Ana Sayfa Blog Sayfa 210

Xîzan’da yasak ve operasyonlar sürüyor: Köylüler evlerinden çıkartılmıyor!

Bedlîs’in Xîzan ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı 4’üncü gününe girdi. Yasağın sürdüğü köylerde binlerce yurttaş evlerinden dışarıya çıkamazken, ekinler yerde kaldı

Bedlîs’in (Bitlis) Xîzan (Hizan) ilçesine bağlı 10 köy ve bağlı mezrada 2 Temmuz gecesi ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürüyor. Yasak ilan edilen Hûzeran, Akûnis, Govan, Lanîlan, Xûlepûr, Kekulan, Sûreh, Pertawan, Kuran ve Mezra Pisyan kırsalı aralıksız bir şekilde bombalanıyor. Ayrıca çok sayıda asker ve korucunun katılımıyla başlatılan askeri operasyon da sürüyor.

Hastaneye gidişlere de izin yok

Operasyonun yasak ilan edilen köylere bağlı Kûç, Harêt, Azê, Sêlih ve Kewna Nêzir mezralarının bulunduğu bölgede yoğunlaştığı belirtildi. Yasak ve operasyon gerekçesiyle yurttaşların evlerinden dışarıya çıkması engellenirken, hasta yurttaşların hastaneye gitmelerine dahi izin verilmiyor

Amaç insanları korucu olmaya zorlamak

Yasak ilan edilen ve güvenlik gerekçesiyle ismini vermeyen köylerden biri yaşananlara Mezopotamya Ajansı’na ( MA) verdiği bilgide, “İlk iki gün bizi evimizden bile çıkarmadılar. Dünden beri sadece evlerimizin bir iki metre ötesine geçebiliyoruz. Hiçbir ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Çocuklarımızın psikolojisi bombardımandan dolayı bozuldu. Bu operasyon ve baskının nedeni insanları korucu olmaya zorlamaktır. Ağır bir hastalık bile olsa kimsenin köyden çıkmasına izin verilmiyor” diye konuştu.

Hayvanlar açlıktan ölür

Her yıl aynı durumu yaşadıklarını belirten yurttaş, “ Şuan tarlada otlar kurudu ama yasaklar nedeniyle biçemiyoruz. Hayvanlarımız günlerdir bu sıcak havada ahırlarda duruyor. Bu yasakların bir an önce kalkmasını istiyoruz. Önceki gün buğdaylarımızı biçmek için başvuru yaptık ama başvurumuz ret edildi. Birkaç gün daha bu durum devam ederse artık insanlar yiyecek ekmek bile bulamaz. Hayvanlar sıcaktan ve açlıktan ölür” diyerek duyarlılık çağrısı yaptı.

İş makineleriyle yol açıyorlar

Yeşil Sol Parti Bedlîs Milletvekili Hüseyin Olan ise, “Köylülere şuan günlük yarım saat hayvanlarının ihtiyaçlarını gidermesi için izin veriliyor. İnsanlar günlerdir buralarda hapsediliyorlar. Şuan bağ-bahçelerin içerisine büyük iş makineleri götürülerek yol açıyorlar. Bahçeleri tahrip ediyorlar. Ekin biçme zamanında yapılan bu operasyon nedeniyle insanlar tarlaya gidemiyor ve büyük bir zarara uğruyorlar” diyerek bugün alana gideceklerini söyledi.

Korku iklimi yaymak istiyorlar

Yeşil Sol Parti Bedlîs Milletvekili Semra Çağlar Gökalp ise, özellikle Akûnis ve Xûlepûr köylerinde ciddi sıkıntıların yaşandığını söyleyerek, “Bu yasakların tek amacı korku iklimi yaratmak” dedi.

BEDLÎS

#Xîzanda #yasak #operasyonlar #sürüyor #Köylüler #evlerinden #çıkartılmıyor

Hesekê’de uluslararası Lozan çalıştayı başladı

Heseke’de ‘Lozan: Bölgenin huzur ve güvenliği ile ilgili sorunların çözümü’ adıyla uluslararası çalıştay gerçekleştiriliyor. 2 gün sürecek çalıştayda birçok ülkeden 150’yi aşkın katılımcı yer alacak

Kurdistan’ı dört parçaya ayıran Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılı dolayısıyla birçok parçada çalıştaylar devam ediyor. Bu kapsamda Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi (NRLS) tarafından organize edilen “Lozan: Bölgenin huzur ve güvenliği ile ilgili sorunların çözümü” konulu uluslararası çalıştay Kuzey ve Doğu Suriye’nin Hesekê kentinde başladı.

150’den fazla katılımcı

Avrupa ve Ortadoğu’nun çeşitli ülkelerinden 150’yi aşkın hukukçu, siyasetçi ve Ortadoğu üzerine çalışmaları bulunan araştırmacıların katıldığı çalıştaya Kuzey ve Doğu Suriye’den ise Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Berivan Xalid, siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve araştırma merkezleri temsilcileri katılıyor.

Sorunlara dikkat çekilecek

Saygı duruşunun ardından açılış konuşması yapan NRLS Yönetim Kurulu üyesi Rakan Şêxî, “Lozan Antlaşması, Kürtler üzerine yapılan hesaplar ve imzalanan anlaşmalar, Kürt halkının çektiği acılar ve yapılan anlaşmalara bağlı olarak ortaya çıkan ve günümüze kadar çözülemeyen sorunlara dikkat çekmek istiyoruz” dedi. Ardından Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Bêrîvan Xalid de kısa bir konuşma yaptı.

Asrın Hukuk Bürosu adına da konuşma yapılacak

3 oturumun düzenleneceği çalıştayın birinci gün programı kapsamında Asrın Hukuk Bürosu adına da konuşma yapılacak. Ayrıca Lozan Antlaşması ve bunun sonucunda bölgede ortaya çıkan sorunlara ilişkin sinevizyon, antlaşmanın etkilerini gösteren fotoğraf sergisi gösterilecek.

2 gün sürecek

Çalıştayın ikinci gününde ise, “Kürtlerin mevcut durumu, karşılaştıkları sorun ve engeller; Kürtleri hedef alan imha savaşının yol ve yöntemleriyle yüzleşme; Lozan’ı aşma ve çözüm” konuları ele alınacak.

HABER MERKEZİ

#Hesekêde #uluslararası #Lozan #çalıştayı #başladı

Asrın Hukuk Bürosu’ndan Abdullah Öcalan için görüşme başvurusu

Asrın Hukuk Bürosu, 28 aydır haber alamadıkları müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Raziye Öztürk, Mazlum Dinç ve Faik Özgür Erol, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu. Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvuruda bulundu.

Bilgi verilmiyor

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” talebiyle yeni bir başvuruda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Ancak ailelerin şimdiye kadar yaptıkları tüm başvurular da sonuçsuz bırakıldı.

Avukatlara ret üstüne ret

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 3 Şubat’ta müvekkillerine disiplin cezası iddiasıyla verilen 3 aylık aile görüş yasağının 7 Haziran’da sona ermesiyle geçtiğimiz günlerde Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Avukatlar, yaptıkları başvuruda, disiplin cezası süresinin bittiğini, bundan kaynaklı da aile görüşleri için koyulan tüm engellerin kaldırılmasını ve varsa yeni disiplin cezalarının taraflarına iletilmesini talep etti. Avukatların başvurusuna bir gün sonra cevap veren İnfaz Hakimliği, disiplin cezalarının fiili olarak halen sürdüğünü öne sürerek, avukatların başvurusunu yine reddetti.

Yapılan itiraza 23 Haziran’da cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklarla ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Mayıs’ta 3 aylık yeni bir disiplin cezası verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.

Görüşme yarıda kesildi

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

23 başvuru yapıldı

Son 8 yıl içerisinde Asrın Hukuk Bürosu tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan başvurulardan 23’üne ilişkin Adalet Bakanlığı’ndan görüş istendi. Bakanlık, avukat yasakları, aile disiplin yasakları, telefon hakkı, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde İmralı’daki yasaklara ve benzer pek çok konuya dair AYM’ye görüş sundu.

Kötü muamele makul göründü

Bakanlığın, avukat ve aile görüşlerinin engellenmesine dair yapılan başvuruya dair 24 Mart’ta AYM’ye sunduğu görüşte, İmralı’da “kötü muamelenin” olmadığını, görüşmelerde “elde olmayan sebeplerden” dolayı aksaklıklar yaşandığını ve bu durumun “makul” olduğunu ileri sürdü.

AYM’ye İmralı’daki OHAL sonrası engellemelere dair görüş bildiren Adalet Bakanlığı, bu kez hükümetin “Öcalan 2” kararındaki argümanları “AİHM’in tespitleri” olarak mahkemeye sundu. Avukatlar ise, bakanlığın tecridi meşrulaştırmak için AİHM kararını tahrif ettiğini belirtti.

Kaynak: MA

#Asrın #Hukuk #Bürosundan #Abdullah #Öcalan #için #görüşme #başvurusu

Yeşil Sol Parti kadın buluşmaları gerçekleştirecek

Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Canan Çalağan, önümüzdeki iki aylık süreçte kadın buluşmaları gerçekleştireceklerini belirtti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Canan Çalağan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkez binasında kadın gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına iki gün önce hayatını kaybeden Kürt aktivist Halide Dündar’ı anarak başlayan Çalağan, ayrıca, demokratik siyaset yürüttüğü için faili meçhul cinayetler sonucu katledilen Vedat Aydın’ı andı.

Örgütlülük esas alınacak

Uzun bir seçim maratonun geride kaldığını ifade eden Çalağan, “Bugün karşı karşıya olduğumuz iktidar gerçekliğinde kadın dayanışmasını, eşitlik ve özgürlük mücadelemizi daha da büyüterek yolumuza devam edeceğiz” dedi. Kadın kazanımlarını pazarlık konusu yaparak kurulan erkek ittifaka karşı her zamankinden daha fazla örgütlenilmesi gerektiğinin farkında olduklarına dikkat çeken Çalağan, bu kapsamda bu süreçte kadın örgütlenmesine öncelik vereceklerini ifade etti.

Kadın düşmanı bir tablo var

Tüm seçim kampanyasının cinsiyetçi saiklerle yürütüldüğünü, mevcut iktidarın son bir aylık icraatları ile kadın düşmanı politikalarda ısrarcı olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu dile getiren Çalağan, “Mevcut tabloya kısaca göz atacak olursak; kadın cinayetlerinin aralıksız olarak sürdüğü, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi ile şiddetin meşrulaştırılmak istendiği, mülteci ve göçmenlere yönelik ırkçılığın her gün körüklendiği bir zeminde tüm bu saldırıları önlemekle görevli iktidar yetkilileri ve onlardan güç alan kolluk, şiddeti uygulayanları bir yana bırakıp şiddete karşı çıkanları hedef almaktadır” diye konuştu.

Şimdiki hedefleri 6284

İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çekilmenin tarihi olan 1 Temmuz’a değinen Çalağan, sözleşmeden çekilmenin ardından geçen sürede en az 642 kadının erkekler tarafından katledildiğini ve yine en az 373 kadının şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini vurguladı.

İktidarın ve ortaklarının yeni hedefinin 6284 Sayılı Kanun olduğunu ifade eden Çalağan, “6284 de tıpkı İstanbul Sözleşmesi gibi kadın örgütlerinin mücadeleleriyle iktidarı zorlaması sonucu yasalaşan bir kadın kazanımıdır” dedi.

Mahkeme Kayaalp’i korudu

“Kimliği, inancı yaşam biçimi ne olursa olsun tüm kadınlarla kararlı bir şekilde ortak mücadele yürütmeye ve dayanışmamızı büyütmeye devam edeceğiz” diyen Çalağan, devamında ise Amed’de bir çocuğa cinsel istismarda bulunan MHP’li Cihan Kayaalp’ı hatırlattı. Çalağan, “Daha iki gün önce Diyarbakır’da alıkoyduğu çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan Cihan Kayaalp’i yargılayan mahkemenin verdiği beraat kararı onandı. Gerekçeli kararında ‘çocuğun rızası var’ diyerek Cihan Kayaalp hakkında beraat kararı veren mahkeme heyeti çocuğu değil faili korumuştur” diye konuştu.

Kadın işsizliği çok fazla

Kadınların birçk sorunla karşı karşıya olduğunu ifade eden Çalağan, kadın işsizliğine değinerek, “DİSK AR’ın Haziran ayı araştırma sonuçlarına göre; her 100 kadından sadece 19’u kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda! Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 31,3, genç kadın işsizliği ise yüzde 49,9! Kadınların maruz kaldığı yoksulluk onları aileye, erkeğe muhtaç etmek üzere kullanıyor iktidar” diye belirtti.

Tecride son verin

Kadın yoksulluğunun da çok yüksek olduğuna vurgu yapan Çalağan, konuşmasında PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine değindi. Çalağan, “Türkiye’de çoklu krizler yaşanırken bunun nedenlerinden biri de hiç şüphesiz Kürt sorununda çözümsüzlük, savaşta ısrar ve İmralı’da devam eden tecrit politikalarıdır” diyerek tecride son verilmesi çağrısı yapıldı.

Cumartesi Anneleri’nin yanındayız

Açıklamasında Cumartesi Anneleri’nin eylemine de değinen Çalağan, Galatasaray Meydanı’nın AYM kararına rağmen abluka alınmasının kabul edilemez olduğunu ifade ederek, kayıplar bulunana ve adalet sağlanana kadar Cumartesi Anneleri’nin yanında olacaklarını ifade etti.

Kadınların güçlü duruşunu gördük

Kobanê Davası’na da değinen Çalağan, “Pazartesi günü bizler de tutsak yoldaşlarımızla dayanışmak üzere Sincan’daydık. Yargılanan değil, yargılayanlar olarak bir kez daha onların güçlü duruşuna tanıklık ettik” diyerek tutuklu siyasetçilere selam gönderdi.

Vardık, var olacağız

Çalağan, konuşmasında son olarak mücadeleye değinerek, “Önümüzdeki iki aylık süreçte; kadın buluşmaları gerçekleştirerek, kadınlardan alacağımız öneri, eleştirilerle yolumuza devam edeceğiz. Bizi umutsuzluğa sürüklemek isteyenler, kazanımlarımıza göz dikenler, haklarımızı gasp edenler bilmelidir ki dün olduğu gibi bugün de varız, var olacağız” dedi.

ANKARA

#Yeşil #Sol #Parti #kadın #buluşmaları #gerçekleştirecek

Colemêrg’te ev baskınları: 7 gözaltı

Colemêrg’in Keklikpınar Mahallesi’nde yapılan ev baskınında Fatma Durmaz ve oğlu Ahmet Durmaz ile 5 kişi daha gözaltına alındı

Colemêrg (Hakkari) merkeze bağlı Keklikpınar Mahallesi’nde bir eve sabah saatlerinde baskın düzenlendi. Baskında 65 yaşındaki Fatma Durmaz ve oğlu Ahmet Durmaz gözaltına alındı. Farklı adreslerden de 5 kişinin yapılan baskınlarla gözaltına alındığı ifade edildi.

Henüz gözaltı gerekçeleri öğrenilmeyen Fatma ve Ahmet Durmaz’ın Hakkari İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldükleri ve soruşturma dosyalarına 24 saat avukat kısıtlılığı getirildiği belirtildi.

Kaynak: JinNews

#Colemêrgte #baskınları #gözaltı

İran’da şapka taktığı için oyuncu Baygan ifadeye çağrıldı

İranlı oyuncu Afşana Baygan, zorunlu başörtüsüne karşı çıktığı için ifadeye çağrıldığını duyurdu. Baygan bir tiyatro gösteriminde şapka taktığı için çağrıldığını yazdı

İran’da zorunlu başörtüsüne karşı çıkan kadınlara yönelik baskılar artıyor. Sinema ve televizyon oyuncusu Afşana Baygan, sanal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla İrşad Adliyesi 1088’inci Şube tarafından ifade vermeye çağrıldığını duyurdu.

Sanatçı olduğum için ağır cezalandırılmam isteniyor

Afşana, paylaşımında şunları belirtti: “İki ay önce Shahrazad salonuna Kafe Ashagi Tiyatrosu’nu izlemek için gittim. Kafamın çoğunu kapatan ve saçımla boynumun çok az bir kısmı görünen bir şapka takmıştım. Şapka taktığım için şimdi 640’ıncı maddeden suçlanıyorum. Başörtüsü olmadan sokağa çıkarsam 638’inci madde hükümlerine göre para cezası alacağım ancak bir gösteriye şapkayla gidersem bir yıl hapis cezasına çarptırılacağım anlamına geliyor. Hakkımda hazırlanan iddianamede 638’inci madde notunda belirtilen cezanın benim için çok az olduğu, sanatçı olduğum için ağır muamelenin gerekli olduğunu yazmışlar. Ayrıca davam İrşad Adliyesi 1088’inci Şube’ye nakledildi. Yıllar önce Facr Film Festivali’ne aynı tarz şapkayla katıldım ve aynı zamanda fotoğraflarım da sanal ortamda yayıldı. Bugün aynı giyim tarzıyla devam etmek suç mu?”

DIŞ HABERLER

#İranda #şapka #taktığı #için #oyuncu #Baygan #ifadeye #çağrıldı

HDP ilçe binasına polis baskını

HDP Esenyurt ilçe binasına polislerce baskın düzenlendi ve ilçede yapılan aramaya dair herhangi bir gerekçe gösterilmedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Esenyurt ilçe binasına polisler tarafından baskın düzenlendi. Sabah ilçe binasını açmaya giden HDP’liler, polislerle karşılaşırken, polislerin aramaya dair herhangi bir gerekçe göstermediği belirtildi.

Parti binasının kapısını kırarak içeriye giren polisin, ilçe binasında bulunan birçok fotoğrafa el koyduğu kaydedildi. Aramanın ardından polisler HDP ilçe binasından ayrıldı.

İSTANBUL

#HDP #ilçe #binasına #polis #baskını

Tutuklu gazetecilerin 13 ay sonra görülecek davasına çağrı

Geçtiğimiz yıl Amed merkezli soruşturma kapsamında tutuklanan 15 gazetecinin ilk duruşması 11 Temmuz’da görülecek. Dava öncesi duruşmaya katılım çağrısı yapan DFG ve MKGP üyesi gazeteciler dayanışmanın önemine vurgu yaptı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 8 Haziran’da gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan gazeteciler 11 Temmuz’da hakim karşısına çıkacak.

16’sı tutuklu 18 gazeteci hakkında 10 ay sonra “örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis istemiyle 12 Mart’ta hazırlanan iddianame, Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Dosyası tefrik edilen JINNEWS Müdürü Safiye Alağaş, 15 Haziran’da görülen ilk duruşmada tahliye edildi. 15’i tutuklu 17 gazetecinin ilk duruşması ise önümüzdeki hafta görülüyor.

Gazetecilik sorgulanıyor

Duruşma öncesi davaya katılım çağrısı yapan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) yöneticileri, davanın hukuksuzluğuna dikkat çekti. DFG Genel Sekreteri Cuma Daş, gazetecilerin bir yılı aşkın süredir cezaevinde tutulduğunu hatırlatarak, “Bir doktora ‘niye ameliyat yapıyorsun’ diyemeyeceğiniz, bir avukata ‘niye savunma yapıyorsunuz’ diyemeyeceğiniz gibi, bir gazeteciye de ‘niye haber yapıyorsunuz’ demek kadar abes bir şey yok. İddianamenin özeti bu: Siz neden haber yapıyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

Mesleki dayanışma çok önemli

Gazetecilerin baskılarla hakikatten vazgeçmeyeceğini vurgulayan Daş, “Bu bir slogan haline geldi, Özgür Basın bugüne kadar birçok baskıyla karşılaştı ama hiç vazgeçmedi. 16 arkadaşımızın da siyasi nedenlerle tutuklandığını biliyoruz” dedi. Gazeteci meslek örgütlerine gazetecilerin duruşmasına katılım çağrısında bulunan Daş, “Hem ulusal hem de uluslararası basın meslek örgütlerinin Kürt gazetecilerinin tutuklu olduğu davalara katılması çok önemli. Ankara’da da bunu gördük. Hem savunma yapan gazeteci arkadaşlarımız açısından çok iyi hem de mesleki dayanışma açısından bir örnek teşkil ediyor” şeklinde konuştu.

Hem içerde hem dışarda özgür basın direndi

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) üyesi ve JINNEWS Editörü Gülşen Koçuk da, iktidarın “yargı sopasıyla” Özgür Basını hedef almasının, gerçekleri karanlıkta bırakma amacı olduğunu söyledi. Özgür Basına dönük saldırılarla sadece gazetecilik mesleğine değil, topluma da bir mesajın verildiğini vurgulayan Koçuk, “Çünkü gazeteciler bu toplumun görünen yüzü. Bu da toplumdaki o korku duygusunu büyütmeyi amaçlayan bir mesele. İktidar bunları yaparak amacına ulaşabildi mi? Ulaşamadı. Çünkü hem tutuklanan arkadaşlarımız hem de ‘dışarıda’ kalan meslektaşları geri adım atmadı. Hatta şu sözü defalarca yineledik, onlar gelene kadar onların kameraları, kalemleri bize emanet ama onlar geldikten sonra bu yola birlikte devam edeceğiz. Biz yine aynı yerdeyiz, aynı yerde duruyoruz diyerek davaya katılım çağrısı yaptı.

Haber: Eylem Akdağ / MA

#Tutuklu #gazetecilerin #sonra #görülecek #davasına #çağrı

Dağ ve Er’in açlık grevi eylemi 50’inci gününde

Hewlêr cezaevinde tutuklu bulunan Mazlum Dağ ile Abdurrahman Er’in, KDP’nin dayattığı tek tipleştirme politikaları ile kötü muameleye karşı başlattığı açlık grevi eylemi 50 gündür devam ediyor

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019 tarihinde Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda görevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’a yönelik saldırı gerekçe gösterilerek tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklu bulundukları Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı başlattığı açlık grevi eylemi devam ediyor. Dağ ve Er, keyfi arama, fiziki şiddet, hakaret ve tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta başlattıkları açlık grevi 50’in günde devam ediyor.

Dağ ve Er, tutuldukları cezaevinde işkence ve hak ihlallerine karşı 28 Eylül 2022’de açlık grevi eylemi başlatmış, taleplerinin kabul edilmesi üzerine 14’üncü gününde eylemi sonlandırmıştı. Dağ ve Er, hak ihlallerine karşı 13 Şubat 2022’de de ölüm orucu eylemi başlatmış, taleplerin kabul edilmesi üzerine 9’uncu gününde eylemi sonlandırmıştı. Ancak ihlallerin sürmesi üzerine Dağ ve Er, 18 Mayıs’ta tekrar süresiz dönüşümsüz açlık grevi başlattı.

 HABER MERKEZİ

#Dağ #Erin #açlık #grevi #eylemi #50inci #gününde

‘İmralı Cezaevi ilk Guantanamo tarzı cezaevidir’

PKK Lideri Abdullah Öcalan, geçmiş dönemde yaptığı değerlendirmede İmralı sistemini ‘üç ayaklı bir sistem’ olarak nitelendirmiş ve ‘İmralı Cezaevi ilk Guantanamo tarzı cezaevidir’ demişti

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın uluslararası komployla 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilerek İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne konulmasının üzerinden 24 yıl geçti. Abdullah Öcalan için “özel” olarak dizayn edilen İmralı Cezaevi’nde 24 yıllık süreçte tecrit her geçen gün derinleştirilirken, son 28 aydır ise Abdullah Öcalan’dan hiçbir şekilde haber alınamıyor. Kuruluşu tecrit mantığına dayalı İmralı Cezaevi’nde, uygulamalar zamana yayılı olarak adım adım derinleştirildi. Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit, 21 Mart 2021’den bu yana mutlak iletişimsizlik ve haber alamama haliyle sürdürülüyor.

Askeri yasak bölge

Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da İmralı’ya getirilmesiyle cezaevinin hemen çevresi “Kırmızı hat” olarak tanımlandı. “Yeşil hat” olarak belirlenen İmralı’daki tüm binaların yer aldığı bölge ise, “güvenlik” gerekçesi ile elektronik tellerle örüldü. Adada yaklaşık bin asker sabit görev yaparken, 55 kamerayla 24 saat boyunca aralıksız izlenmeye başlandı. Abdullah Öcalan’ın adaya getirilmesinin ardından yetkililerde değiştirildi. Tüm yetkililer Adalet Bakanlığı’ndan alınarak, Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi adına Mudanya İskelesi Kriz İrtibat Bürosu’na devredildi. Kararın Resmi Gazetede yayınlanmasının ardından İmralı Adası ve çevresi 2’nci derece kara, deniz ve hava açısından “Askeri yasak bölge” ilan edildi. Sivil gemilerin adaya 3 milden fazla yaklaşmasına izin verilmezken, ada üzerinden sivil helikopter geçişi de yasaklandı.

Tecrit derinleştirildi

Türkiye ve uluslararası yasalar hiçe sayılarak, Abdullah Öcalan’ın tüm hakları Türkiye’ye getirildiği günden bu yana yok sayıldı. PKK Lideri, 24 yıllık süre boyunca saç kazıtma, zehirlenme, zorla oda değiştirme, iletişim araçlarından mahrum bırakılma, avukatları ve ailesiyle görüştürülmeme gibi çeşitli hak ihlallerine maruz kalırken, üzerindeki tecrit ve işkence bu süre zarfında giderek ağırlaştı. Abdullah Öcalan’a “özel” olarak uygulanan tecrit her geçen gün ağırlaştırılırken, İmralı Cezaevi Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Guantanamo anlayışı esas alınarak yenilendi. ABD’nin siyasi muhaliflerine karşı “korsanca kaçırma” temelinde kurduğu, hukuk ve yasaların nüfuz etmediği, her türden yöntemlerle siyasi muhalifinin iradesini kırma ve kendi çizgisine çekme esasına dayalı bir işkence sistemi olan Guantanamo’da bile İmralı’da uygulamaları görülmedi. Her ne kadar İmralı ile karşılaştırılsa da Guantanamo’da aile, avukat görüşü, telefon, mektup, faks gibi haberleşme olanakları yaratılıyor. Ancak İmralı Cezaevi’nde yıllardır bu haklar ya çok seyrek tanınıyor ya da hiç tanınmıyor.

2 bin 70 başvuru

Öyle ki Abdullah Öcalan’ın müdafiliğini üstlenen Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının 1999’dan bu yana yaptığı 2 bin 70 görüş başvurudan 442’si kabul edildi, bin 628’i ya çeşitli gerekçelerle reddedildi ya da yanıtsız bırakıldı. Az sayıda olan avukat görüşleri ise kayıt altına alındı. Hücre kamera sistemi ile gözetim altında tutulan Abdullah Öcalan, bütün tutuklu ve hükümlülere tanınan 10 dakikalık telefonla konuşma hakkını kullanamadı. Gazete ve dergilerden ise kendisi ve Kürt siyasetiyle ilgili yazı ve resimler kesildikten sonra sınırlı bir şekilde verildi, , kimi dönemler de hiç yararlanamadı. Genel uygulamalardan farklı olarak PKK Liderine tanınan havalandırma hakkı hem sınırlı hem de cezaevi yönetiminin “takdirine” bırakılmış bir uygulamadan ibaret kaldı.

Hukuka uydurma çabası

PKK Lideri Öcalan, geçmiş dönemde yaptığı değerlendirmelerde, sık sık tecrit ile Kürt sorununun çözümsüzlüğü arasındaki bağa işaret etti. Abdullah Öcalan, İmralı Cezaevi’nde şahsına uygulanan “özel” tecridin, Türkiye’nin Avrupa hukukuna uyulması için çıkarılan yasalarla “ters” düştüğüne işaret etti. PKK Lideri Öcalan’ın İmralı Adası’nda avukatlarıyla farklı tarihlerde yaptığı görüşmelerde tecrit sistemine dair bazı değerlendirmeleri şöyle:

İmralı Cezaevi statüsü

İmralı’nın “üç ayaklı” bir sistemle yönetildiğini belirten Abdullah Öcalan, bunun bir ayağının ABD, bir ayağının Avrupa, bir ayağının da Türkiye olduğuna işaret etti. İmralı Cezaevi’nin Türkiye’deki cezaevlerinden çok farklı olduğunu vurgulayan Abdullah Öcalan, “Diğer cezaevlerinin statüsü burada uygulanmıyor. Buranın statüsü ve yapısı gizli bir anlaşmayla olmuştur. ABD buna benzer gizli anlaşmalarla birçok yerde böyle birçok cezaevi kurmuştur. İmralı Cezaevi de ABD tarafından gizli anlaşmayla kurulan özel cezaevlerinden biridir. Bunu yaparken AB’nin de fikri ve onayı alınmış, buranın yapısı ve koşullarının ne olması gerektiğini belirlemişler” diye belirtti.

CPT ABD’ye bağlı

Abdullah Öcalan, Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) İmralı tecrit sistemindeki rolüne değinerek, “CPT’ye sıradan yaklaşmamak gerekir, arada bir gelip giden bir heyet olarak görmemek gerekir, burada olup bitenlerden haberleri vardır. Avrupa Komitesi’ne bağlı bir oluşumdur, dolayısıyla bir bütün olarak Avrupa Konseyi’nin de bilgisi var. Burayı Başbakanlığa bağlı kriz merkezi yönetiyor diyorlar ama değil, burası direkt ABD’ye bağlı. Başından beri cezaevi yönetmeliğinin bile uygulanmamasına anlam verememiştim. Ama ortaya çıktı ki İmralı Cezaevi ilk Guantanamo tarzı cezaevidir. Burada bana yapılan uygulamalardan dersler çıkarılıyor. Bir insanın bastırılmaya ne kadar dayanabileceğini ölçüyorlar” dedi.

6 gün dayanamazlar

“Özel” olarak dizayn edilen İmralı Cezaevi koşullarına kimsenin 6 gün bile dayanamayacağını belirten Abdullah Öcalan, “Dünyanın en ağır tutsağıyım, bunların içinde Batı da var. Beni kapitalist dünya sistemi tutsak etmiştir. Devlet de beni bir koz, bir rehine olarak elinde tutuyor. Burada siyasi bir rehineyim. Konumum böyle bilinmelidir. Bunu şöyle bir benzetmeyle de açıklayabilirim: Solunum cihazına bağlı birisi gibiyim, istedikleri zaman fişi çekebilirler. Tecrit durumunun ağırlaştırılması zaten idam anlamına gelmektedir. Dünyada bu koşullarda başka kimse yok, bir tek ölmediğim kaldı” diye konuştu.

‘Tecride son barışa evet’

Ağırlaştırılan İmralı tecrit sistemine karşı sağduyulu davrandığını dile getiren Abdullah Öcalan, şunları söyledi: “Ben ne affı ne de kişisel kurtuluşu söylüyorum. Mesele, bir halkın kurtuluşu, bir halkın menfaatidir. Ahlaklı davranmak gerekiyor. Tecrit baştan beri var. Bu kısıtlılık baştan beri sürüyor. En başından beri doğru değildi. Barışın hatırı için tavrım yumuşak oldu. Sorun yapmadım. Benim durumumun en uygun kavramı, ‘Tecride son barışa evet’ bir slogan olarak değerlendirilebilir. Bana karşı geliştirilen tecrit, Kürt halkına, yine Türk halkına, başta onun demokratik güçlerine ve cezaevindekilere uygulanan bir tecrittir. Siyasi ve hukuki seçeneklerin ortadan kaldırılması oluyor. Bunun sorumlusu hükümettir. Demokrasiden kaçıyor.”

‘Bu iş Öcalan’sız olmaz’

“Barış ve demokratik çözüm isteğim için mi tehlikeli oluyorum?” diye soran PKK Lideri, “Aslında bazı kesimlerin benden rahatsız olduklarını ve halen benden çekindiklerini biliyorum. ‘Öcalan’ denilince, ‘Bu iş olmaz’ diyorlar. Oysa bunun başka yolu yok. Öcalan’sız bu iş olmaz. Çünkü beni halk istiyor. Herkes bıraksa da beni halk bırakmaz. Zaten benim önerdiğim çözüm dışında mantıklı ve makul bir yol ve çözüm öneren de yok. Beni burada bir şekilde tecrit ile fiziken veya zihnen imha etseler bile, bu işi başka şekilde çözemeyecekleri çok açık. Fikirlerim halkımızca benimsenmiştir ve ben olmasam da fikirlerim hep var olacaktır” dedi.

Haber: Rukiye Adıgüzel / İstanbul – MA

#İmralı #Cezaevi #ilk #Guantanamo #tarzı #cezaevidir