Ana Sayfa Blog Sayfa 271

38 yıllık bir direniş öyküsü: Lîman Şiwêş, Rojava Devrimi’nin öncülerindendi

Türkiye’nin SİHA saldırısında katledilen Qamişlo Kantonu Eşbaşkan Yardımcısı Lîman Şiwêş, direnişle geçen hayatı boyunca Kürt halkının özgürlüğü ve birliği için mücadele etti

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik aralıksız süren saldırılarında son üç yılda onlarca kişi katledildi. Son olarak dün Tirbêsiyê-Qamişlo karayolunda yapılan SİHA saldırısında, Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve araç sürücüsü Fırat Tûma katledildi.

Direnişle geçen bir ömür

Yaşanan katliama tepkiler devam ederken, katledilen isimlerden Qamişlo Kantonu Eşbaşkan Yardımcısı Lîman Şiwêş, hayatını mücadeleye adamış direnen isimlerden.

Devrimin ön saflarında yer aldı

Uzun yıllar Federe Kurdistan’da Kongra Star’ın temsilcisi olarak diplomatik faaliyetler ve kadın örgütlenmesi çalışmalarında yer alan Lîman Şiwêş, 1968’de Kuzey ve Doğu Suriye’nin Amûdê kentinde dünyaya geldi. Lîman Şiwêş, 1989’da özgürlük mücadelesine katıldı ve Kuzey ve Doğu Suriye’de Kadın Devrimi’nin ön saflarında yer aldı.

KDP tarafından tutuklandı

Çalışamları kapsamında 2002-2003 yıllarında Federe Kurdistan’da bulunan Lîman Şiwêş, KDP tarafından tutuklanarak 6 ay cezaevinde kalır. Lîman Şiwêş, 2005-2008 yılları arasında Federe Kurdistan’da özellikle Süleymaniye’de devrimci mücadele çalışmalarını sürdürdü.

Rusya’da 7 yıl kaldı

Lîman Şiwêş, 2008 yılında ise çalışmalarına Rusya’ya giderek burada devam eder ve burada 7 yıl kalır. 19 Temmuz Devrimi sonrası 2015 yılında Kobanê’ye dönerek direnişine burada devam eder.

Demokratik Ulus’un inşasında yer aldı

Lîman Şiwêş, DAİŞ’ten alınarak özgürleştirilen Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında Demokratik Ulus inşasının ilk öncülerinden oldu. 2016 yılından 2019 yılına dek Minbîc’te çalışmalarda yer aldı.

Yeniden Federe Kurdistan’a döndü

Lîman Şiwêş, 2019 yılından sonra ise Kongra Star’ın Federe Kurdistan temsilciliği görevini üstlenir ve 2021 yılına dek burada kalır. Lîman Şiwêş bütün çalışmalarında Federe Kurdistan’daki tüm partilerle temas kurarak ulusal birliğin önemini kavratmak, Kürt halkını ulusal birlik çatısı altında toplamaya çalıştı.

Federe Kurdistan’da Kürt halkının özgürlük mücaelesinde büyük emeği geçen Lîman Şiwêş Qamişlo’da 20 Haziran’da katledilirken, Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani’nin Lîman’ı katleden Türkiye’yi saraylarında ağırlaması ise dikkat çekici bir nokta olarak kaldı.

Kaynak: Rojnews

#yıllık #bir #direniş #öyküsü #Lîman #Şiwêş #Rojava #Devriminin #öncülerindendi

Kadınlar Amed’de bir araya geldi: Direnen Kürt kadını hedef alınıyor

Amed’de yeni dönem toplantıları için bir araya gelen TJA, Yeşil Sol ve HDP’li kadınlar, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları kınayarak, saldırılarla Kürt kadınlarının hedef alındığını belirtti

Özgür Kadın Hareketi (TJA), Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Halkların Demokratik Partisi (HDP), 14 ve 28 Mayıs sonrası seçim sonuçlarına ve yeni dönem inşasına ilişkin Eğitim Sen 1 No’lu Şubesi’nde toplantı gerçekleştirdi.

Toplantıya çok sayıda kadın katılırken, HDP Parti Meclisi (PM) üyesi Emine İnan toplantı öncesi kısa bir değerlendirme yaptı.

Kürt kadınları bilerek hedef alınıyor

Sözlerine Qamişlo-Tirbespiyê yolu üzerinde gerçekleşen ve Qamişlo Kanton Meclisi Eşbaşkanı Yusra Derwêş ile yardımcısı Liman Şiwêş ve şoförü Fırat Tuma’nın yaşamını yitirdiği saldırıyı kınayarak başlayan İnan, “Yusra Derwêş, Liman Şiwêş ve Fırat Tuma şahsında bütün özgürlük şehitlerini anıyoruz. Bizim değerlere borcumuz var. Bu hava saldırıları sıradan değil, bilerek hedef gösterilerek arkadaşlar katlediliyor. Bu bir mesajdır, Bakur’da başaramadığını Rojava’da intikam alarak başarmaya çalışıyor. Özellikle Kürt kadın hareketi hedef alınıyor. Biz bunun farkında olmalıyız. Hiçbir saldırı sıradan değil” dedi.

Kadın hareketi önemli bir zamanda geçiyor

Seçim süreci ve sonrası için eleştiri-özeleştiri toplantıları yapacaklarını ve akabinde halk buluşmaları gerçekleştireceklerini söyleyen İnan, “Bugün Türkiye ve Kürdistan da bu toplantılar alınırken sıradan yaklaşmamak lazım. Bu toplantıların önemsenmesi gerekir. Kadın hareketi çok önemli bir zamandan geçiyor. Mücadele bitmiş gibi hareket etmek gibi moralsizlik bütün kurumlarımızda kendini gösterdi. Ama bir seçim mücadeleyi belirlemez, her şey bitti anlamına gelmez. Hepimiz bu sürecin sorumlusuyuz. Biz bu sürecinin neresindeydik, cevap olduk mu? Kadın hareketi olarak öncülük ettik ama doğrultu noktasında tartışmalar yapacağız” diye belirtti.

İnan’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.

AMED

#Kadınlar #Amedde #bir #araya #geldi #Direnen #Kürt #kadını #hedef #alınıyor

Kırıklar Cezaevi’nde hak ihlaleri: Kürtçe ‘suç’, tedavi yok, tecrit ağırlaşıyor

Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutuklular, gönderdikleri mektupla, hasta tutukluların tedavi edilmediğini ve keyfi disiplin cezalarının verildiğini aktardılar

İzmir Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutuklular, maruz kaldıkları hak ihlallerini yazdı. Aileleri aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’na (MA) mektup gönderen tutuklular, cezaevi idaresinin keyfi uygulamalarına dikkat çekti. Tutuklular, “Yaşanılan ve yaşatılmak istenen bütün anti demokratik ve baskıcı uygulamaların son bulması için mücadelemize destek sunmanızı ve sesimizi ulusal ve uluslararası kamuoyuna ulaştırmanızı istiyoruz” diye kaydetti.

‘Farklı suç gruplarıyla aynı kısımda tutuluyorlar’

İzmir 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaklaşık bir buçuk yıldan fazladır bazı arkadaşlarının kendilerinden ayrı bloklarda tutulduğunu kaydeden tutuklular, “Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden buraya sürgün edilen arkadaşlarımız Ali Şahin, Davut Önder, Abdullatif Karaaslanlı, Şükrü Çiçek, Deniz Ataş bulunduğumuz kurumun farklı bloklarında ve farklı suç gruplarıyla aynı kısım ve koridorlarda zorla tutulmaktadırlar. Arkadaşlarımızın can güvenliğinden endişe duymaktayız. Her an başlarına bir şeyler gelir kaygısındayız. Bu durumun tahammül sınırlılarımızı aşmıştır. Arkadaşlarımızın bizden ayrı tutulması usul ve yasalara aykırı olduğu mevcut yasalara ortadadır. Ceza İnfaz Kurumunun ilgili maddeleri ve yönetmeliklerinde bu durumun kanuna aykırı olduğunu belirtmektedir. Bunlara rağmen arkadaşlarımızın yanımıza verilmesi için defalarca cezaevi idaresine ve Adalet Bakanlığı’na yazdık fakat hiçbir olumlu cevap alamadık” diye belirtti.

‘Kürt diline tahammülsüzlük’

Kürt diline cezaevi idaresi tarafından tahammülsüzlük olduğuna dikkat çeken tutuklular, “Açık görüşte arkadaşımızın annesi oğluna Türkçede ‘Yaşa’ anlamına gelen ‘Bijî’ kelimesini kullandığı için üç ay görüş yasağı ile cezalandırıldı. Tebliğ edilen evraklarda da Kürtçe için ‘Bilinmeyen anlaşılmayan bir dil’ ibaresi kullanılıyor. Bu açıkça Kürtçe diline bir tahammülsüzlük ve saldırıdır.”

Çıplak arama dayatması

Ziyaretçilere çıplak arama dayatıldığını ifade eden tutuklular, “Bu durumu ilgili kurumlara iletmemize ve ilgililer hakkında soruşturma başlatılması yönünde talepte bulunmamıza rağmen herhangi bir işlem başlatılmamıştır. Bu durumun neticelendirilmesi ve bizleri ikna edecek bir açıklamanın oluşması için kurum birinci müdürü ile görüşme yapmak istedik. Yalnız kurum birinci müdürü bizlerle görüşmüyor ve taleplerimizin hiç birine cevap verilmiyor. Bu gayri ahlaki uygulamaların son bulması için kurum idaresi olumlu hiçbir adım atmamakla birlikte bu uygulamaların son bulması için ses yükseltmemizden dolayı bizlere disiplin cezaları vermektedir. En son 30 Haziran tarihinde bizlere disiplin adı altında ‘Bir ay iletişim araçlarından (telefon) yoksun bırakma’ cezası verildi.  Bu cezalarla bizleri susturmak ve sindirmek istiyorlar” dedi.

‘Hasta tutuklular tedavi olamıyor’

Hasta tutukluların durumuna dikkat çeken tutuklular, “Kronik rahatsızlığı bulunan birçok hasta arkadaşımız var. Bu arkadaşlarımız cezaevinde tek başına yaşamlarını idame ettiremiyorlar. Sağlıklı ve etkili bir şekilde tedavi olamıyorlar. Bu durum sağlıklarını daha da kötüleşmesine neden olmaktadır. Bu arkadaşlarımızdan bazıları ayrı odalarda tek başlarına tutulmaktadırlar. Hiçbir oda içi temizlik ihtiyaçlarını tek başlarına gerçekleştiremeyen arkadaşlarımızın bir an önce yanımıza verilmesi için talepte bulunmamıza rağmen cezaevi idaresi en küçük bir adım atmamaktadır. Resmen ölüme terk edilmek istenmektedirler. Hasta arkadaşlarımız denetimli serbestlik ve seçenekli infaz türlerinin hiçbirinden faydalandırılmamaktadır” diye kaydedildi.

‘Tecrit uygulanıyor’

Üç kişilik ziyaretçi kontenjanında kayıtlı görüşçülerin, çeşitli bahaneler ve temelsiz gerekçelerle kayıtlarının silindiğini belirten tutuklular, mektupta şunları ifade etti: “Bu uygulamaya dayanak olarak gösterilen kanun maddesi yeni ziyaretçi listesi oluşturan isimleri için geçerli olup ilgili madenini hiçbir yerinde önceden kayıtlı birisinin kayının sonradan silinebileceği şeklinde bir belirleme yoktur. Kaldı ki öyle olsa bile bu durum anayasanın 20 ve 22’inci maddelerinde alenen aykırıdır. Bizlere tecrit uygulamak istenmektedir. Dışarıyla olan bütün ilişkilerimiz ve bağlarımız kopartılmak istenmektedir.”

Sosyal faaliyetler kısıtlanıyor

Spora ve sohbet faaliyetlerinden yeterince yararlanamadıklarını kaydeden tutuklular, “Haftada sadece 40 dakika tek spor yapmamıza izin verilmektedir bu sürenin yarısı spor yerine gidip gelmek ile geçtiğini hesaba katarsak bu sürenin sadece 20 dakikasını kullanabiliyoruz. Bu durumdan kaynaklı doğal olarak spor yapamıyoruz. Bu durum sağlığımız üzerinde olumsuz sonuçlar yaratmaktadır. Yasa ve yönetmeliklerde bizlere tanınan hak en az 10 saat ancak bizlere sadece 40 dakika tek verilmektedir. Bu durum idarenin keyfi tutumundan kaynaklanıyor” dedi.

Cezaevinde verilen yemeklerin besleyici nitelikte olmadığını belirten tutuklular, bu durumun tutuklularda ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını söyledi.

‘Yasal haklarımız gasp ediliyor’

Telefon görüşme süresinin haftada sadece 10 dakika ile sınırlandırıldığını ifade eden tutuklular, “52-75 sayılı yasanın ilgili maddelerinde haftalık telefonla görüşme süresi 30 dakika olarak belirtilmesine rağmen cezaevi idaresi keyfi bir şekilde haftada sadece 10 dakika ile sınırlı tutuluyor. Bu durum anayasanın bizlere verdiği, tanıdığı, ‘Aileye ve özel hayata saygı haklarının’ ihlaline neden olmaktadır. Bunu son bulmasını talep ediyoruz. Ziyaret hakkımızı tam olarak gerçekleştiremiyoruz. Görüş sürelerimizin yasalarda bir buçuk saat olarak belirtilmesine rağmen cezaevi idaresi bizlere sadece 1 saat vermektedir yasal haklarımız gasp edilmektedir” diye belirtildi.

Gazete verilmiyor

Cezaevi idaresinin merkezi yayın sisteminde, sadece iktidara yakın medya kanalarına izin verdiğini söyleyen tutuklular, muhalif gazetelerin de taleplerine rağmen kendilerine verilmediğini kaydetti.

‘İletişim hakkı keyfi engelleniyor’

Ailelerin posta yoluyla gönderdiği makale, deneme, hikaye, fotokopi ile bilgisayar çıktılarının kendilerine verilmediğini belirten tutuklular, mektupta şu ihlallere yer verdi: “Yasal hiçbir dayanağı olamamasına rağmen keyfi bir şekilde iletişim hakkımız engellenmektedir. Yine posta yoluyla gönderilen köy ve manzara fotoğrafları bizlere verilmemektedir. Kanuna aykırı uygulamalar olmasına rağmen cezaevi idaresi bu uygulamalarını sürdürmekten geri durmamaktadır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olan arkadaşlarımız tek başlarına spor yapamıyorlar bu keyfi uygulamalar tamamen cezaevinin yaklaşımıyla ilgili bir durumdur. Bu uygulamalara son verilip arkadaşlarımızın bizlerle birlikte spora çıkarılmasını istiyoruz.

Duyarlılık çağrısı

Kurumu 1’inci müdürü sorunlarımızı çözmeye dönük bizlerin görüş taleplerine olumu yaklaşamamakta. Bu durum sorunların daha da artmasına ve krizin derinleşmesine neden olmaktadır. Kurum 1’inci müdür kendi görevlerinin gerekliliklerini yapmamaktadır. Ve güvenliğimizi tehlikeye atmaktadır. Cezaevlerinde bu ve bunlara benzer sorunlarla her gün karşı karşıya kalıyoruz. Cezaevi idaresi sorunlarımızla ilgilenmektedir. Bu durumun son bulması ve yaşanılan sorunların çözüme kavuşması için aktif rol oynayıp gerekli yerlerle iletişime geçmenizi ve kamuoyu oluşturmanızı sizden talep ediyoruz.

İZMİR

#Kırıklar #Cezaevinde #hak #ihlaleri #Kürtçe #suç #tedavi #yok #tecrit #ağırlaşıyor

Şenyaşar ailesi: Adalet Bakanı değişti, adaletsizlik devam ediyor

Adalet mücadelesini sürdüren Şenyaşar ailesi ‘Adalet Bakanı değişti, adaletsizlikler devam ediyor’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 821’inci gününde.

Pirsûs’taki evlerinden Urfa Adliyesi önüne gelen Emine Şenyaşar, “Şenyaşar ailesi Adalet Köşesi” olarak adlandırılan alanda nöbete başladı. Adliye önünde bulunan beton bariyerlere “Şenyaşar ailesi için adalet” yazılı pankartı asan Şenyaşar, yolu adliyeye düşen yurttaşlara maruz kaldıkları katliam ve devamında sürdürdükleri adalet mücadelesine dair bilgi verdi.

Ayrıca ailenin sanal medya hesabından, Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un hesapları etiketlenerek, “Biraz daha sabır. Biraz daha mücadele. Adalet pankartının arkasındaki sarayda adalet mahkum edilmiş. Adalet Bakanı değişti, adaletsizlikler devam ediyor. 821’inci günde” paylaşımı yapıldı.

RIHA

 

#Şenyaşar #ailesi #Adalet #Bakanı #değişti #adaletsizlik #devam #ediyor

4 kişiyi katledip derin dondurucuya koyan kişi tutuklandı

İzmir’in Bayraklı ilçesinde 4 Türkmenistanlıyı katleden fail S.H. tutuklandı, kendisine yardım ettiği iddia edilen 3 kişi serbest bırakıldı

İzmir’in Bayraklı ilçesinde 18 Haziran’da bir evde, derin dondurucu ve buzdolabı içinde cenazeleri bulunan 4 Türkmenistanlıyı katleden fail S.H. tutuklandı. Kendisine yardım ve yataklık eden 3 kişi ise serbest bırakıldı.

Buzdolabına konulmuş bir şekilde bulundu

İzmir’in Bayraklı ilçesinde 18 Haziran’da bir evde, derin dondurucu ve buzdolabı içinde Türkmenistanlılara ait 4 kişinin cansız bedeni bulundu. Derin dondurucudaki cenazelerin anne Gülkamar Hanymova ile kızları Leyla ve Laçin Geldiyarova’na ait olduğu, buzdolabındaki cenazenin ise Ruslan Kerimov’a adlı bir erkeğe ait olduğu belirlendi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında Türkmenistanlı fail S.H., Çeşme ilçesinde gözaltına alındı.

Fail ve kendisine yardım, yataklık eden 3 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Fail S.H. çıkarıldığı mahkemede tutuklanırken, kendisine yardım ve yataklık eden 3 kişi ise serbest bırakıldı.

İZMİR

#kişiyi #katledip #derin #dondurucuya #koyan #kişi #tutuklandı

Peru’da eski Başbakan Chavez gözaltına alındı

Peru’da eski Başbakan Betssy Chavez gözaltına alındı

Peru’da eski Başbakan Betssy Chavez, 7 Aralık 2022’de Kongreye yönelik “darbe planlaması”nda rolü olduğu iddiasıyla savcılık talimatıyla gözaltına alındı. Ulusal basında çıkan habere göre, polis ekiplerinin gözetiminde Tacna kentindeki evinden alınan Chavez, geçici olarak Şili sınırındaki bir cezaevine götürüldü.

Savcılığın hakkında 18 ay önleyici hapis isteminde bulundu.

DIŞ HABERLER

#Peruda #eski #Başbakan #Chavez #gözaltına #alındı

Türkiye’den Avrupa ülkelerine 26 bin kişi iltica başvurusunda bulundu

AKP-MHP iktidarının ekonomik istikrarsızlık ve savaş politikaları 6 ay içerisinde 26 bin Türkiyeli yurttaşın Avrupa’ya iltica başvurusunda bulunmasına yol açtı

Türkiye’nin Kürt sorunu karşı geliştirdiği soykırım savaşın yarattığı yıkım ve yol açtığı ekonomik istikrarsızlık, topumsal nefret ve öfkenin körüklenmesi, kadına yönelik şiddet, can ve mal güvenliğinin zayıflamış olması durumları binlerce insanın yönünü yurt dışına çevirmesine yol açıyor.

2023 yılının sadece ilk ayı içerisinde Türkiye nüfusuna kayıtılı 26 binden fazla yurttaşın Avrupa ülkelerine iltica başvurusu yaptığı bildirildi. Türkiye, Avrupa ülkelerine vize başvurusunda bulunan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Türkiye medyasının AB kaynaklarına dayandırdığı verilere göre, 2023 yılının başından bu yana 26 binden fazla Türkiye nüfusuna kayıtlı yurttaş Avrupa’ya iltica başvurusunda bulundu.

Haberde, Türkiye’nin 2023 yılında AB’ye yapılan iltica başvurularında Suriye, Afganistan, Venezuela ve Kolombiya’nın ardından beşinci sırada yer aldığı belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Türkiyeden #Avrupa #ülkelerine #bin #kişi #iltica #başvurusunda #bulundu

Paula Martin Ponz: CPT’nin sessizliği Türkiye ile ‘suç ortaklığından’

Uluslararası avukat Paula Martin Ponz, CPT ve AK’nin tecrit sessizliğini Türkiye ile ‘suç ortaklığı’ olarak nitelendirerek, Kürt sorunun çözümün Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması olduğuna dikkat çekti

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağırlaştırılmış tecrit koşulları altında tutulan ve 27 ayı aşkın süredir de hiçbir haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’tan haber alınamıyor. Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin kırılması ve fiziki özgürlüğü için yapılan başvuru ve çağrılar ise Adalet Bakanlığı tarafından görmezden geliniyor.

Türkiye tarafından tecrit sürdürülürken uluslararası alanda bu tecridin kırılması, siyasallaşan yargı ve Kürt sorununun çözümü için tartışmalar, konferanslar ve paneller ele alınmaya devam ediyor. En son geçtiğimiz hafta Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH) ile Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) ile AP’nin Sol Parti (Die Linke), Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) işbirliğiyle “Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu” başlıklı bir konferans yapıldı.

Adalet sistemi işlemiyor

Konferansa katılan ve tecrit delegasyonunda da yer alan Paula Martin Ponz, derinleşen mutlak tecridi, uluslararası kurumların yaklaşımını ve Türkiye’nin çözüm için atması gereken adımları değerlendirdi. Türkiye’deki yargı sisteminin tamamen AKP iktidarının çıkarları doğrultusunda kullanıldığını dile getiren Ponz, toplumsal dokunun tamamen tahrip olduğunu belirtti. Özerklikten yoksunluk ve mahkumlara kötü muamele Türk yargı sisteminin ana sloganı haline geldiğini Ponz, “Görülüyor ki adalet sistemi bağımsızlığını tamamen kaybetmiş, yargısallaştırmadan uzaklaşmıştır. Yani adalet sistemi iktidar partisinin çıkarları adına kullanılmaya başlanmıştır. Cezaevleri nüfusundaki bu büyük artış, adalet sisteminin işlemediğinin açık bir göstergesidir ve tahrip olmuş bir toplumsal dokuyu göstermektedir.” diye konuştu.

Öcalan ve halkına yapılan işkencelerin suç ortağıdır

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile ilgili derinleşen mutlak tecride dair Avrupa ve kurumlarının kararlarının olmasına rağmen bunu pratikte uygulamaya sokmadıklarını söyleyen Ponz, milyonlarca insana karşı yürütülen işkence ve tecridin suç ortağı olduğunu belirtti. Avrupa Konseyi’nin (AK) sorumluluğuna dikkat çeken Ponz, “Konsey kendi kararlarını uygulamalı ve kendi belirledikleri demokratik yolları izlemelidir. Avrupa Parlamentosu ve CPT, her ikisi de özünde insan hakları savunuculuğuna sahip ve her ikisi de Türkiye’yi şeffaflıktan yoksun olduğu, insan haklarını ve siyasi hakları ihlal ettiği için kınayan kararlar yayınlamıştır. Bununla birlikte, söz konusu organizmaların hiçbiri kendi anlaşmalarındaki yaptırımları uygulamıyor. Bu, Türkiye ile söz konusu organizmalar arasındaki ilişkinin nasıl bağlayıcı anlaşmalara değil, daha derin ve karanlık amaçlara tabi olduğunu ve Avrupa Parlamentosu ile CPT’nin bilgilendirmeyi engelleyerek veya kendi kararlarını uygulamayarak aktif bir şekilde başkalarının yaşamlarını ve haklarını tehlikeye attığını göstermektedir. Milyonlarca insanın, Sayın Öcalan ve halkına yapılan işkencelerin suç ortağıdır. Avrupa Konseyi, bu gerçeği ortadan kaldırarak, yok sayarak Türkiye’nin duyarsızlaştırdığı suç faaliyetinin suç ortağı haline geliyor” sözlerini kullandı.

Ortak çözüm Öcalan’ın özgürlüğü

İmralı tecridinin tüm Kürt halkına verilmiş bir ceza olduğunu vurgulayan Ponz, Türkiye yargı sisteminin özgürlük mücadelesi veren halkların mücadelesini yok etmek için işletildiğini belirtti. Ceza sisteminin siyasi özgürlük mücadelesi veren tüm halkların mücadelesini yok etmeye çalışmak için uygulandığı söyleyen Ponz, “Bölgenin, herkesin gelecekteki çözümün bir parçası olabileceği ortak bir yol bulması ve bu çözümü başarmak için hiç şüphesiz Öcalan’ın serbest bırakılmasından başlayarak Kürt sorununu çözmenin en önemli noktası olarak ele almaları gerekiyor. Öcalan’a ilişkin verilen ceza tüm Kürt halkına verilmiş bir cezadır ve İmralı Cezaevi’ndeki tutsaklar üzerinde uygulanan tecrit sisteminin sadece diğer cezaevlerine değil tüm topluma nasıl yayıldığını açıkça görmekteyiz” dedi.

Öcalan’ın serbest bırakılması kaçınılmaz adım

Uluslararası kurumların Türkiye halklarının barış mücadelesini dinlemesi gerekliliğini belirten Ponz, bunun için Abdullah Öcalan’ın bırakılmasının kaçınılmaz bir adım olduğunu belirterek şunları söyledi: “Hepsi Türkiye’de devam eden gidişata karşı sorumlu olduğunun farkında olmalı. Kendi kararlarını uygulamayarak ve raporların yayımlanmaması gibi -CPT örneğinde olduğu gibi- bilgilendirmeyi engelleyerek Türk soykırım uygulamalarına izin vermekte ve hatta teşvik etmektedir. Bu nedenle tüm kurumlara, Türk devletinin bu tavrını durduracak politikaları uygulamaya koymaları, toplumu ve barış mücadelesini dinlemeleri çağrısında bulunuyoruz. Bunun için Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, siyasi tutsakların serbest bırakılmasının da önüne geçilemeyeceği gibi, kaçınılması mümkün olmayan bir adımdır. Bu bağlamda, her demokratik kurum, mevcut duruma bir çözüm bulunmasına yardımcı olma zorunluluğunu hissetmelidir.”

Haber: Melek Avcı/JinNews

 

#Paula #Martin #Ponz #CPTnin #sessizliği #Türkiye #ile #suç #ortaklığından

ABD’den Qamişlo’daki saldırıya ilişkin açıklama

Qamişlo-Tirbespiyê yolundaki saldırısına ilişkin değerlendirme yapan ABD, Türkiye’nin Suriye’de neden çalıştıklarını anlaması gerektiğini söyledi

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby Washington’da yaptığı basın toplantısında Qamilo’daki saldırıya ilişkin konuştu. Qamışlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve sürücü Fırat Tûma’nın öldüğü ve Türkiye’nin sorumlu tutulduğu SİHA saldırısını sorulması üzerine Kirby soruya “Türkiye’nin de Suriye’de ne yaptığımızı, neden yaptığımızı ve kimlerle neden çalıştığımızı anlaması gerekiyor” yanıtını verdi.

DAİŞ’e karşı ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki işbirliğinin devam edeceğini söyleyen Kirby “IŞİD zayıfladı, ancak Suriye ve Irak için hâlâ bir tehdit. Bu nedenle, IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon, bu tehdide karşı koymak için SDG ile birlikte çalışmaya devam edecektir” dedi.

DIŞ HABERLER

#ABDden #Qamişlodaki #saldırıya #ilişkin #açıklama

Colemêrg’de 15 günlük yasak kararı: Gerekçe koronavirüs

Colemêrg de toplantı ve yürüyüşler 15 gün yasaklanırken gerekçe olarak koranavirüs sürüldü

Colemêrg’de toplantı ve yürüyüş, oturma eylemi, basın açıklamaları, açlık grevi, çadır kurma, stant açma gibi eylem ve etkinlikler 21 Haziran saat 00.01’den 5 Temmuz 2023 saat 23.59’a kadar 15 gün süreyle yasaklandı.

Koronavirüsü de gerekçe yapan Valilik, şu açıklama da bulundu: “koronavirüs salgınının yayılmasının önlenmesi, meydana gelebilecek olası provokasyonların ve yaşanması muhtemel toplumsal olayların önlenmesi amacıyla bazı önlemlerin alındı”

HABER MERKEZİ

#Colemêrgde #günlük #yasak #kararı #Gerekçe #koronavirüs