Ana Sayfa Blog Sayfa 501

Kadını katletme girişimine ödül gibi ceza

İskenderun’da zorla evine girdiği G.Ç.’ye önce cinsel saldırıda bulunan daha sonra katletmeye çalışan Resul Erkmen’e 7 yıl 9 ay hapis cezası verildi

Hatay’ın İskenderun ilçesinde, 15 Aralık 2021 tarihinde G.Ç.’ye cinsel saldırıda bulunduktan sonra katletmeye çalışan Resul Erkmen’e “Eziyet” ve “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından verilen 10 yıl hapis cezası kararının İstinaf Mahkemesi’nde bozulmasıyla yargılama yeniden yerel mahkemede başladı. İskenderun 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmaya, sanık Erkmen, G.Ç. ve avukatı Mehtap Sert hazır bulundu. Sanık Erkmen önceki beyanlarını tekrar ederek, beraatini istedi.

‘Gerçek adalet için mücadeleye devam’

G.Ç’nin avukatı Mehtap Sert de şikayetçi oldukları sanığın cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme, sanık Erkmen’e “eziyet” suçundan 4 yıl, “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 3 yıl 9ay hapis cezası vererek tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Karardan sonra kısa bir açıklama yapan avukat Mehtap Sert, sanığa mahkemenin verdiği hapis cezasını hatırlatarak, “Fail bir kadının canına kast etmiştir. Gerçek adalet sağlanana kadar hukuki mücadeleye devam” dedi.

HATAY

#Kadını #katletme #girişimine #ödül #gibi #ceza

CHP’li RTÜK üyeleri uyardı: TRT manipülasyon yapabilir

CHP’nin RTÜK üyesi İlhan Taşçı TRT’nin seçim akşamı manipülasyon yapabileceğini ifade ederek TRT’de‘kozmik odalar kuruldu dedi

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İlhan Taşçı, seçim günü TRT’de verilerde manipülasyon yapılabileceği yönündeki iddiaları hatırlatarak uyardı.

TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı’ya seslenen Taşçı, Seçim günü TRT ekranlarına kozmik odalarda’ oluşturulmuş ‘paralel verilerin’ yansıtılarak, sonuçların manipüle edileceği iddialarına ilişkin Sayın Zahid Sobacı’ya yasal sorumluluklarını bir kez daha anımsatıyorum. Yayınlarda manipülasyona asla izin vermeyeceğiz” dedi.

Taşçı, RTÜK üyesi Tuncay Keser ile birlikte TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı’ya randevu talep ettiklerini de duyurdu.

CHP’nin bir diğer RTÜK üyesi Tuncay Keser ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile TRT’ye sessiz kalmaması çağrısı yaptı. Keser, “Seçim dönemi yayınlarına ilişkin tutumu nedeniyle ciddi bir güven kaybı yaşayan TRT’nin iddialar karşısında da sessiz kalması, güven krizini derinleştirecektir” dedi.

Keser’in açıklaması şöyle:

“Seçim süreci ile ilgili özellikle kamu kaynakları kullanan haber kurumlarına büyük sorumluluk düşüyor. TRT’nin seçim gecesi yayınlarına ilişkin gündeme gelen ‘kozmik oda’, ‘paralel veri’ gibi iddiaların, en ufak şüpheye yer bırakmayacak şekilde yanıtlanması zorunludur.

RTÜK Üyesi İlhan Taşcı ile birlikte, 85 milyonun vergileriyle yayın yapan TRT yönetimine randevu talebimizi ilettik, Sayın Zahid Sobacı’dan yanıt bekliyoruz. Seçim dönemi yayınlarına ilişkin tutumu nedeniyle ciddi bir güven kaybı yaşayan TRT’nin iddialar karşısında da sessiz kalması, güven krizini derinleştirecektir. TRT’nin daha fazla güven kaybı yaşamaması için soruların şeffaf bir şekilde yanıtlanması gereklidir.”

HABER MERKEZİ

#CHPli #RTÜK #üyeleri #uyardı #TRT #manipülasyon #yapabilir

Operasyonların sürdüğü bölgede ev baskınları

Licê ilçesinde dün başlayan askeri operasyon sürerken, bölgede birçok eve baskın düzenlendi. Baskınlarda 2 yurttaş gözaltına alındı

Amed’in Licê ilçesine bağlı kırsal Bamıynê (Kutlu) Mahallesi’nde dün sabah saatlerinde başlayan askeri operasyon devam ediyor.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, operasyonun ardından bölgede çatışma çıkarken, bölged hareketlilik havadan ve karadan sürüyor.

Öte yandan operasyonun yanı sıra Bamıynê Mahallesi’nde birçok adrese de baskın düzenlendiği öğrenildi. Yapılan sv baskınlarında, Salih Tektaş ve Enes Tektaş isimli yurttaşlar gözaltına alındı.

AMED

#Operasyonların #sürdüğü #bölgede #baskınları

Yeşil Sol Parti İzmir final mitingine çağrı: Kimse evde kalmamalı

İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yarın düzenlenecek olan mitingin hazırlıklarını tamamlayan Yeşil Sol Partililer, mitingin görkemli geçmesi için İzmirlileri Gündoğdu Meydanı’na çağırdı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere yönelik kentte yürüttüğü çalışmaların finalini yarın miting ile sonlandıracak. İzmir Gündoğdu Meydanı’nda saat 17.30’da başlayacak mitinge, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Azadî Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdurrahman Süleyman ve Başak Demirtaş katılacak. Mitingde, sanatçı Lawje ile Nurcan Değirmenci de sahne alacak.

‘Büyük umudu çıkaralım’

Günlerdir alanlarda miting çağrı çalışması yaptığını söyleyen Yeşil Sol Parti gönüllü çalışanı Mehmet Adsız, “Bütün İzmir halkına çağrımızdır, gelin bu mitingden büyük bir umut çıkaralım. Bir Mayıs’ta olduğu gibi alanlara çıkalım. Sesimiz Kürdistan ve Türkiye’nin her yerinde duyulsun” dedi.

Final mitingi ile seçimlere nasıl bir damga vuracaklarını göstermek için herkesi yarın Gündoğdu’ya davet eden Yeşil Sol Partisi üyesi Gülizar Dağ, “Bütün yurttaşların 12 Mayıs final mitingine güçlü bir şekilde katılmasını istiyoruz. Umutluyuz, bu seçimlerde güçlü bir temsiliyet ile mecliste olacağız” diye belirtti.

Yeşil Sol Parti gönüllü çalışanı Halit Çetinkaya, bu seçimde başarı sağlayacaklarını ifade ederek, “Yapacağımız final mitingi çok önemli. Katılımın çok yoğun olmasını bekliyoruz. Kürtler olarak uzun zamandır verdiğimiz mücadele önemli bir aşamaya geldi. Bu nedenle de mitingimize bütün halkımızı davet ediyorum” çağrısı yaptı.

Barış için 100 vekil

Yeşil Sol Parti için çalışan Barış Annesi Maşallah Özmen, 14 Mayıs seçimlerini bayrama dönüştürmek gerektiğini belirterek, “Günlerdir mitingi için çalışmalarımızı yapıyoruz, halkın bize çok yoğun ilgisi vardı. İnsanlar bize sürekli sorular sordu. Bizde onlara anlatmaya çalıştık. 14 Mayıs’taki seçimlerde başarı sağlamak, akan kanın durması ve barış için, meclise 100 vekil göndermemiz gerekiyor” diyerek mitinge katılım çağrısı yaptı.

‘Kimse evde kalmamalı’

Yeşil Sol Parti Konak ilçe yöneticisi Ruhtan Ulu da, kazanma umuduyla 12 Mayıs son mitinglerini yapacaklarını kaydederek, “Barış, adalet, kadın mücadelesi ve eşitlik için Oylar Yeşil Sol Parti’ye demek için bütün halkımızı mitingimize güçlü bir şekilde katılmaya davet ediyoruz” diye belirtti.

Yeşil Sol Parti için çalışan Barış Annesi Sultan Yağmekan, hasta tutuklular ve ezilen halklar başta olmak üzere barış ve özgürlükler için herkesin oyunu Yeşil Sol Parti’ye vermesini isteyerek, “Yarın yapacağımız mitinge bütün halkımızı davet ediyorum. Bu miting bizim mitingimizdir. Kimse evinde kalmamalı. İzmir’i Yeşil boyamak için Gündoğdu’ya akalım. Gündoğdu meydanına giden yol bırakmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Haber: Delal Akyüz / MA

#Yeşil #Sol #Parti #İzmir #final #mitingine #çağrı #Kimse #evde #kalmamalı

Soykırım paylaşımından dava açıp dosyaya ‘kimyasal silah’ paylaşımı koydular!

Rum halkına yapılan soykırıma dair paylaşım yapan Barış aktivisti Yannis Vasilis Yaylalı’ya dava açıldı. Davaya Yaylalı’nın kimyasal silah kullanımına dair paylaşımları da konuldu

Barış aktivisti Yannis Vasilis Yaylalı’ya Karadeniz bölgesinde yaşayan Rumlara yönelik gerçekleşen soykırım tarih olarak kabul edilen tarih olan 19 Mayıs 1919 ile ilgili yaptığı paylaşımdan açılan dava açıldı.

Paylaşımlar suç sayıldı

Yayllı’ya sanal medya hesabından yaptığı, “10 Kasim 1938 günü zulüm bitti mi! Pontos soykırımından Koçgiri katliamına, Zilan katliamından Dersim’e, Maraştan, Çorum’a, Sivas’tan Roboski’ye zulüm kaldığı yerden devam ediyor” ve “1.paylaşım savaşının karmaşasında Ermeni soykırımını yapan Soykırımcı İttihatçıların ikincil kadroları olan M.Kemal ve arkadaşları yaptıkları Pontos soykırımın hemen üstüne bu kanlı Cumhuriyeti 29 Ekim 1923’de kurmuşlardır. Bu katillerin şimdi de hedeflerinde Kürtler var” paylaşımlarına “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” iddiasıyla dava açıldı.

Kimyasal paylaşımına da yer verildi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Yaylalı’nın Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesinde kimyasal silah kullanımıyla ilgili yaptığı paylaşımlara yer verilmesi de dikkat çekti.

İddianame, Antalya 2’inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma 5 Ekim 2023 tarihinde görülecek.

Peki ya bize yapılanlar?

Konuyla ilgili konuşan Yaylalı, “Karadeniz Rumlarına soykırım yapılsın ama biz bu soykırımın faillerini dillendirdiğimiz zaman ya Mustafa Kemal’e hakaret etmiş sayılıyoruz ya da Türklük’e. Peki soruyorum biz bize yapılanların hesabını nasıl soracağız?” diye kaydetti.

Mücadeleye devam edeceğiz

“Bize uygulanan soykırım ve tehcirin bir numaralı sorumlusu Mustafa Kemal ve Cumhuriyeti kuran kadrolardır” diyen Yaylalı, “Atalarımızı gazlarla boğazlayanların bugün de Kürtlere bir benzer durumu yaptığını görüyoruz. Bu duruma da soykırıma maruz kalan bizler sessiz kalmayacağız. Siz dava açın durun. Biz, bize yapılanların hesabı verilinceye ve Kürt halkına bu soykırım pratiğinden vazgeçilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

HABER MERKEZİ

#Soykırım #paylaşımından #dava #açıp #dosyaya #kimyasal #silah #paylaşımı #koydular

HDP Yüreğir binasına saldıranlar hakkında savcı ceza istedi

HDP Yüreğir ilçe binasına silahlı saldırı davasında savcı, sanıkların DAİŞ ile organik bağlarına dikkat çekerek, hapis cezası istedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Merkez Yüreğir ilçe binasına 16 Şubat’ta saldıran Suriyeli Ammar Hasan, Beşşar Elali ve Mahmut Kendirci hakkında, “Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme”, “Siyasi partilere veya meslek kuruluşlarının kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verme” ve “Örgüt adına suç işlemek” suçlarından açılan davanın 6’ncı duruşması, Adana 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 3 tutuksuz sanığın katılmadığı duruşmaya, avukatlar mazeret bildirip katılmadı.

Savcı ceza istedi

Önceki duruşmadaki mütalaasını tekrarlayan savcı, sanıkların DAİŞ ile organik bağlarına dikkat çekti. Savcı, sanıkların, “Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma”, “Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme”, “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçlamalarından ayrı ayrı cezalandırılmasını istedi.

Görüntüler sunuldu

Mahkemeye sunulan görüntü izleme tutanağında ise, sanıkların nasıl saldırıyı yaptıkları yer aldı:

“Sanıkların olay günü saat 20.00 sıralarında, planladıkları gibi molotof yapmak amacıyla benzin almak için Yüreğir ilçesi Başak mahallesi Girne Bulvarı üzerindeki Yusuf Baysal Total petrol istasyonuna gittikleri, kamera görüntülerine göre Mahmut Kendirci’nin petrol ofisine girdiği sırada diğer iki sanığın dışarıda petrol istasyonunun yanında onu bekledikleri, Mahmut Kendirci’nin petrol istasyonuna giderek 1.5 lt su alıp çıktığı, daha sonra elinde pet şişe ile tekrar petrol istasyonuna girdiği ve pet şişe içerisine aldığı benzin ile petrol istasyonundan çıkarak diğer sanıklar Ammar Hasan ile Bessar Elalı’nin yanına gittiği ve beraber kamera görüş alanında ayrıldıkları, Aynı gün saat 22.38 sıralarında Ammar Hasan’a ait Gür Elektrik isimli işyerinden üç sanığın ellerinde siyah poşetler ile olay yerine doğru yürüdükleri, saat 22:48 sıralarında asri mezarlığa ulaştıklarında yol kenarındaki elektrik direğinden yararlanarak mezarlığın duvar ve korkuluğunu geçerek içeri girdikleri, saat 22:49 sıralarında asri mezarlık içerisinden HDP ilçe binasına doğru 4 adet molotof atıldığının görüldüğü, molotoflardan birinin sokak üzerindeki elektrik direğine çarptığı, HDP ilçe binasının altında bulunan Şengil Gıda isimli işyerinin tentesinden aşağı doğru düşen yanan parçaların vatandaşlar tarafından söndürüldüğünün görüldüğü.”

Tutanakların sunulması sonrası mahkeme heyeti, karar için duruşmayı 13 Temmuz’a erteledi.

ADANA

 

#HDP #Yüreğir #binasına #saldıranlar #hakkında #savcı #ceza #istedi

Kayyum belediyesinde seçim öncesi ‘kardeşlere kıyak’

Seçimlere sayılı günler kala kayyumla yönetilen Sur Belediyesi Özel Kalem Müdürü ve Başkan Yardımcıları kardeşlerini işe aldılar

Amed’de kayyum tarafından yönetilen Sur Belediyesi, seçime sayılı günler kala 3 kişiyi işe aldı. İşe alınanlardan biri Özel Kalem Müdürü Serkan Telli’nin kardeşi Y.T. diğeri Başkan Yardımcısı Mizgin Güneş’in kardeşi A.G., üçüncü kişi ise AKP Sur İlçe Teşkilatı Kadın Kolları Yöneticisi T. Y. U.

Amida Haber’de yer alan habere göre, görevden alınarak yerine kayyım atanan Sur Belediyesi Eşbaşkanı Filiz Buluttekin, uygulamayı seçim yatırımı olarak değerlendirdi. Buluttekin, “2019 yılında da aynısını yapmışlardı. Müdür ve belediye başkan yardımcıları kendi yakınlarını almıştılar. Ganimet mantığı ile baktıkları için belediyeleri doldurdular” dedi.

‘Kayyum meşru değil’

Yeşil Sol Parti Diyarbakır milletvekili adayı avukat Mehmet Emin Aktar da, seçim öncesi belediyelerdeki alımlara şu sözlerle tepki gösterdi: “Seçim sonrası kayyumlar gidecek. Bunu bildikleri için istediklerini yapmaya çalışıyorlar. Bunu doğru bulmuyoruz. Keyfilik var, herkes kendine yandaşını işe almaya çalışıyor. Kayyumlarla birlikte liyakat kriteri ortadan kaldırıldı. Kayyumların yaptığı hiçbir şey meşru değil. Atanmış memurun bunları yapması hem meşru hem de hukuki değil.”

Alımlara tepki gösteren CHP’nin Diyarbakır Milletvekili adayı avukat Cevdet Nasıranlı ise, “Siyaseten yapılması doğru değil. Zaten Diyarbakır’da seçilmiş hiçbir belediye başkanı yok. Seçim öncesi ihtiyaç dışı alımlar ahlaki değil. Bize göre bunlar seçime yönelik bir hamledir. Seçim yatırımıdır. Bu çok doğru değil” dedi.

AMED

#Kayyum #belediyesinde #seçim #öncesi #kardeşlere #kıyak

Efrîn’de bir haftada iki çocuğa tecavüz edildi

Efrîn’de Türkiye’ye bağlı ‘Ceyş El Îslam’ adlı paramiliter gurubun lideri,14 yaşında bir çocuğa tecavüz etti. Efrîn’de geçen hafta da başka bir çocuğa cinsel saldırı gerçekleşmişti

Kuzey ve Doğu Suriye’de Türkiye’nin saldırıları sürerken, Türkiye’ye bağlı paramiliter gruplar da insanlık suçları işlemeye devam ediyor. Türkiye’ye bağlı “Suriye Milli Ordusu”(SMO) koalisyonunda yer alan “Ceyş El Îslam” gurubunun başı Selah Qasim’in 14 yaşında bir çocuğa tecavüz ettiği belirtildi.

Cinsel istismara maruz kalan çocuğun Halepli olduğu ve ailesiyle birlikte şu anda Efrin’de yaşadığı öğrenildi.

Bir haftada ikinci saldırı

Öte yandan bu saldırı bir haftada gerçekleşen ikinci saldırı oldu. Geçtiğimiz hafta da yine Türkiye’ye bağlı Sultan Süleyman Şah (Emşat) grubunun lideri 10 yaşındaki bir çocuğa tecavüzde bulunmuştu.

Kadınlar ve çocuklar hedef

Kuzey ve doğu Suriye’nin Türkiye’nin denetimine giren kentlerde özellikle kadınlar ve çocuklar hedef alınıyor. Bölgede bağımsız gazeteci ve insan hakları kurumlarının olmaması ve baskılardan dolayı halka, kadınlara ve çocuklara yönelik işlenen insanlık suçlarının çok azı belgelenemiyor.

Kaynak: ANHA

#Efrînde #bir #haftada #iki #çocuğa #tecavüz #edildi

Bugünün ‘Tak-şak bakanı’, Erdoğan’ın ‘Kürt kardeşlerine’ yaptıklarını itiraf etti

Yıllardır HDP’li belediyelere kayyum atar ve seçilmiş eşbaşkanları tutuklarken, ‘dağa para gönderiyorlar’ gibi bahaneler uyduran İçişleri Bakanı Soylu, sonunda tamamen yasadışı bir yoldan keyfi operasyon yaptıklarını açıkça itiraf etti

Sanal medyada “Sevgili Kürt kardeşlerim” başlığıyla bir açıklama yayınlayan ve yine HDP’nin Kürt oylarını silah zoruyla aldığı, “Kürt çocuklarının eline silah verilerek istismar edildiği yalanına başvuran AKP’li Cumhurbaşkanı ve Cumhur İttifakı adayı Tayyip Erdoğan’nın Kürt halkının iradesini gasp etmek için nasıl bir yol izlediği, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun konuşmasıyla ortaya çıktı.

Soylu, İstanbul Gaziosmanpaşa’da katıldığı etkinlikte yaptığı konuşmada, iddianameler ve fezlekelerde yazılan bütün sözde suçlamaların, itirafçılar üzerinden elde edilen ‘delil’lerin tümünün kurmaca olduğunu, kayyum ve operasyon kararlarının Saray’dan verildiğini açığa çıkardı.

Erdoğan emretti

Soylu, İstanbul’da katıldığı etkinlikte yaptığı konuşmada, kayyum atamalarının AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla yapıldığını ifade ederek, “Ben İçişleri Bakanı oldum, cumhurbaşkanımız beni çağırdı, dedi ki Süleyman, ben bu Güneydoğu ve Doğu’daki HDP PKK’nın belediyelerinden rahatsızım. Çünkü bunlar çocukları alıp dağa götürüyorlar, çünkü devletin vergilerini PKK’ya gönderiyorlar, onlar da kurşun olarak bizim Mehmetçiğimize dönüyor. Bunları derhal görevden alacaksın. Benim istediğim bir göz, Tayyip Erdoğan verdi bana iki göz. İki gün geçti, sabah 08.00’de hepsine bir operasyon, hepsini görevden aldım” dedi.

Doğan Güreş’i hatırlattı

Katliamların ve faili meçhullerin en yaygın olduğu 1990’lı yılların en çok tartışılan isimleri arasında bulunan eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, dönemin başbakanı Tansu Çiller’le ilişkisi yüzünden kamuoyunda ‘Tak-Şak Paşa’ diye anılıyordu.

Güreş 4 yıllık Genelkurmay Başkanlığı görevinde sarf ettiği bir sözle akıllara kazındı. O zamanlar bir gazeteye yansıyan ve Doğan Güreş’e atfedilen, “Tak emrediyor, şak yapıyorum” demecinde Genelkurmay Başkanı’nın, Başbakan Çiller’le ilişkilerinin düzeyi anlatılıyordu. Habere göre, İngiltere Genelkurmay Başkanı’nın, “Kadın Başbakanınız emir veriyor mu?” sorusuna cevap veren Güreş, “Ne demek rahat emir verebiliyor mu? Tak diye emir veriyor ben de şak diye selamı çakıp emri uyguluyorum” demişti. Soylu’nun kayyumlar konusundaki sözleri, emekli olduktan sonra da DYP’den iki dönem milletvekili olan Güreş’i hatırlatırken, Kürt yurttaşlar sanal medyada Soylu için de ‘Tak-Şak Bakan’ deyimini kullandı. Yurttaşlar, iktidarı boyunca Kürt düşmanı bir politika izleyen ve binlerce Kürdün katledilmesinden, kürt siyasetçilerinin cezaevlerine doldurulmasından sorumlu olan Erdoğan’ın, Kürtlerle ilgili son sözlerini yorumlarken, 90’lı yıllardan beter bir dönem yaşandığını ifade etti.

İddialar boşa düştü

Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarına, 24 Temmuz 2015’te savaş konseptini yeniden devreye koyarak dönen AKP iktidarı, 30 Ekim 2014 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında karar altına aldığı “Çöktürme Planı”nı uygulamaya başladı. Bu planın ayaklarından biri de belediyelere kayyım atanması ve siyasetçilerin tutuklanması oldu. AKP’nin savaş konseptine dönmesiyle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 31 Ağustos 2016’da İçişleri Bakanlığı’na getirilen Süleyman Soylu, ilk olarak 11 Eylül 2016’da DBP yönetimindeki belediyelere kayyım atandı. Soylu, DBP yönetimindeki 102 belediyeden 96’sına kayyım atadı. İkinci kayyım darbesini 19 Ağustos 2019’da devreye koyan Soylu, HDP yönetimindeki 3’ü büyükşehir, 5 il, 45’i ilçe, 12’si belde olan 65 belediyelerin eşbaşkanlarını görevden aldı, yerine vali ve kaymakamları kayyım olarak atadı. Her konuşmasında DBP ve HDP’li belediyeleri hedef alan Soylu, belediye eşbaşkanlarının “örgüt üyesi” olduğu iddiasıyla tutuklu olduğunu ileri sürdü.

HABER MERKEZİ

#Bugünün #Takşak #bakanı #Erdoğanın #Kürt #kardeşlerine #yaptıklarını #itiraf #etti

Yeşil Sol Parti Antalya adayı Eren: Bir oyla ülkenin kaderini değiştirebilirsiniz

Yeşil Sol Parti Antalya Milletvekili adayı Fırat Eren, ‘Antalya’nın Yeşil Sol Parti’ye ihtiyacı var’ diyerek, seçim günü sandık güvenliğini sağlayacaklarını belirtti

Turizmin merkezi ve 2 milyon 735 bin 791 nüfusuyla Türkiye’nin beşinci büyükşehri olan Antalya, Yörük, Tahtacı Aleviler ve Kürtlerin yanı sıra Rus, Ukraynalı, Alman ve İngiliz yabancı turiste ev sahipliği yapıyor. 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlere hazırlanan kentte kurulacak 5 bin 580 sandıkta bir milyon 904 bin 636 seçmen oy kullanacak. Kentte oturma izni bulunan 161 bin yabancıdan 68 bin 587’si oy kullanacak. 17 milletvekilinin seçildiği kentte, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 2 milletvekilini Meclis’e göndermekte kararlı.

 Hedef 2 vekil

Yeşil Sol Parti, 1990’lı yıllardan bugüne yakaladığı ivmeyle Antalya’da 2 milletvekilini Meclis’e göndermeyi hedefliyor. Yeşil Sol Parti ilçe ilçe, mahalle mahalle kentte çalmadık kapı bırakmadan çalışmalarını sürdürürken, Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı, Alanya ve Kumluca gibi ilçelerde yeni seçmenlerle birlikte oy potansiyelini ikiye katlamakta iddialı.

Yeşil Sol Parti Antalya milletvekili adayı Fırat Eren, kentteki seçim güvenliği, hareketli seçmen ve seçim çalışmalarını Mezopotamya Ajansı’ndan Dilan Akyol’a anlattı.

‘Yeşil Sol Parti’ye ihtiyaç var’

Yaklaşık 40 günlük süreçte çok ciddi seçim çalışmaları yaptıklarını ifade eden Eren, bu süre zarfında Antalya’nın Yeşil Sol Parti’ye ihtiyacı olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Sahada temas ettikleri her kesimden, inançtan, halklardan olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Eren, “Antalya’nın tüm farklılıkları ve inançlarından bir sese ihtiyacı olduğunu anladık ve bu inançların Yeşil Sol Parti çatısı altında birleşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Geçen seçimlerde çok az bir farkla ikinci vekili kaçırmıştık. Bu seçimde yaptığımız saha çalışmalarında her ilçeye, her eve ulaşmaya çalıştık. Çok az bir süre kaldı, halkımızı oy kullanma konusunda bilinçlendiriyor, yanlış anlaşılmalara karşı uyarıyoruz” diye anlattı.

‘Antalya’da emeğin karşılı alınmıyor’

Antalya’nın başlıca sorunlarına değinen Eren, “Kürdistan’dan gelen halkımız, burada turizm ve tarım alanında çalışıyor. Gençlerimiz burada güvencesiz şekilde çalışıyor. Kente 2 milyondan yakın turist geldi, fakat çalışan gençlerimiz emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Aldıkları ücretler yetersiz olunca, geçinemedikleri için dönmek zorunda kalıyorlar. Antalya muz üretimi konusunda dünyaya ihracat yapan ikinci kent. Fakat bu durum tamamen değişmiş, tarımla uğraşan insanlar buna rağmen sıkıntı yaşıyor. Mazot ve gübre fiyatları çok pahalı olduğu için insanlar üretemez hale geldi. Yakın zamanda yaşanan Rusya-Ukrayna savaşından sonra Antalya’ya yerleşen çok fazla yabancı oldu. Ve onların gelmesiyle konut fiyatları çok yükseldi. Yerel halk kazandığının fazlasını kiraya vermek durumunda kalıyor” dedi.

 ‘Tüm halkları savunacağız’

İktidar ve ana muhalefet partilerinin Antalya’nın sorunlarıyla ilgilenmediğini kaydeden Eren, “Burada yüksek oy alan siyasi partiler, kentin sorunlarıyla değil, genel siyasetle uğraşıyor, hiçbiri oturup bu sorunları tartışmadı. Antalya’nın bir bölgesinde ciddi bir uyuşturucu satışı vardı. Şu anda sokaklarda birçok bağımlı insana denk geliyoruz. Gelen bütün yerel yönetimler sadece parti politikası yönetti, burada hiçbir hizmet politikası yönetilmedi. Antalya’nın sorunlarına artık çözüm üretmek için çalışmalar yapacağız. Mevcut iktidarın değişmesi için kilit bir parti olmak istiyoruz. Antalya’da en az 2 vekille Mecliste 100’den fazla vekille özgürlük ve demokrasi isteyen bütün halkları savunacağız” ifadelerini kullandı.

‘Sandık güvenliği için hazırız’

Antalya’da toplamda 5 bin 580 sandık kurulduğunu ve 19 ilçenin 4 merkez ilçesinde sandık kurulu üyesi verdiklerini aktaran Eren, “Konyaaltı, Muratpaşa, Kepez, Aksu’da sandık kurulu üyesi bulunduracağız. Geri kalan 15 ilçemizde her okulda müşahitlerimiz olacak. Alanya’dan Gazipaşa’ya her ilçeye ulaşmaya çalıştık. Seçmenlerimiz oy kullandıktan sonra o sayım sırasında yasal olarak gözlemci olarak izleme hakkı var. Bu seçimde sandıklarımızın güvenliğini sağlamış olacağız. Seçim güvenliğini kendi partimiz olarak sandık güvenliğinin yüzde 90’nını sağlamış durumdayız. 19 ilçenin hepsinde müşahidimiz, her okulda da 2 okul sorumlumuz var. Saha, mahalle ve ilçe sorumlularımız hazır. Seçim günü İl koordinasyonu Antalya’da herhangi bir karışıklıkta elimizdeki verilerle buna itirazımız olacak. Her ilçede en az 3 avukatımız görevli olacak, seçim güvenliği noktasında halkımızın içi rahat olsun” diye konuştu.

‘Seçmenleri bölgelerine taşıyacağız’

Antalya’da şimdiye kadar 2 binin üzerinde hareketli seçmen başvurusu aldıkları bilgisini paylaşan Eren, halkın birçoğunun da kendi maddi imkanlarıyla seçim bölgesine gideceğini söyledi. En çok başvuru yapanlar arasında üniversite öğrencileri olduğuna dikkat çeken Eren, “Depremde yaşanan felaketin ilk kurbanları, üniversite öğrencileri oldu. Kimi öğrenci uzaktan eğitimle, kimi öğrenci ise yüz yüze eğitimle devam etmek zorunda kaldı. Bu durumda öğrenciler oylarını okudukları şehre alamadı. Bu siyasi iktidar tarafından gençlerin oy kullanmaması için yapılan bilinçli politikaydı. Gençlik bu ülkenin kaderini değiştirdi ve değiştirmeye devam ediyor. Bize başvuran hareketli seçmenin çoğunluğu üniversite öğrencileri, turizm ve tarımda çalışan işçiler. Gençlik bu konuda ciddi bir bilinç gösterdi. Parti olarak otobüsler ayarladık, 12 Mayıs’tan itibaren seçmenlerimizi bölgelerine götürmeye başlayacağız” dedi.

Oy kullanın çağrısı

Eren, son olarak şu çağrıda bulundu: “Ülkenin kaderini belirleyecek tarihi seçime çok az bir süre kaldı. Biz bu seçime ülkenin geçmiş yüzyılı ve yeni yüzyıl olarak bakıyoruz. Özgürlük, insan hakları için herkesi Yeşil Sol Parti çatısında toplanmaya çağırıyoruz. Antalya’nın yaşanabilir bir kent olması için çalışacağız. İnsan haklarının sağlanabileceği bir ülkeye 15 Mayıs’tan sonra uyanmak için tüm halkımıza çağrımız oy kullansınlar, oylarını ülkenin kaderini değiştirmek için kullansınlar.”

ANTALYA

#Yeşil #Sol #Parti #Antalya #adayı #Eren #Bir #oyla #ülkenin #kaderini #değiştirebilirsiniz