Ana Sayfa Blog Sayfa 313

Suriye’de helikopter kazası: 22 ABD askeri yaralandı

Suriye’de nedeni henüz belirlenemeyen helikopter kazasında 22 ABD askerinin yaralandığı açıklandı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan yazılı açıklamada, 11 Haziran’da Kuzey Doğur Suriye’de yaşanan bir helikopter kazası sonucu 22 ABD askerinin çeşitli derecelerde yaralandığı belirtildi.

Yaralanan askerlerin tedaviye alındığı ve bunlardan 10’unun CENTCOM dışında bulunan “yoğun bakım tesislerine” sevk edildiği kaydedildi

Kaza açıklaması

Kazanın nedeniyle ilgili inceleme sürerken helikopterin “düşman ateşine” maruz kalmadığı açıklandı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldığı da duyuruldu.

HABER MERKEZİ

#Suriyede #helikopter #kazası #ABD #askeri #yaralandı

Şenyaşarlar katliamının tanıkları: Bizler elimizden geleni yaparız

Şenyaşar ailesinden 3 kişinin katledilmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Katliam tanıkları ‘Ailenin beklediği adalete kavuşması işin biz elimizden geleni yaparız’ dedi

Riha’nın Pirsus (Suruç) ilçesinde yaşanan katliam sonrası adalet arayışının simgesi olan Emine Şenyaşar ve katliamda yaralı olarak kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın, “adalet” talebiyle 9 Mart 2021 tarihinde Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti ise 813’üncü gününe girdi.

2 kişi olarak başlattıkları nöbet eylemi ile seslerini milyonlarca kişiye ulaştıran anne ve oğlunun tek talebi ise adaletin sağlanması.

Katliamın tanıkları MA’dan Emrullah Acar’a konuştu.

AKP’li vekilin etkisi

Katliamın gerçekleştiği çarşıda lokanta işleten Ekrem Erkan (40), ailenin maruz kaldığı katliamın herkesin başına gelebileceği bir olay olduğuna dikkat çekti. Ailenin 5 yıldır adalet beklediğini dile getiren Erkan, “Dileriz ki adalet biran önce gelir. Fadıl Şenyaşar 5 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor. Onun bir suçu yok, bir an önce eve gelmesini diliyoruz. Fadıl eve gelirse, Emine annede eve gelir. Annenin birçok sağlık sorunu var. Ailenin acısı büyük dinmez ama adalet sağlanırsa, bir nebze azalır. Adaletin gelmemesinin nedeni ise olaya karışan taraflardan birinin dönemin AKP milletvekili (İbrahim Halil Yıldız) olmasıdır” diye konuştu.

Kimseye zararları yoktu

Katliamın gerçekleştiği işyerine yakın bir yerde zücaciye işleten ve Elazığ Cezaevi’nde 5 yılı aşkındır tek kişilik hücrede tutulan Fadıl Şenyaşar ile çocukluk arkadaşı olan Hamit Şahin (34), Şenyaşar ailesinin 30 yıldır çarşıda esnaf yaptığını aktardı. Şahin, “Bu olayların benzerinin olmaması için birlik olmak lazım. Ailenin beklediği adalete kavuşması işin biz esnaf olarak elimizden geleni yaparız. Bu insanlar bizim gibi esnaf, en ufak bir zararları kimseye olmamış. Adaletin geç olmadan yerini bulması gerekir” talebini dile getirdi.

Mağdur edildiler

Katliamın gerçekleştiği Şenyaşar ailesinin işyerinin karşısında giyim mağazası işleten Salih Güngör (33), Fadıl Şenyaşar’ın bir an önce serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Güngör, şunları söyledi: “Bu insanlar yıllardır vergilerini veren esnaflar, başka hiçbir şeyler ile alakaları yoktur. Katliamdan önce veya sonra hiç kimse bu aileden en ufak bir rahatsızlık görmemiştir. Mağdur edildiler.”

‘Adalet mekanizması çalışmıyor’

Çarşıda 13 yıldır giyim mağazası işleten Mahmut Tuncay (53), “Emine anne adalet istiyor, oğlu ve arkadaşımız olan Fadıl Şenyaşar 5 yıldır suçsuz yere cezaevinde tutuluyor. Adalet gelsin istiyoruz. Emine annenin artık evinde çocukları ile zaman geçirmesi gerekir. Adalet mekanizmalarını elinde tutanlar dürüst olmadığı için bu mekanizma işlemiyor. Bu nedenle 5 yıldır adalet gelmiyor. Yetkililer taraf tutuyor. Tarafsız bir yargı ile adalet yerini bulur. Bu insanlar suçsuz yere saldırıya maruz kaldı. Baba Esvet olaydan sona işyerine geldi, ‘çocuklarım yaralı hastaneye gideceğim’ dedi ve hastanede katledildi. ‘Terörist’ dediler, terörist olan biri aynı yerde 30 yıl işyerimi işletir? Vergi levhası alarak vergi mi verir?” diye konuştu.

Kanunlar uygulansın

Katliamın gerçekleştiği sırada saldırıya maruz kalan ve ağır yaralı kurtulan kardeşlerden Mehmet Şenyaşar da aynı çarşıda esnaflık yapıyor. Katliamın gerçekleştiği eski işyerlerine yakın bir yerde zücaciye işleten Şenyaşar, 5 yıldır katliamın olduğu dükkanın önünden dahi geçemiyor. Katliamın 5’inci yılında adaletin sağlanmamasının Türkiye hukuku için bir ayıp olduğunu belirten Şenyaşar, şöyle konuştu: “5 yıl önce büyük bir katliama maruz kaldık. Annem 813 gündür adalet nöbetti tutuyor. Beklediğimiz adalet bir türlü gelmiyor. Bizim tek talebimiz adalet. Susarak adalet getirilmez. İnsanlar ancak isteyerek talep ederek adalete ulaşabilir. Biz herkes için adalet istiyoruz, mevcut kanunlar uygulansın adalet gelir.”

Ne olmuştu?

Riha’nin Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının seçim çalışmaları sırasında işyerlerini ziyaret ettiği Şenyaşar ailesine yönelik saldırıda, iş yerinde çeşitli yerlerinden yaralanan Celal, Adil, Mehmet, Fadıl ve Ferit Şenyaşar kardeşler Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. AKP’li Yıldız’ın yakınlarının hastanede devam ettirdiği saldırılar sonucu, ağır yaralı Celal ve Adil Şenyaşar ile hastaneye çocuklarını ziyarete giden baba Hacı Esvet Şenyaşar, eşi Emine Şenyaşar’ın gözleri önünde linç edilerek katledildi.

HABER MERKEZİ

 

#Şenyaşarlar #katliamının #tanıkları #Bizler #elimizden #geleni #yaparız

Tarihi Birca Belek iki buçuk yıldır ziyaretçilere kapalı

Cizîr’de tarihi Birca Belek, restorasyon nedeniyle iki buçuk yıldır gelen ziyaretçiler, kalenin iç kısmını görmeden geri dönmek zorunda kalıyor

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinin Kale Mahallesi’nde bulunan tarihi 6 bin yıl öncesine dayanan ve ilçede her yıl binlerce ziyaretçinin uğrak mekanlarından biri olan tarihi Birca Belek, iki buçuk yıldır restorasyon gerekçesiyle ziyarete açılmadı. Dicle Nehri kenarında bulunan Birca Belek, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 17 Ağustos 2021’de yapılan restorasyon ihalesi, Zeydanlı Turizm İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi’ne verildi. İş bitim süresi Şubat 2023 olarak belirlenmesine rağmen çalışmalar bitirilmedi ve kale ziyarete açılmadı. Daha önce kalenin içerisinde bulunan surların bazalt taşlarla kaplandığı çalışmaların, uzun bir süredir yapılmadığı görüldü.

 Halka kapalı, AKP’lilere açık

Söz konusu kalenin içerisinde bulunan bir tarihi yapı, daha önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “manevi kızım” dediği AKP Merkez Kadın Yürütme Kurulu (MKYK) üyesi Hatice Atan’ın başkanlığını yaptığı Birca Belek Kültür Sanat ve Kalkındırma Derneği’ne tahsis edilmişti. Halen halka kapalı olan tarihi mekanın, Birca Belek’in Atan ve misafirlerine açık olması dikkat çekiyor.

 Zeydanlı firması

Zeydanlı Turizm İnşaat ve Ticaret A.Ş., 1983 yılında Cahit Zeydanlı tarafından kuruldu. Bedlîs, Wan, Mûş, Amed, Riha, Dersîm, Amasya, Agirî, Niğde ve Şirnex gibi illerde çeşitli çalışmalar yapan Zeydanlı’nın firması, bugüne kadar baraj, “güvenlik” yolu ve restorasyon gibi 25 büyük kamu ihalesini alan firma oldu.

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Tarihi #Birca #Belek #iki #buçuk #yıldır #ziyaretçilere #kapalı

Park yapılması planlanan alan değiştirilerek emniyete verildi

Amed’in Seyrantepe Semti’nde bulunan Park Alanı’nın, imar planı değiştirilerek emniyete verildiği ortaya çıktı

Amed’in Bajarê Nû (Yenişehir) ilçesi Seyrantepe Semti’nde bulunan mevcut planda “Park Alanı” ve “Plansız Alan” olan 25 ada 38 ve 42 No’lu parseller, 3 Mart’ta “Resmi Kurum Alanı” ve “Ağaçlandırılacak Alan” olarak düzenlendi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 102 (k) maddesi ve 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 9’uncu Maddesi uyarınca “Park Alanı” ve “Plansız Alan” durumunda olan parseller, emniyet yapımı için imar planı değiştirildi. Şehir Plancıları Odası Amed Şubesi (ŞPO), imar değişikliğinde yürütmenin durdurulması ve imar planının iptali için 13 Mart’ta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne dilekçeyle başvuruda bulundu.

ŞPO iptal dilekçesi verdi

ŞPO, 1/5000 Nazım İmar Planı ve 1/1000 Uygulama İmar Planı’nı değişikliğinde yürütmesinin durdurulması ve takiben planın iptaline karar verilmesi için verdiği dilekçede, yapılan değişiklikle kaldırılan park alanının yerine eşdeğer fonksiyonlar önerilmediği tespitine yer verdi. İlgili plan değişikliğinin plan açıklama raporunda detaylı açıklamanın yapılmadığına dikkat çekilen dilekçede, yapılan plan değişiklerinin nüfus projeksiyonlarının gösterilmediği, kaldırılan park alanın çevresel etkilerinin açıklanmadığı,  teknik altyapı kullanımlarına ilişkin detayların verilmediği tespitlerini sıralandı.

‘Yönetmeliğe aykırı’

Dilekçede, onaylanan planın “Resmi Kurum Alanı” ve “Ağaçlandırılacak Alan” olarak yapılan imar planı değişikliğinin mekânsal planlar yapım yönetmeliğinin ilgili maddelerine aykırı olduğu belirtildi. Dilekçede, “Mekânsal planlar yönetmeliğinde belirtilen standartların altına düşürecek alan kullanım kararlarının olduğu, planlamaların şehircilik ve planlama esaslarına uygun olmadığı, haksız ve hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinden ilgili plan ile ilgili yürütmenin durdurulması ve planın iptalini talep etmekteyiz” ifadelerine yer verildi.

ŞPO, dilekçeye yanıt verilmemesi halinde planın iptali için İdare Mahkemesi’nde dava açacak.

Haber: Müjdat Can / MA

 

#Park #yapılması #planlanan #alan #değiştirilerek #emniyete #verildi

Riha’da yurttaşlar sağlık hakkına erişemiyor

Riha’da yurttaşlar doktora ulaşmak için aylarca sıra bekliyor. SES Riha Şube Eşbaşkanı Salih Karataş, ‘Paranız varsa doktora ulaşabiliyorsunuz’ dedi

Riha’da İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde 2 eğitim ve araştırma hastanesi, 11 devlet hastanesi, 1 ağız ve diş sağlığı hastanesi ve 2 ağız diş sağlığı merkezi faaliyet yürütüyor. Sağlık kurumlarındaki personel yetersizliği, birçok sağlık bölümünün olmayışı ve var olan sağlık bölümlerinde eksik hizmet verilmesinden kaynaklı yurttaşlar, sağlık hizmetine ulaşmada büyük sorunlar yaşıyor.

Sağlık hizmeti yok

MA’dan Ömer Akın’ın haberine göre Urfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tedavi için Harran ilçesinden gelen Osman Bakşın (32), verilen en erken randevunun 16 gün sonra olduğunu söyledi. Eşinin bel ağrıları için sağlık hizmeti almaya geldiklerini ifade eden Bakşın, 25 gündür sağlık hizmeti almaya çalıştıklarını kaydetti. Kentin artan nüfusuna değinen Bakşın, “Sistemin geliştirilmesi gerekiyor. İlçelerde sağlığa ulaşamıyoruz. İlçe hastanelerinde acil dışında sadece ilaç yazılıp gönderiliyor. Başka bir müdahale alamıyoruz. İlçe hastaneleri herkesi merkeze yönlendiriyor. Kalabalık nüfusa göre sistemin yapılması lazım. Buradaki hastaneler 4 dörtlük ama nüfus çok olduğu için çok geç muayene oluyor. Çok geç zamana randevu veriliyor” dedi.

SES’ten tepki

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Riha Şubesi Eşbaşkanı Salih Karataş ise, kentteki sağlık hizmetinin vahim düzeyde olduğunu, kente halkın sağlığını önceleyen politikaların aksine halkın sağlıksızlığa yönlendirildiğini söyledi. Bu durumun devletin resmi kayıtlarına da yansıdığını ifade eden Karataş, “Örneğin Harran Üniversitesi Hastanesi’nde bütün yan dallarda eksiklikler mevcut. Hemotoloji, nefroloji, romatoloji, plastik cerrahi, göğüs cerrahi ve patoloji alanlarında hizmet verilmemekte. Akademik alanın içerisinin boşaltıldığını görebiliyoruz. Diğer kamu hastanelerine baktığımız zamanda MR çekmede sorunlar yaşanıyor. İnsanlar 3 ay kadar sıra bekliyor. Bunun yanında kentin ihtiyacına cevap verebilecek kadın doğum uzmanı eksikliği yaşanıyor. Doğum oranının çok yüksek olduğu bir kentte bu eksikliğin yaşanması halkın sağlığını öteleyen politikalar olduğunu göstermektedir” dedi.

Umutsuzluğa sevk ediliyor

Riha’nın ülkenin küçük bir modeli olduğunu kaydeden Karataş, yurttaşların sağlığa erişmesi için parası olması gerektiğini dile getirdi. İzlenen yanlış sağlık politikalarının yurttaşların sağlığa erişimini güçleştirdiğine değinen Karataş, “Ülkenin sağlık hizmetinden sorumlu sağlık bakanı neo liberal politikalarla süreci götürmeye çalışıyor. Kapitalist düzene hizmet etmeye çalışıyor. İktidar partisi AKP, bu eksikliklere rağmen halka sağlıkta kamu hizmeti verdiğini iddia ediyor ama istatistikler bu durumun tam tersini gösteriyor. AKP, uygulamış olduğu politikalarla insan sağlığını tehdit eder hale gelmiş. Bunun somut hali ise kendi üyelerimizden edindiğimiz bilgilere göre, psikiyatra gitme, bu alanda ilaç kullanma oranı yüzde 40 civarında artmış. Dolayısıyla insanlar bu süreçte umutsuzluğa sevk ediliyor” diye konuştu.

Paranız varsa sağlık hizmeti alıyorsunuz

Sağlık hizmetinin ticarileştirildiğini vurgulayan Karataş, şu ifadeleri kullandı: “AKP, bu modelle insan sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Rant alanlarına çevrilen sağlık hizmetiyle halka sağlık hizmeti verilemez. En kısa sürede ulaşılabilir, nitelikli kamusal alanda anadilde ücretsiz bir sağlık hizmeti devreye koyması gerekiyor. Hükümet 20 yıl önceki kuyrukları söyleye dursun ama asıl bugün evinde 3-4 ay sıra bekleyen insanlarla karşı karşıyayız. Genel anlamda sağlıkta bir dönüşümün yaşanması gerekiyor. Bu dönüşümünde kamusal olması gerekiyor. Özel hastaneleri teşvik edici boyutta olmaması gerekiyor.”

RİHA

#Rihada #yurttaşlar #sağlık #hakkına #erişemiyor

Tutuklu gazeteci Alağaş’ın duruşması 15 Haziran’da

Tutuklu JINNEWS Müdürü Safiye Alağaş’ın 15 Haziran’da görülecek ilk duruşmasına meslektaşlarından katılım çağrısı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Amed merkezli birçok kentte 8 Haziran 2022’de evlere ve basın yayın kurumlarına baskın düzenlendi. Baskınlarda, 20’si gazeteci 22 kişi gözaltına alındı. 20 gazeteciden 16’sı, 16 Haziran’da tutuklandı. Tutuklananlar arasında bulunan JINNEWS Müdürü Safiye Alağaş’ın dosyası ayrılarak, hakkında 383 sayfadan oluşan iddianame hazırlandı.

İddianamede, Alağaş’a “örgüt üyesi olmak” suçlaması yöneltildi. Alağaş’ın haberleri, haber görselleri, haber başlıkları ve ajansın yayın politikası söz konusu suçlamaya delil olarak gösterildi.  Alağaş’ın 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılmasının talep edildiği iddianame, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 15 Haziran’da görülecek.

 Duruşmaya katılım çağrısı

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) Sözcüsü Roza Metina, kadın gazetecilerin medya alanında çok önemli bir role ve misyona sahip olduğunu söyledi. Metin, “AKP-MHP iktidarı bu yüzden sistemli saldırılar yapıyor. AKP-MHP’den önce de bu saldırılar vardı. AKP-MHP amacına ulaşmak ve kendi medyası üzerinden manipülasyonlarını geliştirmek, kadın ve toplum örgütlenmesini ortadan kaldırmak için kadın gazetecilere saldırmaktadır” dedi.

Alağaş’ın ilk duruşmasına katılım çağrısı yapan Metina, “MKGP olarak biz de duruşma günü Diyarbakır Adliyesi önünde olacağız ve gazetecilere sahip çıkacağız. Gazetecilik yargılanamaz ve gazeteciler asla susturulamaz. Gazetecilere saldıran bu tekçi sisteme karşı mücadelemizi büyüteceğiz” diye belirtti.

‘Kadın gazeteciler yaptıkları haberlerle iktidarı rahatsız ediyor’

Gazeteci Nurcan Yalçın, Kürt kadın gazetecilerin yaptıkları haberlerle iktidarı rahatsız ettiğini belirterek, bu nedenle hedef olarak seçildiklerini ifade etti. İktidarın hedef aldığı gazetecilerden Safiye Alağaş’ın bir yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu dile getiren Yalçın, her dönem kritik tarihlerde gazetecilerin tutuklandığını hatırlattı.

Yalçın, “Bu seçimde Özgür Basın’ın sesini kısmak istiyorlardı. Safiye arkadaşımız da bunlardan biriydi. Çünkü Türkiye’de kadına dönük şiddet politikaları, kadın katliamları, kadın katillerinin yargılanmaması, cezalandırılmama politikası var. Bunu teşhir eden kadın gazeteciler özellikle hedefte. Safiye arkadaşımızın tutukluğunu da buna bağlıyoruz” diye belirtti.

Alağaş’ın yaptığı haberler nedeniyle suçlanmasına tepki gösteren Yalçın, “Safiye arkadaşımızın dosyası diğer tutuklu gazetecilerin dosyasından ayrıldı.15 Haziran’da arkadaşımızın ilk duruşması görülecek. Safiye bu ülkede kadınların sesi olduğu için yargılanıyor” şeklinde konuştu.

‘Safiye özgürlüğüne kavuşmalı’

Alağaş’ın uluslararası alanda ödüller aldığını hatırlatan Yalçın, “Arkadaşımızın özgür bir ortamda haberciliğine devam edebilmesi için öncelikle özgürlüğüne kavuşması gerekiyor” dedi. Yalçın, şöyle devam etti: “Özgür Basın’da çalışan kadın gazeteciler olarak benzer dosyalarla yargılanıyoruz. Ben de aynı şekilde yaptığım habercilik nedeniyle uzun bir süredir yargılandım, belli birkaç dosyadan ceza aldım. Hala yargılama sürecim devam ediyor. İktidarın bu kadın düşmanlığından, kadın haberciliği yapan gazetecileri hedef almaktan vazgeçmesi gerekiyor. Bu ülkede yaşıyorsak, iktidarın kadın politikaları bizi rahatsız ediyorsa bu konuda elbette ki üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız, yapacağız da.”

Kürt gazetecilerine yargısal şiddet

JINNEWS muhabiri Rojda Aydın ise, Kürt gazetecilerin yargısal şiddete yabancı olmadıklarını ifade ederek, “Yıllardır bu saldırıların tanığı olduk ve saldırılardan kaynaklı şu an onlarca kadın arkadaşımız cezaevinde, Safiye’de onlardan biri. Biz Safiye Alağaş ile birlikte uzun bir süre çalıştık ve bizler onun gazeteciliğine tanığız” şeklinde konuştu.

Gazeteci meslektaşlarına da çağrı yapan Aydın, “Bu hukuksuzluğa karşı özellikle tüm kadın gazetecileri, tüm basın kuruluşlarını Safiye Alağaş’ın 15 Haziran’da Diyarbakır Adliyesi’nde görülecek duruşmasına katılmasını bekliyoruz” diye kaydetti.

AMED

#Tutuklu #gazeteci #Alağaşın #duruşması #Haziranda

KCK ‘eylemsizlik’ kararını sonlandırdı

KCK, Mereş merkezli depremlerden sonra ilan ettiği ‘eylemsizlik’ kararını, devam eden saldırılar ağırlaşan tecrit koşuları ve son olarak Süleymaniye de katledilen Hüseyin Arasan’ı hatırlatarak  sonlandırdığını duyurdu

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 6 Şubat’ta Mereş merkezli meydana gelen depremlerin ardından ilan edilen ve 14 Mayıs seçim sürecinde uzatılan “eylemsizlik” sürecine dair yeni bir açıklama yaptı. Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan açıklamada, 4 ayı aşkın bir süredir devam eden “eylemsizlik” sürecinde Türkiye’nin saldırılarının artarak sürdüğü ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin ağırlaştırıldığı kaydedildi.

‘Kürt sorunun demokratik çözümü’

KCK, açıklamasında güçlerinin bu süreçte “kendini savunma dışında eylem yapmadığı” ve karara uyduklarına işaret etti. KCK açıklamasında, “Depremin ağır etkisi henüz sürüyorken Türkiye bir seçim sürecine girmiştir. Hem Kurdistan halkı hem de Türkiye toplumu tarafından önemli görülen bu seçimde faşist AKP-MHP iktidarının provokasyon yapma zeminini ortadan kaldırmak ve seçimin halklar ve demokratik güçler lehinde sonuçlanması açısından aldığımız eylemsizlik kararını seçimlerin bitimine kadar uzatma tutumuna girdik ve bu tutumumuzu kamuoyuyla paylaştık. Şüphesiz Hareket olarak Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünü ve Türkiye’nin demokratikleşmesini savunuyor ve bunun mücadelesini veriyoruz. Bu bakımdan bu tutumumuz aynı zamanda siyasete ve siyasi sürece verilen bir destek olmuştur. Şüphesiz halkımız, yurtsever, demokratik dost Kürt örgütleri, birçok şahsiyet, Türkiye demokrasi güçleri, bölge ve uluslararası alandan birçok güç ve kurum ile demokratik kamuoyu aldığımız bu kararı olumlu görmüş ve desteklemiştir” denildi.

 ‘Eylemsizlik sürecinde saldırılar sürdü’

Açıklamada, “eylemsizlik” kararı sürecinde saldırıların sürdüğüne işaret edildi. Açıklamada, Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşîn ve Metîna alanlarına dönük saldırılarda yasaklı silah kullanımının sürdüğüne işaret edilerek, “tasfiye ve soykırım konseptinin” devam ettiği kaydedildi. Açıklamada, son olarak Suleymaniye’de Hüseyin Arasan’ın katledilmesi hatırlatılarak, “Tüm bu sebeplerden dolayı aldığımız eylemsizlik kararını bugünden itibaren sonlandırdığımızı belirtiyoruz” denildi.

HABER MERKEZİ

#KCK #eylemsizlik #kararını #sonlandırdı

HDP PM Üyesi Doğan Erbaş, gözaltına alındı

Hakkında 12 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan HDP PM Üyesi Doğan Erbaş, gözaltına alındı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Doğan Erbaş, gözaltına alındı. Hakkında 12 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan Erbaş, emniyetteki işlemlerin ardından cezaevine götürüleceği bildirildi.

İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aralık 2022’de Erbaş hakkında “örgüt üyeliği”  gerekçesiyle 12 yıl, “örgüt propagandası yapmak” gerekçesiyle 1 yıl 21 ay 22 gün hapis cezası verilmişti.

İSTANBUL

#HDP #Üyesi #Doğan #Erbaş #gözaltına #alındı

Sêrt’te 65 dönümlük tarla küle döndü

Sêrt Merkez Aktaş köyünde 65 dönümlük buğday tarlası küle döndü.

Sêrt Merkez Aktaş köyünde Mehmet Ali Çelikbaş’a ait buğday ekili tarlada çıkan yangın, köylüler tarafından Siirt Belediyesi itfaiye ekiplerine haber verildi. İtfaiye ekiplerinin sevk edildiği yangına köylüler de traktör ve iş makineleriyle müdahale etti.

Yangın, yaklaşık 2 saat süren çalışma sonucu söndürüldü. Yangında, yaklaşık 65 dönüm buğday ekili alan ile köy mezarlığı zarar gördü.

SÊRT

#Sêrtte #dönümlük #tarla #küle #döndü

Leyla’nın Kardeşleri; Toplumsal dokunun bir çekirdek aile üzerinden panoraması ve direnen kadın gerçekliği

Her şeye rağmen film bize bir arada olmanın, bağlılığın, yani esas olarak toplumsallığın yaşamdaki nefes alan belki de yegâne noktalar olduğunu Leyla’nın çabası ile hissedilen kardeşlik üzerinden göstermiştir

Rengin Tapancı

Bu filmi en iyi ifade edebilecek kelime “samimiyet” olmalı. Yönetmen hepimizi içine çeken ekonomi, toplum, aile, birey, kadın üzerinde şekillenen toplumsal sıkışmayı bir aile üzerinden öyle samimi bir şekilde aktarmış ki; biz anne karnındaki gibi cenin pozisyonunu alırken, o şefkatle üzerimizi örtmüş gibi. Tüm toplumsal dinamiklerin yaşamda nasıl aktığını -akmadığını- gösterirken samimiyetiyle de katılaşmış zihnimizin çözülüşünü izliyoruz. Ve bu izleme üzerinden özellikle kapitalist sistemin çarklarının dişlilerinin çalışma prensini de anlıyoruz.

Leyla bu katılaşmış düzenin içerisinde hala akışkan, direngen, ailesini silkelemeye çalışan bir kadın. Öyle ki film boyunca her silkeleyişinde her ne kadar gerçeklerin soğuk keskinliğine ailesini bıraksa da tortularından sıyrılıp saf halini bulan bir gerçekliğin huzurunu hissettiriyor. Feodal bir ailede baba figürünün ailenin tüm bireyleri üzerindeki etkisi ile erkek egemen toplumun bireylerinin kesiştiği o noktadan babanın daha üst feodal yapıda hiçleştirilmesi ile birbirini sönümleyen eril düzenin izlerini sürüyoruz. Filmde ekonomik sıkıntılar üzerinde şekillenen tüm gerilimlerin ardında her karakterin temelde yitirdiği ve farklı biçimlerde de olsa ulaşmak istediği yegâne şeyin “özsaygı’’ olduğunu söyleyebiliriz. Çoğunluğu erkeklerden oluşan bu ailede, erkek olmanın bile altında ezildiği bir düzen içerisinde bir savrulmuşluk ve teslimiyet halini açığa çıkaran, bununla mücadele etmeye çalışan bir kadındır Leyla. Film boyunca Leyla’nın tüm aile bireyleriyle tartışmaları, mücadelesi önce bu katı gerçekliği aile bireylerine göstermek ve onlara yine bir çıkış yolu bulmaya çalışmaktır. Tüm erkek kardeşleri, babası ve annesinin birbirinden bunca kopukluğuna rağmen hepsini en iyi çözümleyen yine kendisidir. Muhtemelen Leyla’nın mücadelesi olmasa aile bu savrukluk içinde ‘yaşamaya’ devam edecektir.

Tüm diyaloglarda ‘aile’ olmanın getirdiği o uyuşukluk, teslimiyeti getiren ‘ılımlılık’ diğer bireylerde görülürken Leyla oldukça serttir, adeta kardeşlerinin içinde bulunduğu kaosu göstermek ve bu kabullenişi kırmak istercesine serttir, çünkü bir şeyleri değiştirmek için yine erkek kardeşlerini ikna etmesi gerekir. Film boyunca tüm çıplaklığıyla yaşama bakan, her şeyi daracık noktadan görebilmiş olan yine toplumda en tutsak, en hiçleştirilen kadın olarak Leyla’dır. Filmde yine Leyla’ya en yakın duran evli ve ailesini geçindiremediği için altında ekstra ezilen, sistem içerisinde kendisine yer bulamadığı için illegal yollara başvuran ve genç olmanın getirdiği kaygı ile geleceği tamamen bulanıklaşmış kardeşine karşın nispeten okumuş olan kardeşidir. Ancak o da erdemli yaşamaya çalışırken yaşam gerçekliği ile baş edemeyip kendini iyice izole etmiştir. Leyla en çok onu silkelemeye çalışır ancak en cesaretsiz olarak onu gördüğü için babasının altınlarını alırken bir tek ona söylemez. Aslında filmde yer alan birçok ince mesajlardan biridir bu. Her ne kadar bir şeyleri değiştirmek için en çok inandığı kardeşi o olsa da cesaret her şeyden önce gelir.

Filmin ilginç noktalarından biri de Leyla’nın tartışarak bile olsa babasıyla bile iletişiminin olmasına rağmen annesiyle hiçbir şekilde anlaşamamasıdır. Annesi kadın olmanın hıncını kızından çıkaran, kadın olarak toplumda en ezilen ve tamamen özsaygısını yitirdiği için Leyla’nın mücadelesinde ona hiçbir katkısı olmayacak bir bireydir Leyla için.

Her ne kadar temel sorun parasal olarak görünse de aslında paranın sadece toplumsal meselelerin açığa çıkması noktasında bir turnusol kâğıdı görevi gördüğünü söyleyebiliriz. Özellikle babasının aşiretin başına geçtiği kutlamadaki yapay mutluluk ve saygı görüntüsünün altınların olmayışı ve bunun üzerine gördüğü muamele ile tamamen tersine dönmüş olması bunu çok çarpıcı bir şekilde göstermiştir.

Filmdeki en temel vurgulardan biri de böyle bir toplum düzeninde birey olarak kendini var edememe durumudur. Bunu kardeşlerden birinin evine gizlice yumurta götürürken babasının yakalayıp ona söyledikleri ile ailesinin karşısında kalmış olduğu durumdan, diğer kardeşin pasaportunu verirken ağlayarak yaptığı konuşmadan, böyle bir toplum gerçekliğinde ikili ilişkilerde bir türlü istediğini yakalayamama durumlarına kadar birçok diyalog üzerinden çok net görebiliyoruz.

Her şeye rağmen film bize bir arada olmanın, bağlılığın, yani esas olarak toplumsallığın yaşamdaki nefes alan belki de yegâne noktalar olduğunu Leyla’nın çabası ile hissedilen kardeşlik üzerinden göstermiştir. Suyun üzerinden değil de derine daldıkça birbirimize temas etme şansımız olduğunu ancak derinlerde buluşmak için de nefes alacak birçok alan açmamız gerektiğini görmüş olduk.

#Leylanın #Kardeşleri #Toplumsal #dokunun #bir #çekirdek #aile #üzerinden #panoraması #direnen #kadın #gerçekliği