Ana Sayfa Blog Sayfa 338

Vartinis Davası yine ertelendi: Zamanaşımına itiliyor

Vartinis Davası’nda dönemin Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu, hakkında çıkarılan Kırmızı Bülten kararına rağmen yakalanmazken, dava bu gerekçeyle 2022’den bu yana ertelenerek zamanaşımına itiliyor

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde evleri ateşe verilerek aynı aileden 9 kişinin yakılarak katledilmesiyle ilgili Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden başlayan Vartinis Davası’nın 14’üncü duruşması Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, 2022 yılının Ekim ayında verilen “kırmızı bülten” kararına rağmen firari sanık Bülent Karaoğlu’nun yakalanamadığı gerekçesiyle duruşmayı 5 Temmuz’a erteledi.

Ne olmuştu?

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis Beldesi (Altınova) kırsalında 2 Ekim 1993 tarafından yaşanan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirdi. Çatışmadan sonra astsubayın cenazesini almaya gelen askerler, Vartinis’ten geçerken havaya ateş açtı ve “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrıldı. Olaydan bir gün sonra, yani 3 Ekim 1993’te beldeye gelen askerler “örgüte yardım ettikleri” iddiasıyla köyü ateşe verdi.

Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan 7 çocuklarıyla birlikte yaşamını yitirdi. Evden sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt, daha sonra katliama ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı’na gönderdi. DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve “failleri belli olmadığı” gerekçesiyle dosyayı kapattı.

Öğüt, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte, 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, bu kez olaya ilişkin soruşturma başlattı. Savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de 7 yıl askeri savcılıkta bekledi.

2011 yılında Öğüt ailesinin avukatları yeniden savcılığın yolunu tuttu. Muş Başsavcılığı, yasa değişiklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürütüp tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üsteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında “kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan dava açıldı.

Yargıtay kararı 5 yıl sonra bozuldu

“Güvenlik” gerekçesiyle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde alınan davanın 1 Mart 2016 tarihindeki karar duruşmasında, dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ile diğer 3 sanık hakkında “delil yetersizliğinden” beraat kararı verildi. Karara, “yargılamanın eksik yürütüldüğü” gerekçesiyle itirazda edildi.

Dosya, 5 yıl Yargıtay’da bekletilmesi ardından karar çıktı. Yargıtay, katliamdan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun sorumlu olduğunu belirterek yerel mahkemenin verdiği beraat kararını “köyün yakılması emrini Yüzbaşı Karaoğlu vermiştir” diyerek bozdu. Daire, ayrıca dava sanıkları arasında yer alan rütbeli 3 asker hakkındaki beraat kararını ise onadı. Kararın ardından Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2021 tarihinde görülen ilk duruşmada dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında tutuklama kararı verildi. Ancak Karaoğlu Eylül 2021 tarihinden bu yana yakalanamadı.

Kaynak: MA

#Vartinis #Davası #yine #ertelendi #Zamanaşımına #itiliyor

Yüksekdağ: Hizbullah’ın sisteme dahil edilmesi için bu dava kullandı

HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, seçimlere ve Kobanê davasına değinerek ‘Hizbullah’ın sisteme dahil edilmesi için de bu davayı kullandılar’ vurgusu yaptı

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 18’i tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 25’inci duruşmasının 2’nci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda devam ediyor.

Duruşmaya verilen aranın ardından söz alan HDP eski MYK üyesi Bülent Parmaksız, konuşmasını Cannes Film Festivalinde ödül alan Merve Dizdar’a adadı. Dizdar’ın konuşmasından dolayı linç kampanyasına uğramasını kabul edilemeyeceğini belirten Parmaksız, toplumun mutsuz olduğunu ve değişimi talep ettiğini söyledi. Seçim kazanımının, Türkiye’ye kaybettirdiğini belirten Parmaksız, “İki kitleyi birbirine düşman kılarsanız, kısa dönemde kazanırsınız ama uzun dönemde kaybedersiniz. Türkiyelileşme siyasetinin parlamentodaki ifadesi HDP’ydi. Kürtlere, ‘HDP fikriyatından vazgeçeceksiniz. Gidin bölge partisi olun’ diyorlar. Türk yönetenleri bu fikriyatı dağıtmak istiyor. O zaman daha kolay tecrit edeceğini biliyor. HDP’nin bölge partisi olması Türkiye için de Kürtler için de risktir. HÜDA-PAR ile bölgeyi dağıtmaya, Kürtleri İslamize etmeye çalışıyorlar. Bunu hep yaptılar. Barzani ve HÜDA-PAR ilişkisini arttırarak, Kürtleri Barzanileştirmek istiyorlar. Laik, aydın zihniyeti öldürmek istiyorlar. Kürtleri HÜDA-PAR, KDP ve Domuz bağı arasına hapsetmek istiyorlar.”

‘Türkiye toplumu ikiye ayrıldı’

HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise, mahkeme heyetine “Bir tebriği hak ediyorsunuz” diyerek konuşmasına başladı. Yüksekdağ, kurdaki artışa ve ekonomik krizin derinleşmesine dikkat çekerek, “İktidar sizinle birlikte bir seçim çalışması ve kampanya yürüttü. Bütün siyaset devletin zor ve yargı aygıtlarına dayanarak gayri ahlaki bir zafer ilan etti. Oy demokratik bir haktır. Bu zamana kadar muhalefete ve HDP seçmenlerinin oylarına saygı duyulmadı. Belediyelerine kayyum atandı. Siyasetçiler hala yargılanıyor. 2023 seçimlerinde Türkiye toplumu ortadan 2’ye ayrıldı. Bir tarafta hileyle hurdayla yalanla seçim kazananlar ve Türkiye’nin değişimden yana oy kullananlar. Hayat da, siyaset de, itibar da, bu düzende Türkiye’nin yarısına hakkaniyetli davranmadı, saygı duymadı. Bu memleketin yarısı mağdur, onlara küs, saygı görmemiş ve hakları ihlal edilmiş olarak yaşamaya zorlanıyor. Böyle bir tabloya uyandı Türkiye. İktidarın böbürlendiği zaferin gerçek karşılığı budur” ifadelerini kullandı.

‘Bizim için ölümden öte köy yok’

Doğruları ve gerçekleri söylemekten üşenmeyeceklerine dikkat çeken Yüksekdağ, bu gerçeklere kulaklarını tıkayanların, bu gerçekleri duymak zorunda kalacağını kaydetti. Yüksekdağ, “Bizim üzerimizden seçim çalışması yürütenler, AKP-MHP heyeti zaten kararı vermiş. Bu dava bu hüküm üzerinden sürdürülüyor. Siz karar vermeden Erdoğan hüküm kesti. Bunun üzerinden bir seçim daha yürüttü ve bir seçim daha kazandı. Sizin hakkınızı da yemiyoruz. Sizin sayenizde kazandı. Zafer konuşmasını yaparken, mutlu olmadı ve yine nefret saçmaya devam etti. ‘Biz kaldığımız sürece Demirtaş’ı bırakmayız’ diyerek balkon konuşması yaptı. Yeni yargı sistemi böyle ilerliyor. İnsan bile diyemeyeceğimiz varlıklar ‘Selo’ya idam’ sloganı attı. Demirtaş’a idam isteyen Yüksekdağ’a da Gülten Kışanak’a da idam istiyor. ‘Sizi hapsetmek yetmedi, ölülerinizi istiyoruz’ diyorlar. Bu konuşmaların yapacak siyaset sahası neden bu kadar muhafaza ediyorsunuz. Ben 7 yıl önce ne söylediysem, bugün arkasında duruyorum. Bizim için ölümden öte köy yok. Biz ne ile karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Bundan sonra da bildiğimizi yapacağız. O da direnmek. Zafer sarhoşluğu yaşayanlara soruyorum: Siz bundan sonra ne yapacaksınız? Seçim kampanyasını montajla yaptılar. Bu ülkenin yarısı montaj yapan siyasetçiyi savundu. Aynı şey yıllardır bizim davamızda da yapılıyor. Kaç tane AİHM kararı var ama kimin umurunda? 7 yıldır tutukluyuz. 7 yıldır hukuk dolandırıcılığı yapıldı. Uluslararası hukuk dolandırıldı. Kendi hukukunuzu dolandırdınız” şeklinde konuştu.

‘Bu dava siyasetin merkeziydi’

Yüksekdağ, yargının siyasetin gölgesinde yürümeye devam ettiğini belirterek, “Siz bu dava aracılığı ile siyasi yargılama yaptınız, biz de siyasi savunma yaptık. Bu dava siyasetin merkeziydi. Hizbullah’ın sisteme dahil edilmesi için de bu davayı kullandılar. İktidarın ittifakından olan eski Susurlukçuların aklanıp paklanması sisteme dahil olması da yine yargı mekanizması üzerinden oldu. Bir taraftan Hizbullah’ı aklayıp diğer taraftan JİTEM davası onca görgü tanığına, delile rağmen beraatle sonuçlandı. Hem azmettirenler hem tetikçiler beraat edildi. Bütün suç örgütleri sizin, yargı üzerinden aklanıp sisteme dahil edildi. Bu dosyada sanık olması gerekenler bizim karşımıza müşteki sıfatı ile getirildi. Aynı çizgiyi sürdürmekte de ısrar ediyorsunuz. Erdoğan bir kez daha size talimat verdi. Göreviniz ‘Suçlu çıkarmak’ dedi. Gerçek suçluların açığa çıkmasının önünü kapatmak için bizi suçlu çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bunu 7 yıldır sistematik bir biçimde yapıyorsunuz. Siyaset de bunun üzerinden sürdürülüyor” dedi.

‘Ara karar gerçeği değiştirmez’

Tutukluluk süreci boyunca eşit ve adil şekilde savunma haklarının bile ellerinden alındığını kaydeden Yüksekdağ, şöyle konuştu:

“2016 yılında 3 ay boyunca gözaltı muamelesi gördük. Avukatımızla bile görüşemedik. Tek kişilik hücrelerde tutulduk. Her bir avukat görüşmesi krize dönüşüyordu. Kimin talimatıyla, iktidarın talimatıyla. 3 ay bize sistematik şiddet uygulandı. Bugün güya hakkımızı kullanıyoruz. Biz savunma olanaklarına, savunma hakkına yine ulaşamıyoruz. Bizim kendimizi savunacak zamanımız bile yok. Aradan 7 yıl geçmiş. 7 yıl önceki koşullardan ne farkı var şu an içinde bulunduğum durumumuzun. Savunma olanaklarına yine erişemiyoruz. Sizin aldığınız ara kararlar bu gerçeği değiştirmez.

‘İkinci yüzyıla Kürt düşmanlığı ile girliyor’

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yüzyılı Kürt karşıtlığı ve halkaların birbirinden kopuşu üzerinden şekillenmişti. Türkiye Cumhuriyeti 100 boyunca beka sorunu yaşadı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti daima diken üstünde yaşadı. Bu elverişli zemin üzerinde de darbeler türedi ve Cumhuriyeti 2’nci yüzyıla getirdi. Tarih tekerrür etmez. Tarihten ders çıkarılmazsa aynı şeyler tekrar eder. Türkiye 2’nci yüzyılına bir Kürt düşmanlığı ile, farklılıklarla karşı tahammülsüzlük ile ve bir demokrasi krizi ile bıçak sırtında giriyor, çünkü Türkiye’deki siyaset zümresi bu krizden besleniyor. Bugün de aynı başarıyı kutladılar. Biz yeniden başlamayı bildik. Bizlerin üzerinde kurulmaya çalışılan karanlığa inat, direnmeyi mücadele etmeyi, inanmayı sürdüreceğiz. Bu zamana kadar nasıl bir enerji ile yürüttüysek, bunu daha da büyütmek zorundayız. Eksikliklerimizden dersler çıkararak yaşamın her alanının mücadele ve direniş alanı olduğunu unutmadan yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Kazanma yolundan ayrılmadığımız müddetçe biz kazanacağız.”

‘Can Atalay hala cezaevinde’

Amed Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Gültan Kışanak da, kumpaslar üzerinden halkın iradesini cezaevinde tutanların halkın iradesine saygı duymaktan bahsedemeyeceğini belirterek, şunları kaydetti: “Halkın iradesini alanlar hala cezaevinde, Can Atalay’da hala cezaevinde. Siyasi partilerin kapısının önünde dahi açıklama yapamadığı, sendikacıların sokağa çıkamadığı, kadınların sokakta sürüklendiği bir ülkede sandığın tek başına demokrasiyi temsil ettiği söylenemez. Onun için mücadeleye buradan başlayacağız. Haklarımızı kullanmaya, örgütlenmeye, özgür irademize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Demokrasi ancak böyle gelir. Yoksa manipüle edilen yöntemlerle yapılanlara tek başına halk iradesi açığa çıktı denilemez.

‘Sarayı rahatsız etmişiz’

Kobanê Davasının seçimleri kazanmak üzere açıldığını belirten Kışanak, “Kobane Kumpas Davası sandıktan böyle bir sonuç çıkmasının en önemli müsebbipleri den bir tanesidir. O nedenle kazanacaksak burada kazanacağız. Kobane Kumpas davasını Türkiye kamuoyuna anlatacağız. Bunların yalan olduğunu anlatıp, teşhir edeceğiz. Biz kobane Kumpas Davasını anlatamazsak seçimlerde kazanamayız. Hakikat burada Kumpas dosyalarının arasına kilitlenmiş. Bu ülkeyi demokrasi düşmanlarına bırakmayacağız. Manipülasyon, kara propaganda faşizmin en önemli araçlarından bir tanesidir. Hakikat de demokrasi mücadelesi yürütenlerin en önemli aracıdır. Küçücük bir zorlanmada bile kendi kişisel bekasının kaygısına düşen Süleyman Soylu, ‘Sayın Erdoğan beni çağırdı. Bu belediyelerden rahatsız olduğunu söyledi. Bende onları iki gün içinde görevden aldım’ demek ki bizim görevden alınmamızın hukuki bir gerekçesi yok. Sarayı rahatsız etmişiz. Bizzat bu operasyonu yapan, hakkımızda sahte delil üretmek için işbirliği yapan, kumpas dosyalarını derdest eden, sizi de enstrüman haline getirenler döner sizi de satarlar. Bu kumpas dosyalarının nasıl yürütüldüğü tek tek ortaya dökülecek. Zulmün karşısında yılgınlığa kapılmamak lazım. Zulüm mücadele gerekçesidir” ifadelerini kullandı.

‘Yaratılmak istenen algıya izin verilmemeli’

Ülkede ekonomik krizin olmasına rağmen seçim kampanyasında kimsenin bu durumdan söz etmediğini dile getiren Kışanak, Kobanê Davası’nın bu yüzden açıldığına vurgu yaptı. Kışanak, “Onun için sabah akşam bu dava meydanlarda konuşuluyor. Halkın sofrasından çaldıkları ekmek konuşulmasın diye. Memleketin hakiki sorunlarını konuşmaktan uzak durarak seçim kazanılamaz. Mevcut iktidar kara propaganda üzerine yarattığı algılarla bu seçimi almaya ve muhalefeti de hakikatı konuşamaz haline getirdi. Bence özeleştiri verilecekse burada verilecek. Muhalefet muhasebe yapıyorum, eksiklerimi görüyorum adı altında oyalanmaya ve hırsızın hiç mi suçu yok durumuna düşmeye fırsat vermesin. Yaratılmak istenen toplumsal algı bütün suç muhalefetin hırsızın hiç suçu yok. Bu duruma izin vermemek gerekiyor. Bu halkın özgürlüklerini, sofrasındaki ekmeği, barış hakkımızı elimizden çalan bu iktidara karşı bir saniye bile durmadan mücadele etme zamanı gelmiştir. Demokratik mücadele böyle bir şeydir. Her zaman önüne bakar. Eksiğini görür yanlışını görür ama daha iyisini yapma iddiasını hiçbir zaman kaybetmez. Biz de daha iyisini yapma iddiasıyla bu davada kumpasa karşı mücadele edeceğiz. Umudumuzu emeğimizden, hakikatimizden alıyoruz. Umudumuz harekete geçmektir. Halklarımızın, ortak gelecek arzusunu kaybetmeden demokratik bir gelecek inşasına daha çok sahip çıkacağına inanıyorum” dedi.

Duruşmaya ara verildi.

Kaynak: MA

#Yüksekdağ #Hizbullahın #sisteme #dahil #edilmesi #için #dava #kullandı

Meclis Başkanı seçiminde ilk turda çoğunluğa ulaşılmadı

Meclis Başkanı seçiminde hiçbir aday ilk tur oylamasında yeterli çoğunluğu sağlayamayınca ikinci tur oylamaya geçildi

Meclis Genel Kurulu’nda, Meclis Başkanı seçiminin ilk turunda seçilen olmadı. Seçimin ikinci turu oylamayla devam edecek. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yönettiği oturumda, Cumhurbaşkanı Kabinesi’nin yeni üyeleri Genel Kurul’a geldi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve yeni bakanlar, tek tek kürsüye çıkarak yemin etti.

Yeminlerin ardından yeni Meclis başkanlığı seçimi birinci turu için gizli oylama yapıldı. Birinci turda 586 üye oylamaya katıldı. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, 51 oy aldı. CHP’nin adayı Tekin Bingöl 131, İyi Parti’nin adayı Cihan Paçacı 42, İşçi Partisi’nin adayı Şerafettin Can Atalay 3, DEVA Partisi’nin adayı Mustafa Yeneroğlu 16, Gelecek Partisi’nin adayı Serap Yazıcı Özbudun 20 ve AKP adayı Numan Kurtulmuş 317 oy aldı.

6 oy geçersiz olurken, oylamada üçte iki oy çoğunluğu bulunamadı. İkinci tur için oylama başlarken, seçimin sonuçlanması için bir adayın 401 oy desteğine ulaşması gerekiyor.

Meclis’te ikinci tur oylama başladı.

ANKARA

#Meclis #Başkanı #seçiminde #ilk #turda #çoğunluğa #ulaşılmadı

Isparta’da bir kadın inşaatta ölü bulundu

Isparta’nın Şarkikaraağaç ilçesinde Semiha K. isimli kadın, bir inşaatın bahçesinde ölü bulundu

Isparta’nın Şarkikaraağaç ilçesinde yaşayan Semiha K. dün saat 18.30 sıralarında evden çıktıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Semiha K. bir süre sonra Şarkikaraağaç- Kızıldağ yolu üzerindeki inşaatın bahçesinde ölü bulundu.

Semiha K.’nin cenazesi otopsi yapılmak üzere morga konuldu. Semiha K.’nin şüpheli ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan Semiha K., gelininin ‘Yemeği ısıt, geliyorum’ diyerek evden ayrıldığını ve bir daha dönmediğini söyledi. Semiha K.’den haber alamayınca aramaya çıktığını anlatan E.K., bir süre sonra yapımı devam eden bir inşaatın bahçesinde gelinini hareketsiz yatarken gördüğünü, çevredeki çocukların yardımıyla sağlık ekiplerini çağırdığını söyledi.

Semiha K.’nin cenazesinin Antalya’nın Serik ilçesinde toprağa verileceği belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Ispartada #bir #kadın #inşaatta #ölü #bulundu

RTÜK’ten 4 kanala seçim cezası

RTÜK, FOX TV, Halk TV, TELE 1 ve Flash Haber’e seçime yönelik programları nedeniyle ceza verdi

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin ardından iktidarın basına yönelik saldırıları da artmaya devam ediyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi İlhan Taşçı, FOX TV, Halk TV, TELE 1 ve Flash Haber’e ceza verdi.

RTÜK cezalarını değerlendiren Taşçı, “Seçim sonrası RTÜK, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına karşı her türlü engellemeye hızla girişti. Elbette bu sis bulutu dağılır, özgürlükler hak ettiği değere, halk da gerçekleri duymaya kavuşur” dedi.

RTÜK, FOX TV’ye seçim yayınında Çiğdem Toker’in sözleri nedeniyle yüzde beş idari para cezası, Halk TV’ye İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programında Ümit Özdağ’ın açıklamaları nedeniyle yüzde beş para cezası, Emre Kongar ile Merdan Yanardağ’ın 18 Dakika programına ceza ve Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un Sinan Oğan hakkındaki sözleri nedeniyle yüzde üç para cezası verdi.

HABER MERKEZİ

 

#RTÜKten #kanala #seçim #cezası

Kadın hakları aktivisti ifadeye çağrıldı

İran’da kadınlara yönelik zorunlu başörtü dayatması devam ederken, avukat Shima Ghoshe’nin ifadeye çağrıldığı öğrenildi

İran’da kadınlara yönelik “zorunlu başörtü dayatması” devam ediyor. Avukat, feminist ve kadın hakları aktivisti Shima Ghoshe, Tahran Ershad Yargı Kompleksi Ceza Mahkemesi 1088. Şube tarafından mahkemeye çağrıldığını sanal medya hesabı twitter hesabından duyurdu. Ghoshe, “Zorunlu bir örtü olmaksızın sokaklarda ve toplum içinde bulunmakla” suçlandığını belirterek 6 gün içinde ifade vermesi gerektiğini kaydetti.

Ghoshe’nin paylaşımı şu şekilde: “Ahlaki Güvenlik Mahkemesi’nin şikayeti üzerine ifadeye çağrıldım! Ahlaki güvenliği alt üst ettiğime ve yönlendirilmem gerektiğine dair bana karşı hangi kanıtların olduğunu hala bilmiyorum?!”

Kaynak: NuJINHA 

#Kadın #hakları #aktivisti #ifadeye #çağrıldı

Hedef gösterilen HDP Gençlik Meclisi üyesi tahliye edilmedi

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hedef gösterilmesi ardından tutuklanan HDP eski Gençlik Meclisi üyesi Hüsamettin Tanrıkulu’nun tahliye talebi reddedildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 3 Eylül’de gözaltına alınan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından hedef gösterilmesinin ardından tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Gençlik Meclisi üyesi Hüsamettin Tanrıkulu’nun “PKK’ye üye olmak” iddiasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması görüldü. Çağlayan’da bulunan İstanbul 29’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Tanrıkulu, tutuklu bulunduğu Silivri 9 No’lu Kapalı Cezaevi’nden getirildi. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatı Nagehan Avçil ve Tanrıkulu’nun ailesi de duruşmada hazır bulundu.

‘Aleyhteki beyanlar asılsız’

İlk olarak söz alan Tanrıkulu, kendisinin aleyhine beyanda bulunan Şiyar Aydın’ın beyanlarının asılsız olduğunu dile getirdi. Aydın’ın ceza almamak için bu yönteme başvurduğunu dile getiren Tanrıkulu, “Kendisi de duruşmada, ‘Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olup olmadığını bilmiyorum. Sadece olduğunu düşünüyorum’ dedi. Yani somut bir dayanağı yoktur. Tamamen yalan söylüyor. Bu şekilde kimse kimsenin üzerine ifade veremez. Bunun delil olarak ele alınması usule aykırıdır. Sadece duydukları, düşündüklerini dile getirip suçlamalarda bulunuyor. Bu kabul edilmez” dedi.

‘Sanal medya suçlaması’

Daha önce gözaltına alındığını ve polise kullandığı sanal medya hesaplarını bildirdiğini ancak dosyada kendisine ait olmayan bir sanal medya hesabı üzerinden suçlandığını anımsatan Tanrıkulu, Yunanistan’a gittiğine dair iddiaları da reddetti. Tanrıkulu, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kendisine dair Şırnak ve Silopi Emniyet Müdürlüklerine gönderdiği maillere de dikkat çekip, tepki gösterdi. PKK’ye üye olmadığını, HDP’ye gittiği için hedef haline getirildiğini ifade eden Tanrıkulu, beraat talebinde bulundu.

 ‘İfadelerin tek bir dayanağı yok’

Söz alan  Avçil, iddia makamının hiçbir dayanak sunmadığını dile getirdi. Tanrıkulu’nun Yunanistan veya Edirne’de sinyal verdiğine dair bir bilgi olmadığını, Yunanistan’da örgütsel faaliyet yürüttüğüne dair de bir delilin de olmadığını dile getiren Avçil, buna rağmen bu iddialar üzerinden suçlamaların devam ettiğini kaydetti. Tanrıkulu, “Örgüt üyesi denilen kişi teyzenin evinde gözaltına alındı. İddianame var, ifadeler var ama bir tek dayanak yok” diye kaydetti. Tanrıkulu hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ihbarına da değinen Avçil, “Tanrıkulu’nun 9 Ekim’de örgüte katılacağına dair mail atıyor. Ancak Tanrıkulu 4 gün sonra gözaltına alınıyor. Hani 9 Ekim’de gidecekti? Kimse bunu sormuyor” diyerek, tepki gösterdi.

‘Tahliye talebi ret edildi’

Avçil, “Biz bu dosyada delil yaratmada kimin mahir olduğunu çok iyi gördük. Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olduğuna dair tek bir delil yoktur. Tanrıkulu’nun karartabileceği bir delil de yoktur. Kaçma, saklama şüphesi de daha önce yargılandığı dosyalardan biliyoruz. Bu nedenle tahliye edilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Söz verilen iddia makamı, tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

Tanrıkulu hakkında süren soruşturma dosyalarının istenmesine karar veren mahkeme, tahliye talebinin reddine karar vererek, duruşmayı 7 Temmuz’a erteledi.

İSTANBUL

 

#Hedef #gösterilen #HDP #Gençlik #Meclisi #üyesi #tahliye #edilmedi

Sêrt’te askeri aracın geçişi sırasında patlama

Berwarî’nin Osiyan köyü kırsalında askeri aracın geçişi sırasında patlama meydana geldiği öğrenildi

Sêrt’in (Siirt) Berwarî (Pervari) ilçesi Osiyan (Doğan) köyü kırsalında, askeri aracın geçişi esnasında patlama meydana geldi. Patlama sonucu yaralanan askerler bölgeye sevk edilen askeri helikopterler ile önce Siirt 3’üncü Komando Tugayı’na daha sonra Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Patlamanın yaşandığı bölgede, askeri operasyon başlatıldığı öğrenildi.

SÊRT

#Sêrtte #askeri #aracın #geçişi #sırasında #patlama

Katledilen gazeteci Hafız Akdemir vurulduğu yerde anılacak

1992’de katledilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Hafız Akdemir için yarın katledildiği sokakta anma yapılacak

Amed’te 8 Haziran 1992 tarihinde katledilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Hafız Akdemir, ölüm yıl dönümü dolayısıyla yarın saat 13.00’te katledildiği Melik Ahmet Caddesi Hafız Akdemir Sokağı’nda anılacak.

31’inci yıl dönümü

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), gerçekleştirilecek anmaya dair sanal medya hesabından “1992’de katledilen Özgür Gündem Gazetesi Diyarbakır muhabiri Hafız Akdemir’i 31’inci ölüm yıldönümünde katledildiği yerde anıyoruz” paylaşımı yaptı.

AMED

#Katledilen #gazeteci #Hafız #Akdemir #vurulduğu #yerde #anılacak

Atanan bakanlar Meclis’te yemin etti

Meclis’te eski kabine üyeleri ile yeni kabine üyeleri yemin etti

Meclis Genel Kurulu’nda yemin töreni gerçekleştiriliyor. Eski kabine üyeleri ve yemin etmeyen bazı vekiller bugün yemin ediyor. Metin dışına çıkıp salonu selamlayan eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı eski Bakanı Vedat Bilgin, oturumu yöneten Devlet Bahçeli’nin uyarısı üzerine yeminini tekrarlardı.

Genel Kurul’da 28. Dönem Milletvekili Seçimi’nde milletvekili seçilen önceki bakanlar yemin etti. Eski Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, yemin metnini tek seferde okuyamadı.

Eski bakanların ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve yeni bakanlar yemin ediyor.

Meclis Geçici Başkanı Devlet Bahçeli başkanlığında toplanan Genel Kurulda, 30. Meclis Başkanı Seçimi yapılacak.

Gizli oyla yapılacak seçimin birinci ve ikinci turunda üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu yani 400 oy, üçüncü turunda ise salt çoğunluk olan 301 oy aranacak.

Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılacak. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, Başkan seçilecek.

Meclis Başkanlığı seçiminde, AKP İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş, CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Yeşil Sol Parti (YSP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Cihan Paçacı, DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ve Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun yarışacak.

ANKARA

#Atanan #bakanlar #Mecliste #yemin #etti