Ana Sayfa Blog Sayfa 493

Torbalı’da dereler siyah akıyor

İzmir’in Torbalı ilçesi İsmetpaşa’da bulunan fabrikalardan çevreye dökülen atıklar hem insan hem de çevre sağlığını tehdit ediyor

Dereye fabrikalardan dökülen ve içeriğinin ne olduğu bilinmeyen atıklar, Torbalılar tarafından tepkiyle karşılanıyor. Dereden ağır bir kokunun yayıldığını söyleyen yuttaşlar, İzmir Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Torbalı Belediyesi’ne de söz konusu fabrikalara herhangi bir müdahale edilmemesi gerekçesiyle tepkili.

‘Ne zaman dur denilecek?’

Tarım arazileri ile bilinen Torbalı’da derelerin artık siyah aktığını söyleyen yurttaşlar, yaşanan kirliliğin derhal engellenmesini talep ediyor. Bölgede hayvanlarını otlatan bir yurttaş fabrikaların dereyi kirletmesine tepki göstererek, “İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ömür Özdil ve Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin bu kirliliği görmüyor mu? Derelerimiz siyah akıyor. Bazen kokudan burada duramıyoruz. Bu fabrikalardan bu dereye, toprağımıza neler karışıyor bilmiyoruz. Ben burada hayvanlarımı otlatıyorum. Yetkililer buna ne zaman dur diyecek?” sözleriyle yaşadıklarını özetleyerek tepkisini ortaya koydu.

İZMİR

#Torbalıda #dereler #siyah #akıyor

Emine Şenyaşar: Oğlum bırakılana kadar buradan ayrılmayacağım

Adalet Nöbeti’nin 778’inci gününde konuşan Emine Şenyaşar ‘Oğlum bırakılana kadar ne olursa olsun buradan ayrılmayacağım’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 778’inci gününde devam ediyor.

Pirsûs’taki evlerinden çıkıp Urfa Adliyesi önüne gelen Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar, “Şenyaşar ailesi için adalet” yazılı pankartın önünde nöbete geçti. Adalet Nöbeti’nde konuşan Emine Şenyaşar, “3 yıla yakın bir süredir adalet için burada oturuyorum. Adaletin izinde Ankara’ya, İstanbul’a, birçok yere gittim ama adalet yok. Bu hükümetin adaleti yok. Dini, imanı olan ve günahtan korkan biri olursa adalet olur. Bunlar yoksa adalet olmaz. Birbirimizi yalnız bırakmamalıyız. Birbirimizle dayanışırsak adalet sağlanacak. Eğer bunu yapmazsak adaletsizlik devam edecek. Oğlum bırakılana kadar ne olursa olsun buradan ayrılmayacağım” ifadelerini kullandı.

RİHA

#Emine #Şenyaşar #Oğlum #bırakılana #kadar #buradan #ayrılmayacağım

Vietnam’da sıcaklık rekoru kırıldı

Vietnam’da 44.1 dereceye yükselen hava sıcaklıkları şimdiye dek kayıtlara geçen en yüksek sıcaklık olduğu bildirildi

Uzmanlar, rekorun iklim değişikliği nedeniyle kısa sürede kırılacağı görüşünde. Sıcaklık rekoru, ülkenin kuzeyindeki Thanh Hoa bölgesinde kırıldı ve yetkililer halka günün en sıcak saatlerinde evden dışarı çıkmama uyarısı yaptı. Bölgedeki diğer ülkelerde de çok yüksek sıcaklıklar görülüyor. Tayland’ın batısındaki Mak bölgesinde de sıcaklık rekoru 44.6 derece ile kırıldı.

Isınma kaygı verici

Myanmar’da da durum farksız. Myanmar basınına göre ülkenin doğusundaki bir kasabada 43,8 dereceyle son 10 yılın en yüksek sıcaklığı görüldü. Muson mevsiminden önce bölge sıcak bir dönem geçiriyor, ancak sıcaklığın bu derece yükselmesinin daha önce yaşanmamış olması dikkat çekiyor. İklim değişikliği uzmanı Nguyen Ngoc Huy AFP’ye yaptığı açıklamada Vietnam’da görülen hava sıcaklığı rekorunun “kaygı verici” olduğunu belirtti. Nguyen “Bu rekorun birçok kez kırılacağına inanıyorum. Bu durum iklim değişikliği modellemelerinin doğru olduğunu gösteriyor” dedi.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Vietnamda #sıcaklık #rekoru #kırıldı

Maden şirketleri ormanları bedelsiz istiyor

AKP’nin desteği ile ormanlar maden şirketlerinin yağma alanına dönüşürken, şirketler arsızlıklarını sürdürüyor. Maden şirketleri, ‘Böyle giderse ocakları çalıştıramayız’ tehdidiyle, orman bedellerinin çok arttığını iddia ediyor

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Dünyadaki resesyon ve pandemi krizinin ardından düşüş yaşıyoruz. Ayrıca orman bedelleri ve yeniden yapılandırma bedelleri de çok arttı. Bu paraları ödeyemediğimiz için böyle giderse ocakları çalıştıramaz hale geleceğiz ama şimdilik üretime devam ediyoruz” dedi. Ege’de Sonsöz’den Diren Çelik’e açıklamalarda bulunan Alimoğlu, “Döviz kurlarındaki artışın maliyetlerdeki yükselişin gerisinde kalması, dünya genelinde resesyonla birlikte Nisan ayında ihracat rakamlarının hem Türkiye genelinde hem de Ege Bölgesi’nde eksiye düşmesine yol açtı” iddiasına bulundu.

İhracatları düşmüş

Alimoğlu, “Dünya ile entegre olmuş bir sektörüz. İhracatımız dünyadaki gelişmelere göre gerçekleşiyor. Dünyadaki gelişmelere göre talep azalıp ya da artabiliyor. Sektörde 22 milyar dolar ithalat yaparken 6 milyar dolar ihracat yapıyoruz. 6 milyar doların 2 milyar doları da mermer ve doğaltaş… Çin’e ve Hindistan’a blok satıyorduk. İhracatımız çok iyiydi. Pandemiden sonra blok satışlarımız durdu. İşlenmişlere yöneldiğimizde ise Amerika’ya ihracat yapıyorduk. Daha sonra Amerika da frene bastı. Bu sebeple ihracatımızda düşüş meydana geldi” derken kendilerini acındırma çabası dikkat çekti.

Şirketler doymak bilmiyor

Orman bedellerinin yüksekliğinden yakınan şirketler doğal yaşamın tamamını kendi çıkarlarına bağlamak isterken ceplerinden de bir şey çıkmasını istemiyor. Geçtiğimiz ocak ayında Meclis’e verilen bir soru önergesini yanıtlama ‘inceliği’ gösteren Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Fatih Dönmez, 2021 yılı sonuna kadar 5 yıllık sürede 120,39 ton altın üretimi yapıldığını ve devlet hakkı olarak 2,5 milyar TL aldıklarını söylemişti. 120 ton altın son değerlere göre yaklaşık 167 milyar liraya ulaşırken devlet hakkı için 2,5 milyar lira alınması kamusal karşılık olarak ortaya çıkıyor. Yaklaşık yüzde 1,5’lik bir devlet hakkı için büyük bir doğa yağması yaşatılırken, bu yağmayı yerli-milli sözleriyle süsleyen iktidar doğal yaşamdaki yağma üzerinden bir avuç sermayeye servet aktarmayı kesintisiz sürdürdü ve iktidarda kalırsa sürdürmeye devam edecek.

Sermaye arsızlığı

AKP iktidarı bugüne kadar 2 milyon hektara yakın mera ve ormanlık alanları maden şirketlerine peşkeş çekerken, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık yüzde 60’ını maden sahaları olarak belirledi. Maden şirketlerine uyguladığı teşvikler ve vergisizlik sermayeye yetmedi-yetmiyor. AKP, madencilerden 2 yılı aşkın süre salgın gerekçesiyle vergi bile alınmasını ortadan kaldırırken, şirketlerin halen orman katliam bedellerinin çok yüksek olduğunu iddia etmeleri açık bir arsızlığı gösteriyor.

Madenler için engeller kaldırıldı

AKP tarafından, ‘Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ 5 Nisan’da Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanunda “Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine (Kamu kurumlarına) ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilebilecek” olması yağma işinin kolaylaştırıldığını gösteriyor.

Ormanlar korumasız

Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu olduğu iddiasıyla; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri dışında bedeli alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilebiliyor. Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, verimli orman alanları, orman parkları, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda da, maden aranması ve işletilmesi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın muvafakatine bırakıldı. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden ise bedel alınmayacağı yasallaştı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Maden #şirketleri #ormanları #bedelsiz #istiyor

Ayşe Gökkan: işkence ve kötü muameleye maruz kaldım

TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan Sincan Kadın Cezaevi’nde işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ve sağlık hakkının engellendiğini söyledi

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9’uncu Ceza Dairesi, Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin Tevgera Jinên Azad (TJA) Sözcüsü ve eski Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’a alt sınırdan uzaklaşarak 2 kez “örgüt üyesi olmak” ile “örgüt propagandası” iddiasıyla verdiği 22 yıl 6 ay hapis cezasını 19 Nisan’da onadı. Karar temyiz için Yargıtay’a taşınırken, Amed’te tutulan ve Mart ayı başında Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevine getirilen Gökkan’ın, burada işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı ve tedavisinin engellendiği belirtildi. Gökkan, sorumlular hakkında Ankara Batı Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na iki ayrı suç duyurusunda bulundu.

Gökkan, suç duyurusu dilekçesinde, 24 Nisan sabah saatlerinde Sincan Cezaevi Kampüs hastanesine götürülürken bindirildiği ring aracında saatlerce kelepçeli ve nefessiz bırakıldıklarını, tuvalet ihtiyaçlarını gidermeye dahi izin verilmediğini belirterek, cezaevi görevlilerinin bunu bir işkence yöntemi olarak kullandığını söyledi.

Rapora yansıdı

3 buçuk saatlik işkenceye rağmen tedavi edilmeden geri cezaevi getirildiklerini belirten Gökkan, cezaevi revirine başvurarak kelepçenin bıraktığı yaraların rapor edilmesi için talepte bulunduğunu ifade etti. Bu talebe karşılık “doktor olmadığı” gerekçesiyle işkencenin rapor edilemeyeceğini söyleyen revir görevlilerinin, ısrarın ardından kendisinin kampüs doktoruna götürdüğünü kaydetti. Doktorun işkence izlerini raporladığını söyleyen Gökkan, “Kelepçe işkencesini uygulayan tüm görevliler hakkında görevi kötüye kullanma, kötü muameleye ilişkin etkin soruşturma ile yasal işlem başlatılmasını, cezalandırılmasını ve bir daha böylesi insanlık dışı bir uygulamanın yaşanmaması için etkin önlemlerin alınmasını talep ediyorum” dedi.

Tedavi hakkım engellendi

İkinci suç duyurusunu ise cezaevi ve revir birimi hakkında yapan Gökkan, “tedavi hakkının” engellendiğini söyledi. 3 Nisan’da ortopedi rahatsızlığından dolayı kendi hesabından ücretlendirilerek kampüs doktorunun Mart ayında reçetelendirdiği ilacın temin edilmesi ve tedavinin gününde uygulanması için dilekçesini teslim ettiğini belirten Gökkan, bu dilekçeye rağmen tedavi gününde ilacın hazır edilmediğini söyledi. İlaç olmadığı için kampüs doktorunun tedaviyi yapamadığını dile getiren Gökkan, revir görevlilerini ilacın neden temin edilmediğini sorduğunda, görevlinin “dilekçe başvurunuz olamamış” yanıtını verdiğini belirtti.

İnsanlığa karşı suç

5 Nisan sabahında görevli personele dilekçe verdiğini kaydeden Gökkan, ısrarla dilekçenin inkar ettiklerini söyledi.  Gökkan, “Bu görevi kötüye kullanmaktır. Bilindiği gibi tutsakların sağlık hakkının engellenmesi ulusal ve uluslararası sözleşmelerde suçtur. Kişinin sağlıklı yaşam hakkının ihlalidir. Ayrıca sağlık hakkının ihlali yaşam hakkının ihlali olduğundan insanlığa karşı işlenen suçların başında gelir” dedi.

Gökkan, hem işkence hem de tedavi hakkının engellenmesi noktasında sorumlu olan herkes hakkında derhal yasal işlem başlatılmasını talep etti.

Kaynak: MA

 

#Ayşe #Gökkan #işkence #kötü #muameleye #maruz #kaldım

Yeşil Sol Parti’den Hataylılara çağrı: Müşahit olun

Yeşil Sol Parti, depremden en çok etkilenen kentlerden olan Antakya ve Defne için üç dilde ‘Müşahit ol’ çağrısı yaptı

Hatay’da seçimlere sayılı günler kalırken, seçim çalışmalarını hızlandıran Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), kentte kullanılacak oyların korunması içinde müşahit çalışması yapıyor.

Erzin, Dörtyol, İskenderun, Payas ve Samandağ’daki sandıklarda müşahit görevlendirmesini tamamlayan Yeşil Sol, depremde en çok yıkımın yaşandığı Defne ve Antakya’da ise müşahit eksikliğini gidermek için çalışmalarını sürdürüyor. Antakya’da binin üzerinde Defne de ise 282 sandıkta müşahit ihtiyacı bulunuyor. Yeşil Sol Parti’nin milletvekili adayları Kürtçe, Arapça ve Türkçe 3 dilde yaptıkları açıklamayla sandıklarda müşahit olunması çağrısında bulundu.

 Arapça, Kürtçe ve Türkçe çağrı

Adaylardan Kerem Nalbant, Arapça yaptığı çağrıda, seçimlerin sandıklarda kazanıldığını hatırlatarak, “Buyurunuz 14 Mayıs’ta gerçekleşecek olan seçimlerde Yeşil Sol Parti’nin müşahidi olun” dedi.

Adaylardan Özgür Yaldız ise, Kürtçe seçmenlere seslendi. 14 Mayıs seçimlerinin tarihi olduğunu söyleyen Yaldız, “Sandıkları korumak için Yeşil Sol Parti’nin müşahidi olun. Oyunuza ve iradenize sahip çıkın” diye seslendi.

Adaylardan Şirin Nur Vural da Türkçe yaptığı çağrıda, “14 Mayıs’ta oy vermek yetmez. Sandıklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Herkesi gönüllü müşahit olmaya davet ediyorum. Yeşil Sol’da birleşelim” dedi.

HATAY

#Yeşil #Sol #Partiden #Hataylılara #çağrı #Müşahit #olun

Zarakolu ödülü tutuklu basın emekçilerine verildi

21’nci Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri bu yıl tutuklu Özgür Basın emekçileri’ne verildi

İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından Ayşenur Zarakolu adına verilen “21. Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri” sahiplerini buldu. Bu yıl 21’incisi düzenlenen “Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri”ne gazeteci-yazar Pakrat Estukyan, gazeteci-yazar Tuğrul Eryılmaz ve tutuklu Özgür Basın emekçileri değer görüldü.

“Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri” insan hakları savunucusu Ayşenur Zarakolu’nun ölümünden sonra, 2003’ten bu yana İHD İstanbul Şubesi tarafından veriliyor.

Ödül töreni bugün saat 18.30’da İHD İstanbul Şubesi Emil Galip Sandalcı Toplantı Salonu’nda düzenlenecek. İHD, ödül törenine katılım çağrısı yaptı.

Ayşenur Zarakolu

İnsan hakları savunucusu, Belge Yayınlarının sahibi Ayşenur Zarakolu, 28 Ocak 2002’de kanser hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. Ayşenur Zarakolu Düşünce Özgürlüğü ödülleri, düşünce ve ifade özgürlüğü uğruna kendi mesleki alanında da ölümüne kadar mücadele veren, Türkiye’de düşünce özgürlüğü alanının genişlemesine katkıda bulunan İHD kurucularından ve yöneticilerinden Ayşenur Zarakolu anısına 2002’de verilmeye başlandı.

İSTANBUL

#Zarakolu #ödülü #tutuklu #basın #emekçilerine #verildi

‘Keçi kaybolsa’ haberi olan asker Temel’in faillerini neden bulmuyor?

Asker ablukası altında olan Setkar’da Temer Temel’in silahlı saldırı sonunu yaşamını yitirmesini suikast olarak değerlendiren yakınları, ‘Buradan kuş uçsa haberleri oluyor. Bunu kim yaptı?’ diye sordu

Türkiye tarihinin karanlık dönemlerinden biri olan 1990’lı yıllar, Kürtlere baskıların en yoğun olduğu, köylerin yakıldığı, koruculuğun dayatıldığı, göçe tabi tutulduğu ve binlerce kişinin faili meçhul cinayete kurban gittiği dönem olarak kayıtlara geçti.

1990’lı yıllarda devletin özel olarak hedef aldığı Şirnex’in Elkê (Beytüşşebap) ilçesinin Setkar köyü, 30 yıldır devletin bu baskılarından kurtulamadı. Son olarak Temer Temel, 8 Mayıs’ta Setkar köyünde bulunan evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. 1990’lı yıllarda koruculuk dayatmasını reddeden Setkarlılar, göçe tabi tutuldu. Büyük bir bölümü Colemêrg ve Wan gibi çevre kentlere giden Setkarlılar, baskılara rağmen kısa süre içinde köylerine geri döndü.

Ancak 1990’lı yıllardan bugüne köye dönük baskılar bitmedi. Son olarak 25 Eylül 2015’te ilçede çıkan çatışmalar sırasında köy askerlerce tarandı. Askeri birlikten atılan havan toplarının isabet ettiği evde, 3 kişi yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı, birçok ev yerle bir oldu. Bu saldırılarda havan topu isabet eden evde Ahmet Temel (70), oğlu Behçet Temel (19) ve akrabaları olan Alya Temel (50) yaşamını yitirdi. Saldırılardan sonra köye baskın yapan askerler, halkın köyü boşaltması yönünde baskı uygulasa da köylüler topraklarını terk etmedi.

Baskılara rağmen 5 evin olduğu köy, 7 gün 24 saat askeri üs noktalarından kamerlarla izlenmesine rağmen Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Elkê eski Belediye Başkanı Yusuf Temel’in kardeşi olan ve öğrenci servisi şoförü olan Temer Temel (50), evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.

Temel’in kimseyle bir husumetinin olmadığını belirten aile bireyleri, evinin bir tarafında üs bölgesi, diğer tarafında ise askeri kule bulunduğuna dikkat çekti. Temer Temel’in yeğeni Halkların Demokratik Partisi (HDP) Elkê İlçe Eşbaşkanı Ferhat Temel ve komşusu Söylemez Temel, yaşanan silahlı saldırıya dair konuştu.

Köyün etrafı kameralerle çevrili

HDP’li Ferhat Temel, “Ailemiz köy içinde ve toplum içinde yurtsever bir aile olarak bilinir ve tanınır. 7 Mayıs akşamı işten eve gelince aracından iniyor ve o esnada ağır silahla saldırıya uğruyor. Köylüler de sadece silah seslerini duyduklarını ifade ediyorlar. Bundan başka kimse ne bir şey görmüş ne de biliyor. Ancak köyün etrafı kameralarla çevrili. Daha önce de her olaydan hemen haberleri olurdu. Ama şimdiye kadar bu olayla ilgili bizimle bir bilgi paylaşılmadı. Olayın suikast olduğunu biliyoruz. Ama kim bu suikastı yapmış bilmiyoruz. Şimdi esrarengiz bir olay gibi duruyor. Gördüğünüz gibi köyün tam tepesinde bir tane askeri üs bölgesi var, onun hemen arkasında da üs bölgeleri bulunuyor. Bunun kimin veya kimlerin yaptığını askerlerin bilmesi gerekiyor. Ama şimdiye kadar bir şey çıkmadı ortaya. Fail ortaya çıkana kadar bizler gereken mücadeleyi vereceğiz. Bizler bu tarz saldırıları, tehditleri çok gördük ama mücadelemizden vazgeçmedik” dedi.

Kuş uçsa haberleri olur

“Köyde kuş uçsa haberleri oluyor” diyen Temer Temel’in akrabası ve komşusu Söylemez Temel ise şunları söyledi: “Bizler evde oturuyorduk, oğlu can havliyle geldi ve eşime, ‘babamı öldürdüler’ dedi. Daha sonra dışarıya fırladık. Temer’in kanlar içinde yattığını gördük. Yerde bir sürü mermi kovanı vardı. Temer kendisini kurtarmak için evinin kapısına kadar girmiş ama orada öylece yığılıp kalmıştı. Can havliyle hastaneye kaldırdık. Bunu kim yaptı, neden yaptı bilmiyoruz. Köyümüzün etrafı askerlerin ablukası altında. Bunun kimin veya kimlerin yaptığını biliyorlar ama sağırı oynuyorlar. Neden sessizler? Neden her şeyi ortaya çıkartıyorlar da bunu çıkartmıyorlar? Burada bir kuş uçsa haberleri oluyor, bir keçi kaybolsa biliyorlar. Ama neden bu olayı bugüne kadar aydınlatmadılar? Bu insan evinin önünde, çocuklarının gözleri önünde katledildi. Kim bunu yaptıysa ortaya çıkartılmalıdır.”

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Keçi #kaybolsa #haberi #olan #asker #Temelin #faillerini #neden #bulmuyor

Soma’da maden katliamının hesabını sormak için çalışıyorlar: Oy verin değiştirelim

Soma’da Yeşil Sol Parti seçim çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Partinin Soma Temsilcisi Roni Yıldız, ‘Madenlerde ölmemek için oylarınızı Yeşil Sol Parti’ye verin’ dedi

Manisa Soma’da Yeşil Sol Parti seçim çalışmalarına devam ediyor.

Yaratılan ekolojik talan ile birlikte hava kirliliği ile anılan kentte bir yandan ilçenin dört bir yanını saran madenler, bir yandan termik santral, bir yandan ise kireç ve çimento fabrikaları ilçenin tüm ekosistemini yok etti.

Türkiye kamuoyu kendi 301 madencinin katledildiği katliam ile tanıdı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “fıtrat” dediği katliamda sorumlular ödüllendirildi, katledilen her bir madenci için 8 gün hapis cezası verildi. Somalılar, hem yaşanan sorunlar hem de maden faciasında sorumluları aklayan ve katliama “fıtrat” diyen AKP’den hesap sormak için 14 Mayıs seçimlerine gidiyor.

Sistem değişmeli

MA’dan Tolga Güney’e konuşan Yeşil Sol Parti Soma Temsilcisi Roni Yıldız, ilçede yaşanan sorunları ve çalışmalarını anlattı.

Madenler ve termik santraller ile ilçenin bütün geçim kaynaklarını yok ettiklerini kaydeden Yıldız, sadece belli bir kesimin zengin olması için insanların mağdur edildiğini kaydetti. İlçedeki en büyük sorunun madenlerde yaşanan denetimsizlik olduğunu vurgulayan Yıldız, “Buradaki en büyük suçlu da ülkeyi yöneten kişinin ta kendisiydi. Eğer devlet denetim yapmazsa, yanlışlıklar yaşanır. 5 ton daha fazla üretim yapmak için insanlar gece gündüz çalıştırılır ve insanlar ölür. Sistem değişmediği sürece de bu böyle devam edecek” dedi.

Sorunla çözüm bulunmalı

Geçmişte AKP ve CHP’den Somalı milletvekilleri çıktığını fakat Soma’nın sorunlarına bir çözüm bulamadıklarını kaydeden Yıldız, “Buranın sorunlarını Meclis’e taşımadılar. Eğer taşımış olsalardı, madenlerde bu kadar insan ölmezdi. Buradan giden herkes sadece kendi çıkarlarını düşündü. Ama Yeşil Sol Parti’nin öyle bir derdi yok. Biz insanların varlığı için bedel ödüyoruz. Şu an zaten elimizden geleni yapıyoruz. Ama milletvekili çıkarırsak daha iyisini de yapacağız” diye belirtti.

Oylar artacak

Kentten vekil çıkarmak için ilçede yoğun bir çalışma yaptıklarını aktaran Yıldız, geçmişe göre kendilerine büyük bir ilgi olduğunu belirtti. İlçedeki oylarının yüzde 50 oranında artacağını dile getiren Yıldız, “Daha önce bize hiç oy vermemiş insanlar ‘Bu sefer kesinlikle Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğim’ diyor. Hatta geçmişte bize randevu bile vermeyen insanlar artık bizi ilgiyle karşılıyor” ifadelerini kullandı.

Somalılara çağrı

Somalı seçmene de çağrı yapan Yıldız, “.Yeşil Sol Parti’nin buradan mutlaka bir vekil çıkarması için destek bekliyoruz. Madenlerde ölmemek için oylarımızı Yeşil Sol Parti’ye verelim” diye seslendi.

MANİSA

#Somada #maden #katliamının #hesabını #sormak #için #çalışıyorlar #verin #değiştirelim

Munzur’da kaybolan 1 kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı

Munzur Nehri’ne otomobille düşen üç kişiden birinin daha cansız bedenine 19 gün sonra ulaşıldı

Amed’den Dersim’in Pulur (Ovacık) ilçesine gelen ve Pulur karayolunun 40’ıncı kilometresinde 21 Nisan’da otomobille Munzur Nehri’ne düşen üç kişiden birinin daha cansız bedeni bulundu. Baran Aslantaş’tan sonra Mehmet Can Demiral’ın cansız bedenine ulaşıldı.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi. Bot yardımıyla Munzur Çayı’na giren ekipler, cenazenin bulunduğu yerden çıkararak kıyıya getirdi. Sağlık ekiplerince ambulansa taşınan cenaze, kimlik tespiti yapılmak üzere Tunceli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Azad Demiral’ın bulunması için çalışmalar devam ediyor.

Ramazan Bayramı tatilinde 21 Nisan günü Amed’den Dersim’e gelen Mehmet Can Demiral (22), Baran Aslantaş ve Azad Demiral’ın (21) içinde olduğu otomobil, Dersim-Pulur karayolunun 40’ıncı kilometresindeki Aşağı Torunoba mevkiinde, sürücünün kontrolünü yitirmesi sonucu Munzur Nehri’ne uçtu ve otomobildeki 3 kişi suda kayboldu. Baran Aslantaş’ın 6 Mayıs’ta cansız bedeni bulunmuştu.

DERSİM

#Munzurda #kaybolan #kişinin #daha #cansız #bedenine #ulaşıldı