Newroz’a katıldı diye yurttan atılmıştı, AYM ‘hak ihlali’ dedi

AYM, üniversite kampüsünde Newroz kutlamasına katılan Bedran Ali Ertuğrul’un yurttan çıkarılmasında hak ihlaline hükmederek, tazminat ödenmesine karar verdi

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2016 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Newroz kutlamasına katılmasının ardından yurttan atılan Bedran Ali Ertuğrul adlı öğrencinin, Anayasa’nın 34’üncü maddesiyle korunan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Oybirliğiyle alınan kararda, Mahkeme’ye bireysel başvuruda bulunan Ertuğral’a 18 bin TL manevi tazminatın yanı sıra harç ve vekalet ücretleri için de 10 bin 194 TL ödenmesine hükmedildi.

Barınma imkanı elinden alındı

Ertuğrul’un Newroz etkinliğine katılmasının ardından kaldığı KYK yurdundan süresiz olarak çıkarıldığına dikkat çekilen kararda, Ertuğrul hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali talebiyle AYM’ye başvurduğu belirtildi. Yapılan değerlendirmede, Ertuğrul’un salt etkinliğe katılması nedeniyle barınma imkanının elinden alındığına, ifade özgürlüğü, maddi ve manevi varlığın korunması, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğüne dikkat çekildi. Kararda, Ertuğrul’un yurttan süresiz olarak uzaklaştırma kararına dikkat çekilerek, “Başvuruya konu müdahalenin kanunilik şartının sağlanmadığı anlaşıldığından Anayasa’nın 34’ncü maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüş düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir” ifadesine yer verildi.

Yeniden yargılama yapılacak

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini belirten AYM, ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına ve kararın bir örneğinin Ankara 10’uncu İdare Mahkemesine gönderilmesine, başvurucuya 18 bin lira manevi tazminat ödenmesine, 294,70 lira harç ve 9 bin 900 lira vekalet ücretinden oluşan 10 bin 194 liranın yargılanma giderinin başvurucu Ertuğrul’a ödenmesine oy birliği ile karar verdi.

Kaynak: MA

#Newroza #katıldı #diye #yurttan #atılmıştı #AYM #hak #ihlali #dedi

Kadın cinayetinde faile indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet

Boşanma aşamasında olduğu Remziye Yücel’i katleden Zeynal Yücel’e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi

Semsûr (Adıyaman) merkeze bağlı İmamağa ilçesinde 7 Mart 2022’de boşanma aşamasında olduğu Remziye Yücel’i katleden fail Zeynal Yücel’in yargılandığı davanın karar duruşması dün Adıyaman 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Fail Yücel’e “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilirken, cezada indirim uygulanmadı.

SEMSÛR

#Kadın #cinayetinde #faile #indirimsiz #ağırlaştırılmış #müebbet

Çorlu tren kazası: Hükümet sorumluları koruyor

Çorlu’da 5 yıl önce yaşanan ve 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasında aradan geçen zamanda acıları ve adalet arayışlarının bitmediğini belirten kazada oğlunu kaybeden Hüseyin Şahin, ‘Hükümet tarafından bunlar kollanıyor’ diyerek süren dava için dayanışma çağrısında bulundu

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinden İstanbul Halkalı’ya gitmek için hareket eden tren ve 8 Temmuz 2018 tarihinde Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi yakınlarında raydan çıkarak devrilen trende 7’si çocuk 25 kişi hayatını kaybetti, 328 kişi ise yaralandı. Aradan geçen 5 yılda ne ailelerin acıları dindi ne adalet yerini buldu.

Tek tutuklu da tahliye edildi

Kaza sonrası, yaşanan ihmallerden sorumlu tutulan TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü’ndeki 9 kişi hakkında “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” ve “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçlamalarıyla dava açıldı. Dosyanın tek tutuklu sanığı olan TCDD 1. Bölge Demiryolu Eski Bakım Müdürü Mümin Karasu, geçtiğimiz yılın Kasım ayında, avukatının yaptığı itiraz üzerine tahliye edildi.

Kazadan ne ambulansın ne devletin haberi vardı

Tren kazasında 18 yaşındaki oğlu Serhat Şahin’i kaybeden baba Hüseyin Şahin, acılarının hala taze olduğunu belirtti. Oğluyla en son trene binmeden önce telefonla konuştuğunu aktaran Şahin, “O an kızım aradı, trenden çıkmıştı. Kızım, ‘baba Serhat öldü’ dedi. Eşim de oradaydı, oğlumu bulmuş başında beklemişti. Hızlıca çıkıp gittik. Oraya giderken ambulansları arıyorduk. O zamana kadar ambulansın haberi bile olmamıştı. Kazadan ne ambulansın ne devletin haberi var. Kaza yerine geç ulaşıldı” dedi.

AFAD diye gelen bir şey bilmeyen çocuklardı

Yaralılara müdahalede yetersiz kalındığını söyleyen Şahin, “Yardım edecek ekip yoktu, makinaları yoktu, hiçbir şeyleri yoktu. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), genç çocuklara AFAD elbisesi giydirip, ellerinde hiçbir cihaz olmadan olay yerine göndermişti. Benim oğlumun üstündeki demiri kesmek için 3-4 saat kesim aletini beklediler. Madem taşımacılık adı altında TCDD kurumunu özelleştirmişsiniz; buradaki önlemleri niye almıyorsunuz? Belki o zaman yaşardı oğlumuz” diye kaydetti.

Asıl sorumlu TCDD müdürleri

3 gün sonra tekrar olay yerine gittiğini kaydeden Şahin, kazanın yaşandığı alandaki altyapının tamamlanmadan hızlı tren seferlerinin yapıldığını dile getirdi. “O treni eski tren olarak gösteriyorlar mahkemede. Mahkemeye gelen sanıklar hızlı tren koyduklarını söylemiyorlar” diyen Şahin, asıl sorumluların TCDD’nin müdürleri olduğunu söyledi.

Hükümet üst düzey yetkilileri kolluyor

Aradan geçen 5 yıla rağmen adaletin sağlanmadığına dikkati çeken Şahin, “Hükümet tarafından bunlar (üst düzey yetkililer) kollanıyor. Savcılarımız gerekli üst kademelere dokunamıyor. Aynı zamanda bunlar mahkemeye gelmesi gereken kişiler. Ama bir türlü getirtemedik. Temmuz ayının 19’unda mahkememiz var. Sorumlulardan bir kişi geçen yıl 40 gün cezaevinde yattı. O da mahkemeye gelmediğinden dolayı tutuklandı. Sonra cezaevinden çıktı” dedi.

Dayanışma çağrısı

Adalet mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Şahin, “Gerekirse Ulaştırma Bakanı’nın da soruşturmadan geçip ceza alması gerekiyor. Çünkü sorumluluk hepsine aittir” dedi. Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulunduklarını ifade eden Şahin, dosyalarının halen AYM’de beklediğini söyledi. Şahin, tüm kesimlere davaya dair duyarlılık çağrısı yaparak, “Bu ülkede yarın kimin başına ne geleceği belli olmuyor. O yüzden halkımız topluca o mahkemeye gelip, bir saat bize desteğini verse çok memnun oluruz. Bu mahkeme kararlarından çok daha önemlidir” diye konuştu.

Kaynak: MA

#Çorlu #tren #kazası #Hükümet #sorumluları #koruyor

İran’da bir kadın şarkı söyleme ‘yasağını’ camide şarkı söyleyerek protesto etti

İran’da bir kadın, kadınlara şarkı söyleme ‘yasağını’ İsfahan’da bir camide şarkı söyleyerek protesto etti

Geçtiğimiz yıl Eylül ayında saçı görüldüğü gerekçesiyle “Ahlak polisi” tarafından katledilen Kürt kadın Jîna Emînî’nin ardından başlayan ve rejime karşı protestolara dönüşen eylemler devam ediyor. Eylemlere karşı rejim özellikle kadınları hedef alarak baskı ve sindirme politikalarına ağırlık verirken, kadınlar ise direnmeye devam ediyor.

Şarkı yasağını protesto etti

Başta zorunlu baş örtüsü yasağı olmak üzere birçok yasağa karşı kadınların isyanı sürüyor. O yasaklardan biri de kadınların şarkı söylemesi. İsfahan’da bir kadın şarkı söyleme ‘yasağını’ şarkı söyleyerek protesto etti.

Güvenlik görevlisi engel olmaya çalışıyor

Bir kadının İsfahan’ın tarihi camilerinden birinde şarkı söylediği video sanal medya hesaplarından paylaşıldı. Görüntülerde, güvenlik görevlisi kadını durdurmaya çalışsa da kadın şarkı söylemeye devam ediyor.

https://twitter.com/AlinejadMasih/status/1677005994855915537?s=20

DIŞ HABERLER

#İranda #bir #kadın #şarkı #söyleme #yasağını #camide #şarkı #söyleyerek #protesto #etti

Katledilen Temer Temel soruşturmasında bir kişi daha tutuklandı

Evinin önünde silahlı saldırıyla katledilen Temer Temel’in ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında daha önce tutuklanan H.T. isimli kişinin abisi de tutuklandı

Şirnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Setkar köyünde 7 Mayıs 2023’te evinin önünde silahlı saldırıyla ağır yaralanan Temer Temel kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Başlatılan soruşturma kapsamında 27 Haziran’da gözaltına alınan H.T. isimli kişi, sevk edildiği mahkemede “Adam öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Soruşturma kapsamında H.T.’nin ağabeyi İ.T. de dün Wan’da gözaltına alındı. Elkê’ye getirilen İ.T., savcılık ifadesi ardından tutuklanma talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. İ.T., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

ŞIRNEX

#Katledilen #Temer #Temel #soruşturmasında #bir #kişi #daha #tutuklandı

‘Fransa’daki eylemler birikmiş toplumsal bir öfkenin sonucu’

Fransa’da Cezayirli Nahel’in polis tarafından katledilmesi sonrası başlayan protestoları değerlendiren Paris Cite Üniversitesi Öğretim Üyesi Selim Eskiizmirliler, eylemlerin devletin yıllardır siyahlara uyguladığı ayrımcı politikalarının öfkesi sonucu büyüdüğünü belirtti

Fransa’da 27 Haziran’da 17 yaşındaki Cezayirli Nahel M.’nin polis tarafından katledilmesinin ardından başlayan sokak eylemleri devam ediyor. Başkenti Paris’i çevreleyen bölgeler, Marsilya, Lyon, Toulouse gibi büyükşehirler başta olmak üzere birçok kentte yayılan protestoların şekli giderek değişiyor.

Yaşanan gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’nda (MA) Esra Solin Dal’a değerlendiren Paris Cite Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Dr. Selim Eskiizmirliler, eylemlerin toplumun yıllardır biriktirdiği bir öfkenin sonucu olduğunu söyledi.

Eylemler birikmiş öfkenin sonucu

Eylemlerin sadece Nahel’in ölümü üzerine oluşmadığını ifade eden Eskiizmirliler, bu isyanın yıllardır Fransa’da birikmiş olan bir “öfkenin” sonucu olduğunu vurguladı. Eskiizmirliler, “Bunun temel nedenini illa tanımlamak gerekirse, o da Fransa’nın sömürgecilik, hatta kölecilik döneminden bu yana gelen politikalarıdır. O dönemlerden bu yana sömürge bölgelerinden metropole gelmiş sömürge halklarına karşı uyguladığı sosyal, kültürel, politik ve ekonomik uygulamaların sonucudur” ifadelerini kullandı.

Devlet şiddetine karşı bir hat oluşturuldu

Fransa’daki “isyanın” Türkiye medyası tarafından bir göçmen hareketi gibi lanse edildiğini belirten Eskiizmirliler, “Bu bir göçmen isyanı değil. Bu esmer tenli çocukların isyanıdır. Gerek isyanın yayılmasında, gerek yaşanan şiddetin boyutları üzerinden tartışıldığında, isyanı yürüten aktörlerin, bir anda devlet şiddetine karşı bir direnme hattı oluşturması önümüzdeki sürece dair önemli mesajlar veriyor” dedi.

Adaletsizliğe karşı intikam alma hırsı var

Fransa’da yaşanan isyanın tarihsel arka planı olduğuna işaret eden Eskiizmirliler, “Hepsinin maruz kaldığı ortak bir adaletsizlik süreci ve buna karşı bir intikam alma hissi var. Fransız polisinin, mesela bir metro istasyonunda Genel Bilgi Toplama (GBT) taraması yapılırken beyazlar yerine siyah ve esmer tenlileri aramayı tercih ettiklerini, onları daha çok durdurduklarını görüyoruz. Arama esnasında maruz kaldıkları psikolojik ve fiziksel şiddet, BM ve AB İnsan Hakları Komisyonları tarafından tespit edilmiş. Dolayısıyla esmer ya da siyah tenli olduğunuzda, potansiyel bir kriminalize vaka olarak gözlemleniyorsunuz” diye konuştu.

Teknolojinin, egemenleri iktidar haline getirdiği gibi onu yıkma konumuna getirme gücüne de sahip olduğunu söyleyen Eskiizmirliler, “Polisin Nahel’i öldürürken çekilen video olmasaydı, bu hareket bu kadar büyümez ve bu kadar meşru hale gelmeyecekti. Polisin ifadesinde yalan söylemesi devlet politikalarını teşhir ediyordu. Sosyal medya propaganda ve örgütlenme açısından ciddi bir örgütlenme imkanı sağlıyor” dedi.

Cezalara karşı eylemler büyüdü

Eskiizmirliler, protestolar sonrası apar topar ülkeye dönen Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Onları evde tutmak ailelerin sorumluluğu. Ebeveynleri gibi davranmak devletin işi değil” sözlerine de işaret ederek, “Adalet Bakanı Eric Dupond-Moretti de 17 yaşın altında olaylara karışan çocuklar için ebeveynlerinin sorumlu tutulacağını ve 30 bin Euro’dan iki yıl hapse varan cezalar verilebileceğini duyurdu. Hükümetin yasak, ceza hakkında yaptığı açıklamalar dizisi birbirini izlerken, banliyölerdeki eylemler büyüdü” diye konuştu.

Şimdiye kadar eylemerde 3 bin 625 eylemcini gözaltına alındığını aktaran Eskiizmirliler, bunlardan bin 124 kişinin 17 yaş altında olduğunu söyledi. Şu ana kadar 990 kişinin mahkemeye çıkarıldığını, 480 kişi hakkında ise dava açıldığını belirten Eskiizmirliler, 380 kişinin de tutuklandığı bilgisini aldıklarını ifade etti. Eskiizmirliler, isyanın sistemin ve paylaşım düzenin değiştirilmesi mesajı verdiğini vurguladı.

HABER MERKEZİ

#Fransadaki #eylemler #birikmiş #toplumsal #bir #öfkenin #sonucu

Cezasını tamamlayan Necla Yıldız’ın tahliyesine “iyi hal” engeli

Son iki yılda 14 kadının tahliyesinin engellendiği Sincan Kadın Cezaevi’nde, tutuklu Necla Yıldız’ın tahliyesi de ‘iyi halli’ olmadığı iddiasıyla 3 ay ertelendi 

Cezaevlerinde uzun tutukluluk süresine rağmen tahliyeler İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla erteleniyor. İstanbul’da 2019 yılının Ekim ayında “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan ve Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve 3 Şubat’ta cezaevinden çıkması gereken Necla Yıldız’ın tahliyesi, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu’nun kararı gerekçesiyle 3 ay ertelendi. 2021 yılının Ekim ayından bu yana Sincan Kadın Cezaevi’nde 14 tutuklunun tahliyesi, İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla engellendi.

Erteleme gerekçesi: İyi halli olmadığı için

İdare ve Gözlem Kurulu’nun Yıldız hakkında, “…hükümlünün mülakata çıkmadığı, iyileştirme programlarına katılmadığı ve gelişme göstermediği, toplumsal yaşama ve hukuk kurallarına uyum sorunu yaşayacağı, örgütsel tavrın devam ettiği, toplumla bütünleşmeye hazır olmadığı, yeniden suç işleyebileceği konusunda kanaat oluşmadığı anlaşılmaktadır” gerekçeleri öne sürülerek, tahliyesinin ertelenmesine karar verildi.

Yıldız’ın tahliyesi, 14 Eylül’de yapılacak İdari ve Gözlem Kurulu toplantısında yeniden değerlendirilecek.

14 tutuklunun infazı ertelenmişti

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde Ekim 2021 tarihinde bu yana “disiplin” cezaları ve kurul kararı gerekçesiyle birçok tutuklunun tahliyesi engelleniyor. Ekim 2021 yılında bu yana Cezaevi İdari ve Gözlem Kurulu Kararı ile infazı yakılan tutukluların isimleri şöyle: Jiyan Taş, Hanım Yıldırım, Rojda Erez, Berin Sarı, Dilan Oynaş, Sedef Demir, Sabite Ekinci, Zeynep Bingöl, Mukaddes Kubilay, Rozerin Kurt, Özlem Demir, Şermin, Necla Yıldız, Nedime Yaklan.

Haber: *Dicle Müftüoğlu – Sincan Kadın Kapalı Cezaevi

 

#Cezasını #tamamlayan #Necla #Yıldızın #tahliyesine #iyi #hal #engeli

Cezaevinde Kürtçe kitap verilmiyor

Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Ozan Alpkaya, 17 Kürtçe kitabın kendisine verilmediğini ve idarenin kitapları tercüman parası karşılandıktan sonra inceleyebileceğini aktardı

Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklulara gönderilen Kürtçe kitapların alınmadığını belirtildi. Amed’te 2008 yılında tutuklandıktan sonra yargılandığı davada 29 yıl hapis cezası verilen ve 2 yıla yakın bir süredir Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan yazar Ozan Alpkaya, bugüne kadar kendisine gönderilen 17 Kürtçe kitaba el konulduğunu aktardı.

Tercüman parası istendi

Ailesi aracılığıyla konuya dair Mezopotamya Ajansı’na bilgi veren Alpkaya, cezaevi idaresinin sadece Türkçe kitapları incelediğini, Kürtçe kitapların verilmesi için kendilerinden tercüman istediklerine dair dilekçe yazmalarını istediklerini söyledi. Alpkaya, idarenin tercümanı da ücreti kendileri tarafından karşılanması takdirde kitapların incelebileceğini ilettiklerini aktardı.

Bizim tercümana ihtiyacımız yok

Yaşanan durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdığını kaydeden Alpkaya, Cezaevi yönetiminin söz konusu uygulamayla Kürtçeyi engellemeye çalıştığını, Kürtlerin kendi anadilinde kitaplar okumasının engellenmesinin suç olduğuna işaret ederek, “Bugün Türkiye’de bütün cezaevlerinde yaşananlar hemen hemen aynıdır. Bizim tercümana ihtiyacımız yok. Kürtçe, Kürtlerin anadilidir ve Kürtlerin de Kürtçe okuması ve yazmasının engellenmesi suçtur. Dünyanın hiçbir hukukunda böyle bir şey söz konusu değildir. Kitaplarımı versinler biz tercümesini yapar veririz. Bu konuyla ilgili bütün yasal haklarımızı kullanacağız” diye belirtti.

Haber: Hakan Yalçın/MA

 

 

#Cezaevinde #Kürtçe #kitap #verilmiyor