Ana Sayfa Blog Sayfa 282

Adana’da Madımak anması

Adana’da bir araya gelen Alevi kurumları, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı

Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Adana Merkez Şubesi, Heykelli Park’ta yaptıkları basın açıklamasıyla Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Açıklamaya Adana Alevi Platformu, siyasi parti, sendika ve derneklerin temsilcileri katıldı. Açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Adana Merkez Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Avşar okudu.

Avşar, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin kendilerine ışık, rehber ve direnme gücü olduklarını dile getirdi. 2 Temmuz’da Sivas’ta olacaklarını belirten Avşar, yapılacak anmaya katılım çağrısında bulunarak, “Madımak Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız! Bu hesap divana kalmayacak! Er ya da geç hesabı sorulacak” dedi.

HABER MERKEZİ

#Adanada #Madımak #anması

Semsûr’de çocuklarla graffiti etkinliği

FİSA Çocuk Hakları Merkezi, Semsûr’de çocuklar ile bir araya gelerek, graffiti sanatıyla Hayao Miyazaki karakterlerinin çizimini yaptı

Çocuk hakları alanında çalışmalar yürüten FİSA Çocuk Hakları Merkezi, 6 Şubat Mereş merkezli depremlerden sonra büyük yıkımın olduğu Semsûr’de çocuklar için çalışma başlattı. Çocukların seslerini duyurabileceği ve kendilerini ifade edebilecekleri çeşitli sanat ve medya atölyeleri uzmanlar ve gönüllüler tarafından yürütülecek.

Bu çalışmaların ilki ise Semsûr Tabip Odası, AFAD ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklığında Semsûr Merkez ilçesine bağlı Yenimahalle’de kurulan K-11 Konteyner Kent’te yapıldı. 17-18-19 Haziran günlerinde Sivil Toplum Destek Vakfı (STDV) ve Turkey Mozaik Foundation desteğiyle “Boyayan Adam” isimli uluslararası graffiti sanatçısı, çocuklarla birlikte Hayao Miyazaki karakterlerinin çizimini yaptı. Ardından çizimi yapılan animasyon filminin gösterimi gerçekleşti.

HABER MERKEZİ

#Semsûrde #çocuklarla #graffiti #etkinliği

MED TUHAD-FED’den Diyarbakır Cezaevi’ne ziyaret: İhlallere karsı suç duyurusu yapılacak

Diyarbakır Cezaevi’ni ziyaret eden MED TUHAD-FED, tutuklulara Kürtçe ve muhalif yayınların verilmediğini, politik tutukluların DAİŞ’lilerle aynı gün görüşe çıkarıldığını belirterek, söz konusu ihlallere karşı suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti

Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan 12 tutuklunun yakınının MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) yaptığı başvuru üzerine avukatlar cezaevi ziyareti gerçekleştirdi.

Ziyarette cezaevinde bulunan 3 tutuklu ile yapılan görüşmede cezaevi idaresi tarafından uygulanan keyfi uygulamalar ve kötü muamele raporlaştırıldı. MED TUHAD – FED avukatları söz konusu ihlallere karşı ilerleyen günlerde suç duyurusunda bulunacak.

MED TUHAD- FED tarafından yapılan ziyarette tespit edilen ihlaller ise şöyle:

“* İdare tarafından keyfi bir şekilde oda değişiklikleri yapılmaktadır. Oda değişiklikleri nedeniyle şehir dışlarından görüşe aileler mağduriyet yaşamaktadır. Yine mahpuslar tarafından talep edilen oda değişikliklerine cevap verilmemektedir.

* Haftada 10 saat uygulanması gereken etkinlikler 2 saat şeklinde uygulanmaktadır. Sadece spor-sohbet hakkı vardır. Bunun dışında atölye-kurs vb. çalışmalar yoktur.

* Yasal düzenlenmede ‘1,5 saate kadar görüş yapılabilir’ denmesine rağmen görüşler 1 saat şeklinde devam etmektedir.

* Genel olarak yemekler yetersiz ve kalitesiz olarak çıkmaktadır. Bu konuda müdür ile yapılan görüşmede ‘15 günde bir tavuk eti veriliyor bana kalsa onu da vermem. Hepsi lüks’ demiştir. Özellikle hasta tutsaklar açısından risk daha fazladır.

Kürtçe yayınlara yasak

* Yeni Yaşam, Evrensel gibi gazeteler ve muhalif dergiler verilmemektedir. Kürtçe yayınlara izin verilmemektedir.

* Var olan televizyonda genelde havuz medydası kanalları mevcuttur. Yayınlanan filmler ise resmi ideoloji filmlerdir. ( Osmanlı vs.) Halk TV, Tele-1 ve Artı TV gibi kanallar cezaevinde çekmemektedir.

* Yaşanan ihlallere dair yapılan suç duyurularının dönüşü sağlanmamaktadır.

* Arama adı altında sürekli baskınlar yapılmaktadır. Odalar ve eşyalar dağıtılmaktadır.

* Yeni tutuklananlarla dayanışma engellenmektedir. Örneğin eski bir tutuklu depoda bulunan bir eşyasını yeni tutuklanana verememektedir. İlla ‘kantin alışverişi yapılacaktır’ denmektedir.

* Revir ve diş tedavisi bazen aylarca aksatılmaktadır.

DAİŞ’lilerle aynı gün görüş

* Odalar günde en fazla 4-5 saat su verilmektedir. Sıcak su 3-4 günde bir ancak verilmektedir.

* Yine DAİŞ’ten yatan tutuklular ile siyasi tutuklular aynı gün görüşe çıkarılmaktadır. Bu özellikle aileler açısından bir provokasyon yaratabilir.”

HABER MERKEZİ

#MED #TUHADFEDden #Diyarbakır #Cezaevine #ziyaret #İhlallere #karsı #suç #duyurusu #yapılacak

Kanarya Adaları’ında 35 mülteci yaşamını yitirdiği

İspanya’nın Kanarya Adaları açıklarında bir mülteci botunun batması sonucu en az 35 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi

Sivil toplum örgütü Walking Borders, İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’na giden mülteci botunun alabora olması sonucu en az 35 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. 24 kişinin ise kurtarıldığı belirtildi.

Yunanistan’ın Mora Yarımadası’nda bulunan Navarin’den 47 deniz mili uzaklıktaki uluslararası sularda ise 14 Haziran’da mültecileri taşıyan balıkçı teknesi alabora olmuştu. Balıkçı teknesinde bulunan 104 kişi kurtarılarak Kalamata Limanı’na getirilmiş, olayın ardından yürütülen çalışmalarda 82 kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı. Sivil toplum kuruluşu Alarm Phone’a göre teknede yaklaşık 700 kişi bulunuyordu.

DIŞ HABERLER

#Kanarya #Adalarıında #mülteci #yaşamını #yitirdiği

Kazakistan, Astana görüşmelerinin sonlanmasını istedi

Astana’da gerçekleşen Suriye konulu 20’nci toplantı sonrası yapılan açıklamada Özerk Yönetim hedef alınırken, Kazakistan’ın, Astana toplantılarının sonlandırılmasını istediği belirtildi

Türkiye, Rusya, Suriye ve İran dışişleri bakan yardımcılarının Kazakistan’ın başkenti Astana’da yaptığı Suriye konulu 20’nci Astana görüşmeleri sona erdi. Dün başlayan toplantının bugün ki ana oturumunda bir bildiri yayınlandı.

Bildiride, “Garantör ülkeler, Suriye’ye ait olması gereken petrol gelirlerinin yasadışı yollarla ele geçirilmesine ve transfer edilmesine karşı olduklarını yineledi. Suriye’nin kuzeydoğusunda yasadışı yönetim girişimleri dahil olmak üzere teröristlere destek veren ülkelerin eylemlerini kınandı” ifadeleri ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi hedef alındı.

İsrail vurgusu

Bildiride ayrıca İsrail ile Suriye arasındaki çatışmalara da değinildi ve İsrail’in saldırılarının kınandığı kaydedildi. Bildiride, toplantıda yer alan ülkelerin, uluslararası hukuk kararlarına saygı gösterilmesi gerektiğinin yinelendiği ve İsrail’in bu konudaki tüm karar ve adımlarının hükümsüz ve yasadışı olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Suriye Anayasa Komitesi’nin rolünün önemli olduğu belirtilen bildiride, “Garantör ülkeler, Suriye’nin yapıcı yaklaşması durumunda 9’uncu Anayasa Komitesi Yazım Komisyonu Toplantısı’nın bir an önce yapılması çağrısı yaptı” ifadelerine yer verildi. Bildiride, ülkelerin Suriyeli mültecilerin güvenli bir şekilde kendi iradeleriyle ülkelerine dönmeleri için destek sağlanması gerektiği kaydedildi.

Kazakistan sonlanmasını istedi

Öte yandan Reuters’ta yer yer alan habere göre, Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kanat Tumysh, Astana toplantılarının sonlandırılmasını istedi. Tumysh, “Suriye’nin bölgedeki izolasyondan kademeli olarak çıkması, Astana sürecinin görevini tamamladığının bir işareti olarak kabul edilebilir. Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşünü göz önüne alarak, Astana süreci kapsamında 20. toplantının son toplantı olmasını öneriyoruz” dedi.

Görüşmelerin ardından ortak açıklamada bulunan Rusya, İran ve Türkiye, müzakerelerin sonlandırılmasından yana olmadıklarını ifade etti.

Rus müzakereci Alexander Lavrentyev, “Astana sürecinin bittiğini söyleyemeyiz. Ancak Kazak tarafı görüşmenin başka bir yere alınması gerektiğine karar verirse, bunu değerlendirir ve başka bir yer seçeriz” diye kaydetti.

HABER MERKEZİ

#Kazakistan #Astana #görüşmelerinin #sonlanmasını #istedi

Meclis’e Kürtçeye dair araştırma önergesi sunuldu

Yeşil Sol Parti Milletvekilli Cengiz Çiçek, Meclis’e Kürtçeye dair araştırma önergesi verdi. Kürtçe seçmeli derslerin fiilen kaldırılmaya çalışıldığına dikkat çeken Çiçek, ‘Tüm halklarda olduğu gibi Kürtler için de anadilinde eğitim talebi vazgeçilmezdir’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Kürtçeye ilişkin Meclise araştırma önergesi verdi. Çiçek, önergenin gerekçesinde Kürtçe dersin fiili olarak kaldırılmaya çalışıldığına dikkat çekti. Kürtçe dersinin işlevsizleştirilmeye çalışıldığını, Kürtçenin ise çok yönlü ve sistematik baskılara maruz kaldığına işaret eden Çiçek, “Türkiye’de çok yönlü ve sistematik baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kalan dillerin başında Kürtçe gelmektedir. Kürtlerin anadilini kamusal alanda kullanabilmelerinin önündeki Anayasal ve politik engellemeler Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devam etmekte, anadilinde eğitim başta olmak üzere Kürt halkının talepleri yok sayılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Anadilde eğitim evrensel haktır

Her çocuğun anadilinde eğitim alma hakkı olduğunu ve bunun temel bir insan hakkı olduğunu dile getiren Çiçek, söz konusu hakkı koruyan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye dikkat çekti. Çiçek, önergesinde şu ifadelere yer verdi: “Ancak Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 17., 29. ve 30. maddelerine çekince koymuştur. Bu çekince Türkiye’nin anadilinde eğitim konusundaki tutumunu da göstermektedir. Kürtlerin anadilinde eğitim talepleri karşılanmamakla birlikte Milli Eğitim Bakanlığının Yaşayan Diller ve Lehçeler kapsamında 2012-2013 Eğitim ve Öğretimden Yılından itibaren okullarda (kademeli olarak 5. 6. 7. ve 8. Sınıflar) başlattığı haftada yalnızca iki saatlik Kürtçe (Kurmancî, Kirmanckî-Zazakî) seçmeli dil dersinin dahi fiili olarak kaldırılmaya çalışıldığı görülmektedir.”

Okul yetkilileri Kürtçe dersleri engellemeye çalışıyor

Seçmeli derslerin çözüm süreci ile birlikte sınırlı bir şekilde de olsa başladığını ancak sürecin bitmesi ile birlikte bu hakkın da ortadan kaldırılmaya çalışıldığını ifade eden Çiçek, “Seçmeli ders döneminde, özellikle okul müdürleri, il ve ilçe milli eğitim müdürleri gibi yetkililerin öğrencileri belirli derslere yönlendirme dayatmalarına tanık olmaktayız. Bu tür baskıların gerekçesi olarak, derslik eksikliği veya branş öğretmeninin bulunmaması gibi nedenler gösterilmektedir. Oysa ataması yapılan az sayıda Kürtçe öğretmenlerinin okullarda başka derslere girmeye zorlandığına da şahit olmaktayız. Basında yer alan çok sayıda örnekte de görüleceği üzere öğrenciler seçmeli Kürtçe dersini tercih etmelerine rağmen, bu derslere ulaşma imkanından mahrum bırakılmaktadır” diye kaydetti.

Kürtçe öğretmenlerine sembolik kontejan

Çiçek, önergenin devamında şu ifadelere yer verdi: “Siyasi atmosferin etkisi, Kürtçe öğretmenlerinin sembolik kontenjanlarla, yeterli atamalarının yapılmaması, ataması yapılan kısıtlı sayıdaki öğretmenlerin de ‘tercih edilmedi’ denilerek başka derse zorlanmaları, okul yöneticilerinin yetersiz veya yanlış bilgilendirmede bulunması, öğrenci/veli tercihlerinin değiştirilmesi, seçmeli ders formlarından Yaşayan Diller ve Lehçeler dersinin çıkarılması, özellikle Batı illerinde öğrenci velilerinin fişlenme kaygısı, ders materyallerin tedarik edilmemesi gibi uygulamalar Hükümetin Kürtçeye yaklaşımını açıkça göstermekte, Kürt diline yönelik yasakçı uygulamaların ve asimilasyon politikalarının sürdüğünü gözler önüne sermektedir. Tüm halklarda olduğu gibi Kürtler için de anadilinde eğitim talebi vazgeçilmezdir. ”

Meclis araştırması

Çiçek, bu sorunların sona ermesi için okul yöneticilerinin bilgilendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Herhangi bir olumsuzluğun önüne geçilmesi ve engellenmesi gerektiğini dile getiren Çiçek, “Yine Kürtçe öğretmenlerin atanması ve kadroların yeterli oranda oluşturulması sağlanmalı, özellikle büyük kentlerde Kürt nüfusu yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerdeki Kürtçe öğretmen ihtiyacı karşılanmalıdır. Bununla birlikte Kürtçe derslerinde kullanılacak ders kitaplarının ve materyallerin geliştirilmesi ve temin edilmesi için ivedilikle çalışmalara başlanmalıdır. Bu doğrultuda Meclis araştırması açılması elzemdir” diye belirtti.

Kaynak: MA

#Meclise #Kürtçeye #dair #araştırma #önergesi #sunuldu

Geliyê Godernê’deki ağaç kıyımı Meclis’e taşındı

Yeşil Sol Parti, Geliyê Godernê’de korucular tarafından yapılan ağaç kesimini Meclis’e taşıdı

Amed’in Pasur (Kulp), Licê (Lice) ve Farqîn (Silvan) ilçeleri üçgeninde bulunan Geliyê Godernê’deki ağaç kesimi Meclis’e taşındı. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed milletvekili Ceylan Akça, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Önergede Geliyê Godernê’nin ekolojik, tarihi ve doğal özelliklerine yer verildi. Gelîyê Godernê’de “güvenlik” gerekçesiyle ağaçların kesildiğini hatırlatan Akça, vadiye zarar verildiğini söyledi.

Bakan Yumaklı’ya yanıtlanması istemiyle şu sorular yöneltildi: “Geliyê Godernê bölgesinde ağaçların kesilme talebi hangi kurum tarafından ve hangi gerekçeyle talep edilmiştir? Konu Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Bölgede kesilen ağaçlar kim tarafından, ne için kullanılmaktadır? Bakanlığınızın ağaç kesiminin durdurulmasına yönelik girişimleriniz olacak mıdır? Bölge halkının ve ekoloji hareketlerinin ‘geri dönüşü imkânsız ekolojik yıkım’ olarak değerlendirdiği ağaç kesimi ile ilgili Bakanlığınız tarafından nasıl bir kamu yararı gözetilmektedir?”

Kaynak: MA

#Geliyê #Godernêdeki #ağaç #kıyımı #Meclise #taşındı

Mêrdîn’de SİHA saldırılarına karşı açıklama

HDP, Yeşil Sol Partisi ve DBP il ve ilçe örgütleri, Qamışlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş ile yardımcısı Lêyman Şiwêş’in katledilmesi nedeniyle açıklama yaptı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Mêrdin örgütleri; Kuzey ve Doğu Suriye’de Türkiye’nin gerçekleştirdiği SİHA saldırısı ile Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lêyman  Şiwêş ve Süryani Firat Tûma’nın katledilmesini protesto etti. HDP Mêrdîn il binası önünde gerçekleştirilen açıklamaya Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Beritan Güneş, Kamuran Tanhan, George Aslan ile HDP Sözcüsü Ebru Günay ve çok sayıda partili katıldı.

‘Kürtler hedefte

Açıklamada söz alan DBP İl Eşbaşkanı Şerafettin Aslan, gerçekleşen saldırıyı kınayarak, “Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti, ‘Kürtlere karşı değiliz terörizme karşıyız’ dese de çok açık kir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Kürtleri hedef alarak katlediyor” dedi.

Ardından konuşan Güneş de, Kürtlerin saldırılara maruz kalmadığı gün olmadığının altını çizerek, “Rojava’da Türkiye Kürt siyasetçileri hedef alarak katlediyor. Yusra ve arkadaşlarının katledilmesiyle kadın özgürlük paradigması hedef alınıyor. Her ne olursa olsun bizler kadın özgürlük paradigmasının arkasındayız” ifadelerini kullandı.

Son olarak konuşan Kamuran Tanhan ise Kürtlere yönelik yapılan saldırı ve katliamın uluslararası alanda da suç olduğunu kaydederek, “Yusra Derwêş Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekmişti. Bu nedenle hedef alındığını düşünüyoruz. Yine Garibe Gezer’in cezasının Yargıtay’da onanması bunun bir örneği. Türkiye özelde Kürt kadınları ve Kürtleri hedef alıyor. Türkiye’nin Güney Kürdistan’da Rojava’da bir tavuğu bile bulunmamakta, bu nedenle oradan çekilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

MÊRDÎN

#Mêrdînde #SİHA #saldırılarına #karşı #açıklama

Sağlıkçılardan Balcalı Hastanesi için ‘yeniden hizmet verilsin’ eylemi

Depremde hasar görüp, tahliye edilen Adana Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nin hizmete açılması için açıklama yapan sağlıkçılar, hastanenin yeniden tam kadro ile hizmet vermesinin sağlanmasını istedi

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde hasar gören yerlerden olan Adana Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi yapılan kontrollerin ardından “kolonları yorgun” olduğu tespit edilerek hastalar tahliye edildi. Duruma tepki gösteren Adana Tabip Odası ve Çukurova Öğretim Elemanları Derneği üyeleri, hastanenin yeniden hizmet vermesi için gerekli çalışmaların yapılması çağrısında bulundu.

Yürüyüş sonrası açıklama

Sağlık emekçileri alkış ve ıslıklarla yürüyüş yapan sağlıkçılar, Rektörlük önünde açıklama yaptı. Açıklamada konuşan Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Selahattin Menteş, üniversitede 2 binin üstünde tıp fakültesi öğrencisi, 700 asistanın eğitim aldığını paylaşarak, “Adana sağlık sistemi Balcalı Hastanesi olmadan ayakta kalamaz” dedi. Hastanenin biran önce faaliyete geçmesini isteyen Menteş, “Aslolan multidisipliner anlayış içerisinde kendi binasına kavuşmasıdır” dedi.

Tıp eğitimi muane etmeden olmaz

Öğretim Elemanları Derneği adına konuşan Prof. Dr. Ahmet Hilal de, bin 200 yataklı hastanenin 200 yataklı Hemato-Onkoloji binasında hizmet üretmeye çalıştığına dikkat çekerek, “Herkes bilmelidir ki tıp eğitimi hasta muayene etmeden, usta-çırak ilişkisinde ustasından görmeden, öğrenmeden olmaz” ifadelerini kullandı.

İsteler 45 günde yaparlar

Yüreğir Devlet Hastanesi’nin bir kısmının Balcalı’ya verileceği yönünde duyumlar aldıklarını aktaran Hilal, “Biz biliyoruz ki pandemi döneminde İstanbul’da 45 günde hastane yapan devlet gücü isterse, burada da hızla hastanemizin güçlendirilmesi çalışmalarını başlatır. Ayrıca 45 günde yeterli donanıma sahip prefabrik hastanenin yapılmasını sağlar” ifadelerinde bulundu.

ADANA

#Sağlıkçılardan #Balcalı #Hastanesi #için #yeniden #hizmet #verilsin #eylemi

Beştaş’tan SİHA saldırılarına tepki: BM de bu katliamın sorumlusu

Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Beştaş, Türkiye’nin sivil ve siyasetçilere dönük SİHA saldırılarına ilişkin ‘Sadece Türkiye sorumlu değil. BM ve uluslararası toplum da bundan sorumludur’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

Beştaş toplantıda Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik yaptığı SİHA saldırılarına ilişkin konuştu.

Beştaş, Qamışlo’daki saldırı için “Burada sadece Türkiye sorumlu değil BM ve uluslararası toplum ve mekanizmalarda bundan sorumludur. Burada katledilen Kürtlerdir, Kürt kadınlarıdır. Kadınların hedef seçilmesi de ayrıca tartışılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Kürt sorunu budur

Kürt sorununun çözülmediğini ancak buna rağmen çözüldüğüne dair iddia ve söylemlerin olduğunu ifade eden Beştaş, bu iddia ve söylemlerin ayrıca milyonlarca Kürt yurttaşı yaraladığını dile getirdi. Beştaş, “Dün bir suikast işlendi. Nerede? Silahlı insansız hava aracıyla Kuzey Doğu Suriye’ye bağlı Qamişlo Kantonunda aracın içinde bulunan Kantonun Eş Başkanı Yusra Dewrêş, Eş başkan yardımcısı Lima Sivaş ve şoför Firat Tuma katledildi. Bu uzayda da olsa Kuzey kutbunda da olsa dünyanın neresinde olursa olsun, bir Kürdün yaşamasına tahammülsüzlüktür. Kürtlerin kendi kendini yönetmesine tahammülsüzlük ve tanımamadır. İşte Kürt sorunu budur” şeklinde konuştu.

Siviller hedef alınıyor

AKP’nin Kuzey Doğu Suriye’ye saldırı yapmak istediğine dikkat çeken Beştaş, ABD ve Rusya’nın izin vermediğini ve bu nedenle saldırıyı düzenleyemediğini paylaştı. Bu nedenle AKP’nin sivillere yönelik suikastlere başvurduğunu ve bu durumun sistematik bir hal aldığını da dile getiren Beştaş, durumu “katliam” olarak nitelendirdi.

Hukuka aykırı

Süleymaniye’de katledilen Hüseyin Arasan’ı da anımsatan Beştaş, “Hüseyin Arasan kimdir? Sürgüne gitmiş, Türkiye’de katıldığı bir etkinlikte ceza almış, orada yaşıyor, sivil bir hayat sürüyor. Ailesi Türkiye’de yaşıyor ama burada Türkiye gidip Hüseyin Arasan’ı öldürüyor ve ‘ben terör ile mücadele ediyorum’ diyor. Yahu Hüseyin Arasan’ı iade isteyebilirsin. Burada cezasını çekmesini isteyebilirsin, bunun dışında nasıl katledebilirsin Burada Hewrin Xelef kendisi de belediye başkanı bir siyasetçiydi, öldürüldü. Türkiye’ye ne yapmış ki öldürüyor? Orada halkın seçtiği bir belediye başkanı, diğeri kanton başkanı. Demokratik meşru bir yönetimi tanımadıkları için ‘biz öldürebiliriz’ diyor” diye kaydetti.

BM de sorumlu

Beştaş, daha önce Kuzey Doğu Suriye’de Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrin Xelef’i katledilmesini anımsatarak, toplantıda, “BM, bu konuda daha sonra bir bildiri yayınladı. Dedi ki Türkiye’nin gözetiminde olan Ahrar’uş Şarkkiye örgütü mensuplarının yaptığına dair somut veriler olduğunu, bu infazın savaş suçu kapsamında olduğunu BM ifade etti. BM raporuna rağmen Türkiye BM’nin üyesi. Burada sadece Türkiye sorumlu değil BM ve uluslararası toplum ve mekanizmalarda bundan sorumludur. Burada katledilen Kürtlerdir, Kürt kadınlarıdır. Kadınların hedef seçilmesi de ayrıca tartışılmalıdır. Çünkü bu Kürt kadın mücadelesine de ayrı bir yönelimin olduğunu ifade ediyor” diyerek, tepki gösterdi.

‘IŞİD ile işbirliği’

Türkiye’nin DAİŞ’e dönük saldırı yapmadığı bilgisini paylaşan Beştaş, bunun nedenini de sordu. Beştaş, “Bağdadi’yi ABD’ vurdu sizin sınırın ötesinde görüş mesafesinde. Size haber vermeden vurdu çünkü size güvenmiyordu. IŞİD ile işbirliğiniz konusunda ciddi şüpheleri vardı ellerinde veriler vardı. Rojava’da Suriye’de hangi askeri eylemleri sivil katliamları bu öldürdüğünüz kişilerden ziyade IŞİD’lilerin yapmış olabileceğini sordunuz mu hiç,” dedi.

ANKARA

#Beştaştan #SİHA #saldırılarına #tepki #katliamın #sorumlusu