Ana Sayfa Blog Sayfa 339

Mehmet Çiçek toprağa verildi

Kalp krizi nedeniyle yaşamını yitiren Kürt siyasetçi Mehmet Çiçek toprağa verildi

Riha’nın merkez Haliliye ilçesindeki evinde dün kalp krizi nedeniyle yaşamını yitiren Kürt siyasetçi Mehmet Çiçek (85), son yolculuğuna uğurlandı. Çiçek için Eyyübiye ilçesinde bulunan Çifte Kubbe Mezarlığı’nda cenaze töreni düzenlendi. Törene, Çiçek’in ailesi, yakınları, siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcilerinin yanı sıra onlarca kişi katıldı. Çiçek, dini vecibeleri yerine getirildikten sonra toprağa verildi.

Çiçek’in taziyesi Haliliye ilçesine bağlı Yeşildirek Mahallesi’nde bulunan Yunus Emre Taziye Evi’nde kuruldu.

Mehmet Çiçek kimdir?

Yaklaşık 40 yıldır Kürt özgürlük mücadelesinde yer alan ve aktif siyaset yapan Çiçek, farklı tarihlerde “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla birçok kez gözaltına alındı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra gözaltına alınan Çiçek, 5 ay Diyarbakır Cezaevi’nde tutuldu. 2016 yılında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 78 yaşında tutuklanan Çiçek, 2018 yılında tahliye edildi.

Çiçek, 2012 ile 2014 yılları arasında Hakların Demokratik Partisi (HDP) Riha İl Eşbaşkanı görevinde bulundu.

RİHA

#Mehmet #Çiçek #toprağa #verildi

İmamoğlu CHP’deki değişim talebini yineledi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, partisi için ‘değişim’ talebini yineledi; Değişim tek kurulla olmaz

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘değişim’ talebini yineleyerek, “Seçim kaybettik. Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ni kaybettik. Bu seçimlerden sonra da, şunu yapamayız: Aynı şeyleri yapıp yol yürüme gafletine kapılamayız” açıklamasında bulundu. İmamoğlu, “Değişim tek kurulla olmaz” dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıdçaroğlu’na da bu konudaki düşüncelerini paylaştığını söyledi. Politik süreci değerlendirdiği ve izlediğini söyledi.

HABER MERKEZİ

#İmamoğlu #CHPdeki #değişim #talebini #yineledi

Hakkında taciz şikayeti olan doktor göreve iade edildi!

Dersim’de çok sayıda kadının taciz şikayeti ile gündeme gelen doktor aynı hastanede yeniden göreve başladı. Duruma tepki gösteren Dersim Kadın Platformu, ‘Bu kişi burada olduğu sürece kadınlar ve çocuklar tehdit altındadır’ dedi

Dersim’nin Pêrtax (Pertek) ilçesinde kadın hastasına tacizde bulunduğu iddiasıyla 2022 yılında tutuklanan Pakistanlı doktor İ. Hakim, göreve iade edildi. Artı Gerçek’te yer alan habere göre İ. Hakim’in 2022’de tutuklanmasının ardından önceki yıllarda yaptığı tacizlerle gündeme gelmiş, İzmir’de görev yaparken 37 kişinin bir araya gelip, Hakim hakkında hastalara tacizde bulunduğu iddiasıyla İl Sağlık Müdürlüğü’ne dilekçe verdiği de ortaya çıkmıştı.

Hakkında çok sayıda şikayet var

Konuya ilişkin Ses Dersim Şubesi ve Dersim Kadın Platformu basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı Ses Dersim Şube Eş baskani Serap Kahraman okudu. Açıklamada söz konusu şahsın 2015 yılında Pertek 70’inci Yıl Cumhuriyet İlçe Devlet Hastanesi’nde çalıştığı sırada sürekli hastalarını taciz etmekle gündeme geldiği hatırlatıldı.

Tacizle gündeme gelen İ. Hakim’in 2009 yılında Tunceli Devlet Hastanesi’nde acil serviste çalıştığı esnada taciz ettiği kadın hastaların yakınları tarafından dövüldüğünün belirtildiği açıklamada, “Önce Ovacık’a ardından da Hozat’a geçici görevle gönderilmiştir. Hozat’ta bir çok kadın hastayı taciz etmiş, verilen üç şikayet dilekçesi ise işleme konulmamıştır. Kadın hastaların ve yakınlarının tepkisine sessiz kalınmış ve sadece ihtar ve puan silme cezası verilmiştir” denildi.

Aynı hastanede göreve başladı

İ. Hakim’in son olarak Pêrtax’ta çalıştığı sırada taciz ettiği kadın hastaların şikayeti ile tekrar gündeme geldiğinin belirtildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“İ. Hakim, Asliye Ceza Mahkeme’sinin beraat kararı ve idarenin onayıyla görevine başlaması halkta tepki ve endişeye yol açmıştır. Çalıştığı her hastanede kadın hastaları taciz eden ve hakkında toplam 52 şikayet bulunan bu kişinin göreve başlaması hele ki ödül gibi aynı hastanede göreve başlaması insanlık onuruna, kadın ve çocuk sağlık hakkına erişimine, fiziksel ve ruhsal sağlığa dönük bir baskılama ve görmezden gelmedir.

‘İhraç edilme ve yargılanmalıdır’

Mesleğini kullanarak kadın hastaları taciz eden İ.Hakim 657 sayılı devlet memurları kanununun 125/E göre ihraç edilmeli ve yargılanmalıdır. Bu kişi burada olduğu sürece kadınlar ve çocuklar tehdit altındadır. Bir kız kardeşimizin, bir kadın arkadaşımızın daha cinsel tacize maruz kalmasına tahammülümüz yok. Kadın düşmanı politikalar bitene, haklarımızı kazanana kadar mücadeleye devam edecek, bu durumun takipçisi olacağız.”

HABER MERKEZİ

#Hakkında #taciz #şikayeti #olan #doktor #göreve #iade #edildi

İranlı oyuncuya ‘zorunlu baş örtüsüne’ karşı çıktığı için ceza

İranlı ünlü sinema ve televizyon oyuncusu Shagaig Dehghan’a zorunlu başörtüsüne karşı çıktığı için hapis cezası verildi

İran’da kadınlar yargı kararlarıyla baskı altına alınmaya çalışılıyor. Ünlü sinema ve televizyon oyuncusu Shagaig Dehghan’a da zorunlu başörtüsüne karşı çıktığı için on gün hapis cezası verildi.

Shagaig Dehghan’ın avukatı Kaveh Rad, dijital medya hesabı Instagram’dan yaptığı paylaşımda, kamuya açık sokaklarda başörtüsüz dolaştığı için müvekkiline 10 gün hapis cezası verildiğini belirterek, cezanın Tahran’daki Ershad Adliyesi Ceza Mahkemesi tarafından 1 Milyon 500 bin tümen para cezasına çevrildiğini belirtti.

DIŞ HABERLER

 

#İranlı #oyuncuya #zorunlu #baş #örtüsüne #karşı #çıktığı #için #ceza

Adalet Nöbeti 807’nci gününde: Bizi yargılamayı bırakın, adaleti sağlayın

Adalet nöbetleri 807’inci günde olan Emine Şenyaşar’ı bugün Eğitim Sen’liler ziyaret etti. Ziyarette konuşan Emine Şenyaşar, ‘Yaz-kış bütün zorluklara rağmen geliyorum. Sıcaklar başladı, yine de buradayım. Çok zulüm gördük. Adalet bekliyoruz. Bizi yargılamayı bırakın’ dedi

Riha’nın(Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 807’nci gününde devam ediyor.
Aynı zamanda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Riha Milletvekili olan Ferit Şenyaşar, Meclis çalışmaları kapsamında Ankara’da bulunduğu için Emine Şenyaşar, adliye binası önüne gelerek tek başına eylemi başlattı.

Bugün ki eyleme Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Riha Şubesi destek ziyaretinde bulundu.

Bütün sorunların temelinde adaletsizlik var

Ziyaret sırasında konuşan Şube Eşbaşkanı Mahmut Binici, “Anne sadece kendisi için adalet talep etmiyor, herkes için adalet talep ediyor. Anne yargının bağımsız olması için mücadele ediyor. Bizde sendika olarak birçok kes annenin yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Yeni Adalet Bakanı faillerin cezalandırılması için bir uğraş için de olmalı talebimiz budur. Bütün sorunların temelinde adaletsizlik var” dedi.

Yaş kış buradayım

Emine Şenyaşar da, “Yaz-kış bütün zorluklara rağmen geliyorum. Sıcaklar başladı, yine de buradayım. Çok zulüm gördük. Adalet bekliyoruz. Artık yeter, cezaevinde bulunan çocuğum (Fadıl Şenyaşar) bırakılsın. Bu nasıl devlet, hiç bir yerde böyle bir devlet yok. Oğlum Ferit Ankara da, ben burada mücadele etmeye devam ediyoruz. Yarın hakim karşısına çıkacağım (AKP’li İbrahim Halil Yıldız’a hakaretten). Bizi yargılamayı bırakın” dedi.
Heyet bir süre Şenyaşar ile birlikte Adalet Nöbeti tuttuktan sonra adliye önünden ayrıldı.

RIHA

#Adalet #Nöbeti #807nci #gününde #Bizi #yargılamayı #bırakın #adaleti #sağlayın

Gezi’de katledilenler Samandağ’da anıldı

Gezi direnişinin 10. yılında ‘Gezi Direnişinden Deprem Dayanışmasına Mücadeleye’ pankartıyla Hatay Samandağ’da bir yürüyüş yapılarak, katledilenler anıldı

Aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, TİP, TÖP, Dayanışma Evleri ve birçok kurumun da bulunduğu kortej, Abdullah Cömert alanında toplanarak meşale ve mumlarla Gezi’de ölümsüzleşenleri andı. Depremin 122. gününde yapılan yürüyüşte dayanışma ve direnişe vurgu yapan kitle, yeniden inşanın sözünü yineledi.

Samandağ halkına çağrılar yapılarak sürdürülen yürüyüşte basın açıklamasının okunacağı alana gelene dek kortejin katbekat arttığı görüldü.

Yürüyüş boyunca sık sık “Yaşasın Armutlu Mücadelemiz!”, “Direne Direne Kazacağız!”, Gezide Düşene Dövüşene Bin Selam!”, “Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam!” sloganları atıldı. Gezi dayanışması ve mücadelesinin depremin ardından devam edeceği ve yeniden inşanın örüleceği ifade edildi.

Polis protesto edildi

Yürüyüşün başından itibaren polisin kamera ile çekim yapması dikkat çekti. Anmada polislerin yürüyüş esnasında kitleye destek veren esnafı kayıt altına alması protesto edildi. Polisin esnafı kayıt altına aldığı yerde duran ve orada kısa bir açıklama yapan kitle, polisin esnafı kamera ile görüntülemesine izin vermedi. Açıklama esnasında “Katil polis hesap verecek” sloganları atıldı.

HATAY

#Gezide #katledilenler #Samandağda #anıldı

Cinsel istismar faili korucu Babat’ın duruşması görüldü

Çocuğa cinsel istismar suçundan yargılanan fail korucu Ramazan Babat’ın duruşması ertelendi

Şirnex’ın (Şırnak) Sêgirkê (Şenoba) beldesinde bir çocuğa cinsel saldırıda bulunan korucu Ramazan Babat’ın yargılandığı davanın duruşması Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü ve Şirnex Barosu’nun katıldığı duruşmaya fail Ramazan Babat Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada şahitler dinlendi. İfade veren tanık E.B., çelişkili beyanlar vererek istismarın olmadığını iddia etti. Fail Ramazan Babat da istismarı kabul etmeyerek tahliye talebinde bulundu.

Konuşmalardan sonra mütalaa veren savcı, Ramazan Babat, Şehmus Babat, Çetin Babat, Sadi Babat, Emin Güvercin ve Yılmaz Güvercin’in suç işlemek ve delillerin karartılmasından cezalandırılmasını, yine Ramazan Babat’ın  çocuğa karşı cinsel istismar suçu işlemekten tutukluluğunun devamını istedi.

Duruşmaya verilen kısa aranın ardından mahkeme Ramazan Babat’ın tutukluğuna devam etmesine karar vererek duruşmayı 10 Temmuz’a erteledi.

ŞİRNEX

#Cinsel #istismar #faili #korucu #Babatın #duruşması #görüldü

İran için uluslararası kurumlara çağrı: İdamları durdurun

İran’da idamların devam etmesine karşı açıklama yapan 12 insan hakları örgütü, uluslararası kurumlara çağrı yaparak, ‘Hükümetler, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, bu uygulamalarla ilgili harekete geçmedikçe İran hükümeti acımasız infazlarına devam edecek’ dedi

Geçtiğimiz Eylül ayında Kürt kadın Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından İran ve Rojhilat kentlerinin genelinde başlayan halk ayaklanması aylardır devam ediyor. Devam eden protestolara karşı saldırılarına hız veren rejim güçleri ise peş peşe idamlar yapıyor.

Uluslararası topluma çağrı

Buna karşı bildiri yayınlayan 12 insan hakları örgütü, İran’da idam kararlarının son birkaç ayda artış gösterdiğine dikkat çekerek, “Bu infazlar, İran halkı arasında korku uyandırmak ve 8 ay önce başlayan protesto hareketini takiben herhangi bir muhalefeti bastırmak için kasıtlı olarak tasarlandı. Uluslararası toplum ciddi bir adım atana kadar bu infazlar devam edecek” uyarısında bulunuldu.

İdamlarda yüzde 75 artış

1 Ocak 2023’ten bu yana yüzlerce kişinin idam edildiğine dikkat çekilen bildiride, “Kaynaklara göre en az 290 ila 310 kişi idam edildi. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 75’ten fazla artış oldu. Beluci ve Kürt vatandaşları idam edilenler arasında yer alıyor. 2023’teki infazların çoğu uyuşturucuya bağlı suçlar da dahil olmak üzere insan hakları hukuku kapsamında ciddi suç sayılmayan iddia edilen suçlar için gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti’nin bağlayıcı uluslararası yükümlülüklerinin açık bir ihlalidir” denildi.

Temel özgürlükler gözardı edildi

Halkta korku yaratmak amacıyla verilen idam kararlarına karşı tepkiler gösterildiğine vurgu yapılan bildiride, “BM insan hakları uzmanlarından ve sivil toplumdan gelen tepkilere rağmen insan hakları ve temel özgürlüklere yönelik bağlayıcı yükümlülükler göz ardı edilmeye devam etti” diye kaydedildi.

‘Harekete geçin’ çağrısı

Bu infazların, İranlı yetkililerin uluslararası yasal yükümlülüklere bağlı kalmaktansa gücünü koruma önceliğini ortaya koyduğuna işaret edilen bildirinin devamında şöyle denildi: “Uluslararası toplumun bu duruma tepkisi yeterli değildir. Güçlü ve anlamlı bir tepki olmalı. İran makamlarının idam kararları muhalefeti bastırmak ve kontrollerini sürdürmek için bir silah olarak kullanıyor. Uluslararası toplumun harekete geçmesi gerekiyor. Derhal ve açık bir şekilde tepki vermesi zorunludur.”

DIŞ HABERLER

#İran #için #uluslararası #kurumlara #çağrı #İdamları #durdurun

Wan’da yağmanın yolu yapılıyor

Wan Gölü kıyısında yoksulların evleri, ahırları, bahçeleri polis zoruyla yıkılıp kıyı yağmasına hazırlık yapıldı. Ardından son 3 yıldır sazlıklar yakıldı, bataklıklar kurutuldu

Wan’da halkın iradesi gasp edilip HDP’li belediyelere çökülmesinden bu yana Wan coğrafyası yağma alanına dönüştürülmüş durumda. Hem Vali hem de belediye kayyumu olan Ozan Balcı, “Van Gölü’nün sadece Van’a ait değil, tüm insanlığa ve Türkiye’ye ait bir değer olduğunu, bu değeri korumak için 16 kilometrelik bir sahil bandı yolu yaptık ve çalışmalar devam ediyor” dedi. Kıyı bandının inşaat yağmasına açılmasını gölü korumak iddiasıyla süsleyen Balcı, çalışmalara Edremit, İpekyolu ve Tuşba belediyelerinin de desteklediğini belirtti. Wan büyükşehir dışında diğer 3 belediye ile birlikte, ekipler oluşturularak polis eşliğinde ahırların yıkıldığını ve geçen yıl bölgede sahil bandı ve park yapımına başlandığı hatırlatıldı.

Hemşehri güzellemesi

Vali Balcı’nın, “Yaklaşık 10 kilometrelik bir sahil bandı yolu yapıyoruz. İnşallah bunu 16 kilometreye çıkartacağız. Bu sahil yolunu yaptığımız zaman, 1100 dönüm alan üzerindeki rekreasyon projesini gerçekleştirdiğimiz zaman, burası büyük bir kültürel, turistik merkezi olacak. Bu sahil yolunu, Erciş yoluyla da birleştirmeyi planlıyoruz. Aynı zamanda da şimdi bizim çevre yolumuz da yapılıyor. İki tane büyük yolumuz yapılmış oluyor. Hedefimiz, Vanlı hemşehrilerimizi Van Gölü’nün güzelliğinden zenginliğinden yararlandırmak. Sadece Vanlı hemşehrilerimiz değil, çevre il ve ilçelerde yaşayan insanlar için de bir turistik ve cazibe merkezi haline getirmeyi planlıyoruz” sözleri ‘hemşehriler’ güzellemesiyle sürerken, yapılanlar valinin iddialarını anlamsız kılıyor.

Kayyumlar el ele

Diğer yandan sürdürülen dip temizliği ile sahil temizleme çalışmaları sahillerin tamamen işgal edilerek büyük bir rant alanı yaratma projesi olarak yürütülürken, doğal yaşam ise yerle bir ediliyor. Wan Büyükşehir Belediyesi dışında Erdîş (Erciş), Bêgirî (Muradiye), Artemêt (Edremit) ve Tuşba belediyelerine kayyum atanmasından sonra bu ilçelerin sahilleri halka yasaklanıp AKP’li zenginler ile devlet kurumlarının rant alanı haline getirildi. Kayyumlar el ele vererek rant peşine düşerlerken, bu belediye kayyumlarından biri olan Erdîş kayyumu, kent sahilinin birçok noktasında göle dolgu yaptı. Dolguların üzerinde cafe ve lokanta gibi birçok işletme yapılarak yandaşlara verildi.

Türkleştirme çabası

Yine Artemêt kayyumu daha önce sahilde bulunan ve halka ait olan onlarca işyerini yıktırdı. Yeni yapılar yandaşlara verildi. Bêgirî ilçesinin Wan Gölü sahili doğal güzelliğinin yanı sıra tarihi 10 bin yıl öncesine dayanan höyükler ve yazar Yaşar Kemal’in memleketi olan Ernis (Ünseli) köyü, AKP’nin hedefi haline geldi. Ernis sahili ve çevresine, Kürt kültürü ve tarihini yok etmek için kayyum ve kaymakamlar tarafından Türklere ait olduğu iddiasıyla “Atayurt” adı altında Türk çadırları ve otağlar yapılırken, bölgede Kürtler yok sayılıp Türkleştirme süreci yağmayla birlikte sürdürülmek isteniyor.

Rant için doğa katlediliyor

Wan’ın Erdîş (Erciş) ilçesinin Wan Gölü sahilinde birçok kuş türüne ev sahipliği yapan sazlık alanlar yakılıp yuvalar yok edilirken, sayısız kuş türü yaşamını yitirdi. Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Gölağzı Sazlığı yanarken, Saray ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve yine birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Kazlıgöl Sazlığı da yakılmıştı. Bir diğer yangın da Muradiye ilçesi sınırları içerinde bulunan Karahan Mahallesi civarındaki sazlık ile Ovapınar mevkiindeki sazlık alanlar yakıldı. Kayyum döneminin başlaması sonrası 2018 yılından bu yana Muradiye, Gevaş ve Erdiş’te sazlıklar yakılırken, yangınlarla ilgili hiçbir soruşturmanın yapılmamış olması dikkat çekici bir durum.

Ekosistem çöküşe sürükleniyor

Ekosistemin önemli bir parçası olan bataklıklarda yüzlerce canlı türü yaşamını sürdürüyor. Ancak göl kıyısındaki mevcut sazlık ve bataklık alanlar, resmi kurum/kuruluşlar eliyle yok edilirken ekosistem çöküşe sürükleniyor. Göl kıyısındaki sazlık ve bataklık alanlarda park, sosyal donatı alanı, otel veya özel villa gibi rantsal alanlar yaratılması için sazlıklar yakılıyor, bataklılar ise doldurulup kurutularak yok edilmeye devam ediliyor. AKP’li Van Büyükşehir Belediyesi, sazlık ve bataklık alanların olduğu yerlerde, 30 metre genişliğinde 16 kilometre uzunluğunda yol inşa ederek büyük bir ekokırım yaşatmayı başardı.

Baro işaret etmişti

Diğer yandan, İpekyolu Belediyesi de göl sahilindeki sazlık ve bataklık alanları hafriyatla doldurup park alanı oluşturdu. Wan Barosu Çevre ve Ekoloji Komisyonu, belediyeler eliyle hafriyatla doldurulmak suretiyle tahrip edilen sazlık ve bataklık alanların incelenmesi sonrası yaptığı açıklamada, “Sazlıkların bulunduğu alanlarda vahim bir çevre kirliliği olduğu, sazlıkların büyük ölçüde tahrip edildiği, bazı noktalarda sazlıkların ortasından taş ve toprak yığıntılarıyla doldurulmuş yol geçirildiği görülmüştür” vurgusu yağmanın amacına işaret ediyordu.

Wan Gölü ölüme mahkum

Onbinlerce hektar orman, mera, yayla, tarihi ve doğal SİT alanlarını ve tarım arazilerini kapsayan alanlarda maden ihaleleri yapıldı ve bu süreç büyüyerek ilerliyor. Wan’da maden, Hidro Elektrik Santralleri (HES), Güneş Enerji Santralleri-tarlaları (GES) ile onbinlerce hektar doğal alan işgal ediliyor. Wan Gölü’nde ise gölü besleyen sular üzerine kurulan HES ve barajlar nedeniyle gölü besleyen sular azalırken, gölde büyük çekilmeler yaşanıyor. Diğer yandan kentsel kirliliğin göle salınması nedeniyle göl adeta ölüme mahkum ediliyor. Bölgede yaşanan depremler sonrası halkı kendi haline bırakanlar, TOKi eliyle rant devrişme süreçlerini işletirken, kıyı işgali rantı genişletmek için inşa ediliyor.

19 baraj ve inci kefali

Wan Gölü’nü besleyen ve inci kefalleri için hayati önemdeki akarsuların üzerine yapılan HES ve barajlar nedeniyle gölle buluşan sularda büyük bir azalma yaşanmakta. Bu durum bölgede ve Wan Gölü’nde büyük bir ekolojik yıkımı ortaya çıkarırken bu yıkımdan inci kefalleri de ağır biçimde payını alıyor. Bölge maden ve enerji işgali altına alınırken yaşanan sorunların küresel iklim değişimine bağlanma çabası ise dikkat çekiyor. Binlerce yıldır Wan Gölü’nde yaşayan ve üremek için gölü besleyen akarsulara göç etmek zorunda olan inci kefalleri HES ve barajların neden olduğu su azlığı, kıyı işgalleri vb. gibi nedenlerle adeta yok oluşa bağlanmakta. Ayrıca suyun taban seviyesine indiği Sarımemet, Zernek ve Koçköprü barajlarında balık ölümleri yaşandı. Diğer yandan akarsular ve Wan Gölü evsel ve maden atıkları ile her geçen gün adeta katlediliyor.

Yıkım yaratan barajlar

Wan coğrafyasında çalışan ve sırasını bekleyen 19 baraj ve HES mevcut. İşletmede olanlar ise şöyle: Muradiye Ayrancılar HES, Koçköprü Barajı ve HES, Zilan Regülatörü ve HES, Çataj Saral 3 HES, Engil HES, Gürpınar Hoşap Baraj ve HES, Sarımehmet HES, Erciş Morgedik Regülatörü ve HES Erciş, Erciş HES ile birlikte 9 adet Hidro Elektrik Santrali işletmede bulunuyor. Ayrıca üretim lisansı almış olan Ak HES ve ön lisansı alınmış olan Bahçesaray Pervari A Barajı ve HES sırasını bekliyor. Diğer yandan planlanan 9 HES ise şunlar: Tellikaya Regülatörü ve HES, Çatak Deliktaş HES, Botan Narlı Barajı ve HES, Karasu Barajı ve HES, Bahçesaray Tüğsüs Regülatörü ve HES ve Beşik HES, yine Çarak’ta Konalga Regülatörü ve HES, Başkale Sarıtaş HES ve Erciş Yakut HES.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Wanda #yağmanın #yolu #yapılıyor

Ayla Akat: Bu dosya bir intikam dosyasına dönmüştür

Kobanê davasından yargılanan ve çözüm sürecinde kendileriyle birlikte süreci yürütenlerin Bakanlıklarda görev aldığını anımsatan tutuklu siyasetçi Ayla Akat Ata, ‘Erdoğan’ın en büyük başarısızlığı Kürt sorununu çözememektir. Bu dosya bir intikam dosyasına dönmüştür’ dedi

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 20’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 25’inci duruşmasının 2’nci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görüldü. Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen davanın duruşmasına Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri ile çok sayıda avukat katıldı.

Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçilerin bir kısmı duruşmada hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde tutulan tutuklu siyasetçiler ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Duruşma, mahkeme savcısının tutuk incelemesine dair mütalaayı okuması ile başladı. Daha sonra HDP eski Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Ali Ürküt söz aldı. Ürküt, AKP’li Cumhurbaşkanı’nın seçim propagandasını Kobanê Davası üzerinden yürüttüğüne ve bu yolla bir linç kültürü yarattığını belirtti.

Altınörs: Bilinçaltında örgüt üyeliği olur mu?

Ardından söz alan HDP eski MYK üyesi Alp Altınörs, AİHM’nin Demirtaş ve Yüksekdağ kararına dikkat çekti. Altınörs, “Savcılığın hazırladığı mütalaa bize başka bir kast üretilmeye çalışıyor. AİHM kararlarını ara kararlarınızda keyfi yorumluyorsunuz. Kararları okumadığınızı düşünüyorum. Bu karar, dosyayı içeren bir karar. Tahliye edilmesi gerektiği söyleniyor. Kararda adınızı vermiş, ‘22’inci Ağır Ceza Heyeti’ diyor. Bu kararda, ‘HDP’nin tweetter hesabından yaptığı paylaşımlarda kast, DAİŞ’in saldırısına karşı Kobanê halkıyla dayanışmak içindir. Şiddet eylemleri doğrudan tweetin bir sonucu olarak görülemez ve tutuklamanın gerekçesi olamaz’ diyor. Bu karar bu dosyaya ilişkin. Benim suçum, tweete destek vermişim. Nasıl vermişim: ‘Sanığın bilinçaltında verilen MYK rolüyle kendisine verilen görevi yerine getirdiği’. Bilinçaltında örgüt üyeliği olur mu? Gördünüz mü böyle bir şey. Bilinçaltı rüyalarla ilgilidir. Ben rüyamda mı PKK’ye üye oldum? Bana kimse bir rol vermedi. Ben HDP’nin Türkiye’de oynayacağı role inandım ve kongrede üye oldum. Orada da MYK’ya girmek istiyorum dedim, seçildim” diye konuştu.

‘Siz bir soykırımı yargılıyorsunuz’

Altınörs, şöyle devam etti: “Yanı başınızda bir soykırım uygulanırken buna sessiz kalmadınız diye terörist mi oluyorsunuz? Şengal’de yaşanan Êzidî soykırımından 1,5 ay sonra bu olayın tarihi. Dün Şengal’de olanlar yarın Kobanê’de de olacaktır. IŞİD’in lideri ‘Kürtlerin karısı kızı sizlere helaldir’ diye fetva vermedi mi? Siz bir soykırımı yargılıyorsunuz. AKP seçim zaferini Selo’ya idam sloganı ile kutluyor. Bir tweetten yürütülen linç sürecini dağıtmak için mücadelemiz sürecektir. Bu kumpas davaları, bu hukuksuzluklar, bizim demokrasi güçlerimiz içinde çok da etkili değil.”

Ata: Bu dosya bir intikam dosyasına dönmüştür

Altınörs’ün ardından Ayla Akat Ata söz aldı. Sürecin yürütücülerinin dışarıda elini kolunu sallayarak gezdiğini kendilerinin ise yargılandığını belirtti. Çözüm süreci yürütücülerinin yeniden görev aldıklarını belirten Akat Ata, şunları kaydetti: “7 Haziran’da masa devrildi. AKP ilk defa iktidardan düştü. Seçim bitti. Bizim toplumun yarısına bıraktığımız miras bu kutuplaşma oldu. Erdoğan, ilk konuşmasında kitlesine düşmanlaştırıldık, idam istendi. Daha sonra Stonberg’in yanında konuştu. Burada, ‘Millet olarak bu güçlü birlikteliği yeniden tesis etmemiz gerekiyor. Geçmişteki hatalardan ders çıkararak istikbali inşa etmeliyiz. Gün bir olma günüdür. Barışmanın yollarını arayalım” dedi. Bunlar içi boş sözler değil. Biz burada nasıl yargılanıyoruz? O dönem görüşmeleri yapan insanlar bu dönem bakan olabiliyor. Biz nasıl yargılanıyoruz? 52 insanın katili olarak yargılanıyoruz.

Bu ülkede her an her şey olabilir. Bizim tutuklanmamızın gerekçesi yoktur. Bu dosya toplumda bir karşılığı varsa, biz de burada siyasetçiler olarak söz kurmak zorunda kalıyoruz. Bu bin yıllık kardeşliğinizi haksız hukuksuz yere yargılayamazsınız. İsyanın gerekçelerini ortadan kaldırmak varken, masa devrildikten sonra hiç yaşanmamış bir karanlığı Kürtlere yaşatmak doğru değildi. Türkiye toplumu çok kültürlü bir toplumdur. Ya buna uygun politikalar yürütülecek ya da bunlar zahiri zaferlerdir. Erdoğan’ın en büyük başarısızlığı Kürt sorununu çözememektir. Bu dosya bir intikam dosyasına dönmüştür. Bu salonda ne hukuk ne adalet vardı. Daha önce ‘Hukuk yoksa vicdanınız vardır’ demiştim. Ne yazık ki bunun da karşılığını göremedim. Bugün neden İmralı’ya gidilemiyor. Bize gidin dendi. Oslo sürecinden devlet ile temaslarımız oldu. Bunları tek başımıza mı yaptık? Bunların hepsinin müsebbibi bir tweet ve tweeti paylaşan bir milletvekili.”

Aşan: Kürtlerin en meşru hakları manipüle edildi

Akat’ın ardından söz alan Aynur Aşan, Kürtçe yaptığı savunmasında Türkiye’de Türkçülük sorunu olduğunu ve Türkçülük sorunu sonucunda Kürt sorununun açığa çıktığını söyledi. Kürtlerin statü, anadilde eğitim ve kültürel haklarını istediğini belirten Aşan, şunlar kaydetti: “Kürtlerin en meşru hakları bu seçimde de olduğu gibi manipüle edildi ve kriminalize edilmeye çalışıldı. Size soruyorum, yargı bağımsız mıdır? Eğer yargı bağımsızsa şu anda sadece ben değil burada yargılandığım arkadaşlarımın tamamı ve bu dava paralelinde yürütülen davalardan yargılananların tamamı tahliye edilir. Sizin heyetiniz vicdani görevi yerine getirmedi. Bu görevi yerine getirmek de cesaret ister. Demek ki sırtınızı güçlü yere dayamışsınız. Ondan dolayı dosyayı virgülünden noktasına devam ettiriyorsunuz. Bütün tutuk devam gerekçelerimizde bir nokta bile değiştirilmedi. Yaşama dümdüz bakıyorsunuz, sabit fikirlisiniz. Bu iktidarın bu ırkçı söylemlerle 5 yılı getireceğine inanıyor musunuz? Altının boşaltıldığı ekonomi ile bu durum 5 yıl sürer mi? Yargı, bu önyargılarla 5 yıl ben bağımsızım diyebilir mi? Vermiş olduğunuz kararlar Türkiye’nin 5 yıllık kararını şekillendirecek.”

Suç duyurusu

Aşan, şöyle devam etti: “ Savcı mütalaasında barış süreci yok sayılıyor. Bu süreci kim yürüttü? Bu değerli süreç, ‘benim haberim yok’ denilerek ortadan kaldırıldı. Bütün yükü de Kürt halkının sırtına atıldı. Hepimiz de biliyoruz, Türkiye diplomasisinde Cumhurbaşkanısız kimse bir karar veremez. Biz özgür bir iradeyle hareket ettiğimizden dolayı bugün burada yargılanıyoruz. Cumhurbaşkanı sözleriyle Anayasayı ayaklar altına aldı, suç işledi. Ben burada Cumhurbaşkanı hakkında suç duyurusunda bulunuyorum: Hepimiz burada 52 kişinin katili olarak lanse etti. Yandaş medyada yer alan yorumcular, Demirtaş’ın katil olduğunu söylemekte ve bunu topluma yüklemeye çalışmaktalar. Bu dosyada yargılanan bütün arkadaşlarım katil, terörist olarak lanse ettiler. Bunun sebebi de Savcının mütalaası, sizin bizim üzerimizden yürüttüğünüz tavırlarınızdır. Ben sizi de bu durumdan sorumlu görüyorum. Siz bağımsız karar veremezsiniz. Size bu şekilde dayatılıyor ama bir seçeneğiniz var. Kendi vicdanınız ile cübbenizin yeminine sadık kalarak bütün arkadaşlarımızı tahliye edebilirsiniz. Böyle bir karar vermenizi bekliyorum.”

Mahkeme heyeti, duruşmaya saat 13.30’a kadar ara verdi.

Kaynak: MA

#Ayla #Akat #dosya #bir #intikam #dosyasına #dönmüştür