Ana Sayfa Blog Sayfa 337

‘Pride’ filmine polis baskını: Çok sayıda gözaltı

Kadıköy’de “Pride” filmi için bir araya gelen BEKSAV yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi, polis tarafından gözaltına alındı

Bilim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) Sinema Kolektifi çağrısıyla Kadıköy’deki vakıf binasında toplanan yurttaşlar, “Onur Ayı” etkinlikleri kapsamında “Pride” filmini izlemek istedi. Film saati yaklaştığında polisler, vakıf binasını ablukaya aldı. Polisler, etkinliğin Kadıköy Kaymakamlığı tarafından yasaklandığını öne sürerek, BEKSAV yöneticileri ve film izlemeye gelen birçok kişiyi gözaltına aldı.

Gözaltılara tepki gösteren BEKSAV, sanal medyadan yaptıkları yazılı açıklamada, “Bugün BEKSAV Sinema Kolektifi’nin ‘Pride’ filminin gösterimi öncesinde vakıf binası polis ablukasına alınmıştır. BEKSAV ve Sinema Kolektifi üyeleri ve gösterim için gelen çok sayıda arkadaşımız gözaltına alınmıştır. İktidarın LGBTİ+ düşmanlığına karşı gökkuşağı renklerini savunuyoruz” ifadelerine yer verdi.

İSTANBUL

#Pride #filmine #polis #baskını #Çok #sayıda #gözaltı

Yeşil Sol Parti adayı Yıldırım tahliye edildi

Yeşil Sol Parti’den 14 Mayıs seçimlerinde İzmir milletvekili adayı olan ve 31 Mayıs’ta tutuklanan Meryem Yıldırım, avukatının itirazı sonucu tahliye edildi

Eskişehir merkezli bir soruşturma kapsamında 31 Mayıs’ta tutuklanan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İzmir milletvekili adayı Meryem Yıldırım tahliye edildi. Yıldırım, Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatları tarafından tutukluluğuna yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine serbest bırakıldı.

İSTANBUL

#Yeşil #Sol #Parti #adayı #Yıldırım #tahliye #edildi

16 gazetecinin davası 11 Temmuz’da: Sesimize ses katmaya çağırıyoruz

DFG’nin tutuklu Eşbaşkanı Serdar Altan, 16 gazetecinin 1 yıllık tutukluluğuna dair yazdığı mektupta, ‘Yaklaşık bir ay sonra görülecek olan duruşmamıza tüm onurlu meslektaşlarımızı ve demokratik çevreleri davet ediyor, sesimize ses katmaya çağırıyoruz’ çağrısı yaptı

Geçtiğimiz yıl 8 Haziran’da Amed merkezli yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 22 kişiden 16 gazeteci tutuklandı. Kendisi de aynı operasyonda tutuklu bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan kaleme aldığı mektupla 1 yıllık değerlendirmede bulundu. Altan’ın “Hukuksuzluklarla geçen bir yılın üzerine değerlendirme” başlığıyla kaleme aldığı değerlendirmesi şu şekilde:

“Tam bir yıl oldu. Diyarbakır’da 21 basın çalışanı ve onlara röportaj verdiği ileri sürülen bir yurttaşın gözaltına alındığı operasyonun üzerinden 1 yıl geçti. Bu operasyon sonucu gözaltına alınan gazetecilerden 16’sı aradan geçen 1 yıla rağmen halen tutuklu. Adeta rehin gibi tutulan gazetecilerin salıverilmemesi için iktidar erki ve yargı organları ellerinden geleni yaptı. Soruşturmayı yürüten savcılık ancak 10 ay sonra iddianameyi hazırlayabildi. İddianameyi hazırlayan mahkeme kendisine tanınan yetkiyi son gününe kadar kullanarak, 3 ay sonrasına duruşma verdi. 11 Temmuz’da hâkim karşısına çıkacak olan gazetecilerin bu tarihe kadar tutukluluk süreci 1 yılı da aşarak 13 ayı bulacak.

Bu süreçte neler yaşandı?

Peki, gazetecilerin adeta intikam alırcasına yapılan bu operasyon ve uzun tutukluluk süreci ne anlama geliyor? Bunda amaç neydi ve bu süreçte neler yaşandı? Kısaca 1 yıl öncesine dönelim ve hatırlayalım.

8 Haziran 2022 tarihinde Kürt basın ve medya kuruluşlarıyla çalışanlarına yönelik yapılmıştı operasyon. Operasyon ne için, neden yapıldığı pek anlaşılmayan bir şekilde Diyarbakır dışında getirilen bir savcı görevlendirilmiş. Diyarbakır polisi tüm birimleriyle adeta seferber edilmişti. Özel bir savcının seçilmiş olması operasyonu da özel kılıyordu. Nitekim aynı anda onlarca basın mensubunun evleri basılmış, eşzamanlı olarak çalıştıkları kurumlarda baskına uğramıştır. Aralarında ülkenin tek Kürtçe gazetesi Xwebûn, yine yegane kadın ajansı Jinnews, görsel çalışma yürüten prodüksiyon ajansları vardı. Buralara sadece baskın yapılıp arama yapılmamış, kurumlarda karakol kurularak adeta işgal edilmişlerdi. Nitekim PİA ve ARİ ajanslarındaki işgal tam bir ay sürmüş; mülkiyet hakkı ihlal edilmekle kalmamış, yasadışı bir arama ve el koyma işlemi gerçekleştirilmişti. Zaten bir bir avukatlarımız tarafından tutanak altına alınan bu hukuk dışı işlemler aylar sonra iddianameye yansıyışını daha açık bir şekilde gördük.

Neyle suçlandığımızı bilmedik

Kapsamlı operasyon sonrası evlerinde baskın yapılan 21 basın çalışanı ve medya çalışanı gözaltına alındı. Aralarında yıllarını gazetecilik mesleğine adamış, bu uğurda bedeller ödemiş gazeteciler de vardı, henüz bir meslekte yeni olan genç arkadaşlarda. Çoğu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) BASIN-İŞ gibi basın meslek örgütlerinin yönetici ve üyeleriydi. Operasyonu yürütenler bununla yetinmemiş, hedefteki ajanslara bir ara röportaj vermiş genç bir yurttaşı, ta Isparta’da gözaltına alarak Diyarbakır’a getirmiştir. Toplam 22 kişi 8 gün gibi uzun bir gözaltına sürecine tabi tutuldu. 8 gün boyunca neyle suçlandığımızı bilmeden bekledik. Çünkü dosyada gizlilik kararı vardı ve avukatlarımız dosyaya erişemiyordu.

Emniyet dosyaya erişebiliyordu

Ancak dosyaya erişebilenler vardı! Emniyet güçlerinin sızdırmasıyla yandaş basın yayın organları oluşturdukları sahte bir şema ile bizlerin örgüt üyesi olduğunu salık veriyordu. Emniyet bununla da yetinmeyip işi resmiyete dökme çabası içerisine girdi, basında çıkan bu iddiaları resmen açıkladı. 22 örgüt mensubu yakalanmış ya! Bunların mutlaka silahları veya her hangi bir suç aleti vardır ve bunların da gösterilmesi gerekir. Öyle de oldu…

Diyarbakır emniyeti, tarihin en absürt işlerinden birine imza attı. Ve ciddi anlamda gülünç konuma düştü. Gözaltına alınan gazetecilerin kameralarını, fotoğraf makinalarını, bilgisayar ve cep telefonlarını operasyonda ele geçirilen suç aletleri olarak bir masanın üzerinde sergiledi. Hem de kocaman ‘terörle mücadele’ yazısının altında. Aslında sadece bu mevzu üzerine bile söyleyecek çok şey var ama uzatmak istemiyorum. Nitekim polisin bu şapşallığı yani sergiledikleri cihazları, bizden kanlı canlı gazeteci olduğunun açık ispatıydı. Bir nevi kendi kara propagandalarını boşa düşürmüşlerdi. Buna benzer bir durumu daha sonra iddianame de göreceğiz.

Emniyette ifade vermeyi reddeden gazeteciler, 8 günün ardından savcılığa çıkarıldı. Kent dışından özel olarak getirilen, operasyonun hemen ardından da İzmir’e tayin edilen; kırmızı ceket, beyaz bluz üzerine de ayyıldızlı bir kolye işareti takmış bir yönüyle mesai dolu olan; hal hareket, tavır davranışlarıyla kendini ispat çabası içerisindeki savcıyla ilk kez karşılaşacaklardı. Savcının tüm bu mesai dolu yaklaşımları ve tavırları hem operasyonun amacını ortaya koyuyor, hem de sorgu sürecinin neyle sonuçlanacağını haber veriyordu. Nitekim öyle de oldu. Gözaltına alınanlardan 16 gazeteci ‘örgüt üyesi olmak’ suçlamasıyla tutuklandı.

Kral çıplak diyen gazetecilerdik

Daha önce de farklı vesilelerle belirtmiştik; bu bir gazetecileri susturma operasyonuydu. Sadece gazeteciler susturulmakla kalmayıp halkın haber alma hakkının önüne geçiliyordu. Çünkü bizler karabasan gibi toplumun üzerine çöken baskıcı, duyulmayanı duyuran, görülmeyeni gösteren, ‘Kral çıplak’ diyen, haykıran gazetecilerdik. Hiçbir zaman iktidar odaklarının sokmak istedikleri kalıplar içerisine girmedik. Her zaman haklının, ezilenin yanına durma çabası içerisinde olduk ve halkın haber alma hakkını savunduk. Bunun için belki yıllar boyu çok bedeller ödedik. Ancak hakikati savunmak kararlılığımızdan milim geri adım atmadık. Halen bu kararlılığımızın bedelini ödüyoruz. Ama olsun; haksızlıklar, hukuksuzluklar, hak ihlalleri, zorbalıklar karşısında susmaktan yeğdir.

Türkiye basın özgürlüğünde gerilemeyi sürdürdü

Bilindiği üzere bizlerin tutuklanmasının ardından ülkenin hali her geçen gün daha da kötü gitti. Bizden sonra yine onlarca arkadaşımız gözaltına alındı, tutuklandı. Gazetecilere dönük soruşturmalar, davalar hiç eksik olmadı. Basın ve medya çalışanları hep baskı altında tutuldu. Eleştirel yayın organları verilen cezalarla susturulmaya çalışıldı. Daha yakın zamanda Diyarbakır ve Ankara merkezli 2 ayrı operasyonda yine gazeteci arkadaşlarımız hedef alındı ve aralarında derneğimiz DFG’nin eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda gazeteci tutuklandı. Bütün bunların sonucu olarak Türkiye, uluslararası basın özgürlüğü endeksinde istikrarlı bir şekilde gerilemeyi sürdürdü.

Bununla birlikte toplum bir bütün olarak baskı cenderesine alındı ve her alanda bu baskı politikaları hâkim kılınmaya çalışıldı. Derinleştirilen ekonomik kriz ve sömürü düzeni her alana yayıldı. Savaş politikalarıyla Kürt sorununda çözümsüzlük ısrarla sürdürüldü ve aslında tüm bu kötülüklerin zemini gazetecileri susturma çabalarıyla kendini gösterdi. Bu durum geçirdiğimiz son Mayıs seçimlerinde de yansımasını buldu. Tüm bunlar birlikte düşünüldüğünde gazetecileri susturma amaçları daha net anlaşılacaktır.

Gazetecilik onurunu koruyacağız

Başlarken de belirttiğimiz üzere bize yönelik operasyonun üzerinden bir yıl geçti. Cezaevinde geçirdiğimiz 10 ayın ardından hakkımızdaki iddianame tamamlandı. Devlet organları, emniyetiyle, yargısıyla el ele vermişçesine bizi daha ne kadar hapishanede tutacakları çabası içerisine girdi. Gizlilik kararı nedeniyle göremediğimiz ancak 10 ay sonra iddianame olarak karşımıza çıkan dosyada ‘dağ fare doğurdu’ misali dalga geçercesine sadece gazetecilik faaliyetlerimizin sıralandığı bir metinle karşılaştık. İddianamenin en flaş kısmı olmaya aday gizli tanığın ‘falan şahıs buraya kamerayla girip çıkıyordu’, ‘çekiyordu’, ‘şu şu şahıslar burada program yapıp HDP’lileri konuk alıyorlardı’ minvallerinde beyanları, bize gözaltı sürecindeki gazetecilik teçhizatlarımızın ‘suç aleti’ olarak sergilendiği sahneleri hatırlattı. İddianameyi hazırlayan savcı da baştan sona nasıl gazetecilik yaptığımız anlatan bir metne imza atıyordu. Şimdi dönüp bir yıllık sürece baktığımızda hukuksuzluklarla dolu tam anlamıyla bir ‘gazetecileri susturma’ operasyonuyla karşı karşıya olduğumuzu daha net bir şekilde görebiliyoruz. Şunu da biliyoruz ki nasıl geçmişte bunu başaramadılarsa bugünde bizi susturmayı başaramayacaklar. Dışarıda da olsak dört duvar arasında hapiste de olsak karşılarında dimdik ayakta, gazetecilik onurunu korumaya, yazmaya, çizmeye, anlatmaya, göstermeye devam edeceğiz. Bu vesileyle yaklaşık bir ay sonra görülecek olan duruşmamıza tüm onurlu meslektaşlarımızı ve demokratik çevreleri davet ediyor, sesimize ses katmaya çağırıyoruz. Bilinmeli ki gazetecilik suç değildir!”

Kaynak: MA

#gazetecinin #davası #Temmuzda #Sesimize #ses #katmaya #çağırıyoruz

Gazeteci Arslan Kırşehir’e götürüldü

Kırşehir Merkezli soruşturma kapsamında gözaltına alınan Fırat Can Arslan, Kırşehir’e götürüldü. Arslan’ın ifadesi yarın alınacak

Kırşehir’de başlatılan soruşturma kapsamında Ankara’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Fırat Can Arslan, Kırşehir’e götürüldü.

“Örgüt propagandası” gerekçesiyle gözaltına alınan Arslan’ın ifadesi yarın alınacak.

Kaynak: MA

#Gazeteci #Arslan #Kırşehire #götürüldü

Yeni Meclis başkanı AKP’li Numan Kurtulmuş oldu

Yeni Meclis Başkanlığı için yapılan seçimin üçüncü turunda Meclis yeni başkanlığı 321 oy ile AKP adayı Numan Kurtulmuş oldu

Meclis, 28’inci dönem için yeni başkanını seçmeye başladı. Yapılan ikinci tur için çoğunluk sağlanamayarak üçüncü tur oylamaya başlanıldı. Yapılan üçüncü tur oylamada, 584 üye oy kullandı. Yeşil Sol Parti adayı Tülay Hatimoğulları, 51 oy aldı. CHP’nin adayı Tekin Bingöl, 160, İyi Parti’nin adayı Cihan Paçacı 43, Türkiye İşçi Partisi’nin adayı Şerafettin Can Atalay 4, AKP adayı Numan Kurtulmuş 321 oy aldı. 5 geçersiz oy kullanıldı.

Meclis yeni Başkanı AKP adayı Numan Kurtulmuş oldu.

ANKARA

#Yeni #Meclis #başkanı #AKPli #Numan #Kurtulmuş #oldu

Ayhan ve Gökalp’ın cenazesi ailelerine verildi

Lîcê kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren Dilan Gökalp ve Vedat Ayhan’ın cenazeleri, aileleri tarafından teşhis edildikten sonra memleketlerine gönderildi

Amed’in Lîcê ilçesine bağlı Barah Mahallesi’nin Hemza ve Antîxan mezraları kırsalında, 3 Haziran’da başlatılan askeri operasyonda askerler ve HPG’liler arasında çatışma çıktı. Yaşanan çatışmada ise Vedat Ayhan (Mahsun Hêşetî), Dilan Gökalp (Zin Amed) ve ismi öğrenilemeyen bir HPG’li daha yaşamını yitirdi. HPG’lilerin cenazeleri, teşhis için Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na (ATK) getirildi.

Yaşamını yitiren HPG’lilerin aileleri teşhis için sabahın erken saatlerinde ATK’ye geldi. Teşhisin ardından Ayhan’ın cenazesi Sêrt’in Xisxêr’e bağlı Hêşetî köyüne, Gökalp cenazesi ise Bismil’e doğru yola çıkarıldı.

Öte yandan ismi öğrenilemeyen bir HPG’linin cenazesinin ATK’de olduğu öğrenildi.

Kaynak: MA

#Ayhan #Gökalpın #cenazesi #ailelerine #verildi

Gever’de zırhlı aracın çarptığı 5 yaşındaki çocuk yaşamını yitirdi

Gever’de Renger tipi zırhlı aracın çarptığı 5 yaşındaki E. A. isimli çocuk yaşamını yitirdi

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinden Wan güzergahına ilerleyen Yüksekova İlçe jandarma Komutanlığı’nda görevli uzman çavuşa ait araç zırhlı araç, 5 yaşındaki E.A isimli çocuğa çarptı. Olay yerinde yaşamını yitiren 5 yaşındaki E.A’nın cenzesi Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Olaya ilişkin Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, araç sahibi uzman çavuşun gözaltına alındığı öne sürüldü.

Kaynak: MA

#Geverde #zırhlı #aracın #çarptığı #yaşındaki #çocuk #yaşamını #yitirdi

Cizîr’de gözaltına alınan 6 kişilik aile serbest bırakıldı

Cizîr’de dün sabah saatlerinde gözaltına alınan aile serbest bırakıldı

Şirnex’in Cizîr ilçesine bağlı Sur Mahallesi’nde dün sabah saatlerinde bir eve yapılan baskında 18 yaşından küçük çocukların da olduğu 6 kişilik aile gözaltına alınmıştı. Dün akşam Cizre Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan aile daha sonra serbest bırakıldı.

ŞIRNEX

#Cizîrde #gözaltına #alınan #kişilik #aile #serbest #bırakıldı

Meclis Başkanlığı için 3’üncü tur: Deva ve Gelecek Partisi dayları çekildi

Yeni Meclis başkanlığı için yapılan seçimin ikinci turunda üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu yeniden sağlanamadı. DEVA ve Gelecek Partisi adayları adaylıktan çekildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 28’inci dönem için yeni başkanını seçmeye başladı. Birinci tur için çoğunluğa ulaşılmadı. Yapılan ikinci tur oylamada, 586 üye oy kullandı. Yeşil Sol Parti adayı Tülay Hatimoğulları, 51 oy aldı. CHP’nin adayı Tekin Bingöl, 131, İyi Parti’nin adayı Cihan Paçacı 41, Türkiye İşçi Partisi’nin adayı Şerafettin Can Atalay 3, DEVA Partisi’nin adayı Mustafa Yeneroğlu 15, Gelecek Partisi’nin adayı Serap Yazıcı Özbudun 21 oy AKP adayı Numan Kurtulmuş 321 oy aldı.

İkinci tur oylamada da oylamanın üçte iki çoğunluğu sağlanamadı. Meclis Başkanlığı adaylığını bırakan, Gelecek Partisi’nin adayı Serap Yazıcı Özbudun ve DEVA Partisi’nin adayı Mustafa Yeneroğlu ise adaylıktan çekildi.

Meclis’te üçüncü tur oylaması başladı.

ANKARA

#Meclis #Başkanlığı #için #3üncü #tur #Deva #Gelecek #Partisi #dayları #çekildi

Eyn Îsa’ya saldırı sonucu yangın çıktı

Türkiye ve desteklediği paramiliter grupların Eyn Îsa’ya yönelik saldırısında yangın çıktı

Türkiye ve desteklediği paramiliter grupların ağır silahlarla Kuzey ve Doğu Suriye’de Eyn Îsa’daki eski kamp ve M4 Karayolu’na saldırdı.

Hawar Haber Ajansı’da (ANHA) yer alan haberde, saldırı sonucunda kampta yangı çıktı. Saldırı devam ettiğinden yangına müdahale edilemediği belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Eyn #Îsaya #saldırı #sonucu #yangın #çıktı