Ana Sayfa Blog Sayfa 325

Uğur: Tecridin amacı irade kırmak

İmralı cezaevinde başlatılan ve yaygınlaştırılan tecridi değerlendiren TTB üyesi Uğurlu, tecrit politikasının temel amacının tutukluların dirençlerini kırmak olduğunu söyledi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a dönük haber alınamama hali ise 27’nci ayında devam ediyor. İmralı’da başlayan bu “özel” tecrit konsepti, Kurdistan ve Türkiye cezaevlerine de sirayet ediyor. Cezaevlerindeki tecrit, infaz yakma, hasta tutsakların tedavi edilmemesi, tutsakların ölüme terk edilmesi gibi birçok politika ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Tecrit koşulları ile tutsakların yaşam ve iletişim haklarının engellenmesi özellikle hasta tutsaklar için yaşamı daha da zorlaştırırken, günden güne artan hak ihlalleri ağırlıklı olarak siyasi tutsaklar üzerinde sürdürülmeye devam ediyor.

Tecrit ve şüpheli ölümler

Hasta ve ağır hasta tutsakların durumunun her geçen gün daha da kötüleştiği son yıllarda, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalabilir” raporları ile tutsaklar adeta ölüme terk ediliyor. Yine giderek ağırlaşan tecrit ve infaz yakma uygulamaları devam ederken, tecrit politikası ile birlikte binlerce tutsak işkenceye, şiddete ve birçok baskıya maruz bırakılıyor. Bu uygulamaların bir diğer boyutu da tutsakların “şüpheli” bir şekilde yaşamını yitirmesi. İşkence ve şiddete maruz bırakılan tutsakların son yıllarda cezaevlerinde “şüpheli” bir şekilde hayatını kaybetmesi ve bu duruma dair birçok girişimde bulunulmasına rağmen bu politikalar hala sürmeye devam ediyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yürütme Kurulu üyesi Dr. Ayşe Uğurlu, cezaevlerindeki ağır tecrit politikaları ile infaz yakmalara ilişkin JINNEWS’ten Elfazi Toral’a değerlendirmelerde bulundu.

Ağır hasta tutuklular

Türkiye cezaevlerinde en büyük sorunun tecrit olduğunun altını çizen Uğurlu, tecrit politikasının temel amacının tutukluların dirençlerini kırmak olduğunu söyledi. Ağır hasta tutukluların sağlık raporlarında ‘cezaevlerinde yaşamlarını idame edemeyeceklerine’ dair bir sonuç yazılmasına rağmen mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini hatırlatan Uğurlu, “Ağır hasta tutsaklar çok uzak illerden başka bir kente gönderiliyor. Bu da o hasta için çok ağır bir durum oluyor. Kronik rahatsızlığı olan hasta tutsaklar ring araçları ile kötü koşullarda oraya gidip gelmek zorunda kalıyor. Hakikaten vicdani olarak da doğru değil. Ve sağlık açısından da çok tehlikeli bir durum. Son süreçlerde cezaevlerinde tutsaklar tahliye edildikten çok kısa bir süre sonra yaşamlarını kaybediyor” dedi.

Duyarlılığı arttırma çağrısı

Tutukluların infazlarının yakılmaması ve sağlık hakkına erişmesi gerektiğinin altını çizen, Uğurlu, “Hepimiz bunun bir şekilde politik olduğunu biliyoruz. Hak ve meslek örgütleri olarak bizim esas amacımız insanların ‘cezalarını’ en insani koşullarda çekmeleridir. Özellikle infaz yakmalara karşı TTB olarak birçok açıklama yaptık. Bizler, bu infaz yakmaların doğru olmadığını düşünüyoruz. İnsan haklarıyla ilgili TTB olarak bizlere gelen mektuplarla öğrendiklerimiz tecrit, sağlığa erişim ve birçok fiziksel şiddetin belirlemesiyle ilgili çalışıyoruz. Cezaevlerinde yaşananlar toplumu da dizayn etme uygulamalarından biri. Çok katmanlı bir mesele var burada. Mümkün olduğunca bu konuda duyarlılığı arttırarak bir yerlere ulaşabiliriz” ifadeleriyle hak savunucularına duyarlılık çağrısında bulundu.

Yeni cezaevleri

Son yıllarda çok sık yeni cezaevleri açıldığına dikkat çeken Uğurlu, son olarak şunları dile getirdi: “Türkiye sürekli cezaevi açılan bir ülke ve sürekli yeni cezaevi tipleriyle açılan durum söz konusu. Dolayısıyla bu hem sistemle alakalı hem de politik iklimle alakalı bir şey. Şu anki durumla alakalı sadece duyarlılığı arttırmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok. Cezaevlerinde herhangi bir iyileşme süreci yok. Bu da bir baskı unsuru olarak kullanılmak isteniyor. Tutsaklar sürekli ve uzun süreli bir şekilde kapalı bir ortamda bulunursa intihara sürüklenme durumu da ortaya çıkıyor. Çok yoğun baskılar varsa bunlar gün yüzüne çıkmalı. Bu açıdan bize de gelen bilgiler açısından çok sayıda kişi cezaevlerinde yaşamını kaybediyor.”

İSTANBUL

#Uğur #Tecridin #amacı #irade #kırmak

Şenyaşar ailesi: Yeni kabine adaletten özür dileyerek işe başlamalı

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Şenyaşar ailesi sanal medya hesaplarından ‘Suçsuz yere tutuklu bulunan binlerce insan’ var diyerek  yeni kabinenin adaletten özür dileyerek işe başlaması gerektiğini belirtti

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili olan İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 810’uncu gününde.

Aile hafta sonu olmasından kaynaklı nöbeti Pirsûs’ta bulunan evlerinde sürdürdü.

Aile sanal medya hesabından, “Yeni kabine adaletten özür dileyerek işe başlamalıdır. Suçsuz yere tutuklu bulunan binlerce insanı, gün ışığına çıkartarak yola devam edebilir. Bu, ülkeyi hukuk devleti olma yolunda büyük bir adım olur. 810. günde #adaletiçin mücadeleye devam…” mesajını paylaştı.

RİHA

#Şenyaşar #ailesi #Yeni #kabine #adaletten #özür #dileyerek #işe #başlamalı

Kürkçü: İktidar ‘Sizi vuranları biz kardeş yaptık’ mesajı verdi

İktidarın, Hür Dava Partisi’ni Meclis’e alarak Kürtlere, ‘Sizi vuranları biz kardeş yaptık’ mesajı vermeye çalışacağını da belirten HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, ‘Hür Dava Partisi’ni devlet eliyle sivriltecekler, sonuç alamayacaklar’ dedi

14 Mayıs Genel Seçimlerinde iktidarın oluşturduğu Cumhur İttifakı listelerinden Meclis’e giren Hür Dava Partisi’ne yönelik tartışmalar sürüyor. 90’lı yıllardan günümüze kadar adı birçok faili meçhul cinayet ve katliamla anılan Hizbullah içinde yer alan birçok ismin de üyesi olduğu Hür Dava Partisi’ne ilişkin konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, partinin Meclis’e girme amacına, AKP’nin bu ittifaktaki çıkarının ne olduğuna ve Meclis’te olmasının nelere yol açacağına dair  Mezopotamya Ajansı’ndan Rukiye Adıgüzel’e değerlendirmelerde bulundu.

 ‘Hür Dava Partisi kitlesel güce ulaşamadı’

Hür Dava Partisi’nin kendisini, “Şîa eksenli siyasal-İslamcı” mücadelenin bir parçası olarak tanımladığını kaydeden Kürkçü, İran yanlısı olduklarına dair kavrayışın bundan kaynaklı olduğunu belirtti. İran’ı yöneten dinsel ve felsefi genel perspektifin “Şîa” düşüncesi olduğunu söyleyen Kürkçü, Türkiye’de Şîa’nın temelinin İran’daki kadar güçlü olmamasından kaynaklı Hüda Partisi’nin kitlesel bir güce ulaşamadığını belirtti.

‘Hizbullah Kürt yurtseverlerini öldürmek için seferber edildi’

“HÜDA PAR’ı oluşturan kadrolar, kirli savaş döneminde bölgedeki askerin hoşgörüsü ve işbirliğiyle, Kürt yurtseverlerin öldürülerek ortadan kaldırılmaları için seferber edilmiş olan Hizbullah örgütünün içinden geliyor” hatırlatmasında bulunan Kürkçü, bu partinin “tarihsel” fonksiyonun Kürt yurtseverliğine ve devrimciliğine karşı savaşmak olduğunu belirtti. Bu savaşların devlet himayesinde gerçekleştirildiğini belirten Kürkçü, “Sizin meslektaşlarınız 20-30 yıl önce enselerine sıkılan birer kurşunla hayatlarına son verildi. Yürütülen bu saldırılar Hür Dava Partililerin sırtından yürütüldü. Şimdi bundan mesul olmadıklarını söylüyorlar ama biz laf yarıştırmıyoruz, hakikatten bahsediyoruz. Bu miras orada, durduğu yerde durmaya devam ediyor. Geçmişte bu durum mahkum edilmediği için ‘el yıkanmış’ olmuyor” ifadelerini kullandı.

‘Devlet nezdinde meşruiyet kazandı’

Devletin bir kere daha hizbul-kontra deneyimini başka koşullarda ve ilişkiler çerçevesinde değerlendirmeye aldığını belirten Kürkçü, bu sefer ağırlık merkezinde silahlı şiddetin değil, siyasi şiddetin olabileceğini söyledi. Hür Dava Partisi’nin devletin rol ve gücünün işleyişine entegre edildiğini ve devlet nezdinde “meşruiyet” kazandığını sözlerine ekleyen Kürkçü, “İster istemez bizi bir kere daha kirli savaş günlerine taşıyor” dedi.

‘HÜDA PAR sisteme dahil edildi’

Ertuğrul Kürkçü, Hür Dava Partisi’nin, bugün iktidardan farklı bir dil kullanarak Kürtlerin hakları ve talepleri noktasında olumlu söylemlerde bulunmasındaki amaca dair şunları söyledi : “Bunu tanrısal güçlere, İslami eğilimlere, geleneğe ve muhafazakarlığa bağlayarak kurguluyor. Erdoğan’ın HÜDA PAR’ı seçerken ya da kendisine yol gösteren devlet projesini ittifaka sokarken aklında tuttuğu en önemli nokta budur; Kürtlere sağcı, muhafazakar ve devlete yakın bir seçenek daha olduğunu ve bunun devlet desteğine sahip olduğunu söylemek, göstermek. Devletle çatışmak yerine, barışmak, devlete karşı çıkmak yerine gösterdiği yola girmek konusunda bir örnek oluşturulması seçeneğiyle HÜDA PAR’ın sisteme dahil edildiğini söyleyebilirim. Onların geçmişteki kirli savaşla edindikleri rol ve deneyimlerin, bugün onları tamamen inkar etmeksizin, yeni dönem ihtiyaçları çerçevesinde devletin elinde yurtsever harekete karşı bir odak olarak sivriltileceklerini söyleyebiliriz. Ancak yurtsever, demokratik çözüme karşı muhafazakar, İslami ve devletçi bir Kürt çözümünün olabileceğine Kürtleri ikna etmek beyhude bir çaba.”

‘Kürt halkına karşı sonuç alamayacaklar’

Hizbullah’ın geçmişte askerin sınırsız desteğine ve “devletin engin müsemmasına” sahip olmasına rağmen içine çöken bir örgüt olduğunu dile getiren Kürkçü, bugünkü bu yapının yurtsever Kürt halkına karşı sonuç alamayacağını belirtti. Kürkçü, “Bunlar yurtsever hareketin en zayıf döneminde sonuç almamışken, bugün 5 kıtada örgütlenmiş, bir dünya gücü haline gelmiş, Kurdistan’ın tüm parçalarına serpilmiş, güç kazanmış, meşruiyetini uluslararası alanda kabul ettirmiş bir güç karşısında başarı şanslarının olduğunu görmüyorum. Ama can acıtır mı, insanları meşgul eder mi, zamanı ve imkanlarını alır ve bunları heder eder mi? Evet, bunlara yol açabilir. Burada bir Kürt halkını gereksiz bir mesaiyle meşgul edecektir” şeklinde konuştu.

‘Sizi vuranları biz kardeş yaptık’ mesajı

İktidarın, Hür Dava Partisi’ni Meclis’e alarak Kürtlere, “Sizi vuranları biz kardeş yaptık” mesajı vermeye çalışacağını da belirten Kürkçü, bu partinin Meclis’te olmasının Kürt halkı nezdinde hiçbir öneminin olmadığını vurgulayarak, “Fakat gündelik hayat, gösteriş, caf caf, çakarlı arabalarıyla emniyet eskortluğunda köylere gitmeler falan… Bunlarla göz boyanmaya çalışılacak. Öyle olsaydı Erdoğan Kurdistan’da bir numara olurdu ama olmuyor işte” ifadelerinde bulundu.

Kürkçü son olarak, bundan sonraki süreçte nelerin yapılabileceğine ilişkin ise, “Yapacağımız en önemli şey, hem HÜDA PAR’la hem devletle hem de siyasetle ilgili hakikatleri konuşmak, bunları sergilemek olmalı. Eğer bu elverişli gerekçeler varsa, bunları ortadan kaldırmaya çalışmak ve bu zeminleri gidermek gerekiyor. Açık fikirlere gerçeklere dayanarak ve tarihi haklılığı göz önüne çıkartacak şekilde, Kürt halkını HÜDA PAR’ın Erdoğan rejiminin bir eklentisi olmasının manasını düşünmeye davet edeceğiz” dedi.

İSTANBUL

 

#Kürkçü #İktidar #Sizi #vuranları #biz #kardeş #yaptık #mesajı #verdi

Zindani: Öcalan’ın özgürlüğü birçok yönüyle etki yaratır

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride tepki gösteren Kürdistan Komünist Partisi Süleymaniye Merkezi Başkanı Osman Zindani, ‘Kuşkusuz, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü pek çok yönüyle etkili olacaktır’ dedi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 24 yıldır ağır tecrit koşullarında tutuluyor. Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutuklular Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a dönük haber alınamama hali iki yılı aştı. Aile ve avukatların Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları tüm görüşme başvuruları ise “disiplin” gerekçeleriyle reddediliyor. Son olarak PKK Lideri Öcalan, Konar, Yıldırım ve Aktaş’a 15 Mart’ta 3 aylık yeni bir aile görüş yasağının; 26 Nisan’da ise 6 aylık avukat görüş yasağının verildiği ortaya çıktı. Asrın Hukuk Bürosu, aile ve avukat görüş engelinin yanı sıra telefon, faks ve mektup gibi her türlü iletişim hakları engellenen Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutuklular Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’a dönük tecrit haline karşı 9 Mayıs’ta Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CPT) başvurdu.

Mücadele ruhunu yükseltir

Kürdistan Komünist Partisi Süleymaniye Merkezi Başkanı Osman Zindani, Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış mutlak tecride ilişkin Rojnews’e konuştu. Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün başta barış olmak üzere birçok yönden etki yaratacağını belirten Zindani, “Abdullah Öcalan’ın tutuklanması, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Türkiye’deki siyasi özgürlüklerin açık bir ihlalidir. Maalesef, uluslararası kamuoyunun bu konuda sessizliğini koruyor. Kuşkusuz, Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğü pek çok yönüyle etkili olacaktır. En başta barış sürecinin ilerlemesine neden olacaktır. Aynı zamanda devrim ve ulusal mücadeleyi de etkileyerek bir kez daha ulusal mücadele ruhunu yükseltecektir” dedi.

Son 10 yılda Erdoğan hükümetinin sadece Kürt halkının değil, diğer halkların ve solcu siyasetçilerin de sorunlarını geçmiş pratiklerinden yola çıkarak barış ve diyalog yoluyla çözemediğinin altını çizen Zindani, “Erdoğan hükümeti Güney Kürdistan’a bile müdahale ediyor. Dolayısıyla Önderliğin varlığı ve devrimin devamı mutlaka Türkiye’yi de etkileyecektir. Komünist Parti, Türkiye ve bölgedeki Kürt sorununun barış yoluyla çözülmesi gerektiğini daha önce vurgulamıştı. Bu, barış da aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın ve Kürt siyasi tutsakların serbest bırakılması anlamına geliyor. On binlerce insan şu anda Türkiye hapishanelerinde. Belediye başkanlarından aktivistlere, sanatçılara ve kendini insan hakları savunucusu olarak gören dünya devletlerinin bu devletin yaklaşımına karşı tavır almaları gerekir” diye konuştu.

Ekonomik çıkarlar

Zindani, Kapitalist devletlerin siyasi ve ekonomik çıkarlarının Kürdistan’ın her dört parçasında Kürt halkına karşı işlenen suçları görmezden gelmelerine neden olduğunu ifade ederek, “Kapitalist devletlerde Kürtlere yönelik komplolarda yer almıştır ve Abdullah Öcalan’ın tutuklanması da Uluslararası komplolardan biridir” şeklinde konuştu.

SÜLEYMANİYE

#Zindani #Öcalanın #özgürlüğü #birçok #yönüyle #etki #yaratır

MKE roket fabrikasında patlama: Ölü ve yaralılar var

Ankara MKE Barutsan fabrikasında patlama meydana geldi. Patlama sonrası yangın çıkarken 5 işçinin enkaz altında olduğu beliritiliyor

Ankara’nın Elmadağ ilçesindeki MKE Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası’nda sabah saatlerinde patlama sesi duyuldu ve ardından dumanlar yükseldi.

Bunun üzerine itfaiye ekipleri ve ambulanslar olay yerine yönlendirildi.

Fabrikada yaralananlar olduğu öğrenildi. Bazı yaralıların durumlarının ağır olduğu iddia ediliyor. Enkaz altında kalan 5 kişiyi kurtarma çalışmaları sürüyor.

Ankara’nın Elmadağ ilçesindeki MKE Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası’nda sabah saatlerinde patlama sesi duyuldu ve ardından dumanlar yükseldi.

Bunun üzerine itfaiye ekipleri ve ambulanslar olay yerine yönlendirildi.

Ayrıntılar geliyor..

 

 

#MKE #roket #fabrikasında #patlama #Ölü #yaralılar #var

AKP’li eski bakan Kılıç partisinden istifa etti

Eski Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç AKP’den istifa ettiğini açıkladı

Eski Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, AKP’den istifa ettiğini açıkladı.

İstifasını sanal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyuran Kılıç, “AKP üyeliğimi 3 Haziran 2023’te sonlandırdım. 8 yıllık aranın ardından, ilkelerim ve istikametime uygun bir zeminde yerli ve milli siyasete katkı sağlamaya, ülkem ve milletim için çalışmaya devam edeceğim” dedi.

ANKARA

#AKPli #eski #bakan #Kılıç #partisinden #istifa #etti

Burdur’da kaza; 5 ölü, 2’si ağır 5 yaralı

Burdur’da iki otomobilin çarpışması sonucu 5 kişi öldü, 2’si ağır 5 kişi yaralandı

Burdur-Karamanlı karayolu Hacılar mevkiinde bir otomobil refüjden karşı şeride geçerek başka bir otomobille çarpıştı. Kazada 5 kişi hayatını kaybetti, 2’si ağır 5 kişi yaralandı.

İhbar üzerine kaza yerine çok sayıda 112 Acil Sağlık, itfaiye, polis ve jandarma ekibi yönlendirildi. Hayatını kaybedenlerin tarım işçileri olduğu öğrenildi.

Yaralılar hastaneye kaldırılırken, 5 kişinin cenazesi morga götürüldü.

BURDUR

#Burdurda #kaza #ölü #2si #ağır #yaralı

Gzeteci Arslan adliyeye sevk edildi

Kırşehir’de 4 gündür gözaltında tutulan gazeteci Fırat Can Arslan, adliyeye sevk edildi

Kırşehir’de başlatılan bir soruşturma kapsamında 7 Haziran’da Ankara’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Fırat Can Arslan, adliyeye sevk edildi.

Dört gündür gözaltında tutulan Arslan’a yöneltilen suçlamanın henüz netleştirilmediği öğrenildi. Arslan hakkında 2022 yılında “suç ve suçluyu övmek” suçlamasıyla açılan soruşturma “yetkisizlik” kararıyla Kırşehir’e gönderildi. Arslan, Kırşehir’de yürütülen soruşturma kapsamında “propaganda” suçlamasıyla gözaltına alındı. Dört günlük gözaltı sürecinde “propaganda” suçlaması yönünde dijital materyaller incelenirken, savcılığın “üyelik yönünden de araştırın” talimatı verdiği belirtildi. Savcılığın talimatı üzerine Arslan’ın gözaltına alınmasına ilişkin yapılan birçok haber de dosyaya eklendi.

Dört gündür gözaltında tutulan Arslan, “Suçun mahiyeti belli olmadığından, bu aşamada ne ile suçlandığını bilmediğinden” susma hakkını kullanarak emniyette ifade vermedi.

Arslan, sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi.

ANKARA

#Gzeteci #Arslan #adliyeye #sevk #edildi

Gazeteci Kanbal’a ‘kayıp sandık’ davası

Seçim gecesi Mêrdîn’de kaybolan sandığa ilişkin sanal medyada paylaşım yapan gazeteci Ahmet Kanbal hakkında ‘Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ iddiasıyla dava açıldı

Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ahmet Kanbal hakkında Nisan ve Mayıs ayı içinde yaptığı iki haberden kaynaklı “Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla iki ayrı soruşturma açıldı. Kanbal hakkında açılan soruşturmalardan birinde savcılık takipsizlik kararı verirken, bir diğerine ilişkin ise iddianame hazırlanarak dava açıldı.

 Takipsizlik kararı

Kanbal hakkında ilk olarak açılan soruşturma 8 Nisan’da Mêrdîn’in Omerîya (Ömeryan) bölgesinde HPG’li Musa Kahraman (Xebatkar Bagok) ile Lokman Görgün’ün öldürülmesine ilişkin haber gerekçe gösterildi. İçişleri Bakanlığı’nın Kahraman ve Görgün’ün PKK’li olduğunu iddia etmesine karşılık, yapılan haberde Görgün’ün 8 çocuk babası ve çobanlıkla geçimini sağlayan bir köylü olduğuna dikkat çekilmişti. Söz konusu habere dair açılan soruşturmada savcılık, “Kamu davası açmayı gerektirecek nitelikte dosya kapsamında somut delil, iz ve emarenin bulunmadığı” gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.

 ‘Kayıp sandık’ paylaşımına ceza istemi

Kanbal hakkında açılan ikinci soruşturmaya ise, 14 Mayıs seçimleri sırasında Mêrdîn’de kaybolan 1363 Nolu sandık ve sandık başkanına ilişkin sanal medya paylaşımı gerekçe gösterildi. Söz konusu soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame Mardin 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Sandığın kaybolmasına dair tutulan tutanak ve siyasi partilerin sandığa ilişkin yaptıkları başvurulara rağmen hazırlanan iddianamede, paylaşımın sandık bulunduktan 25 dakika sonrasında yapılması gerekçe gösterilerek, ceza verilmesi istendi.

İddianamede, gazeteci Kanbal hakkında TCK’nin “Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” fiilini düzenleyen 217’nci madde uyarınca bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

MÊRDÎN

#Gazeteci #Kanbala #kayıp #sandık #davası

Süleymaniye’de suikaste uğrayan Arasan hayatını kaybetti

Süleymaniye’de dün suikaste uğrayan Mezopotamya İşçiler Derneği üyesi Hüseyin Arasan hayatını kaybetti

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde dün üyesi olduğu Mezopotamya İşçiler Derneği önünde suikaste uğrayan Hüseyin Arasan, hayatını kaybetti. Dernek önünde saldırıya uğrayan ve ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Arasan sabah saatlerinde hayatını kaybetti. Arasan’ın cenazesi Süleymaniye Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Mezopotamya İşçiler Derneği üyeleri, cenaze merasimi programının henüz netleşmediğini, otopsi işlemlerine ise ilerleyen saatlerde başlanacağını ifade edildi.

HABER MERKEZİ

#Süleymaniyede #suikaste #uğrayan #Arasan #hayatını #kaybetti