Ana Sayfa Blog Sayfa 311

Korucu alımında rüşvet alan binbaşı o parayla Umre’ye gitmiş

Amed’de korucu alımında rüşvet aldığı iddia edilen binbaşı ile uzman çavuşa dava açıldı. İddianameye göre Binbaşı Ahmet Eren aldığı rüşvet parasıyla Umre’ye gitmiş ve petrol kaçakcılığına göz yummuş

Amed’in Erxenî (Ergani) İlçesinde güvenlik korucusu alımlarında rüşvet aldıkları ileri sürülen dönemin İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı ile Uzman Çavuş olan ağabeyi ve korucuların da aralarında bulunduğu 38 sanık hakkında, “Rüşvet ve irtikâp” suçlarından dava açıldı.

Sözcü’den Özgür Cebe’nin haberine göre, 36 ayrı olayda rüşvet alan tutuklu sanıklar binbaşı Ahmet Eren ile ağabeyi Soner Eren ve bu rüşvete aracılık eden Murat Altın’ın da aralarında bulunduğu 38 sanığın 20 yıldan 350 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

Binbaşı Eren’in para vermek istemeyenleri görevden almakla tehdit ettiği, ardından PKK ile işbirliği yaptıklarına dair tutanak tuttuğu, tanık ifadelerinde yer aldı. Eren’in maddi menfaat karşılığında ham petrol kaçakçılığına da göz yumduğu, bazı korucu adaylarından ruhsatsız Glock marka tabanca alıp silahı satıp menfaat sağladığı bildirildi.

Kapasitesinin üzerinde buğday yüklü kamyonlara ağır tonajdan dolayı ceza yazdırmadığı, bunun karşılığında buğday işi yapan tüccarların Binbaşı Ahmet Eren’i Umre’ye gönderdikleri bilgisi de iddianamede yer aldı.

AMED

#Korucu #alımında #rüşvet #alan #binbaşı #parayla #Umreye #gitmiş

Cizîr’de tutuklama Bedlîs’te gözaltı

Cizîr’de gözaltına alınan 18 kişiden 15’i “gizli tanık” ifadesi gerekçe gösterilerek tutuklanırken, Bedlîs’te de 2 kişi gözaltına alındı

Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesine bağlı Cudi ve Nur mahallelerinde 9 Haziran’da yapılan ev baskınlarında aralarında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticilerinin de olduğu 18 kişi gözaltına alındı. 4 günlük gözaltının ardından 18 kişi Şırnak Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılıkta ifadesi alınan 18 kişiden 2’si serbest bırakılırken, bir kişi adli kontrol uygulanması talebiyle, 15 kişi ise tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildi.

Hakimlik aralarında DBP Cizîr İlçe Yöneticisi Remzi Dadak’ın da bulunduğu 15 kişiyi “gizli tanık” beyanlarını gerekçe göstererek, tutuklanmasına karar verdi. 15 kişi Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Bir kişi ise, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bedlîs’te gözaltı

Bedlîs’te (Bitlis) sabah saatlerinde birçok eve baskın düzenlendi. Baskınlarda, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bêdlis İl Eşbaşkanı Berivan Birlik ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Bêdlis İl Yöneticisi Mahmut Arukbağ gözaltına alındı.

Birlik ve Arukbağ’ın gözaltı gerekçesi öğrenilemedi.

ŞIRNAX / BEDLÎS

#Cizîrde #tutuklama #Bedlîste #gözaltı

Ömer Öcalan’dan seçim değerlendirmesi: Demokratik Modernite paradigması ile aşılabilir

Seçimlerde ortaya çıkan yetersizliklerin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın öncüsü olduğu Demokratik Modernite ile aşılabileceğini belirten Milletvekili Ömer Öcalan, ‘Yürüteceğimiz siyasette bunu göz önünde tutmamız gerekiyor’ dedi

İmralı F Tipi Cezaevinde 24 yıldır ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 27 aydır haber alınamıyor. 3 ayda bir sistematik bir şekilde verilen “disiplin” cezaları gerekçe gösterilerek aile ve avukatlarının Abdullah Öcalan ile görüşmesi engelleniyor. Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır tecrit durumu, gelinen aşamada haber alınamama hali dönüştü. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Yeşil Sol Parti Riha Milletvekili Ömer Öcalan, seçimler ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecride dair değerlendirmelerde bulundu.

Ders çıkarılmalı

Herkesin Mayıs ayında yapılan seçimlerden ders çıkarması gerektiğini belirten Öcalan, seçimlerin nihai amaca ulaşmak için bir araç olduğunu ifade etti. Halkın onayına sunulmadan alınan merkezi kararların yerini bulmadığına dikkati çeken Öcalan, “Kürtler her zaman siyaseti iki yol üzerinde yürütüyor; birincisi Kürt, Kurdistan siyaseti, diğeri ise bütün bölge için yapılan bir siyaset. Seçimler şunu gösterdi ki; bize Kurdistan siyaseti gerek. Halkın her yerde, alanda söz sahibi olduğu bir siyaset lazımdır. Bizim için seçimler her şey değil ancak amacımıza ulaşmamız için bir araç. Bu aracı kullanırken onu doğru kullanmak gerekir. Kurdistan’ın bütün dinamiklerinin yer alması gerekir” diye belirtti.

Halk uyarıda bulundu

Önümüzde gerçekleştirilecek yerel seçimleri hatırlatan Öcalan, “İktidar, HDP’ye, Kürtlerin yürüttüğü siyasete düşman gözüyle bakıyor. Yasaklar her zaman karşımıza çıkarılıyor ve çıkarılmaya devam edebilir. Önümüzde yine yerel seçimler var o seçimlerde de karşımıza kimi yasaklamalar çıkarılabilinir. Bu bizim için üstünde çok konuşacağımız tartışacağımız mesele değil. Buna karşı toplumu hazırlamamız gerekiyor. ‘Demokratik modernite’ paradigması çerçevesinde ahlaki-politik bir toplum ile cevap olmamız gerekir. Bugün halk Mayıs seçimleri ile bize bir uyarıda bulundu. En üst düzeyde bir siyaset yürütmemiz gerekiyor.” dedi.

‘Yenilgi yok’

Mayıs ayında yapılan seçimlerde bir yenilgi söz konusu olmadığının altını çizen Öcalan, yetersizliklerin söz konusu olduğunu sözlerine ekledi. Söz konusu bu yetersizliklerin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın öncüsü olduğu Demokratik Modernite ile aşılabileceğini dile getiren Öcalan, “Bazı şeyleri yaşanmamış gibi davranamayız. Kürt halkı politik bir halk, her zaman rol ve misyonunu oynamıştır. Yürüteceğimiz siyasette bunu göz önünde tutmamız gerekiyor. Kürt Özgürlük Hareketi’nin değerlerine bağlı, Sayın Öcalan’ın fikriyatı çerçevesinde bir siyaset yürüteceğiz” dedi.

‘Kürtler misyonunu oynamalı’

Seçimde ortaya çıkan tablonun İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan ağır tecrit koşullarından bağımsız olmadığına söyleyen Öcalan, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan’a karşı ağır bir tecrit söz konusu, bunun kırılması için Kürtlerin rol ve misyonlarını oynamaları gerekir. Sayın Öcalan, siyasete günlük bakmaz, günlük olarak siyasete değerlendirme biçenler kaybeder. Sayın Öcalan her zaman 3’üncü yola dikkat çekmiştir. Bir tarafta siyasal İslamcılar var, diğer tarafta beyaz Türkler var. İkisi de kendi ideolojileri çerçevesinde bir siyaset dizayn etmek istiyor. Ancak halk bu iki tarafa muhtaç değil, Sayın Öcalan buna karşı demokratik olan 3’üncü yolu açmıştır. Bir an önce Sayın Öcalan’a dönük tecridin kırılması gerekiyor. Yıllarca süre gelen bu tecrit örgütlü bir mücadele ile kırılabilir. Sayın Öcalan konuşursa projeleri ile paradigması ile Kürtlere yol gösterici olur. Kanunsuz, insani olmayan bu tecrit kaldırılmalı. Anayasa’ya göre de Sayın Öcalan’ın hakları İmralı’da ayaklar altına alınmış durumda. Devlet İmralı’da yürüttüğü siyaset ile Sayın Öcalan’ın Kürt siyasetine etkisini azaltmaya çalışıyor. HDP-Yeşil Sol Parti olarak tecridin biran önce kırılması için her alanda çalışmalar yapacağız.”

Haber: Emrullah Acar / Riha-MA

#Ömer #Öcalandan #seçim #değerlendirmesi #Demokratik #Modernite #paradigması #ile #aşılabilir

Afzali: İran cezaevlerinde kadınlar tecavüze uğruyor, aileler kadınları reddediyor

İnsan hakları savunucusu Nasrin Afzali, İran’da kadınların gözaltında çıplak arama, taciz, tecavüze maruz kaldığını, bu nedenle kadınların aileleri tarafından reddedildiğini ve baskıya karşı direndiğini belirtti

İran ve Rojhilat (Doğu Kurdistan) kentlerinde, Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından ortaya çıkan isyan ve öfke sürdürüyor. Birçok kentte yurttaşlar, çeşitli noktalar ve evlerine astıkları pankartların yanı sıra eylem ve grevlerle tepkilerini göstermeye devam ediyor. Kurdistan İnsan Hakları Ağı’nın 21 Mart 2022 ile 21 Mart 2023 tarihleri arasını kapsayan raporuna göre, Jîna Emînî’nin 16 Eylül 2022’de hayatını kaybetmesinin ardından İran ve Rojhilat’ta başlayan eylemler sırasında 573 kişi yaşamını yitirdi. Bu süre içerisinde 22 bin kişi gözaltına alındı. Kadın direnişine öncülük eden isimler, gözaltı ve cezaevlerinde işkence, cinsel saldırı ve tacize maruz kaldı, dışarıda zorunlu başörtü uygulamasına karşı çıkan kadınlar ise sosyal haklarından mahrum bırakıldı. Tüm baskılara rağmen kadınlar geri atmazken, İran rejimi bu isyanı kontrol altında tutmak için başörtüsü zorunluluğunu düzenleyen yeni “Örtü ve İffet Yasası” tasarısını Şûrâ Meclisi’ne sundu.

İnsan hakları savunucusu ve aktivist Nasrin Afzali, kadınların maruz kaldıklarını ve devam eden direnişe ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan Sterk Sütcü’ye konuştu.

‘Cezaevlerinde çıplak arama taciz ve tecavüz’

Gözaltı ve cezaevlerinde yaşatılanların kadınlar tarafından ifşa edildiğini belirten Afzali, “Kadınlar ve kız çocukları, gözaltındayken sorgulayıcılar veya memurlar tarafından dayak dahil olmak üzere fiziksel istismarı, cinsel tacizi ve şiddeti ifşa etti. Tecavüze maruz kalanlar veya iradeleri dışında cinsel eylemlerde bulunmaya zorlananlar da var. Kadınlar, tüm kıyafetlerini çıkarmaya zorlanırken, çıplak kaldıkları anlar videoya alındı. İran hükümeti, bu önlemlerin cezaevlerinde uyuşturucu kullanımını önlemek için uygulandığını iddia ediyor ancak bu uygulamalar özellikle çocuklar ve siyasi tutsaklar başta olmak üzere hiçbir tutsağa yapılmamalı. Bu uygulamalar, siyasi tutsakların haklarını ihlal etmekte” diye belirtti.

‘Damgalanan kadınlar aileleri tarafından ret ediliyor’

Cezaevinden tahliye edilen kadın ve kız çocuklarının aileleri tarafından reddedildiğini ifade eden Afzali, buna ilişkin rapor tuttuklarına dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Reddedilme, toplum tarafından yargılanma ve cezaevlerinde damgalanmalardan kaynaklanıyor. Bu durum kadınların durumunu daha da travmatize ediyor. Kadınlar gözaltında sadece tecavüz ve tacize maruz kalmadılar aynı zamanda aileleri tarafından reddedilme ve dışlanmanın yarattığı duygusal travmalarla da karşı karşıya kaldılar. Bu durumlarla karşı karşıya kalan kadınlara yönelik ilgi ve desteğin artırılması gerektiğini vurgulamak gerekir. Cezaevinde ve gözaltında, işkence, taciz ve şiddet olaylarının önlenmesi için ayrıca bir çaba gösterilmelidir.”

‘Cinayetler, intihar denilerek gizleniyor’

Ülkede “namus” adı altında yaşanan cinayetlere, saldırı ve kaybolmalara da işaret eden Afzali, rejimin bu yaşanan cinayetleri “Aile meseleleri”, “İntihar” ve “Doğal nedenler” olarak kategorize ederek, gizlediğini söyledi. Bu nedenle birçok vakanın bildirilmediği için bilinmediğini aktaran Afzali, “Namus cinayetleri dahil olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddetin ağır bir insan hakları ihlali olduğunu kabul etmek çok önemli” dedi. Kız çocuklarının iradeleri dışında evlendirildiklerinin altını çizen Afzali, “Bu tür evlilikleri önleyecek mevzuatların bulunmaması ve sorumlular hakkında yaptırım uygulanmaması bu ihlalleri devam ettirmektedir” ifadelerini kullandı.

‘Kadın cinayetlerine cezasızlık politikası’

Yaşanan kadın cinayetlerine ise cezasızlık politikası uygulandığını belirten Afzali, şunları belirtti: “Bu müsamaha, kadına yönelik şiddeti teşvik etmekte ve kadınların intihar etmesine neden olan bir ortam yaratmakta. Şiddete maruz kalan kadınlar için destek merkezleri ve güvenli alanların olmaması, savunmasızlıklarını artırıyor. Yardıma veya sığınağa erişimi olmayan birçok kadın, umutsuzluk nedeniyle intihara başvurabiliyor. Bu toplumsal sorunların ele alınması için sivil toplum kuruluşları ve toplulukların kapsamlı çabaları gerekiyor.”

 ‘Direniş sürüyor, baskılar devam ediyor’

Jîna Emînî’nin katledilmesi ile başlayan direnişin sürdüğünü kaydeden Afzali, “Kadınlar hala işyerlerinde, evlerde ve aile toplantılarında zorunlu başörtüsüne karşı mücadele ediyor, sokaklara, parklara ve işe başörtüsü olmadan çıkıyor. Bu nedenle tehdit ve dayağa maruz kalıyorlar. Son zamanlarda İran Hükümeti’nin başörtüsü uygulamasını zorunlu kılmak için sosyal hizmetleri ve hakları bir baskı aracı olarak kullandığına dair haberler var. Bunlar arasında banka hesaplarının bloke edilmesi, telefon hatlarının kesilmesi veya internet erişiminin sınırlandırılması gibi yaptırımlar yer alıyor” dedi.

 ‘Korku iklimi yaratılıyor’

Kadınlara yönelik ceza mekanizmalarının sürekli hale geldiğine dikkat çeken Afzali, şöyle devam etti: “Kadınların kendilerini özgürce ifade etmelerini engellemek için korku iklimi yaratmaya çalışılıyor. Ünlüler, aktrisler ve toplumda yer alan diğer öncüler başörtüsü kurallarına uymadıkları için mahkemeye çağrılıyor ve ceza veriliyor. Bu sadece kadınların kişisel yaşamlarını etkilemekle kalmıyor, daha geniş bir toplum uyumsuzluğunun sonuçları hakkında da bir mesaj veriyor. Halihazırda serbest bırakılmış kişilerin tekrar tekrar sorgulanması ve hapsedilmesi uygulaması, İran İslam Cumhuriyeti gibi baskıcı rejimler tarafından kontrolü sürdürmek ve muhalefeti bastırmak için sıklıkla kullanılan bir taktiktir.”

DIŞ HABERLER

 

 

#Afzali #İran #cezaevlerinde #kadınlar #tecavüze #uğruyor #aileler #kadınları #reddediyor

Küba’da sel: 3 ölü

Küba’da şiddetli yağışlar sonrası meydana gelen selde 3 kişi hayatını kaybetti

Orta ve doğu Küba’da şiddetli yağışlar sonrası sel meydana geldi. Sel sularına kapılan 3 kişi hayatını kaybetti. Kübalı yetkililerin yaptığı açıklamaya göre, sel nedeniyle birçok yerde maddi hasar da meydana geldi. Binlerce kişi sel nedeniyle tahliye edildi.

DIŞ HABERLER

#Kübada #sel #ölü

Erasmus’la AB’ye giden öğrenciler sığınma talebinde bulunuyor

Türkiye’den yapılan Schengen vizesi talepleri reddediliyor. AB Türkiye Delegasyonu Başkanı ‘Erasmus’a gelen öğrenciler sığınma taleplerinde bulunuyor’ dedi

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Nikolaus Meyer Landrut, geçen sene ilk kez Erasmus öğrencilerinin de süreleri bittiğinde Avrupa’ya sığınma başvurusu yaptığını söyledi.

Son dönemde Schengen vizesi başvurularında en fazla ret cevabı alan ülkelerden biri Türkiye. Bu durumun nedenleri arasında iltica başvurularının artacağı endişesi olduğu öne sürülüyor.

Avrupalı yetkililerse Türkiye’ye yönelik bir kısıtlama olmadığını belirtiyor.

Sözcü’den İsmail Saymaz’a konuşan AB Büyükelçisi Landrut, 2022’de Türkiye’den başvuranların sayısının 778 binle dünyada ilk sırada yer aldığını söyledi: ”Ret oranı bir önceki yıla göre düşüktü. Hatta 2016’ya göre ilk kez ret oranları düştü. Bu oran dünya ortalamasının altındaydı. Bir de Türkiye’den yapılan ama Türk olmayanların başvuruları var. Onlarda ret daha yüksek.”

Sığınma talepleri

Landrut, vize başvurularında artan sığınma talebinin göz önünde bulundurulduğunu belirterek ”Görüyoruz, ekonomik sıkıntılar var. İnsan vize alıp Almanya’ya giriyorsa sığınma talep potansiyeli artıyor. Vize sahibi insanların sığınma ihtimali çok arttı. Geçen sene ilk kez Erasmus öğrencilerinin süreleri bittiğinde sığınma başvurusunda bulunduklarını gördük” dedi.

HABER MERKEZİ

#Erasmusla #ABye #giden #öğrenciler #sığınma #talebinde #bulunuyor

Suriye’de helikopter kazası: 22 ABD askeri yaralandı

Suriye’de nedeni henüz belirlenemeyen helikopter kazasında 22 ABD askerinin yaralandığı açıklandı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan yazılı açıklamada, 11 Haziran’da Kuzey Doğur Suriye’de yaşanan bir helikopter kazası sonucu 22 ABD askerinin çeşitli derecelerde yaralandığı belirtildi.

Yaralanan askerlerin tedaviye alındığı ve bunlardan 10’unun CENTCOM dışında bulunan “yoğun bakım tesislerine” sevk edildiği kaydedildi

Kaza açıklaması

Kazanın nedeniyle ilgili inceleme sürerken helikopterin “düşman ateşine” maruz kalmadığı açıklandı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldığı da duyuruldu.

HABER MERKEZİ

#Suriyede #helikopter #kazası #ABD #askeri #yaralandı

Şenyaşarlar katliamının tanıkları: Bizler elimizden geleni yaparız

Şenyaşar ailesinden 3 kişinin katledilmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Katliam tanıkları ‘Ailenin beklediği adalete kavuşması işin biz elimizden geleni yaparız’ dedi

Riha’nın Pirsus (Suruç) ilçesinde yaşanan katliam sonrası adalet arayışının simgesi olan Emine Şenyaşar ve katliamda yaralı olarak kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın, “adalet” talebiyle 9 Mart 2021 tarihinde Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti ise 813’üncü gününe girdi.

2 kişi olarak başlattıkları nöbet eylemi ile seslerini milyonlarca kişiye ulaştıran anne ve oğlunun tek talebi ise adaletin sağlanması.

Katliamın tanıkları MA’dan Emrullah Acar’a konuştu.

AKP’li vekilin etkisi

Katliamın gerçekleştiği çarşıda lokanta işleten Ekrem Erkan (40), ailenin maruz kaldığı katliamın herkesin başına gelebileceği bir olay olduğuna dikkat çekti. Ailenin 5 yıldır adalet beklediğini dile getiren Erkan, “Dileriz ki adalet biran önce gelir. Fadıl Şenyaşar 5 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor. Onun bir suçu yok, bir an önce eve gelmesini diliyoruz. Fadıl eve gelirse, Emine annede eve gelir. Annenin birçok sağlık sorunu var. Ailenin acısı büyük dinmez ama adalet sağlanırsa, bir nebze azalır. Adaletin gelmemesinin nedeni ise olaya karışan taraflardan birinin dönemin AKP milletvekili (İbrahim Halil Yıldız) olmasıdır” diye konuştu.

Kimseye zararları yoktu

Katliamın gerçekleştiği işyerine yakın bir yerde zücaciye işleten ve Elazığ Cezaevi’nde 5 yılı aşkındır tek kişilik hücrede tutulan Fadıl Şenyaşar ile çocukluk arkadaşı olan Hamit Şahin (34), Şenyaşar ailesinin 30 yıldır çarşıda esnaf yaptığını aktardı. Şahin, “Bu olayların benzerinin olmaması için birlik olmak lazım. Ailenin beklediği adalete kavuşması işin biz esnaf olarak elimizden geleni yaparız. Bu insanlar bizim gibi esnaf, en ufak bir zararları kimseye olmamış. Adaletin geç olmadan yerini bulması gerekir” talebini dile getirdi.

Mağdur edildiler

Katliamın gerçekleştiği Şenyaşar ailesinin işyerinin karşısında giyim mağazası işleten Salih Güngör (33), Fadıl Şenyaşar’ın bir an önce serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Güngör, şunları söyledi: “Bu insanlar yıllardır vergilerini veren esnaflar, başka hiçbir şeyler ile alakaları yoktur. Katliamdan önce veya sonra hiç kimse bu aileden en ufak bir rahatsızlık görmemiştir. Mağdur edildiler.”

‘Adalet mekanizması çalışmıyor’

Çarşıda 13 yıldır giyim mağazası işleten Mahmut Tuncay (53), “Emine anne adalet istiyor, oğlu ve arkadaşımız olan Fadıl Şenyaşar 5 yıldır suçsuz yere cezaevinde tutuluyor. Adalet gelsin istiyoruz. Emine annenin artık evinde çocukları ile zaman geçirmesi gerekir. Adalet mekanizmalarını elinde tutanlar dürüst olmadığı için bu mekanizma işlemiyor. Bu nedenle 5 yıldır adalet gelmiyor. Yetkililer taraf tutuyor. Tarafsız bir yargı ile adalet yerini bulur. Bu insanlar suçsuz yere saldırıya maruz kaldı. Baba Esvet olaydan sona işyerine geldi, ‘çocuklarım yaralı hastaneye gideceğim’ dedi ve hastanede katledildi. ‘Terörist’ dediler, terörist olan biri aynı yerde 30 yıl işyerimi işletir? Vergi levhası alarak vergi mi verir?” diye konuştu.

Kanunlar uygulansın

Katliamın gerçekleştiği sırada saldırıya maruz kalan ve ağır yaralı kurtulan kardeşlerden Mehmet Şenyaşar da aynı çarşıda esnaflık yapıyor. Katliamın gerçekleştiği eski işyerlerine yakın bir yerde zücaciye işleten Şenyaşar, 5 yıldır katliamın olduğu dükkanın önünden dahi geçemiyor. Katliamın 5’inci yılında adaletin sağlanmamasının Türkiye hukuku için bir ayıp olduğunu belirten Şenyaşar, şöyle konuştu: “5 yıl önce büyük bir katliama maruz kaldık. Annem 813 gündür adalet nöbetti tutuyor. Beklediğimiz adalet bir türlü gelmiyor. Bizim tek talebimiz adalet. Susarak adalet getirilmez. İnsanlar ancak isteyerek talep ederek adalete ulaşabilir. Biz herkes için adalet istiyoruz, mevcut kanunlar uygulansın adalet gelir.”

Ne olmuştu?

Riha’nin Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının seçim çalışmaları sırasında işyerlerini ziyaret ettiği Şenyaşar ailesine yönelik saldırıda, iş yerinde çeşitli yerlerinden yaralanan Celal, Adil, Mehmet, Fadıl ve Ferit Şenyaşar kardeşler Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. AKP’li Yıldız’ın yakınlarının hastanede devam ettirdiği saldırılar sonucu, ağır yaralı Celal ve Adil Şenyaşar ile hastaneye çocuklarını ziyarete giden baba Hacı Esvet Şenyaşar, eşi Emine Şenyaşar’ın gözleri önünde linç edilerek katledildi.

HABER MERKEZİ

 

#Şenyaşarlar #katliamının #tanıkları #Bizler #elimizden #geleni #yaparız

Tarihi Birca Belek iki buçuk yıldır ziyaretçilere kapalı

Cizîr’de tarihi Birca Belek, restorasyon nedeniyle iki buçuk yıldır gelen ziyaretçiler, kalenin iç kısmını görmeden geri dönmek zorunda kalıyor

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinin Kale Mahallesi’nde bulunan tarihi 6 bin yıl öncesine dayanan ve ilçede her yıl binlerce ziyaretçinin uğrak mekanlarından biri olan tarihi Birca Belek, iki buçuk yıldır restorasyon gerekçesiyle ziyarete açılmadı. Dicle Nehri kenarında bulunan Birca Belek, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 17 Ağustos 2021’de yapılan restorasyon ihalesi, Zeydanlı Turizm İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi’ne verildi. İş bitim süresi Şubat 2023 olarak belirlenmesine rağmen çalışmalar bitirilmedi ve kale ziyarete açılmadı. Daha önce kalenin içerisinde bulunan surların bazalt taşlarla kaplandığı çalışmaların, uzun bir süredir yapılmadığı görüldü.

 Halka kapalı, AKP’lilere açık

Söz konusu kalenin içerisinde bulunan bir tarihi yapı, daha önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “manevi kızım” dediği AKP Merkez Kadın Yürütme Kurulu (MKYK) üyesi Hatice Atan’ın başkanlığını yaptığı Birca Belek Kültür Sanat ve Kalkındırma Derneği’ne tahsis edilmişti. Halen halka kapalı olan tarihi mekanın, Birca Belek’in Atan ve misafirlerine açık olması dikkat çekiyor.

 Zeydanlı firması

Zeydanlı Turizm İnşaat ve Ticaret A.Ş., 1983 yılında Cahit Zeydanlı tarafından kuruldu. Bedlîs, Wan, Mûş, Amed, Riha, Dersîm, Amasya, Agirî, Niğde ve Şirnex gibi illerde çeşitli çalışmalar yapan Zeydanlı’nın firması, bugüne kadar baraj, “güvenlik” yolu ve restorasyon gibi 25 büyük kamu ihalesini alan firma oldu.

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Tarihi #Birca #Belek #iki #buçuk #yıldır #ziyaretçilere #kapalı

Park yapılması planlanan alan değiştirilerek emniyete verildi

Amed’in Seyrantepe Semti’nde bulunan Park Alanı’nın, imar planı değiştirilerek emniyete verildiği ortaya çıktı

Amed’in Bajarê Nû (Yenişehir) ilçesi Seyrantepe Semti’nde bulunan mevcut planda “Park Alanı” ve “Plansız Alan” olan 25 ada 38 ve 42 No’lu parseller, 3 Mart’ta “Resmi Kurum Alanı” ve “Ağaçlandırılacak Alan” olarak düzenlendi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 102 (k) maddesi ve 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 9’uncu Maddesi uyarınca “Park Alanı” ve “Plansız Alan” durumunda olan parseller, emniyet yapımı için imar planı değiştirildi. Şehir Plancıları Odası Amed Şubesi (ŞPO), imar değişikliğinde yürütmenin durdurulması ve imar planının iptali için 13 Mart’ta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne dilekçeyle başvuruda bulundu.

ŞPO iptal dilekçesi verdi

ŞPO, 1/5000 Nazım İmar Planı ve 1/1000 Uygulama İmar Planı’nı değişikliğinde yürütmesinin durdurulması ve takiben planın iptaline karar verilmesi için verdiği dilekçede, yapılan değişiklikle kaldırılan park alanının yerine eşdeğer fonksiyonlar önerilmediği tespitine yer verdi. İlgili plan değişikliğinin plan açıklama raporunda detaylı açıklamanın yapılmadığına dikkat çekilen dilekçede, yapılan plan değişiklerinin nüfus projeksiyonlarının gösterilmediği, kaldırılan park alanın çevresel etkilerinin açıklanmadığı,  teknik altyapı kullanımlarına ilişkin detayların verilmediği tespitlerini sıralandı.

‘Yönetmeliğe aykırı’

Dilekçede, onaylanan planın “Resmi Kurum Alanı” ve “Ağaçlandırılacak Alan” olarak yapılan imar planı değişikliğinin mekânsal planlar yapım yönetmeliğinin ilgili maddelerine aykırı olduğu belirtildi. Dilekçede, “Mekânsal planlar yönetmeliğinde belirtilen standartların altına düşürecek alan kullanım kararlarının olduğu, planlamaların şehircilik ve planlama esaslarına uygun olmadığı, haksız ve hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinden ilgili plan ile ilgili yürütmenin durdurulması ve planın iptalini talep etmekteyiz” ifadelerine yer verildi.

ŞPO, dilekçeye yanıt verilmemesi halinde planın iptali için İdare Mahkemesi’nde dava açacak.

Haber: Müjdat Can / MA

 

#Park #yapılması #planlanan #alan #değiştirilerek #emniyete #verildi