Ana Sayfa Blog Sayfa 208

‘Taşımalı eğitimde 2 milyonluk vurgun’ haberine erişim engeli

Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürü Fikret Elaltuntaş’ın ihalede kamuyu uğrattığı zarara ilişkin ‘Diyarbakır’da taşımalı eğitimde 2 milyonluk vurgun’ başlıklı habere erişim engeli getirildi

Amed’te Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürü Fikret Elaltuntaş’ın taşımalı eğitim ihalesinde 2 milyon 317 bin 762 TL kamuyu zarara uğrattığı tespit edildiğine dair 27 Aralık 2021’de Mezopotamya Ajansı’nda (MA) yayımlanan “Diyarbakır’da taşımalı eğitimde 2 milyonluk vurgun” başlıklı habere erişim engeli getirildi.

Pazarcık Sulh Ceza Hakimliği’nce MA ile birlikte Güneydoğu Güncel isimli haber sitesinde de ilgili habere dair erişim engeli getirildi.

Engellenen haber

Mahkeme kararıyla engellenen “Diyarbakır’da taşımalı eğitimde 2 milyonluk vurgun” haber şöyle:

“Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) müfettişleri, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında 4 bin 263 ilkokul ve ortaokul öğrencisinin 333 araçla 180 gün taşınmasına dair ihale için 17 Nisan 2020’de başlattığı soruşturmayı tamamladı. Soruşturma neticesinde Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürü Fikret Elaltuntaş’ın taşımalı eğitim ihalesini gerçek bedelinin üstünde yaparak, kamuyu 2 milyon 317 bin 762 lira zarara uğrattığı tespit edildi.

Kamu zarara uğratıldı

Diyarbakır Valiliği’nin onayıyla yürütülen soruşturmada, Elaltuntaş’ın ihale mevzuatına aykırı davrandığı kaydedildi. İhalenin yaklaşık maliyetinin 5 milyon 332 bin 237 lira olarak hesaplandığı soruşturmada, Elaltuntaş’ın ihale koşullarını yerine getirmeyen iki firmayı eleyerek, ihaleyi 7 milyon 650 bin TL ile Akyapı Turizm’e verdiği belirtildi. Soruşturmaya dair hazırlanan raporda, ihalede kamu zararı oluştuğu ve bu zararın Elaltuntaş’dan faiziyle birlikte alınması gerektiği kaydedildi.

Halen görevde

Zaman aşımı nedeniyle herhangi bir disiplin cezası uygulanamayacağı kaydedilen raporda, adli yönden de herhangi bir işlemin gerekli görülmediği belirtildi. Raporda, Elaltuntaş ile ilgili idari işlemlerin ise Milli Eğitim Bakanlığı takdirinde oluğu ifade edildi.

Görevini sürdüren Elaltuntaş’a yönelik şu ana kadar herhangi bir idari ve adli işlem başlatılmadığı kaydedildi.”

HABER MERKEZİ

#Taşımalı #eğitimde #milyonluk #vurgun #haberine #erişim #engeli

Dakak için ‘kayıp ihbarı’ 17 saat sonra yapılmış

Riha’da zorla gönderildiği kaçak medresenin yanındaki ahırda ölü halde bulunan Dakak’ın ölümüne ilişkin raporda, kayıp ihbarının 17 saat sonra jandarmaya yapıldığı belirtildi

Riha’da kaçak medresenin yanındaki ahırda ölü halde bulunan 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak’ın ölümüne ilişkin olay yeri inceleme raporu ortaya çıktı.

Halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi ile olay yeri inceleme raporu düzenlendi. Dakak’ın ölü bulunduğu yerde inceleme yapan jandarmanın hazırladığı 1,5 sayfalık rapor birkaç gün önce dosyaya girdi.

‘Ayaklarının altına tuğla koydu’

Rapora göre, Dakak, zorla gönderildiği medresenin hemen yanında bulunan kullanılmayan bir ahırdaki tuğlayı ayaklarının altına koydu. Tuğlanın yüksekliği ölçüldü. Ayrıca, Dakak’ın da boy ölçüsü alındı. Rapora göre, Dakak’ın, tuğlanın üstüne çıkarak tavandaki direğe kabloyu bağlaması boy olarak mümkün.

Odadan 05.21’de çıktı

Raporda, medresede bulunan kamera kayıtlarına ilişkin de bilgilere yer verildi. Bilgilere göre Dakak, öğrencilerin kullandığı bir odaya giriyor. Bu esnada başka kimse yok. Kamera kaydında, Dakak’ın odadan aldığı bir eşyayı elbisenin altına koyarak aldığı görülüyor. Dakak’ın kamera kaydına son giriş görüntüsü ise saat 05.21’de. Bu andan itibaren Dakak bir daha görünmüyor.

17 saat sonra kayıp ihbarı yapıldı

Olay yeri inceleme raporunda da yer aldığı gibi Abdülbaki Dakak’ın, kameraya yansıyan son görüntüsü saat 05.21’de. Oysa Jandarmaya yapılan ihbar ise saat 22.35’te. Ancak Dakak’ın cansız bedeninin bulunduğu ahır, medresenin duvarı ile bitişik. Dakak’ın cansız bedeni ise olay anından 30 saat sonra bulundu.

Dakak, imamın akrabası

Yaşamını yitiren Abdülbaki Dakak’ın, İmam Abdülhakim T.’nin akrabası olduğu öğrenildi. Dakak’ın 9 yaşından beri, anılan medresede dini eğitim aldığı kaydedildi.

Yanıt aranan sorular

Devam eden soruşturmayı takip eden Urfa Barosu da yakından takip ediyor. Baro üyesi avukat Ronayi Paydaş, yanıtsız kalan soruları şöyle sıraladı:

*Ayaklarının altında tek tuğla olduğu görülüyor. Tuğla dik konulmuş. Bu da, bir denge sorunu yaşaması gerektiğini gösteriyor.

*Olayda kullanılan cisim bir elektrik kablosu. Kablo, bilindiği gibi sert bir cisim. Bu kabloya, 12 yaşındaki bir çocuğun sağlam bir düğüm atması bana göre zor.

*Bu neviden olaylarda, kişi son saniyelerde bir pişmanlık duyar. Bu da, çocuğun o anda bir ses çıkarmış olacağını gösteriyor. Ancak, hemen yanda bulunan medresede kimse bir şey duymamış.

‘Bulunduğunda yüzüne sinekler üşüşmüştü’

Dakak’ın şüpheli ölümünü gündeme getiren ilk isimlerden gazeteci Mehmet Yetim, ön otopsi raporuna atıfta bulunarak “Malum burada havalar çok sıcak. Dakak bulunduğunda, ağız çevresinde larvalar oluşmuştu. Bir başka ifade ile sinekler Dakak’ın ağız çevresine yerleşmişti” bilgisini verdi.

Şüpheli sıfatı ile ifadesi alınan yok

Soruşturma dosyasında an itibari ile şüpheli sıfatı ile alınan kimse yok. Köyün imamlığı yanı sıra Menzil tarikatına bağlı medresede de ‘gönüllü’ olarak Kuran dersleri veren İmam Abdülhakim T.’in ifadesi, ‘bilgi sahibi’ sıfatı ile alındı. İmam T. dışında, medresede görevli 3 kişinin daha ifadesi alındı.

‘Ceza aldığımızda dayak atılıyordu’

Öte yandan soruşturma kapsamında medresede eğitim gören çocukların da ifadeleri alındı. 4 çocuk verdikleri ifadelerde, “Ceza aldığımızda bize dayak atılıyordu. Dayak atma kimi zaman sopa ile kimi zaman tokat atma şeklinde oluyordu. Bir puan sistemi uygulanıyordu. O puanın altında kaldığımızda, tek ayak üzerinde bekletme gibi de cezalar veriliyordu” dedi.

Savcılık soruşturmasının seyrini ise Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek raporun belirlemesi bekleniyor.

İmam köyden ayrıldı

Bu arada, Dakak’ın ölümü sonrası İmam Abdülhakim T.’nin açığa alındığı öğrenildi. Beşat Köyü Muhtarı Ömer Kaya, Halktv.com.tr’nin sorusu üzerine “İmam köyden ayrıldı. Yeni imam da daha gelmedi. Medrese de kapandı. Çocuklar evlerine gitti” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Dakak #için #kayıp #ihbarı #saat #sonra #yapılmış

Beştaş Brezilya’dan getirilen çocukları Meclis gündemine taşıdı

Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş Meclis’te, Brezilyalı yerli çocukların Süleymancılar tarafından Türkiye’ye getirilmiş olmasının yasal dayanağını sordu

Gazeteci Hale Gönültaş’ın Süleymancıların Amazon’daki yoksul ailelerin çocuklarını dini eğitimden geçirip Türkiye’de yurtlara yerleştirmesinin Interpol gündeminde olduğuna ilişkin Artı Gerçek’te yayımlanan haberi, Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş tarafından Meclis’e taşıdı.

‘INTERPOL olayı uluslararası insan ticareti olarak değerlendiriyor’

Beştaş, Brezilyalı çocukların Birleşmiş Milletler (BM) ve Interpol’ün gündeminde olduğunu belirterek, “Bu çocuklar iki yıldır hangi yasal dayanakla Türkiye’de tutuluyor?” diye sordu. Beştaş, şu ifadeleri kullandı:

“Tarikat Brezilya’da faaliyet gösteren Abdülhakim Tokdemir ve ekibinin Brezilya’nın Amazon bölgesinde yaşayan yoksul ailelerin çocuklarını bölgede yatılı dini eğitim verdikten sonra Türkiye’ye getirip dini eğitim verilecek tarikat yurtlarına yerleştirilmiş. Türkiye’ye geçen yıl gelen çocuklar 13 ile 17 yaş aralığında ve bunlar eğitim vizesi almışlar aldığımız bilgilere ve haberlere göre. Tarsus’ta ve Kütahya’da Süleymancılara ait olduğu iddia edilen yurtlara yerleştirmişler. Ya hangi izin belgesiyle geldiler? Yasal geçerlilik var mı? Bu çocuklar iki yıldır hangi yasal dayanakla Türkiye’de tutuluyor? Ve geldiğimiz nokta çok vahim. INTERPOL olayı uluslararası insan ticareti olarak değerlendiriyor.”

‘BM de konuyu gündemine almış’

Beştaş, söz konusu olayın BM’nin gündeminde de olduğunu belirterek, “Birleşmiş Milletler de konuyu gündemine almış. INTERPOL gündemine ve Birleşmiş Milletler gündemine böyle bir vakayla girmiş olması Adalet ve Kalkınma Partisi’nin büyük mahareti gerçekten. Her gün neredeyse cemaat yurtlarında intihar eden gençler, istismara uğrayan çocuk haberleriyle güne uyanıyoruz maalesef” diye konuştu.

‘Tarikat ve cemaatler korunuyor’

“İşte, devlet aklına ve çıkarına yakın tarikat ve cemaatler bu şekilde korunuyor, usulüne uygun faaliyet göstermelerine dair bir çerçeve çizilmiyor” tepkisini gösteren Beştaş, sözlerine şöyle devam etti: “Bu suçlara ilişkin de yeterince bir soruşturma yapılmıyor, istismar ve şiddetin üstü örtülüyor. Nerede olursa olsun, tarikat ya da başka bir kurum ya da başka bir dernek, başka bir vakıf bizim yaklaşımımız çok net. Çocukların istismarına ve bu şekilde kullanılmasına karşıyız. Bunun karşısında çocukların yaşamı ve varlığını savunmaya devam edeceğiz.”

HABER MERKEZİ

#Beştaş #Brezilyadan #getirilen #çocukları #Meclis #gündemine #taşıdı

Askılık fabrikasında yangın

Esenyurt ilçesinde bir fabrikada yangın çıktı. Yangını söndürme çalışmaları devam ediyor

İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bulunan Akçaburgaz Mahallesi’nde yer alan ve askılık üreten bir fabrikanın 4’üncü katında ve çatısında yangın çıktı. Yangının çıkış nedeni henüz öğrenilemezken, olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.

Ekiplerin yangına müdahalesi sürüyor.

HABER MERKEZİ

#Askılık #fabrikasında #yangın

Encü’den polis baskınına tepki: Bizi kriminalize edemezsiniz

Esenyurt ilçe binalarına yapılan polis baskınına ilişkin açıklama yapan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encu, iktidarın HDP’yi kriminalize etkemeye çalıştığını belirterek, ‘Yerel seçimlerde güçlü bir HDP olmasını istemiyorsunuz. Bu onun hazırlığıdır’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü, sabah saatlerinde partinin Esenyurt ilçe binasına yapılan polis baskınına ilişkin açıklama yaptı. Esenyurt ilçe binasında düzenlenen basın toplantısına parti yöneticileri katıldı. Toplantıda konuşan İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encu, yapılan baskını hatırlatarak, “Bu hukuksuzluk ve keyfi baskını buradan ret ettiğimizi ve suç duyurusunda bulunacağımızı ifade etmek istiyorum. AKP- MHP iktidarı bu ülkede bütün demokratik değerleri, insan haklarını, yasaları hiçe sayarak bir yönetim anlayışını ortaya koymak istiyor” dedi.

Her gün bir hukuksuzlukla karşı karşıya olduklarına dikkat çeken Encu, şunları belirtti: “İlçe binasına ne koyduklarını bilmiyoruz. Yasal bir partiye bu şekilde girilmesinin bir suç olduğunu belirtmek istiyorum. AKP iktidarı, Kürtlere, devrimcilere, demokratlara geri adım attırmayı düşünüyor. Bizi kriminalize edemezsiniz. Yerel seçimlerin önüne geçmek istiyorsunuz. Yerel seçimlerde güçlü bir HDP olmasını istemiyorsunuz. Bu onun hazırlığıdır. Ama şunu net ifade edelim size kaybettireceğiz. Bu ülkede demokrasiden yana olan güçler kazanacak”

HABER MERKEZİ

#Encüden #polis #baskınına #tepki #Bizi #kriminalize #edemezsiniz

10 Ekim anması davasında 14 beraat

2018 yılında Wan’da yapılan 10 Ekim Katliamı anmasında gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 14 kişi beraat ederken, 1 kişiye 8 ay hapis cezası verildi

Wan’da 2018 yılında Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu’nun (KESK) düzenlediği 10 Ekim Katliamı anmasına müdahale eden polis, 15 kişiyi gözaltına almıştı.

Gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan 15 kişi hakkında “Görevi yaptırmamak için direnmek” suçlamasıyla dava açıldı. Davanın karar duruşması Van 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya başka bir davadan tutuklu bulunan Azim Yacan, Erzurum E Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, davadan vareste tutulan diğer kişiler ise katılmadı.

1 kişiye ceza

Yapılan savunmaların ardından mütalaasını sunan savcılık, Bedir Yamaç dışındaki sanıkların beraatını istedi. Avukatlar ise mütalaaya Yamaç yönünden itiraz etti. Ardından kararını açıklayan mahkeme, Yamaç’a “Görevi yaptırmamak için direnme” suçundan 8 ay ceza vererek, cezayı erteledi. Yargılanan diğer 14 kişi ise beraat etti.

HABER MERKEZİ

#Ekim #anması #davasında #beraat

Yanardağ’dan mektup: Devletin kendi yasasını uygulamasını istedim

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridi dile getirdiği gerekçesiye tutuklanan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, görüşlerini savunmaya devam edeceğini belirterek, ‘Ben infaz hukukunun uygulanmasını isterken -ki bir devletin kendi yasasını uygulamasını istemektir bu- esas olarak bu oyunu açığa çıkardım’ dedi

Katıldığı bir televizyon programında PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin hukuksuz olduğunu ve 28 aydır kendisinden haber alınamadığını dile getirdiği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi Kampüsü’nden avukatları aracılığıyla mektup gönderdi. Yanardağ gönderdiği mektupta, programda sarf ettiği sözlerinin arkasında durduğunun altını çizdi.

Gözdaı vermekte başarılı olmayacaklar

Yanardağ, kendisi üzerinden geliştirilen operasyonun amacının bağımsız ve halktan yana medyaya gözdağı verilerek toplumun sindirilmek istendiğini belirterek, “Ancak başarılı olamayacakları çok açıktır” dedi. Yanardağ, “Karşımızda adil ve demokratik olmayan bir seçimle halkın iradesine elkoymuş, iftira, yalan, kara propaganda ve hile ile seçimleri çalan bir iktidar vardır. Bu iktidar tarihsel ve siyasal ömrünü doldurmuştur. Mevcut sonuçların bir an için doğru olduğunu kabul etsek bile toplumun yarısının direndiği ve teslim olmadığı bir islamofaşist bir rejim söz konusudur” dedi.

İktidarı dayanışma durdurur

Rejimin mevcut haliyle yürütülemeyeceğini ifade eden Yanardağ, rejimden kurtulabilmek için ise şu önerilerde bulundu: “O yüzde 48’lik büyük direniş potansiyelini korumak, güçlendirmek ve geleceğe taşımaktır. Bu nedenle muhalefet güçlerinin kendi iç tartışmalarına gömülmeleri büyük bir hata olacak ve tarihsel fırsatın kaçırılmasına yol açacaktır. Yapılması gereken şey ilerici, demokratik, cumhuriyetçi ve sol güçlerin arasındaki birlik ve dayanışma ilişkilerini geliştirmektir. İktidarı sınırlayabilecek tek güç budur.”

Sözlerimde suç yok

İmralı Adası’nda ağır tecrit altında tutulan ve infaz hukukunun uygulanmadığı Abdullah Öcalan’ın durumuna da değinen Yanardağ, mektubunun devamını şu sözlerle bitirdi: “ Ben infaz hukukunun uygulanmasını isterken -ki bir devletin kendi yasasını uygulamasını istemektir bu- esas olarak bu oyunu açığa çıkardım. Öyle anlaşılıyor ki bu konu iktidar çevrelerini çok rahatsız etmiş. Ben zorbalığa boyun eğmeyeceğim. Sözlerimde ‘suç’ değil siyasal teşhir ve analiz vardır. Bu görüşlerimi savunmaya devam edeceğim. İnfaz hukuku herkese adil biçimde uygulanmak durumundadır. Eğer böyle yapılırsa iktidarın İmralı’yı bir siyasal araç olarak kullanmasının da önüne geçilecektir. Bir dostumun dediği gibi kimse endişe etmesin, Silivri soğuk değil. Bana destek veren herkese selamlarımı, saygılarımı ve sevgilerimi iletiyorum.”

İSTANBUL

 

#Yanardağdan #mektup #Devletin #kendi #yasasını #uygulamasını #istedim

Türkiye tutuklu kadın gazeteci sıralamasında ilk üçte!

CFWIJ tarafından açıklanan hak ihlali raporunda, 2023 yılının ilk 3 ayında 145 kadın gazetecinin saldırıya uğradığını ve 100 kadının cezaevinde olduğunu belirtildi

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ), 2023 yılının ilk 3 ayında kadın gazetecilerin maruz bırakıldığı hak ihlallerine ilişkin hazırladıkları raporu yayımladı. Bna göre, yılın ilk üç ayında 145 kadın gazeteci saldırıya maruz kaldı. 24 kadın gazetecinin fiziksel saldırıya, 23 gazetecinin ise hukuken taciz edildiğine dikkat çekilen raporda, gazetecilere yönelik saldırıların 2022 yılının ilk 3 ayına göre yüzde 4,3 oranında arttığı aktarıldı.

İkinci sırada Türkiye var

Rapora göre, 30 Nisan itibariyle İran’da 28, Türkiye’de 19, Çin’de 15, Beyaz Rusya’da 9, Myanmar’da 8, Mısır’da 4, Rusya’da 3, Vietnam’da 3, Etiyopya’da 2, Somali’de 2, Filistin’de 1, Laos’ta 1, Sudi Arabistan’da 1, Suriye’de 1, Hong Kong’da 1, Filipinler’de 1 ve Burundi’de 1 olmak üzere toplamda 100 kadın gazeteci cezaevinde tutuklu bulunduğu belirtildi.

100 gazeteci cezaevinde

Yılın ilk üç ayında en az 100 gazetecinin cezaevinde olduğu belirtilen raporda, “Ayrıca, 2022’nin ilk çeyreğine kıyasla kadın gazetecilere yönelik fiziksel ve yasal tacizin (rahatsız edici, üzücü veya tehdit edici görünen eylemlerle) artmasından endişe duyuyoruz. Kadınların ve LGBTQI gazetecilerin, görevlerini şiddet veya korkutma korkusu olmadan yerine getirmelerini sağlayan güvenli ve destekleyici bir ortamda çalışabilmelerini sağlamak için daha fazlasının yapılması gerekiyor” denildi.

Türkiye’de çok yönlü saldırılar var

Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine de yer verilen raporda, “Türkiye’de Şubat ayında meydana gelen depremlerin yıkıcı etkisini haber yapan gazeteciler, sadece sahadaki mağdurlara ulaşmaya çalışırken, pratik zorluklarla karşılaşmakla kalmadı aynı zamanda vatandaşlar tarafından sık sık taciz ve saldırıya uğradı” denildi.

23 kadın tacize uğradı

“2023’ün ilk çeyreğinde 23 kadın gazeteci yasal tacize uğradı” denilen ve Kürt gazetecilerin yaşadıklarına yer verilen raporda, “2022’nin ilk çeyreğine benzer şekilde Türkiye en fazla yasal taciz vakasına sahip ülke. Yetkililer sürekli olarak seyahat yasaklarına ve ‘kamu görevlilerine hakaret’ de dahil olmak üzere düzmece yasal suçlamalara başvurdu. En çok Kürt kadın gazeteciler, sansür ve zulmetmek için alaycı bir şekilde terör suçlamalarını kullanarak hükümet tarafından hedef alınıyor” denildi.

Saldırılar dayanışma ile aşılır

“Ocak ve Şubat 2023’te 8 gazeteci adli kovuşturmayla hedef alındı” denilen raporda son olarak şunlar denildi: Bu çeyrekte kadın gazetecilere yönelik hapis cezaları, fiziksel ve hukuki saldırılar, gazeteciliğin sürekli olarak nasıl kriminalize edildiğini gösteriyor. Endişe verici bir eğilim, gazetecileri felç eden ve otosansüre yol açan yasal tacizdir. Diğer bazı medya çalışanları için ülkelerinden kaçmak da onları güvende tutmayacak, çünkü ulus ötesi baskı yavaş ama emin adımlarla büyüyor. Basın özgürlüğü saldırı altında olduğunda ilk hedef alınanlar kadınlar ve LGBTQI gazetecilerdir: çevrimiçi, çevrimdışı, yasal ve fiziksel. Saldırılar, güçlü kişilerin hesap vermekten kaçındığı, sınırları aşan organize kampanyalar. Ancak gerçeklere dayalı, doğru bilgilere hakkımız var.”

HABER MERKEZİ

#Türkiye #tutuklu #kadın #gazeteci #sıralamasında #ilk #üçte

Kaçak yapı yıkımında 3 kişi yaralandı

Beylikdüzü’nde bulunan Gürpınar sahilinde kaçak spor tesisinin yıkımında çıkan arbedede 3 kişi yaralandı

İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde bulunan Gürpınar Sahili’nde kaçak yapıldığı belirlenen spor tesisinin yıkımı için sabah saatlerinde spor tesisine giden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) çalışanları 15 kişilik bir grubun engeliyle karşılaştı.

Engellemelere rağmen yıkım işlemini sürdüren belediye ekipleri ile grup arasında çıkan arbedede 1’i polis, 2’si belediye çalışanı 3 kişi yaralandı.

Yaralananlar hastaneye kaldırılırken, ekipler yıkım işlemine devam etti.

İSTANBUL

#Kaçak #yapı #yıkımında #kişi #yaralandı

Kayyum belediye Dicle’yi zehirliyor

Amed’de HDP döneminde açılan biyolojik arıtma tesisi kayyum belediyesi tarafından çalıştırılmadığı ve kentin atık suyunun Dicle Nehri’ne bırakıldığı görüldü. Siyaha dönüşen nehirde adeta zehir akıyor

Dicle Nehri’nde kayyumun idaresindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olan DİSKİ’ye ait Atıksu Arıtma Tesisleri’nden çıkan siyah ve kimyasal madde içeren atık su hayvanları, insanları ve tarım alanlarını tehdit ediyor. Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın eşbaşkanlığındaki HDP Belediyesi döneminde açılışı yapılan atık tesisinin çalıştırılmaması dikkat çekici. Merkez Sûr ilçesi Karpuzlu Mahallesi’ndeki Atık Su Arıtma Tesisi’nden çıkan suyun siyah renkte nehre karıştığı görülürken bu durum arıtma tesisinin çalıştırılmadığını ortaya koydu. Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, canlı popülasyonunun yoğun olduğu Dicle Nehri’ne salınan atık suların nehri yaşanmaz hale getirebileceğini belirtti.

Atıklar arıtılmıyor

Dicle Nehri’nin Türkiye ve Amed bölgesi için çok önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, “Görüntüler oldukça üzücü ve durumun vahametini gösteriyor. Dicle Nehri’ne akan bu siyah görünümlü suyun kaynağı muhtemelen Diyarbakır’ın evsel atıklarıdır. Diyarbakır’ımızın çok güzel bir atık su arıtma tesisi var. Burada hem fiziksel hem biyolojik arıtma gerçekleştirilir. Bu arıtma neticesinde sudaki istenmeyen maddeler ve diğer unsurlar arıtılmış olur, nehre oldukça kaliteli bir su gelir. Fakat arıtılmadan gelen o siyah su, deyim yerindeyse foseptik çukuruna akan sudur” dedi.

Sofraya ağır metaller taşınıyor

Prof. Dr. Kılıç, “Dicle Nehri, bölge için ve Türkiye için çok önemlidir. Orada içme suyu olarak Dicle Nehri’nin kullanıldığını görüyoruz. Dolayısıyla bu siyah suyun içerisinde pek çok ağır metal olsun, patojen organizmalar olsun, bulaşıcı hastalıklara neden olan diğer canlılar olsun bol miktardadır. Eğer nehre bu şekilde atık su bırakılıyorsa vatandaş zaten Dicle Nehri boyunca hep tarlalarına sulama amacıyla su çeker. Pamuk, mısır, domates, biber ve kenarda yetiştirilen sebze bahçelerine nehirden sürekli su alınıp kullanılır. Bu da yetiştirilen sebze ve meyvelerin kalitesini ciddi anlamda bozar. Böylece vatandaşın sofrasına da hem ağır metal bulaşmış hem de hastalık unsurlarını taşıyan su gelmiş olur. Bu yüzden bu görüntü çok önemli bir durumu gösteriyor” diye belirtti.

Dicle bölgenin can damarı

Bölgedeki biyolojik çeşitliliğin, yaşam alanlarının tehdit altında olduğuna dikkat çeken Kılıç, aynı zamanda bu bölgede büyük bir biyolojik çeşitliliğin olduğunu belirtti. İHA’ya konuşan Kılıç, nehirde su samurları ve su memelilerinin de mevcut olduğunu hatırlatarak, “Bol miktarda kuşlar da var. Bu bölgede 200’den fazla kuş türü yaşıyor. Bunların yaşam alanları ciddi biçimde tehdit altında. Orada önceki yıllardan bildiğimiz için 40’tan fazla balık türü vardı. Bu sularda balığın yaşaması mümkün değil. Omurgasız dediğimiz, Arthropoda (eklem bacaklı) dediğimiz türden hayvanlar var, salyangozlar gibi hayvanların yaşayabilmesi için şans kalmıyor. Diyarbakır’ın 1 milyon sayıdan fazla nüfusu var. Böylesine sular nehri yaşanmaz hale getirir. Biz biliyoruz ki Dicle Nehri bu bölgenin can damarıdır” şeklinde konuştu.

Su arıtılmadan salınıyor

Mahalle sakinlerinden Sadettin Aykul, atık sudan kaynaklı sadece hayvanların değil, insanların da sağlıklarının tehlikede olduğunu belirterek, “DİSKİ’ye bağlı olan arıtma tesisi için defalarca dilekçeli, yazılı ve sözlü uyarılarımıza rağmen hiçbir yetkili çözüm bulamadı. Atık sudan kaynaklı kokudan geçilmiyor. Özellikle suyun içindeki canlı hayvanlar çok etkileniyor. Dicle Nehri Basra Körfezi’ne kadar gidiyor. Buradaki atık sudan kaynaklı pis koku aynı zamanda yerli halkı da etkiliyor. Lütfen bu arıtma tesisi için yetkililer bir önlem alsın. Temiz suyu Dicle Nehri’ne bırakmaları lazımken zannediyorsam olduğu gibi Dicle Nehri’ne aktarılıyor. Buradaki yerliler kokudan uyuyamıyor desem yeridir. Biz bu nehir suyuyla tarım ürünlerini suluyoruz. Öte yandan tarım da çok fazla etkileniyor” dedi.

Gültan Kışanak’ın özel çabası

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Fırat Anlı ve Gültan Kışanak, Dicle Nehri’ni kirlilikten kurtaracak en önemli altyapı yatırımlarından biri olan İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin inşasını sağlayıp 2016 yılı Mayıs ayında açılışını gerçekleştirdi. Kent merkezinde 998 kilometreye tekabül eden kanalizasyon hattı aracılığıyla Arıtma Tesisi’ne gelen pis su (atık su), tesiste kurulan ünitelerde yüzde 98 oranında arıtılarak Dicle Nehri’ne temiz su olarak bırakılmaya başlandı. Amed’den Basra Körfezi’ne kadar olan 1900 kilometre boyunca Dicle Nehri üzerinde bir ilk olan İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi, çalışması için gerekli olan bütün enerji ihtiyacını atık su arıtma çamurlarından çıkan metan gazını elektrik enerjisine dönüştürerek karşılıyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Kayyum #belediye #Dicleyi #zehirliyor