Ana Sayfa Blog Sayfa 478

Şenyaşar ailesinin duruşması başladı

Şenyaşar ailesinin 3 kişinin katledildiği ve Fadıl Şenyaşar’a 37 yıl 9 ay, Enver Yıldız’a ise 18 yıl hapis cezası verilen davanın bozulması ardından yeniden başlayan yargılamanın ilk duruşması başladı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından katledilen Şenyaşar ailesinin davası başladı.

Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Fadıl Şenyaşar’a 37 yıl 9 ay, Enver Yıldız’a ise 18 yıl hapis cezası verildiği ve Antep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulan “işyeri dosyası” ile Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden “hastane dosyaları” birleştirildi. İstinaf mahkemesi ve Şenyaşar ailesi avukatlarının da talebi olan birleştirme kararı, Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verildi. Birleştirme kararından sonra ilk duruşma Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

SEGBİS ile katıldı

Deprem nedeniyle Çirmik (Yeşilyurt) ilçesine bağlı Cafana Mahallesindeki Ağır Ceza Mahkemeleri Ek Hizmet Binasında görülen duruşmaya Şenyaşar ailesi ve avukatları ile Urfa Sağlık İl Müdürlüğü avukatları duruşma salonunda hazır bulunurken, davada tutuklu bulunan sanık Enver Yıldız ve Celal Yıldız, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.

Sadece sanıklardan birinin ifadesi alınacak

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada mahkeme heyeti, davanın birleştirilmesinden dolayı sadece daha önceki ifadeleri tekrar almayacağını, sadece sanık Mehmet Yıldız’ın ifadesini alacağını belirtti.

Birçok suçtan yargılanıyor

Dosya kapsamında tutuklu Celal Yıldız, Mekail Şimşek, Enver Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 19 kişi, “Birden fazla kez kişi öldürmek”, “Birden fazla kez kişi öldürmeye teşebbüs etmek”, “Kamu malına zarar vermek”, “Suç delillerini gizlemek ve yok etmek”, “Kamu kurumunda hırsızlık” ve “İşyeri dokunulmazlığı ihlali” suçlarından yargılanıyor.

Duruşma devam ediyor.

MELETÎ

#Şenyaşar #ailesinin #duruşması #başladı

Avrupa basını: Erdoğan’ın yenilmesi demokrari zaferi olacaktır

14 Mayıs seçimleri Avrupa basınında da yakından takip ediliyor. Gazeteler ‘Erdoğan’ın gidişinin bir demokrasi zaferi’ olduğuna dikkati çekerken, seçimler için ‘Kader seçimi demek bile hafif kalıyor” yorumunu yaptı

Türkiye’de 14 Mayıs tarihinde yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimi Avrupa basını tarafından da yakından takip ediliyor. Bugün yayınlanan gazeteler, seçimlerin önemine ve Erdoğan’ın kaybetme ihtimalinin ilk kez bu kadar güçlü olduğuna dikketi çekti.

Gazetelerde yer alan haberler ve yorumlar şöyle:

Neue Zürcher Zeitung: Otokratını görevden alan bir halk bunu hak etmiş sayılır

İsviçre’den Neue Zürcher Zeitung’da yer alan yorum şu şekilde:

“Erdoğan bazıları için basitçe ‘herkesin bildiği bir şeytan’. Onun gibi öfkeli bir otokratla can sıkıcı Avrupa Birliği üyelik süreci konusunu çıkmaz ayın son çarşambasına ertelemek çok daha kolay. Doğru adımları atan demokratik bir Türkiye olsaydı şu anda Brüksel’i zorlayabilir ve çok daha fazlasını talep edebilirdi. Avrupa Birliği milyonlarca Suriyeli sığınmacıyı ülkelerine göndereceğini açıklayan Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasından endişe mi duyuyor? Bu, budalalık olur. Zira birincisi Erdoğan da Suriyelilerden kurtulmak ve Şam ile ilişkileri normalleştirmek istiyor. İkincisi sığınmacı anlaşması Erdoğan’ın elinde Avrupalılara sürekli olarak şantaj yapabilmek için kullandığı bir koz. Muhalefetin adayından böyle bir siyaset beklenmiyor. (…) Kılıçdaroğlu seçmenlerine Avrupa’ya vizesiz seyahat vaadinde bulundu. (…) Bunun için başka şeylerin yanı sıra Brüksel’in talep ettiği gibi, sert terörle mücadele yasalarını yumuşatması gerekecek. Avrupa Birliği’nin de bunun üzerine sözünü tutması ve ülkeye kolaylık göstermesi gerek. Otokratını görevden alan bir halk bunu hak etmiş sayılır.”

Politiken: Kader seçimi demek bile hafif kalıyor

Danimarka’dan Politiken gazetesi:

“Sık sık kullanılan ‘milletin kader seçimi’ nitelemesi genelikle bir abartıdır. Ancak pazar günü Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimi için bu niteleme hafif bile kalır. Economist dergisinin bu seçimi yılın en önemli seçimi olarak nitelemesi yanlış değil. İktidara geldiği 2003 yılından beri Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde ilk kez gerçekten bir kaybetme tehlikesi var. Hem Türkler hem de dünya için Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı yenmesi ümit edilmelidir. Bu, genel anlamda demokrasinin zaferi olur. Eğer Türkler Pazar günü Erdoğan gibi güçlü adamların bile sandıklarda barışçıl bir biçimde yenilebileceğini gösterirse bu hem sevindirici hem de ilham verici olacaktır.”

Handelsblatt: Yenilirse ekonomi belirleyici olacak

Almanya’dan Handelsblatt gazetesinin bugünkü sayısında yer alan yorumda şu ifadeler yer alıyor:

“Türkiye’nin uzun süreli cumhurbaşkanı, devlet üzerinde tam kontrole sahip olabilir ancak milletin refahı üzerindeki kontrolü uzun süredir elinden kaçırmış gözüküyor. Anketler en başta seçimde ilk kez oy kullanacak 5 milyon genç seçmenin bir değişim arzuladığını ortaya koyuyor. Ancak Erdoğan’a karşı olan herkesin gerçek bir Erdoğan karşıtı olduğunu düşünmek yanılsama olur. Eğer otokrat seçimi kaybederse, ülkede çoğunluk daha fazla demokrasi istediği için olmayacak, bu. Seçimi kaybederse, bunun nedeni yüksek fiyatlar ve hitap ettiği kesime daha az şey sunabildiği için olacak. Cumhurbaşkanı’nın siyasi karşıtlarını bir devlet düşmanı olarak niteleyerek içeri tıkması, geniş bir kitlenin çok fazla umrunda değil.”

Rhein Neckar Zeitung: Toplum olarak çok büyük bir adım

Almanya’dan Rhein Neckar Zeitung ise şu yorumu yapıyor:

“Ülke, toplumu bölen, kamu görevinde bulunanlar arasında radikal ‘temizlik dalgaları’ başlatan ve medyayı kendisine boyun eğdiren bir hükümdara uzun süredir alışmış durumda. Toplum olarak bundan kurtulmak çok büyük bir adım. Bu pazar birçok kişi muhalefetin Erdoğan’ın sürekli egemenliğini sona erdirmeyi başarması ihtimalinden heyecan duyacak. Üçüncü sıradaki İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığından geri çekilmesi ise bu seçeceği biraz daha muhtemel hale getirdi. Bir umut ışığı. Ancak bundan fazlası değil.”

Kaynak: DW

#Avrupa #basını #Erdoğanın #yenilmesi #demokrari #zaferi #olacaktır

Kenya’da bilinmeyen salgın hastalıktan 9 kişi öldü

Kenya’nın kuzeyinde nedeni bilinmeyen hastalık salgına dönüştü ve 3’ü bebek 9 kişi hayatını kaybetti

Kenya’da yerel basında yer alan haberlerde, nedeni tespit edilemeyen hastalık sebebiyle 9 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Kenya’nın kuzeyindeki Marsabit bölgesinde baş gösteren salgından birçok kişi etkilendi. Söz konusu salgından dolayı 3’ü bebek 9 kişi hayatını kaybetti, 80’den fazla kişi de hastalandı. Salgına karşı tedbir olarak hastalar gözlem altına alındı.

Hastalanan kişilerde şiddetli baş ağrısı, gözlerde sararma ve gribal belirtiler gözlenirken, salgının ağır sıtma olabileceği tahmin ediliyor.

DIŞ HABERLER

#Kenyada #bilinmeyen #salgın #hastalıktan #kişi #öldü

YSK kararına rağmen polislere baskı: Ne diyorsak o yapılacak

YSK İçişleri Bakanlığı’nın seçim takip merkezi kurmasını yasakladı. Ancak bu karara rağmen polislere ıslak imzalı tutanakları el altından almaları için baskı yapıldığı iddia edildi

İçişleri Bakanlığı, YSK’ye yaptığı yazılı başvuruda, kendisine bağlı Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi Başkanlığı tarafından seçim sırasında kullanılmak üzere ülke geneli ve yurt dışı sandık bilgilerini talep etti.

Kamuoyunun tepkisine neden olan bu talep YSK tarafından reddetti.

Halktv.com.tr’den Seyhan Avşar’ın haberine göre, emniyetin YSK’nin kararını dikkate almadığı öne sürüldü.

Yazılı talimat isteyen polislere tepki

İddiaya göre Türkiye genelinde pek çok emniyet müdürü altlarındaki amirleri çağırarak sözlü olarak talimat verdi. Polislerin okullardaki ıslak imzalı tutanakları toplamaları istendi. Bazı polislerin yazılı olarak talimat istemesi üzerine, “Yazılı talimat yok. Ne diyorsak o yapılacak” denildiği öğrenildi.

Üzerimizde baskı var

Adana’dan bir polis memuru, “Islak imzalı tutanakları almamız için bize baskı yapılıyor. Yazılı talimat verilmiyor ve taleplerinin yapılması isteniyor. Islak imzalı tutanak almada sorun çıkması halinde verileri not alarak amirlerimize aktarmamız isteniyor. Üzerimizde yoğun bir baskı var” diye konuştu.

Memurluk yanmasın diye susuyoruz

Antalya’da görev yapan bir polis memuru ise, “Benzer durum bize de amirimiz tarafından iletildi. Açıkçası kararları sorgulayamıyoruz. Ne olacağını ön göremiyoruz. Memuriyetimize zarar gelmesin diye susuyoruz” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL

#YSK #kararına #rağmen #polislere #baskı #diyorsak #yapılacak

Barış Anneleri: Anneler gününde en güzel hediye Erdoğan’ın gitmesi

Anneler Günü’ne ilişkin konuşan Barış Anneleri ‘En büyük hediye Erdoğan’ın gitmesi olacaktır’ dedi

Her yıl 14 Mayıs Anneler Günü’nü buruk karşılayan Barış Anneleri Meclisi üyeleri, bu yıl seçimlerle günü karşılaşıyor.

MA’dan Zeynep Durgut’a konuşan Şirnex Barış Anneleri Meclisi üyeleri ‘o günün en güzel hediyesi Erdoğan’ın gitmesi olacaktır’ dedi.

‘Gelecek bizim olacak’

Annelerden Emine Özek, 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimin aynı zamanda bütün Ortadoğu halklarının geleceğini belirleyeceğini ifade ederek, “Bugün Kurdistan üzerinde ciddi saldırılar var. Eğer bu süreçte halkımız birlik olmazsa ve bu saldırılara cevap olmazsa kazanamaz. Elimizi vicdanımıza koyup bir oyumuzu partimize, bir oyumuzu da Kemal Kılıçdaroğlu’na verirsek, gelecek bizim olacak” dedi.

Müjde iktidarın gidişi

Anne Emine Alkış, 14 Mayıs’ta yaşadıkları zulmün son bulmasını istediklerini belirterek, “Biz annelere en büyük müjde, bu zulmün gitmesidir. Çocuklarımızın özgür yaşamasını istiyoruz. 21 yıldır ölümden, yastan başka bir şey görmedik. Bütün dünya halkları gibi artık özgür olmak istiyoruz. Bu iktidar giderse, o zaman bizler en güzel müjdeyi alır ve kazanırız” diye belirtti.

En büyük hediye Erdoğan

Seçimlerin önemine vurgu yapan annelerden Asya Tay, “14 Mayıs’tan tek ümidimiz başarmak ve kazanmaktır. Bugüne kadar zulme uğrayan, çaresizlikten dolayı topraklarını terk eden, cezaevinde tutuklu bulunan binlerce insanın gözü bu seçimlerdedir. İktidar değişirse, huzurun ve barışın geleceğine inanıyoruz. Bu yüzden 14 Mayıs bizler için önemli ve tarihidir. Hepimizin oyumuza sahip çıkması gerekiyor. Bizim için en büyük hediye, Erdoğan’ın gitmesidir. Kalıcı bir barış için değişimin şart olduğunu ve bu iktidarın artık gitmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden 14 Mayıs şimdiden bütün anneler için kutlu olsun” diye konuştu.

Biz kazanacağız

Annelerden Nahide Atmış ise, herkesin 14 Mayıs’ta sandık başına giderek oyunu kullanma çağrısı yaparak, şunları söyledi: “Artık hayatı yaşamayacak duruma getirdiler. Bu gidişata birlikte dur dememiz gerekir. Bunun için de bu iktidarın gitmesi gerekiyor. Biz Kürtler bir yüzyıl daha kaybetmek istemiyoruz. Bu yüzden herkes elini vicdanına koymalı ve bu seçime öyle yaklaşmalıdır. Allah’ın izniyle bizler kazanacağız. Bizim için o gün en büyük hediye bu olacaktır.”

ŞIRNEX

 

#Barış #Anneleri #Anneler #gününde #güzel #hediye #Erdoğanın #gitmesi

İmamoğlu’nun Erzurum’da halk buluşması ve olaylar

Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitinginde çıkan olaylara baktığımızda 7 Haziran 2015′ te Selahattin Demirtaş’ın İstasyon caddesinde yaptığı mitingde yaşananları hatırlattı. (…) Yani yüzler 7 Haziran’daki gibi tanıdıktı….!

Tayyar Özbey

Ekrem İmamoğlu’nun 07.05.2023 tarihinde Erzurum “Havuz Başında” yaptığı halk buluşmasına ilgi büyüktü. Yaşanan olaylar bu ilgiyi biraz gölgeledi. Bu kentte yaşanan olaylardan huzursuz olan ciddi bir kesimin olduğunu biliyorum.

Valiliğin ve büyükşehir belediye başkanın açıklamaları ile CHP il yönetimi arasında ciddi farklılıklar var.

CHP İl yönetimi valilikten Havuz Başı ile ilgili izin aldığını, hatta valiliğin 5 bin kişiyle güvenliği sağlayacağını beyan ettiğini, bu nedenle programlarını buna göre yaptığını, miting yeri, tarihi ve saatin duyurusunun anonslarla bu doğrultuda halka paylaşıldığını “söylüyorlar.” Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ise bu halk buluşmasını korsan gösteri olarak nitelemesi ise kafalarda soru işareti yarattı.

Bir CHP il yöneticisinden aldığımız bilgiye göre “miting öncesinde CHP’in bayrak ve flamaları asmak için gönderdiği gençlerin bir grubun saldırısına uğraması üzerine il yönetimi ve milletvekili adayları ile birlikte Havuz Başına gittiğini ve olayları yatıştırdığını” söyledi.

Ekrem İmamoğlu’nun şehre gelmesine yakın belediyenin yeni aldığı araçların tanıtımını yapmak amacıyla miting alanına otobüsleri taşıması var olan gerginlikleri daha da arttırdı. Tüm bu yaşananlar mitingin gergin bir havada geçeceğine işaretti.

İmamoğlu’nun alana girmesi ve onu dinlemeye gelenlerin “hak, hukuk, adalet” sloganlarına karşı; milliyetçi gruptan tepki çeken sloganlar gelişti.

Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitinginde çıkan olaylara baktığımızda 7 Haziran 2015′ te Selahattin Demirtaş’ın İstasyon caddesinde yaptığı mitingde yaşananları hatırlattı. Kürtlerin o dönem karşı karşıya kaldığı olaylar arasında çok benzerlikler olduğunu gördüm. Yani yüzler 7 Haziran’daki gibi tanıdıktı….! Linç girişimleri, apartmanlardan halkın üzerine atılan sıcak su ve eritilmiş kızgın yağ, taşlı, sopalı saldırılar ve araç içinde bir vatandaşın yakılması Erzurum’u Türkiye ve dünya gündemine oturtmuştu.

Ekrem İmamoğlu’nun bu halk buluşmasında da Erzurum’da daha önce yaşanan olayların bir benzeri bir kez daha yaşandı. İmamoğlu’nun halkla buluşması için otobüsle alana girmesi gerilimi iyice artırdı. Yine vatan, millet, Sakarya gazı verilmiş bir kesimle aynı senaryo yaşatıldı. Erzurum’da bazı grupların özellikle farklılıklara tahammülleri olmadığını gördük. Görüntülerde net bir şekilde anlaşılıyor. Polisin gözleri önünde elinde taş olan göstericiler olmasına rağmen müdahale yoktu. Saldırganların pet şişe, metal para ve taşlarla yaptığı saldırılar organizeli bir eylem olduğunu gösteriyor. O taşları nereden oraya getirdiler? Ekrem İmamoğlu’nu taşıyan otobüsün camları o taşlarla indirildi. İmamoğlu 5 dakika konuşmadan miting alanından ayrılmak zorunda bırakıldı. Saldırıyı düzenleyenlere ve slogan atanlara baktığımızda çoğunluğun gençlerden oluştuğunu gördük. Özellikle slogan atanların çoğunlukta gençler olması, gençleri organize etmiş bir gücün var olduğunu düşünüyorum.

Gelen insanlar arasında kadın, çocuk ve yaşlı insanlar olmasına rağmen çocukları ve kadınları o saldırılardan kurtaramadı. Bu saldırıdan dolayı yaralananlar oldu. Bir korku iklimi yaratıldı. Güvenlik güçlerinin tutumu ise 7 Haziran’da ki gibi olaylara tamamen müdahalesizdi.

Erzurum genel itibariyle daha çok iktidarı seven ve muhalefeti çok sevmeyen bir görüntü veriyor. Ve ne yazık ki o dar kabuğunu bir türlü kıramıyor. Alanda Türk bayrağından başka herhangi bir parti flaması olmamasına rağmen karşısındakileri düşman olarak görmeleri siyasetin o çirkin yüzünü bize gösterdi.

İktidar, bu olaylara müdahale etmeyerek bir korku iklimi yaratarak, milliyetçi ve muhafazakâr cepheyi konsülde etme düşüncesindedir. Ancak bu saldırıların Türkiye genelinde muhalefetin eline ciddi bir koz verdiğini ve bu saldırının iktidara bir fatura çıkaracağını düşünüyorum. Bu tür olaylar kentte yaşayan insanları geriyor, kutuplaştırıyor ve birliktelik duygularının zedelenmesine neden oluyor. Dışardan gelip memur olarak çalışmak isteyen, farklı düşünen insanların bu kentten ayrılmalarına neden olur. Demokrasideki bu tahammülsüzlüğün kentin tüm yaşam alanlarını etkileyeceğini unutmamak lazım. Bu olayları gören bir genç buradaki herhangi bir üniversiteye gelmek istemeyecektir. Bu da kentin iyi olmayan durumunu daha da geriye götürecektir. Şiddet olayları kentte olan ön yargıların oluşmasına ve kent imajının zedelenmesine neden oluyor.

Erzurum’da yaşanan bu olayların doğru bir çözümlemesini eğer yapacak olursak, yıllardır milliyetçi ve muhafazakâr kimliği üzerinden oluşan bir rant alanı var. Bu alandan besleyip büyüyen bir kesim var. Ve bu kesimin bu kente kattığı hiçbir değer yoktur. Göç, yoksulluk, fakirlik, ilçeler arasında hizmet ayrımcılığı adeta kentin kaderi olmuş. Bu saldırılar biraz da bu alanı kapatmaya yöneliktir. Olup bitenin doğru olarak sorgusu yapılmamıştır. Kendi kontrollerinde olan yerel bir medya var, sorgulanılmıyor. Ve bu rant alanın bitmesini ve ellerinden çıkmasını istemiyorlar. Böyle pervasızca davranmalarının bundan kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.

Muhalefettin burada söz sahibi olması halkın gözünü açacak ve bunların kentte hükümranlığını bitirecektir. Korkuları biraz da bundan kaynaklıdır, diyebiliriz.

Yukarıda bahsettiğimiz anlayışın Erzurum’u geri bırakmasında rolünün çok olduğunu düşünüyorum.

Milliyetçi muhafazakâr bir güruh bir kez daha Türkiye’ye ve dünyaya bu utancı yaşattı. Demokrasi sınavında bir kez daha sınıfta kaldı.

İnsanların kafasında şu soru işaretleri ciddi olarak belirdi.

Şiddet olayları yaşanmadan bu seçim nihai bir sonuca everilecek mi kuşkuları var.

#İmamoğlunun #Erzurumda #halk #buluşması #olaylar

Sancar: Kararlılıkla hareket edersek her türlü oyunu boşa çıkarırız

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, ‘Türkiye’de rahat bir nefes almak isteyen bütün insanlar demokratik kararlılık ve demokratik olgunluk çerçevesinde hareket ederse, her türlü kirli senaryoyu kesinlikle boşa çıkarırız’ dedi

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve genel seçimler için geri sayım başladı. İki gün sonra milyonlar sandık başına gidecek. Kapatma kıskacında olan Halkların Demokratik Partisi (HDP), ittifak yapılarıyla birlikte izlediği seçim stratejisiyle seçimlerin belirleyeni konumunda. Bu amaçla HDP eşbaşkanları da Yeşil Sol Parti ile birlikte ilk günden beri sahada seçim çalışmaları yürütüyor.

İktidar tasfiye hesapları yaptı

Mezopotamya Ajansı’dan ( MA) Yüsra Batıhan’a seçim çalışmalarını değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partilerine yönelik saldırıları değerlendirerek, iktidarın HDP üzerinden demokratik siyaseti tasfiye etmek üzerine hesaplar yaptığını dile getirdi.

Belirleyici aktör olmak istiyoruz

Sancar, “Biz bu hesabı boşa çıkardık. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yüzüncü yılında yeni bir dönemin başlaması gerektiğini söylüyor, Demokratik Cumhuriyetin inşasında en belirleyici aktör olmak istiyoruz” dedi.

Sancar, Cumhurbaşkanlığı adayı çıkarmama stratejilerine dair ise, “Hem ittifak güçlerimiz hem de çeşitli demokrasi çevrelerimizle yaptığımız istişareler sonucu böyle bir tavır belirledik. Daha sonra tartışmaların devam ettiğini gördük. Kemal Bey’in bize ziyaretleri oldu. O ziyaretin değerlendirmesini de yine hem ittifak hem de kurularımızla beraber yaptık. Sonuçta Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemek kararı verdik” dedi.

Amacımız tek adam yönetimine son vermek

Milletvekilliği seçimlerinde Yeşil Sol Parti’yi en yüksek oranla Meclis’e taşımayı hedeflediklerini belirten Sancar, “Elbette tek adam yönetimine son vermek önemlidir. O bizim stratejik hedefimizdir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi için kendisine destek vereceğimizi de ilan ettik. Bu desteğimiz son derece tereddütsüz, açık ve nettir. Her vesileyle de bunu ifade ediyoruz ama Erdoğan’ın gitmesi ve Kılıçdaroğlu’nun kazanması ile bizim politik hedeflerimizin gerçekleşeceğine dair naif bir hesabımız, naif bir düşüncemiz de yok” diye konuştu.

Kalıcı barış için motor güç olacağız

“Demokratikleşme, Kürt sorununda demokratik çözüm, gerçek adalet ve kalışı barış ancak biz güçlü olursak mümkün” diyen Sancar, “Türkiye’de Kürt sorununun demokratik çözümü, Türkiye’nin bütünlüğünde demokrasi, Demokratik Cumhuriyetin inşa edilmesinin yolunun açılması ve kalıcı barışın sağlanması konusunda motor güç biz olacağız, güverte de biz olacağız” dedi.

Demokratik olgunla hakaret edeceğiz

Sancar, demokratik bir gelecek için Yeşil Sol Parti’nin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Provokasyonlara karşı çeşitli tezgahlar ortaya konsa da bütün bunlara karşı demokratik kararlılıkla ve demokratik olgunlukla hareket edeceğiz. Biz bunu tek başımıza, kendimiz olarak yapabileceğimizi iddiasında değiliz ama bu konuda önemli bir güç, örgütlü, tecrübeli bir parti olduğumuz da herkes tarafından biliniyor. Biz bu tecrübemizi ve birikimimizi demokratik kararlılık ve demokratik olgunluk çerçevesinde kullanacağız. Bütün muhalefet partilerinin de aynı tutumu ortaya koymasını bekliyoruz. O zaman bu seçimler gerçek anlamda bir dönüm noktası olacaktır” diye konuştu.

Kirli senaryoları boşa çıkaracağız

Sanal medyada yürütülen ve korku iklimini hakim kılmaya yönelik provokasyonlara dikkat çeken Sancar, “Türkiye’de halkın iradesinden daha üstün bir güç yoktur. Türkiye’de bütün muhalefet partileri ve demokrasi çevreleri, Türkiye’de rahat bir nefes almak isteyen bütün insanlar demokratik kararlılık ve demokratik olgunluk çerçevesinde hareket ederse, her türlü kötü, olumsuz, kirli senaryoyu kesinlikle boşa çıkarırız” dedi.

HABER MERKEZİ

#Sancar #Kararlılıkla #hareket #edersek #türlü #oyunu #boşa #çıkarırız

YSK Başkanı: Kesin olmayan sonuçları aynı gün açıklayacağız

Seçimlere ilişkin açıklama yapan YSK Başkanı Ahmet Yener, ‘Kesin olmayan sonuçları aynı gün açıklayacağız’ dedi

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerine iki gün kala açıklamalarda bulundu.

Sorular üzerine, seçim güvenliğiyle ilgili alınan önlemleri anlatan Yener, “Seçim günü enerji kesintisi ve siber saldırı gibi teknolojik altyapıya ilişkin tüm tedbirler alınmış, gerekli deneme testleri de yapılmıştır. Şu an itibarıyla YSK, il ve ilçe seçim kurullarımızca, seçimlerin sağlıklı ve güvenli bir ortamda yapılabilmesi için tüm önlemler alınmıştır.” diye konuştu.

Deprem bölgesinde hazırlıklarımız tamam

YSK Başkanı Yener, 6 Şubat’ta yaşanan Mereş merkezli depremlerden etkilenen illerde seçimin sağlıklı yürütülmesi için yapılan hazırlıkları da anlattı.

Başkan Yener, “Depremde zarar gören okullarımızın hemen yanında, bahçesinde konteyner alanlar oluşturuldu ve seçmenlerimizin bu alanlarda güvenli şekilde oylarını kullanması için gerekli tüm tedbirler alınmış durumdadır.” dedi.

Başkan Ahmet Yener, “Şu an, deprem bölgesinde, yaklaşık 8 milyon 900 bin civarında seçmenimizin kaydı bulunmaktadır. Her şey hazır. Seçmenlerin güvenli şekilde oy kullanmaları için tüm tedbirler alınmıştır.” diye konuştu.

Oylar 5 kilit ile korunuyor

Yurt dışında 73 ülkede kurulan temsilciliklerde oy verme işleminin 9 Mayıs itibarıyla sona erdiğini de hatırlatan Yener, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler için gümrüklerdeki oy verme işlemlerinin 14 Mayıs’a kadar devam edeceğini belirtti.

Yener, yurt dışındaki seçmenlerden oy kullananların sayısının 2018 seçimlerine göre arttığını belirterek, “Şu an itibarıyla toplam oy kullanan seçmen oranı, yaklaşık yüzde 53 civarında” dedi.

Yurt dışında kullanılan oyların, güvenli şekilde Türkiye’ye getirildiğini ve ATO Congresium’a taşındığını aktaran Yener, oyların burada, bir anahtarı Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanı’nda, diğer anahtarları da siyasi parti temsilcilerinde bulunmak üzere beş kilit altına alındığını bildirdi.

Oy vermeye giderken dikkat edilmesi gereken hususlar

Seçmenlere, oy kullanmaya giderken yanlarına, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralı nüfus cüzdanlarını, kimlik kartlarını, pasaportlarını veya kimlik kartı olarak kabul edilecek belgelerini ve varsa seçmen bilgi kağıtlarını almalarını tavsiye etti.

YSK Başkanı Yener, seçmenlerin, oy verme kabinlerine girerken de YSK’nın belirttiği ilkeler çerçevesinde hareket etmelerini de önerdi.

Seçimin kesin olmayan sonuçlarının, YSK tarafından seçim günü açıklanacağını bildiren Ahmet Yener, “Kesin olmayan sonuçları, daha önceki seçimlerde olduğu gibi inşallah aynı gün açıklayacağız.” dedi.

ANKARA

#YSK #Başkanı #Kesin #olmayan #sonuçları #aynı #gün #açıklayacağız

 MED-DER’den Kürtçeye yönelik engellere karşı ‘Yeşil Sol Parti’ye oy verelim’ çağrısı

Kürt dili üzerindeki engel ve yasaklara dikkat çeken MED-DER yöneticisi Halil İbrahim Taş, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramını karşılarken asimilasyona karşı Yeşil Sol Parti’ye oy verme çağrısı yaptı

Celadet Ali Bedirhan ve arkadaşları tarafından hazırlanan Kürtçe Hawar Dergisi’nin yayın hayatına başladığı 15 Mayıs 1932, Kürt Dil Bayramı olarak kabul ediliyor. Bu gün, 2006’dan bu yana Kürt Dil Bayramı olarak çeşitli farkındalık yaratan etkinlikler ile kutlanıyor. Her yıl tüm etkinliklerde anadilde eğitim talebi dile getiriliyor, Kürt dili üzerindeki baskı ve asimilasyon politikalarına son verilmesi çağrısı yapılıyor. Bu yıl da Kürt Dil Bayramı Kürtler ve Kürtçeye yönelik saldırılarla karşılanıyor.

 OHAL ile baskı ve yasaklar arttı

15 Temmuz 2016’da darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile Kürtçeye dönük saldırılar en üst seviyede yaşandı. OHAL’in ardından Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yönetimindeki belediyelere kayyum atandı. Böylelikle belediyelerin internet sitelerinden Kürtçe kaldırıldı. Belediyeler bünyesinde Kürtçe eğitim veren destek evleri kapatıldı, cadde ve sokaklara verilen Kürtçe isimlerin yerini Türkçe isimler aldı.

 Kürtçe yayın ve oyunlar yasaklandı

KHK’yle günlük yayın yapan tek Kürtçe gazete olan Azadiya Welat gazetesi ve Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV kapatıldı. Tepkiler üzerine Zarok TV yeniden yayına başladı. İstanbul Kürt Enstitüsü, Kürt Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Derneği (KURDÎ-DER) de kapatılan kurumlar arasında yerini aldı.

İstanbul’da 13 Kasım 2020’de İBB Şehir Tiyatroları’nın Kasım programında yer alan “Bêrû” adlı Kürtçe oyununun sahnelenmesi valilik kararıyla yasaklandı. 10 Ekim 2020’de İBB Şehir Tiyatrosunda sahnelenmesi planlanan Kürtçe tiyatro oyunu, yine kaymakamlık tarafından gösterime kısa süre kala süresiz yasaklandı. 14 Kasım’da, HDP İstanbul Gençlik Meclisi’nin “Dawiya Dawiya” stand up gösterimi, Fatih Kaymakamlığı tarafından gerekçe gösterilmeden engellendi. 15 Kasım’da Ankara Keçiören Belediyesi, “Kürtçe şarkılar söyleneceği” gerekçesiyle Kürt sanatçı Mem Ararat’ın konserini iptal etti.

Kürt diline saldırılar yoğunlaştı

AKP’nin Kürtlere ve Kürtçeye yönelik tahammülsüzlüğü, birçok kişinin saldırıya uğramasına neden oldu. Aydın’da Kürtçe konuştuğu nedeniyle Pınar Çetinkaya adlı öğrenci yurttan atıldı; 10 Mayıs 2018’de Ağrı’da zorunlu askerlik yapan Fikret Aydemir, Kürtçe konuştuğu için bir grup ırkçı askerin saldırısına uğradı; 16 Aralık 2018’de Sakarya’da Kürtçe konuşan baba Kadir Sakçı ve oğlu Burhan Sakçı, silahlı saldırıya uğradı. Baba yaşamını yitirirken, oğlu saldırıdan ağır yaralı olarak kurtuldu. 2019’da 19 yaşındaki Şirin Tosun ve arkadaşı Mahsun Zeren, mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştıkları Sakarya’nın Karasu ilçesinde “Kürtçe” selam verdikleri için 8 kişinin silahlı saldırısına uğradı. Tosun, 54 gün yoğun bakımda kaldığı hastanede yaşamını yitirdi; Çanakkale’de göz ameliyatı olan eşi Bedriye Yaşlı (71) ile Kürtçe konuşan Ekrem Yaşlı (74), başka bir hastanın refakatçisi tarafından darp edildi. Ankara’nın Etimesgut ilçesi Alsancak Mahallesi’nde arkadaşlarıyla parkta oturmak için evden çıkan 20 yaşındaki Barış Çakan, Kürtçe müzik dinlediği gerekçesiyle üç kişilik bir grubun saldırısı sonucu hayatını kaybetti.

Sokak sanatçısı Cihan Aymaz katledildi

10 Temmuz 2021’de, Demokratik İslam Kongresi (DİK) ve Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin (DİAY-DER) 9 üyesi, Kürtçe hutbe okudukları ve cemaat önünde namaz kıldıkları gerekçesiyle tutuklandı. 24 Ağustos 2021’de, program sunucusu Didem Arslan, yayına bağlanan ve Kürtçe konuşmak isteyen kişiyi yayından alarak, “Türkçe konuş, burası Türkiye Cumhuriyeti” dedi. 2 Mayıs 2023’te İstanbul Kadıköy’de sokak sanatçısı Cihan Aymaz, “Ölürüm Türkiyem” şarkısını çalmadığı için katledildi. 29 Ocak’ta İstanbul Taksim’de bulunan İstiklal Caddesi’nde Kürtçe müzik yapan müzisyenler polis tarafından engellendi.

Kürtçe harfler tabeladan kaldırıldı

Mêrdîn’de 2 Ocak 2021’de AKP’li Artuklu Belediyesi, köylerin isimlerinin yer aldığı tabelalarda Kürtçe harfler X, W ve Q harfleri kaldırılarak, Türkçe harflerle kullanıldı. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), 2 Mart’ta hazırladığı raporda Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklulara Kürtçe mektuplar verilmediğini belirtti. 6 Mart’ta Türkiye’de 20 bin öğretmen atamasında 25 Rusça, 210 Almanca, 503 Arapça, 938 İngilizce için kontenjan verilirken, Kürt dili için 3 kontenjan ayrıldı.

KADES’te  Kürtçeye yer verilmedi

İçişleri Bakanlığı 8 Mart’ta yaptığı açıklamada, şiddete uğrayan kadınların KADES uygulamasına başvurabileceğini belirterek, KADES’in Türkçe, Farsça, Arapça, İngilizce, Rusça ve Fransızca dillerinde başvuru yapılabildiğini duyurdu. Türkiye’de Türkçeden sonra en çok kullanılan Kürtçe ise KADES uygulamasında yer almadı.8 Nisan’da Amed’in Farqîn (Silvan) ilçe belediyesine atanan kayyum, Kürtçe, Türkçe ve İngilizce yazılı tabelayı indirerek, Türkçe yazılı tabelayı astı. 5 Mayıs’ta Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kayyumu, Sipan Caddesi’nin ismini Abdulkadir Aksu Caddesi olarak değiştirdi.

Kürtçeye dönük baskı ve asimilasyon politikalarını, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nı, Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER) yöneticisi Halil İbrahim Taş Mezopotamya Ajansı’ndan Zerrin Sargut’a konuştu.

‘Kürt diline saldırılar devam etti’

Sadece bir gün değil, asimilasyon politikalarına karşı bir süreklilik için çalışma yürütülmesinin önemine değinen Taş, “Türkiye’de Kürtlerin dili ve kültürü hiçbir zaman yer bulmadı. Farklı kimliklerin asimilasyona uğraması, üzücü bir gerçekliktir” dedi. Geçmişten günümüze devletin Kürt dili ve kültürüne yönelik saldırılarının artarak devam ettiğini vurgulayan Taş, “Dil kültür ve ulus birbiriyle bağlantılıdır” diyerek, 14 Mayıs seçimlerinde Kürtlerin beklentilerine değindi.

‘Öcalan’ın söyledikleri hala geçerli’

Taş, “14 Mayıs’ta bu iktidar gidecek. Yeni bir siyaset için, Kürt dili ve kültürüne dönük politikalar olumlu yönde değişmeli. Bu da demokratik bir siyasetle olacak. Çözüm sürecinde Sayın Abdullah Öcalan, yol haritasını hazırlamıştı. O dönemde iktidar, Kürt halkı için ‘bireysel hak’ tanımlaması yapmıştı. ‘Herkes kendi evinde Kürtçe konuşabilir’ demişti. Abdullah Öcalan ise, ‘30 milyon Kürt’ün dili ne olacak’ demişti. Eğer Kürt dili eğitim dili olmazsa, nasıl gelişecek. O dönemde Sayın Öcalan’ın söyledikleri hala geçerlidir. Eğer Kürt sorununun çözülmesini istiyorsak, demokratik bir sistemin kurulması gerekir. Kürtler, kendilerini demokratik siyasetin içinde görmeli. Bu olmazsa çözüm olmaz” dedi.

‘Halkımız Yeşil Sol’a oy vermeli’

14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala partilerin seçim vaatlerini değerlendiren Taş, Kürtçenin her alanda kullanılması gerektiğini belirterek, bu konuda Yeşil Sol Parti’nin Seçim Beyannamesi’ne işaret etti. Taş, şunları söyledi: “Bütün partiler, Kürtçenin her alanda kullanılması için söz veriyor. Fakat sözlerini yerine getirmiyorlar. Yeşil Sol Parti’ye güveniyoruz. Kürt dili ve kültürü adına çalışmaları var, vaatlerini yerine getirecekler. Kürtlerin fikir ve düşüncelerini savunan parti Yeşil Sol Parti’dir. Bu yüzden halkımız, Yeşil Sol Parti’ye oy vermeli. Yarınlarımızı görmek adına dilimizi, kültürümüzü ve haklarımıza almak için asimilasyon politikalarına karşı, oylarımız Yeşil Sol Parti’ye.”

AMED

 

#MEDDERden #Kürtçeye #yönelik #engellere #karşı #Yeşil #Sol #Partiye #verelim #çağrısı

En az 55 bin hareketli seçmen sandık başına taşınıyor

Farklı kentlerde olan seçmeni taşımak için başlatılan kampanya çalışmaları kapsamında Yeşil Sol Parti’ye 55 bin başvuru yapıldı. Hareketli Seçmen Komisyonundan Ferhan Kaplan, ‘Yeter ki seçmen bize ulaşsın onu sandık başına taşırız’ dedi

14 Mayıs seçimleri için partilerin hareketli seçmen çalışmaları devam ediyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) seçimlere 2 gün kalırken, Hareketli Seçmen Komisyonu başvuru almaya devam ediyor. Şu ana kadar en az 35 bin seçmen kentler arası ulaşım için başvuruda bulunurken, bunların bir kısmının ulaşımı da sağlandı.

En az 55 bin başvuru

Bunun yanı sıra ilçeler, köyler ve birleştirilmiş sandıklar arasında yapılacak seçimler için de en az 20 bin başvuru yapıldı. Bu kapsamda il, ilçe, köy ve birleşmiş sandıklar arasında oy kullanmak için Hareketli Seçmen Komisyonu’na en az 55 bin seçmen başvuruda bulundu.

Yüzlerce kişi çalışıyor

Çalışmalara dair Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA ) Yüsra Batıhan ve Enes Beyaz’a bilgi veren Hareketli Seçmen Komisyonundan Ferhan Kaplan, tarım, inşaat, turizm ve diğer sektörlerde çalışan bütün işçiler başta olmak üzere, öğrencileri ve tüm seçmenleri bölgeye ulaştırmayı hedeflediklerini belirten belirterek, “Hareketli Seçmen Komisyonundaki arkadaşlarımız, milletvekillerimiz, milletvekili adaylarımız, Gençlik Meclisimiz, Kadın Meclisimiz, İşçi Komisyonlarımızın tümü seçim çalışmalarında, sosyal medyada, basın kanallarıyla seçim bölgesi dışındaki seçmenlere ulaşıyor. Onlara yardımcı olacağımızı anlatıyor ve tespit ediyoruz. Onları seçim bölgelerine ulaştırmaya çalışıyoruz. Komisyonlarımızda yüzlerce arkadaşımız çalışıyor” diye aktardı.

Geri dönüşleri de dağlayacağız

Seçmen taşıma çalışmalarının başladığını söyleyen Kaplan, “Deprem bölgesinden zorunlu olarak çıkan, yaşlılar, engelliler için ayrı bir çalışma yürütüyor, onlara ayrıca önem veriyoruz. Onları özel olarak alıp sandığa götüreceğiz, oylarını kullanacaklar. Geri dönüşlerini yine biz sağlayacağız. Bu çalışmalar sonucunda da yoğun bir talep alıyoruz. Biz de bize ulaşan, ulaştığımız bütün seçmenleri seçim gününe kadar bölgelerine ulaştırıp aynı şekilde oylarını kullandıktan sonra geri dönüşlerini sağlayacağız” diye belirtti.

Seçmene çağrı

Kendilerine ulaşan seçmenleri sandıklara ulaştıracaklarını vurgulayan Kaplan, “Seçim bölgeleri dışında olan tüm seçmenlerimize sesleniyorum. Bize ulaşın, biz sizi istediğiniz zaman istediğiniz sandığa ulaştıracağız” çağrısında bulundu.

HABER MERKEZİ

 

 

#bin #hareketli #seçmen #sandık #başına #taşınıyor