Ana Sayfa Blog Sayfa 312

Yusuf Akın cinayetinde failler korunmaya devam ediyor

Yusuf Akın’ın öldürülmesine ilişkin sanık askerler hakkında devam eden davada, geçtiğimiz duruşma alınan keşif kararına rağmen keşif yapılamadı

Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesi Deyrcem köyünde 20 Aralık 2011’deki askeri operasyonda tesisatçı olan Yusuf Akın’ın öldürülmesi ve Mehmet Eren’in yaralanmasına dair askerler hakkında verilen beraat kararı, Anayasa Mahkemesi’nin “yaşam hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle bozulmuştu.

Dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesinin ardından jandarma özel harekat Kadir Engin O, Şenol T, Bahattin Y, Yusuf Ertuğrul K. ve Doğan G.’nin Mardin 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 Eylül 2022’de yeniden yargılaması başladı. Yeniden başlayan yargılama sürecinde iki defa olay yerinde keşif yapılması yönünde karar kuran mahkeme, bir kez daha olay yerinde keşif yapamadı.

Mardin İl Jandarma Komutanlığı tarafından 2 Haziran günü mahkemeye gönderilen yazıda, mahkeme heyetinin keşif yapılabilmesi için bölgede “güvenlik koşullarının uygun olmadığı” bildirildi. Mahkeme heyeti “güvenlik koşullarının sağlanamayacağı” gerekçesiyle yeniden olay yerinde keşif işlemini gerçekleştiremedi.

Dosyanın durumuna dair bilgi veren Avukat Erdal Kuzu, keşif kararının 12 yıldan bu yana yerine getirilemediğini ve her defasında aynı gerekçenin sunulduğunu söyledi.

HABER MERKEZİ

 

#Yusuf #Akın #cinayetinde #failler #korunmaya #devam #ediyor

Şule Akdeniz’i katleden erkeğe ağırlaştırılmış müebbet hapis

Evli olduğu Şule Akdeniz’i katleden Erkan Tartuk’a, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi

Amed’in Yenişehir ilçesinde 19 Mayıs 2022 tarihinde boşanma aşamasında olduğu Şule Akdeniz’i katleden Erkan Tartuk hakkında “eşi kasten öldürme” suçlamasıyla açılan davanın karar duruşması görüldü. Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya Akdeniz’in ailesi, ailenin avukatı Diren Vurgun ve Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatları katıldı. Tutuklu sanık ile avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Heyet değişikliği nedeniyle önceki duruşmanın zabıtları okundu. Savcı,  sanığın “eşi kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.

‘Eşe karşı kasten öldürme’

Akdeniz ailesinin avukatı Diren Vurgun, failin cinayet silahını dışardan getirdiğine işaret ederek, sanığın tutukluluk halinin devamını istedi. Vurgun, sanığın “eşe karşı kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Sanık avukatları ise, “haksız tahrik” hükümlerinin uygulanmasını ve sanığın tahliyesini istedi.

Mahkeme, sanık Tartuk’un Akdeniz’i “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Cezada indirime gidilmedi.

AMED

 

#Şule #Akdenizi #katleden #erkeğe #ağırlaştırılmış #müebbet #hapis

Avukatlardan, Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusu

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 2 yılı aşkın bir süredir haber alamadıkları müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvurdu

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, Raziye Öztürk, Emran Emekçi ve Cengiz Yürekli, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu. Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvuruda bulundu.

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Aile görüş yasağı

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi. Avukatlar, 28 Mart’ta bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulunarak, aile ziyaretleri önündeki hukuka aykırı tüm engellerin kaldırılması ve aile görüşünün yapılmasını talep etti. 29 Mart’ta yanıt veren hakimlik, başvuruyu reddetti. Hakimlik, ret gerekçesinde de Abdullah Öcalan hakkında verilmiş yeni bir disiplin cezasının olduğunu, bu nedenle görüşmenin olamayacağını ileri sürdü. Hakimliğin ret kararında, “Bütün başvurucular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 3 Şubat 2022 tarihinde disiplin cezası olarak 3 ay aile ziyaretinden yoksun bırakma cezası verildiği ve 21 Şubat’ta kesinleştiği gerekçesiyle talep reddedildi” denildi.

‘Mutlak iletişimsizlik’

Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.

4 yıldır görüşme yok

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

İSTANBUL

 

#Avukatlardan #Abdullah #Öcalan #ile #görüşme #başvurusu

HDP ile Yeşil Sol Parti’nin ortak MYK toplantısı başladı

HDP ile Yeşil Sol Parti’nin ortak yaptığı MYK toplantısı başladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Parti’nin (Yeşil Sol Parti), HDP Genel Merkez binasında ortak yaptığı Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı başladı. Toplantıya HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yanı sıra Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın başkanlık yaptı.

Yeni mücadele hattı gündemi ile yapılan toplantıda ayrıca seçim sonuçlarıyla birlikte yerelden merkeze partinin yeniden yapılanma sürecinin ele alınacağı belirtildi. Toplantıda ayrıca,  HDP ile Yeşil Sol Parti’nin seçimlerden sonra başta Parti Meclisi  ve İl Eşbaşkanları toplantısı olmak üzere başlattığı değerlendirme toplantılarından çıkan sonuçlara ilişkin planlama yapılacağı, bundan sonraki süreçte yapılacak halk toplantılarının ve konferanslarının planlanacağı da ifade edildi.

ANKARA

#HDP #ile #Yeşil #Sol #Partinin #ortak #MYK #toplantısı #başladı

Korucu alımında rüşvet alan binbaşı o parayla Umre’ye gitmiş

Amed’de korucu alımında rüşvet aldığı iddia edilen binbaşı ile uzman çavuşa dava açıldı. İddianameye göre Binbaşı Ahmet Eren aldığı rüşvet parasıyla Umre’ye gitmiş ve petrol kaçakcılığına göz yummuş

Amed’in Erxenî (Ergani) İlçesinde güvenlik korucusu alımlarında rüşvet aldıkları ileri sürülen dönemin İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı ile Uzman Çavuş olan ağabeyi ve korucuların da aralarında bulunduğu 38 sanık hakkında, “Rüşvet ve irtikâp” suçlarından dava açıldı.

Sözcü’den Özgür Cebe’nin haberine göre, 36 ayrı olayda rüşvet alan tutuklu sanıklar binbaşı Ahmet Eren ile ağabeyi Soner Eren ve bu rüşvete aracılık eden Murat Altın’ın da aralarında bulunduğu 38 sanığın 20 yıldan 350 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

Binbaşı Eren’in para vermek istemeyenleri görevden almakla tehdit ettiği, ardından PKK ile işbirliği yaptıklarına dair tutanak tuttuğu, tanık ifadelerinde yer aldı. Eren’in maddi menfaat karşılığında ham petrol kaçakçılığına da göz yumduğu, bazı korucu adaylarından ruhsatsız Glock marka tabanca alıp silahı satıp menfaat sağladığı bildirildi.

Kapasitesinin üzerinde buğday yüklü kamyonlara ağır tonajdan dolayı ceza yazdırmadığı, bunun karşılığında buğday işi yapan tüccarların Binbaşı Ahmet Eren’i Umre’ye gönderdikleri bilgisi de iddianamede yer aldı.

AMED

#Korucu #alımında #rüşvet #alan #binbaşı #parayla #Umreye #gitmiş

Cizîr’de tutuklama Bedlîs’te gözaltı

Cizîr’de gözaltına alınan 18 kişiden 15’i “gizli tanık” ifadesi gerekçe gösterilerek tutuklanırken, Bedlîs’te de 2 kişi gözaltına alındı

Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesine bağlı Cudi ve Nur mahallelerinde 9 Haziran’da yapılan ev baskınlarında aralarında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticilerinin de olduğu 18 kişi gözaltına alındı. 4 günlük gözaltının ardından 18 kişi Şırnak Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılıkta ifadesi alınan 18 kişiden 2’si serbest bırakılırken, bir kişi adli kontrol uygulanması talebiyle, 15 kişi ise tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildi.

Hakimlik aralarında DBP Cizîr İlçe Yöneticisi Remzi Dadak’ın da bulunduğu 15 kişiyi “gizli tanık” beyanlarını gerekçe göstererek, tutuklanmasına karar verdi. 15 kişi Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Bir kişi ise, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bedlîs’te gözaltı

Bedlîs’te (Bitlis) sabah saatlerinde birçok eve baskın düzenlendi. Baskınlarda, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bêdlis İl Eşbaşkanı Berivan Birlik ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Bêdlis İl Yöneticisi Mahmut Arukbağ gözaltına alındı.

Birlik ve Arukbağ’ın gözaltı gerekçesi öğrenilemedi.

ŞIRNAX / BEDLÎS

#Cizîrde #tutuklama #Bedlîste #gözaltı

Ömer Öcalan’dan seçim değerlendirmesi: Demokratik Modernite paradigması ile aşılabilir

Seçimlerde ortaya çıkan yetersizliklerin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın öncüsü olduğu Demokratik Modernite ile aşılabileceğini belirten Milletvekili Ömer Öcalan, ‘Yürüteceğimiz siyasette bunu göz önünde tutmamız gerekiyor’ dedi

İmralı F Tipi Cezaevinde 24 yıldır ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 27 aydır haber alınamıyor. 3 ayda bir sistematik bir şekilde verilen “disiplin” cezaları gerekçe gösterilerek aile ve avukatlarının Abdullah Öcalan ile görüşmesi engelleniyor. Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır tecrit durumu, gelinen aşamada haber alınamama hali dönüştü. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Yeşil Sol Parti Riha Milletvekili Ömer Öcalan, seçimler ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecride dair değerlendirmelerde bulundu.

Ders çıkarılmalı

Herkesin Mayıs ayında yapılan seçimlerden ders çıkarması gerektiğini belirten Öcalan, seçimlerin nihai amaca ulaşmak için bir araç olduğunu ifade etti. Halkın onayına sunulmadan alınan merkezi kararların yerini bulmadığına dikkati çeken Öcalan, “Kürtler her zaman siyaseti iki yol üzerinde yürütüyor; birincisi Kürt, Kurdistan siyaseti, diğeri ise bütün bölge için yapılan bir siyaset. Seçimler şunu gösterdi ki; bize Kurdistan siyaseti gerek. Halkın her yerde, alanda söz sahibi olduğu bir siyaset lazımdır. Bizim için seçimler her şey değil ancak amacımıza ulaşmamız için bir araç. Bu aracı kullanırken onu doğru kullanmak gerekir. Kurdistan’ın bütün dinamiklerinin yer alması gerekir” diye belirtti.

Halk uyarıda bulundu

Önümüzde gerçekleştirilecek yerel seçimleri hatırlatan Öcalan, “İktidar, HDP’ye, Kürtlerin yürüttüğü siyasete düşman gözüyle bakıyor. Yasaklar her zaman karşımıza çıkarılıyor ve çıkarılmaya devam edebilir. Önümüzde yine yerel seçimler var o seçimlerde de karşımıza kimi yasaklamalar çıkarılabilinir. Bu bizim için üstünde çok konuşacağımız tartışacağımız mesele değil. Buna karşı toplumu hazırlamamız gerekiyor. ‘Demokratik modernite’ paradigması çerçevesinde ahlaki-politik bir toplum ile cevap olmamız gerekir. Bugün halk Mayıs seçimleri ile bize bir uyarıda bulundu. En üst düzeyde bir siyaset yürütmemiz gerekiyor.” dedi.

‘Yenilgi yok’

Mayıs ayında yapılan seçimlerde bir yenilgi söz konusu olmadığının altını çizen Öcalan, yetersizliklerin söz konusu olduğunu sözlerine ekledi. Söz konusu bu yetersizliklerin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın öncüsü olduğu Demokratik Modernite ile aşılabileceğini dile getiren Öcalan, “Bazı şeyleri yaşanmamış gibi davranamayız. Kürt halkı politik bir halk, her zaman rol ve misyonunu oynamıştır. Yürüteceğimiz siyasette bunu göz önünde tutmamız gerekiyor. Kürt Özgürlük Hareketi’nin değerlerine bağlı, Sayın Öcalan’ın fikriyatı çerçevesinde bir siyaset yürüteceğiz” dedi.

‘Kürtler misyonunu oynamalı’

Seçimde ortaya çıkan tablonun İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan ağır tecrit koşullarından bağımsız olmadığına söyleyen Öcalan, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan’a karşı ağır bir tecrit söz konusu, bunun kırılması için Kürtlerin rol ve misyonlarını oynamaları gerekir. Sayın Öcalan, siyasete günlük bakmaz, günlük olarak siyasete değerlendirme biçenler kaybeder. Sayın Öcalan her zaman 3’üncü yola dikkat çekmiştir. Bir tarafta siyasal İslamcılar var, diğer tarafta beyaz Türkler var. İkisi de kendi ideolojileri çerçevesinde bir siyaset dizayn etmek istiyor. Ancak halk bu iki tarafa muhtaç değil, Sayın Öcalan buna karşı demokratik olan 3’üncü yolu açmıştır. Bir an önce Sayın Öcalan’a dönük tecridin kırılması gerekiyor. Yıllarca süre gelen bu tecrit örgütlü bir mücadele ile kırılabilir. Sayın Öcalan konuşursa projeleri ile paradigması ile Kürtlere yol gösterici olur. Kanunsuz, insani olmayan bu tecrit kaldırılmalı. Anayasa’ya göre de Sayın Öcalan’ın hakları İmralı’da ayaklar altına alınmış durumda. Devlet İmralı’da yürüttüğü siyaset ile Sayın Öcalan’ın Kürt siyasetine etkisini azaltmaya çalışıyor. HDP-Yeşil Sol Parti olarak tecridin biran önce kırılması için her alanda çalışmalar yapacağız.”

Haber: Emrullah Acar / Riha-MA

#Ömer #Öcalandan #seçim #değerlendirmesi #Demokratik #Modernite #paradigması #ile #aşılabilir

Afzali: İran cezaevlerinde kadınlar tecavüze uğruyor, aileler kadınları reddediyor

İnsan hakları savunucusu Nasrin Afzali, İran’da kadınların gözaltında çıplak arama, taciz, tecavüze maruz kaldığını, bu nedenle kadınların aileleri tarafından reddedildiğini ve baskıya karşı direndiğini belirtti

İran ve Rojhilat (Doğu Kurdistan) kentlerinde, Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından ortaya çıkan isyan ve öfke sürdürüyor. Birçok kentte yurttaşlar, çeşitli noktalar ve evlerine astıkları pankartların yanı sıra eylem ve grevlerle tepkilerini göstermeye devam ediyor. Kurdistan İnsan Hakları Ağı’nın 21 Mart 2022 ile 21 Mart 2023 tarihleri arasını kapsayan raporuna göre, Jîna Emînî’nin 16 Eylül 2022’de hayatını kaybetmesinin ardından İran ve Rojhilat’ta başlayan eylemler sırasında 573 kişi yaşamını yitirdi. Bu süre içerisinde 22 bin kişi gözaltına alındı. Kadın direnişine öncülük eden isimler, gözaltı ve cezaevlerinde işkence, cinsel saldırı ve tacize maruz kaldı, dışarıda zorunlu başörtü uygulamasına karşı çıkan kadınlar ise sosyal haklarından mahrum bırakıldı. Tüm baskılara rağmen kadınlar geri atmazken, İran rejimi bu isyanı kontrol altında tutmak için başörtüsü zorunluluğunu düzenleyen yeni “Örtü ve İffet Yasası” tasarısını Şûrâ Meclisi’ne sundu.

İnsan hakları savunucusu ve aktivist Nasrin Afzali, kadınların maruz kaldıklarını ve devam eden direnişe ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan Sterk Sütcü’ye konuştu.

‘Cezaevlerinde çıplak arama taciz ve tecavüz’

Gözaltı ve cezaevlerinde yaşatılanların kadınlar tarafından ifşa edildiğini belirten Afzali, “Kadınlar ve kız çocukları, gözaltındayken sorgulayıcılar veya memurlar tarafından dayak dahil olmak üzere fiziksel istismarı, cinsel tacizi ve şiddeti ifşa etti. Tecavüze maruz kalanlar veya iradeleri dışında cinsel eylemlerde bulunmaya zorlananlar da var. Kadınlar, tüm kıyafetlerini çıkarmaya zorlanırken, çıplak kaldıkları anlar videoya alındı. İran hükümeti, bu önlemlerin cezaevlerinde uyuşturucu kullanımını önlemek için uygulandığını iddia ediyor ancak bu uygulamalar özellikle çocuklar ve siyasi tutsaklar başta olmak üzere hiçbir tutsağa yapılmamalı. Bu uygulamalar, siyasi tutsakların haklarını ihlal etmekte” diye belirtti.

‘Damgalanan kadınlar aileleri tarafından ret ediliyor’

Cezaevinden tahliye edilen kadın ve kız çocuklarının aileleri tarafından reddedildiğini ifade eden Afzali, buna ilişkin rapor tuttuklarına dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Reddedilme, toplum tarafından yargılanma ve cezaevlerinde damgalanmalardan kaynaklanıyor. Bu durum kadınların durumunu daha da travmatize ediyor. Kadınlar gözaltında sadece tecavüz ve tacize maruz kalmadılar aynı zamanda aileleri tarafından reddedilme ve dışlanmanın yarattığı duygusal travmalarla da karşı karşıya kaldılar. Bu durumlarla karşı karşıya kalan kadınlara yönelik ilgi ve desteğin artırılması gerektiğini vurgulamak gerekir. Cezaevinde ve gözaltında, işkence, taciz ve şiddet olaylarının önlenmesi için ayrıca bir çaba gösterilmelidir.”

‘Cinayetler, intihar denilerek gizleniyor’

Ülkede “namus” adı altında yaşanan cinayetlere, saldırı ve kaybolmalara da işaret eden Afzali, rejimin bu yaşanan cinayetleri “Aile meseleleri”, “İntihar” ve “Doğal nedenler” olarak kategorize ederek, gizlediğini söyledi. Bu nedenle birçok vakanın bildirilmediği için bilinmediğini aktaran Afzali, “Namus cinayetleri dahil olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddetin ağır bir insan hakları ihlali olduğunu kabul etmek çok önemli” dedi. Kız çocuklarının iradeleri dışında evlendirildiklerinin altını çizen Afzali, “Bu tür evlilikleri önleyecek mevzuatların bulunmaması ve sorumlular hakkında yaptırım uygulanmaması bu ihlalleri devam ettirmektedir” ifadelerini kullandı.

‘Kadın cinayetlerine cezasızlık politikası’

Yaşanan kadın cinayetlerine ise cezasızlık politikası uygulandığını belirten Afzali, şunları belirtti: “Bu müsamaha, kadına yönelik şiddeti teşvik etmekte ve kadınların intihar etmesine neden olan bir ortam yaratmakta. Şiddete maruz kalan kadınlar için destek merkezleri ve güvenli alanların olmaması, savunmasızlıklarını artırıyor. Yardıma veya sığınağa erişimi olmayan birçok kadın, umutsuzluk nedeniyle intihara başvurabiliyor. Bu toplumsal sorunların ele alınması için sivil toplum kuruluşları ve toplulukların kapsamlı çabaları gerekiyor.”

 ‘Direniş sürüyor, baskılar devam ediyor’

Jîna Emînî’nin katledilmesi ile başlayan direnişin sürdüğünü kaydeden Afzali, “Kadınlar hala işyerlerinde, evlerde ve aile toplantılarında zorunlu başörtüsüne karşı mücadele ediyor, sokaklara, parklara ve işe başörtüsü olmadan çıkıyor. Bu nedenle tehdit ve dayağa maruz kalıyorlar. Son zamanlarda İran Hükümeti’nin başörtüsü uygulamasını zorunlu kılmak için sosyal hizmetleri ve hakları bir baskı aracı olarak kullandığına dair haberler var. Bunlar arasında banka hesaplarının bloke edilmesi, telefon hatlarının kesilmesi veya internet erişiminin sınırlandırılması gibi yaptırımlar yer alıyor” dedi.

 ‘Korku iklimi yaratılıyor’

Kadınlara yönelik ceza mekanizmalarının sürekli hale geldiğine dikkat çeken Afzali, şöyle devam etti: “Kadınların kendilerini özgürce ifade etmelerini engellemek için korku iklimi yaratmaya çalışılıyor. Ünlüler, aktrisler ve toplumda yer alan diğer öncüler başörtüsü kurallarına uymadıkları için mahkemeye çağrılıyor ve ceza veriliyor. Bu sadece kadınların kişisel yaşamlarını etkilemekle kalmıyor, daha geniş bir toplum uyumsuzluğunun sonuçları hakkında da bir mesaj veriyor. Halihazırda serbest bırakılmış kişilerin tekrar tekrar sorgulanması ve hapsedilmesi uygulaması, İran İslam Cumhuriyeti gibi baskıcı rejimler tarafından kontrolü sürdürmek ve muhalefeti bastırmak için sıklıkla kullanılan bir taktiktir.”

DIŞ HABERLER

 

 

#Afzali #İran #cezaevlerinde #kadınlar #tecavüze #uğruyor #aileler #kadınları #reddediyor

Küba’da sel: 3 ölü

Küba’da şiddetli yağışlar sonrası meydana gelen selde 3 kişi hayatını kaybetti

Orta ve doğu Küba’da şiddetli yağışlar sonrası sel meydana geldi. Sel sularına kapılan 3 kişi hayatını kaybetti. Kübalı yetkililerin yaptığı açıklamaya göre, sel nedeniyle birçok yerde maddi hasar da meydana geldi. Binlerce kişi sel nedeniyle tahliye edildi.

DIŞ HABERLER

#Kübada #sel #ölü

Erasmus’la AB’ye giden öğrenciler sığınma talebinde bulunuyor

Türkiye’den yapılan Schengen vizesi talepleri reddediliyor. AB Türkiye Delegasyonu Başkanı ‘Erasmus’a gelen öğrenciler sığınma taleplerinde bulunuyor’ dedi

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Nikolaus Meyer Landrut, geçen sene ilk kez Erasmus öğrencilerinin de süreleri bittiğinde Avrupa’ya sığınma başvurusu yaptığını söyledi.

Son dönemde Schengen vizesi başvurularında en fazla ret cevabı alan ülkelerden biri Türkiye. Bu durumun nedenleri arasında iltica başvurularının artacağı endişesi olduğu öne sürülüyor.

Avrupalı yetkililerse Türkiye’ye yönelik bir kısıtlama olmadığını belirtiyor.

Sözcü’den İsmail Saymaz’a konuşan AB Büyükelçisi Landrut, 2022’de Türkiye’den başvuranların sayısının 778 binle dünyada ilk sırada yer aldığını söyledi: ”Ret oranı bir önceki yıla göre düşüktü. Hatta 2016’ya göre ilk kez ret oranları düştü. Bu oran dünya ortalamasının altındaydı. Bir de Türkiye’den yapılan ama Türk olmayanların başvuruları var. Onlarda ret daha yüksek.”

Sığınma talepleri

Landrut, vize başvurularında artan sığınma talebinin göz önünde bulundurulduğunu belirterek ”Görüyoruz, ekonomik sıkıntılar var. İnsan vize alıp Almanya’ya giriyorsa sığınma talep potansiyeli artıyor. Vize sahibi insanların sığınma ihtimali çok arttı. Geçen sene ilk kez Erasmus öğrencilerinin süreleri bittiğinde sığınma başvurusunda bulunduklarını gördük” dedi.

HABER MERKEZİ

#Erasmusla #ABye #giden #öğrenciler #sığınma #talebinde #bulunuyor