Ana Sayfa Blog Sayfa 350

Kastamonu, Samsun, Sinop ve Amasya’da sel: 2 kişi hayatını kaybetti

Kastamonu, Samsun, Sinop ve Amasya’nın bazı ilçelerinde yaşanan selden kaynaklı 2 kişi hayatını kaybetti

Kastamonu, Samsun, Sinop ve Amasya’nın bazı ilçelerinde etkili olan kuvvetli yağış sonrası sel ve su baskınları yaşandı. Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde dere suları yükseldi, iş yeri ve evleri su bastı. Dün akşam Samsun’un Ladik ilçesinde sele kapılan bir kişi yaşamını yitirdi. Samsun’un Ladik, Atakum, İlkadım, Canik ve Tekkeköy; Sinop’un Ayancık ve Türkeli ilçeleri ile Kastamonu’nun Bozkurt ve İnebolu ilçesinde okullar tatil edildi. Amasya’nın merkeze bağlı Kızılkışlacak köyü yakınlarında otomobille sel sularına kapılan 2 kişiden birinin cansız bedenine ulaşıldı.

HABER MERKEZİ

#Kastamonu #Samsun #Sinop #Amasyada #sel #kişi #hayatını #kaybetti

İran’dan sonra Afganistan’da da kız öğrenciler zehirlendi

İran okullarında toplu zehirleme vakalarının ardından bu kez benzer bir saldırı Taliban’ın iktidarda olduğu Afganistan’da yaşandı. Hafta sonu iki ilkokulda yapılan saldırıda yaklaşık 80 kız öğrenci zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

İran’ın ardından Afganistan’da kız öğrencilerin öğrenim gördüğü iki ilkokulda sınıftakilerin zehirlenmelerine yol açan bir maddeyle saldırı yapıldı.

Bölgedeki eğitim departmanının yöneticisi Muhammed Rahmani saldırıların ülkenin kuzeyindeki Saripul vilayetine bağlı Sangçarak’ta cumartesi ve pazar günü meydana geldiğini, yan yana bulunan Naswan-e-Kabod Aab ve Naswan-e-Faizabad adlı ilkokullarda bulunan 77 öğrencinin zehirlendiğini söyledi.

‘Kişisel Husumet’ denildi

Saldırıda kullanılan maddeyi açıklamayan Rahmani saldırganın “kişisel husumet” sebebiyle saldırı yaptığını iddia etti. Eğitim bakanlığının soruşturmasının devam ettiğini ve ön soruşturmanın, husumet besleyen birinin saldırıları gerçekleştirmesi için üçüncü bir tarafa para ödediğini gösterdiğini söyledi. Rahmani zehirlenen kız öğrencilerin yaşlarını vermedi, ancak birinci sınıf ile altıncı sınıf düzeylerinde öğrenim gören kız öğrenciler olduğunu söyledi.

‘Bilinmeyen kişiler’

Saripul polisinden Muhammed Nazari de yaptığı açıklamada “Bilinmeyen kişiler kızların sınıflarına girdi. Sınıfları zehirlediler. Kızlar sınıfa girdiğinde zehirlendi” dedi. Nazari hastaneye kaldırılan kızların durumunun iyi olduğunu da aktardı. Ancak polis yetkilisi de zehirlemenin bir gazla mı yoksa başka bir maddeyle mi yapıldığı konusunda bilgi vermedi. Reuters haber ajansı saldırılarla ilgili henüz gözaltı yapılmadığını duyurdu.

Kadınlar birçok alanda dışlandı

Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidara gelmesinden ve Afgan kadınların ve kız çocukların hak ve özgürlüklerine baskı uygulamaya başlamasından bu yana bu tür bir saldırının ilk kez gerçekleştiği sanılıyor. Taliban iktidarında kadın ve kız çocukların üniversite de dahil olmak üzere altıncı sınıftan sonra eğitim almaları yasaklanmış, kadınlar çok sayıda iş kolu ve kamusal alandan dışlanmaya başlanmıştı.

Benzer vakalar İran’da da yaşandı

Komşu İran’da geçen yıl Kasım ayından itibaren çoğunlukla kız öğrencilerin olduğu okullarda meydana gelen zehirleme saldırılarında yaklaşık 13 bin öğrenciyi hastalandı. Olaylarda binlerce öğrenci zehirli dumanlardan midelerinin bulandığını söyledi. Ancak saldırıların arkasında kimin olabileceği veya varsa hangi kimyasalların kullanıldığı hakkında İran’da resmi bir açıklama yapılmadı. Afganistan’da Taliban’ın iktidara gelmesinden önce de kız öğrencilerin öğrenim gördüğü okullara şüpheli gaz saldırıları gerçekleştirilmişti.

DIŞ HABERLER

#İrandan #sonra #Afganistandada #kız #öğrencilerzehirlendi

Uçar: Kadın hareketi rehberimiz olmaya devam edecek

Kadın Meclisi toplantısı öncesinde açıklama yapan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, ‘Açığa çıkan parlamento bize çok güçlü bir mücadele yürütmemiz gerektiğini gösterdi’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, seçim sonuçlarını değerlendirmek ve önümüzdeki dönem politik mücadele hattını belirlemek üzere bir araya geldi.

HDP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar da katıldı. Toplantının açılışını yapan Uçar, sözlerine 5 Haziran 2015 tarihinde Amed’de gerçekleştirilen bombalı saldırıda yaşamını yitirenleri anarak başladı.

Kadın hareketi rehberimiz olmaya devam edecek

Kritik iki seçimin geride bırakıldığını anımsatan Uçar, “Hem dün yaşadıklarımızın muhasebesini hem de gelecek dönemin nasıl inşa edileceğine dair yoğun çalışmalar yürüttüğümüz bir seçimi geride bıraktı. Seçimlere giderken yürüttüğümüz çalışmada rehberimiz elbette vardı. Kürt ve Türkiye kadın hareketi, dün olduğu gibi bugün de rehberimiz oldu ve olmaya devam edecek. Beyannamemizde, söylemlerimizde, mücadelemizde kadın mücadelesini büyütmeyi hedefledik ve bundan sonraki çalışmalarımızda da böyle devam edecek” diye belirtti.

İstanbul Sözleşmesi

Kadınların Yeşil Sol Parti ve HDP’nin yürüttüğü mücadele sonucunda 29 kadın milletvekili ile Meclis’te en güçlü kadın temsiliyetinin sağlandığını dile getiren Uçar, “AKP seçimlere giderken kadın kazanımlarını hedef almaktan vazgeçmedi. İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme, istismar düzenlemesiyle kadınların ve çocukların geleceğini gasp etmek, 6284’ü seçim pazarlığı yapma, nafaka hakkını gasp etme, nefret söylemini derinleştirme ana hattıydı. Bundan vazgeçmedi, bunu da yaptığı ittifaklarla güçlendirmeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

Mücadele yürütmeye devam edeceğiz

Uçar, konuşmasına şöyle devam etti: “Eşbaşkanlık, eşit temsiliyet, hayatın her alanında kadınların varlığını güçlendiren politikalarımız elbette devam edecek. Eşit ve özgür bir dünya kurma mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kürdistan’da derinleşen özel savaş politikalarının olmadığı, nefret cinayetleri ve söylemlerinin olmadığı, kadınların beden ve emeğinin sömürülmediği bir dünya için mücadele devam edecek. Açığa çıkan parlamento bize çok güçlü bir mücadele yürütmemiz gerektiğini gösterdi.

Bu güçle seçim sonuçlarını ele alırken ‘başarısızlık’ demiyoruz. Çünkü kadın mücadelesinin başarısı seçimlerle ölçülebilecek bir başarı değildir. Dün neredeysek bugün de oradayız ve bunun güçlenmesi büyütülmesi gerektiğinin farkındayız. Birlikte kazanacağız; sokaklar da bizim mücadele de bizim.”

ANKARA

#Uçar #Kadın #hareketi #rehberimiz #olmaya #devam #edecek

Hakan Fidan, Çavuşoğlu’ndan Dışişleri Bakanlığı’nı devraldı

Hakan Fidan Dışişleri Bakanlığı görevini Mevlüt Çavuşoğlu’ndan devraldı. Fidan, Çavuşoğlu’nu üniversite sıralarından tanıdığını söyledi

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni Kabine’yi açıklamasının ardından Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı görevini Mevlüt Çavuşoğlu’ndan devraldı.

Çavuşoğlu devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, “Hakan Fidan ile en hassas konularda yurdumuzun bekasını birlikte koruduk” dedi. Hakan Fidan da, “Çavuşoğlu ile arkadaşlığımız Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yaptığım yıllarda aynı okul sıralarında başladı” dedi

HABER MERKEZİ

#Hakan #Fidan #Çavuşoğlundan #Dışişleri #Bakanlığını #devraldı

Ebû Leyla’nın kızı babasının vasiyetini yerine getiriyor

Karnesini alan ve babasının mezarına götüren Ebû Leyla’nın kızı Leyla, babasının vasiyeti olan doktor olma yolunda ilerliyor: ‘Şehitlerin çocuklarını ve savaşçıları tedavi etmem için doktor olmamı istiyordu. Bu nedenle okuyorum’

Şems El Şemal Taburları Komutanı Feysel Ebû Leyla (Leyla’nın babası), 5 Haziran 2016’da Minbic’in DAİŞ’ten kurtarılması hamlesinde yaşamını yitirdiğinde kızı Leyla 6 yaşındaydı. Ebû Leyla, gelecekte kızı Leyla’nın doktor olmasını ve ‘savaşçılar ile savaşta yaşamını yitirenlerin çocuklarını tedavü etmesini’ istemişti.

Şimdilerde 7. sınıfı başarıyla bitirip karnesini alan Leyla, babasının mezarını ziyaret ederek, onun vasiyetini yerine getireceğini, gelecekte doktor olup, savaşçıları ve çocukları tedavi edeceğini söyledi.

ANHA’ya konuşan Leyla, “Babamla onur duyuyorum. Savaşın yaşandığı her yerde babam vardı. Babam her zaman bize doğruyu söylüyordu, sadece sizin için değil, çetelerin tehlikeleriyle karşı karşıya kalan tüm çocuklar için mücadele ediyorum, savaşıyorum diyordu. Okuyun diyordu. Şehitlerin çocuklarını ve direniş hendeklerindeki savaşçıları tedavi etmem için doktor olmamı istiyordu. Bu nedenle okuyorum. Babamın istediği olduğu için Kürtçeyi de öğreniyorum” dedi.

Babasının çok az eve geldiğini savaşın tüm zamanını aldığını hatırlatan Leyla, “Hiçbir zaman kızmadık, çünkü babamızın yaptığının doğru olduğunu biliyorduk. Ona olan inancımız çok güçlüydü. Terörden kurtulmayı bekleyen topraklarından ayrılmayacağını biliyorduk ve başı dik bir şekilde şehadete ulaştı” ifadelerini kullandı.

Ebû Leyla, Kobanê savaşı sırasında kızı Leyla’ya bir mektup yazmış ve mektupta, ona olan özlemini anlatmıştı.

Ebû Leyla’nın mektubu şöyle:

“Bizim yolumuz şöyledir. Savunma ve çalışma görevimizdir. Senin ve senin gibi çocuklar için savaşacağım. Bu topraklardaki çocuklar daha iyi ve özgür bir gelecekte yaşaması için, göğsümüzü tüm tehlikelere siper edeceğiz. Büyüdüğünüz zamanda bizim için bir şey yapmadın demeyin diye. Seni çok özledim Leyla. Yaşasam da şehit düşsem de babanla gurur duyacaksın.”

Komutan Feysel Ebû Leyla, Şêxmeqsûd, Eşrefiyê mahalleleri, Eski Halep ve Lazkiye cephelerinde Şam hükümet güçlerine karşı savaşta kahramanca mücadele etti. Ayrıca Kobanê’nin tarihi direnişinde, Sirîn, Girê Spî, Hol, Şedadê ve Tişrîn Barajı’nı DAİŞ’ten kurtarma hamlelerine katıldı. Sonuncusu olan Minbic Kurtarma Hamlesi’nde yaşamını yitirdi. Şehadetinin ardından hamle “Komutan Feysel Ebû Leyla Minbic Kurtarma Hamlesi” adıyla devam etti ve Minbic’in tamamen kurtarılmasıyla sonuçlandı.

DIŞ HABERLER

#Ebû #Leylanın #kızı #babasının #vasiyetini #yerine #getiriyor

120 binden fazla çocuk savaşlarda hedef haline geldi

UNICEF’in yaptığı açıklamaya göre 2005 yılından günümüze kadar 120 binden fazla çocuk çatışmalarda ya öldü ya da sakatlandı

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Oslo’da düzenlenen savaşlarda çocukların korunmasına ilişkin uluslararası konferans öncesi yaptığı açıklamada, 2005 yılından bu yana en az 105 bin çocuk silahlı güçler ya da silahlı gruplar tarafından silah altına alındı ya da doğrudan çatışmalarda görevlendirildi. Ayrıca en az 32 bin çocuk da kaçırıldı. UNICEF verilerine göre 16 binden fazla çocuk ise cinsel istismara maruz kaldı.

DW’de yer alan habere göre; yapılan açıklamada çocukların doğrudan etkilendiği okul ve hastanelere yönelik 16 binden fazla saldırı gerçekleştirildiği de ifade edildi.

UNICEF çocuklara yönelik istismar ve şiddet vakalarının Afrika, Asya ve Latin Amerika’da 30’dan fazla çatışmadan elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilebildiğini açıklarken, kayıtlara geçmeyen saldırılar nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca milyonlarca çocuğun yerinden edildiği, arkadaş veya akrabalarını kaybettiği ya da ebeveynlerinden veya yakınlarından ayrı düştüğü bilgisine de yer verildi.

DIŞ HABERLER

#binden #fazla #çocuk #savaşlarda #hedef #haline #geldi

Akademisyen Jongerden: Türkiye’nin demokratikleşmesi Kürt sorununun çözümünden geçer

Türkiye’nin demokratikleşmesinin Kürt sorununun çözümünden geçtiğini söyleyen Joost Jongerden,  HDP’yi yok etme çabalarına rağmen parlamentoda yer aldığını ve bunun başlı başına bir zafer olduğunu söyledi

Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Milletvekili Seçimleri sonuçlarıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Yüzde 52,18 oy oranıyla yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Cumhur İttifakı adayı Erdoğan, Kürt sorununun çözümsüzlüğünde ısrar eden politikasıyla tüm baskı ve saldırılara rağmen Kürtlerden oy alamadı. Uluslararası gözlemcilerin “adil bir ortamda gerçekleşmedi” dediği seçimlerin sonuçlarını Hollanda’da bulunan Wageningen Üniversitesi’nden Akademisyen Yazar Joost Jongerden Mezopotamya Ajansı’ndan Sterk Sütçü’ye değerlendirdi. Jongerden, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), AKP’nin tüm yok etme çabalarına rağmen parlamentoda yer aldığını ve bunun başlı başına bir zafer olduğunu vurguladı.

 ‘Adil bir seçim ortamı yoktu’

Jongerden, Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı olarak seçilmesine dair, “Erdoğan’ın seçimi kazandığını söylemek yerine, seçimi kaybetmediğini söylemeyi tercih ediyorum. Erdoğan’ın üçüncü defa seçilmesinin çeşitli nedenleri var. Bunlardan biri adil bir seçim ortamın olmaması. 2015’de akademisyenler, Türkiye’deki devlet kurumlarının siyasallaşması, eşit olmayan medya erişimi ve muhalefetin üzerindeki baskı nedeniyle adil bir oylama ortamının olmadığını savunmuştu. Yani adil olmayan bir ortamda seçimin yapılamaması yeni değil, ancak 2015 seçimlerinden bu yana durum önemli ölçüde daha da kötüleşti” yorumunda bulundu.

 ‘HDP sistematik olarak hedef alındı’

HDP’ye yönelik baskılara değinen Jongerden, “HDP, yalnızca seçimlere giden aylarda değil, 2015’ten bu yana baskı ve şiddetle karşı karşıya kaldı. HDP sistematik olarak hedef alındı, eş genel başkanları gözaltına alındı, siyasetten men edildi ve binlerce üyesi tutuklandı. AKP’nin son 7-8 yıldır partiyi yok etme çabalarına rağmen HDP’nin parlamentodaki varlığını sağlamayı başarması başlı başına bir zaferdir” diye belirtti.

‘Pasif muhalefet’

Erdoğan’ın yeniden seçilmesine neden olan bir diğer etkenin muhalefetin pasif kalmasına bağlayan Jongerden, “Özellikle CHP, ekonomik krizin ve son depremin daha önce AKP’yi destekleyen seçmenlerin partiden ayrılmasına yol açacağına inanıyordu. Muhalefet, sırf seçmenler AKP’ye yüz çevireceği için seçimi kazanacaklarına inanıyorlardı. Ancak programsızlıkları, istikrarsız ve tutarsız kampanyaları, seçmenlerde itimat ve güven uyandıramamaları, geleceğe dönük bir bakış açısına sahip olmamaları seçimlerde yenilgiye uğramalarına neden oldu” dedi.

‘AKP sembolik güven sunuyor’

AKP’nin politikaları üzerinde duran Jongerden, “Bir eliyle güvensizliği yaratırken, diğer eliyle seçmenine ‘güvence’ sunuyor. Bir yandan ekonomik krizin sorumlusu, diğer yandan da geniş bir kayırmacılık ağıyla kendi seçmenine yardım sunuyor. Gelecek ve öteki için korku uyandırır ama diriltmeyi vaat ettiği bir Osmanlı geçmişini kutsallaştırarak sembolik bir güven sunuyor. İnsanların endişelerine dokunarak, sahte milliyetçilik retoriği ve geçmişin idealleştirilmesi yoluyla sığınak sağlar. Erdoğan, gelecekten korkan ve kaygılarını geçmişe sığınarak gidermeye çalışanlara U dönüşü sunuyor” dedi.

‘Kürt sorunu çözümünde kaçırılmış fırsat’

Kürt sorununun çözümsüzlüğüne değinerek, PKK ile Türkiye arasındaki dolaylı temasların 1990’ların başına kadar uzandığını belirten Jongerden, “PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kaçırılıp gözaltına alınmasının ardından etkileşim yoğunlaştı. 2012’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İmralı hapishane adasında PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeler yapıldığını kamuoyuna duyurdu. Yaygın olarak ‘barış süreci’, ‘barış görüşmeleri’ veya ‘barış müzakereleri’ olarak adlandırılan görüşme ve toplantılar 2015 yılında çöktü. Türk devleti ve Kürt hareketi temsilcileri tarafından ‘barış sürecine’ yakından bakıldığında, bir dizi kaçırılmış fırsat ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

‘AKP müzakereleri seçim stratejisi olarak kullandı’

Jongerden, “çözüm” adı altında yürütülen sürecin bitmesinin sebeplerini ise beş başlık altında şöyle sıraladı: “İlki, AKP’nin müzakere yoluyla siyasi çözümle ilgilenmediği, müzakereleri bir seçim stratejisi olarak kullandığıdır. İkincisi, PKK’nin güç ve itibar kazandığı, ancak üçüncü aktörlerin (KDP ve cihatçı gruplar) Türkiye’nin olası ortakları olarak ortaya çıktığı Ortadoğu’da değişen jeopolitik gerçeklikle ilgilidir. Üçüncü sebep araçsal-ideolojiktir ve Kürt meselesinin siyasi veya güvenlik meselesi olarak algılanmasıyla ilgilidir. Dördüncü sebep, sürecin Erdoğan’ın kendisi ve yönetimi için siyasi ajandası tarafından eritilmesine izin veren kurumsallaşma eksikliğidir. Beşincisi ise, güçlendirilmiş bir istihbarat pozisyonu için müzakerelerin kasıtlı veya fırsatçı bir şekilde izlenmesini ifade ediyor.”

Kürt sorununun çözümsüzlüğünün ekonomik, sosyolojik ve demokrasi krizinin merkezinde yer aldığını vurgulayan Jongerden, “Kürt sorununu siyasi olarak çözmeme ısrarı, şiddeti fiziki ve sembolik olarak devam ettirecektir. Kürt sorunu siyasi olarak çözülmeden, Türkiye’nin demokratikleşmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

ANKARA

 

 

#Akademisyen #Jongerden #Türkiyenin #demokratikleşmesi #Kürt #sorununun #çözümünden #geçer

‘Her yer gezi her yer direniş’ pankartına müdahale: Çocuklar etkilenebilir

Bir evin camına asılan ‘Her yer gezi her yer direniş’ yazılı pankarta ‘çocukları etkileyebilir’ iddiasıyla polisler tarafından müdahale edildi

Gezi Direnişinin 10’uncu yıldönümü dolayısıyla dün Kadın Savunma Ağı üyesi bir kadın Ümraniye ilçesinde bulunan evinin camına “Her yer gezi her yer direniş” yazılı pankart astı. Etrafta bulunan kişilerin şikayet ettiği gerekçesiyle 3 sivil polis pankartın asılı olduğu eve gelerek “çocukları etkileyebileceğini” iddia ederek pankartın kaldırılmasını söyledi.

‘Çocuklar okuyup etkilenebilir’

Kadın eve gelen sivil polislere pankartı neden kaldırması gerektiğini sorduğunda ise “Site içinde oturan ailelerin çocuklarının okuyup etkilenme olasılığı” cevabıyla karşılaştı.

 ‘Umarım çocuklar Gezi’den etkilenir’

Yaşanan bu duruma dair Kadın Savunma Ağı dijital medya hesabından, “Yasaklarınızla, yarattığınız muhbir vatandaşlarınızla, sindirme politikalarınızla bizleri direnmekten vazgeçiremeyeceksiniz. Umuyoruz ki sadece sitedeki değil tüm Türkiye’deki çocuklar Gezi’den de, mücadelemizden de etkilenir. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” paylaşımını yaparak tepki gösterdi.

Kaynak: JinNews

#yer #gezi #yer #direniş #pankartına #müdahale #Çocuklar #etkilenebilir

Jandarmadan Akbelen Ormanı’nda direnen köylülere gece baskını

Kömür madenine karşı Akbelen Ormanı’nda nöbet tutan köylülerin direniş alanına gece saatlerinde jandarma baskını gerçekleşti. Halk direnişe devam ediyor

Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Akbelen Ormanı’nda açılmak istenen kömür madenine karşı 2 yıldır mücadele eden köylülerin çadırları hakkında tutanak tutulmak istendi. Dün gece saatlerinde jandarma ve Orman Bölge Müdürlüğü’nden gelen ekipler, alanda parsel sorgulaması yaptı. Köylüler, sabah saatlerinde farklı illerden gelen onlarca ekolojistle birlikte kömürlü termik santrallere karşı yapılan açıklamanın hemen ardından böylesi bir baskının gerçekleşmesini “gözdağı” olarak değerlendirdi.

İkizköy Çevre Derneği Başkanı Nejla Işık, 2 senedir alanda bulunan konteynır hakkında tutanak tutulmak istendiğini aktararak, “Buradaki nöbet, bugün çıkan güçlü ses YK Enerji şirketini rahatsız etmiş ki yine jandarmayı üstümüze saldı. Biz buradayız, yılmıyoruz, pes etmiyoruz. Akbelen Ormanının yok olmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

MUĞLA

#Jandarmadan #Akbelen #Ormanında #direnen #köylülere #gece #baskını

Tarikat lideri engelli kadına tecavüz etti, kadın intihar etti

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Alperen Sade’nin, zihinsel engelli E.D.’ye tecavüz ettiği ortaya çıktı. 23 yaşındaki E.D., intihar ederken, tutuklanan Sade’nin 26,5 yıla kadar hapsi istendi

İstanbul’da yüzde 50 engelli E.D’nin ‘Uzlet İlim Yayma Derneği’ Başkanı Alperen Sade’nin tecavüzüne uğradığı İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan bir dava dosyasında ortaya çıktı.

Halk TV’de yer alan Seyhan Avşar’ın haberine göre olay 7 Mart günü yaşandı. O gün, dedesi E.D’yi çalıştığı okula bıraktı. Ancak E.D., okul görevlilerine “Canım sıkılıyor” diyerek okuldan ayrıldı. E.D., okula yakın bir yerde bulunan sosyal tesise kadar yürüdü. Burada bir bankta oturdu. O esnada, E.D.’nin yanına bir kişi geldi. Dava dosyasına göre bu kişi İsmailağa camiasına yakınlığı ile bilinen “Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Ali Rıza Sade Hoca Efendi” olarak tanınan 34 yaşındaki Alperen Sade’deydi.

Sade, zihinsel engelli E.D.’ye, “Seni biraz Tuzla’da gezdireyim mi?” diye sordu ve E.D.’yi aracına alarak Tuzla’ya götürdü. E.D. araçta dedesini aramak istedi ama Sade buna izin vermedi. İddiaya göre, Sade E.D.’yi “Seni öldürürüm” diyerek dedesini aramaktan vazgeçirdi ve Çekmeköy’deki evine götürdü.

İddiaya göre Sade, E.D.’yi götürdüğü evde imam nikahı kıyıp ardından tecavüz etti. E.D.’ye yönelik tecavüz birçok kez tekrar etti. Sade, gece saat 01.00 sıralarında genç kızı bir AVM’ye yakın köprü altına bırakıp kaçtı.

E.D. yaşadıklarını kız kardeşine anlattı. Aile hemen emniyete başvurdu. E.D.’nin ifadesi sonrası polis, plaka takip sistemi ile MOBESE kayıtlarına baktı ve Alperen Sade, olaydan 10 gün sonra gözaltına aldı. Alperen Sade çıkarıldığı Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı.

E.D. ise olaydan 15 gün sonra yani 23 Mart günü, Pendik’te, ailesi ile yaşadığı apartmanın dördüncü katından atlayarak intihar etti.

Alperen Sade hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca geçen günlerde iddianame hazırlandı.

İddianamede Sade’nin, E.D.’nin zekâ geriliğinden yararlanarak imam nikâhı kıydığına işaret edildi ve E.D.’nin istismarı atlatamayarak intihar ettiği anlatıldı.

Sade’nin “Cinsel amaçla tehdit kullanma suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” ve “Organ sokmak suretiyle cinsel saldırı” suçlarından cezalandırılması istendi. E.D.’nin intiharına ilişkin soruşturmanın ise ayrıca yürütüldüğü belirtildi. Sevk maddelerine göre Sade’nin 3 yıldan 26,5 yıla kadar hapsi istendi.

Uzlet İlim Yayma Derneği şimdilerde tutuklu bulunan Alperen Sade (Ali Rıza Sade Hoca Efendi) tarafından 2020 yılında kuruldu. Edinilen bilgilere göre bu dernek halen faaliyetlerine devam ediyor. Alperen Sade’nin kurucu başkanı olduğu dernek çok sayıda çocuğa “eğitim” veriyor. İsmailağa Cemaati’ne bağlı olan bu dernek sık sık cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu için Kuran okutma programları düzenliyor.

İSTANBUL

#Tarikat #lideri #engelli #kadına #tecavüz #etti #kadın #intihar #etti