Ana Sayfa Blog Sayfa 281

Dayereh; Bu çemberler hep kırılmak için!

Filmde önemli yansımalardan biri de kadınların ne olursa olsun sadece birbirlerine destek olabileceklerini bilmeleridir. Hepsinin birbirinden farklı dinamiklerde maruz kaldıkları bu düzende birbirlerini çok iyi anladıklarını, temas edemeseler bile hissettiklerini birbirlerine bakışlarından anlıyoruz

Rengin Tapancı

Doğum; doğası gereği yaşama tutunuşları uzatma arzusunun, varoluşu anlamlandırmanın, nitekim umuda uzanışların görünümüdür. O nedenle her canlı için doğum sancıları da sevince karışır. Film hastanede bir kadının doğum sancılarıyla başlar. Ancak mekânın kasveti gereği yaşamı yeşertememenin ya da kapıda bekleyen annenin -erkeklerin dünyasında kız çocuğunun hiçbir öneminin olmadığının bilinciyle- bir kız torunu olduğunu bir türlü kabullenemediği sorgulamalarıyla, kadın olmanın ilk sancıları da diyebiliriz. Ve öyle ki o sancıların doğan bebekten annesine, anneannesine ve hatta diğer kadın karakterlere film boyunca peşi sıra yayılmasını izleriz.

Kamera hastanenin ‘dışına’ çıktığında üç firari kadının bir yerlere gitmek için oradan oraya koşturmacasını ve nereye dönerlerse dönsünler erkeklerin dünyasına çarptıklarını izleriz. Dolayısıyla yönetmen bizi daha büyük bir hapishaneye taşımıştır. Nergis diğer iki kadın arkadaşını çaresiz bir şekilde geride bırakarak ilerlemeye çalışır ancak birkaç erkek engelini aşsa da çok fazla ilerleyemeden yine kendini aynı noktada bularak bize başka bir firari kadın olan Peri’nin evinin kapısını aralar. Peri ise o esnada evdeki erkek şiddetinden kendini bir şekilde sıyırarak sokağa atılacaktır. Ardından Periyi takip ederek birçok kadının hayatının gerçeklerine dair hikayelere tanık oluruz.

Film boyunca domino taşları gibi üzerimize devrilen hikayelerdir bunlar. Kız torununu kabullenemeyen kadın gerçekliğinden, evliliğinde başka bir kadın ile yaşamayı normalleştirmiş, kocasından geçmişini saklayarak kendinden vazgeçmiş ve kızını sokak ortasında daha iyi bir hayat umudu ile terk eden kadın gerçekliğine götüren yönetmen, bize kadınların baş edemedikleri gerçeklikleri nasıl da kanıksamak zorunda kaldıklarını çok çarpıcı bir şekilde göstermiştir. Hayatlarının hiçbir noktası iyiye evrilmediği için umut etmekten bile ürken kadınlardır bunlar. Nergis’in arkadaşının ayrılırken; “Senin cennetinin de var olmadığını görmekten korkuyorum” cümlesiyle dışa vurduğu gibi. Oysa insanı harekete geçiren en önemli duygulardan biridir; umut. Tıpkı sanatçıyı harekete geçiren hayal gücü gibi. Kadınların hareket etme kabiliyetini zihinsel olarak da felç eden bir sistem gerçekliğidir bu. Film ‘Farkında olmadığımız daha hangi duygulara ket vurulmuştur?’ sorgusuna götürüyor bizi.

Yönetmen öyle incelikle bizi Tahran sokaklarının akışına bırakır ki; sigara yasağı olgusundan her sokakta beliren askerlere kadar her şey; bize özellikle serpiştirilmiş trajik durumdaki kadınların hikayesi olmadığını, yaşamın olağan dinamiklerini soluduğumuzu göstermektedir. Hatta iki askerin telefon kulübesinde annesiyle gizlice yapmak zorunda kaldığı konuşmadan sadece kadınların değil, bir şekilde erkeklerin de bu düzenin girdabına çekildiğini görüyoruz. Bunu bizimle beraber gören Peri’nin o esnada mevcut yaşam gerçekliğinden midesinin bulanması da tesadüfi değildir. Kadının sömürülmesine dayanan sistem genişleyen bir yelpaze gibi tüm toplumu kemiren bir yaşam gerçekliğine dönüşmüştür.

Filmde önemli yansımalardan biri de kadınların ne olursa olsun sadece birbirlerine destek olabileceklerini bilmeleridir. Hepsinin birbirinden farklı dinamiklerde maruz kaldıkları bu düzende birbirlerini çok iyi anladıklarını, temas edemeseler bile hissettiklerini birbirlerine bakışlarından anlıyoruz. Toplumda en güçlü temasların aslında özdeşlikler üzerinden kurulduğuna dair önemli yansımalardır bunlar. Dolayısıyla hareketin etki-tepki prensibine uygun olarak bireysel bocalamalarımızdan ziyade bu güçlü özdeşlikler üzerinden sisteme karşılık vermek gerektiğini anımsatıyor.

Jafar Panahi yine film boyunca hikayelerinin peşinden koştuğumuz kadınların hapishanede bir araya geldiği bir sonla bizi adeta bir çember üzerinde dolaştırıp aynı noktaya getirir. Kamera bir hapishane hücresi içinde üç yüz altmış derece dönerek tüm kadınların üzerinden bizi yine filmin başında gördüğümüz kapı aralığına getirir. Doğumla temsil edilen beyaz renkler bu defa siyaha dönmüştür. Yönetmen metaforik yoldan da ustaca çemberin içinde olduğumuzu hissettirmiştir. Hapishanede, hastanede, evde, sokakta sıkışmış kadınlar için artık mekânın da bir ehemmiyeti yoktur. Yaşam bütünen bir çember içerisinde sıkışmışlıktır.

Her ne kadar film İran rejiminin kadınlar üzerindeki baskısının bir yansıması olsa da eminim izleyen tüm kadınlar da içinde bulundukları çemberin çeperlerini hissetmişlerdir. Kadınlar toplumun; çemberi hissettikçe dışına çıkma gücünü de kendilerinde bulacak en önemli dinamiğidir. Tarihteki tüm kazanımlar bunu hisseden kadınların, toplumların çemberi genişletmesiyle sağlanmıştır. Yakın geçmişte Jina Mahsa Amini olayı üzerinden bunu çok yoğun hisseden ve farkında olan İran kadınlarının direnişlerini sürdürmesi gibi… Buradaki çember metaforu aslında yaşamın her noktasında hareket ihtiyacını da temsil eder. Çünkü bir çemberin genişlemesi için her noktadan itilmesi, yani yaşamın bütünsel ele alınması gerekir. Tıpkı doğum esnasında her yerinden kasılan vücut gibi. Bunun öncüsü de şüphesiz ki yaratma kudreti en fazla olan kadınlar olmalıdır. Düzenin tüm çirkinliğinde en küçük güzellikleri fark edecek, koruyacak ve yeşertecek olan yine kadınlardır. Tıpkı Nergis’in tabloyu anlatırken “Ressam çok dikkatli değilmiş, buradaki güzel çiçekleri unutmuş” demesi gibi kadınlar; güzellikleri ihmal etmeyecek olanlardır.

Filmin başından sonuna kadar dinmek bilmeyen sancıların; çemberin/düzenin/kadının dışına çıkan yeni yaşam gerçekliğine, kadınların kendilerini ve yaşamı yeniden doğurmasına evrilmesi umuduyla…

#Dayereh #çemberler #hep #kırılmak #için

Yusra Derwêş ve Leyman Şiwêş toprağa verildi

Türkiye’nin SİHA saldırısında katledilen Yusra Derwêş ve Leyman Şiwêş, Şehit İsmail Şehitliği’nde defnedildi

Kuzey ve Doğu Suriye’de Türkiye’nin gerçekleştirdiği SİHA saldırısında katledilen Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş ve yardımcısı Lêyman Şiwêş defnedildi. Amûdê ilçesindeki Şehit İsmail Şehitliği’nde düzenlenen törene Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Kongra Star, TEV-DEM temsilcileri ve ailelerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

Törende konuşan Qamişlo Şehit Aileleri Meclisi Eş Başkanı Hêvî El-Sayed, “Buradaki bu kalabalık, hiçbir gücün moralimizi ve irademizi yenemeyeceğini gösteriyor. Öncelikle Önder Öcalan’a başsağlığı diliyorum çünkü o bir kadın kahramanıdır. Düşman, lider kadınları hedef alıyor çünkü onların kahramanlıklarından korkuyor” dedi.

‘Sessizlikle bu katliamların suç ortağısınız’

Özerk Yönetim’in DAİŞ’in yargılayacağını açıklamasının ardından bölgeye saldırının arttığını belirten Cizre Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eş Başkanı Telet Yûnis, “Astana’da toplantıya hazırlanan güçler Suriye halkını hedef almaktadır, bu toplantı özgürlükçü halkımıza yönelik komplonun devamıdır” diye ekledi. Bölgedeki garantör güçlerin sessizliğine vurgu yapan Yûnis, “Yeter artık bu sessizlikle bu katliamların suç ortağısınız. Bölge halkı, dünya barışı ve güvenliği için ağır bedeller ödemiştir. Özerk Yönetim projesinden ahlaki olarak sorumlu olmalısınız. Suriye halkının beklentilerini karşılamak için üzerlerine düşen görevi yapmalıdırlar” şeklinde konuştu.

‘2 devrimci kadın daha katledildi’

Kuzey ve Doğu Suriye kadın örgütleri adına konuşan Kongra Star Koordinasyon Üyesi Rûken Ehmed, Türkiye’nin 2 devrimci kadını daha katlettiğini belirtti. Ehmed, Özerk Yönetim’in DAIŞ çetelerini yargılama kararının ardından DAİŞ’i korumak için harekete geçildiğini belirterek, “Efrin, Serekaniyê, Girê Spî, Ezaz ve Cerablus’u özgürleştirmemiz gerekiyor. Topraklarımızdan bir cennetin daha işgal edilmesine izin vermeyeceğimize söz veriyoruz” ifadelerine yer verdi.

‘Halkların iradesi bir sembol’

Süryani Birlik Partisi Eş Başkanı Senherib Bersûm da söz alarak, tarihten bugüne düşmanın aynı olduğunu, Alevi ve Êzidî toplumunun kendisini inşa ettiğini ve halen de koruduğunu belirtti. Bersum, “Hakkımız var, irademiz olduğu ve şehitlerle bağımız olduğu için her zaman başarılı oluyoruz. Halkımız bölgede birlik içinde yaşıyor, kanımız bir oldu ve şehitlerimize bununla söz veriyoruz. Halkların iradesi bir sembol ve bir ışıktır ve Özerk Yönetim buna bağlı kalacaktır” dedi.

Arkadaşlarının omuzlarında defnedildi

Yusra Derwêş’in ailesi adına söz alan Aydın Beşir Mele Newaf, “İki şehit Kürt kadınının simgesidir. Şehitlik, içinde aşk barındırdığı için bir destandır. Halk, canı gönülden şehitlerinin izinden giderse mutlaka muvaffak olur ve düşmanların planlarını bozguna uğratır” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Yusra Derwêş ve Leyman Şiweş’in cenazeleri, arkadaşlarının omuzlarında Şehit İsmail Şehitliği’nde defnedildi.

HABER MERKEZİ

#Yusra #Derwêş #Leyman #Şiwêş #toprağa #verildi

Adana’da TÖP üyelerine ırkçı saldırdı

Adana’da stant açan TÖP üyelerine bir grup ırkçı saldırdı. Saldırıda yaralanan 2 TÖP üyesi hastaneye kaldırıldı

Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Adana İl Örgütü, “Durmak Yok Şimdi Örgütlenme Zamanı” şiarıyla Çukurova ilçesinde bulunan Gençlik Meydanı’nda “TÖP’e üye ol” standı açtı. TÖP’lülerin standına bir grup ırkçı küfür, tehdit ve hakaretlerle saldırdı. Saldırıda 2 TÖP üyesi çeşitli yerlerinden yaralandı. Olay yerine gelen polis her iki gruba da biber gazıyla müdahale etti. Irkçı grup içerisinde bulunan kişilerin; polislere; “Kime biber gazı sıkıyorsunuz?” deyip küfür ve tehditler savurmaları dikkat çekti. Grupların olay yerinden uzaklaşmasıyla olaylar sona erdi. Yaralanan TÖP üyesi 2 kişi ise olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı.

‘Faşistler saldırdı, polis gaz sıktı’

TÖP, sanal medya hesabından Adana Valiliği ve Adana İl Emniyet Müdürlüğü’nü etiketleyerek, “Adana’da açtığımız parti standımıza ülkücü faşist çeteler saldırmaya devam ediyor, emniyet engellemiyor, arkadaşlarımızın can güvenliği tehlikede! Yaralı bir yoldaşımız ambulansla götürüldü. Yoldaşlarımızın kılına zarar gelirse sorumlusu Adana Emniyeti ve Adana Valiliği’dir! Güvenlik şubenin gelişiyle birlikte arkadaşlarımıza tekrar saldırı gerçekleşti. Saldırı olana kadar elini kolunu bağlayıp bekleyen polis arkadaşlarımıza biber gazı sıktı. Saldırı sonucu bir arkadaşımız yaralandı. Adana Valiliği ve Adana Emniyet Müdürlüğü’nü teşhir ediyoruz! Parti standımıza saldıran ülkücü faşist çeteler, müdahale etmeyen ve yoldaşlarımıza biber gazı sıkan emniyet görevlileri hakkında hukuki işlem başlatacağız. @TCAdanaValiligi @AdanaEmniyeti” paylaşımı yaptı.

HABER MERKEZİ

#Adanada #TÖP #üyelerine #ırkçı #saldırdı

Kadınlardan Mücella Yapıcı’nın tedavi hakkının engellenmesine tepki

Mücella Yapıcı’nın tedavi hakkının engellenmesine tepki gösteren kadınlar, tutukluların sağlık hakkı ihlalinin derhal son bulması için Sağlık ve Adalet Bakanlığı’na çağrı yaptı

Gezi davasından tutuklu bulunan Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu üyesi Mücella Yapıcı, kelepçeli tedaviyi ret ettiği için tedavi edilemiyor. TMMOB İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu, Yapıcı için dernek binaları önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Hak ihlalleri son bulsun!” pankartının açıldığı açıklamaya Özgür Kadın Hareketi (TJA), Kadın Zamanı Derneği, Kırkyama Kadın Örgütü ile çok sayıda kadın örgütü destek verdi.

Alkış ve zılgıtlarla başlayan açıklamada, TMMOB Kadın Komisyonu üyesi Selin Top, ters kelepçenin bir hak ihlali olduğunu belirtti. Top, sağlık hakkının bu şekilde ihlal edildiğini belirterek, tutukluların revire gitmesinin aylarca sürdüğünü dile getirdi. Top, “Bu sağlık hakkına erişimin önündeki engellerin dışında, iktidarın siyasi tutsaklara dönük iletişim hakkı ihlali, havalandırma yasağı, çıplak arama, hücre cezası gibi çokça insan hakkı ihlali olduğunu biliyoruz” dedi.

Bakanlara çağrı

Ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya seslenen Top, tutukluların maruz kaldığı sağlık hakkı ihlaline derhal son verilmesi gerektiğini belirterek, “Mücella’nın başlattığı bu hak mücadelesine sahip çıkıyor, sesine ses veriyor ve tüm tutsakların sağlık hakkından yararlanmasının önündeki keyfi engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Açıklama “Jin jiyan azadî” sloganlarıyla son buldu.

HABER MERKEZİ

#Kadınlardan #Mücella #Yapıcının #tedavi #hakkının #engellenmesine #tepki

MHP’li belediye hakkında yolsuzluk soruşturması

MHP’li Qaxizman Belediye Başkanı Nevzat Yıldız ve belediye yöneticileri hakkında ‘evrakta sahtecilik’, ‘görevi kötüye kullanmak’, ‘imarda usulsüzlük’ iddiası nedeniyle soruşturmaya izin verildi

Danıştay 1’inci Dairesi, MHP’li Qers Qaxizman (Kağızman) Belediye Başkanı Nevzat Yıldız, meclis üyeleri, Fen İşleri Müdürü, Harita Mühendisleri hakkında “görevi kötüye kullanma” soruşturmasına izin verdi. Danıştay, Şahindere Mahallesi ve Eczaneler Caddesi’nde bulunan 133 ada ve 38 parsellik alana izinsiz olarak imara müdahale edilmesi iddiasına ilişkin yargılamanın yolunu açtı.

Söz konusu yetkililer hakkında “Bazı arsalara izinsiz olarak müdahale etmek, bedelini ödemeden toprak almak, taşınmazla ilgili icradan kaçınma amacıyla içeriği itibarıyla gerçeğe aykırı sahte encümen kararı düzenlemek, tapuda vasiyet şerhli olan taşınmazların mevzuata aykırı olarak terkini için talepte bulunmak” iddiaları nedeniyle soruşturma yapılması istenmişti.

Hakkında soruşturma izni verilen kişilerin önümüzdeki günlerde ifadesinin alınması bekleniyor.

HABER MERKEZİ

#MHPli #belediye #hakkında #yolsuzluk #soruşturması

Paris’te patlama: 16 kişi yaralandı

Paris’te bir binada meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre 16 kişi yaralandı. Patlamanın doğal gazdan kaynaklandığı belirtiliyor

Fransa’nın başkenti Paris’te, bir binada patlama yaşandı ve sonrasında yangın çıktı.

Reuters ajansının haberine göre, yetkililer patlamanın gaz kaynaklı olduğunu belirtti. İtfaiye ekipleri yangını müdahale ederken, dumanlar şehrin büyük bölümünden görüldü.

Gazeteci Olivier Galzi, binanın cephesinin tamamen yıkıldığını gördüğünü söyledi.

Polis, halka bölgeden uzak durma çağrısı yaptı.

Paris’in 5. Bölgesi Belediye Başkan Yardımcısı Edouard Civel, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, patlamanın gaz kaçağı nedeniyle meydana geldiğini belirtti.

Fransız televizyon kanalı BFM TV’nin haberine göre, patlamada en az 16 kişi yaralandı. Yaralılardan 7’sinin durumunun ağır olduğu belirtildi.

Paris polis şefi Laurent Nunez, gazetecilere yaptığı açıklamada “Yangın kontrol altında” dedi ve patlamada 7’si ağır olmak üzere toplam 16 kişinin yaralandığını söyledi.

HABER MERKEZİ

#Pariste #patlama #kişi #yaralandı

Şadiye Manap cezaevinden çıktı

Tahliye edildiği gün tekrar tutuklanan Şadiye Manap, 30 yılın ardından zılgıtlar eşliğinde cezaevinden çıktı

Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden 1 Aralık 2022 tarihinde tahliye edilir edilmez yeniden gözaltına alınıp 5 Aralık’ta tutuklanan 30 yıllık tutuklu Şadiye Manap, “Örgüt kurmak ve yönetmek” iddiasıyla açılan davadan beraat etmesinin ardından Kandıra 1 No’lu cezaevinden çıktı.

Zılgıtlarla karşılandı

Manap’ı karşılamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli il yöneticileri, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) ve çok sayıda kadın karşılamaya geldi. Manap, zılgıt ve çiçekler ile karşılandı.

HABER MERKEZİ

#Şadiye #Manap #cezaevinden #çıktı

BM’den Yunanistan’daki tekne faciası için açıklama

Yunanistan’da 81 göçmenin yaşamını yitirdiği faciaya ilişkin açıklama yapan Birleşmiş Milletler Göçmen İşçiler Komitesi, uluslararası topluma derhal harekete geçme çağrısında bulundu

Birleşmiş Milletler Göçmen İşçiler Komitesi (CMW), Yunanistan’da en az 81 göçmenin yaşamını yitirdiği ve yüzlercesinin kaybolduğu faciaya ilişkin açıklama yaptı. CMW, yaptığı açıklamada Avrupa Birliği, Afrika Birliği ve Arap Devletleri Ligi’ne güvenli ve düzenli göç yollarını oluşturmak için birlikte çalışma çağrısında bulundu.

İnsan kaçakçıları ve tacirlerinin adalet önüne çıkarılması gerektiğinin altını çizen Komite, Yunanistan hükümetine ölenlerin cenazelerinin korunması ve ailelerine bilgi verilmesi çağrısında bulunurken, kurtulanlara da gerekli desteklerin sağlanmasını talep etti.

Uluslararası topluma çağrı

CMW, devletlere göçmenlerin insan haklarına saygı gösterme ve uluslararası anlaşmalara uyma yükümlülüğü hatırlatarak, bu tür trajedilerin tekrar yaşanmaması için uluslararası toplumu ve ilgili hükümetleri göreve çağırdı.

Haber: Rüştü Demirkaya/MA

#BMden #Yunanistandaki #tekne #faciası #için #açıklama

Qamişlo saldırısı Zürih’teki Türkiye konsolosluğu önünde protesto edildi

Qamişlo Kantonu Eşbaşkanları Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiwêş ile Firat Tûma’nın katledilmesi İsviçre’nin Zürih kentinde bulunan Türkiye konsolosluğu önünde protesto edildi

Qamişlo Kantonu Eşbaşkanları Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiwêş ile Firat Tûma’yı katledilmesi İsviçre’nin Zürih kentinde bulunan Türkiye konsolosluğu önünde protesto edildi. İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S) ve PYD’nin çağrısıyla her kesimden demokrasi çevrelerinin destek verdiği eylem saygı duruşuyla başladı.

CDK-S adına Emre Aykutelli tarafından Almanca basın metninin okunduğu eylemde bir konuşma yapan Zürih CDK Eşbaşkanı Ayşe Dicle, toplumda demokrasi ve kadın özgürlüğü için ön saflarda yer alan, siyasette aktif olan kadınların hedef alındığını belirtti. Dicle, “Bu saldırı Rojava’da özerk yönetimde siyasi olarak aktif olan kadınları sindirmeye çalışan Türk devletinin kadın düşmanı yüzünü bir kez daha göstermiştir” dedi. Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye halklarına yönelik düşmanlığı artarak devam etmekte olduğunu dile getiren Dicle, bu saldırıların hedefinde sivil halkın olduğunu söyledi.

Mücadele çağrısı

PYD İsviçre adına Mehmet Emin Omar, Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) İsviçre yönetiminden Semir Özmen ile Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) adına Metin Yılmaz tarafından yapılan konuşmalarda saldırılara karşı uluslararası mücadeleyi yükseltme çağrıları yapıldı.

İsviçre kentlerinde protesto edilecek

Eylem sloganlarla son bulurken, İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S) ve İsviçre Kürt Kadınlar Birliği (YJK-S) öncülüğünde Kürtler ve dostları bu akşam itibariyle İsviçre’nin bir çok merkezinde alanlara çıkacak.

HABER MERKEZİ

#Qamişlo #saldırısı #Zürihteki #Türkiye #konsolosluğu #önünde #protesto #edildi

Federe Kurdistan’da 15 bin 897 kadın şiddet gördü

Kadınlarla Yasal Dayanışma Örgütü, Federe Kurdistan Bölgesi’nde 2022 yılı içerisinde 15 bin 897 kadına yönelik şiddet vakasının kaydedildiğini açıkladı

Kadınlarla Yasal Dayanışma Örgütü, Federe Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde düzenledikleri bir basın açıklamasıyla, aile içi şiddet ve yaşanan şiddet istatistiklerine ilişkin hazırladıkları 2022 yılı raporlarını açıkladı.

Kadınlarla Yasal Dayanışma Örgütü Başkanı Şoxan Ahmet, basın açıklamasında şunları söyledi: “2022 yılı içerisinde Hewlêr2de 4 bin 67, Duhok’ta 4 bin 348, Süleymaniye’de 5 bin 411, Halepçe’de 74, Germiyan İdaresi’nde bin 86, Raperin İdaresi’nde 624 ve Soran İdaresi’nde ise 365 kadına yönelik şiddet vakasının kaydedildiğini bildirdi.”

HABER MERKEZİ

#Federe #Kurdistanda #bin #kadın #şiddet #gördü