Ana Sayfa Blog Sayfa 304

Tahliye olan gazeteci Alağaş: İktidarı teşhir ettiğimiz için tutuklandık

Bir yıl tutukluluğun ardından iki gün önce tahliye edilen gazeteci Safiye Alağaş, ‘iktidarı teşhir ettikleri için tutuklandığını ve kadınların, çocukların ve doğanın sesi olmaya devam edeceğini’ söyledi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında 16 Haziran 2022’de tutuklanan JINNEWS Yazı İşleri Müdürü Safiye Alağaş hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında tahliye edildi. Tahliyesinin ardından JinNews’e konuşan Safiye Alağaş, Tüm bu yaşananlara dönüp bakıldığında gazetecilere yönelik ciddi bir baskının söz konusu olduğunu, gazetecilere dönük başlatılan operasyon ve baskılar kendileriyle başlamadığını, Kürt gazetecilerin bu durumu zaten yıllardır yaşadığını söyledi.

Gazeteciler baskı altında

Türkiye’de şu an sadece Kürt basını değil ana akım medya dediğimiz ve biraz daha tarafsız durmaya çalışan gazeteciler de ciddi bir baskı altında olduğunu söyleyen Alağaş, “Ana akım medya şu an iktidarın güdümünde olan itaatkâr bir medyadır. Aslında diyebiliriz ki Türkiye’de ikiye ayrılmış bir basın camiası var. Eskiden sahada herkes kimin nasıl yayıncılık yaptığını biliyordu fakat birbirlerini ayrıştırmazdı. Birlikte çalışır, birlikte hareket ederdi, bu dayanışma ruhu sahada kendini gösterince kısmen de olsa merkezlere yansıyordu. Şimdi bakınca sahadaki bu dayanışmanın yok olduğunu görüyoruz. Nedeni de farklı fikirlerin ortaklaşmamasıdır” dedi.

Teşhir ettiğimiz için tutuklandık

Yapılan gözaltı ve tutuklamaların amacına değinen Alağaş, “Susmamız gerektiği ve doğruları söylemememiz gerektiği söyleniyordu. Çünkü bizim tutuklanmamızdan önceki süreç ciddi bir süreçti. Kürtlere dönük ciddi operasyonlar vardı. Şirnex’te, Colemerg’de ciddi ağaç kıyımları yapılıyordu. Benzer birçok askeri operasyonlar vardı, bizler de bunları teşhir ettik. Bu da, ciddi bir şekilde rahatsız etti, özellikle Kürt basınına dönük operasyonların başlamasına neden oldu. Açıkçası şunu söylemek gerekir; bizim alınmamız Süleyman Soylu’nun özel bir talimatıydı. Çünkü Diyarbakır Adliyesi’nde dosyamıza bakacak savcı yoktu. Kimse dosyaya bakmak istemiyordu. Dosyayı o kadar şişirdiler ki işini yapan savcılar, hukukçular bunun ne kadar boş bir dosya olduğunu gördüler. Gittiler başka bir ilçeden savcı getirip dosyamızı verdiler. Savcı da bizi tutuklatarak terfi aldı. Önce propagandadan sonra da örgüt üyeliğine dönüştürülerek tutuklandık. Bunlara bakıldığında da ortada ne denli korkunç bir hukuksuzluğun işlendiğini görmek mümkündür.”

Gazetecilik kimsenin yazmadığını yazmaktır

Dosyanın içeriğini hatırlatan Alağaş, iddianamenin 400 sayfadan oluşturulduğunu ve tamamının haber olduğunu kaydetti. “Gazetecilik kimsenin yazmaya cesaret edemediği haberleri yayınlamaktır” diyen Alağaş, “Kimse cesaret edemeyip yazmıyorsa sen yazıyorsan o zaman gazetecilik yapmış oluyorsun. Yine Halise Aksoy suçlamalara konu edilen konulardan biriydi. Bir anneye yapılacak en büyük zulüm çocuğunun kemiklerini kargo ile göndermektir. Bunu kim yazabildi peki? Sadece Kürt medyası yazabildi. Bu coğrafyada insanların temel değerlerine hakaret ediliyor. Bu ciddi anlamda bir zulümdür. Eğer bugün biz bu zulmü yazamıyorsak bu zulme ortak olmuş oluruz. Sessizlik de ortaklıktır. İddianamede buna benzer çok fazla örnekler vardı” diye konuştu.

Arkadaşlarımız yazmaya devam etti

Yapılan operasyonlarla Kürt basınının sinip geri adım atmasının hedeflendiğini belirten Alağaş, “Arkadaşlarımız işlerini yapmaya devam etti. Bunun getirdiği öfkeyle yeni operasyonlar yapıldı. Bizimle sindiremedikleri gazetecilerin başlarını eğerek yapmaya çalıştı. Tabi bu ilk defa yapılmıyor ve Kürt basınının güçlü bir geçmişi ve inadı var. Her koşulda direnerek yazmaya devam ediyor. Gazetecilerin kalemleri yerde kalmıyor, çünkü bu coğrafyada Kürtler bir şeyler yazılmadığı için çok çekti. Yazılmayan o kadar çok şey var ki bunlar hepimizin içinde çocukluğumuzdan kalan ukdeler oldu. Herkesin sesinin duyulmasını istiyoruz. Ben inanıyorum ki biz yapamasak da yapacak olanlar var, çünkü hakikatlerin üstü asla kapatılmak istenmez” sözlerini kullandı.

Cezaevinde tecrit ve izolasyon var

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulduğu süre içerisinde yaşanan ihlallerden söz eden Alağaş, şartların fazlasıyla ağır olduğunu, yaşamın her alanına kamera yerleştirildiğini söyledi.. Cezaevinde ciddi bir izolasyon ve tecrit edilme durumu olduğuna dikkat çeken Alağaş, “Spora çıkamıyorsun, diğer tutsak arkadaşlarını göremiyorsun. Kurslar yok sadece iki tane vardı o da zorla, ısrarla kabul edildi. Fakat o da ancak odandaki arkadaşlarınla gidebilirdin. Başka odalardan başka kimse gelmiyor. Mesela koridorda yürürken gördüğün başka bir tutsak arkadaşınla temas etmene dahi izin verilmiyor. Odalarda kamera sistemi var. O kameralar başlı başına bir taciz ve ben bir yıldır tacize uğradığımı hissediyordum. Bu psikolojik açıdan bir taciz ve şiddettir. Yine en büyük sorunlardan biri de hastane… Doğru düzgün gidemiyorsun gidince de kelepçeli olarak gidiyorsun. Mesela bir arkadaşımızın kalp sorunu olmuştu ambulans 40 dakika sonra geldi. O arkadaşımız yaşamını da yitirebilirdi” dedi.

Mesleğime devam edeceğim

Mesleğine devam edeceğini vurgulayan Alağaş, “Mesleğime başlarken büyük bir heyecan ile başladım ve hala o heyecanı taşıyorum. Mesleğimi yapmamam için daha önce de çok kere gözaltına alınıp tutuklandım.  Yani Türkiye’de eğer işini yapıyorsan ve güçlünün yanında durmuyorsan tutuklanırsın, gözaltına alınırsın. Bizler de daha güçlü çalışıp, daha çok ses çıkaracağız. Bu coğrafyada yaşanan haksızlıkları daha güçlü duyuracağız. Hem gazetecilerin, hem kadınların, hem çocukların hem doğanın sesi olacağız”  diye konuştu.

Haber: Şehriban Aslan/JinNews

 

 

#Tahliye #olan #gazeteci #Alağaş #İktidarı #teşhir #ettiğimiz #için #tutuklandık

AYM’den emsal karar, sıra Meclis’te

Farklı suçlamalar ile 13 yıl hapis cezası alan Ömer Mutlu’ya ‘örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etmek’ten verilen ceza AYM’nin yeni düzenlemesi sonrası Mutlu’nun avukatının başvurusuyla bozuldu. Tahliye olan Mutlu yeniden yargılanacak

Amed’de 2014’te katıldığı bir gösteri nedeniyle gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Ömer Mutlu hakkında aynı yılın 1 Aralık’ında 6 ayrı suçlamayla hakkında iddianame hazırlandı. Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda Mutlu’ya toplamda 13 yıl 9 ay hapis cezası verildi. “Askeri yasak bölgelere girmekten” verilen ceza Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi tarafından bozulurken, diğer suçlamalardan verilen cezalar ise onandı.

Avukat AYM’ye başvurdu

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Cengiz Özbasar’ın haberine göre, Mutlu’nun avukatı Bünyamin Şeker, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Hamit Yakut dosyasından “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçunda aldığı ve Meclis’ten düzenleme istediği pilot ihlal kararının ardından hareket geçti. Şeker, müvekkili hakkında “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla verilen suçtan verilen cezaya karşı AYM’ye başvurdu. Başvuruda, Mutlu’nun “toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkını” kullandığı ifade edildi.

Mutlu yeniden yargılanacak

Durumu değerlendiren AYM, Mutlu’yu haklı buldu. AYM, “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçunun “kanunilik ilkesi bağdaşmadığı” ve “öngörülebilir olmadığına” hükmetti. Av. Şeker, ihlal kararı sonrası Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, yeniden yargılama ve infazın durdurulması talep edildi. Mahkeme de “iyi halli” olmadığı iddiasıyla 2 defa infazı yakılan Mutlu’nun ceza infazının durdurulmasına ve yeninden yargılanmasına karar verdi.

Mutlu, kararın ardından tutuklu bulunduğu Şakran 4 Nolu T Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden tahliye edilirken, Mutlu’nun önümüzdeki günlerde yeniden yargılanması bekleniyor.

AMED

#AYMden #emsal #karar #sıra #Mecliste

Kırıkkale Cezaevi’ndeki açlık grevi 6’ncı gününde

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 6 tutuklunun hak ihlallerine karşı başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 6’ncı gününde devam ediyor

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı 6 tutuklu 12 Haziran’da süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladı. Tutuklular Rıdvan Kaya, Fikret Erden, Serhat Erdemci, İhsan Oral, Baran Gül ve Orhan Doruk aileleriyle yaptıkları telefon ihlaller son bulana kadar grevi sürdüreceklerini söyledi.

Hak ihalelerine karşı eylemdeler

Açlık grevindeki hasta tutuklulardan Fikret Erden’in annesi Sıdıka Erden, oğlu ile yaptığı telefon görüşmesini aktardı. 6 tutuklunun baskılar son bulmadan açlık grevini sonlandırmayacaklarını aktardıklarını söyleyen anne Erden, hak ihlallerine karşı tutukluların bu baskılara karşı ellerinden sadece bu eylem geldiğini söyledi.

Duyarlı olun

Oğlu Erden’in Kırıkkale Cezaevi’ne isteği dışında sevk edildiği günden beri baskı gördüğünü ifade eden anne Erden, tutukluların insani taleplerinin karşılanmasını istedi. Tutsakların hasta olmasına rağmen tedavi edilmediğini söyleyen Erden, “Benim oğlumun kolu kırık ama halen ameliyat olmadı. Talepleri bir an önce karşılanmalıdır. Ya bıraksınlar, ya da talepleri karşılansın. Ama ne yazık ki ne bırakıyorlar, ne de tedavi ediyorlar. Bu şekilde yavaş yavaş öldürüyorlar” diye konuştu.

KAYNAK/MA

 

#Kırıkkale #Cezaevindeki #açlık #grevi #6ncı #gününde

Üç üs bölgesi olan köyde Temel’in failleri 40 gündür bulunamıyor!

Evinin önünde 40 gün önce katledilen Temer Temel’in soruşturmasında bir gelişme olmamasına tepki gösteren Temel’in yiğeni Ferhat Temel, ‘Köyün dört bir tarafı kameralarla çevrilidir. Üç üs bölgesinin olduğu yerde bulunan bir köydür. Failler nasıl bulunmuyor?’ diye sordu

Şirnex’in(Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesinin Setkar köyünde bulunan evinin önünde 7 Mayıs’ta silahlı saldırı sonucu katledilen Temer Temel’in ölümünün üzerinden 40 gün geçmesine rağmen ne failler bulundu, ne soruşturmada ilerleme kaydedildi.

Planlı bir cinayet

Duruma tepki gösteren Temel’in yeğeni ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Elkê İlçe Eşbaşkanı Ferhat Temel, saldırının planlı bir cinayet olduğunu ve bir an önce aydınlatılması gerektiğini belirtti.

Aile içi yaşanmış gibi göstermeye çalışıyorlar

40 gündür faillerin çıkartılmasını beklediklerini belirten Temel, saldırının aile içi bir olay olarak lanse edilmeye çalışıldığını belirterek, “Olayı hedefinden uzaklaştırmak için, aile içi bir olaymış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bu söylentiler asılsızdır. Temel ailesi olarak faillerin bir an önce açığa çıkarılması ve bunun için de gereken adımların bir an önce atılmasını istiyoruz” dedi.

Bölgede üç üs noktası var

Temel, köyde 3 üs bölgesi olmasına rağmen faillerin “bulunamamasına” dikkat çekerek, “Teknik açıdan köyde bir güvenlik zafiyetinin olmadığını düşünüyoruz. Köyün dört bir tarafı kameralarla çevrilidir. Üç üs bölgesinin olduğu yerde bulunan bir köydür. Biz ilk haftadan failin ortaya çıkacağını düşünüyorduk. Ancak bu kadar zaman geçmesine rağmen halen bir gelişme yok. Savcılığa sorduğumuzda ise bize en yakın zamanda faili açıklayacaklarını söylüyorlar. Bu zaman ne zaman?” diye sordu.
Köyde bulunan herkesin ifadelerinin alındığını ancak soruşturmada bir gelişmenin olmadığını aktaran Temel, “Bölgede bulunan bütün kamera kayıtlarının incelenmesi için savcılığa iki defa dilekçe verdik. Ancak bize kayıtların kendilerinde olduklarını ve açıklayacaklarını söylediler. Bu normal bir olay değil. Temer amcamızın şahsında yapılan bir saldırı değil. Bu aileye geçmişten beridir duyulan bir kin ve öfkeden gelen ve içten içe organize edildiğini düşünüyoruz. Bu planlanmış vahşi bir cinayettir. Olayın açığa çıkması için, faillerin hesap vermesi için gereken hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” diye belirtti.

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Üç #üs #bölgesi #olan #köyde #Temelin #failleri #gündür #bulunamıyor

109 gün sonra alınan Kaçar’ın cenazesi Sêrt’te defnedilecek

Gabar’da çıkan çatışmada hayatını kaybeden Behiye Kaçar’ın cenazesi 109 gün sonra ailesine verildi. Kaçar’ın cenazesi Sêrt’te defnedilecek

Şirnex’in (Şırnak) Gabar bölgesinde 27 Şubat’ta çıkan çatışmada hayatını kaybeden YJA-STAR üyesi Behiye Kaçar’ın cenazesi ailesinin verdiği DNA test sonucu çıkmadan kentte bulunan kimsesizler mezarlığında defnedilmişti.

Kaçar’ın DNA testi sonucunun çıkması ile birlikte ailesi kent merkezine gelerek cenazeyi 109 gün sonra kimsesizler mezarlığında aldı. Cenaze Sêrt’te (Siirt) defnedilecek.

ŞIRNEX

#gün #sonra #alınan #Kaçarın #cenazesi #Sêrtte #defnedilecek

Hindistan’daki tren kazasında ölü sayısı 290’a çıktı

Hindistan’ın Orissa eyaletinde 3 Haziran’da meydana gelen tren kazasında ölü sayısı 290’a çıktı

Hindistan’ın Orissa eyaletinin Balasore bölgesindeki Bahanaga Bazar Tren İstasyonu yakınlarında iki yolcu ve bir yük treninin karıştığı kazada hayatını kaybedenlerin sayısı arttı.

Kazadan yaralı kurtulan 2 kişi daha hayatını kaybetti. 900’den fazla kişinin yaralandığı kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 290’a yükseldi.

DIŞ HABERLER

 

#Hindistandaki #tren #kazasında #ölü #sayısı #290a #çıktı

Alparslan Kuytul hakkında tahliye kararı

‘Alıkoyma’ ve ‘tehdit’ iddiasıyla yargılanan Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul hakkında tahliye kararı verildiği öğrenildi

‘Alıkoyma’ ve ‘tehdit’ iddiasıyla yargılanan Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul hakkında tahliye kararı verildiği öğrenildi. Kuytul’un yanı sıra Rıdvan Taş da tahliye olurken diğer tutukluların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Kararı duyuran Kuytul’un avukatı Bilal İpek, yaptığı sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Alparslan Hoca ve Rıdvan Taş tahliye edildi. Diğerleri tutukluluk devam.”

OHAL döneminde çıkarılan KHK ile 2018 yılında kapatılan Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nın kurucusu Alparslan Kuytul’un da aralarında olduğu 13 sanık, iş insanı Koray Sarısaçlı’yı kaçırıp alıkoyma ve bir doktoru tehdit etme suçlamalarıyla yargılanıyordu.

HABER MERKEZİ

#Alparslan #Kuytul #hakkında #tahliye #kararı

Amed’de trafik kazası: 2 ölü, 4 yaralı

Amed Çermûg ilçesinde yaşanan kazada, 2 kişi hayatını kaybetti. Ağır yaralanan 4 kişi hastaneye kaldırıldı

Amed Çermik’de meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 4 kişi ağır yaralandı.

Amida Haber’de yer alan habere göre, Çermûg’ün Başarı Mahallesi’nde trafik kazası oldu. Ekili alana yakın bölgede yaşanan kazanın ardından tarlada yangın çıktı. Kazada 2 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi ağır yaralandı.

Kaza sonrası bölgeye çok sayıda jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada ağır yaralanan kişiler hastaneye kaldırıldı.

AMED

#Amedde #trafik #kazası #ölü #yaralı

Avukat Coşğun’un şüpheli ölümü: Şüpheli Muhammet B. tutuklandı

Ankara’da avukat Belen Nesil Coşğun’un silahla vurularak hayatını kaybetmesinin ardından gözaltına alınan şüpheli Muhammet B. tutuklandı

Ankara Çankaya’da 24 yaşındaki avukat Belen Nesil Coşğun’un silahla vurularak ölmesinin ardından cinayet şüphesiyle gözaltına alınan Muhammet B. tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında dün gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi.

Burada soruşturmayı yürüten savcıya ifade veren şüpheli, tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Duvar’da yer alan habere göre hakim tarafından sorgulanan şüpheli Muhammet B. “kadını kasten öldürmek” suçundan tutuklandı.

HABER MERKEZİ

#Avukat #Coşğunun #şüpheli #ölümü #Şüpheli #Muhammet #tutuklandı

Nükleer sermaye Türkiye’de buluşuyor!

Türkiye’yi nükleer cehenneme dönüştürecek adımlar hızlanırken, nükleer sermaye İstanbul’da yapılacak Nükleer Santraller Fuarı’nda boy gösterecek. Zirveye katılacak olan G. Kore Sinop’a, Çin ise Trakya’ya çökme hazırlıkları yapıyor

Yusuf Gürsucu

Bu yıl 5.’si düzenlenen Nükleer Santraller Fuarı ile 9.’su düzenlenen Nükleer Santraller Zirvesi 21-22 Haziran günlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Zirvede, nükleer enerji alanındaki gelişmeler ile küçük modüler reaktörlerle (SMR) ilgili oturumlar düzenlenecek. Dünyanın dört bir yanından binin üzerinde nükleer sermayenin karar verici, akademisyen, ‘sivil toplum kuruluşu’, üretici, tedarikçileri nükleer enerjinin gündemini konuşacak. Nuclear Power Plants V. Expo & IX. Summit (NPPES) başlığı verilen etkinlikte Türkiye’deki nükleer enerji sektöründeki güncel gelişmeler ile Afrika ve Ortadoğu pazarlarında bekleyen fırsatlar, masada yer alan temel gündem olacak.

Türkiyeli sanayici heyecanlı

Büyük bir pazar olduğu iddia edilen nükleer sanayinin özellikle boru, kablo, cıvata, çimento, kazan, madeni yağ gibi birçok alt bileşen için de iş fırsatı sağlayacağını belirten Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, bu açıdan Türk sanayicilerinin nükleer enerjide nitelikli ürünleriyle tedarikçi olabilecekleri iddiasında bulundu. Nükleer Sanayi Derneği (NSD) Başkanı Alikaan Çiftçi, “NPPES’te Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’da SMR teknolojilerinin uygulanabilirliğini alanın uzman isimleriyle gündeme taşıyacağız. Türkiye’nin nükleer enerjideki atılım hamlesinde konvansiyonel santral projelerinin yanı sıra enerjide arz güvenliği açısından SMR’ler önemli rol oynayabilir” dedi.

Hedef Ortadoğu ve Afrika

İngiliz sanayi devi Rolls-Royce, küçük modüler reaktör (small modular reactors-SMRs) adı verilen yapıları inşa etmeye başlarken, İngiliz büyük sermayesi bu bağlamda başı çekiyor. Mevcut nükleer santrallerin ihtiyaç duyduğu alanın 1/10’una kurulabileceği belirtilen SMR’ler, nükleer sermayenin yatırım alanı bulamamasına yeni bir kapı aralamak amaçlanırken, Ankara Sanayi Odası’nda oluşturulan Nükleer Sanayi Kümelenmesi (NÜKSAK) ise sürece eklemlenmek istiyor. Yapılan zirvenin hedefi içindeki Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’da olası SMR kurulumlarında rol almayı amaçlıyor. Türkiye’de elektrik üretiminde yaşanan aşırı arz fazlası nedeniyle, Türkiye’de SMR kurulumun sınırlı olacağı aşikâr. Ancak iktidarın Rusya ile yapılan anormal anlaşma NÜKSAK’ı umutlandırırken, İngilizlere takılıp dışarıda bu işlere eklemlenmek daha yakın geliyor. Diğer taraftan AKP’nin başımıza musallat ettiği Akkuyu NGS, birçok yönüyle geleceğimizi karartıyor.

Akkuyu’da maliyet çok ağır

AKP iktidarının Rusya ile yaptığı anlaşmayla kurulumu süren Akkuyu Nükleer Santrali için Rusya devlet şirketi Rosatom’ı 15 milyar dolara kurup, 15 yıl boyunca Akkuyu’nun üreteceği elektriği 12.35 sent/kWh üzerinden Türkiye’ye satacak olması büyük bir kâr elde edeceğini gösteriyor. Bu anlaşma ile Rusya’ya 15 yıl içinde 35 milyar doları aşan tutar ödenmek zorunda. Yani bugünkü kurla bu tutar 832 milyar 421 milyon lira. Bu koşullarda 30 yıl sonra eğer Türkiye halen yerinde duruyorsa, Nükleer Santrali sökmek için 1 milyar dolar masraf yapılması gerekecek. Geri kalan ve binlerce yıl aktif olan radyoaktif atıklar ise Türkiye’ye miras kalacak.

Akkuyu

Putin’e verilen imtiyazname

Rusya’ya yapılacak ödemenin faturasının ise halkın sırtına yıkılacağını belirtmek gerekiyor. Bu santralden dolayı Türkiye’de birçok enerji santralinin ise kapanması gerekecek ya da 4 yıldır uygulanan ‘kapasite mekanizması’ ile şirketlere aylık 300 milyonlara varan üretmedikleri elektriğin bedeli katlanarak büyüyecek. 104 bin MW üretim kapasitesi olan Türkiye’de 2023 yılının ilk 4 aylık sürecinde aylık tüketilen enerji miktarı 28 bin MW’a ulaşamadı. Bu şartlarda Akkuyu’nun büyük maliyetleri hızla bozulan ekonominin tamamen çökmesine ve halkın büyük bir yoksulluğa mahkûm olmasına yol açacak. Rusya’ya sağlanan (Putin’e demek daha doğru) bu imtiyazname yetmezmiş gibi Çin ve G. Kore’de İstanbul’daki zirveye katılarak Sinop ile Trakya’ya çökmeye geliyor.

Avrupa’ya elektrik satamama şoku

Türkiye’de enerji arz fazlasına yönelişte Avrupa ile yapılacak enerji faslı itici bir güçtü. AB katılım sürecinin dumura ermesiyle birlikte bu yol açılmayınca elektrik üretim sürecinde oluşturulan havuz şirketlerine desteği sürdürmenin yolu halkın yoksullaştırılması üzerinden yürütüldü. Avrupa elektrik iletim sistemi olan ENTSO-E üzerinden oluşturulan ağ tüm Avrupa elektrik üretimlerini ortak ağa bağlamakta. 2009 yılında kurulmuş olan ve 35 ülkeden 42 iletim sisteminin işleticisi olan ENTSO-E’ye Türkiye 2016 yılında gözlemci üye olarak katıldı.

Gözlemcilik de bitti

Türkiye ile Avrupa arasında enterkonnekte sistem ile elektrik iletim bağlantısı oluşturulmasına karşın bugüne kadar Türkiye, Avrupa’ya bu ağ üzerinden elektrik satabilmiş değil. Enterkonnekte sistem ile gerçekleşen kalıcı bağlantıyla, Türkiye elektrik piyasası Avrupa iç elektrik piyasası ile hukuki olarak bütünleşme yoluna girdiği TEİAL tarafından iddia edilmesine rağmen, Ocak 2019 tarihinde süresi dolan Gözlemci Üyelik statüsünü kaybetmiş durumda. TEİAŞ’ın, gözlemci üyeliğinin devamı için ENTSO-E ile başlattığı girişim ise geçen 4 yılda sonuçlanmış değil.

G. Kore Sinop, Çin Trakya için geliyor

Sinop’ta Japonya ile başlayan ve son zamanlarda Rusya ile süren nükleer santral macerasına bu kez de G. Kore ile sürme olasılığı ortaya çıktı. Türkiye’nin ikinci nükleer santrali olarak nitelenen Sinop için iktidarla görüşmeler yaptığı bildirilen Güney Koreliler NPPES zirvesine katılacak. Güney Koreli Korea Electric Power Corp. (KEPCO) Türkiye’de inşa edilme planı olan Sinop nükleer santrali için görüşmelere 2022 yılında başlamıştı. KEPCO Yönetim Kurulu Başkanı Cheong Seung-il, Enerji Bakanı Fatih Dönmez ile bir araya gelmiş ve dört reaktörün inşasına ilişkin öneri sunmuştu. NSD Başkanı Alikaan Çiftçi ise, “Bu yıl Kore Nükleer Derneği de Koreli nükleer tedarikçilerden oluşan geniş bir katılım olacak ve yeni yatırımlar konusunda yerli firmalarımızla görüşmeler gerçekleştirecekler” dedi.

Çin Trakya’nın peşinde

Çin’in Devlet Enerji Yatırım Şirketi (SPIC), iktidarın Türkiye’de kurulma planları yaptığı üçüncü nükleer enerji santrali projesi için görüşmeler yapmak amacıyla Nükleer Santraller Fuarı ve Zirvesi’ne katılıyor. Çin’in Devlet Enerji Yatırım Şirketi (SPIC), tedarik zincirine Türk firmalarını katma rüşvetiyle İstanbul’da düzenlenecek NPPES’e katılırken, asıl geliş nedeni Trakya Nükleer Santrali kurulumu ve işletmesi için iktidarla ikli görüşmelerde bulunacak. SPIC, 46 ülkede faaliyet gösterirken, toplam çalışan sayısı yaklaşık 130 bin civarında olan dev bir sermaye şirketi.

Filler tepişirken…

Türkiye Avrupa’ya elektrik satmayı başaramazken, Rusya doğalgaz satmak için Trakya’ya çökme planları yapıyor. AKP’li Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Türkiye’de büyük bir gaz ikmal merkezi kurabiliriz” sözlerini ve Putin’le Kazakistan’da yaptığı görüşmeyi basına değerlendirmişti. Türkiye ve Rusya’da ilgili kurumlara müşterek bir çalışma başlatmaları yolunda talimat verdiklerini açıklayan Erdoğan, “En uygun yer neresiyse bu dağıtım merkezini inşallah kurmuş olacağız. Böyle bir dağıtım merkezi için, tabii ki Trakya en önemli yer olarak görülüyor” sözleri dikkat çekmişti. Rusya Devlet Başkanı Putin ise, “Gaz tedarikinde Türkiye en güvenli güzergâh haline geldi. Avrupa’dan çok daha güvenli bir güzergâh. Türkiye’de büyük bir ikmal merkezi kurabiliriz” demişti.

Çin özellikle Trakya ile ilgili

Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı olan Şi Cinping, 2013 yılında açıklanan ‘Tek Kuşak, Tek Yol’ projesini ortaya atmıştı. 2017 yılında ise 19. Komünist Parti Kongresi’ndeki konuşmasında bu projenin Çin için stratejik bir plan olacağını belirtmişti. Türkiye’de bu sözler ilgi çekerken, proje değerlendirmeye alındı. Bu projeyle Çin, Rusya ve Hindistan’ı alternatif yol güzergâhlarıyla çevreleyerek kendine yeni ticaret ve güvenlik alanları inşa etmeyi amaçlıyor. Trakya’da Nükleer Santral kurulumuna yönelik adımlar atması da bu bağlamda değerlendirilmesi gerekirken, Rusya ve Çin’in adımları ‘filler tepişir, çimenler ezilir’ sözüne denk düşüyor. Çin’e Trakya’da Nükleer santral kurma girişimi ile Rusya’nın Trakya’yı gaz merkezi yapma girişimleri Trakya coğrafyasının her yönüyle tamamen değişmesine ve yine her yönüyle (ekolojik, demografik vd.) büyük bir yıkım anlamına geleceğini belirtmemiz gerekiyor.

#Nükleer #sermaye #Türkiyede #buluşuyor