Ana Sayfa Blog Sayfa 291

Sema’sız 25 yıl: Anne Zennnure Yüce kızının mücadelesini anlattı

Çanakkale Cezaevi’nde Kürt halkına yönelik baskılara karşı bedenini ateşe veren Sema Yüce’nin ölümünün üzerinden 25 yıl geçti. Anne Zennure Yüce kızını ve mücadelesini anlattı

Kürt halkına yönelik uygulanan, katliam, asimilasyon ve inkar politikalarına karşı 21 Mart 1998’de Çanakkale Cezaevi’nde bedenini ateşe veren ve sonrasında ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede 17 Haziran’da hayatını kaybeden Sema Yüce’nin ölümünün üzerinden 25 yıl geçti.

Direnişin sembolü oldu

Ardından bıraktığı mektupta “Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum” diyen Yüce yıllardır Kürt halkı için direnişin sembolü olmaya devam ediyor.

Ağır işkencelerden geçti

1971 yılında Agırî’nin (Ağrı) Dûtax (Tutak) ilçesine bağlı Qerxelixa Jêrê köyünde dünyaya gelen Yüce, ilkokulu köyde, ortaokulu Dûtax’ta, liseyi öğrenimini ise Agirî’de bitirdi. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü’nü kazanan Yüce,1991 yılına gelindiğinde Merdîn’de PKK’ye katıldı. 1992 yılının yaz aylarında bir grup arkadaşıyla Agirî’ye dönen Yüce, burada bir ihbar sonucu gözaltına aldıktan sonra yaşadığı işkencelerin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 22 yıl hapis cezası verilen Yüce, önce Nevşehir’e ardından Çanakkale Cezaevi’ne sürgün edildi. 21 Mart gecesi ise bedenini ateşe verdi.Yüce, 80 gün İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kaldıktan sonra, 17 Haziran’da hayatını kaybetti.

‘Ateşten köprü yapmak istiyorum’

Kürt halkı için kendini adayan Yüce son mektubunda ise Kürtlere şöyle sesleniyordu: “Mübalağasız, kişiliğimde yaşanan çatışma düzeyinde bin yılların bir çatışmasını hissediyor, duyumsuyorum. Bu, aynı zamanda kendimi aştığım an’ı ifade ediyor. Bunun tesadüf olmadığını biliyorum. Bu durum Başkan Apo şahsında Kürt gerçekliği içinde verilen insanlaşma, sosyalleşme ve özgürleşme mücadelesini, ‘Savaşta Zafer, Yaşamda Özgürlük’ aşamasına gelmesiyle yakından ilişkilidir. Bu dönemin bir emridir. Bu dönem, mücadelenin geldiği bu aşama, tükenmiş bir toplumun tüm öfkelerini, inadını, sabrını ve acısını kendinde biriktiren, büyük intikam savaşını, peygamberlerde dahi görülmemiş bir sabırla yürüten Başkan Apo’nun emeklerinin bir ürünüdür. Bu temelde beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum. Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın ve diğer tüm şehitlerimizin iyi bir öğrencisi olabilmek için Zekiye gibi yanmak, Rahşan gibi Newroz’laşmak istiyorum. Diğer Newroz’laşan Berivan, Ronahi, Mirza Mehmet ve Eser yoldaşların izinde kararlıca yürümek istiyorum. Kadının yaşam gücünün, zafer gücünün olduğunu, kadının da yoldaş olabileceğine olan inancımı soylu bir eylemle taçlandırmak isteğimin nedeni; soyluluğu bilinen tüm tanımlarından arındırarak, kendisi basit düşleri büyük insanın erdemi olduğunu haykırmak isteyişimdir.”

Kızının ölüm yıl dönümü dolayısıyla Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Berivan Kutlu‘ya konuşan Yüce’nin annesi Zennure Yüce, kızını, mücadelesini anlattı.

Kızının yaşamı boyunca paylaşımcı olduğunu belirten anne Yüce, “Herkesle diyalogu vardı, herkes için paylaşımcı bir çocuktu. Biz PKK’yi tanıdığımızda Sema’nın katılım yapacağını bilmiyorduk. Şeyh ailesiyiz fakat hiçbir zaman feodal bir aile olmadık. Ailede kadınlarımız hep özgürdü. Dershane için İzmir’e gönderdik daha sonra ODTÜ’yü kazandı. İki yılın ardından Sema’ya ev tuttuk ben de yanına gittim. 7 Nisan’a kadar Sema ordaydı, ramazan ayıydı. 7 Nisan’da Sema eve gelmedi, aradık, sorduk ama Sema’yı bulamadık. Daha sonra bir arkadaşı bana Beritan’ı göstererek ‘Sema’nın bu kıyafetleri giymesini ister miydin’ diye sordu. Sema’nın gideceği hiç aklıma gelmediği için güldüm cevap vermedim. Daha sonra bize bir telefon geldi ve Sema’nın PKK’ye katıldığı söylendi. O dönem Serhat’ta kadınlar PKK’ye katılınca aileler dışlanıyordu bu yüzden bir süre etrafımızdan gizledik” diye konuştu.

Onu eve getirmemizi istediler

Bir gün evin etrafının askerlerce sarıldığını belirten anne Yüce, “Her yerde askerler vardı. Evimizi aradılar fakat bir şey bulamadılar. Sema’nın PKK’ye katıldığını ve ona ‘yardımcı’ olmamızı istediler. ‘Kızın PKK’ye katılmış, Malatya’da bir ailede kalmış ve ihbarı gelmiş, bize yardım et, kızını getirelim’ dediler. Ben de, ‘Bu ihaneti kızıma yapamam, kızım kendi iradesiyle gitti. Ben aileme ihanete etmem’ dedim. Benim kararlı olduğumu görünce ısrar etmedi. Askerler o gün gitti fakat yıllarca evimize baskınlar düzenlediler, eşimi ve oğlumu gözaltına aldılar işkence yaptılar fakat biz yolumuzdan dönmedik, şerefimizi satmadık” diyerek yaşadıkları baskıları dile getirdi.

Bedeni yanmıştı ama yüzü hala güzeldi

Kızının eyleminin ardından hastaneye kaldırıldığını ve 80 gün boyunca yanında kaldığını hatırlatan anne Yüce, “Uzun bir süre onu görmemize izin vermediler. Daha sonra biri beni gizlice içeri aldı ve Sema’yı gördüm. O asker her nöbetinde beni gizlice çağırır ve Sema ile görüştürürdü. Daha sonra hastane Sema’yı görmeme izin verdi. Sema’nın vücudu yanmıştı fakat yüzüne hiçbir şey olmamıştı, gözlerine ve kaşlarına bakmaya kıyamazdın o kadar güzeldi ki. Yanında oturdum ilk sözü, ‘Serok eylemime kızdı mı?’ oldu. Kızmadığını söylediğimden sonra askerler beni dışarı çıkardı. Sonra Sema’yı uzun bir süre görmemize izin vermediler, daha sonra cezaevi hastanesine nakledildi” ifadelerini kullandı.

Kızımın öleceğini anlamıştım

Sema Yüce’nin cezaevinde rahatsızlandığını hatırlatan anne Yüce, “Daha sonra başka bir hastaneye gönderdiler. Oğlum Vefa, Sema’yı görmek için gelirken yolda kaza yaptı. Bir odada Sema, bir odada oğlum yatıyordu. Hangisinin yanında kalacağıma şaşırıyordum. Sema daha sonra tekrar ameliyat oldu. Aslında ameliyatlık bir şeyi yoktu bilerek öldürmek için ameliyat ettiler. İki gün sonra hastanede onu görmeye gittik, Sema’nın gırtlağını kesmişlerdi nefes alması için artık konuşamıyordu. Yanına gittiğimde Sema’nın öleceğini anladım. Kızımla vedalaştım, daha sonra beni oradan çıkardılar. Ertesi gün hastaneye gittiğimizde babası Sema’nın öldüğünü söyledi” şeklinde konuştu.

Ben kızıma söz verdim

Anne Yüce, kızını defnettikten sonra ona bir söz verdiğini söyleyerek, “Ölene kadar senin yolunda olacağım, senin yolundan dönmeyeceğim dedim. Ailemiz hiçbir zaman partiye ihanet etmedi ve onu büyütmek için çalıştık. Yıllardır bu evde tek kalıyorum, ben ölene kadar onun yanında olacağım, onun davasından dönmeyeceğim. Sema gibi 10 tane çocuğum olsaydı ve bu yolda ölseydi üzülmezdim. Canımız yandı ama gülüşümüz eksik olmadı” dedi.

AGİRÎ

#Semasız #yıl #Anne #Zennnure #Yüce #kızının #mücadelesini #anlattı

Helene Erin: CPT konuşmasa da biz mücadelemizi sürdüreceğiz

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride sessiz kalınamayacağını belirten kadın aktivist Helene Erin, her alanda mücadeleyi birleştirip, tecride karşı derin bir dalga oluşturacaklarını söyledi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 24 yıldır ağır tecrit koşullarında tutuluyor. 2 yılı aşkındır Abdullah Öcalan’dan haber alınamama hali, mutlak iletişimsizlik haline dönüştü.

İmralı tecrit sistemine karşı Fransa’nın Strasburg kentinde bulunan Avrupa Konseyi (AK), Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) binalarının bulunduğu meydanda 25 Haziran 2012’de başlatılan “Abdullah Öcalan’a Özgürlük” nöbeti eylemi, 11 yıldır kesintisiz devam ediyor.

Eylemde ilk günden beri yer alan ve bir dönem “Özgürlük Nöbeti” eyleminin Dış İlişkiler sorumlusu olan Kürt kadın hareketi aktivisti Helene Erin, İmralı tecridi ve buna karşı eylemlerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Öcalan’ın paradigması uyanışa neden oldu

Erin, Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile Türkiye’ye getirilmesiyle birlikte İmralı’nın tecrit ve izolasyon haliyle yeniden dizayn edildiğini hatırlattı. Erin, tecridin amacının Abdullah Öcalan ile Kürt halkı arasında bir iletişimsizlik kurulması olduğunu, AKP iktidarının yıllardır Abdullah Öcalan’ın unutturulması için yoğun bir politika yürüttüğünü ifade etti.

24 yıllık süreçte PKK Liderinin fikirlerinin başta Kürtler olmak üzere tüm sistem karşıtı halklar tarafından sahiplenildiğini aktaran Erin, “Öcalan’ın paradigması gelinen süreçte Ortadoğu halkları ve özellikle kadınlar için bir uyanışa neden oldu” dedi.

Öcalan’ın direnişi direnme azmi veriyor

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ışığında 2 yılı aşkın bir süredir Abdullah Öcalan’a “mutlak” tecrit uygulandığını belirten Erin, “Öcalan’ın yıllardır her türlü saldırıya karşı sergilemiş olduğu direniş, Kürt halkının da direnmesine neden oluyor. Öcalan direndikçe, Kürt halkı da tarihi bir direniş sergiliyor. Onun direnişi, kendi halkına direnme azmi ve aşkı veriyor. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ışığında Kürt halkının direnişini sonlandırmak için tecrit derinleştirildi. Öcalan’ın dışarıya yayılan sesi, Türkiye’nin bölgede halkların kazanımlarına yönelik saldırılarının da önüne geçiyor” şeklinde konuştu.

Tecride sessiz kalınmamalı

Tecridin tüm topluma yayıldığını belirten Erin, İmralı’daki hukuksuz uygulamalar bugün tüm cezaevlerine yayıldığını,  Türkiye’de özellikle de son 3 yıldır ne basın özgürlüğü ne insan hakları ne de hukukun kaldığını söyledi. Türkiye’nin açık bir cezaevine dönüştüğünü söyleyen Erin, PKK Lideri Öcalan üzerindeki tecride karşı halkların artık sessiz kalmaması gerektiğine dikkat çekti.

Erin, CPT’nin İmralı’ya yaptığı ziyaret ve sonrasında sessizlik haline değinerek, “CPT gibi Avrupa’da bulunan uluslararası kurumların bu sessizliği, tecridi onayladıkları anlamına geliyor. Oradaki tecrit ve insanlık suçuna karşı dahi susuyorsa; dediğim gibi bu tecridi onayladığı anlamına geliyor. CPT konuya dair konuşmasa da biz mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

Derin dalga oluşturacağız

Erin son olarak Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için Avrupa’da yürütülecek eylemlerin çıtasını yükselteceklerini dile getirdi. Avrupa’da direnen, mücadele eden kesimleri de kendi mücadelemize katmaya çalışacaklarını söyleyen Erin, “Avrupa’da sistem karşıtı olan direnen ve mücadele edenleri kendi mücadelemize katılmaları için ikna edeceğiz. Mücadeleyi birleştirip, tecride karşı derin bir dalga oluşturmalıyız. Eninde sonunda kazanan biz olacağız, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan kazanacak. Bunun için çalışacağız ve çıtamızı daha da yükselteceğiz”  dedi.

Haber: MA / Ergin Çağlar

 

 

#Helene #Erin #CPT #konuşmasa #biz #mücadelemizi #sürdüreceğiz

PYD Eşbaşkanı Salih Muslim: 9 Suriye askeri öldürülmüş, kimse tık diyemiyor

PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Türkiye’nin son zamanlarda bölgeye yönelik artan saldırılarını değerlendirerek saldırılarda ölen Şam askerlerini hatırlattı: 9 Suriye askeri öldürülmüş, kimse tık diyemiyor

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Muslim, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük artan saldırıları ve bağlantılarına ilişkin Fırat Haber Ajansı’na (ANF) değerlendirmelerde bulundu.

Çöktürme planını uygulamaya devam ediyorlar

Türkiye’de Mayıs ayında gerçekleşen seçimlerin sonuçlarını değerlendiren Muslim, “Seçimlerden birkaç ay önce de söyledik. Bir diktatörün, bir despotun adil yollarla kürsüden uzaklaştırılması tarihte gerçekleştirilmemiştir” dedi.

Öngörülerinin gerçekleştiğini belirten Muslim, “Bu faşizm her türlü sahtekarlık ve hileyle kendi konumunu güçlendirdi. Bununla birlikte 2014’ten beri var olan ‘çöktürme planını’ uygulamayı sürdürüyorlar. Rojava bu planların başında geliyor. Savaş hükümetini kurar kurmaz kolları sıvayarak saldırı girişimlerinde bulunuyorlar. Seçimlerden bu yana saldırılar durmamıştır. Hiçbir kanunda yeri olmayan her türlü ahlak dışı yöntemlerini çocuk, kadın demeden herkese karşı uygulamaya başladılar. Özellikle de buradaki Özerk Yönetimi ve motor gücü olan Kürtleri yok etmek istiyorlar. Bizim için değişen bir şey yok, bunu biliyor, tahmin ediyorduk. Biz de buna karşı halk olarak mutlaka direneceğiz” diye konuştu.

Hava sahasının açılmasını istiyorlar

Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük son günlerde artan saldırılara değinen Muslim, “Türk devleti tüm yaptıkları için zamanı özellikle seçer. Bildiğiniz gibi 21 Haziran’da Astana’da dörtlü bir zirve olacak. Türk faşizmi herhalde yaptıklarıyla bunlara güç gösterisinde bulunmak istiyor. ‘Ben bunları yaparım. Hatta Suriye askerlerini de vurabilirim. Rus güçlerini de vururum’ mesajı veriyor. Esas amaçları Özerk Yönetime zarar vermek. 21’inde toplantıları olacak, ne de anlaşacaklarını bilmiyoruz. Ama bir bakıma biraz susmuşlar. Hava sahasını açmak, sadece droneler değil savaş uçaklarının bölge semalarında uçması için onlara söylemiş olmalılar. Türk hükümeti, ‘bana hava sahasını açmışlar’ diyerek rahatça saldırılar düzenliyor” ifadelerini kullandı.

Rusya saldırılara karşı sessiz

Rusya, İran ve Şam’ın saldırılar karşısındaki tutumuna değinen Muslim, Rusya’nın bu dönemde Türkiye’ye muhtaç olduğunu, özellikle Ukrayna savaşından dolayı batının uyguladığı ambargodan dolayı muhtaç duruma geldiğini söyledi. Türkiye’nin kendileri üzerinden rahatça şantaj yapabilecek durumda olduğunu söyleyen Muslim, “Rusların bir şey yapacağını tahmin etmiyoruz. Çünkü aralarında bir sürü anlaşma var. Onun için susuyor. Suriye rejimine gelirse, o zaten Rusya’nın ve İran’ın dedikleri dışında bir şey yapmaz. Türk devletinin bölgeye dönük yoğun saldırılarına karşı kimsenin ses çıkarmaması çok dikkat çekici. 9 Suriye rejim askeri öldürülmüş, kimse tık diyemiyor. Hatta Suriye rejimi taziye mesajı bile yayımlamıyor. Zaten Ruslar da, İran da bir şey demiyor” dedi.

Saldırılara karşı halkla birlikte direneceğiz

Saldırılar karşısında halk ile birlikte direneceklerinin altını çizen Muslim, “Kendimizi esasen gücümüze ve halkımızın örgütlülüğüne dayandırıyoruz. Direneceğiz, başka çaremiz yoktur. Esas hedef Özerk Yönetim ve Kürtler. Bildiğiniz gibi Özerk Yönetim kısa bir süre önce Suriye sorununun çözümü için bir deklarasyon yayımladı. Türkiye, ne Suriye için bir çözüm istiyor ne de Kürtlerin bunun içerisinde yer almasını istiyor” diye konuştu.

DAİŞ yargılamalarını istemiyorlar

Özerk Yönetimin tutuklu DAİŞ’lileri yargılayacaklarını da hatırlatan Muslim, “Bu yargılamayı istemiyorlar. Çünkü başından bu yana DAİŞ’le kirli işleri ve suçları ortaya çıkacaktır. Ki zaten dünyanın gözü önünde şeffaf yapılacak bu yargılamada Türk faşizminin yaptığı tüm pislikler ortaya çıkacaktır. Bunu istemiyorlar, bundan dolayı daha da hırçınlaşarak saldırılarını devam ettiriyor. Nereye varacağını biz de bilmiyoruz” şeklinde konuştu.

Güçlerimiz hazırlıklı, irademizi kıramazlar

Muslim, bölgeye dönük olası kara operasyonuna karşı hazır olduklarını, her türlü hazırlıklarını tamamladıklarını ve direneceklerini söyledi. Til Rifat, Şehba ve Minbic’e yönelik olası saldırılara da değinen Muslim” Buralarda Ruslar da, İranlı güçler de var. İşgal saldırıları İran’ın çıkarına değildir. Ama Astana’da buna izin verip vermeyeceği belli olur. Biz bunlara bel bağlamıyoruz. Biz halkımızın ve güçlerimizin direnişine bel bağlıyoruz. Biz savunma pozisyonuna geçmişiz. Ne olursa olsun sonuna kadar kendimizi savunacağız. Halkımız kendine ve öz gücüne güvensin. Türk devletinin droneleri vb. tekniği belki birkaç kişiyi öldürebilir ama halkımızın iradesini kıramaz. Olası kara operasyonu Türkiye’nin yıkılışı olur. Bizim güçlerimiz de hazırlıklıdır. Direnişten başka yolumuz yok. Herkes de bu bilinçle hareket edecektir” dedi.

Rojava Devrimi herkes için bir umut

Rojava Devrimi’nin herkes için bir umut olduğunu kaydeden Muslim, “Demokrasi güçleri Ortadoğu’da bir demokrasinin genişlemesini istiyorlarsa bizi desteklemeleri gerekiyor. Çünkü tek umut budur. Türkiye, Suriye, İran gibi nerede despot bir diktatör rejim varsa bize karşı çalışıyor. Biz de direniyoruz tabii. Hem kendi varlığımız hem de demokratik ölçüleri, insanlık ölçülerini korumaya çalışıyoruz. Demokrasi güçlerinin yanımızda olmaları ve bizi desteklemelerini istememiz hakkımızdır. Bu onların görevidir. Ve bunu yapmazlarsa kendi insani görevlerini yerine getirmemiş olurlar” diye konuştu.

DIŞ HABERLER

 

 

#PYD #Eşbaşkanı #Salih #Muslim #Suriye #askeri #öldürülmüş #kimse #tık #diyemiyor

‘Riskli’ deyip okulları yıktılar, inşaat firmasına peşkeş çektiler

Şirnex’te sokağa çıkma yasaklarında hasar gören ve bulunduğu alan ‘riskli’ kabul edilen okul arsası inşaat firmasına peşkeş çekildi. Eğitim Sen Şırnak Şubesi Başkanı Nizam Kaplan, öğrencilerin şehrin dışına taşınmak istediğini belirtti

Şirnex (Şırnak) merkezde 14 Mart 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında ve sonrasında devlet tarafından kentin neredeyse yüzde 80’i yerle bir edilirken, kentin 12 mahallesinden 7’si ise haritadan silindi.

Okullar peşkeş çekildi

Evler yerle bir edilirken, bu mahallelerde bulunan asker ve polisler tarafından kullanılan okul ve cami gibi yapılar da Bakanlar Kurulu’nun “acele kamulaştırma” kararıyla yıkımdan geçirildi. O yerlerden ikisi de Şirnex’in Aydınlıkevler Mahallesi’nde bulunan İsmetpaşa İlkokulu ve Ortaokulu. Yıkılan okullar ise inşaat firmasına peşkeş çekildi.

Yeni yapılacak okul kent dışında olacak

Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Zeynep Durgut’un haberine göre, Şırnak Milli Eğitim Müdürlüğü, dere yatağı ve “riskli” alan olduğu gerekçesiyle geçen yıl boşaltılan okulun arazisini, kentin başka bir noktasında okul yapması karşılığında Acar Group’a tahsis etti. “Riskli” olduğu gerekçesiyle peşkeş çekilen arsada, Acar Group’un 10 katlı iş merkezi inşa etmesi dikkat çekti. Acar Group’un inşa edeceği okulun ise kent dışında bir noktada olduğu belirtildi.

Okul için riskli olan ev için nasıl uygun!

Duruma dair konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Şırnak Şubesi Başkanı Nizam Kaplan, okulun aynı yerde inşası için İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktararak, “Müdürlük yerin okul için uygun olmadığını ve dere yatağı üzerinde bulunmasından kaynaklı riskli alan olduğunu söyledi. Ancak zaman geçtikçe mevcut yerde yükselen bir bina olduğu görülüyor. Müdürlüğe bunu sorduğumuzda ise inşaatın Acar İnşaat tarafından yapıldığını ve okulun arazisinin de bu firma tarafından alındığını belirtti” diye konuştu.

MEB’in önceliği çocuklar olmalı

Mevcut bölgede okul ihtiyacı olmasına rağmen arsanın peşkeş çekildiğini dile getiren Kaplan, “Riskli denilen yerde neden 10 katı aşan bir bina yapılıyor da okul yapılmadı?” diye sordu. Kaplan, “Milli eğitimin önceliği firmalar mıdır? Neden çocuklarımız değil? Çocuklarımızın eğitimi bu kadar mı önemsiz? İlkokul çocukları evine en yakın okula gidebilmeli ve bizlerin bunu esas alması gerekiyor. Orada okulun yapılması gerekirken yerine iş merkezi yapılıyor” diye tepki gösterdi.

ŞIRNEX

#Riskli #deyip #okulları #yıktılar #inşaat #firmasına #peşkeş #çektiler

Tahliye olan gazeteci Alağaş: İktidarı teşhir ettiğimiz için tutuklandık

Bir yıl tutukluluğun ardından iki gün önce tahliye edilen gazeteci Safiye Alağaş, ‘iktidarı teşhir ettikleri için tutuklandığını ve kadınların, çocukların ve doğanın sesi olmaya devam edeceğini’ söyledi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında 16 Haziran 2022’de tutuklanan JINNEWS Yazı İşleri Müdürü Safiye Alağaş hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında tahliye edildi. Tahliyesinin ardından JinNews’e konuşan Safiye Alağaş, Tüm bu yaşananlara dönüp bakıldığında gazetecilere yönelik ciddi bir baskının söz konusu olduğunu, gazetecilere dönük başlatılan operasyon ve baskılar kendileriyle başlamadığını, Kürt gazetecilerin bu durumu zaten yıllardır yaşadığını söyledi.

Gazeteciler baskı altında

Türkiye’de şu an sadece Kürt basını değil ana akım medya dediğimiz ve biraz daha tarafsız durmaya çalışan gazeteciler de ciddi bir baskı altında olduğunu söyleyen Alağaş, “Ana akım medya şu an iktidarın güdümünde olan itaatkâr bir medyadır. Aslında diyebiliriz ki Türkiye’de ikiye ayrılmış bir basın camiası var. Eskiden sahada herkes kimin nasıl yayıncılık yaptığını biliyordu fakat birbirlerini ayrıştırmazdı. Birlikte çalışır, birlikte hareket ederdi, bu dayanışma ruhu sahada kendini gösterince kısmen de olsa merkezlere yansıyordu. Şimdi bakınca sahadaki bu dayanışmanın yok olduğunu görüyoruz. Nedeni de farklı fikirlerin ortaklaşmamasıdır” dedi.

Teşhir ettiğimiz için tutuklandık

Yapılan gözaltı ve tutuklamaların amacına değinen Alağaş, “Susmamız gerektiği ve doğruları söylemememiz gerektiği söyleniyordu. Çünkü bizim tutuklanmamızdan önceki süreç ciddi bir süreçti. Kürtlere dönük ciddi operasyonlar vardı. Şirnex’te, Colemerg’de ciddi ağaç kıyımları yapılıyordu. Benzer birçok askeri operasyonlar vardı, bizler de bunları teşhir ettik. Bu da, ciddi bir şekilde rahatsız etti, özellikle Kürt basınına dönük operasyonların başlamasına neden oldu. Açıkçası şunu söylemek gerekir; bizim alınmamız Süleyman Soylu’nun özel bir talimatıydı. Çünkü Diyarbakır Adliyesi’nde dosyamıza bakacak savcı yoktu. Kimse dosyaya bakmak istemiyordu. Dosyayı o kadar şişirdiler ki işini yapan savcılar, hukukçular bunun ne kadar boş bir dosya olduğunu gördüler. Gittiler başka bir ilçeden savcı getirip dosyamızı verdiler. Savcı da bizi tutuklatarak terfi aldı. Önce propagandadan sonra da örgüt üyeliğine dönüştürülerek tutuklandık. Bunlara bakıldığında da ortada ne denli korkunç bir hukuksuzluğun işlendiğini görmek mümkündür.”

Gazetecilik kimsenin yazmadığını yazmaktır

Dosyanın içeriğini hatırlatan Alağaş, iddianamenin 400 sayfadan oluşturulduğunu ve tamamının haber olduğunu kaydetti. “Gazetecilik kimsenin yazmaya cesaret edemediği haberleri yayınlamaktır” diyen Alağaş, “Kimse cesaret edemeyip yazmıyorsa sen yazıyorsan o zaman gazetecilik yapmış oluyorsun. Yine Halise Aksoy suçlamalara konu edilen konulardan biriydi. Bir anneye yapılacak en büyük zulüm çocuğunun kemiklerini kargo ile göndermektir. Bunu kim yazabildi peki? Sadece Kürt medyası yazabildi. Bu coğrafyada insanların temel değerlerine hakaret ediliyor. Bu ciddi anlamda bir zulümdür. Eğer bugün biz bu zulmü yazamıyorsak bu zulme ortak olmuş oluruz. Sessizlik de ortaklıktır. İddianamede buna benzer çok fazla örnekler vardı” diye konuştu.

Arkadaşlarımız yazmaya devam etti

Yapılan operasyonlarla Kürt basınının sinip geri adım atmasının hedeflendiğini belirten Alağaş, “Arkadaşlarımız işlerini yapmaya devam etti. Bunun getirdiği öfkeyle yeni operasyonlar yapıldı. Bizimle sindiremedikleri gazetecilerin başlarını eğerek yapmaya çalıştı. Tabi bu ilk defa yapılmıyor ve Kürt basınının güçlü bir geçmişi ve inadı var. Her koşulda direnerek yazmaya devam ediyor. Gazetecilerin kalemleri yerde kalmıyor, çünkü bu coğrafyada Kürtler bir şeyler yazılmadığı için çok çekti. Yazılmayan o kadar çok şey var ki bunlar hepimizin içinde çocukluğumuzdan kalan ukdeler oldu. Herkesin sesinin duyulmasını istiyoruz. Ben inanıyorum ki biz yapamasak da yapacak olanlar var, çünkü hakikatlerin üstü asla kapatılmak istenmez” sözlerini kullandı.

Cezaevinde tecrit ve izolasyon var

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulduğu süre içerisinde yaşanan ihlallerden söz eden Alağaş, şartların fazlasıyla ağır olduğunu, yaşamın her alanına kamera yerleştirildiğini söyledi.. Cezaevinde ciddi bir izolasyon ve tecrit edilme durumu olduğuna dikkat çeken Alağaş, “Spora çıkamıyorsun, diğer tutsak arkadaşlarını göremiyorsun. Kurslar yok sadece iki tane vardı o da zorla, ısrarla kabul edildi. Fakat o da ancak odandaki arkadaşlarınla gidebilirdin. Başka odalardan başka kimse gelmiyor. Mesela koridorda yürürken gördüğün başka bir tutsak arkadaşınla temas etmene dahi izin verilmiyor. Odalarda kamera sistemi var. O kameralar başlı başına bir taciz ve ben bir yıldır tacize uğradığımı hissediyordum. Bu psikolojik açıdan bir taciz ve şiddettir. Yine en büyük sorunlardan biri de hastane… Doğru düzgün gidemiyorsun gidince de kelepçeli olarak gidiyorsun. Mesela bir arkadaşımızın kalp sorunu olmuştu ambulans 40 dakika sonra geldi. O arkadaşımız yaşamını da yitirebilirdi” dedi.

Mesleğime devam edeceğim

Mesleğine devam edeceğini vurgulayan Alağaş, “Mesleğime başlarken büyük bir heyecan ile başladım ve hala o heyecanı taşıyorum. Mesleğimi yapmamam için daha önce de çok kere gözaltına alınıp tutuklandım.  Yani Türkiye’de eğer işini yapıyorsan ve güçlünün yanında durmuyorsan tutuklanırsın, gözaltına alınırsın. Bizler de daha güçlü çalışıp, daha çok ses çıkaracağız. Bu coğrafyada yaşanan haksızlıkları daha güçlü duyuracağız. Hem gazetecilerin, hem kadınların, hem çocukların hem doğanın sesi olacağız”  diye konuştu.

Haber: Şehriban Aslan/JinNews

 

 

#Tahliye #olan #gazeteci #Alağaş #İktidarı #teşhir #ettiğimiz #için #tutuklandık

AYM’den emsal karar, sıra Meclis’te

Farklı suçlamalar ile 13 yıl hapis cezası alan Ömer Mutlu’ya ‘örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etmek’ten verilen ceza AYM’nin yeni düzenlemesi sonrası Mutlu’nun avukatının başvurusuyla bozuldu. Tahliye olan Mutlu yeniden yargılanacak

Amed’de 2014’te katıldığı bir gösteri nedeniyle gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Ömer Mutlu hakkında aynı yılın 1 Aralık’ında 6 ayrı suçlamayla hakkında iddianame hazırlandı. Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda Mutlu’ya toplamda 13 yıl 9 ay hapis cezası verildi. “Askeri yasak bölgelere girmekten” verilen ceza Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi tarafından bozulurken, diğer suçlamalardan verilen cezalar ise onandı.

Avukat AYM’ye başvurdu

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Cengiz Özbasar’ın haberine göre, Mutlu’nun avukatı Bünyamin Şeker, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Hamit Yakut dosyasından “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçunda aldığı ve Meclis’ten düzenleme istediği pilot ihlal kararının ardından hareket geçti. Şeker, müvekkili hakkında “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla verilen suçtan verilen cezaya karşı AYM’ye başvurdu. Başvuruda, Mutlu’nun “toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkını” kullandığı ifade edildi.

Mutlu yeniden yargılanacak

Durumu değerlendiren AYM, Mutlu’yu haklı buldu. AYM, “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçunun “kanunilik ilkesi bağdaşmadığı” ve “öngörülebilir olmadığına” hükmetti. Av. Şeker, ihlal kararı sonrası Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, yeniden yargılama ve infazın durdurulması talep edildi. Mahkeme de “iyi halli” olmadığı iddiasıyla 2 defa infazı yakılan Mutlu’nun ceza infazının durdurulmasına ve yeninden yargılanmasına karar verdi.

Mutlu, kararın ardından tutuklu bulunduğu Şakran 4 Nolu T Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden tahliye edilirken, Mutlu’nun önümüzdeki günlerde yeniden yargılanması bekleniyor.

AMED

#AYMden #emsal #karar #sıra #Mecliste

Kırıkkale Cezaevi’ndeki açlık grevi 6’ncı gününde

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 6 tutuklunun hak ihlallerine karşı başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 6’ncı gününde devam ediyor

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı 6 tutuklu 12 Haziran’da süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladı. Tutuklular Rıdvan Kaya, Fikret Erden, Serhat Erdemci, İhsan Oral, Baran Gül ve Orhan Doruk aileleriyle yaptıkları telefon ihlaller son bulana kadar grevi sürdüreceklerini söyledi.

Hak ihalelerine karşı eylemdeler

Açlık grevindeki hasta tutuklulardan Fikret Erden’in annesi Sıdıka Erden, oğlu ile yaptığı telefon görüşmesini aktardı. 6 tutuklunun baskılar son bulmadan açlık grevini sonlandırmayacaklarını aktardıklarını söyleyen anne Erden, hak ihlallerine karşı tutukluların bu baskılara karşı ellerinden sadece bu eylem geldiğini söyledi.

Duyarlı olun

Oğlu Erden’in Kırıkkale Cezaevi’ne isteği dışında sevk edildiği günden beri baskı gördüğünü ifade eden anne Erden, tutukluların insani taleplerinin karşılanmasını istedi. Tutsakların hasta olmasına rağmen tedavi edilmediğini söyleyen Erden, “Benim oğlumun kolu kırık ama halen ameliyat olmadı. Talepleri bir an önce karşılanmalıdır. Ya bıraksınlar, ya da talepleri karşılansın. Ama ne yazık ki ne bırakıyorlar, ne de tedavi ediyorlar. Bu şekilde yavaş yavaş öldürüyorlar” diye konuştu.

KAYNAK/MA

 

#Kırıkkale #Cezaevindeki #açlık #grevi #6ncı #gününde

Üç üs bölgesi olan köyde Temel’in failleri 40 gündür bulunamıyor!

Evinin önünde 40 gün önce katledilen Temer Temel’in soruşturmasında bir gelişme olmamasına tepki gösteren Temel’in yiğeni Ferhat Temel, ‘Köyün dört bir tarafı kameralarla çevrilidir. Üç üs bölgesinin olduğu yerde bulunan bir köydür. Failler nasıl bulunmuyor?’ diye sordu

Şirnex’in(Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesinin Setkar köyünde bulunan evinin önünde 7 Mayıs’ta silahlı saldırı sonucu katledilen Temer Temel’in ölümünün üzerinden 40 gün geçmesine rağmen ne failler bulundu, ne soruşturmada ilerleme kaydedildi.

Planlı bir cinayet

Duruma tepki gösteren Temel’in yeğeni ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Elkê İlçe Eşbaşkanı Ferhat Temel, saldırının planlı bir cinayet olduğunu ve bir an önce aydınlatılması gerektiğini belirtti.

Aile içi yaşanmış gibi göstermeye çalışıyorlar

40 gündür faillerin çıkartılmasını beklediklerini belirten Temel, saldırının aile içi bir olay olarak lanse edilmeye çalışıldığını belirterek, “Olayı hedefinden uzaklaştırmak için, aile içi bir olaymış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bu söylentiler asılsızdır. Temel ailesi olarak faillerin bir an önce açığa çıkarılması ve bunun için de gereken adımların bir an önce atılmasını istiyoruz” dedi.

Bölgede üç üs noktası var

Temel, köyde 3 üs bölgesi olmasına rağmen faillerin “bulunamamasına” dikkat çekerek, “Teknik açıdan köyde bir güvenlik zafiyetinin olmadığını düşünüyoruz. Köyün dört bir tarafı kameralarla çevrilidir. Üç üs bölgesinin olduğu yerde bulunan bir köydür. Biz ilk haftadan failin ortaya çıkacağını düşünüyorduk. Ancak bu kadar zaman geçmesine rağmen halen bir gelişme yok. Savcılığa sorduğumuzda ise bize en yakın zamanda faili açıklayacaklarını söylüyorlar. Bu zaman ne zaman?” diye sordu.
Köyde bulunan herkesin ifadelerinin alındığını ancak soruşturmada bir gelişmenin olmadığını aktaran Temel, “Bölgede bulunan bütün kamera kayıtlarının incelenmesi için savcılığa iki defa dilekçe verdik. Ancak bize kayıtların kendilerinde olduklarını ve açıklayacaklarını söylediler. Bu normal bir olay değil. Temer amcamızın şahsında yapılan bir saldırı değil. Bu aileye geçmişten beridir duyulan bir kin ve öfkeden gelen ve içten içe organize edildiğini düşünüyoruz. Bu planlanmış vahşi bir cinayettir. Olayın açığa çıkması için, faillerin hesap vermesi için gereken hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” diye belirtti.

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Üç #üs #bölgesi #olan #köyde #Temelin #failleri #gündür #bulunamıyor

109 gün sonra alınan Kaçar’ın cenazesi Sêrt’te defnedilecek

Gabar’da çıkan çatışmada hayatını kaybeden Behiye Kaçar’ın cenazesi 109 gün sonra ailesine verildi. Kaçar’ın cenazesi Sêrt’te defnedilecek

Şirnex’in (Şırnak) Gabar bölgesinde 27 Şubat’ta çıkan çatışmada hayatını kaybeden YJA-STAR üyesi Behiye Kaçar’ın cenazesi ailesinin verdiği DNA test sonucu çıkmadan kentte bulunan kimsesizler mezarlığında defnedilmişti.

Kaçar’ın DNA testi sonucunun çıkması ile birlikte ailesi kent merkezine gelerek cenazeyi 109 gün sonra kimsesizler mezarlığında aldı. Cenaze Sêrt’te (Siirt) defnedilecek.

ŞIRNEX

#gün #sonra #alınan #Kaçarın #cenazesi #Sêrtte #defnedilecek

Hindistan’daki tren kazasında ölü sayısı 290’a çıktı

Hindistan’ın Orissa eyaletinde 3 Haziran’da meydana gelen tren kazasında ölü sayısı 290’a çıktı

Hindistan’ın Orissa eyaletinin Balasore bölgesindeki Bahanaga Bazar Tren İstasyonu yakınlarında iki yolcu ve bir yük treninin karıştığı kazada hayatını kaybedenlerin sayısı arttı.

Kazadan yaralı kurtulan 2 kişi daha hayatını kaybetti. 900’den fazla kişinin yaralandığı kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 290’a yükseldi.

DIŞ HABERLER

 

#Hindistandaki #tren #kazasında #ölü #sayısı #290a #çıktı