Ana Sayfa Blog Sayfa 360

Hiranur Vakfı’ndaki istismarı savunan müdüre protesto

Cağaloğlu Anadolu Lisesi mezunları, Hiranur Vakfı’ndaki çocuğa yönelik sistematik tecavüz failini savunan okul müdürünü, sırtlarını dönerek protesto etti

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı Başkanı’nın 6 yaşındaki çocuğunu evlendirerek sistematik bir şekilde tecavüze uğramasına yol açmasına dair dijital medyada paylaşım yaparak faili savunan Cağaloğlu Anadolu Lisesi müdürü Cafer Koçyiğit, mezuniyet töreninde protesto edildi.

Mezun olan öğrenciler, Cafer Koçyiğit’e tepkilerini sırtlarını dönerek gösterdi.

HABER MERKEZİ

#Hiranur #Vakfındaki #istismarı #savunan #müdüre #protesto

Brados’ta mayın patlaması: 1 kişi yaşamını yitirdi

Bradost’ta bulunan Qelereş Dağı’nda mayının patlaması sonucu 1 kişi yaşamını yitirdi 1 kişi yaralandı

Türkiye-İran sınırındaki Bradost’ta bulunan Qelereş Dağı’nda bir mayının patlaması sonucu 1 kişi yaşamını yitirdi, 1 kişi de yaralandı. Rojnews’te yer alan habere göre Sidekan Hastanesi Müdürü Qarwan Feysel, bugün öğleden sonra yaşanan patlamada 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 1 kişinin ise yaralandığı bilgisini verdi.

HABER MERKEZİ

#Bradosta #mayın #patlaması #kişi #yaşamını #yitirdi

Kapitalizmden kopmak istiyor muyuz?

Günümüz orta sınıf bireyinin mücadele edecek zamanı yoktur, o spor salonlarına, ev temizliğine, bireysel gelişim kurslarına, yogaya vb o kadar şeye borçlanmıştır ki mücadele edecek zamanı yoktur. Bu borçlanma stratejisi ile toplumdan yalıtık olarak inşa ettiği özel alanına şimdilik eşi-çocuğu dışında kimseyi yaklaştırmamaktadır

Ramazan Polat

İnsanın hayatını idame ettirirken mantıklı seçimler yapmadığını en fazla Dostoyevski’nin karakterlerinden öğreniyoruz. Onun büyüklüğü ve gizemi belki de bireyin ruhunda ve zihninin kıvrımlarında gizli gizli dolaşan ve bireyi yönlendiren ahmaklığı yüzeye çıkarmasındadır. İvanoviç’in Polina’nın aşkı uğruna kendini düşürdüğü durum ne kadar mantık dışı ama bir o kadar da gerçektir. Herkes kumar batağında debelenirken bilgeliği temsil edecek diye umduğumuz büyük anne bile bu mantıksızlık girdabına zevkle atlayıverir. Gerçekten savaşlar, ekolojik, ekonomik krizlerin sebebi olarak tanımladığımız ve onunla yaşamanın çok mantıklı olmadığı ortada olan kapitalizmden kopmak istiyor muyuz? Dostoyevski’nin kumarbazları gibi bu mantıksızlık girdabına bizi çeken nedir acaba?

Amerika’da Galaudet Üniversitesi’nde okuyan sağır bir öğrenciye duyabilmek ve konuşabilmek için implant kullanmayı düşünüp düşünmediği sorulur. Öğrencinin cevabı şöyledir: “Bu yaşamımı kolaylaştırır mıydı? Elbette yalan söylemeyeceğim, kolaylaştırırdı. Fakat duyabilip konuşabilirsem bir daha sağır olamam. Bu demek olur ki kimliğim yok olur. Ve ben tamamen farklı bir kişi olurum ve bunu istemiyorum.” Yukardaki pasajdan sonra Bhikku Parekh sağır bireyin uzun süre “sağır kimliğini” idame ettirdiği, o koşullara göre toplumsal ilişkilerde maddi ve manevi paylaşımlarda bulunduğu için o kimlikten kopmanın zorluğuna işaret eder.

Dünya çok uzun süredir – alternatifi olma iddiasında bulunan sosyalist devrimci iddiaların güçsüzlüğünden kaynaklı- kapitalizmin nerdeyse tek başına at koşturduğu bir mekan iken bu mekan ve zaman koşullarına uzun süre maruz kalarak idame ettirilen bir kimlik söz konusu: Orta sınıf kimliği, “Tarihin Sonu” aynı zamanda proleter kimliğin de sonudur. Kapitalist modernite bu zaman boyunca işçi sınıfına aslında orta sınıf olduğu yanılsamasını kabul ettirmeye çalıştı. Maddi olarak o sınıfta yer almasa da köylülük ve işçi sınıfının ne kadar orta sınıf kimliği ve kültürü ile iç içe geçtiği ancak sosyolojik araştırmalarla açığa çıkarılabilir. İşçi sınıfının değişen koşullarda kimlerden oluştuğu avukatların, beyaz yakalıların vb. yeni işçi sınıfı içinde olup olmadığı tartışmaları çokça yapılırken ıskaladığımız esas tartışma bu yeni koşullarda ikame ettirilen orta sınıf kimliğinin deşifrasyonu vesilesiyle toplumun siyaset, hukuk, emek alanındaki çalışmalarına ve bir bütün işçi sınıfına ne kadar sirayet ettiğinin tespitidir.

Gerçekten hem dünya örneğinde (Yunanistan, Şili vb ülkelerde iktidara gelip başarısızlığa uğrayan sol) hem de ülkedeki politik gelişmeler bu orta sınıf karakterinin açığa çıkarılıp toplumun hücrelerinden silinmeden kapitalizme alternatif olma iddialarının başarısızlıkla sonuçlanacağını göstermektedir. Bu deşifrasyonla birlikte ağızlara pelesenk olmuş “sınıf siyaseti” söylemlerinin sahiplerinin birçoğunun aslında ne kadar orta sınıf siyaseti yaptığı açığa çıkacaktır. Bu tartışmanın çok uzun soluklu ve çok boyutlu yürütülmesi gerektiği açıktır. Bu tartışmanın bu yazının gücü ve sınırlarını çok çok aştığı aşikar olduğundan yazının muradı ve işlevi çocukların bayram eğlencesi “çap pat” sesi gibi bir gürültü çıkarmaktır. Bu hesaplaşma sürecinin toplumsal, örgütsel olduğundan daha fazla bireysel olarak yapılması elzemdir. Orta sınıfın ideolojisi, politikası hakkında belli tartışmalar yürütülse de orta sınıfın “bireyi” hakkında tartışmaları ve tanımlamaları daha da derinleştirmek gerekir.

Çokça tekrarlanan ve uyguladığımız modern bir nasihattir “bir kredi çekip borçlanın ki akrabalarınız ve arkadaşlarınız sizden borç istemesin.” Ev almak, araba almak için daha sonra ev, araba değiştirmek için sürekli borçlanan orta sınıfın kendini toplumdan izole etme başarısı takdire şayandır. Bu borçlanma stratejisinin yaşamın her alanına yayılarak mücadeleye karşı da kullanıldığı kısa gözlemlerden kaçmayacaktır. Günümüz orta sınıf bireyinin mücadele edecek zamanı yoktur, o spor salonlarına, ev temizliğine, bireysel gelişim kurslarına, yogaya vb o kadar şeye borçlanmıştır ki mücadele edecek zamanı yoktur. Bu borçlanma stratejisi ile toplumdan yalıtık olarak inşa ettiği özel alanına şimdilik eşi-çocuğu dışında kimseyi yaklaştırmamaktadır. Bu özel alanı toplumsal denetime kapatmakta, özellikle aile içinde kadın-erkek ilişkilerini ve çocukla olan ilişkiyi sorgulanamaz kılmaktadır. Eşini aldatması toplumu ilgilendirmez çünkü bu onun özel yaşamıdır.

Orta sınıfın örgütlü toplumsal mücadele ile dünyayı güzelleştireceğimize olan inancı neredeyse sıfırdır. O dünyayı çocuğunun kurtaracağına inanmaktadır. Toplumsal mücadelenin değil çocuğunun kapitalist eğitim sisteminin çarkları arasından yükselerek sorunları çözeceğini düşündüğünden çocuğunu toplumsal mücadeleden özellikle uzakta yetiştirmek istemektedir. Onun çocuğu hiçbir çağda olmadığı kadar diğer çocuklardan farklılaşmıştır. Çünkü onun çocuğu çok özeldir. Kendi çocuğuna on isterken diğer çocuklara bir istemektedir. Amerika’da master yapan çocuklarından duyulan kasıntılı böbürlenmeler dolaşmaktadır orta sınıf sohbetlerinde.

Sistemle olan uzlaşmasını daha çok mücadele beğenmeyerek yapmaktadır orta sınıf. Açığa çıkan direnişlerin direk karşısında olmadan onu boşa düşürmenin yollarını yaratmıştır. Ona göre bu mücadele tarzı “hiç mantıklı olmadığından” daha fazla zarar verecektir. Bu mücadele tarzı akıllıca değildir. Daha akıllıca hareket etmek gerekir. Koşullar mücadele için uygun değildir, uygun olana kadar beklemek en mantıklısıdır. Gerçekten günümüz orta sınıfı bireyi akılla ve mantıkla mı hareket etmektedir? Deleuze “Dostoyevski kahramanları genel olarak, çok tedirgin, hareketli ve acelecidirler. Kahraman evinden çıkar, sokağa iner ve şöyle der: “Sevdiğim kız, Tanya, başı belada, yardım istiyor. Yardımıma ihtiyacı var, yoksa ölecek.” Ve kahramanımız merdivenleri aceleyle iner ve aniden köşe başında bir arkadaşla ya da ezilmiş bir köpekle karşılaşır ve unutur. her şeyi toptan unutuverir; Tanya’nın ölmekte olduğunu, onu beklediğini, yardıma ihtiyacı olduğunu… unutur. Sonra başka bir arkadaşıyla karşılaşır, onunla çay içmeye gider ve aniden, yine şöyle der: “Beni bekliyor Tanya, gitmeliyim.” […] Dostoyevski kahramanları hep bir aciliyet haline yakalanmış durumdadırlar, hep ölüm kalım sorunlarıyla karşı karşıya kalırlar.

Ama bilirler ki daha da acil olan bir sorun vardır. Ama bu sorun nedir? İşte onu bilmezler” der. Gerçekten kumarbazda İvanoviç Polina’nın 50 bin frank (25 bin florin) borcu için, bir ölüm kalım meselesini çözmesi gerekiyorcasına hiddetlenip kendisini odasında 1 saat beklemesini söyleyerek kumarhaneye gider. Uzun süreler sonunda ilk girdiği kumarhanede 30 bin florin kazanır. Aslında bu para Polina’nın borcunu karşılamaya yeterlidir. Fakat oynamak için başka bir kumarhaneye daha gider ve oynamaya devam eder. Dostoyevski’nin karakterleri neyin öncelikli olduğuna karar veremezler ve hep bir koşuşturma içindedirler. Deleuze işte bunun budalalık olduğunu söyler. Türkçede budala, alık, ahmak, bön gibi kelimelerle aynı anlamda kullanılmaktadır. Günümüz orta sınıf bireyi de kapitalist modernite tarafından sürekli bombardımana maruz kaldığından alıklaşmış gibidir. Hayatı hep yoğundur, sürekli bir yerlere yetişmek zorundadır ama neye öncelik vermelidir?

Günün sonunda dostlarına, arkadaşlarına hatta çocuğuna hiç zaman ayıramadığını fark eder. Bunun yanında bu koşuşturmalar onu tatmin de etmez, çünkü o daha önemli daha öncelikli bir şey olduğunu hisseder fakat gün içinde onu bulamaz. Şehirlerin yıkıldığı bir savaşın ortasında kalmıştır, hayatı tehlikededir ama çocuğuna okuldan geri kalmaması için ödev yaptırmaya çalışmaktadır. Peki kendi bu halde iken neden toplumu mantıklı davranmaya davet etmektedir? Onun mantıklı olmayı belirleyecek mantığı ve kudreti var mıdır? Tekrar ilk soruya dönecek olursak, kapitalizmden kopmak istiyor muyuz? Bizce çok uzun bir süredir sağır olarak yaşadığımız için duymanın ve konuşabilmenin vereceği korkuyu çok ağır hissetmemize rağmen istiyoruz. Fakat bu alıklıktan, bu budalalıktan kurtulmak şart. O halde süzgeçten geçmiş yaşam bağırışlarımızla, kapitalist modernitenin dayattığı yaşam duvarlarını parçalamaya başlamak lazım.

#Kapitalizmden #kopmak #istiyor #muyuz

İzmir’de 6 HDP’li genç tutuklandı

Gözaltına alınan HDP İzmir Gençlik Meclisi üyesi 6 genç tutuklandı

İzmir’de 31 Mayıs’ta gözaltına alınan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Gençlik Meclisi üyesi Uğur Yıldız, Mustafa Yalçın, Emre Yalçın ve Harun Yakaç, Abdurrahim Kaymaz ve Özkan Çakal, bu gün Çankaya TEM Şube Müdürlüğü’nde ifadeleri alındıktan sonra İzmir Adliyesi’ne sevk edildi.

İzmir Adliyesi’ne götürülen gençler savcılık ifadeleri ardından tutuklama talebiyle sevk edildikleri mahkemece, “örgüt üyesi” olma iddiasıyla tutuklandı. Tutuklanan gençler Buca Kırıklar F tipi Cezaevi’ne gönderildi.

HABER MERKEZİ

#İzmirde #HDPli #genç #tutuklandı

EŞİK’ten vekillere çağrı: Kadın haklarını yok etme girişimlerine hayır deyin

Meclis’in açılış gününde yazılı açıklama yapan EŞİK, laiklik ve eşitlikten yana olan vekillere, Meclis’e getirilebilecek kadın haklarını yok etme girişimlerine karşı hayır demelerini istedi

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), iktidar bloğunun ülkenin en “kadın düşmanı” Meclis çoğunluğunu oluşmasından dolayı Meclis’in açılış gününde laik ve eşitlikten yana olan tüm milletvekillerine yazılı açıklama yaparak, çağrıda bulundu.

Yeni Meclis’te oluşan iktidar bloğunun eşitlik karşıtı erkek ittifakı olduğuna değinilen açıklamada, “Önümüzdeki yasama döneminde kadın ve kız çocuklarının hayatlarının daha çok tartışılacağı, kadınları ve çocukları babalarının ve kocalarının ‘mülkü’ olarak tanımlayan ve onlardan gelecek her türlü ekonomik, fiziksel, cinsel, duygusal şiddeti hoş gören ve buna devletin müdahale etmeyeceği bir toplum yaratmak istiyorlar” denildi.

‘Vekillere çok iş düşüyor’

İktidar bloğu tarafından İstanbul Sözleşmesi’ne dair 6251 sayılı uygulamanın kaldırılmasının seçim vaadi olarak gösterildiği hatırlatılarak, Meclis’teki kadın ve erkek vekillere çok iş düştüğü belirtildi. Açıklamanın devamında, “Arzu edilen toplum, gücü gücü yetene; hiçbir sınırlama, müdahale, ceza ve yaptırım olmaksızın şiddet uygulayabildiği bir toplum. Kadına şiddetin olağan bir olgu olduğunu kabul ettirmeye çalışıyorlar” ifadelerine yer verildi.

Tüm vekillere çağrı

Açıklamada son olarak, “Tüm kadın ve eşitlikçi erkek vekillere, önümüzdeki süreçte meclise getirilebilecek kadın haklarını yok etme girişimlerine hayır demelerinin, edecekleri milletvekili yemininin ve Anayasa’nın bir gereği olduğunu hatırlatıyoruz” çağrısı yapıldı.

HABER MERKEZİ

#EŞİKten #vekillere #çağrı #Kadın #haklarını #yok #etme #girişimlerine #hayır #deyin

Federe Kurdistan’da Mayıs’ta 3 çocuk, bir kadın katledildi

NuJİNHA’nın Mayıs ayı şiddet çetelesine göre Federe Kurdistan Bölgesi’nde 3 çocuk bir kadın katledilirken, bir kadın ve bir çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde kadına yönelik şiddet ve katletme olaylarında artış yaşandı. Artan şüpheli kadın ölümleri ise kayıtlara “intihar” olarak geçti. NuJINHA’nın basına yansıyan haberlerden derlediği şiddet çetelesine göre, Federe Kürdistan Bölgesi’nde Mayıs ayı içerisinde 3 çocuk bir kadın katledilirken, bir kadın ve bir çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Bir çocuk da ateşli silahla yaralandı.

NuJİNHA’nın Mayıs ayı şiddet çetelesi şöyle:

“*8 Mayıs’ta Akra ilçesinde 26 yaşındaki kadın şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Yapılan soruşturmada abisinin silahından çıkan kurşunla yaşamını yitirdiği ortaya çıkarken, abisi ifadesinde silahını temizlerken kardeşini yanlışlıkla vurduğunu iddia etti.

* 10 Mayıs’ta Kerkük’de, bir erkek 7 yaşındaki kızını ateşli silahla vurarak ağır yaraladı.

* 11 Mayıs’ta Raperin ilçesinde 11 yaşındaki kız çocuğu nehre düşerek boğuldu. Çocuğun şüpheli ölümüne ilişkin 2 kişi tutuklandı.

* 17 Mayıs’ta Koya’da emekli bir peşmerge evli olduğu kadını ve iki kızını, esnaf komşusunu ateşli silahla katletti.

* 22 Mayıs’ta Garmian’da 14 yaşındaki kız çocuğu şüpheli şekilde hayatını kaybetti. “

HABER MERKEZİ

#Federe #Kurdistanda #Mayısta #çocuk #bir #kadın #katledildi

Hindistan’da tren kazası: En az 50 ölü, 300’den fazla yaralı var

Hindistan’da meydana gelen tren kazasında ilk belirlemelere göre 50 kişi hayatını kaybetti, 300’den fazla kişi yaralandı

Hindustan Times’ın haberine göre, Hindistan’ın Orissa eyaletinin Balasore bölgesinde Coromandel Express’e ait yolcu treni ile yük treni çarpıştı. Bahanaga Bazar Tren İstasyonu yakınlarında meydana gelen kazada ilk belirlemelere göre 50 kişi hayatını kaybetti, 300’den fazla kişi yaralandı.

Yetkililer, yaralıların 179’unun hastaneye kaldırıldığını, trende sıkışan 600’den fazla yolcunun çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Shalimar Tren İstasyonu’ndan kalkan trenin Chennai Central Tren İstasyonu’na doğru seyir halinde olduğu kaydedildi. Bölgeye 50’den fazla ambulans sevk edildi.

DIŞ HABERLER

#Hindistanda #tren #kazası #ölü #300den #fazla #yaralı #var

Paşinyan, Erdoğan’ın yemin törenine katılacak

Ermenistan Başbakanı Paşinyan, yeniden cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan’ın yemin törenine katılacak

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, yeniden cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın Meclis’te gerçekleştirilecek olan göreve başlama törenine katılacak.

Ermenistan’ın resmi haber ajansı Armenpress’in Ermenistan Başbakanlık Ofisi’ne dayandırdığı haberine göre, Paşinyan, Erdoğan’ın yarınki yemin törenine katılmak üzere Ankara’ya gelecek.

Paşinyan 28 Mayıs Pazar günü de sosyal medya hesabından, Erdoğan’ı yeniden seçilmesinden dolayı tebrik etmişti.

HABER MERKEZİ

#Paşinyan #Erdoğanın #yemin #törenine #katılacak

Munzur Dağı’nda bilirkişi keşifi yapıldı

Munzur Dağları’nda açılmak istenen Krom Maden Ocağına karşı açılan dava kapsamında, alanda bilirkişi keşfi yapıldı

Tunceli Valiliği’nin Dosteli Madencilik Yatırım Anonim Şirketi’nin Munzur Dağı’nda hayata geçirmek istediği “4. Grup Krom Maden Ocağı Projesi” için 26 Ocak’ta verdiği “ÇED gerekli değildir” yönünde raporuna karşı Kulikan (Balveren), Kirgat (Çambulak), Lertig (Yalmanlar), Bîrîman (Eskigedik), Hars (Işıkvuran), Îksor (Gözen), Maraş (Eğimli) ve Çat köyü sakinleri, yürütmenin durdurulması için 24 Şubat’ta Erzincan Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

Mahkeme, açılan davaya dair bugün bölgeye çevre, maden, orman, ziraat ve jeoloji mühendisinden oluşan 5 kişilik bilirkişi heyeti gönderdi. Bilirkişi heyeti bölgede incelemelerde bulundu.

HABER MERKEZİ

#Munzur #Dağında #bilirkişi #keşifi #yapıldı

Af Örgütü: İran’da yıl sonuna kadar yaklaşık bin kişi idam edilebilir

Uluslararası Af Örgütü, İran cezaevlerinin bir kıyım merkezine dönüştüğünü ve idam cezalarının 2022 yılına göre 3 kat arttığını belirtti

Uluslararası Af Örgütü, İran’daki insan hakları ihlallerine ilişkin bir rapor yayınladı. Raporda İran cezaevlerinin bir kıyım merkezine dönüştüğünü ve idam cezalarının 2022 yılına göre 3 kat arttığını duyurdu. Uluslararası Af Örgütünün verilerine göre 2023 yılı başından bu yana en az 282 kişi idam edildi. Bu sayı, 2022 yılının ilk 6 ayında gerçekleştirilen idamların 2 katı.

Ayrıca Uluslararası Af Örgütü, İran’daki idamlarının yüzde 20’sinin Beluç yurttaşlar olduğunu belirtti. İran rejiminin uluslararası yasalara göre hüküm giymemiş tutuklular hakkında idam kararı verdiğine vurgu yapılan raporda, bu durumun insan hakları ihlali olduğu belirtildi.

Raporda, İran rejiminin idam kararlarına bu şekilde devam etmeleri halinde 2023 yılı sonuna kadar yaklaşık bin kişinin idam edeceğine dikkat çekti.

HABER MERKEZİ

#Örgütü #İranda #yıl #sonuna #kadar #yaklaşık #bin #kişi #idam #edilebilir