Ana Sayfa Blog Sayfa 340

Melek Mosso AKP’liler tarafından hedef alındı

AKP’liler aldığı ödülü erkek şiddeti sonucu yaşamını yitiren kadınlara adayan şarkıcı Melek Mosso’yu hedef aldı. Mosso’nun konserlerinin iptali isteniyor

PowerTürk Müzik Ödülleri’nde “En Güçlü Cover Şarkı” dalında aldığı ödülü katledilen kadınlara adayan şarkıcı Melek Mosso, sanal medya platformlarında iktidara yakın kesimler tarafından hedef alındı. Şarkıyı hedef gösterenler AKP’li belediyelerin olduğu yerlerde  konserlerinin iptal edilmesini istedi.

Saldırıların ardından Tekirdağ Süleymanpaşa Belediyesi’nin organize ettiği “Uluslararası Tekirdağ Kiraz Festivali”nde 11 Haziran Pazar günü sahne alacak olan Mosso’nun konserinin iptal edilmesi yönünde baskı yapıldı. Konserin iptal edilip edilmediği konusunda net bir bilgiye ulaşılmadı.

Ne olmuştu?

5 Haziran günü PowerTürk Müzik Ödülleri’nde “En Güçlü Cover Şarkı” ödülünü aldıktan sonra Mosso, ödülünü katledilen kadınlara adadığını aktararak, “Ben bu ödülü yüzyıllardır bu toplumda, dünyada ötekileştirilen kıyafetleri ile, kahkahasıyla kadın olmanın gerektirdiği her şeyle yargılanan, ittirilen, katledilen bütün kadınların ruhlarına armağan olarak alıyorum. Sesimiz hiçbir zaman kısılamayacak. Kimse beni susturamayacak, konuşmaya, üretmeye ve şarkı söylemeye devam edeceğim” ifadelerini kullanmıştı.

HABER MERKEZİ

#Melek #Mosso #AKPliler #tarafından #hedef #alındı

İHD İzmir Şubesi: Ege’de bir yılda en az 724 çocuk hakkı ihlali yaşandı

İHD, Ege Bölgesi’nde bir yılda çocuklara yönelik yapılan hak ihlallerini raporlaştırdı. Buna göre, 2022 yılında en az 724 hak ihlali yaşandı

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu hazırladıkları “2022 yılı çocuk hak ihlali” raporunu açıkladılar. Dernekte düzenlenen basın toplantısıyla yapılan açıklamada raporun Aydın, Afyon, Balıkesir, Muğla, Manisa, Uşak, Burdur, Isparta, Denizli, Kütahya ve İzmir kentlerinde yaşayan çocuklara yönelik hak ihlallerini içerdiği belirtildi.

Krizler arttıkça şiddet arttı

Raporu İHD Yöneticisi Cemile Karakaş okurken, son yıllarda göç, hızlı kentleşme, bölgesel farklılıklar, ekonomik kriz, yoksulluk, çocuk ve genç nüfusun büyüklüğü, işsizlik, küreselleşme, aile içi şiddet, çocuk yetiştirme gelenekleri, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, bilgi teknolojileri, emek sömürüsü, pornografi ve yasa dışılık, cinsel taciz, istismar, tecavüz, sağlığa erişimde yetersizlik, eğitimin engellenmesi, dini sömürü gibi birçok nedenden çocuk hakları ihlallerinin arttığını vurguladı.

En az 724 hak ihlali

Türkiye’nin Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne taraf olmasına rağmen çocuğun üstün yararının korunmasına ilişkin temel politikaları hayata geçirmediğine dikkati çeken Karakaş, 2022 yılında çocuklara yönelik en az 724 hak ihlali yaşandığını belirtti.

Onlarca çocuğun hakları gasp edildi

Buna göre, sağlık sorunlarından kaynaklı 5 çocuk hayatını kaybederken, aile bireyleri tarafından 4 çocuğun kaçırıldığı, çocuğun ağır işte çalıştırılması sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği, ırkçılık sonucu bir çocuğun eğitim hakkının engellendiği, zihinsel engelli 3 öğrenciye taciz ve tecavüz edildiği, yine tecavüz sonucu bir çoğun ise hamile kaldığı belirtildi.
5 çocuğa daha taciz ve tecavüz edildiği, yine 3 çocuğun ise darp, psikolojik şiddete uğradığı ifade edildi.

2 çocuğun aile bireyleri tarafından katledildiği, yine 3 çocuğun aile bireyleri tarafından suça itildiği, 3 çocuğun din görevlisi tarafından taciz edildiği, istismar sonucu 1 çocuğun ise hayatını kaybettiği ifade edildi.

Çocuğun korunamaması sonucu 24 çocuğun hayatını kaybettiği, 3 çocuğun şüpheli şekilde hayatını kaybettiği, 28 çocuğun yaralandığı ve 397 çocuğun zehirlendiği, çocuğa darp, şiddet ve tacize cezasızlığın ise 4 olduğu belirtildi.

İZMİR

 

#İHD #İzmir #Şubesi #Egede #bir #yılda #çocuk #hakkı #ihlali #yaşandı

Efrîn’de 4 kişi kaçırıldı: Ailelerden fidye istendi

Türkiye’ye bağlı gruplar Efrîn’in Cindirêsê ilçesinde biri kadın 4 kişiyi kaçırdı. Kaçırılanların ailelerinden fidye istendiği öğrenildi

Türkiye’ye bağlı gruplar Efrîn’in Cindirêsê ilçesine bağlı Keferdela Jêrîn köyünde biri kadın 4 yurttaşı kaçırdı. Kaçırılan yurttaşların nereye götürüldüğü ise bilinmiyor.

Ailelerden fidye istendi

Kaçırılan yurttaşların isimleri şöyle; Elîf Hec Resûl, Newal Hec Henan (25), Mehmûd Ebdurehman Dawûd (41) ve Ebdullah Hec Henan (45). Çeteler yurttaşların serbest bırakılması karşılığında ailelerinden fidye istedi.

Dün de Askeri Polis üyeleri Cindirêsê ilçesine bağlı Hecîler köyünde yaşayan Amir Muslim Silêman (34) adlı yurttaşı kaçırmıştı. Müslim Silêman’ın da nereye götürüldüğü bilinmiyor.

Kaynak: NUJİNHA

#Efrînde #kişi #kaçırıldı #Ailelerden #fidye #istendi

HDP’den kur şoku ve ekonomik gelişmeler için açıklama

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Rıdvan Turan, ekonomik gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomi ve Tarım Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Rıdvan Turan, kurdaki artış ve ekonomideki son gelişmelere ilişkin partisinin genel merkezinde açıklama yapıyor.

Ayrıntılar geliyor…

#HDPden #kur #şoku #ekonomik #gelişmeler #için #açıklama

Ebrar Sitesi’nin 2’nci müteahhitti tutuklandı

Mereş merkezli depremlerde en fazla ölümün yaşandığı Ebrar Sitesi’nin 2’nci müteahhitti Tevfik Tepebaşı da tutuklandı

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen iki büyük depremde en fazla yıkıma uğrayan kentteki Ebrar Sitesi’nin ikinci müteahhidi Tevfik Tepebaşı tutuklandı.

Yaklaşık 4 bin 500 kişinin yaşadığı, Mereş merkez Şazibey Mahallesi İsa Yusuf Alptekin Bulvarı üzerinde yer alan Ebrar Sitesi’nin her biri 8 katlı olan 12 bloğundan 8’i yıkılmış, 4’ü ise ağır hasar almıştı.

Sitenin müteahhitlerinden A.D. 16 Şubat’ta tutuklanırken, diğer müteahhit Tevfik Tepebaşı ise adresinde bulunamadı.

Polis karakoluna giden Tepebaşı, gözaltına alındı. İfadesi alınan ve ardından adliyeye sevk edilen Tepebaşı, nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.

MEREŞ

#Ebrar #Sitesinin #2nci #müteahhitti #tutuklandı

Haiti’de selden sonra deprem: En az 4 kişi hayatını kaybetti

Haiti’de etkili olan yağışların arından bu kez de deprem meydana geldi. Ülkenin batısında yaşana depremde en az 4 kişi hayatını kaybetti, 36 kişi yaralandı.

Amerikan jeofizik enstitüsü USGS’ye göre deprem yerel saatle 05.00 sıralarında ülkenin güney batısı kıyılarına 9 kilometre mesafede 4,9 şiddetinde meydana geldi.

Yoksul halk etkilendi

Depremde özellikle Jeremie kenti etkilenirken, hayatını kaybeden ve yaralananların yoksul bir mahalle olan Sainte Hélène sakinlerinden oluşduğu öğrenildi.

En az 2 bini kişi hayatını kaybetti

Haiti’nin güney batı yarımadası ağustos 2021’de de 7,2 büyüklüğünde bir depremle sarsılmış, 2 bin 200’ü aşkın kişi hayatını kaybetmiş, 130 bini aşkın ev yıkılmıştı.

2010 yılında 7 büyüklüğündeki bir deprem 200 bin kişinin ölümüne yol açmıştı. Deprem başkent Port-au-Prince’i yerle bir etmiş, 1,5 milyon kişi evsiz kalmıştı.

Geçen hafta sonu kötü hava koşulları da ülkeyi ağır bir şekilde vurdu, en az 51 kişi hayatını kaybetti, 18 kişi kayboldu, 140 kişi yaralandı.

DIŞ HABERLER

#Haitide #selden #sonra #deprem #kişi #hayatını #kaybetti

Akdoğan’ın cenazesi Wan’da abluka altında toprağa verildi

Mêrdîn’in Omeriya bölgesine gerçekleştirilen hava saldırısında hayatını kaybeden HPG’li Ali Akdoğan’ın cenazesi Wan’da toprağa verildi

Mêrdîn’in Omeriya (Ömeryan) bölgesinde 12 Mart’ta gerçekleştirilen hava saldırısında hayatını kaybeden 3 HPG’liden Ali Akdoğan’ın (Dênîz Helîn) cenazesi DNA eşleştirilmesi sonrası ailesi tarafından Kamor Şehir Mezarlığı’nda alınarak Wan’a getirildi.

Abluka altında defin

Akdoğan’ın cenazesi burada sabaha doğru dini vecibelerinin yerine getirilmesinin ardından Karşıyaka Mahallesi Mezarlığı’nda sadece aile bireylerinin katılımıyla defnedildi. Mezarlığın etrafını kapatan ve aile bireyleri dışında kimsenin mezarlığa girişine izin vermeyen polis, cenazeye katılanların görüntü çekmesine de izin vermedi.

Kimsesizler mezarlığına defnedilmişti

Omeriya bölgesinde 12 Mart’ta gerçekleştirilen hava saldırısında hayatını kaybeden 3 HPG’liden Ali Akdoğan’ın cenazesi kimsesizler mezarlığına defnedilmişti. Ailelerin başvurusu üzerine yapılan DNA eşleştirmesi sonucu cenazelerden birinin Ali Akdoğan’ın diğerinin ise Riha nüfusuna kayıtlı İshak Çekin’in (Egîd Cûdî) olduğu belirlenmişti.

WAN

#Akdoğanın #cenazesi #Wanda #abluka #altında #toprağa #verildi

Turan Kimyasal kullanımını gündeme getirdiği için yargılandığı davada beraat etti

İzmir’de Baro genel kurulunda, Avaşîn, Zap ve Metina’ya yönelik saldırılarda kimyasal silah kullanılmasını gündeme getirdiği için yargılanan avukat Aryen Turan, beraat etti

İzmir Barosu’nun 22 Ekim 2022’de yaptığı Genel Kurulu’nda, TSK’nin Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki Avaşîn, Zap ve Metina’ya yönelik düzenlediği saldırılarda kimyasal silah kullanılmasını gündeme getirdiği için “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” ile suçlanan avukat Aryen Turan hakkında açılan davanın 2’nci duruşması İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Aryen Turan ve avukatları, duruşmada hazır bulunurken, Fransa, İspanya ve Hollanda’dan hukukçuların yanı sıra İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, insan hakları savunucuları ve çok sayıda avukat da duruşmayı takip etti.

Savcı sunduğu mütalaasında, “Sanık hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmamakla beraber yardım ettiği iddiasıyla iddianame düzenlense de yaptığı konuşmada bir iddia ya da söylemden yok içinde bir kanaat barındırdığı görülüyor. Konuşmanın örgüte yardım etme kapsamında olmadığı, sanığın fiililerinin kanunda suç olarak görülmediğinden dolayı beraatına karar verilmesini talep ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

Linç kampanyası sonucu dava açıldı

Savunmasını yapan avukat Aryen Turan, açılan davanın, herhangi bir suç işlediği için değil yandaş medyanın kışkırtmasıyla oluşan linç kampanyası sonucu açıldığını vurguladı. Olay sonrasında savcı ve başsavcıyla görüşmeye çalıştığını ifade eden Turan, “Bir avukat olduğumu ve ifade verilmesi gerekiyorsa verebileceğimi söyledim. Ama linçin büyümesi nedeniyle iki hafta sonra savcı hakkımda gözaltı kararı verdi. Gözaltı sonrası savcı 2 günde bir iddianame hazırladı. Bunun bu kadar hızlı olmasının sebebi yargının hızlı olması değil savcının dosyadan kurtulmak istemesiydi. Beraat edeceğimi biliyordum. Geriye dönüp baktığımda hatırlayacağım tek şey arkamdaki bu kalabalık olacak” dedi.

Beraat talebi

Ardından konuşan ÖHD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Avukat Şükran Öztürk, ilk celsede ÖHD’nin tüzüğünü, amacını ve hedefini anlattıklarını anımsattı. Baro Genel Kurulu için hazırladıkları metinde bir suç unsuru olmadığını kaydeden Öztürk, “Dünyada yaşanan tüm insan hakları ihlallerine karşı beyanımızı, sesimizi duyurmak istedik. Ancak bu yargılamada amacına ulaşarak bazı meselelerin konuşulmasını engellemiştir. Fakat hukukçular olarak mücadelemizi vermekten geri durmayacağız. Müvekkilimin beraatını talep ediyorum” diye belirtti.

‘Müvekkilim bir algıya kurban edildi’

ÖHD Eş Genel Başkanı Avukat Serhat Çakmak ise, savcının mütalaasına katıldıklarını dile getirdi. İnsanların algı üzerinden yargılamaya maruz kalmaması için hukuk mücadelesi verdiklerini vurgulayan Çakmak, “Hukuk dernekleri insan hakları alanında yakıcı olan çoğu insanın konuşamayacağı şeyi dile getirmek zorundadır. İnsan hakları alanında mağduriyetlere karşı mücadele verdiğimiz için fikirlerimizi dile getirdik. Meslektaşım da bir iddianın araştırılmasını istedi. Bizde bu fikirdeyiz. Yapılması gereken bu iddia ile ilgili soruşturma başlatılmasıydı. Fakat bu yapılmadı ve müvekkilim bir algıya kurban edildi. Gelinen aşamada buna dair bir delil olmadığını görüyoruz ve beraatini talep ediyoruz” diye konuştu.

‘Hiçbir kurumu hukuktan azade değildir’

Avukat Türkan Aslan Ağaç da, müvekkilinin Baro Genel Kurulu’nda Türkiye’nin sorunlarını anlatan bir metin okuduğunu kaydetti. Söylediği şeylerden birinin de askerin yurtdışı operasyonlarında kimyasal silah kullandığı iddiasının araştırılmasına yönelik olduğunu belirten Ağaç, “Savcının konuşmayı ağır eleştiri olarak tanımlamasına da katılmıyorum. Hiçbir kurumu hukuktan azade tutamazsınız. Buna TSK, yargı ve polis teşkilatı da dahildir. TSK ve polis teşkilatı da suç işlemeyen yapılar değildir. Aynı zamanda TSK’nın sivillere karşı eylem yaptığı ve daha sonra ortaya çıktığı zaten ortada. Temel görevimiz hukukun dışına çıkan insanlara hesap sormaktır” ifadelerini kullandı.

Beraat kararı

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, dosyada suç unsuru oluşmamasından kaynaklı Avukat Aryen Turan’ın beraatın karar verdi.

HABER MERKEZİ

#Turan #Kimyasal #kullanımını #gündeme #getirdiği #için #yargılandığı #davada #beraat #etti

Bayındır : Moral ve motivasyonun etkilenmesine izin vermemeliyiz

Seçim sonuçlarına dair değerlendirmelerde bulunan ve ‘Ertelenen yapısal sorunların, seçim sonuçlarında etkili olduğunu’ belirten DBP Eşbaşkanı Keskin Bayındır iktidarın ve özel savaş aparatlarının yarattığı atmosfer sonucu moral motivasyonun etkilenmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi

14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlere dair değerlendirmelerde bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Keskin Bayındır, özel savaş aparatları ve iktidarın dayattığı atmosferin dikkate alınmaması gerektiğini belirtti. Bayındır, aslında ertelenen yapısal sorunların sonuçlarıyla karşılaştıklarını ve bunun üstesinden gelecek dinamiklere sahip olduklarını söyledi.

ANF’ye konuşan Bayındır, öncelikle Kürt halkının duruşunun, Erdoğan ve rejimine reddiyesinin görülmesini gerektiğini vurguladı. Ertelenen yapısal sorunların, seçim sonuçlarında etkili olduğunu kaydeden Bayındır, “3. Yol siyasetimizdeki aşınma, ittifak siyasetimizde pratikte yaşanan sorunlar, seçimlere yeni bir parti ile girmek zorunda kalmamız gibi nedenler var. Şu gerçekliğin altını özellikle çizmek lazım; devletin tüm imkanları seferber edilmesine rağmen Kürt halkı, AKP-MHP faşizmine dur deyip Erdoğan rejimini onaylamadı. Bu yönüyle seçim sonuçlarını bir yenilgi olarak görmek yanlış olur. Ortada başarısız bir durum var ama yenilgi olarak görülemez. iktidarın yarattığı atmosferin sonucu moral motivasyonumuzu alt etmesine müsaade etmemek gerekir” şeklinde konuştu.

‘Klasikleşen yol yöntemler kaybettirdi’

Bayındır, değişen Kurdistan sosyolojisine göre hareket etmeleri gerekirken, klasikleşmiş yol ve yöntemlerin kaybettirdiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Yoğun baskı ve gözaltılar altında çalışma yürütmek kolay bir şey değildi. Mütemadiyen süregelen bir baskı ortamında çalışma yürüttük. Çalınan oylar var. Bunlar bahane olarak görülmemeli. Özeleştirel bir sürecin içindeyiz. Kurumlarımızın işlevlerini yerine getirmelerinde aşınmalar olduğu bir hakikat. Halkı örgütlemede ciddi yetmezlikler içine düştük. Önemli olanın rejimi değiştirmek olduğunu dile getirdik ve bunu savunduk. Demokrasiye kapı aralanması için çaba harcadık, ancak bunda etkili olamadık, halkımıza kendimizi iyi anlatamadık. Parçalı ve dağınık bir görüntü verdik. İdeolojik anlamda örgütlü bir toplum yaratma hedefimizden uzak düşmemiz, bu sonuçların alınmasındaki en temel etkendir. Bunun sorumlusu bizleriz.”

‘Devlet sandıktan çıkan iradeyi çalmıştır’

AKP-MHP faşizminin uzun yıllar boyunca yarattığı ve maddi temelleri olan örgütlü bir sosyolojinin karşısında Kurdistan siyasetini büyütmek gerekirken, atılan birçok yanlış adımla bunu başaramadıklarını teslim eden Bayındır, siyasetin toplumsallaştırılması ilkesinden uzaklaşmanın, merkezi düzeyde yaşanan parlamenterizmin ve orta sınıflaşmanın tuzaklarından biri olduğunu bildikleri halde bunu aşmakta yetersizlikler yaşadıklarını söyledi.  Faşizm karşısında en büyük direnç kaynağı olan HDP ve temsil ettiği iradenin kapatma ve kumpas davalarıyla bertaraf edilmek istendiğini hatırlatan Bayındır, ancak bütün bu baskılara rağmen ne teslim olunduğunu ne de halkın seçeneksiz bırakıldığının altını çizdi. Ağır faşizm koşulları ile gasp ve hilelere dikkat çeken Bayındır, “Devlet, Kurdistan’da sandıktan çıkan iradeyi çalmıştır. Bu yüzden seçimlerin adil, sonuçların meşru olmadığı görülmelidir“ dedi.

‘İttifak siyasetimizi toplumsal zeminde büyüteceğiz’

HDP’nin bir ittifak partisi olduğunu hatırlatan Bayındır, Emek ve Özgürlük İttifakı ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nın birer seçim ittifakı olmadığını belirterek, şunları dile getirdi: “Seçimlerden önce kurulan bu ittifaklar, aynı zamanda bir toplumsal mücadele ve ulusal birlik ittifakları olarak görülmeli. Emek ve Özgürlük İttifakı’na bir seçim ittifakı olarak bakmadık. İttifak siyasetine bakışımız doğrudur, ancak seçimler sürecinde yaptığımız taktiksel hatalar vardı. Tek liste ile girmesek bile ittifakın bir sinerji yaratacağını düşündük ama yanıldık. İttifak siyaseti pratiğe döküldüğünde yetmezlikler yaşandı ve ortaya çıkan krizleri yönetememe sorunu açığa çıktı. Seçim sonuçları başarısız olunca da özel savaş aparatları bunu fırsata çevirdi ve ittifak ruhunu zedeleyen söylemler içine girdi. Seçim sonuçları üzerinden ittifak siyasetimizin tümden yanlış olduğuna dair yorumları reddediyoruz. Önümüzdeki süreçte ittifak siyasetimizi tam da olması gerektiği gibi toplumsal zeminde büyüteceğiz.”

‘Umutsuzluğa asla yer olmamalıdır’

“Biz düştüğü yerden daha büyük kalkan bir hareketin neferleriyiz” diyerek, umutsuzluğa yer olmadığını, mücadelenin sürdüğünü belirten Bayındır, şöyle konuştu: “Yeni bir döneme girildi. Faşizm kendisini yenileyerek tahkim etmeye devam edecek. Biz başta olmak üzere tüm muhalefeti bir krizin içine hapsederek yerel seçimlere gitmek istiyor. Bunun için yaratmak istediği temel duygu yenilgi psikolojisidir. Oysa seçim sonuçları bir yenilgi değil. Bir takım taktiksel yanlışlardan kaynaklı öyle bir görünüm sergilenmiş olabilir, ancak paradigmamız, mücadelemiz, direnişimiz olduğu yerde duruyor ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Umutsuzluğa asla yer olmamalıdır. Daha büyük kalkmanın yolu da eleştiri-özeleştiri süreçlerinin doğru temelde yürütülmesinden geçmektedir. Türkiye’de faşizme karşı mücadelenin bayraktarlığını dün olduğu gibi bugün de Kürt halkı ve demokrasi güçleri yapacaktır. Demokratik mücadelenin anahtarı Kürt halkındadır. Toplumu büyük bir inançla savunmaya devam etmeliyiz. Büyük kazanmak bizim elimizde”

HABER MERKEZİ

#Bayındır #Moral #motivasyonun #etkilenmesine #izin #vermemeliyiz

Boğaziçi Üniversitesi protestolarında 4 öğrenciye 10’ar ay hapis cezası

Boğaziçi Üniversitesi’nde protestolar sırasında rektörlük binasına boya attıkları iddiasıyla hakkında dava açılan 4 öğrenciye 10’ar ay hapis cezası verildi

Boğaziçi Üniversitesi’nde 12 Kasım 2021’de kayyum rektör protestoları sırasında rektörlük binası önüne plastik şişe içerisinde boya attıkları iddiasıyla 8 öğrencinin yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, 4 öğrenciyi “Kamu malına zarar verme” iddisıyla ayrı ayrı 10’ar ay hapis cezasına çarptırarak cezalarını erteledi. Diğer 4 öğrencinin ise beraatlerine karar verildi.

İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, öğrencilerden katılan olmazken, avukatları hazır bulundu.Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, öğrencilerin yaklaşık 2 dakika süren bir basın açıklaması yaptıklarını ve bir kısmının ellerinde bulunan şişe içindeki boyaları rektörlük bina kapısına ve bina önüne döktüklerini öne sürdü. Açıklama esnasında öğrencile karşı bir zor kullanma veya müdahale olmadığı, boyaların döküldüğü sırada güvenlik görevlilerinin engel olmaya çalıştığını aktaran savcı, tüm öğrencilerin 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet suçundan beraatlerini talep etti. Savcı, 4 öğrencinin ise “Kamu malına zarar verme” iddiasıyla 1 yıldan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti.

Öğrencilerin avukatlarından Veli Bahadır, “Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğünce boya kalıntılarının tiner ile geçtiğinin bildirilmesi üzerine somut olayda mala zarar verme sözkonusu değildir. Müvekkillerim hakkında iki suçtan unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesini talep ederim” dedi. Diğer öğrencilerin avukatları da müvekkilleri hakkında beraat kararı talep etti.

4 öğrenciye ceza

Mahkeme, 8 öğrenci hakkında “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet” suçundan yeterli delil bulunamadığından beraatlerine hükmetti. Mahkeme, 4 öğrenciyi “Kamu malına zarar verme” iddiasıyla ayrı ayrı 10’ar ay hapis cezasına çarptırdı. Öğrencilerin daha önce kasıtlı bir suçtan ceza almamış olmasını ve bir daha suç işlemekten çekineceklerini gerekçesiyle mahkeme, cezanın ertelenmesine karar verdi.

İSTANBUL

#Boğaziçi #Üniversitesi #protestolarında #öğrenciye #10ar #hapis #cezası