Ana Sayfa Blog Sayfa 336

‘Kurumlarda toplumdan yalıtılmışlık çocuk istismarına zemin sunuyor’

Türkiye’de çokcukların karşılaştıkları her türlü şiddet ve istismarın doğrudan devletin ‘çocuk’ algısıyla ilişkisi bulunduğunu söyleyen Çocuk ÇA-Der üyesi Necla Korkmaz, çocuk koruma sisteminin işlevsel olmadığını söyledi

Kurdistan ve Türkiye kentlerinde erkek-devlet şiddeti artarken, bu saldırılar özelde de çocuklara yöneliyor. Taciz ve tecavüz saldırılarına uğrayan çocuklar, özellikle cemaat ve tarikatlar eliyle şiddete maruz kalıyor. Bunun örneklerinden biri İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızı H.K.G.’yi “müridi” Kadir İstekli ile “evlendirmesi” ve sistematik bir şekilde tecavüze uğraması oldu. Yine İstanbul’da İsmailağa Cemaati’ne yakın olan Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Alperen Sade’nin de 7 Mart’ta zihinsel engelli E.D.’ye tecavüz ettiği ve intihara sürüklediği ortaya çıktı. Erkek-iktidar-yargı ortaklığında faillere yönelik cezasızlık devam ederken, bu politika yeni saldırıların da yaşanmasını beraberinde getiriyor.

Çocuk Çalışmaları Derneği (ÇocukÇA-Der) Danışma Kurulu üyesi Necla Korkmaz ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Amed 1 Nolu Şube Eşbaşkanı Emine Akşahin, çocuklara yönelik saldırıları JINNEWS’ten Rojda Aydın’a değerlendirdi.

‘Etnik ya da külltürel kimliğe saldırıda ilk hedef çocuklar’

Türkiye’de yoğun ve sürekli bir şekilde yaşanan hak ihlallerinin başında çocuk hak ihlalleri geldiğini söyleyen Necla Korkmaz, çocukların karşılaştıkları her türlü şiddetin doğrudan devletin “çocuk” algısıyla ilişkisi bulunduğunu belirtti. Çocukların saldırıların hedefi olmasının nedenlerine dikkat çeken Korkmaz, bir etnik, dini veya kültürel kimlik yok edilmek ya da aşındırılmak istendiğinde en önemli hedefin çocuklar olduğunu vurguladı. Korkmaz, “Bir toplum inşasında önemli bir potansiyele sahip olan çocuklar, haliyle irade olarak kabul edilmek istenmemektedir. Çocuğu zayıf, bakıma ve denetime muhtaç olarak kabul etmek, çocuk bedeni ve iradesi üzerinde her türlü söz hakkını söyleme yetkisine sahip olmaya dair algı üretmek, çocuğun özne olma durumunu ortadan kaldırmaya dair üretilen söylemlerdir” dedi.

Çocuk koruma sistemi işlevsel değil

Türkiye’nin, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 17, 29 ve 30’uncu maddelerine çekince koymuş olsa da imzalayan ülkeler arasında yer aldığına değinen Korkmaz, devletin, şemsiye haklar olarak da adlandırılan “çocuğun yüksek yararı, ayrımcılık yapmama, çocuğun yaşama ve gelişme hakkı ve katılım hakkını sağlama” sorumluluğuna dikkat çekti. Çocuk hakları gözetilmediği ve çocuk koruma sistemleri işlevsel olmadığı, çocuklara yönelik suçlar cezasızlıkla sonuçlandığı için benzer vakaların arttığına işaret eden Korkmaz, “Özellikle yaşadığımız bölgede işin içine dil, kimlik meselesi de eklenince cezasızlık tam da bir politika olarak karşımıza çıkıyor” şeklinde konuştu.

‘Toplumdan yalıtılmışlık çocuk istismarına zemin sunuyor’

Vakıflara ait kapalı kurumlarda çocukların yaşam ve güvenlik koşullarına dair şeffaf yaklaşılmadığını ekleyen Korkmaz, “Dolayısıyla bu kurumlarda hem denetim mekanizmalarının yetersizliği hem de toplumdan görece daha yalıtılmış olmaları nedeniyle şikayet mekanizmalarının bildirim süreçlerinin işletilememesi çocuk istismarına zemin sunuyor. Yine basına yansıyan Ensar Vakfı olayında dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı tarafından ‘Büyütülecek bir şey değil, bu nedenle vakıf suçlanamaz’ gibi suçluları aklayıp kurumu koruması, yaşananları münferit bir olaymış gibi açıklamaya çalışması da bu durumların meşrulaşmasına kaynaklık etmektedir. Yargıya intikal eden durumlarda da ya dosyaya gizlilik getiriliyor ya da bir şekilde şikayetin geri alınması gibi durumlarda takipsizlikle sonuçlanıyor. Bu konuda ailelerin de sorumluluğunu hatırlatmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

Şiddet her alanda!

Emine Akşahin ise son yıllarda çocukların kendilerini en güvende hissettikleri okullarda, evlerde, parkalarda ve toplu yaşam alanlarında aslında güvende olmadıklarını ve uğradıkları çok boyutlu şiddetin giderek arttığını vurguladı. Akşahin, “Çocuklar bir yandan okullarından geri kalarak şiddete uğruyorlar, bir yandan evde fiziksel ve psikolojik şiddete uğrayarak bir istismara maruz kalıyorlar. Çok boyutlu yoksulluk yaşayarak şiddete maruz kalıyorlar. Mülteci yaşamı onları şiddete maruz bıraktırıyor. Çocuk yaşta evlilik, madde bağımlığı, fuhşa sürüklenme gibi çok boyutlu şiddetle karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Bunun da sebebi son yıllarda çocukları korumaya yönelik bütünlüklü ve tedbir amaçlı politikaların yürütülmemesidir” sözlerine dikkat çekti.

‘Cezasızlık, diğer vakaların da önünü açıyor’

Çocuklara yönelik cinsel suçların cezasızlık politikasıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Akşahin, “Bu nedenle bizler çocukların yaşamlarını güvence altına almak zorundayız. Buna yönelik politikalar yürütmek zorundayız. Bu faillerin bulunması, etkin soruşturma yürütülmesi ve gereken cezanın verilmesi noktasında en azından bu tür sorunların son bulması açısından iktidarın politikalar üretmesi gerekiyor. Bunlar bireysel vakalar değil, toplumsal sorun haline gelmiş vakalar. Çünkü bunlar sadece kamuoyuna yansıdıkları için haberdar olduğumuz vakalar. Hepimiz biliyoruz ki kamuoyuna yansımayan binlerce istismar söz konusu. Çocukların, ailelerin bu konuda hiçbir şey yapılmadığına kendilerine bir güvence verilmediğine dair bir duyguya kapıldıkları için maalesef içinde yaşadıklarını da biliyoruz. Kendi haklarına yönelik adım atmadıklarını da biliyoruz. Çünkü uğradıkları istismarı dava konusu yaptıklarında hukuksal olarak hak aramaya gittiklerinde maalesef ki faillerin hak ettikleri cezaları almadıklarını gördüklerinde daha da perişan oluyorlar. Bu cezasızlık politikası da bir diğer vakanın önünü açıyor” dedi.

‘Çocuk hakları güvence altına alınmalı’

Toplumda çocuklar ve kadınlar toplumsal özne olarak görülmediği ve sadece toplumsal bir nesne olarak görüldüğü için gereken politikaların üretilmediğinin altını çizen Akşahin, buna karşı bütünlüklü politikalar üretmek, uluslararası çocuk haklarına yönelik yükümlülükleri yerine getirmek gerektiğini ekledi. Akşahin, “Faili ve kurumları korumak yerine, çocuk haklarından yana politikalar üretilmesini ve bu yönlü etkin soruşturma yürütülerek kamuoyunda çocuk haklarını gözeten yerden bir hukuksal süreç yürütülmesini istiyoruz. Çünkü bizler çocuklarımızın yaşamlarını güvence altına almak zorundayız, çocuklar bizim yarınlarımızdır” mesajını verdi.

HABER MERKEZİ

#Kurumlarda #toplumdan #yalıtılmışlık #çocuk #istismarına #zemin #sunuyor

Kanada’dan gelen orman yangını dumanları New York’u alarma geçirdi

Kanada’da orman yangınlarının neden olduğu hava kirliliği ABD’nin birçok kentinde etkili olmayı sürdürüyor

ABD’nin kuzey doğu eyaletleri, Kanada’da günlerdir devam eden orman yangınlarından oluşan dumanların etkisi altında kaldı. ABD hükümetine bağlı AirNow sitesi, New York şehri ve civarında hava kalitesi seviyesini turuncu renkten kırmızı renge çıkardı.

Sağlık riski uyarısı

Gün boyu puslu havaya sebep olan New York’taki yangın dumanlarının kokusu hissedilirken, yetkililer, özellikle kalp, akciğer ve solunum yollarına bağlı rahatsızlığı olanları dışarı çıkmama konusunda uyarıyor.

Orman yangınlarının neden olduğu hava kirliliği etkili olmayı sürdürüyor. Öte yandan Kanada Başbakanı Trudeau ile görüşen ABD Başkanı Joe Biden, yangın söndürme çalışmaları konusunda yardım teklifinde bulundu.

New York’ta uzmanlar hava kalitesine bağlı sağlık riski uyarısında bulunurken, insanların maske takmaya başladıkları görüldü.

Kanada genelinde yüzlerce ayrı noktada orman yangıları ediyor. Şu ana kadar on binlerce insanın güvenli bölgelere tahliye edildiği kaydedildi.

DIŞ HABERLER

#Kanadadan #gelen #orman #yangını #dumanları #Yorku #alarma #geçirdi

Kayıp kadına ilişkin soruşturmada kadının abilerine tutuklama

Mollakendi beldesinde bir buçuk yıldır haber alınamayan Deniz Türk’ün abileri Ferhat ve Kazım Yılan ile abilerinin arkadaşı Murat Canbay tutuklandı

Xarpêt’in (Elazığ) Mollakendi beldesinde zihinsel engeli ve evli Deniz Türk, bir buçuk yıl önce hastaneye gitmek için evinden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alamayan ailesi kayıp başvurusunda bulundu. Kadının babası Niyazi Yılan, emniyette verdiği ifadede kızının kaybolmasıyla ilgili oğlu Ferhat ile oğlunun arkadaşı Murat Canbay’ı suçladı. Soruşturma kapsamında incelenen Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ile güvenlik kamerası kayıtlarında, Türk’ün en son abisi Ferhat Yılan ve abisinin arkadaşı Murat Canbay ile görüldüğü tespit edildi.

3 kişi tutuklandı

Bunun üzerine Ferhat Yılan, diğer abi Kazım Yılan ile Murat Canbay, gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 kişi, çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bölgede cenaze için arama başlatıldı

Polis, Türk’ün katledilmiş olma ihtimali nedeniyle kaybolduğu gün ve sonraki günlerde faillerin bulundukları yerlerdeki baz istasyonu sinyallerinden yola çıkarak belirlenen bölgelerde kazı çalışmasıyla cenazeyi aramaya başladı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü kaydedildi.

XARPÊT

 

#Kayıp #kadına #ilişkin #soruşturmada #kadının #abilerine #tutuklama

Kürdistan Bölgesi Yeşil Parti: Türkiye Behdinan’da 4 milyon ağaç kesti

Kürdistan Bölgesi Yeşil Parti Başkanı Milko Bazyani, Türkiye’nin Federe Kürdistan’da KDP işbirliği ve bir şirket aracılığıyla 4 milyon ağaç kestiğini söyledi

Kürdisan Bölgesi Tarım ve Su Kaynakları Bakanlığının verilerine göre, geçtiğimiz 10 yıl içerisinde işgal saldırıları ve farklı sebeplerden ötürü bir milyon 300 bin dönüm arazi yandı. Söz konusu yangınların çoğu, Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarından kaynaklandı.

‘Şikâyetçi olduk’

Türkiye’nin saldırılarıyla Güney Kürdistan’ın doğasını talan etmesi konusuna ilişkin konuşan Kürdistan Bölgesi Yeşil Parti Başkanı Milko Bazyani, Türkiye’nin KDP ortaklığıyla Behdinan’da ağaç kıyımı gerçekleştirdiğini söyledi. Geçen yıl Türk devletinin bir şirket aracılığıyla Behdinan’da 4 milyon ağaç kestiği bilgisini veren Bazyani, “Behdinan’ın bazı alanları çöle dönüştü. Birleşmiş Milletlerde Türkiye’nin Kürdistan’ın ormanlarını yok etmesi konusunda şikayetçi olduk. Ne yazık ki bizlere hiçbir yanıt alamadık” dedi.

Kaynak: Rojnews

#Kürdistan #Bölgesi #Yeşil #Parti #Türkiye #Behdinanda #milyon #ağaç #kesti

5 yaşındaki Aşkan’ı öldüren uzman çavuş yurttaşlara silah çekmiş

Gever’de 5 yaşındaki Erdem Aşkan’a çarpan uzman çavuşun olay sonrası yurttaşlara silah çektiği ve Aşkan’ı hastaneye götürmediği ortaya çıktı 

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) İpek Yolu Caddesi’nde, Jandarma Komutanlığı’nda görevli uzman çavuşa ait araç, annesi ile orta refüjde bekleyen 5 yaşındaki Erdem Aşkan’a çarptı. Olay yerinde hayatını kaybeden küçük çocuğun annesi ve kardeşi ise olaydan şans eseri kurtuldu.

Olay sonrası tepki gösteren mahalleliye uzaman çavuş silah çekti. Tanıkların anlatımına göre kazaya karışan uzaman çavuş çocuğu hastaneye de götürmedi.

Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin soruşturma başlattı. Aracı kullanan uzman çavuş ise gözaltına alındı.

Hız çok yüksek

Duvar’dan Evrim Deniz’e konuşan Ömer Faruk Aşkan aracın hıznın çok yüksek olduğunu belirterek “Görgü tanığının hem aktardığı hem de emniyette verdiği ifadeye göre anne ve iki çocuğu orta refüjde bekliyormuş. O sırada Chevrolet marka beyaz renkli sedan araç normalin üzerinde bir hızla seyrediyor. Aynı şeritte bulunan, önündeki kamyonet ısrarla yavaşlaması için korna çalmasına rağmen yüksek bir hızla kamyoneti sollayarak diğer şeride geçerken Erdem Aşkan’a çarpıyor. Anne ve Erdem’in kız kardeşi ise aracın çarpmasından kıl payı kurtuluyor” dedi.

Metrelerce sürüklendi

Çocuğun çarpma sonucu sürüklendiğini dile getiren avukat Aşkan, şöyle devam etti: “Tanık esnafın verdiği bilgiye göre çocuk, çarpmanın etkisiyle dükkanının önüne, yaklaşık 200 metre kadar sürüklenmiş. Görgü tanığı kamyon şoförü de Erdem Aşkan’ın annesinin elini bıraktığını gördüğü anda kornaya basmaya başladığını, buna rağmen uzman çavuşun hızını kesmediğini ifade ediyor.

Çocuğu hastaneye götürmedi

Görgü tanığı arabanın çarptığı çocuğun yanına koşuyor. O sırada araçtan inen uzman çavuş ise telefon ile uğraşıyor. S.K. defalarca ‘gel hastaneye götürelim’ demesine rağmen çocuğu hastaneye götürmüyor. Bunlar tutanaklarda da mevcut.”

Uzman çavuş yurttaşlara silah çekti

Olaydan sonra toplanan mahallelinin sözlü olarak hakaret etmesi sonucu aracı kullanan uzman çavuşun silah doğrulttuğunu dile getiren Ömer Faruk Aşkan “Esnaf ve çevrede bulunan vatandaşlar olay yerine geliyor. Çocuğa çarpan aracı kullanan şahsa tepki gösterip aracını tekmeliyorlar. Aracı kullanan kişi de silah çekerek vatandaşları tehdit ediyor, aracına binerek olay yerinden kaçıyor. Sonrasında ise gözaltına alındığını öğrendik.”

 

#yaşındaki #Aşkanı #öldüren #uzman #çavuş #yurttaşlara #silah #çekmiş

Doktor tutukluya: Geberiyorsan burda geber!

Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklu Serhat Karsu, tedavisinin engellendiği gibi, cezaevi doktorun kendisine ‘Seni bir yere göndermiyorum. Geberiyorsan burada gebereceksin’ dediği öğrenildi

Keyfi uygulamaların merkezleri haline gelen cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine her gün yenileri ekleniyor. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Erzirom Şubesi, Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşananlara dair hazırladığı rapor da cezaevlerinde yaşananları gözler önüne serdi.

Kanser riski ile karşı karşıya

Yaşanan keyfiliklerden etkilenen tutuklulardan biri de Serhat Karsu. Hakkında açılan dava kapsamında 2013 yılında müebbet hapis cezası verilen ve bugüne kadar birçok cezaevine sevk edilen Karsu yaklaşık 2 yıldır Dumlu Cezaevi’nde tutuluyor. Reflü hastalığına yakalanan ve iki yıldır tedaviye ulaşamayan Karsu, kanser riskiyle karşı karşıya.

Geçtiğimiz hafta hasta tutuklu Karsu ile görüşen ablası Aynur Taş, cezaevi idaresinin uygulamalarıyla tutukluları ölüme sürüklediğini belirterek, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

Doktor ‘Ölürsen burada öl’ dedi

Kardeşinin 6 yıl önce hastalığa yakalandığını ve bugün tedavi hakkının engellenmesiyle hastalığının ilerlediğini aktaran Taş, “Kardeşim cezaevinde bulunan doktora, ‘Beni hastaneye sevk edin’ şeklinde talepte bulunduğunu fakat oradaki doktorun kendisine, ‘Ben kimseyi dinlemem. Seni bir yere göndermiyorum. Geberiyorsan burada gebereceksin’ cevabı veriliyor. Hastalığı çok ilerlemiş” şeklinde aktardı.

İntihara sürükleniyoruz

Cezaevinde tutuklulara yönelik baskıların arttığını aktaran Taş, kardeşinin anlatımlarını ise şu şekilde aktardı: “Hepimizi tekli odalarda tutuyorlar. Ancak bağırıp, çağırdığımızda birbirimizin sesini duyabiliyoruz. Bize sahip çıkın. Havalandırma camlarına bile demir parmaklıklar taktılar. Geceyi gündüzü bile birbirinden ayrıt edemiyoruz artık. Bizi intihara sürüklemeye çalışıyorlar.”

Duyarlılık çağrısı

Cezaevinde yaşanan baskı ve sindirme politikalarına karşı Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptıklarını fakat herhangi bir yanıt alamadıklarını ifade eden Taş, hasta tutukluların bir an önce tedavi edilmesi çağrısı yaptı.

ERZİROM

#Doktor #tutukluya #Geberiyorsan #burda #geber

Tahliye olan gazeteci Güzelyüz: Özgür basın geri adım atmadı

Tutuklandıktan aylar sonra tahliye olan gazeteci Selman Güzelyüz, özgür basına baskıların Kürtlere yönelik saldırıların bir parçası olduğunu söyleyerek, ‘Nerede doğru bir haber varsa, kamuoyunu ilgilendiren bir olay varsa, bizler onu duyurmaya devam edeceğiz’ dedi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirler Selman Güzelyüz, Deniz Nazlım, Berivan Altan, Emrullah Acar, Hakan Yalçın, Ceylan Şahinli ile JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer, 29 Ekim’de çıkarıldıkları mahkemece “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Aynı dosya kapsamında aranan gazeteci Hamdullah Bayram ise 16 Mart 2023’te gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.

Tutuklanan 9 gazeteci davanın 16 Mayıs’ta görülen ilk duruşmasında tahliye edilirken, Bayram için “tutukluluğa devam” kararı verildi. Tahliye edilen gazetecilerden Selman Güzelyüz, baskılara rağmen hakikati yazmaya devam edeceklerini söyledi.

‘Yazmaya devam edeceğiz’

Güzelyüz, Özgür Basına yönelik baskıların Kürtlere yönelik saldırıların bir parçası olduğunu ifade ederek, iddianamede yer alan suçlamaların asılsız olduğunu söyledi. Özgür Basın olarak halk gazeteciliği yaptıklarını ve baskılar nedeniyle geri adım atmayacaklarını dile getiren Güzelyüz, “Nerede doğru bir haber varsa, kamuoyunu ilgilendiren bir olay varsa, bizler onu duyurmaya devam edeceğiz. Bizler birilerinin gazeteciliğe çizdiği sınırlar içinde oyun oynayacak gazeteciler değiliz. Baskı ve engellemeyle bir sonuç almayacaklardır” ifadelerini kullandı.

‘Özgür basında devamlılık geleneği esastır’

Özgür Basın’a yönelik saldırıların ne ilk ne de son olduğunu belirten Güzelyüz, “Amaçları belli, hakikati yazan, hakikati dillendiren her kesi baskı altında tutmak. 1990’lı yıllarda gazete binaları bombalandı. Çalışanlar katledildi, kaçırıldı, tutuklandı ve işkence gördü. Ancak hiçbir zaman bir geri adım atmadı ve bundan sonra da geri adım atılmayacak. Özgür Basın geleneğinde her ne olursa olsun devamlılık esastır. Bütün saldırılara karşı çalışmalar devam ediyor. Özgür Basın çalışanlarını fiziksel olarak tutuklayabilirler ama zihinsel olarak hiçbir zaman bizleri tutsak edemezler” dedi.

‘Özgür basın geri adım atmadı’

Kürtlere yönelik baskılarının giderek tüm toplumu etkilediğine vurgu yapan Güzelyüz, “İktidar baskıları önce Kürtler üzerinde denedi, sonra diğer kesimlere karşı da kullanmaya başladı. İktidar önce HDP’ye ‘terörist’ dedi. Ardından CHP’ye aynı muamele yapıldı. HDP belediyelerine kayyum atayan iktidar, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atamaya kalkıştı. Bugün çıkarları gereği iktidarın yanında olan gazetecilerin, yarın tutuklanma ihtimali var. Bugüne kadar Kürt siyasetçilerine, gazetecilerine yönelik saldırılarına sessiz kalanlar, benzer şekilde bu saldırılara maruz kaldılar. Kısacası, Özgür Basın’a ne tür saldırılar olursa olsun, bir direniş geleneği var. Bu saldırlar karşısında geri adım atmadı ve hep büyüdü” dedi.

Haber: Mehmet Güleş/ MA

#Tahliye #olan #gazeteci #Güzelyüz #Özgür #basın #geri #adım #atmadı

Ayhan ve Gökalp toprağa verildi

Licê kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren Vedat Ayhan ve Dilan Gökalp, memleketlerinde toprağa verildi

Amed’in Licê ilçesine bağlı Barah Mahallesi’nin Hemza ve Antîxan mezraları kırsalında, 3 Haziran’da başlatılan askeri operasyonda çıkan çatışmada yaşamını yitiren  HPG’li Vedat Ayhan (Mahsun Hêşetî), Dilan Gökalp’in (Zin Amed) cenazeleri aileleri tarafından teşhis ardından memleketlerinde toprağa verildi. Teşhis edilen cenazeler, aileler tarafından Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na (ATK) alındı.

Ayhan’ın cenazesi Sêrt’in Xisxêr’e bağlı Hêşetî köy mezarlığına getirildi, Köye getirilen Ayhan’ın cenazesi çok sayıda yurttaş tarafından karşılandı. Yapılan dini vecibeler ardından Ayhan’ın cenazesi toprağa verildi. Aynı çatışmada hayatını kaybeden Gökalp cenazesinin ise Bismil merkez ilçesi Şentepe Mahallesi TOKİ Mezarlığı’nda polis ablukası altında toprağa verildiği öğrenildi.

Öte yandan ismi öğrenilemeyen bir HPG’ linin cenazesinin ATK’de olduğu öğrenildi.

AMED

#Ayhan #Gökalp #toprağa #verildi

Sêrt’te çatışma: 1 asker yaşamını yitirdi

Berwarî kırsalında başlatılan askeri operasyonda çıkan çatışmada Uzman Çavuş Aydın Ceylan yaşamını yitirdi

Sêrt’in (Siirt) Berwarî (Pervari) ilçesine bağlı Osiyan (Doğan) köyü kırsalında, askeri aracın geçişi sırasında meydana gelen patlamanın ardından başlatılan operasyon devam ediyor. Operasyona çıkan askerler ile HPG’liler arasında yaşanan çatışmada Uzman Çavuş Aydın Ceylan yaşamını yitirdi. Çatışmada çok sayıda asker ise yaralandı.

Yaşamını yitiren ve yaralanan askerler bölgeye sevk edilen askeri helikopter ile Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Bölgedeki operasyon devam ediyor.

SÊRT 

#Sêrtte #çatışma #asker #yaşamını #yitirdi

İnfazı 2 kez yakılmıştı: 13 yıllık tutuklu tahliye edildi

Tutulduğu Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’nde iki defa infazı yakılan 13 yıllık tutuklu Azize Yağız, tahliye edildi

Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 13 yıllık tutuklu Azize Yağız, tahliye edildi. Mêrdîn’de tutuklandıktan sonra mahkemece verilen hapis cezasının infazını 2022 yılının Aralık ayında tamamlayan Yağız’ın tahliyesi Cezaevi Gözlem Kurulu tarafından “İyi halli olmadığı” gerekçesiyle iki defa yakıldı. Her defasında 3 aylığına infazı ertelenen Yağız, avukatlarının Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine tahliye edildi.

Yağız’ın yakınları haberi aldıktan sonra Yağız’ı almak için cezaevi önüne gitti.

MERSİN

#İnfazı #kez #yakılmıştı #yıllık #tutuklu #tahliye #edildi