Ana Sayfa Blog Sayfa 473

İddia: Soylu’nun konvoyu 12 yaşında bir çocuğa çarptı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun konvoyunda bulunan bir aracın, 12 yaşındaki bir çocuğa çarptığı iddia edildi. Ağır yaralanan çocuk şu anda yoğun bakımda olduğu belirtildi

İçişleri Bakanı ve İstanbul 2. bölge milletvekili adayı Süleyman Soylu’nun, 5 Mayıs’ta Gaziosmanpaşa Karadeniz Mahallesi’nde konvoyunda bulunan araçlardan biri 12 yaşındaki çocuğa çarptığı öne sürüldü.

Halk TV’den Fırat Fıstık’ın haberine göre Soylu, Gaziosmanpaşa Karadeniz Mahallesi’nde vatandaşlarla buluştu. Burada bir konuşma yapan Soylu, ardından alandan ayrıldı. Halk TV’den Fırat Fıstık’ın haberine göre; Soylu’nun konvoyunda bulunan araçlardan biri 12 yaşındaki Ayaz’a çarptı. Arabanın çarpması sonucu ağır yaralanan Ayaz, ambulansla Başakşehir’de bulunan Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne götürüldü.

5 Mayıs saat 16.47’de hastaneye girişi yapılan Ayaz, beyin ve sinir cerrahi, ortopedi, plastik cerrahi, kalp ve damar birimlerinde ayrı ayrı tedavi altına alındı ve ameliyat edildi.

Haberde Soylu’nun konvoyundaki bir aracın sebep olduğu olay ise bilinsin istenmiyor. Hastanede Ayaz hakkında bilgi edinilmediği, yoğun güvenlikli bir alanda tutulduğu ve herhangi bir bilgi alınmadığı belirtildi.

İSTANBUL

#İddia #Soylunun #konvoyu #yaşında #bir #çocuğa #çarptı

Uluslararası seçim gözleme heyeti: Kürt’ler Erdoğan’ı yıkmaya kararlı

Seçim çalışmalarını gözlemleyen uluslararası heyette yer alan Ohne, ‘bu kadar tutkulu, istekli kitlesel bir seferberliği hiç görmedik, Kürt halkı devletten daha güçlü’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin adil ve eşit geçmesi için sivil toplum örgütü temsilcileri temsilcilerinden oluşan uluslararası gözlem heyeti, özellikle bölge kentlerinde usülsüzlüklerin öngörüldüğü kentlerde seçim günü gözlemlerde bulunacak. Seçim öncesi İngiltere’den yazar ve aktivst Anne Ohne ile Almanya’dan sendika yöneticisi Julia Petersen, Amed’te seçim çalışmalarını izledi. Ohne ve Petersen, izlenimlerini Mezopotamya Ajansı’ndan Sterk Sütcü’ye konuştu.

‘Seçim takibini önemli buluyoruz’

Seçimlerin Türkiye ve Kürt halkı için önemine değinen Ohne, “Kürt halkı için adil ve hakkaniyetli bir seçim olduğundan emin olmak ve umutla Kürt oylarına yönelik baskının azaltılmasına yardımcı olmak için seçim sürecini takip etmeyi çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve o yüzden buradayız” dedi. Ohne, halkla temaslarında öne çıkan görüşün, “Erdoğan bu seçimi kazanırsa, yönetim tamamen diktatörlüğe dönüşecek ve Kürt halkı için çok yıkıcı olacak” olduğunu söyledi. Kürt halkının verdiği mücadelenin Avrupa’da da bilindiğini aktaran Ohne, seçim sürecinde verilen mücadeleyi daha geniş çapta paylaşmak için Kurdistan’a geldiklerini belirtti. Birleşik Krallık’ta halkın Kürt halkına ve mücadelesine karşıymış veya İngiltere Türkiye hükümetini destekliyormuş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ama öyle değil, Kürt halkının özgürlük hareketine büyük bir destek var” diye belirtti.

 İstekli, tutkulu seferberlik

Yaklaşık bir haftadır Yeşil Sol Parti’nin seçim çalışmalarını takip ettiğini aktaran Ohne, desteğin çok fazla olduğunu söyledi. Ohne, seçim çalışmalarına dair gözlemlerini şöyle anlattı: “Bu kadar tutkulu ve istekli kitlesel bir seferberliği hiç görmemiştim. Bu kadar aktif çalışarak seçim sonuçlarını nasıl etkileyebileceklerinin bilinciyle hareket ediyorlar. Hayatlarını riske atarak çalışmalarını görünce şaşkına döndüm. Kürt toplumunun kampanyalarına katılmam ve harika insanlarla tanışmam, müthiş bir deneyimdi. Kampanya ve araç konvoylarıyla birçok köy ve kent seyahatlerinde bulunduk. Bunun bir parçası olmak gerçekten inanılmaz.”

 ‘Kürt halkı devletten daha güçlü’

Türkiye’de “diktatör” bir yönetim olduğunu kaydeden Ohne, Kürt halkının bu baskı altında yaşadığına dikkat çekti. Ohne, “Konuştuğumuz her insan ya cezaevinde kalmış ya da cezaevinde bir yakını var. Nereye gidersek gidelim, polis bizimle birlikte. Etrafımızı sarıyorlar. Devletin tüm baskıları, gözaltı ve tutuklamalara rağmen Kürt özgürlük hareketinin, Yeşil Sol Parti üyelerinin ve çalışmalara dahil olan kişilerin verdiği mücadele, ne kadar inandıklarını gösteriyor. Kürt hareketi Erdoğan’ı devirmeye ve yeni bir dönem oluşturmaya kararlı. Ya öne çıkarak riskleri göze alacaklar ya da diktatörlük altında yaşamak zorunda kalacaklar. Kürt hareketi tüm bu gözdağı, baskılar ve tehditlerin ortasında umut olmayı, neşe bulmayı, çayını paylaşmayı ve ayrıca polislerin önünde dans etmeyi, halay çekmeyi başaran bir halk. Kürt halkı devletten daha güçlü” şeklinde konuştu.

‘Kadınlar en büyük ilham kaynağı’

Kadınların verdiği mücadeleye değinen Ohne, “Kürt kadınları en büyük ilham kaynağı olarak görülüyor. Bunun nedeni, Kürt halkının yaşamın kadın özgürlüğünden geçmesiyle ilgili ne söylüyorlarsa, onun için mücadele etmeleridir. Kürt kadın mücadelesinin ruhu inanılmaz bir ideolojiye sahip. Yeşil Sol Parti’deki kadınlar da bunu temsil ediyor. Kürt özgürlük hareketi tüm Kürt halkını birleştirdi. 7’den 70’e her yaştan siyasetle o kadar meşguller ve gerçekten tüm ruhlarıyla seçim kampanyasına katılıyorlar. Seçim kampanyası boyunca tüm nesillerin ve cinsiyetlerin nasıl güçlerini birleştirdiğini gördük. Bu Kürt halkının özgürlüğü, kurtuluşu ve yükselişidir” ifadelerini kullandı.

‘Diktatörlüğün düşmesi için büyük bir şans’

Uluslararası alanda Kürtleri ilham alan çok sayıda insanın olduğunu ifade eden Petersen, “Seçim süreci boyunca kendimi de özgürlük mücadelesinin bir parçası olarak hissettim. Kürtlerin oylarının çalınmaması için yardımcı olmak isteriz. Bu seçim AKP rejiminin, yani bu diktatörlüğünün kesin olarak düşmesi için bir şans. Erdoğan tüm bölgede savaşı körüklüyor ve bu savaş siyasetinde İngiltere ile Alman hükümeti tarafından güçlü bir şekilde destek veriliyor. Almanya’da çok büyük bir Kürt diasporamız var. Bu arkadaşlar Türkiye’ye geri dönemezler. Diasporadaki arkadaşlarımız burada yaşananları yakından takip ediyor” dedi.

‘Erdoğan korkuyor’

Polisin Yeşil Sol Parti’nin seçim çalışmalarına yönelik saldırılarına tanıklığı üzerinden anlatımlarını sürdüren Petersen, “Siyasetçilerin, gazetecilerin, sanatçıların, avukatların ve daha birçok insanın gözaltına alınan o büyük toplu operasyona şahit olduk ve ilk günü şehirdeki adliyenin önünde geçirdik. Seçim öncesi bu operasyonlar Erdoğan’ın Yeşil Sol Parti ve Kürt hareketinin gücünden ne kadar çok korktuğunu gösteriyor” diye konuştu.

‘Bu mücadele ruhunu ülkeme götürmeyi düşünüyorum’

Yeşil Sol Parti’nin geniş bir siyasi hareketin parçası olduğunu vurgulayan Petersen, bu nedenle halktan çok büyük bir destek aldığını vurguladı. Petersen, en çok etkilendiği durumu ise şöyle anlattı: “Beni en çok etkileyen şey, buradaki siyasi mücadelenin nesiller arası ilerlemesi oldu. Tüm ailelerin ve toplumun her kesimini içeren bir çalışma gördüm. Her yaştan, herkes bir araya gelip birlikte yaşıyor ve kelimenin tam anlamıyla yaşıyor, çünkü Türkiye’de Kürtler ve diğer halklar için tam anlamıyla yaşamak mümkün değil. Bu mücadeleyi görmek çok ilham verici. Belki bu mücadeleyi Almanya’ya götüremem ama en azından bu mücadele ruhunu götürmeyi düşünüyorum.”

‘Kadınların kararlılıkları var’

Verilen mücadelenin en üst cephesinde kadınların yer aldığına şahit olduğunu sözlerine ekleyen Petersen, şunları söyledi: “Kurtuluşun ve devrimin kadın özgürlüğüne bu kadar doğrudan bağlanması boş bir laf değil. Hareketin de aslında böyle şekillenmesi ve bu şekilde hareket etmesini görebiliyoruz. Kadın adaylar inanılmaz derecede güçlü konuşmacılar. Çok güçlü karizmaları ve kararlılıkları var. Aynı zamanda da çok cana yakınlar.”

‘Herkes çok politik’

İnsanların mücadelenin dışında kalmak gibi bir şanslarının olmadığını ifade eden Petersen, “Ya kapitalist modernitenin rahat yaşamına ayak uydurup, kapitalist toplum yalanında yaşayarak zihinlerini boşaltıp tükenecekler ya da daha güzel bir yaşam için mücadeleye katılacaklar. Çalışmalar boyunca tanıştığımız herkes çok politik, bu durumun bilincinde ve hareketle güçlü bağı vardı” ifadelerini kullandı.

AMED

#Uluslararası #seçim #gözleme #heyeti #Kürtler #Erdoğanı #yıkmaya #kararlı

Yoleri: Bir yasa varsa tüm tutuklulara uygulanmalı

Cezaevlerinde son yıllarda onlarca tutuklu hayatını kaybederken, çıkarılan yasalardan ise sadece asker ve Hizbullahçılar yararlandırıldı. İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, bütün tutukluların yaşam hakkının korunması gerektiğini vurguladı

Ölüm döşeğinde 51 gün önce tahliye edilen ve dün hayatını kaybeden Abdülhalim Kırtay cezaevlerinde son yıllarda hayatını kaybeden onlarca tutukludan biri oldu.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) son verilerine göre; cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutuklu bulunuyor. “28 Şubat Davası”nda yargılanıp müebbet hapis cezası verilen eski Korgeneral Vural Avar’ın cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın imzasıyla 3 Ocak’ta “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler” başlıklı genelge yayımlandı.

Asker ve Hizbullahçıları affetti

Ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, genelgenin yayımlandığı günden bu yana ‘28 Şubat Davası’nda yargılanan 5 askeri tahliye ederken, son olarak 3 kişinin ölümünden sorumlu Hizbullah’ın “askeri kanat sorumlusu” olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Mehmet Emin Alpsoy, “28 Şubat Davası’ kapsamında müebbet hapis cezasına çarptırılan Çetin Saner, Nihat İliman ve “uyuşturucu” sebebi ile cezaevinde bulunan Sedat Çelik’in cezalarını kaldırırken, şu ana kadar cezaevinde olan ve ATK’nin “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen ağır hasta siyasi tutuklular için tek bir adım atılmadı.

Siyasi tutuklulara ayrımcılık var

Hasta tutuklulara dönük ayrımcılığa tepki gösteren İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, “Cumhurbaşkanından af talep etmeyen ama sağlık ve yaşam hakkını korunmasını isteyen binlerce tutuklu var. Onların bu haklar ancak yasalar ile korunabilir. Bu yasalar ise tutukluların lehine değiştirilmelidir” diye ifade etti.

Eşitsizlik artıyor

Ceza infaz Kanunu’nun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyleyen Yoleri, Cumhurbaşkanın aldığı kararlarda bu eşitsizliği daha da derinleştirdiğinin altını çizdi. Anayasaya işaret eden Yoleri, Ceza İnfaz Kanunu’nun hem Anayasa’ya aykırı olduğunu hem de uluslararası sözleşmelere ters olduğunu vurguladı.

Eşit davranmazsan toplum kutuplaşır

AKP-MHP’nin tutuklular arasında yasaya bağlı kalmadan tutuklular arasında yaptıkları ayırımcı politikaları değerlendiren Yoleri, toplumdaki adalet duygusunun zedeleneceğine işaret etti. Yoleri, “İnsanlığa karşı suç işleyenleri bıraktığınızda toplum bunu kabul etmez. Onbinlerce hasta tutuklu var. Kolu olmayan, bacağı olmayan, yaşamını tek başına sürdüremeyecek tutuklu var. Siz kalkıp insanlığa karşı suç işlemiş insanları bırakırsanız, birilerine bu hak sağlanırken, kendilerine bu hakkın sağlanmaması durumda toplum kutuplaşır” diye konuştu.

Tutuklular için ciddi tehdit

Siyasi tutukluların hasta olmasına rağmen tahliye edilmediğine dikkat çeken Yoleri, “Kürt politik tutuklular bu durumdan daha çok etkileniyor. Daha çok hak gaspı uygulamalara maruz kalıyorlar. Aslında infaz sisteminin mantığında sistematiğinde bir hata var. İnsan hakları açısında kabul edilemeyecek düzeyde. Bu bütün tutuklular içinde ciddi tehdit oluşturuyor” dedi.

Kaynak: MA

#Yoleri #Bir #yasa #varsa #tüm #tutuklulara #uygulanmalı

Aile boyu Yeşil Sol Parti müşahiti oldular

Milyonların sandık başına gideceği 14 Mayıs seçimleri için aile boyu Yeşil Sol Parti’den aday olan Şit ailesi, herkesi de kendi iradelerine sahip çıkmaya çağırdı

Yarın milyonlar sandık başına geçerek Cumhuriyet’in yüz yılında yeni bir tercihte bulunacak. Seçim çalışmaları artık yerini sandık güvenliğine bırakmış durumda.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), olası usulsüzlüklerin önüne geçmek için sık sık sandıkları koruma ve gönüllü müşahitlik çağrısını sürdürüyor. Bu çağrılara karşılık veren Şit ailesi de tüm bireyleriyle gönüllü müşahit oldu.

Aile boyu görev alıyorlar

Erdaxanlı (Ardahan) olan Şit ailesinden Gülcan Şit, 2006 yılında devlet baskısının yanı sıra ekonomik nedenlerden dolayı göç etmek zorunda kaldıklarını dile getirdi. 17 yıldır İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Kocamustafapaşa Mahallesi’nde yaşadıklarını aktaran Şit, her seçimde müşahitlik yaptığını, bu seçimde küçükten büyüğe aile boyu Yeşil Sol Parti sandıklarında gönüllü müşahit olarak görev yapacaklarını söyledi. Şit, bu yıl ailesinden ilk defa oy kullanacaklar ile birlikte toplam 6 kişinin hem oyunu kullanacağını hem de müşahit olarak görev yapacaklarını aktardı.

Korkmadan görev alsınlar

Sandıkların korumasında sorumluluk hissettiğini dile getiren Şit, “14 Mayıs sabahı sandıklarımızın başına gideceğiz. Kadınlar, kendimiz ve çocuklarımızın geleceği için sandıklarda olmalıyız. Korkmasınlar, görev alsınlar” çağrısında bulundu.

DEHAP’tan beri çalışmalarda

Özel bir şirkette aşçı olarak çalışan Özcan Şit, 1995 yılında Halkın Demokratik Halk Partisi (DEHAP) Erdaxan il kurucuları arasında yer aldığını söyleyerek, aynı zamanda Golan (Göre) İlçe Başkanlığı yaptığını aktaran Şit, 2002’de de DEHAP İl Başkanlığını görevinde bulunduğunu söyledi. Kürtlere yönelik baskıların hiç değişmediğini dile getiren Şit, “Kürtlere yönelik baskılar bu ülkenin resmi ideolojisi haline gelmiş. Yani tek dil, tek bayrak siyaseti bugün hala devam ediyor. 2023 yılında bile hala bu sıkıntı devam ediyor. 90’lı yılları yaşayan biri olarak, bu seçimde irademizi korumamız gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle zindanlarda direnen siyasetçilerimiz ve halkımız için mutlaka cesur olmak zorundayız” dedi.

Gençlerin geleceği yok

Evin en küçük bireyi olan ve ilk defa oy kullanacak olan 19 yaşındaki Diyar Şit, öğrenci olduğunu ve Türkiye’deki birçok genç gibi AKP iktidarında gelecek görmediğini dile getirerek, “Gençlere daha fazla fırsat tanınmasını istiyorum. Eğer ben bu yaşta siyaset konuşuyorsam, ülke baya geridedir. Teknoloji çağındayız. Ama benim kendime ait bir bilgisayarım bile yok. Bir şeye itiraz ettiğimizde konu hemen ‘telefonunu çıkar’ olayına geliyor. Bu baskılar her gün tekrarlanıyor” dedi.

İrademize sahip çıkmalıyız

“Ben ilk defa oy kullanacağım, büyük bir zevkle Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğim” diyen Şit, “Ailece Yeşil Sol Partiliyiz, aile geleneği olan başta Kürt halkının özgürlüğü için mücadele eden tek parti Yeşil Sol Parti’ye oyumuzu veriyoruz. Önümüzdeki beş yılı rahat geçirmek için tüm gençler sabah sandığın başına geçmeli, iradelerine sahip çıkmalı” dedi.

10 yıldır görev alıyor

Ailenin ikinci çocuğu olan Hatip Şit ise 18 yaşından itibaren seçimlerde HDP’den sandık müşahitliği, okul sorumlusu gibi görevlerde yer aldığını ifade etti. Şit, “Bütün Kürtlerin, sol sosyalist kesimlerin sandıkta görev alması lazım. Bu seçimde insanlar korkabilir ama sandıkları boş bırakmamamız gerekir” diye konuştu.

Tüm kadınlar sandık başında

Özel bir şirkette yönetici olarak çalışan Dilan Şit de, kadına yönelik baskılar, katliamlar, artan şiddete dikkat çekerek, tüm bunlara karşı Yeşil Sol Parti’ye oy vereceklerini söyledi. Şit, “Seçim günü kadınların gelecekleri için doğru adımlar atmalarını istiyorum. O gün tüm kadınları sandık başına çağırıyorum. Kadınlar kendi gelecekleri için doğru karar vermeli” dedi.

Haber: Esra Solin Dal / MA

#Aile #boyu #Yeşil #Sol #Parti #müşahiti #oldular

Mûş’ta seçimler için kriz masası oluşturuldu

Seçime saatler kala sandık güvenliği çalışmalarını sürdüren Mûş Barosu, kentte aktif bir şekilde 33 avukatın çalışma yürüteceğini söyledi

Muş Barosu, 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerin yapılacağı 14 Mayıs’ta 33 avukatla kentte sahada olacak. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) başta olmak üzere seçime giren muhalefet partileri, sandık görevlileri ve müşahitlerle seçim güvenliği için çalışmalarını sürdürüyor. Sivil toplum ve hukuk örgütleri de kurdukları komisyonlarla seçim güvenliği için sahada olacak.

Kriz masası oluşturuldu

Mûş Barosu Seçim Kriz Masası’ndan avukat İlyas Aci, kentte aktif bir şekilde sandık güvenliği için 33 avukatın sahada olacağını söyledi. Olası hukuk dışı ihlallere karşı Muş Barosu’ndan 33 avukatın sahada aktif rol oynayacağını söyleyen Aci, temel amaçlarının sandık güvenliği olduğunu belirtti. Aci, “Sandık güvenliği, hatalı oy kullanımı ve usule aykırı bir ihlal olduğu zaman avukat arkadaşlarımızla birlikte müdahale edebilmek adına bir kriz masası oluşturduk. Bu kriz masasında görevli iki tane avukat arkadaşımız var. Bu avukat arkadaşlardan birisi de benim. Sahada oluşan usulsüzlüklerin bilgileri tümüyle kriz masasında toplanacak. Kriz masasında bir çözüme kavuşturulacak. Mûş ili çerçevesindeki seçim bölgesinde her alana yetebildiğimizce avukat arkadaşlarımızı görevlendirdik ve görev dağılımı yaptık” diye konuştu.

MÛŞ

#Mûşta #seçimler #için #kriz #masası #oluşturuldu

‘Bir tek oyla seçim kazanılabilir bir oyla kaybedilebilir’

Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Enver Barin Bedlîs halkına çağrıda bulunurak ‘Nerde olursanız olun, bu seçim bir tek oyla kaybedilebilir, bir tek oyla kazanılabilir. Herkes oyunu kullanmaya özen göstermeli’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerin yapılacağı 14 Mayıs’a saatler kalırken, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) mahalle mahalle çalışmalarını sürdürüyor. Bedlîs halkına çağrıda bulunan Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Enver Barin, seçimlerin tarihi olduğunu, bir oyun sonuçları etkileyeceğini belirterek, herkesi oy kullanmaya ve sandıklara sahip çıkmaya çağırdı. Barin, “Nerde olursanız olun, bu seçim bir tek oyla kaybedilebilir, bir tek oyla kazanılabilir. Herkes oyunu kullanmaya özen göstermeli. Seçimler Bedlîs, Kürtler ve Türkiye demokrasisi için önemlidir. Bu tarihi bir seçim ve sonuç alabileceğimiz bir seçim olacaktır. Bu nedenle herkesi oylarını kullanmaya davet ediyorum” diye seslendi.

‘Halkın AKP’den umudu kalmadı’

Kente gitmedik ev bırakmayacaklarını dile getiren Yeşil Sol Parti Tetwan İlçe Yöneticisi İbrahim Baran, son günlerde ağırlıklı olarak örnek oy pusulaları üzerinden çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Baran, “Bu kısa süre içinde gece gündüz demeden çalışıyoruz. Yaptığımız yoğun çalışmalar neticesinde halktan gördüğümüz yoğun ilgi ile kentte 3 vekili alacağımıza olan inancımız yüksek. Çünkü halkın AKP ve diğer parti adaylarından bir beklentisi kalmamış. İktidarın, vadettiği hiçbir şeyi yerine getirmediğini görüyorlar” ifadelerini kullandı.

‘Kayyumu aday yapmışlar’

Şirnex Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Şırnak Vali Yardımcısı Turan Bedirhanoğlu ile Efrîn’e dönük saldırıları sırasında ismini füzeye yazdıran Muaz Ergezen’in kentte aday gösterilmesine değinen Baran, şöyle konuştu: “Kayyumunu getirip, burada aday yapmışlar. Onun hakkında birçok soruşturma var. Sadece milletvekili seçilsin, dokunulmazlığı olsun, yargılanmasın istiyorlar. Çünkü onun ucu, Erdoğan’a, oğluna ve damadına kadar gidiyor. Bundan dolayı AKP’den aday göstermişler. İyi Parti’nin adayı Safter Gaydalı ise her dönem parti değiştiriyor. Bitlis halkı bunları çok iyi biliyor. Herkese de bunu bire bir anlatıyoruz. Biri kayyımdır, biri de faili meçhul cinayetten sorumlu Meral Akşener’in adayıdır. Halkımız bunun farkında ve sandıkta gereken cevabı verecektir” şeklinde konuştu.

 ‘Oyumuzu kendimize vereceğiz’

“Oyumuzu kendimize vereceğiz” diyerek Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceklerini ifade eden Sinem Ertaş isimli yurttaş, “Biz halk olarak her şeyi biliyoruz. İnşallah bütün vekilleri biz alacağız, hiçbir kaygımız yok” dedi.

Xanım Öncül ise, “Herkesin Kürtlere oy vermesi gerekir ve tüm Kürtlerin artık uyanması ve bir olması ve aynı yolda yürümesi gerekir. Bu iktidarı değiştirme zamanı gelmiştir. Kürtler birlik olmalı, bu seçimde kazanarak özgürlük ve barışı getirelim” diye konuştu.

BEDLÎS

 

#Bir #tek #oyla #seçim #kazanılabilir #bir #oyla #kaybedilebilir

Yeşil Sol Parti Tahtacı Alevilerini ziyaret etti: Ezilenler gücümüzü birleştirelim

Antalya’nın dağ köylerinde yaşayan Türkmen Tahtacı Alevileri, asimilasyona karşı mücadele ettiklerini dile getirerek ‘oyumuzu eşitlik ve barıştan yana kullanacağız’ dedi

Antalya’nın Finike ilçesi Gökbük köyünde Tahtacı Alevileriyle bir araya gelen Yeşil Sol Parti Antalya milletvekili adayları, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkına sahip olmaları için mücadele edeceklerini söyledi. Tahtacı Alevilerin yaşadığı Gökbük köy halkı ise oylarını eşitlik ve adaletten yana kullanacaklarını vurguladı.

Asimilasyon için uğraştılar

21 yıllık AKP iktidarı döneminde Aleviler üzerinde sindirme politikaları uygulandığını ifade eden köy sakinlerinden Ahmet Kahyaoğlu, 2011 yılında Alevilere yönelik bir çalıştay yapıldığını hatırlatarak, “O dönem Türkiye’de bulunan Alevi dernek, federasyon ve örgütleri olarak birleşip ortak taleplerimizi dile getirdik. Fakat o çalıştayda hükümetin amacı bizi kendi aramızda kavga ettirip, tartışmalar çıkarmaktı, daha sonra gidin kendi aranızda birlik sağlayın dediler. Bu sadece aldatmacaydı. İktidar Alevilerin cemevlerini siyasette kullandı. Kendilerine hizmet eden birkaç cemevi kurup kendilerine biat eden Alevi dedelerini maaşa bağlayarak Alevileri asimile etmeye çalıştılar. Cemevlerinin içini boşalttılar” diye konuştu.

Yavuz döneminden bu yana zulüm

Tahtacı Alevilerinin Yavuz Sultan Selim döneminden bugüne kadar devletin zulmüne uğradıklarını belirten Kahyaoğlu, “Sultan Selim baskısından kaçan Tahtacı Alevilerine zorla Sünniliği kabul ettirmeye çalıştılar. Yönünü dağlara dönen Tahtacılara şimdi zorla kentleşme dayatılıyor. Öz kimliğimizden koparmaya çalışıyorlar, Tahtacı köylerinin birçoğunda hala cemevleri yok, inancımızı rahat yaşayamıyoruz. AKP hükümeti yüzünden gittiğimiz devlet dairelerinde iş alınmıyoruz. Kendi oylarımızla seçtiğimiz yöneticiler dahi dışlıyor. Ben kendim için bir şey beklemiyorum ama geleceğimiz olan gençlerimizin geleceğini bu ucube iktidardan kurtarmalıyız. 21 yıldır çektiklerimizin daha kötüye gitmemesi için oylarımızı özgürlük, barış kardeşlik düşüncesine sahip partilere verelim” çağrısında bulundu.

Ezilenler gücümüzü birleştirelim

Köylerinde hala cemevi olmadığını ifade eden Yazgül Akça, 18’inci yüzyıldaki gibi ibadetlerini evlerinde yaşamak durumunda bırakıldıklarını söyledi. Alevi oldukları için birçok haksızlığa maruz kaldıklarını kaydeden Akça, “Tapulu evlerimizi dahi bizden alıyorlar. Kendi istedikleri gibi Alevi olmadığımız için bu ayrımcılığa maruz kalıyoruz. Biz Aleviler eşit yurttaşlık hakkı, özgürlük istiyoruz. Tüm Aleviler, kadınlar, ezilenler gücümüzü birleştirip bu iktidardan kurtulmalıyız” dedi.

ANTALYA

#Yeşil #Sol #Parti #Tahtacı #Alevilerini #ziyaret #etti #Ezilenler #gücümüzü #birleştirelim

Sanatçılar: Bu iktidara dur deme vakti

AKP iktidarı döneminde kültür sanat alanında yaşanan yoğun baskı ve yasaklara dikkat çeken sanatçılar 14 Mayıs’ta ‘oylara sahip çıkın’ çağrısında bulundular

Kültür ve sanatına yönelik baskı ve saldırılar her geçen gün artıyor. Son olarak İstanbul Kadıköy Rıhtım’da kendi imkanlarıyla kurduğu müzik sistemiyle Kürtçe şarkı söyleyen sokak müzisyeni 30 yaşındaki Cihan Aymaz, 2 Mayıs akşamı “Ölürüm Türkiyem” şarkısını söylemesini isteyen ırkçı saldırgan Mehmet Caymaz tarafından katledildi.

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) bünyesinde çalışmalarını yürüten müzisyen Kemal Yıldırım ve yönetmen Hebun Polat, Kürt kültür sanatına yönelik baskılar ve seçimlere dair Mezopotamya Ajansı’na  değerlendirmelerde bulundular.

‘Sanatçılara karşı ırkçı politikalar’

Yaklaşık olarak 20 yıldır kültür sanat alanında çalışmalarını sürdüren Yıldırım, Cihan Aymaz’ın katledilmesini hatırlatarak, “Bu katliamların nedeni AKP’nin sanatçılara yönelik ırkçı politikalarıdır. Son 7 ya da 8 yıldır Kurdistan’da yürütülen kayyum politikasıyla beraber özellikle kültür ve sanat alanına yönelik müthiş bir baskı devreye konuldu. Yaklaşık 8 yıldır konser verdiğimi hatırlamıyorum ya da bir konser izlediğimi. Nefes alamaz duruma geldik” diye belirtti.

‘Sanatçılar ülkeden ayrılmak zorunda kaldı’

MKM olarak seçim turnelerinde yer aldıklarını belirten Yıldırım, halkın değişime olan inancı ve coşkusunu çok iyi gördüklerini söyledi. Seçimin sanatçılar için de büyük bir önemi olduğu ifade eden Yıldırım, “20 yıldır kültür alanın karşısında olan bir iktidarla karşı karşıyayız. Kültür sanatı yok sayan bu iktidarı göndermemiz gerekiyor. Kurdistan’da yüzlerce kültür kurumu kapatıldı ve onlarca sanatçı tutuklandı. Birçoğu ise ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu bilinçli bir politikadır. Biz sanatçılara düşen ise bunun karşısında direnmektir. Seçim de bu direnişin bir parçasıdır. Onun için sanatçılar sandığa gitmeli ve oyunu kullanmalıdır” çağrısında bulundu.

‘Her oya sahip çıkalım’

Yönetmen Hebun Polat ise, toplumun yarısından fazlasının artık geçinemediğini söyledi. Türkiye’nin son mevcut sistemle beraber yoksullaştığını kaydeden Polat, mevcut iktidarın 14 Mayıs’ta değişeceğini ifade etti. Polat, şunları söyledi: “Özellikle halkın son 20 yıldır çektiği zorlukları görebiliyoruz ve bunun için ‘dur’ demek gerekiyor. Zaten mevcut iktidar kültür sanata hiçbir şekilde destek sunmuyor. Bizim en temel iki sorunumuz var; birincisi Kürt sorunu. İkincisi ise ekonomik sorun. Bu sorunların çözümü için 14 Mayıs’ta sandığa gidelim. Sinema sanatçısı olarak umutluyum, inançlıyım ve mevcut iktidarın gidebileceğini düşünüyorum. Bu yüzden her oy çok kıymetli, her oya sahip çıkmak gerekiyor.”

İSTANBUL

#Sanatçılar #iktidara #dur #deme #vakti

Kırkazak: Tecrit Türkiye toplumuna yapılmış en büyük kötülük

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan dair değerlendirmelerde bulunan Yeşil Sol Parti Bursa milletvekili adayı avukat Cahit Kırkazak, tecridin ‘Türkiye toplumuna yapılan en büyük kötülük’ olduğunu dile getirdi

İmralı Cezaevi’nde 25’inci yılına giren ağır tecrit altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 25 aydır hiçbir şekilde haber alınamıyor. Şimdiye kadar yapılan bütün başvurular sonuçsuz kalırken, iktidar her seçim öncesi olduğu gibi bu seçimlerde de spekülasyonlara başladı.

Yeşiller ve Gelecek Sol Partisi (Yeşil Sol Parti) Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve Bursa 1’inci Bölge milletvekili adayı avukat Cahit Kırkazak, İmralı tecrit sistemi ve iktidarın spekülasyonlarına dair Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Ömer İbrahimoğlu’na değerlendirmelerde bulundu.

Görüşme olduğunda umut doğdu

İktidarın Abdullah Öcalan ile görüştüğü tartışmalarına değinen Kırkazak, “Aslında Sayın Öcalan’ın rolü olduğu zaman, Türkiye toplumunda yarınlara dair umut olduğunu ve birlikte yaşamanın inşa edilebileceğine ilişkin bir umut olduğunu deneyimlendi. En somut deneyim ise çözüm süreciydi. Bu yüzden görüşülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öcalan’ın önerileri alınmalı

AKP’nin iktidarı kaybetmemek için her yola başvurduğunu, tüm kritik dönemlerde Abdullah Öcalan ile görüşmeler gerçekleştirdiğini hatırlatan Kırkazak, “Mesela AKP iktidarı yeniden seçim sürecinde ‘Sayın Öcalan’la görüştüğü ve bunu seçim kazanımına dönüştürebilir mi?’ tartışması sürüyor kamuoyunda. Bu süreçte Sayın Öcalan’la görüşülmeler samimi gözükmüyor. Kürt halkına ve Türkiye toplumuna, Erdoğan’ın ya da AKP iktidarının bu dönemde Sayın Öcalan’la görüşülüyor olması tartışmaları samimi bulunmuyor. Çünkü seçim gündemi var. Yoksa seçim öncesi de seçim sonrası da görüşülmesi gerekiyor. Toplumsal sorunlara ilişkin Sayın Öcalan’dan önerileri alınmalı” şeklinde konuştu.

Ahlaki olmayan bir siyaset tarzı

Görüşme tartışmalarının Abdullah Öcalan’ın Türkiye siyaseti üzerindeki etkisinin sonucu olduğunu ifade eden Kırkazak,”Bu durumun artı tarafı olmakla beraber, maalesef siyasal iktidar ahlaksız bir şekilde hareket ederek, Sayın Öcalan’ı bazen kutuplaştırma öznesi olarak da gündeme getirdi. Bu da hem Türkiye toplumuna hem Kürtlere hem de Sayın Öcalan’a büyük bir haksızlıktır. Bu ahlaki olmayan bir siyaset tarzıdır” dedi.

Bu haksızlığı anlatmamız lazım

Tecridin “Türkiye toplumuna yapılan en büyük kötülük” ve Abdullah Öcalan’ın toplumsal barışa sunacağı katkıların engellenmesi olduğunu belirten Kırkazak, “Özellikle demokratik bir anayasanın oluşmasında önemli deneyimleri ve birikimleri olduğu açıktır” dedi. İktidarın politikalarına karşı 14 Mayıs seçimlerin önemli olduğunu dile getiren Kırkazak, “Bu bağlamda ben bütün yurttaşlardan, özellikle Yeşil Sol Partililerden, Kürtlerden bu sürecin, AKP’nin zulmünün, haksızlığının, anlatılmadığı hiç kimse kalmayacağı, gidilmedik ev bırakılmayacak, sıkılmadık bir el bırakılmayacak son 5 gün geçirilmesini istiyorum” diye seslendi.

BURSA

#Kırkazak #Tecrit #Türkiye #toplumuna #yapılmış #büyük #kötülük

Avrupa Yeşilleri: Demokratik değişim isteyenlerle dayanışma içerisindeyiz

Avrupa Yeşilleri Partisi yaptığı açıklamada, Türkiye’de demokratik değişim isteyenlerle dayanışma içerisinde olduklarını belirterek, ‘Türkiye ve Avrupa’nın geri kalanı için yeni bir sayfa açılmasını umuyoruz’ dedi

Avrupa Yeşilleri olarak da bilinen Avrupa Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Mélanie Vogel, Avrupa Yeşiller Partisi Komite Üyeleri Mina Jack Tolu ve Vula Testsi, seçimlere ilişin yazılı açıklama yaptı. Türkiye’nin 20 yıllık AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “rejimi” altında özellikle son 10 yılda “otoriterleştiğini” belirtilen açıklamada, 14 Mayıs’ta demokratik değişimden yana olanları desteklediklerini ifade etti.

Kutuplaşma aşırı ve dayanılmaz hale geldi

Kürtlere yönelik saldırıların devam ettiği vurgulanan açıklamada, “Siyasi muhaliflere, bağımsız medyaya, akademik özgürlüğe ve kadın haklarına yönelik baskıları Türkiye’yi Avrupa’nın en sistematik insan hakları ihlalleriyle anılır hale getirdi. Erdoğan’ın ekonomiyi kötü yönetmesi, hangi göstergeyi kullanırsanız kullanın Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında en alt sıralara itti. Enflasyon tavan yaptı ve nüfusun giderek artan bir kısmı gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerini karşılayamaz hale geldi. Hükümetin buna yanıtı çok çeşitli sosyal grupları karalamak oldu: gazeteciler, akademisyenler, kadınlar… Liste uzayıp gidiyor. Kutuplaşma aşırı ve dayanılmaz hale geldi. Ve son olarak ama kesinlikle en az değil: Erdoğan’ın yönetimi, kişisel çıkarlar için doğanın ve kamu varlıklarının acımasızca yağmalanması ve sömürülmesi de dahil olmak üzere, yaygın yolsuzluk ve kayırmacılık ile karakterize edilmiştir. Bu durum en trajik şekilde Şubat 2023 depremindeki şok edici hazırlıksızlık ve beceriksizce yönetilen kurtarma çalışmalarıyla örneklendi. Türkiye’de 50 binden fazla insan hayatını kaybetti ve yüz binlerce insan hala yaralı veya yerinden edilmiş durumda” denildi.

‘Değişim isteyenlerle dayanışma içerisindeyiz’

Açıklamanın devamında, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemiyle açılan dava, seçim öncesi HDP ve Yeşil Sol Parti üye, yönetici ve aktivistlerine yönelik gözaltı ve tutuklamalar işaret edildi ve şu ifadeler kullanıldı: “Türkiye’de demokratik değişim isteyen vatandaşlar ve siyasi partilerle dayanışma içindeyiz. Demokratik bir Türkiye’nin gerekli, mümkün ve arzu edilir olduğuna inanıyoruz. Kamuoyu yoklamaları sürekli olarak çoğunluğun Erdoğan’ı ya da müttefiklerini desteklemediğini göstermektedir. Bu seçim her şeyden önce Türkiye’de demokrasinin yeniden tesis edilmesiyle ilgilidir.”

Gözaltı ve tutuklamaların kınandığı açıklamada, “Şunu açıkça ifade etmeliyiz: bu saldırılar sadece tek tek vatandaşlara ve adaylara yönelik değil, demokratik sürece yönelik saldırılardır.”

‘Yeni bir sayfa açılmasını umuyoruz’

Türkiye’deki yetkililere de çağrı yapılan açıklamanın sonunda şunlar yer aldı: “Son dönemde yaşanan siyasi baskılar, temel demokratik kuralların yıllarca bariz bir şekilde göz ardı edilmesinin ardından gelmiştir. Türkiye İçişleri Bakanlığı, Yeşiller Partisi’nin kazandığı birçok davaya rağmen partiyi tescil etmeyi reddetmiştir. Bugün Türkiye özgür ve demokratik bir ülke değildir, ancak değişim ufukta görünmektedir. Türkiye vatandaşlarının demokratik haklarını kullanmak ve Pazar günü sandığa gidip oy kullanmak üzere olağanüstü bir seferberlik başlatmasını bekliyoruz. Türk makamlarını seçim sürecine müdahale etmekten kaçınmaya ve özgür ve adil seçimlere bağlı kalmaya çağırıyoruz. Demokratik, ekolojik, kadın hakları temelli ve özgür bir Türkiye için çalışan ortaklarımıza ve dostlarımıza desteğimizi gönderiyoruz. Türkiye ve Avrupa’nın geri kalanı için yeni bir sayfa açılmasını umuyoruz. Bunu birlikte yazmayı dört gözle bekliyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Avrupa #Yeşilleri #Demokratik #değişim #isteyenlerle #dayanışma #içerisindeyiz