Ana Sayfa Blog Sayfa 374

Mexmur halkının direnişi sürüyor: KCDK-E eylem çağrısı yaptı

KCDK-E, Irak ordusunun Mexmur Kampı üzerindeki kuşatma saldırılarına karşı halkı Irak Büyükelçilikler önünde protesto eylemi yapma çağrısında bulundu

Irak ordusunun Mexmur Kampı üzerindeki kuşatma saldırıları 12’inci gününde devam ediyor. Irak ordusu kamp etrafında durmaya devam ederken halkın direnişleri sürüyor. İşgal girişimine karşı KCDK-E bir açıklama yayınlayarak yurtdışında yaşayan halkı hafta sonunda Irak Büyükelçilik binaları önünde eylem yapma çağrısı yaptı.

KCDK-E tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Mexmur Kampı halkı soykırımcı saldırıya karşı her zaman olduğu gibi canını siper ederek 11 gündür kesintisiz direnerek karşı koymaktadır. Mexmur’da halk çocuk, kadın, genç ve yaşlı ayaktadır” denildi.

‘KAMPTAKİ HERKES CİDDİ TEHLİKE ALTINDA’

Açıklamada, şunlar ifade edildi:

“Gerici Irak rejimi ordusunun kazdığı hendekleri halk elleri ile doldurarak kuşatmayı engellemek için bedenleri barikat yaparak direnişi sürdürmektedir.

Türk devletinin zulmünden dolayı topraklarını terk ederek Mexmur Kampı’nda yaşayan halk Birleşmiş Milletlerin güvencesi altında olmasına rağmen saldırılara karşı yalnız bırakılmıştır. Mexmur Kampı’nda yaşayan kadın, çocuk ve yaşlı herkes ciddi bir tehlike ile karşı karşıyadır.

BM’yi göreve çağırıyoruz

Birleşmiş Milletler’in bugüne kadar Mexmur kampı üzerindeki saldırılara karşı sessizliği kabul edilecek bir tutum olmayacağının altı çizilen açıklamada, “Bilindiği gibi Mexmur Kampı sivil bir halk kamptır ve BM denetimindedir ve bu nedenle BM derhal bu duruma müdahale etmelidir. Bu nedenle BM’e direkt çağrı yapıyoruz. Türk devletinin sürdürdüğü savaş, zulüm ve baskılarından kaçarak Mexmur Kampı’na yerleşmiş halkın can güvenliği ve yürütülen izolasyon ve saldırılara karşı dur demek için BM derhal harekete geçmelidir. Bu vesileyle KCDK-E olarak Birleşmiş Milletler’i görevini yapmaya çağırıyoruz.

Barzani de kirli plana ortak

KDP’nin tutumunun da eleştirildiği açıklamada, “Takındığı tutumla Türk devletine göbekten bağlanmış Barzani Ailesi de bu kirli plana ortak olmaktadır. Irak ordusu, Türk devletinin saldırıları ve Barzani Ailesi’nin ortak yürüttüğü kuşatmayla tam bir izolasyon ve tecrit hedeflenerek Mexmur açık bir hapishaneye çevrilmek istenmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Elçilikler önünde eylem çağrısı

KCDK-E, açıklamasının devamında yurtdışındaki halkı protesto etme çağrısında bulunarak şu ifadelere yer verdi: “Mexmur halkının soykırıma karşı onurlu direnişini selamlıyor, yurtdışında yaşayan halkımızı duyarlı olmaya ve Mexmur halkını sahiplenmeye çağırıyoruz. Bulunduğumuz her yerde demokratik tepkimizi ortaya koymaya, herkesi Türk devleti, işbirlikçi KDP ve gerici Irak rejimini teşhir etmeye çağırıyoruz.”

Kaynak: ROJNEWS

 

 

#Mexmur #halkının #direnişi #sürüyor #KCDKE #eylem #çağrısı #yaptı

Mahkeme kayyumun Sur’daki rant projesini durdurdu

Kayyum tarafından yönetilen Sur Belediyesi, ilçedeki bazı yerleri ranta çevirmek için planladığı ‘Silvan Yolu Planlama Bölgesi’ projesine mahkeme ‘dur’ dedi

Kayyum tarafından yönetimindeki Sur Belediyesi, atanmış kişilerden oluşan ‘belediye meclisi’ üyeleriyle birlikte 5 Mayıs 2022’de “Silvan Yolu Planlama Bölgesi” adı altında yeni bir revizyon nazım imar planı hazırladı.

MA’dan Azad Altay’ın haberine göre mahkeme projeyi ‘plan şehircilik ilklerine uygun değildir’ diyerek durdurdu.

Kayyum yönetimindeki Amed Büyükşehir Belediyesi, jeolojik yasak alanların konut ve ticaret alanı olarak belirlenmesini öngören planı 17 Mayıs’ta onadı.

Mahkeme süreci

TMMOB Şehir Plancılar Odası Amed Şubesi, planın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Amed Büyükşehir ve Sur belediyeleri hakkında açılan davada, nazım imar planında “nüfus hesabının yanlış yapıldığı, teknik alt yapı eksikliğinin bulunduğu, jeolojik yasaklı alanlar olduğu halde alanların konut ve ticaret alanı olarak belirlenip yerleşime açıldığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-2’de belirtilen standartların altında kullanım kararları olduğu, planlamaların şehircilik ve planlama esaslarına uygun olmadığı” belirtildi. Söz konusu gerekçelerle projenin iptali istendi.

Mahkeme kararı

Mahkeme, dava konusu işlemlerin iptaline karar verdi. Kararda, nazım plana dair bilirkişi incelemesi raporuna yer verildi. Raporda, “Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporunun hazırlanmamasının imar mevzuatına, planlama ilke esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun olarak yapılmadığı kanaatine varıldığı” denildi. İmar planındaki haritaların güncel olmadığına dikkat çekilen raporda, nüfus hesaplarının yoğunluk ve fonksiyonların (konut, sağlık, eğitim, park vb.) yer aldığı alanlar üzerinden hesaplanması gerektiği vurgulandı.

Kararda, bilirkişi raporuna işaret edilerek, nazım imar planının “imar mevzuatına, planlama ilke ve esaslarına, şehircilik ilkelerine uygun olmadığı” sonucuna varıldığı belirtildi. Kararda, ayrıca 30 gün içerisinde Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf yolunun açık olduğu kaydedildi.

HABER MERKEZİ

#Mahkeme #kayyumun #Surdaki #rant #projesini #durdurdu

Amcasının istismarını öğretmenine anlattı: Fail aranıyor

Bayrampaşa’da bir çocuğun öğretmenine anlatmasıyla 42 yaşındaki amcasının 9 yaşındaki kız kardeşine tecavüz ettiği ortaya çıktı

İstanbul Bayrampaşa’da ilkokula giden 12 yaşındaki G.K. rehber öğretmenine 9 yaşındaki kardeşinin amcası tarafından istismar edildiğini anlattı.

Halk TV’den Seyhan Avşar’ın haberine göre, 12 yaşındaki G.K. isimli çocuk 7 Kasım 2022 tarihinde okulunda bulunan rehber öğretmenle görüşmeye gitti. G.K. görüşme sırasında 9 yaşında olan kardeşi C.K.’nin 42 yaşındaki amcası Ahmet K. tarafından istismara uğradığını anlattı.

Anneleri durumu biliyor

Ahmet K.’nin kardeşini kiraladığı oda gibi bir yere götürdüğünü aktaran G.K. bu durumu kendisine kardeşinin anlattığını söyledi. Amcalarını her gördüklerinde korktuklarını ve evde saklandıklarını aktaran G.K. istismar olayını annelerinin bildiğini, annelerinin olayı öğrendikten sonra kardeşini amcasıyla bir daha dışarı yollamadığını aktardı. Olay polise bildirildi.

İstismara uğrayan 9 yaşındaki çocuk devlet korumasına verilirken, fail Ahmet K. hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.

İSTANBUL

#Amcasının #istismarını #öğretmenine #anlattı #Fail #aranıyor

Arpak’ın cenazesi ailesine teslim edildi

Çatışmada yaşamını yitiren HPG’li Emrah Arpak’ın cenazesi ailesine teslim edildi

Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesine bağlı Oremar bölgesine bağlı Cîlo alanında HPG ve TSK güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Çatışma sonrası Wan’ın Elbak (Başkale) ilçesi doğumlu HPG’li Emrah Arpak yaşamını yitirerek cenazesi Colemêrg Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Arpak’ın ailesi cenazeyi almak için Nisan ayında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunarak, DNA örnekleri verdi. DNA’nın uyuşması üzerine Arpak’ın cenazesi 56 gün sonra ailesine teslim edildi.

Arpak’ın cenazesi aile tarafından Colemêrg Devlet Hastanesi morgundan alınarak, defnedilmek üzere Wan’ın Elbak ilçesin doğru yola çıktı. Arpak’ın cenazesinin sabah saatlerinde ailesi tarafından defnedilmesi bekleniliyor.

HABER MERKEZİ

#Arpakın #cenazesi #ailesine #teslim #edildi

Erdoğan sloganına kızan esnaf gözaltına alındı

Sultangazi’de Erdoğan lehine slogan atan müşteriyle tartıştığı gerekçesiyle dükkanı mühürlenerek, ruhsatı iptal edilen fırıncı K.Y. gözaltına alındı

İstanbul’un Sultangazi ilçesinde, seçim gecesi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan lehine slogan atan müşteriyle tartıştığı iddia edilen fırın işletmecisinin dükkanı belediye tarafından mühürlendi. Belediye, dükkanın ruhsatını da iptal etti. İddiaya göre, fırıncı satış yapmayarak, tartıştığı müşteriyi dükkandan dışarıya çıkardı. Daha sonra müşterinin yakınları dükkana geldi. Fırıncı, müşterinin yakınlarını da dükkanından çıkardı. Olayın ardından Sultangazi Belediyesi’nin zabıta ekipleri, işletmeyi mühürledi, fırıncının işyeri açma ve çalışma ruhsatını da iptal etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fırın sahibi K.Y.’nin gözaltına alındığını duyurdu.

HABER MERKEZİ

#Erdoğan #sloganına #kızan #esnaf #gözaltına #alındı

Galatasaray Süper Lig’de şampiyon

Lider Galatasaray, Spor Toto Süper Lig’in 36. haftasında deplasmanda MKE Ankaragücü’nü 4-1 yenerek şampiyonluğunu ilan etti. Maç sonunda gollerin sahibi Icardi Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’u omuzlarına aldı

Süper Lig’de puanını 82’ye yükselten Galatasaray, 2022-2023 sezonunun bitimine iki hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, şampiyonluk için çıktıkları Spor Toto Süper Lig’in 36. haftasındaki MKE Ankaragücü maçında takımının kadrosunda değişiklik yapmadı. Eryaman Stadı’nda oynanan karşılaşmada Okan Buruk, Demir Grup Sivasspor’u 2-0 mağlup ettikleri maçın 11’ini değiştirmedi.

Kalede Muslera’nın oynadığı sarı-kırmızılıların savunma dörtlüsünü Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakçı, Kazımcan Karataş oynadı. Ön liberoda Oliveira ve Torreira’ya şans tanıyan Buruk, kanatlarda ise Rashica ile Kerem Aktürkoğlu’na formayı verdi. Galatasaray’da forvet arkasında Mertens, ileri uçta ise Icardi sahaya çıktı.

7. dakikada Icardi Galatasaray’ı 1-0 öne geçirdi.

16. dakikada MKE Ankaragücü, Milson’un vuruşuyla golü buldu.

39. dakikada Icardi, Galatasaray’ı 2-1 öne geçirdi ve ilk yarı 2-1 Galatasaray’ın üstünlüğüyle bitti.

73. dakikada Barış Alper Yılmaz’ın golüyle sarı kırmızılı takım 3. golüne ulaştı.

Sérgio Oliveira’nın 78. golüyle 4. gölünü elde eden Galatasaray maçı galibiyetle sona erdirdi ve şampiyonluğu yakaladı.

Küme düşme hattından uzaklaşmaya çalışan MKE Ankaragücü ise 39 puanda kaldı.

HABER MERKEZİ

#Galatasaray #Süper #Ligde #şampiyon

Basel’de Kayıplar Haftası eylemi

Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası nedeniyle Basel’de düzenlenen eylemde, Cumartesi Anneleri ile dayanışma mesajı verilirken ‘Meşrulaştırılmak istenen gözaltında kaybetme politikalarına karşı sokaklarda olmayı sürdüreceğiz’ denildi

İsviçre’nin Basel kentinde Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında bir araya gelen devrimci kurumlar “Gözaltında kayıpların hesabını sormaya devam ediyoruz” şiarıyla bir eylem düzenledi.

ICAD Uluslararası Büro çağrısıyla İsviçre Göçmen İşçiler Federasyonu (İGİF) tarafından Claraplatz meydanında düzenlenen basın açıklamasına Birleşik Mücadele Güçleri (BMG) katılarak destek verdi. Burada İCAD adına yapılan Almanca basın açıklamasında: “Hitler Almanya’sından Latin Amerika’ya, Türkiye’den Sri Lanka’ya, Pakistan’dan Irak’a Suriye’den Kolombiya’ya, Meksika’dan Balucistan’a, Mısır’dan Marocco’ya kadar dünyanın bir çok ülkesinde uygulanagelmiş ve hala uygulanan baskıya ve sömürü sistemine karşı aktif mücadele eden insanlar gözaltında kaybedildi. Toplumlarda kaygı, belirsizlik ve korku iklimi yaratarak uygulanan bu kirli yöntemle toplumsal muhalefet susturulmak istenmektedir” denildi.

Cumartesi Anneleri için çağrı

Bu kirli yöntem karşısında gözaltında kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması ve sorumlularının yargılanması için dünya çapında mücadelenin sürdürülmesinin önemine dikkat çekilen açıklamanın devamında “Cumartesi Anneleri’nin talepleri talebimizdir” denilerek şu ifadelere yer verildi: “Gözaltında kayıplarının akıbetleri açıklansın. Gözaltında kaybetme suçunun failleri üzerindeki cezasızlık hukukuna son verilsin, Adalet sağlansın. Bir daha hiç kimse gözaltında kaybedilmesin. Türkiye’nin imzalamaktan kaçındığı Birleşmiş Milletler (BM) Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşmesi’ni imzalasın, onaylasın ve uygulasın. Galatasaray Meydanı’ndaki yasak uygulaması kaldırılsın.”

‘Mutlaka hesap soracağız’

Düzenlenen eylemde yerini alan insan hakları aktivisti Münevvver İltemur da bundan 28 yıl önce 27 Mayıs 1995’te Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri’nin sesi olmaya çalışanlardan. İltemur, “O zamanda bizi her hafta gözaltına alıyorlardı. Kayıplar bulunsun, hesap sorulsun. Kaybedenler kaybedecek” diye konuştu.

İGİF adına siyasetçi Ali Orak da faşizm ve faşist diktatörlüklerin kendi varlıklarını sürdürebilmek için halklara, muhaliflere, devrimcilere yönelik bu saldırıları gerçekleştirdiğini ifade ederek şunları belirtti: “Meşrulaştırılmak istenen gözaltında kaybetme politikalarına karşı bizler ezilenler, muhalifler, demokratlar, yurtseverler sokaklarda olmayı sürdüreceğiz. Cumartesi Anneleri’nin talepleri karşılanıncaya kadar mücadelemizden geri adım atmayacağız, mutlaka ama mutlaka hesap soracağız.”

Yapılan açıklama sonrası eylem uluslararası dayanışma çağrılarının yer aldığı sloganlarla sonlandırıldı.

HABER MERKEZİ

#Baselde #Kayıplar #Haftası #eylemi

90 yıl tutsaklık sonrasında buluşma

Onlara borçluyuz. Bu ülke borçlu. Bu ülkede yaşayan halklar borçlu. Zira onları çok daha önce özgürlüklerine kavuşturamadık. Geç kaldık

Adil Okay

Bugün özgürlük ve eşitlik ütopyasıyla çıktıkları yolda esir düşen ve geçen aylarda tahliye olan üç mektup arkadaşımla; tam 30 yıl (toplamda 90 yıl) hapishanede kalan Celalettin Araci, Felemez Erdem ve Turan Demir ile buluştuk. Mektuplarla başlayan arkadaşlığımız yıllar sürdü ve nihayet 30’ar yıl tutsaklıktan sonra tahliye oldular ve biz gıyabi tanışmayı vicahiye çevirdik. Ve bu üç “tarih gibi adam” da yıllar sonra ilk kez karşılaşmış oldular. Buruk bir sevinç ve heyecan yaşadık.

Depremde Antakya’da kaybettiğim kız kardeşim, yeğenlerim ve kuzenlerim için başsağlığı dilemeye gelmişlerdi. Sohbetimiz doğal olarak yine hapishanelere ve memleketin sorunlarına yöneldi. Çeyrek asır sonra dışarı çıkan bu insanlar bir araya gelince, içeride kalan arkadaşlarından, yoldaşlarından söz ediyor, onlar için ne yapabiliriz diye düşünce üretiyorlardı.

Sohbetimiz bazen andığımız hasta bir tutuklunun veya tahliye edilmediği için hayatını kaybeden bir tutsağın adıyla hüzne boyanıyordu. Ama 30 yıl sonra hâlâ umut dolu olan bu insanlar, onları unutmayanlara, eşlerine, çocuklarına, dostlarına, yoldaşlarına şükran duygularını da ifade ediyorlardı.

Felemez ve Turan’ın çocukları hapishane kapılarında büyümüşlerdi. Celalettin evlenmeye zaman bulamadan tutsak düşmüştü. Ama o da “ailem geniş, halkımız beni, bizi bağrına basıyor” diye yanıtlıyordu sorularımı. Turan ve Felemez’in mektupları, yıllar önce yayınlanan, “Ben çıkana kadar büyüme e mi, Hapishane kapılarında büyüyen çocuklar” adlı kitabımda yer almıştı. Onlar içerideyken çocuklarıyla da tanışmıştım.

Turan Demir’in 10 yıl kadar önce kızı Eylem hakkında yazdığı mektuptan bir bölüm aktarıyorum. Duygu yüklü bu satırlar yeni hazırladığım, yakında yayınlanacak olan bir tiyatro oyununda -tabi onun izniyle- replik haline geldi.

“Biricik kızım şu anda 24 yaşında, üniversite öğrencisi ama ben onu toplam 24 defa ya görmüşüm ya da görmemişim, doya doya dokunamamış, sarılamamış, kucağıma alamamışım. Büyüdü, kocaman bir genç kız oldu ona bir şeker, bir çikolata alamadım, bir oyuncak almadım, bir giysi alamadım. Oysa onun ellerimde büyümesini, büyüdüğünü an be an görmeyi çok isterdim. Benden ihtiyaçlarını istemesini çok arzulardım. Gece yarıları ağladığını, güldüğünü, kapının önünde oynarken çamura batmasını, sonra da taşı minik ellerine alarak her şeyi birbirine katmasını görmek isterdim ama hiçbiri olmadı…”

Elbette onlara daha birçok soru sordum. Onlar da bana. 12 Eylül dönemini, işkenceleri, idamları, açlık grevlerini, yararlanamadıkları “af” süreçlerini konuştuk. Koğuş sisteminden F tipine geçişi, sürgünleri ve sayamayacağım kadar çok keyfi uygulamayı-yasağı yaşayan bu insanlar, yaşadıkları ezaya rağmen dünyaya ve çevrelerine sevgiyle bakıyorlardı. Ayaklı tarihti onlar. Celalettin Araci, Felemez Erdem, Turan Demir ve onlar gibi çeyrek asırdır tutsaklık yaşayan diğerleri…

Yalanla örülmüş resmi tarihin dışındaki gerçek hapishane tarihi onların belleklerinde saklı. Yazılmayı bekliyor. Ama bu görev sadece onların değil, biyografi yazımında uzmanlaşan arkadaşlarımızın, belgesel yapımcılarının görevi.

Onlara borçluyuz. Bu ülke borçlu. Bu ülkede yaşayan halklar borçlu. Zira onları çok daha önce özgürlüklerine kavuşturamadık. Geç kaldık.

Ve halen içeride bizim için, sizin için, çocuklarımız için, daha adil bir dünya için mücadele ederken esir düşen binlerce politik tutsak var…

#yıl #tutsaklık #sonrasında #buluşma

Devletin Kürt Hamas’ı ısrarı

Devlet, burada Filistin’de olduğu gibi Hamas benzeri bir yapı oluşturarak Kürt hareketini zayıflatmayı ve günün sonunda El Fetih gibi tasfiye etmeyi amaçlamaktadır. Yanı sıra Hüda-Par’ı Kürtlerin yaşamına bir siyasi aktör olarak sokma isteğidir

Seyithan Akyüz

Hizbullah’ın siyasallaşmış hali olan Hüda-Par, bir süredir Türkiye’de siyasi gündeminin ön sıralarında yer almaktadır. 14 Mayıs seçim süreciyle birlikte gündem taşınan bu yapı, hemen her gün (ister muhalif isterse iktidarı yakın olsun) medyanın yer verdiği bir duruma getirilmiştir. Cumhur İttifakı’nın ana bileşeni AKP’nın listelerinden seçime giren Hüda-Par, 4 milletvekili seçtirerek önümüzdeki dönemde de mecliste temsil edilecektir. Peki ciddi bir oyu bulunmayan ve siyasi etkinliği de sınırlı olan bu yapıyı, AKP ve Cumhur İttifakı neden içine almıştır? Bir diğer söylemle AKP, geçmişindeki karanlık yüzü nedeniyle götürüsü getirisinden çok olabilecek bir yapıyı neden bu kadar sahiplendi ve sahiplenmeye devam etmektedir? Öncellikle şunu belirtmekte yarar var ki, bazı kesimlerin yaptığı “iktidar partisi o kadar zor durumdadır ki, Hüda-Par’a bile muhtaç olmuştur” tespiti yeterli bir tespit değildir. Zira iktidar partisi olan AKP’nin Hüda-Par gibi bir yapıdan elde edebileceği kazanım neredeyse yok gibidir. Hal böyle olunca, Hüda-Par’ın bu kadar parlatılıp meclise koyacak kadar sahiplenilmesi, başka birtakım hedefler içerdiğini gösterir.

Bu çerçevede şunu rahatlıkla belirtebiliriz ki, bir süredir Hüda-Par’ı popülerleştirme arayışı bir devlet projesi olmaktadır. Bunun bir devlet projesi olduğunu katıldığı bir Tv programında bizzat İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendisi “Hüda-Par’ın Cumhur İttifakı’na alınması devlet kararıyla olmuştur” diyerek itiraf etmiştir. O zaman devlet bu projeyi ne için geliştirmek istemektedir sorusuna yanıt aramalıyız. Kuşkusuz devletten kastımız, günümüzdeki AKP iktidarı ve onun ortaklarıdır. Başka bir ifadeyle devlet içerisinde değişik klikler olsa da, gücün büyük bir bölümünü elinde bulunduran AKP ve ortakları olduğundan, devletin kendisi de onlar olmaktadır.

Öyle görünüyor ki, Hüda-Par projesiyle iki nokta (diğeri İslami hassasiyeti olan kitlenin iktidara karşı zayıflayan duygularına yönelik olup, bu kitleyi yeniden kendi etrafında konsolide etmeyi amaçlıyor) hedeflenmişse de, asıl olan Kürt demokrasi hareketine alternatif yaratma hedefidir. Son süreçte yaşananları dikkatli bir şekilde gözlemlersek, bununla ilgili birçok ipucu yakalayabiliriz. Mesala konuya yakından baktığımızda Hüda-Par’ın öne çıkarılma biçiminin, Kürtlerin temel haklarıyla ilgili hususlarda olduğunu net olarak görmek mümkün. Örnek olarak daha önce pek duymadığımız Kürdistan sözü, sık sık bu yapının yetkilileri tarafından (belli çevrelerin tepkilerine rağmen) dile getirmekte ısrar etmeleridir. Bununla beraber Kürt sorununun çözümsüz kalmasının nedeni olarak gösterilen Anayasa’ın ilk dört maddesi ile 66. maddeye sürekli yapılan atıftır. Milletvekili yemini, federasyon ve anadilde eğitime yönelik söylemleri de bu yapı tarafından öne çıkarılan diğer hususlardır. Kuşkusuz bunlar belli bir plan çerçevesinde geliştirilen söylemlerdir. Bununla Hüda-Par’ın bir Kürt partisi olduğu ve Kürtlerin ulusal haklarını savunduğu algısını yaratmak istemektedirler. Bazı çevrelerin HDP ve Hüda-Par kastedilerek “iki Kürt partisi” söylemini geliştirmeleri de bu planın bir parçasıdır. Yine ilk elden Mesut Barzani’yi aramaları, bu projenin KDP’siz geliştirilmediğini de göstermektedir. Devlet, burada Filistin’de olduğu gibi Hamas benzeri bir yapı oluşturarak Kürt hareketini zayıflatmayı ve günün sonunda El Fetih gibi tasfiye etmeyi amaçlamaktadır. Yanı sıra Hüda-Par’ı Kürtlerin yaşamına bir siyasi aktör olarak sokma isteğidir. Yine Hüda-Par eliyle Kürtler radikalleştirilerek, ekonomik sorunlardan dolayı işlevselliği zayıflayan Türk milliyetçiliği de yeniden canlandırılmak istenmektedir. Son dönemlerde milliyetçilik söyleminin yoğunca sarf edilmesi, bunun somut göstergesidir. Bilinen tabir ile belirtecek olursak, bir taşla birkaç kuş vurma hedeflenmiştir.

Tabi bu ilk defa denenmiş bir şey değildir. Daha öncede benzer şekilde Kürt hareketine karşı alternatifler yaratılmak istenmiş ama hiçbiri başarılı olamamıştır. Hatta o kadar çok benzer denemeler geliştirildi ki, bunun artık bayatladığını ve başarı şansının olmadığını belirtebiliriz. Zira uzun yıllar yürütülen mücadeleyle Kürt toplumu hiç olmadığı kadar politikleşmiş bir duruma gelmiştir. Bilinç düzeyi yüksek, özgürlük ideali çok güçlüdür. Bu nedenle kendisiyle ilgili geliştirilen her politikayı doğru okuma yeteneği vardır. Dolayısıyla bundan öncekilerde olduğu gibi Kürt toplumu, aleyhine geliştirilmek istenen bu projeyi de boşa çıkarmasını bilecektir.

Sonuç olarak daha önce defalarca denenen bu tür projelerle Kürt sorunundan kurtulmak mümkün değildir. Kurtulmak diyorum zira şimdiye kadar geliştirilen tüm projelerde esas olan çözüm değil, sorundan kurtulma mantığı geçerli olmuştur. Esas alınan ve geçerli mantık bu olunca, Kürt sorunu da çözüme kavuşturulamamıştır. Oysa Türkiye’de bir Kürt sorunu vardır ve bu sorun demokratik çözümünü dayatmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de bir Kürt sorunu olduğu gibi, bu sorunun çözümünü sağlayacak muhatapları da bulunmaktadır. Başka muhataplar yaratamaya çalışmak ise, boşa enerji kaybı olacaktır.

#Devletin #Kürt #Haması #ısrarı

Kayıplar Haftası: Devletin suçunu her hafta hatırlatacağız

Kayıplar Haftası’nın son gününde düzenlenen etkinlikte konuşan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, ‘Biz her hafta onlara bu suçu nasıl işlediklerini, bu suçu işleyenlerin kimler olduğunu, bu suçu gizleyenlerin kimler olduğunu hatırlatacağız’ dedi

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon’u ve Cumartesi Anneleri/İnsanları 17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında Şişli Cami Meydanı’nda mum yakma etkinliği gerçekleştirmek isterken, polis tarafından engellendi. Burada ablukaya alınan grup daha sonra İHD İstanbul Şubesi dernek binasına geçti. Dernek binasında yere mumlar, karanfiller ve gözaltında kaybedilen kişilerin fotoğrafları bırakıldı. “Kayıplarımız için adalet istiyoruz” pankartının açıldığı etkinlikte, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ve Sanatçı Kerem Fırtana katıldı.

‘Suçunuzu her hafta hatırlatacağız’

Etkinlikte konuşan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, 948 haftadır devlete suçlarını hatırlattıklarını dile getirdi. Gözaltında insanların kaybedilmesinin bir insanlık suçu olduğunu vurgulayan Yoleri, bunu devletin de çok iyi bildiğini söyledi. Yoleri, “Bu insanlığa karşı suçu her zaman onların yüzüne çarpmaya devam ediyoruz. Biz her hafta onlara bu suçu nasıl işlediklerini, bu suçu işleyenlerin kimler olduğunu, bu suçu gizleyenlerin kimler olduğunu hatırlatacağız. Her seferinde de bu ısrarımız ve mücadele tavrımızı değiştirmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Kayıplarımızı sormaya devam edeceğiz’

Ardından söz alan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) İstanbul Şubesi temsilcisi Ümit Efe, kayıplar mücadelesi veren ailelerin yanında olacaklarını vurguladı. Efe, “Biz bu haklı adalet yürüyüşümüze devam edeceğiz. Hak ve özgürlükler mücadelesi ve insan hakları mücadelesi her türlü karanlıktan, zulümden, baskı ve şiddetten haklıdır. Biz kazanacağız, kayıplarımızın akıbetini sormaya devam edeceğiz” diye belirtti.

Destek çağrısı

Ardından söz alan kayıp yakını Hanife Yıldız ise Cumartesi Anneleri’nin direnişine sahip çıkılması gerektiğinin altını çizdi. Yıldız, “Bizim üzerimizden herkese aynı muameleyi gösterecekler. Ben evladım her daim onların karşısına çıkıp bir şamar gibi yüzlerine vuracağız, bundan emin olsunlar. Herkesin vicdanlı olmasını ve yanımızda olmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

Mücadeleye devam

Son olarak söz alan kayıp yakını Hanım Tosun, kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceklerini belirterek, “Kimsenin bizi engellemeye gücü yetmeyecek. Belki meydanları bize kapatacaklar ama hiç kimsenin gücü bizi kayıplarımızı aramaktan vazgeçirtemeyecek. Failler yargılanana kadar mücadele devam” dedi.

HABER MERKEZİ

#Kayıplar #Haftası #Devletin #suçunu #hafta #hatırlatacağız