Ana Sayfa Blog Sayfa 452

Kırtay’ın son çağrısı ‘hasta tutuklulara sahip çıkın’ oldu

Pişmanlık dayatmasına karşı ‘Yatağımda öleceğim ama pişman olmayacağım’ diyen ve geçtiğimiz gün yaşamını yitiren 30 yıllık ağır hasta tutuklu Abdulhalim Kırtay’ın son çağrısı ‘Hasta tutuklulara sahip çıkın’ oldu

Ağır sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmeyen hasta tutuklular, her geçen gün insan hakları ihlallerinin arttığı cezaevlerinde ölüme terk ediliyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre 651’i ağır bin 517 hasta tutuklunun durumu her geçen gün ağırlaşırken, hasta tutukluların tahliye edilmesi talebiyle Adalet Nöbeti tutan ailelerin acil tahliye edilmesi istenen tutuklular dahi tahliye edilmedi. Sadece son iki yılda 93 tutuklu cezaevinde yaşamını yitirdi.

İHD’nin ağır hasta tutuklu listesinde yer alan 75 yaşındaki Abdulhalim Kırtay da tüm çağrılara rağmen tahliye edilmedi. Cezaevinde sağlık durumu ağırlaşan Kırtay, cezasının bitimine 2 aydan kısa bir süre kala 22 Mart’ta tahliye edildi. Tahliye edilmesinden 51 gün sonra ise (12 Mayıs) tedavi gördüğü Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

 Hizbullah’ın hedefindeydi

Amed’in Farqîn (Silvan) ilçesinde yaşayan Kırtay, 1990’lı yıllarda hem devletin hem Hizbullah’ın hedefi haline geldi. Mücadelesinden vazgeçmeyen Kırtay ve oğlu hakkında yakalama kararı çıkarılmasıyla, aile evi 3 ay boyunca askerlerce kuşatmaya alındı. Kırtay ailesinin erzak almasının dahi engellenmesiyle, evin en küçük bireyi Zinarin açlıktan yaşamını yitirdi.

 Aile büyük bedeller vermiş

1992 yılına gelindiğinde ise Kırtay’ın kızı Herdem Merwanî, henüz 13 yaşındayken tanık ifadesine dayandırılarak gözaltına alındı ve 3 aylık gözaltı sürecinden sonra tutuklandı ve 13 yıl cezaevinde kaldı. Bir yıl sonra 14 Mayıs 1993’te ise Abdulhalim Kırtay gözaltına alındı. Kırtay’ın nerede olduğunu soran ailesine, uzun süre bilgi verilmedi. Yaklaşık 50 gün boyunca gözaltında tutulan Kırtay, aile ve avukatlarının ısrarlı arayışı sonucu gözaltında olduğu kabul edildi. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanan Kırtay, “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla 36 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu süreçte Kırtay ailesinden ve akrabalarından 10 kişi, devlet ve Hizbullah tarafından farklı tarihlerde katledildi.

 30 yıl bir çok hastalıkla mücadele etti

Kırtay, tutuklu kaldığı süre içinde Rize, Sêrt, Wan, Amed, Êlîh, Kırklareli, Yozgat, Dîlok, İzmir, Balıkesir olmak üzere birçok cezaevine sürgün edildi. Sağlıklı girdiği cezaevinde 30 yılda birçok hastalığa yakalanan Kırtay, ileri derecede prostat, diyabet, yüksek tansiyon, fıtık, kalp ve hemoroit hastalıklarıyla mücadele eder.

Şalvarına baktılar nereli olduğunu sordular

Kırtay’ın ağır hastalıkları 2017 yılında Kırklareli Cezaevi’nde iken baş gösterdi. Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen Kırtay’, götürüldüğü hastanede şalvarına bakılarak nereli olduğu soruldu. Amedli olduğunu söyleyen Kırtay’a, doktor bir iğne yapıp gönderdi. Ertesi gün Kırtay’ın moraran testisleri patladı. Buna rağmen tedavi edilmeyen Kırtay’ın durumu ağırlaştı ve tedavi için Şakran 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.

‘Ölüm haberimi alabilirsiniz’

Ancak burada da sağlık hakkı engellenen Kırtay, 9 Mart 2022’de ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde, “İki gündür hücredeyim. Çok hastayım. Bana çok baskı kuruyorlar. Bu hafta ölüm haberimi alabilirsiniz. Hazırlıklı olun” dedi.

ATK tahliye etmedi

Kırtay, 2018 yılından sonra hastalıkları nedeniyle birçok kez hastaneye sevk edildi. Tüm hastaneler “Cezaevinde kalamaz” raporu vermesine rağmen Kırtay, ATK’nin kararıyla tahliye edilmedi. Tahliye edilmeyen Kırtay’ın sağlık durumu, zamanla hayatını tek başına idame edemeyecek noktaya geldi. Kırtay, cezasının yatarı olan 30 yılı tamamlamasına 2 aydan kısa bir süre kala 22 Mart’ta bulunduğu Balıkesir Burhaniye T Tipi Cezaevi’nden tahliye edildi. Tahliye edilen Kırtay, 51 gün sonra tedavi gördüğü Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

‘Babamın akıbetini gazetelerden öğrendim’

Kırtay’ın kızı Herdem Merwanî, babası Abdulhalim Kırtay’ı Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Güleç’e anlattı. Merwanî, 90’lı yılların en karanlık dönemlerinde ailesinden yaklaşık 10 kişinin katledildiğini belirterek, “O yaşananlar basına yansımıyordu ve cenazeler günlerce sokaklarda kalıyordu. Böylesi bir süreçte babam gözaltına alındı ve ağır bir işkenceye maruz kaldı. Babamın gözaltına alındığında ben de Elazığ Cezaevi’ndeydim. Babamın akıbetini gazetelerden öğrenmeye çalışıyordum” diye konuştu.

‘Yaşama bağlı bir insandı’

Babasının tutuklandığında herhangi bir hastalığının olmadığının altını çizen Merwanî, “Babam yaşamı seven ve yaşama bağlı bir insandı. Hastalığı 2018’de Kırklareli Cezaevi’nde başladı. Tedavi için İzmir Aliağa’ya sevk edildi. Ancak pandemi döneminin başlamasıyla birlikte hasta tutukluların tedavisi askıya alındı. Tedavi edilmediği için gittikçe sağlık durumu ağırlaştı. Birden çok hastalığı bulunduğu için ATK’ye her gidip gelişinde ring aracında ve elleri kelepçeli bir şekilde muayenesi yapıldı. Bu da bir nevi babam için bir işkenceye dönüştü. Hastaneler, ‘Cezaevinde kalamaz’ raporu veriyordu. Ancak buna karşı ATK ise ‘Cezaevinde kalabilir’ diyordu” dedi.

‘Gidip evinde ölsün diye bırakıldı’

Merwanî babasının tahliyesine 2 ay kala tahliye edilmesine dair şunları söyledi: “Tahliye olacağını cezaevindeki arkadaşlarının yakınlarından öğrendik. Babam çıktığı gibi hastaneye yatırıldı. Birkaç gün sonra akrabalarımızda kaldıktan sonra Amed’de geldi. Geldiğinde de ne ayakta durabiliyordu ne de konuşabiliyordu. Açık ve net bir şekilde cezaevinde ölmesin, gidip evinde ölsün diye bırakıldı. Tahliyesinden birkaç gün sonra kendine geldi ve bize neler olduğunu anlattı. Babamın durumu ağırlaşınca savcı ve müdür koğuşa geliyor. Babama pişmanlık dayatmasında bulunuyorlar. Babam kabul etmiyor. Savcıya ‘30 yıldır içerdeyim pişman olacak bir şey yapmadım. 2 ay kaldı tahliyeme, bu saatten sonra da 2 ay için pişman olmam. Tedaviyi de kabul etmiyorum, yatağımda öleceğim ama pişman olmayacağım’ diyor

‘Babamın katili ATK’dir’

Merwanî, babasının tahliye edildiği günden yaşamını yitirdiği güne kadar daha çok hastanede olduğunu belirterek, “Tahliyesinden sonra kötüleşince onu hastaneye kaldırdık. Babamı tedavi eden doktor cezaevinde olduğunu bilmediği için, bu durumda olasına çok kızdı.  ‘Neden bugüne kadar babanıza sahip çıkmadınız? Şimdi mi sahip çıkıyorsunuz’ diyerek bize bağırdı. Cezaevinde olduğunu öğrenince, ‘Babanız 10 yıl önce kalp ameliyatı olmalıydı. Eğer ameliyat olsaydı, bu kadar kötü olmazdı’ dedi. Babamın bir hastalığı tedavi edilirken, bir başka hastalığı baş gösteriyordu. Vücudunun tamamı iltihaplanmıştı. Eğer babam hasta değilse, neden bu kadar ilaç verildi. Bu ilaçlar babamın net bir şekilde ne kadar hasta olduğunun belgesidir. Babamın katili bizzat ATK’nin kendisidir” ifadelerinde bulundu.

‘Son günlerinde Stranlar söyledi’

Sağlık sorunları nedeniyle babasının yaşadığı acılara rağmen hep gülümsediğini kaydeden Merwanî, “Bizlerle sohbet etti. Anılarını anlattı. Stranlar söyledi. Bu bizim için adeta bir hazineydi. ‘Devlete inat ellerinde ölmeyeceğim’ dedi, öyle de oldu” diye aktardı.

‘Hasta tutuklululara sahip çıkın’

Merwanî, babasının yaşamını yitirmeden önce son sözlerini şu şekilde aktardı: “Ben hasta tutuklu olarak ne ilkim ne de son olacağım. Bugün binlerce hata tutuklu var. Bu tutuklulara yeterince sahiplenme olmadı. Siyaset yapmak istiyorsanız ve Kürtlerin yaşadığının farkına varmak istiyorsanız, daha fazla hasta tutuklulara sahip çıkmanız gerekir.”

‘Diğer hasta tutukluları kurtarabiliriz’

30 yıl boyunca babasından ayrı yaşayan Merwanî, şöyle devam etti: “Başkaları bu hasreti çekmesin istiyorum. Mehmet Emin Özkan ve Sıddık Güler gibi tutuklular hem yaşları itibariyle hem de hastalıkları itibariyle içerde oldukları için kendi adıma utanıyorum. Siyasetçiler ya da sivil toplum örgütleri, onlar için bir şey yapamaz mı? Babamı kurtaramadık ancak diğer hasta tutukluları kurtarabiliriz. Kurtarırsak ancak babamın ruhu şad olur. Bir nebze acımız diner.”

 ‘Mücadelesini yaşatacağız’

Merwanî, son olarak babasının hayallerinden birinin bahçeli bir evde yaşamak olduğunu ekleyerek, “Onun anılarını yaşatmak adına bahçeli bir ev yapacağız. Doğayı, ağaçları seviyordu, her çeşit meyve ağacı ekeceğiz. Bize bıraktığı mücadele mirasını yaşatacağız. Tek bir kişi kalsak da yaşatacağız” dedi.

AMED

#Kırtayın #son #çağrısı #hasta #tutuklulara #sahip #çıkın #oldu

Yurt dışında oy kullanma işlemi başladı

Yurtdışında yaşayan yurttaşlar, ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için oy verme işlemi başladı

28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimi için 73 ülkedeki 151 temsilcilikte kurulan sandıklarda oy verme işlemi başladı. Yurt dışı temsilciliklerde oy verme işlemi 24 Mayıs tarihine kadar sürecek. Temsilcilikler dışında oy kullanmak isteyenler ise gümrüklerde 28 Mayıs saat 17.00’ye kadar oy verebilecek.

Oy kullanmak isteyen yurttaşlar, randevu almadan oy kullanabilecek.

HABER MERKEZİ

#Yurt #dışında #kullanma #işlemi #başladı

İHD Wan: Seçim sonrası tecrit ana gündem

Wan Şube Başkanı Mehmet Karataş, seçimden sonra tecridin ana gündem olacağını ifade etti

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik iki yılı aşkın süredir devam eden aile ve avukat görüş yasağı ile birlikte tecrit de derinleştiriliyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şube Başkanı Mehmet Karataş, tecridin artık tüm cezaevlerine yayıldığını belirterek, seçimlerin bu tecridin kaldırılması için önemli bir seçenek olduğunu ifade etti.

Tecrit, yaşam hakkı ihlali

Türkiye’nin temel sorunu haline gelen tecridin artarak devam ettiğini belirten Karakaş, cezaevinde yaşanan hak ihlallerinin de tecritten bağımsız olmadığını söyledi. Karataş, “PKK Lideri Abdullah Öcalan, 1999 yılından beri İmralı cezaevinde tutulup, 2010 yılından beri, süresiz tecrit altındadır. Bu Türkiye toplumu tarafından bilinen bir gerçekliktir. Tecrit, yaşam hakkı, kişi hürriyetinden yoksun bırakma hakkı, temel ihtiyaçlarına erişememe durumu, sınırlı bir mekânda sınırsız olarak tutulması yaşam hakkı ihlalidir. Geçtiğimiz günlerde yapılan seçimler, tecridin bitirileceği umudu doğurdu” diye belirtti.

Umudu yeşertebiliriz

14 Mayıs’ta yaşanan seçimlerin bir umut aşıladığını söyleyen Karataş, “Önümüzde 2’inci tur var. Temel hak ve hürriyetlerin çözümü noktasında, iki seçenek bulunmaktadır. Hem Türkiye halkları hem de Kürtlere büyük bir pay düşmektedir. Faşizan yönetim karşında sessiz durmak, bu durumu onaylamak veyahut bunu değişime çağrı olarak kabul ederek umudu yeşertebilmektir” dedi.

Mücadeleyi büyüteceği

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın muaf tutulduğu “Umut Hakkı”na da değinen Karataş, son olarak şunları söyledi: “Umut hakkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından kabul edilmiş ve hiç kimsenin ömür boyu cezaevinde kalamayacağını belirtmiştir. AİHM’in bağlı olduğu sözleşmeye biz de anayasa olarak bağlı olduğumuz için bunun uygulanması gerekiyor. Seçimden önce de seçimden sonra da bunun mücadelesini vereceğiz. 2’nci turda herkes sandığa gitsin ve oylarımıza sahip çıkalım” dedi.

Kaynak: MA

#İHD #Wan #Seçim #sonrası #tecrit #ana #gündem

Depremin üstünden 103 gün geçti: Yardımlar azaldı

Depremlerin üzerinden 103 gün geçti ama Hatay’da depremzedelere yapılan yardımlar azaldı

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin binlerce insanının yaşamını yitirmesine, 51 bin yapımın yıkımına neden olduğu Hatay’da, depremzedelerin yaşadığı sorunlar sürüyor. Depremzedeler yapılan yardımlar azaldı

Enkazlar kaldırılıyor

Hatay Valiliği, yıkımın en ağır yaşandığı Defne ve Antakya ilçeleri dahil kent genelinde yıkık yapılarının enkazlarının kaldırılması ve acil yıkılacak yapıların yıkıntı atıklarını taşıma süreci; tescilli taşınmaz kültür varlığı statüsündeki yapılar, mülk sahiplerince enkazının kaldırılmasına izin verilen sanayi siciline kayıtlı sanayi işletmeleri ve en az bin metrekare büyüklüğe sahip ticari işletmeler ile fiziki imkansızlık durumları dışında enkaz kaldırma işlemlerinin tamamlandığını duyurdu.

Kamulaştırma kararı alındı

MA’dan Müjdat Can’ın haberine göre kentte diğer önemli sorunlardan biri ise Olağanüstü Hal (OHAL) ve Cumhurbaşkanlığı Kararı kapsamında alınan “Acele Kamulaştırma” kararları oldu. Kentte depremde zarar görmeyen birçok kırsal mahallede “acele kamulaştırma” kararıyla yurttaşların arazilerine el konuluyor.

Ağır hasarlı binalarının yıkımı öncesinden ailelere haber verilmesiyle kimi aileler ise evlerindeki eşyaları, anılarını ve ihtiyaçlarını risk alarak binalardan çıkarmayı sürdürüyor.

Havalar ısındıkça koku yayılıyor

Kentte yıkılan binalar, aylarca boş kalan binalar ve dere kenarları, haşere sayısını arttırırken, havaların ısınmasıyla kötü koku da arttı. Vektörle mücadelenin yapılmadığı kentte, kırsal alanda kurulan çadırların etrafındaki yılan ve akrep tehlikesine karşı yurttaşlar çadırların etrafına kükürt döküyor.

Su ve kadın pedi ihtiyacı

Kentte yaşanan en hayati ve en büyük sorun ise henüz şebeke sularının onarılmaması. Havaların ısınmasıyla daha fazla artan hazır su ihtiyacı ise giderilmiyor.

Yine kentte en önemli eksiklerden ve taleplerden biri de hasta bezi, kadın pedi, hijyen malzemeleri. Birçok yardım yerine gelen yüzlerce depremzede, öncelikli taleplerini dile getiriyor.

Konteynır talebi

Yine havalarının ısınmasıyla çadırlarda yaşam zorlaşırken, yurttaşlar konteynır için başvurularda bulunuyor. Nadir olarak konteynır ulaştırılırken, kalabalık aileler havaların ısınmasıyla ayrı çadır arayışına geçti. Kente geri dönüşlerle birlikte çadır ihtiyacı da arttı. Çadırlarda da vantilatör ve soğutucu ihtiyacı havaların ısınmasıyla çoğaldı.

HATAY

#Depremin #üstünden #gün #geçti #Yardımlar #azaldı

Irak ordusu Mexmûr Kampı’nı kuşatmaya aldı

 Irak ordusu’nun Mexmûr Kampı’nı ablukaya alarak kampın çevresini tel örgülerle kuşatmak istedi 

Türkiye’nin sık sık Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) saldırılar düzenlediği Mexmûr Kampı bu sabah saatlerinde Irak ordusu tarafından kuşatmaya alındı. Rojnews’in geçtiği habere göre, Irak Ordusuna bağlı askeri birlikler, onlarca zırhlı araç, ağır silahlar ve iş makinalarıyla Mexmûr Kampı çevresinde toplandı. Askerlerin Mexmûr Kampı’nı, tel örgülerle kuşatmak istediği bildirildi.

Mexmûr Kampı’ndaki halk ise, ablukaya karşı Irak Ordusu askerlerinin önüne geçerek kararı durdurmaya çalışıyor.

DIŞ HABERLER

#Irak #ordusu #Mexmûr #Kampını #kuşatmaya #aldı

Mûş’ta bir çocuk camdan şüpheli şekilde düştü

Mûş’ta 12 yaşlarında bir kız çocuğunun şüpheli şekilde camdan düştüğü öğrenildi

Mûş merkez Hürriyet Mahallesi’ne bağlı Ağaçlık köyü yolu üzeri Ela yapı sitesinde 12 yaşlarında E., İsminde bir kız çocuğunun şüpheli bir şekilde camdan düştüğü öğrenildi. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri geldi. 12 yaşlarında ki E., Sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.

Olayla ilgili soruşturma başlatılıp başlatılmadığı henüz öğrenilmezken olayın yaşandığı yerin cemaat evi olduğu iddia edildi.

HABER MERKEZİ

#Mûşta #bir #çocuk #camdan #şüpheli #şekilde #düştü

Kılıçdaroğlu’ndan yurtdışı seçmene ‘sandığa gidin’ çağrısı

Yurt dışında oy kullanacak yurttaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, ‘Demokrasi mücadelesine omuz vereceğinize inanıyorum’ dedi

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sanal medya hesabından paylaştığı video ile yurt dışında oy kullanacak yurttaşlara seslendi.

Yarın yurt dışında oy kullanma işlemlerinin başlayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Sıla hasreti geçen vatandaşlarımız dünyanın neresinde olursanız olun sandığa gitmek vatan borcudur. Çünkü bu mesele artık bir seçimden öte bir referandumdur. Bir önceki referandumun ardından neler yaşadığımızı gördünüz. Bu sefer ki ise ülkemiz için son çıkıştır. Sandığa gelin, etrafınızdakileri de sandığa getirin. İçi boş bir çağrı değil bu. Sorunlarınızı, çözümlerini de iyi biliyorum.

Yurtdışı seçmene yönelik vaatler

Meclis’te güçlü varlık gösterebilmeleri için yurt dışı seçim çevresi oluşturacaklarını aktaran Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de emekli olup başka bir ülkede çalışırken size uygulanan kısıtlamaların kaldırılması ve ücretlerinizin iyileştirilmesini sağlayacağız. Sizi yok sayarak hayata geçiren Otomatik Bilgi Paylaşımı Anlaşması’nın uygulanmasında yaşanabilecek mağduriyetleri gidereceğiz. Yurt dışındaki araçların Türkiye’de kalış sürelerini uzatacağız. Fahiş uçak bileti fiyatlarını makul seviyelere çekeceğiz” dedi.

‘1 milyon kişi sandık başında olacağız’

Kılıçdaroğlu, devamında şunları dile getirdi: “Şüpheniz olmasın bu kez daha emin, kararlıyız. Sizleri önce oy vermeye sonra da oylarınızı korumaya çağırıyoruz. Unutmayın 28 Mayıs’ta oylarını korumak üzere 1 milyon kişi sandık başında olacağız. Bu demokrasi mücadelesine omuz vereceğinize yürekten inanıyorum.”

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlundan #yurtdışı #seçmene #sandığa #gidin #çağrısı

Kürtlerde maneviyat ve şehitlik

Sömürgeci devletler Kürt direnişlerini kırmanın temel yöntemi olarak sürekli Kürtlerin maneviyatlarına saldırarak sonuç almaya çalışır. Kürdün iradesini ve maneviyatını kırmak, başarıya olan güvenini zedelemek ve zafer umudunu köreltmek içindir. Çünkü maneviyatı çöken bir toplum asla zafere ulaşamaz ve direnemez

Rubar Amedi

Tüm canlı varlıklar ruhsal bir inançla varlıklarını devam ettirmeye çalışırlar. Bu inanç tarihsel toplumla ahlak ve kültür ile beslenerek gelişir.

Toplumların ayakta kalabilmesi için bir manevi değer inşa etmeleri kaçınılmazdır; buna göre değer yargılarını geliştirerek var olmanın savaşını verirler. Bu savaşımı verirken büyük bir manevi olgu yaratmaya çalışırlar. Manevi olgu ve ahlak olmadan hiçbir toplum, grup, ideoloji ayakta duramaz, yaşamın reel gerçekliği karşısında eriyip giderler. Zaman zaman manevi varlıklar değişse de sonuç ve amaç itibarı ile aynı duyguyu ve amacı taşırlar. Bütün ahlaki değerler maneviyat üzerine şekillenir. Maneviyatı zayıf olan, maneviyatı güçlendirecek temel yaklaşımlar ortada yoksa ahlak da yok olmaya mahkûm olacaktır. Ahlak toplumsal değer yargılarının toplamıdır. Tarihsel süreç içerisinde toplumlar birikimlerini, değer yargılarını, örf ve adetlerini, gelenek ve göreneklerini ahlak ile topluma taşırlar. Bir toplumdaki krizin derinliği ahlaktaki alçalmayla bağlantılıdır. Ahlak ile maneviyat sarsılmaz bir bağ ile birbirine bağlıdır.

Maneviyatın kökeni

Maneviyat kavramının kökeni Arapça olan bir kavramdır. Yürek, moral gücü, dayanabilme inanç ve kararlılık anlamına gelir. Maneviyat olgusu ise varlığın kendisini inanca, morale ve bilince dönüştürmesidir. Bu dönüşüm maddi varlıktan uzak, tamamen soyut ele alınan bir olgudur. Maddiyattan farkı daha kutsal olandır, daha inançsal olandır.

Tüm semavi dinlerin ayakta kalabilmesinin temel nedeni de kutsal olan maneviyat değerlerini yaşamları ile bütünleştirmesindendir. Vaat edilen cennet ve cehennem, görülmeyen melekler, vicdan gibi olgular, mükâfat ve ödüllendirme gibi duygular toplumlarda manevi yönlerin gelişim sürecini belirler. Maneviyat toplumlarda geçmiş ile gelecek arasındaki en kuvvetli bağdır. Bu bağın zarar görmesi toplumun ahlak ve vicdanını yitirmesi anlamına gelir. Bu nedenledir ki klan-kabile toplumlardan tek tanrılı dinlere kadar olan süreçte toplumlar sürekli maneviyat ile ayakta kalmışlardır. Bundan dolayıdır ki egemen güçler sürekli olarak kendi lehlerine kullanmaya çalışırlar. Egemenler toplumun manevi değerlerini milliyetçilik, bayrak, şehitlik ve gökyüzündeki tanrının yeryüzündeki temsilcisi olan ulus-devlet zihniyeti ile güçlendirerek toplumda sahte maneviyat ve bağlılık ağı oluşturuyorlar. Vatan ve bayrak en kutsal değer olarak kabul edilirken, açlık, yokluk ve yoksulluk ise kader olarak kabul ettirilip itaatkâr bir toplum yaratılmaya çalışılır. Böylelikle toplum daha kolay kontrol edilir ve daha kolay yönetilebilinir. Burada temel amaç ahlaki ve politik olmayan bir toplum yaratma çabasıdır. Çünkü ahlaki ve politik bir toplum manevi değer yargılarını toplum olma özelliğinden alarak gelişebilen, sorgulayabilen ve dönüşebilen bir toplumdur. Böyle bir toplum her zaman egemen güçler için tehlike arz eden bir toplum olduğundan her daim saldırılara açık bir toplumdur.

Maneviyata saldırı

Bu bakımıyla; tarihten günümüze Kürt halkı maneviyatı en güçlü olan toplumlardan biridir. Geçmiş tarihten günümüze kadar bu manevi güç ve inançla tarih sahnesinde var olmuşlardır. Zerdüştî gelenekten İslamiyet’e kadar olan süreçte yaşanan da bunun en belirgin örneğidir. İslamiyet Arap yarım adasında çıkmasına rağmen günümüzde Kürtler Araplardan daha inançlı ve kendini İslam dünyasının temsilcisi olduğunu iddia eden Türklerden daha fazla Müslümandır ve daha çok manevi ve inançsal olarak bağlıdır İslamiyet’e. Dört sömürgeci güç de bu durumu bildiklerinden dolayı İslamiyet’i Kürtleri kontrol altına almak için sürekli kullanmışlardır ve halen de bunu istismar ederek dini politik bir unsur olarak kullanmaya devam etmektedir. Sömürgeci devletler Kürt direnişlerini kırmanın temel yöntemi olarak sürekli Kürtlerin maneviyatlarına saldırarak sonuç almaya çalışmıştır. İhaneti geliştirmenin en büyük amacı da Kürdün iradesini ve maneviyatını kırmak, başarıya olan güvenini zedelemek ve zafere olan umudunu köreltmek içindir. Maneviyatı çöken bir toplum asla zafere ulaşamaz ve direnemez.

Tüm sömürgeci egemen güçler için en iyi Kürt ölü Kürt’tü. Ama Kürt halkı tarihi direnişleri ile kendini küllerinden yeniden yaratınca sömürgeci güçler için Kürdün ölüsü bile egemen güçlere bir tehdit unsuru oldu. Bunun içindir ki mezarlıklarımıza ahlaksızca saldırmaları, cenazelerimizin yerlerde sürüklenmesi, şehit arkadaşlarımızın kemiklerinin dahi mezarlıklardan alınarak bilinmeyen yerlere götürülmesi bu korkunun ürünüdür.

Kürt isyan önderleri olan Şêx Seîd, Seyît Riza ve arkadaşlarının, Kürt Alimi Saîdê Kürdî’nin günümüze kadar mezarlarının dahi bilinmemesinin temel nedeni de Kürtlerin manevi anlamda güç alabilecekleri hiçbir odağın bırakılmaması gerektiğine yönelik bir egemen devlet politikası olmasından dolayıdır.

Kürtlerin maneviyatına ve değerlerine yönelik devlet tarafından çok sistemli ve yoğun bir saldırı var. TC bu saldırıyı gerçekleştirirken tüm özel savaş yöntemlerini ahlaksızca ve pervasızca kullanmaktan asla geri kalmamıştır. Manevi değerlerine saldırılan bir toplum ayakta kalabilmek için manevi değerlerine daha çok anlam biçerek ve daha çok bu değerlere sarılarak, bilinçlenerek ayakta kalabilir.

Temel ölçü şehitler

Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar Kürtlerdeki manevi duygu ve şehitlerine olan bağlılığı her zaman en kuvvetli olgulardan biri olmuştur… Zafere olan inancımız ve mücadeleye olan bağlılığımızın tek temel ölçüsü şehadet kavramını en iyi şekilde anlamak ve bunu yaşam gerekçemiz yapmak olacaktır

Kurdistan mücadelesi büyük zorluklar ve fedakârlıklar ile yürütülen bir mücadeledir. Yaşamımıza, toprağımıza ve onurumuza tecavüz edenlere karşı yürütülen kutsal bir mücadeledir. Bu mücadelede yaşamını yitirenler en kutsal değerlerimizdir, şehitlerimizdir. Tüm dinlerdeki şehitlik tanımına uyan bir şahadet tanımıdır. Egemen güçler şehitlik kavramının içini özünden boşaltarak anlamsızlaştırmaya çalışmaktadır. Şehitlik kavramının içi boşaltılarak ezilen kesimlerin, direnen kesimlerin elinden almaya çalışıyorlar. Şehitlerimiz bu halkın kutsalıdır, en büyük manevi değerlerimizdir. Her birinin fedakârlıkları, kahramanlıkları ve katlanmak zorunda oldukları zorlu yaşamları bizi canlı tutan, inancımızı dirilten ve geleceğe yönelik umudumuzu yeşerten en büyük manevi gücümüz ve moral kaynağımızdır. Bu bakımdan şehitliklerimize yapılan saldırılar tamamen Kürt halkının maneviyatını, umudunu köreltmeye yöneliktir. Hakeza önderliğimizin tarihin en ağır tecrit koşullarında tutulması, halk ile bağının koparılması da bu politikanın bir ürünüdür.

Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar Kürtlerdeki manevi duygu ve şehitlerine olan bağlılığı her zaman en kuvvetli olgulardan biri olmuştur. Bu maneviyat olmamış olsaydı Diyarbakır Cezaevi’nin en vahşet koşullarında Mazlumların, Kemallerin ve Dörtlerin direnişi olmazdı. Bu maneviyat ve inanç olmasaydı köylüsünden emekçisine, doktorundan avukatına, kadınından gençliğine kadar gerillaya katılım bu kadar olmazdı. Bu anlamıyla maneviyatın mutlak anlamda bilinç ile geliştirilmesi gerekir, ahlak ile yaşamın tüm alanlarına sirayet etmesi gerekir. Şehitlerimize olan inancımız ve haklı davamıza olan bağlılığımız bizim için en büyük moral ve inançtır.

Bu değerleri her koşul altında sahiplenmek ve geliştirmek Kurdistan’da yaşayan biz yurtseverlerin en temel görevi olmalıdır. Zafere olan inancımız ve mücadeleye olan bağlılığımızın tek temel ölçüsü şehadet kavramını en iyi şekilde anlamak ve bunu yaşam gerekçemiz yapmak olacaktır.

#Kürtlerde #maneviyat #şehitlik

Nebati’den ekonomi açıklaması: Eezanlar susmaz, bayraklar inmez…

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’den ekonomiye dair açıklamalar: Eezanlar susmaz, bayraklar inmez…

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, AKP Tarsus İlçe Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuştu.

Kendilerinin Türkiye Ekonomi Modeli ile yola devam ederken muhalefetin IMF ile gizli toplantılar yaptığını iddia eden Nebati şu ifadeleri kullandı:

“Onlar, faizleri yükselterek Türkiye’nin kanını emenlere büyük olanaklar sağlamak için ellerinden gelen her türlü şeyi yaparken biz, ‘Faizleri indireceğiz’ dedik. Biz, aynı şekilde bunları yaparken hiç kimseye boyun eğmedik çünkü ezanlar susmaz, bayraklar inmez dedik.”

HABER MERKEZİ

#Nebatiden #ekonomi #açıklaması #Eezanlar #susmaz #bayraklar #inmez

İran’da idama karşı oturma eylemi başlatıldı

İran’da idam edilmesi için Qazalhasar Cezaevi’ne sevk edilen 4 tutuklunun ailesi cezaevi önünde oturma eylemi başlattı

Saeed Gravand, Shahab Gravand, Samad Gravand ve Hossein Gravand adlı en az 4 tutuklunun idam edilmek için Karaj’daki Qazalhasar Cezaevi’ne nakledildiği belirtildi. Tek kişilik hücrede tutulan tutukluların idam edilmesi bekleniyor.

Aileler tutukluların idam için sevk edildiğini öğrendikten sonra cezaevi önüne gelerek oturma eylemi başlattı. Tutukluların sabaha karşı infaz edilmesi bekleniyor.

HABER MERKEZİ

#İranda #idama #karşı #oturma #eylemi #başlatıldı