Ana Sayfa Blog Sayfa 4

Yeni bir YOL Yürünmeli… Necati Şahin

Yeni bir YOL Yürünmeli…
Yeni bir SOFRA Kurulmalı…

Kimi Toplumlar savaşlardan;
Kimi Toplumlar felaketlerden…
KImileri de siyasi karanlıktan çıkar.

Asıl mesele, çıktıktan sonra hangi yolu yürümeli?
Hangi sofrayı kurmalı?

ALMANYA
Savaş sonrası.
Mağlup, mahçup.
Son miras : Utanç
Bitik.

Vicdan yok edilmiş.
Sürgün yemiş Vicdan.

Vicdan yoksa.
Karanlık zifiridır.

Bir Toplum kendi karanlığını nasıl aşar?

Geleceğini
tarihindeki insani kökler üzerine inşa ederse.

İşte Almanya, karanlıkta
filozoflarına döndü yüzünü…

Goethe’nin,
Schiller’in özgürlük düşlerini dinledi.

Kant’ın insan onuruna dair sözlerini hatırladı.

Heine’nin sürgünden yükselen sesine kulak verdi.

Brecht’in gerçeği haykıran yüreğini hatırladı.

Zira,
bir toplumun gerçek mirası insanlığa bıraktığı ışıktır.

Almanya Işığa döndü yüzünü.

*

Tarih, sanattır:
Hatırlama, unutma, utanma, ders çıkarma sanatı.

Hangisi alınıp yola döşenmeli?

Yeni TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜ hangi mirası kendine pusula yapmalı ?

Öfke?
Korku?
Cehalet?
Hangisi?

Gayet sade:
Bu coğrafyanın “Tarihteki Aydınlanma Yüzleri”ne dönmeli yüzünü.

İşte oradalar:

Yunus Emre hâlâ konuşuyor…

Pir Sultan hâlâ direniyor

Hacı Bektaş hâlâ gönüllerde yürüyor.

Aşık Veysel toprağında yaşamaya devam ediyor hala.

Nazım’ın umudu hâlâ yürekleri ısıtıyor.

Karacaoğlan hâlâ Doğa diyor.

Yaşar Kemal hâlâ Çukurovada destan söylüyor…

*

Goethe ile Yunus tanış değillerdi.
Aralarında yüzyıllar vardı.
Dilleri farklıydı.
Coğrafyaları farklıydı.

Ama ikisi de insanın büyüklüğüne inanıyordu.

Felsefe Sofrası…

Kant ile Hünkar da
öyle.
İkisi de insanı değer olarak görüyordu.

Gönül sofrası…

Heine ile Pir Sultan aynı çağda yaşamadılar.
Ama ikisi de zulmün karşısında direnişi seçtiler.

Direniş sofrası.

Nazım ile Brecht farklı dillerde yazdı
Ama ikisi de insanlığın yarınlarına umut oldu.

Umut sofrası…

Büyük hümanist ruhlar aynı gökkubenin altında, farklı coğrafyalarda;
farklı zamanlarda oturdular sofraya.

Güneşin Sofrasına.

Geleceğimizi,
“Güneşin Sofrası”nda oturanlara emanet etmeliyiz.

Birbirinin acısını duyabilenlere.
Birbirinin dilini, inancını, türküsünü zenginlik sayabilenlere…

Yeni Türkiye Yürüyüşü böyle olmalı
böyle başlamalı
böyle yürümeli…

Ülkenin harcında siyasetçilerin kem sözleri,
kin bakışları,
teneke seslerin yerini;

Yunus’un sevgisi,
Pir Sultan’ın direnişi,
Hünkar’ın nefesi,
Veysel’in toprağı,
Nazım’ın umudu,
Karacaoğlan’ın doğası
Yaşar Kemal’in vicdanı almalıdır.

Rızalık Sofrası.

İnsanlık büyük bir sofradır.

Milletlerin en değerli hazinesi de bu sofraya getirdikleri lokmadır.

Her bereketli sofra,
bir derin “Söz Lokması” ile kurulur.

Söz Yunus’ta:
“Sevelim Sevilelim…”

Mamakta 33 Can İçin Anma Etkinliği Düzenlendi

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümünde, yaşamını yitiren 33 canı anmak amacıyla Ankara’nın Mamak ilçesindeki Hacı Bektaş-ı Veli Parkı’nda “33 Can, 33 Bağlama” temalı bir etkinlik düzenledi. Etkinlik, geniş bir katılımla gerçekleşti ve duygusal anlara sahne oldu.

Program, saygı duruşu ile başlayarak, Madımak Katliamı’nda hayatını kaybeden 33 canın isimlerinin okunmasıyla devam etti. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ve Mamak Şube Başkanı Rukiye Kara, toplumsal hafızanın korunmasının önemini vurguladı ve adalet, yüzleşme, birlik ve dayanışma mesajları verdiler.

Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin, etkinlikte yaptığı konuşmada, Ege Mahallesi’nde inşa edilecek cemevi projesi hakkında müjdeler verdi. Etkinliğe katılım gösteren birçok sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve yurttaşlar, anma programında bir araya geldi.

Etkinlikte, Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN-DER) Başkanı Kenan Şahbudak ve arkadaşları, bağlama eşliğinde deyişler seslendirdi. Katılımcılar, bu deyişlere aktif bir şekilde eşlik ederek duygusal anlar yaşadı. Programın sonunda PSAKD Mamak Şubesi semah ekibi tarafından semah döndürüldü ve etkinlik, Satılmış Şenol Dede’nin dua ile sona erdi.

“Unutmadık, unutturmayacağız” mesajı, anma etkinliğinin ana teması olarak güçlü bir şekilde dile getirildi. Bu tür anma etkinlikleri, Alevilik inancının ve toplumsal hafızanın yaşatılması açısından büyük bir önem taşımaktadır.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Mamakta düzenlenen anma etkinliği, Alevi toplumunun hafızasını koruma ve adalet arayışını sürdürme adına önemli bir adım olmuştur. 33 canın hatırlanması, sadece bir kaybın yasını tutmak değil, aynı zamanda zulme karşı durmanın ve birlik olmanın simgesidir. Bu tür etkinlikler, toplumsal dayanışmayı pekiştirmekte ve Alevilik inancının özünü yansıtmaktadır. Unutulmamalıdır ki, geçmişin acılarıyla yüzleşmek, gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için hayati öneme sahiptir.

— Alevi Gazetesi Editörü

14. Britanya Alevi Festivalinde barış mesajları verildi

14. Britanya Alevi Festivali, “Barış Güvercini Uçsun Dünyada” temasıyla Londra’da gerçekleştirildi. Festivalin açılışında Alevi toplumu, barışa vurgu yaparak Alevilik inancının özünü bir kez daha hatırlatmayı amaçladı. Açılış konuşmasını yapan Tuğba Özcivan, barış ve kardeşlik mesajları verirken, Yadigar Aslan da ana çerağ uyandırarak geleneksel ritüelleri sahneye taşıdı.

Festivalde konuşan Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanları Maksut Demir ve Eda Özdemir, Alevilerin Suriye’de ve Türkiye’de maruz kaldıkları insan hakları ihlallerine dikkat çekerek, bu yılki festival temasının daha da anlam kazandığını belirtti. “Bir araya gelerek hem değerlerimize sahip çıkıyor hem de geleceğe umut taşıyoruz” dediler.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, barış sürecinin önemine vurgu yaparak Alevilerin bu sürece sahip çıkmalarını istedi. AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, Türkiye’de Alevilerin hedef haline getirildiğini ifade ederek, “Barış süreci bizim için son derece önemli. Onurlu bir barışın sağlanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Festival, çocukların semah gösterileri ve Londra Kırkısraklar Kültür ve Dayanışma Derneği halk oyunları ekibinin performansıyla devam etti. Alevi toplumu, bir araya gelerek dayanışma içinde barış ve eşitlik taleplerini güçlü bir şekilde dile getirdi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

14. Britanya Alevi Festivali, barış ve kardeşlik mesajlarıyla Alevi inancının özünü bir kez daha vurguladı. Alevilerin Suriye ve Türkiyedeki insan hakları ihlallerine dikkat çekilmesi, bu temanın önemini artırdı ve toplumsal dayanışmanın gerekliliğini ortaya koydu. Barış sürecinin aciliyetine yapılan vurgular, Alevi toplumunun geleceği için hayati bir öneme sahipken, bu süreçte birlik olmanın ve hak arayışının ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşıldı.

— Alevi Gazetesi Editörü

Vay Nesimi Can Nesimi Türkan Doğan

Bazı insanlar yaşadıkları çağın içine sığmazlar. Onların sözü yalnızca kendi zamanlarına değil, yüzyıllar sonrasına da ulaşır.
Alevi-Bektaşi yolunun Yedi Ulu Ozanlarından Nesimi de böylesi bir hakikat yolcusudur. Bağdat’ın Nesim kasabasında yetişen, Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın kadim kültürleriyle yoğrulan bu büyük ozan, insanı Hakk’ın tecellisi olarak gören düşüncesi nedeniyle dönemin egemenleri tarafından hedef alınmış, Halep’te derisi yüzülerek katledilmiştir.

Ancak tarihin bize öğrettiği bir gerçek vardır: Hakikati söyleyenlerin bedenleri yok edilebilir ama sözleri yok edilemez. Nesimi’nin sesi de susturulamadı. O ses yüzyıllar boyunca deyişlerde, nefeslerde, cemlerde ve halkın belleğinde yaşamaya devam etti. Çünkü onun sözlerinde yalnızca bir şairin duyguları değil, boyun eğmeyen insanın vicdanı vardı. Dünyanın malına, makamına ve hükümdarların kudretine minnet etmeyen bir duruş vardı.

Bu nedenle Nesimi’nin hikâyesi yalnızca bir kişinin hikâyesi değildir. O, zulüm karşısında hakikatin, korku karşısında cesaretin ve inkâr karşısında insan onurunun hikâyesidir. Halep’te derisi yüzülen beden, aslında düşüncenin ve özgür vicdanın cezalandırılmak istenmesiydi.

Aradan yüzyıllar geçti. Şehirlerin isimleri değişti, iktidarlar değişti, çağlar değişti. Fakat hakikatten korkan karanlık zihniyet değişmedi. Bu yüzden Halep’ten Sivas’a uzanan yol, yalnızca iki şehri birbirine bağlayan bir yol değildir. Bu yol, aynı acının, aynı direncin ve aynı hafızanın yoludur. Bir tarafta Nesimi’nin derisini yüzenler, diğer tarafta insanları düşüncelerinden, inançlarından ve kimliklerinden dolayı hedef alanlar vardır. Tarih farklı sahneler kursa da oynanan oyunun özü çoğu zaman değişmez.

Alevi halkının kolektif hafızasında Nesimi, Pir Sultan ve Sivas’ta yitirdiğimiz canlar birbirinden ayrı düşünülemez. Çünkü onların her biri aynı yolun farklı duraklarında karşımıza çıkar. Her biri insanın insan kalma mücadelesinin, zulme karşı direnmenin ve hakikati savunmanın sembolüdür.

Bugün Sivas katliamının dönümüne yaklaşırken, yüzyılların içinden gelen bir ses yeniden kulağımıza değiyor. O ses bize yalnızca geçmişi hatırlatmıyor; aynı zamanda vicdanın, eşitliğin ve insanlık onurunun savunulması gerektiğini de hatırlatıyor. Halep’te başlayan ağıt, Sivas’ta yeniden yükselirken, Nesimi’nin sözü hâlâ yaşamaya devam ediyor.

Vay Nesimi can Nesimi… Senin derin acın yalnızca bir dönemin değil, yüzyıllardır süren bir belligin acısıdır. Ve belki de bu yüzden Halep’ten Sivas’a uzanan o uzun yolun her durağında senin sesin duyulur.

Dapaklı: Nafaka kararı kadınları zor durumda bırakıyor!

Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Eş Başkanı Fadime Dapaklı, Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka uygulamasını iptal etmesine tepki gösterdi. Dapaklı, bu kararın kadınların yaşam gerçekliğini görmezden geldiğini ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştireceğini belirtti. “Bu yaklaşım, kadınları ekonomik ve psikolojik baskı altında evliliklerini sürdürmeye zorlayacaktır” dedi.

Dapaklı, kadınların evlilik süreçlerinde eğitimlerinden ve ekonomik bağımsızlıklarından vazgeçmek zorunda kaldığını ifade ederek, AYM kararının sorunlu evliliklerde kadınları zor durumda bırakacağını vurguladı. “Bu karar, birçok kadının istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda kalması anlamına geliyor” diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla birlikte kadın haklarına yönelik gerilemelere dikkat çeken Dapaklı, iktidarın oluşturmak istediği “makbul kadın” profilinin toplumsal cinsiyet eşitliğini tehdit ettiğini savundu. “Kadınlardan evde oturmaları, çocuk büyütmeleri ve eşlerine itaat etmeleri bekleniyor” diyen Dapaklı, bu durumun kadınları hem ekonomik hem de psikolojik olarak mağdur ettiğini belirtti.

Dapaklı, kadınların uzun yıllar süren mücadeleleri sonucunda kazandıkları hakların hedef alındığını ve nafaka hakkına yönelik müdahalenin toplumsal yaşamda kadınların konumunu daha da zayıflatacağını ifade etti. “Kadınların büyük bedeller ödeyerek kazandıkları hakların gasp edilmesini kabul etmiyoruz” dedi.

Son olarak, Türkiye’de kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin artışına dikkat çeken Dapaklı, nafaka hakkının sınırlandırılmasının kadınları şiddet dolu evliliklere mahkum edeceğini belirtti. Kadınların yaşamın her alanında eşitsizlikle mücadele ettiğini vurgulayarak, hak kayıplarına karşı örgütlü mücadelenin önemine işaret etti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Fadime Dapaklının Anayasa Mahkemesinin nafaka kararına yönelik eleştirileri, Alevi toplumunun kadınlarının yaşadığı derin eşitsizlikleri bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu karar, kadınları ekonomik ve psikolojik baskı altında tutarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini tehdit eden bir adım niteliğindedir. Alevi inancı, eşitliği ve adaleti savunurken, kadınların haklarının korunması için mücadele edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Kadınların kazanılmış haklarının geriye alınması, sadece bireyleri değil, tüm toplumu derinden etkileyecektir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Hüseyin Soysüren, Alevi toplumu için büyük bir kayıp!

Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren, 6 Haziran 2026 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Hüseyin Soysüren, İngiltere’den dönerken havaalanında aniden rahatsızlandı. İlk müdahale havaalanında yapılmasına rağmen, bu müdahale hayatta kalmasına yetmedi.

Hüseyin Soysüren için 7 Haziran 2026 tarihinde Mersin Cemevi’nde Hakk’a Uğurlama Erkanı düzenlenecek. Ardından, doğduğu yer olan Kantarma’ya götürülecek ve burada toprağa verilecek.

Alevilik inancının temsilcilerinden biri olarak bilinen Soysüren, birçok kez toplumsal konularda görüş bildirmişti. Son dönemlerde eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun inşası üzerine vurgularda bulunan Soysüren, Alevi mücadelesinin önemine dikkat çekmişti.

Hüseyin Soysüren’in vefatı, Alevi toplumu için büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor. Kendisi, inanç ve kültürel değerlerin yaşatılması konusundaki kararlılığıyla tanınıyordu.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Hüseyin Soysüren’in vefatı, Alevi toplumu için yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda inanç ve kültürel değerlerin yaşatılması konusundaki kararlılığın da sarsılması anlamına gelmektedir. Kendisi, eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun inşası için verdiği mücadele ile Alevilik tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Bu kayıp, Alevi kimliğinin güçlendirilmesi ve toplumun bir arada yaşama iradesinin korunması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Kültür Festivali Frankfurtta Başlıyor

16. Avrupa Dersim Kültür Festivali, yarın Frankfurt’ta kapılarını açıyor. Önceki Dönem DİK Eşbaşkanı Hülya Yer, Avrupa’da yaşayan Dersimlileri ve dostlarını bu önemli etkinliğe davet etti. Festival, Dersim kültürü, kimliği ve inancının gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük bir öneme sahip.

Yer, festivalin toplumsal hafızayı canlandırma ve dayanışma amacı taşıdığını belirtti. Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan Dersimlilerin, ortak kültürel değerler etrafında bir araya geleceği vurgulandı. “Bu kültür, bu inanç, bu toplum yaşamalıdır” mesajıyla etkinliğin anlamına dikkat çekildi.

Festivalin yalnızca kültürel bir etkinlik olmanın ötesinde, Dersim’in dili, inancı ve toplumsal hafızasını yaşatan önemli bir buluşma zemini olduğu ifade edildi. Katılımın yüksek olması beklenirken, etkinlik boyunca geçmiş festivallerden anılar paylaşılacak.

Hülya Yer, “Bu hafta sonu yüreğimiz Dersim için atacak” diyerek, tüm Dersimlileri ve dostları festivalde buluşmaya çağırdı. Festivalin, Dersim kültürünü yaşatmak ve yaymak adına önemli bir fırsat sunduğu belirtildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Kültür Festivali, sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda Alevi kimliğinin ve kültürünün yaşatılmasının bir simgesidir. Avrupada yaşayan Dersimlilerin dayanışma ve ortak kültürel değerler etrafında buluşması, toplumsal hafızanın güçlenmesi açısından büyük bir fırsat sunmaktadır. Bu tür etkinlikler, Alevilik inancının ve Dersim kültürünün gelecek nesillere aktarılması için kritik bir öneme sahiptir.

— Alevi Gazetesi Editörü

14. Britanya Alevi Festivalinde Birlik Cemi Yapılacak

14. Britanya Alevi Festivali, bu yıl özel bir etkinlikle taçlanacak. Festival kapsamında, birlik ve beraberliği simgeleyen bir cemi düzenlenecek. Cemin amacı, Alevi toplumu içinde dayanışmayı güçlendirmek ve inanç özgürlüğüne vurgu yapmaktır.

Etkinlik, 15 Ekim 2023 tarihinde Londra’da gerçekleştirilecek. Tüm Alevi bireyleri ve topluluklar bu ceme davet edilerek, bir araya gelinmesi hedefleniyor. Birlik cemi, Alevilik inancının özünü yansıtan bir ritüel olarak önem taşıyor.

Festivalin organizatörleri, bu cemin Alevi kimliğini güçlendireceğini ve toplumsal barışa katkıda bulunacağını vurguladı. Ayrıca, etkinlikte yer alacak konuşmacılar, Alevi kültürü ve değerleri üzerine sohbetler gerçekleştirecek.

Bu yılki festival, Alevi toplumu için bir araya gelme ve birlikte hareket etme fırsatı sunarken, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın önemini de hatırlatmayı amaçlıyor. Ceme katılımın yüksek olması bekleniyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

14. Britanya Alevi Festivalinde gerçekleştirilecek birlik cemi, Alevi toplumunun dayanışma ve inanç özgürlüğü konularında önemli bir adım atmasını sağlayacak. Bu tür etkinlikler, Alevilik inancının özünü yansıtan ritüeller aracılığıyla, toplumsal barışın güçlenmesine katkıda bulunuyor. Alevi Gazetesi olarak, bu festivalin bir araya gelme ve eşit yurttaşlık bilincinin pekişmesi açısından büyük bir fırsat sunduğunu vurguluyoruz.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersimde Munzur Festivali Doğa ve Kültür İçin Başlıyor!

Dersim’de bu yıl 24’üncüsü düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali, 30 Temmuz ile 2 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festivalin programı hakkında Dersim Ticaret Odası’nda yapılan basın toplantısında, kayyım atanan Dersim Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Orhan, festivalin yalnızca bir kültürel etkinlik değil, doğa, kültür, dil, inanç ve sanatın kesiştiği önemli bir mücadele alanı olduğunu belirtti.

Orhan, festivalin geçmişteki baskılara ve engellemelere rağmen ayakta kalmayı başardığını, Dersim’in toplumsal hafızasını ve köklü direniş geleneğini geleceğe taşıyan önemli bir köprü olduğunu vurguladı. Festival, maden projeleri, barajlar ve HES’ler gibi doğayı tehdit eden uygulamalara karşı seslerin yükseltileceği bir platform olmayı hedefliyor.

Bu yılki etkinliklerin, doğaya yapılan saldırılara, kadınlara yönelik şiddete ve eşitsizliklere karşı güçlü bir duruş sergilemek amacıyla düzenlendiği ifade edildi. Toplantının sonunda, tüm Dersimliler ve dostları, festival boyunca Munzur’un özgür akışına ve halkların kardeşliğine sahip çıkmaya davet edildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim’in zengin kültürel mirasını ve doğasını koruma mücadelesinin bir sembolü olarak öne çıkıyor. Bu yılki etkinlikler, doğaya yönelik tehditlere, kadınlara karşı işlenen şiddete ve toplumsal eşitsizliklere karşı güçlü bir duruş sergilemek amacı taşıyor. Dersim, tarihsel direnişi ve toplumsal hafızasıyla, tüm ezilenlerin sesi olmaya devam edecek, festival ise bu sesin yükseldiği önemli bir platform olacak.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Festivali Alevilik Kültürünü Yaşatacak

Dersim’de bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Dersim Festivali’ne FEDA (Federasyon Alevi Dernekleri) ve DAKB (Dersim Alevi Kültür Dernekleri) katılım çağrısında bulundu. Festival, Alevilik kültürünün tanıtılması ve yaşatılması amacıyla gerçekleştirilecek.

Festival, 15-17 Eylül 2023 tarihlerinde Dersim’in Ovacık ilçesinde yapılacak. Etkinlikler, bölgedeki Alevi kültürünü ve değerlerini ön plana çıkarırken, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı pekiştirecek bir platform sunmayı amaçlıyor.

FEDA ve DAKB, festivalin önemine dikkat çekerek, tüm Alevi bireylerini ve toplulukları bu etkinliğe katılmaya davet etti. Yapılan açıklamada, festivalin bir araya gelme, dayanışmayı güçlendirme ve kültürel mirası yaşatma fırsatı sunduğu vurgulandı.

Bu yılki festivalde konserler, paneller ve çeşitli atölye çalışmaları yer alacak. Etkinlikler, katılımcılara hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim sunmayı hedefliyor.

FEDA ve DAKB, Dersim Festivali’nin Alevilik inancının ve kültürünün daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacağını belirterek, herkesin bu anlamlı etkinliğe katılmasını teşvik etti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Festivali, Alevilik kültürünün yaşatılması ve tanıtılması adına büyük bir fırsat sunuyor. FEDA ve DAKBnin çağrısıyla gerçekleşecek bu etkinlik, toplumun bir araya gelerek dayanışma içinde olmasını sağlarken, kültürel mirasımızı da güçlendirecek. Alevi inancının özünü yansıtan bu tür festivaller, ayrımcılığa karşı durarak, tüm bireylerin eşit bir şekilde buluştuğu bir platform yaratıyor.

— Alevi Gazetesi Editörü