Ana Sayfa Blog Sayfa 503

Kılıçdaroğlu: Yönetimi vermemezlik edemez, tıpış tıpış verecek

Kemal Kılıçdaroğlu, sahte broşürlere tepki gösterirken Erdoğan’ın yenilmesi durumunda görevini bırakmayacağına ilişkin ortaya atılan sözlere karşı çıktı: Yönetimi vermemezlik edemez, tıpış tıpış verecek

Türkiye’nin kaderini belirleyecek seçimlere sayılı günler kaldı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın destek açıkladığı, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu hakkında yapılan sahte broşür, video ve paylaşımlara ilişkin Erdoğan’a yönelik “Erdoğan ne derse dersin. Sahte broşürler basıyorlar, akla ziyan… Kaybediyorlar bunun paniği içindeler. Sen Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyorsun insanda biraz ahlak, erdem olur. Bunların hepsini halkımız gayet iyi biliyor. Biz bu ülkeye gerçek anlamda baharı getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz gün Tele1’in de sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu ‘YSK’nin sonuç açıklamasına gerek yok biz sonuçları açıklayacağız’ dedi.

Depremzedeler ile ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu seçilirse ilk mişe deprem bölgesinde başlayacağını ifade ederek “kendilerini sahipsiz hissetmesinler. Gittiler, konuştular. “Kılıçdaroğlu gelince bu binaları yapmayacak” diye propaganda da yaptılar. Binaları yapacağım, beş kuruş almadan teslim edeceğim. İstihdam yaratılacak. Düşündüklerinden çok daha yüksek bir standardı o bölgede yakalayacağız” dedi.

Seçim gününe ilişkin mesajlar

Geçtiğimiz gün de Tele1’in sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu seçim gecesine ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve Anadolu Ajansı’na (AA) güvenmediklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, “YSK açıklamasın, sonuçları biz açıklayacağız” dedi.

Tıpış tıpış

Vatandaşlara seçim gecesi için sokağa çıkmama çağrısı hakkında ise “Bir çatışma ortamı yaratmak isteyebilirler” yorumunda bulunan Kılıçdaroğlu, “Halkın iradesi her şeyin üzerindedir. Bir kişi halkın iradesini yok sayıyorum deme lüksü yok. İstanbul seçimlerinde denemek istediler. YSK’daki çetelerle bunu halletmeye çalıştılar. Hukuka bakın, zekaya bakın. Tam bir rezalet. Hukuk tarihimizin en büyük rezaletlerinden. İkinci kez seçimi yaptıran yargıçların hiç birisi gerçek anlamda yargıç değildir. O yüzden onlara çete dedim. Dava açtılar, kazanacağım. Bir yargıç hukuku katledemez. İstanbul seçimlerinde görüldü. İstiyorlarsa bir daha seçim yaparız. Halkın iradesine herkes saygı göstermek zorundadır. Yönetimi vermemezlik edemez, tıpış tıpış verecek. Türkiye onun malı mı? Birinci turda bitecek” dedi.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlu #Yönetimi #vermemezlik #edemez #tıpış #tıpış #verecek

Polis yurttaşa saldırdı sonra ‘sinirliydim, kusura bakma’ dedi

Bismil’de Şeyhmus Eşen isimli bir yurttaş yunus polisin işkencesine uğradı. Polisin Eşen’i darpı ettiği sırada araçta bulunan Eşen’in 2 yaşındaki çocuğu da yaralanırken, saldırgan polis olay anında ‘sinirli’ olduğunu iddia ederek ‘kusura bakma’ dedi

Amed’in Bismil ilçesinde Şeyhmus Eşen adlı yurttaş polis işkencesine maruz kaldı. Dün arabasıyla çarşı merkezinde giderken polisler tarafından önü kesilen ve darp edilen Eşen’in araçta bulunan 2 yaşındaki çocuğu da yaralandı. Eşen, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giderek darp raporu aldı.

Darp raporu aldıktan sonra Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı’na saldırgan polis hakkında şikayetçi olan Eşen, yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Fethi Balaman‘a anlattı.

‘Yüzümü kaldırdım doğrudan yumruk vurdu’

İstasyon Caddesi’nde ilerlerken “Yunus” olarak nitelendirilen polislerin önünü kestiğini aktaran Eşen, yaşadığı işkenceyi şu şekilde anlattı: “Polis, ‘dur, dur’ diye bağırdı. İsmini bilmiyorum. ‘Dur’ dediği gibi durdum. Yanıma gelince bağırmaya devam etti. Ardından hakaretlerde bulundu. Ben ‘yanımda çocuk var niye bağırıyorsun, çocuk korkuyor’ dedim. O da bana ‘cevap mı veriyorsun’ diye bağırdı. Yakamdan tutup çekiştirmeye başladı. Ben de o esnada çocuk koltuktan düşmesin diye onu tutup konuştum. Bir yandan da çocuk korktuğu için sakinleştirmeye çalışıyordum. Yüzümü döndüğüm anda yumruk attı. Direksiyondaydım, kafasını içeri koyarak vurmaya devam etti. Elinde bir cisim vardı, ne olduğunu tespit edemedim. Yüzüme ve vücuduma vurmaya devam etti. Yanında bulunan 10’a yakın polis vardı. Polisler onu araçtan zor çıkardı. Çıkarırken de bana hakaret etti. Tüm bu yaşananların görgü tanıkları da var.”

Hastanede de karşıma çıktı

Çocuğunun da yaralandığını ifade eden Eşen, “Polisi görsem tanırım. Hastanede yine karşıma çıktı. ‘Sen kimsin, kavga ettiğim kişi sen misin’ diye sordu. ‘O esnada sinirliydim, sinirlerime hakim olamadım, kusura bakma’ dedi. Yanında başka polisler de vardı. Bu kadar basit olmaması gerekiyordu. Ortada bir şey yokken direk saldırdı. Hiçbir şey yokken şiddete uğruyorsun, yanındaki polisler de sessiz kalıyor” diyerek çocuğunun da çok korktuğunu belirtti.

Aldığı darp raporu ile savcılığa başvurduğunu aktaran Eşen, saldırgan polisin yargılanması gerektiğini belirtti.

AMED

#Polis #yurttaşa #saldırdı #sonra #sinirliydim #kusura #bakma #dedi

Oğlunu Soma Katliamı’nda kaybeden Yeşil Sol adayı Çolak: Hesap soracağım

Oğlunu Soma Katliamı’nda kaybeden Yeşil Sol Parti Manisa Milletvekili adayı Gülsüm Çolak, 14 Mayıs’ta katliamın sorumlularından hesap soracaklarını söyledi

Seçimlere 3 gün kalırken, partiler hız kesmeden çalışmalarına devam ediyor.

Seçim Beyannamesi’nin temel başlıklarından biri adalet olan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), aday listesinde Suruç ailelerinden Ankara Gar katliamı ailelerine, Somalı 301 madencinin ailelerinden Şenyaşar ailesine kadar adalet talebi olan birçok kesime yer verdi.

Bu isimlerden olan Manisa Milletvekili adayı Gülsüm Çolak, 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa Soma ilçesinde yaşanan maden faciasında 301 madenci ile birlikte oğlu Uğur Çolak’ı kaybetti.

Katliamla ilgili açılan davada maden şirketinin patronu Can Gürkan 20 yıl ceza alırken, birçok sorumlu da beraat etti.

MA’dan Tolga Güney’e konuşan Yeşil Sol Parti Manisa Adayı Gülsüm Çolak katliamın üstünden 9 yıl geçtiğini ve adaletin sağlanamadığını ifade ederek Soma’nı hesabını sormak için Meclis’e gideceğini ifade etti.

301 insanın hesabını soracağız

301 madencinin hesabını sormak için aday olduğunu söyleyen Çolak, Soma ve çevre ilçelerde yoğun bir çalışma yürütüyor. Esnaf ve ev ziyaretleri yapan Çolak, önce madenlerde doğası katledilen ve tarımı bitirilen, daha sonra da madenlerde ölüme terk edilen Somalılardan destek istiyor. “Milletvekili olmak bana hiç cazip gelmiyor. En çok kızdığım yer Ankara’dır” diyen Çolak, “Ama hukukun bu kadar aşağılanması, insanların ezilmesi beni rahatsız ediyor. Meclis’te ezilenleri, işçiyi temsil eden insanları nadiren gördüm. Hukukun ayaklar altına alınması da canımızı acıttı. 301 madencinin katilleri 6 gün bile cezaevinde kalmadı. Halktan birinin Meclise gitmesi, hakça bölüşüm ve adalet için aday oldum” dedi.

Adalet eşit dağıtılmalı

Yeşil Sol Parti’nin insanların sömürülmediği bir düzen için mücadele ettiğini vurgulayan Çolak, hukuk sisteminin düzelmesi ve bağımsız olması gerektiğinin altını çizdi. Adaletin eşit dağılması ve yargının da kendini güvende hissetmesi için mücadele edeceklerini söyleyen Çolak, “Bunun için gelen her iktidarın yargıyı ele geçirmemesi lazım. Bu da parlamenter sistem ile olur. Tek adam rejimine karşı çıkmalıyız” diye belirtti.

Yargılanacaksınız

14 Mayıs’tan sonra her şeyin daha iyi olacağına inandığını söyleyen Çolak, “İnsanlar artık yarına umutla bakacak. 13 Mayıs katliamının anmasında, ‘Evet korkun yargılanacaksınız, daha bu yargılama bitmedi’ diye bağıracağız. 14 Mayıs’ta da karar vereceğiz. Yeşil Sol Parti’nin burada çıkaracağı milletvekilinin ses getireceğine inanıyorum, 301’in hukuksal mücadelesini vereceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

MANİSA

#Oğlunu #Soma #Katliamında #kaybeden #Yeşil #Sol #adayı #Çolak #Hesap #soracağım

Emine Şenyaşar: Bu hükümetin zulmünü unutmam

Katledilen eşi ve iki çocuğu için Adalet Nöbeti eylemini sürdüren Emine Şenyaşar, ‘Bu zulüm bitsin’ diyerek yarın görülücek ilk duruşmaya katılım çağrısında bulundu

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın Urfa Adliyesi önünde 9 Mart 2021’de başlattığı “Adalet Nöbeti” devam ediyor. Katliamın ardından “işyeri” dosyasının bozularak “hastane” dosyası ile birleştirilme kararı verilen davanın ilk duruşma yarın görülecek.

Urfa Adliyesi önünde 780 gündür adalet mücadelesini sürdüren Emine Şenyaşar, Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer Akın’a konuşurak Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılım çağrısında bulundu.

‘Artık oğlum bırakılsın’

Türkiye’de adaletin olmadığını belirten Emine Şenyaşar, tutuklu bulunan oğlu Fadıl Şenyaşar’ın 5 buçuk yıldır tekli bir hücrede tutulduğunu söyledi. “Artık oğlum bırakılsın” diye seslenen Şenyaşar, “Oğlum bırakılmayana kadar bu adliyenin önünden kalkmayacağım, mücadeleme devam edeceğim. Artık bu zulmü kaldıramıyoruz. Yeter artık. Oğlumun bir kızı var. Kızı da babasını istiyor” diye konuştu.

 ‘Bu zulüm bitsin’

Herkes için adalet istediğini vurgulayan Şenyaşar, “Bu zulüm bitsin” dedi. 5 yıldır verdikleri adalet mücadelesine dair Şenyaşar, “Çok zülüm var. Bu zulümden doğrulamıyoruz. Eğer adalet olsaydı, ailemden 3 kişi katledildiği zaman bunu yapanlar yargılanırdı. Fakat onun yerine babasını, kardeşlerini öldürdükleri oğlumu yaralı bir şekilde alıp cezaevine götürdüler” ifadelerini kullandı.

‘Boyun eğmeyeceğim’

Adaletin bir an önce yerini bulmasını isteyen Şenyaşar, “Ölene kadar bu hükümetin zulmünü unutmam. Çok zulüm ettiler. Bizi dövdüler, yerde sürüklediler ama hiçbir şekilde boyun eğmedim, eğmeyeceğim. İsterlerse tutuklasınlar, isterlerse öldürsünler. Oğlum bırakılana kadar burada oturmaya devam edeceğim. Oğlum evine gelince bende buradaki eylemi bitireceğim” şeklinde konuştu.

Dayanışma çağrısı

Adalet ve hukuktan yana olan herkese seslenen Şenyaşar, şunları söyledi: “Herkesin bizler için dua etmesini istiyorum. Adalet isteyen herkesin Cuma günü yanımızda olmasını istiyoruz. İlk günden beri bizleri terk etmeyen, yanımızda duran ve bizleri destekleyen herkesin duruşmaya gelmesini istiyorum. Dayanışma ne kadar büyük olursa, adalet o kadar hızlı gelir. Eğer birbirimize sahip çıkmazsak, adalet gelmez. Adalet gelmeden de hiçbir şey doğru ilerlemez.”

 Ne olmuştu?

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının Şenyaşar ailesinin işyerinde başlayıp, Suruç Devlet Hastanesi’nde devam eden saldırılarında, Adil Şenyaşar, Celal Şenyaşar ve Hacı Esvet Şenyaşar katledildi. Ailenin maruz kaldığı katliama dair dava dosyaları, aynı gün olmasına rağmen “işyeri” ve “hastane” olarak ikiye ayrıldı. Katliamdan sonra tutuklanan aile fertlerinden Fadıl Şenyaşar’a “işyeri” dosyasından 37 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

Şenyaşar ailesinin verilen itirazı üzerine Antep Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi), 19 Ekim 2022’de işyerlerine dönük saldırılara dair Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararı usulden bozarak, mahkemeye geri gönderdi.

14 Ekim 2022’de iddianamesi kabul edilen “Hastane” dosyası ise, ailenin Urfa Adliyesi önünde saldırı, gözaltı ve engellemelere rağmen gösterdiği direniş sonucunda 4 yıl 4 ay sonra iddianameye dönüştürüldü. “Hastane” davasında 19 sanık hakkında Hacı Esvet Şenyaşar ve Adil Şenyaşar’ı katletmekten, Ferit Şenyaşar ve Mehmet Şenyaşar’ı ise yaralamaktan hapis cezası talep edildi. “Hastane” dosyasının ilk duruşması, 17 Ocak’ta Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, sanıkların ifadeleri dinlendikten sonra eksik hususların giderilmesi için 15 Mart tarihine ertelendi.

Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi, kısa bir süre sonra ara kararla “Hastane” dosyasının da istinaf mahkemesi tarafından bozulan “işyeri” dosyasıyla birleşmesine karar vererek, dosyayı tekrar Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Dosyaların birleştirme kararından sonra davanın 16 Mart’ta 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine karar verilirken, 6 Şubat’ta Mereş merkezli yaşanan depremden dolayı dava iki ay ertelenerek, 12 Mayıs tarihine ertelendi.

Birleştirme kararının verilmesinin ardından davanın ilk duruşması, yarın saat 09.30’da Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

RIHA

 

#Emine #Şenyaşar #hükümetin #zulmünü #unutmam

Eğitim Sen’den öğretmenlere sandık güvenliği çağrısı

Eğitim Sen Bursa Başkanı Derviş Erdem, öğretmenlere sandık güvenliği çağrısında bulunurken, öğretmenlerin emekten yana olan siyasi partilere oy vereceklerini belirtti

Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı resmi ve özel okullarda 19 milyon 162 bin 35 öğrencinin eğitiminde, toplam 1 milyon 201 bin 138 öğretmen görev alıyor. Okullardaki eğitimci yetersizliğine rağmen son verilere göre; mesleğini icra edemeyen 500 bin 41 öğretmen atama bekliyor.

Geçim derdi, maaşların yetersizliği, sosyal ve özlük haklarının eksikliği ve güvencesizlik gibi birçok sorunla 14 Mayıs’ta sandık başına gitmeye hazırlanan öğretmenler, AKP döneminde yaşam koşullarının iyileştirilmesi talebi ve iktidarın düzenlemelerine karşı alanlardan çekilmedi.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Bursa Şubesi Başkanı Derviş Erdem, seçim güvenliği ve öğretmenlerin seçim tercihine ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer İbrahimoğlu’na konuştu.

‘Kontrol mekanizması oluşturacağız’

Yakın zamanda siyasi partiler tarafından ziyaret edildiklerini belirten Erdem, bu ziyaretlerde seçime ilişkin düşüncelerini paylaştıklarını söyledi. Seçim güvenliğine dair tüm üyelerine bildirimde bulunduklarını dile getiren Erdem, “Üye arkadaşlarımız sandıklarda görevliyse, görevli oldukları sandıkları bize bildirecekler. Seçim sonuçları belli olduktan sonra da ıslak imzalı seçim tutanaklarını bize gönderecekler. Bizler de onu çeşitli siyasi partilerle, Oy ve Ötesi gibi oluşumlarla paylaşarak, bir kontrol mekanizması oluşturmaya çalışacağız” dedi.

Emek ve ekolojiden yana oy kullanılacak

Tutum Belgesi açıkladıklarını hatırlatan Erdem, emekten yana olan siyasi partilere oy vereceklerini belirtti. Tutum Belgesi’nde herhangi bir siyasi parti ismi vermediklerini aktaran Erdem, “Emekten yana olmak, demokrasiden, eşit yurttaşlıktan yana olmak demektir. Çünkü bu mücadeleler olmadan emek mücadelesi de olmaz. Ülkenin her bir tarafı talan edilirken, Kazdağları, Bursa’daki Kirazlı Yaylaları gibi birçok yer talan edilirken, sadece emek mücadelesi yetmez. Bu yüzden ekoloji mücadelesine de omuz veren partilere oy vereceğimizi söyledik” diye belirtti.

‘Adaletten yana olan partilere oy vereceğiz’

Öğretmenler hakkında sendikal mücadeleden dolayı davalar açıldığını belirten Erdem, “Mesela 29 Aralık 2023’te bir grev yapmıştık. Bize cezalar verdiler. Buna itiraz ettik. Aynı davada bir mahkeme bizi haklı görürken, diğer mahkeme ceza verdi. Böyle bir adalet olmaz. Bu yüzden adaletten yana olan partilere oy vereceğiz. İnsan hakları, parasız eğitim ve parasız sağlıktan yana olan partilere oy vereceğiz. Aynı zamanda buna karşı mücadele sözü veren partilerden yana olacağız” ifadelerini kullandı.

‘Tek adam rejiminden bıktık’

Hem Bursa hem de tüm ülkedeki seçmenin “tek adam” rejiminden bıktığını ifade eden Erdem, bir değişimin öngörüldüğünü söyledi. Öğretmenlerin de bu sistemden şikayetçi olduğunu dile getiren Erdem, 15 Ocak’ta çıkarılan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na değinerek, şöyle devam etti: “Bununla birlikte bir basamak sınavı getirildi. Bu sınav sonucunda kariyer alan arkadaşlarımız ile bu sınavın hiçbir işe yaramadığını düşünüp sınava girmeyen arkadaşlarımız arasında ciddi bir maaş farkı var. Şu an da sıradan bir öğretmen 13 bin lira maaş alırken, başöğretmen 19 bin lira alıyor. Aynı sınıfa giriyoruz, aynı zaman sürelerinde çalışıyoruz. Tabi bundan artık insanlar bıktılar. Öğretmenlik Meslek Kanunu’yla ilgili de kesinlikle bir değişim olmalıdır.”

‘Köy okullarını kapattılar’

Binlerce köyde okul olmadığını kaydeden Erdem, “Köylerde okul yok. 3-5 öğrenci var diye, okulları kapattılar. Bakın eğitimde ve sağlıkta maliyet hesabı yapılmaz. Bütün köy okulları mutlaka açılmalı. Bütün öğretmenler kadrolu ve güvenceli çalışmalı” dedi. Öğretmenlerin sözleşmeli olarak göreve başladıklarını aktaran Erdem, sözleşmeli öğretmenlerin iktidara yakın sendikalara zorunlu olarak üye yapıldıklarını belirtti. Erdem, “Sözleşmeli öğretmenlere siyasi iktidara yakın idareciler, her türlü şeyi yaptırmaya çalışıyorlar. Örneğin Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir Sen) sendikacılık adına hiçbir şey yapmıyor. Ama üye sayısı artıyor. Nasıl artıyor? Çünkü sözleşmeli olarak atanan bütün öğretmenleri sendikaya üye yaptırıyorlar. Hatta tanıştığımız bazı öğretmenlerin bu üyelikten haberleri dahi olmuyor” diye belirtti.

 ‘Seçim güvenliği önlemleri alacağız’

Görevli olsun olmasın bütün öğretmenleri sandıkları korumaya çağıran Erdem, “Bir arkadaşımız sandıkta görevlidir, oyların sayılması ve kullanılmasında olabilecek olumsuzluklara karşı önlem alır. Başka bir arkadaşımız görevli değildir ama bulunduğu yere yakın okula gidip oradaki ıslak imzalı sandık tutanaklarını alıp bize göndersin. Zaten arkadaşlarımıza bir iletişim numarası vereceğiz. Bütün arkadaşlarımızın o gün sandık güvenliği için yapabileceği ne varsa, onu yapmasını istiyoruz. Seçim anında da herhangi bir olumsuzluk yaşanırsa bizlere ulaşsınlar. Avukatlarımız ve siyasi parti avukatları ile iletişim halinde olup gerekli önlemleri almaya çalışacağız.”

BURSA

 

#Eğitim #Senden #öğretmenlere #sandık #güvenliği #çağrısı

Ağır hasta Tuğluk’a ‘savunma’ dayatması!

Ağır hasta olması üzerine tahliye edilen Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’un yargılandığı davada Tuğluk’un hastalığına rağmen savunma yapmasına karar verildi

Ağır demans hastası olmasına rağmen tutuklu bırakılan, yapılan eylem ve kampanyalar sonrası Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararı üzerine 27 Ekim 2022’de tahliye edilen Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’a savunma dayatması yapılıyor.

Savunma istendi

Tuğluk hakkında tahliye sonrası “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla dava açılırken, dava dosyasına bakan Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Tuğluk’un Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılarak savunma yapması için ara karar verdi.

Mahkemeye katılamadı

Tuğluk hakkında açılan davanın duruşması 5 Mayıs’ta görülürken, Tuğluk, rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılmadı. Tuğluk’un avukatı Serdar Çelebi, müvekkilinin cezasının infazı iyileşinceye kadar ertelendiğine işaret ederek, bu durumun yargılama için “bekletici mesele” yapılmasını istedi. Müvekkilinin fiziken sadece yürüyebildiğini, tüm bakımlarının başkası tarafından yapıldığına dikkati çeken Çelebi, yargılamanın durdurulmasını istedi. Mahkeme, iddialar hakkında savunmasının tespiti için Tuğluk hakkında gerekli işlemlerin yerine getirilmesine, talimat yazılması halinde ise SEGBİS talimatı yazılması yönünde karar kurdu.

Diğer dosyası soruldu

Mahkeme, ayrıca Tuğluk’un başka bir dosyadan yargılamasının sürdüğü Van 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin Adli Tıp Kurumu’ndan talep ettiği görüş yazısının gelmesi halinde kendilerine gönderilmesine karar verdi.

Avukatlardan itiraz

Tuğluk’un avukatları Çelebi ve Reyhan Yalçındağ, müvekkillerin yargılanmasının sürdürülmesi ve savunma yapmaya zorlanmasına itiraz etti. Müvekkillerine Kocaeli 1 No’lu F Tipi Cezaevindeyken demans hastalığı teşhisi konduğunu hatırlatan avukatlar, ATK’nin “cezaevinde yaşamını tek başına sürdüremeyeceğine” yönündeki raporuna işaret etti.

Hasta olduğu hatırlatıldı

İtiraz dilekçelerinde Anayasa Mahkemesi’nin Tuğluk hakkında “yaşamının maddi ve manevi bütünlüğünün korunması için gerekli tedbirlerin alınması” yönünde karar verdiği belirtildi. Dilekçede Tuğluk’un hastalığının kalıcı ve iyileştirici tedavisinin olmaması ve gün be gün ağırlaşması nedeniyle 3 Mayıs 2023’te Adli Tıp Kurumu 3’üncü İhtisas Dairesi’nce muayene olduğu ve bu konuda raporun henüz hazırlanmadığını belirtildi.

Refakatçi olmadan zorlanıyor

Dilekçede, Tuğluk’un İstanbul’daki ikametgahında başkasının refakatiyle yaşamını sürdürdüğüne işaret edilerek, ifade alınması yönünde verilen talimat evrakının iadesi ve yargılamanın durdurulması talep edildi.

AMED

#Ağır #hasta #Tuğluka #savunma #dayatması

Uytun’un gaz fişeğiyle katledildiği kesinleşti

2009’da annesinin kucağında isabet eden gaz fişeğiyle hayatını kaybeden 16 aylı Mehmet Uytun davasında hazırlanan ATK raporu da gaz fişeğiyle katledildiğini ortaya koydu. Rapor yargılanan uzman çavuş Hakan Alkan’ın dosyasına kondu

Şirnax’ın Cîzir ilçesinde, 9 Ekim 2009’da yaşanan protesto sırasında evinin balkonunda annesinin kucağındayken başına isabet eden gaz fişeği nedeniyle hayatını kaybeden 16 aylık Mehmet Uytun’un hakkında Adli Tıp Kurumu rapor hazırladı. Uytun’un katledilmesine ilişkin Uzman Çavuş Hakan Alkan hakkında açılan dava sürerken, ATK talep üzerine Cizre 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde süren dava kapsamında hazırladığı raporda, Uytun’un gaz fişeğiyle öldürülmesine ilişkin görüşe oy birliğiyle vardı.

Rapor dosyaya eklendi

Sanık polis ve avukatının, “protestocuların attığı taş ya da başka bir cisim, tedavi sırasında alkole bağlı zehirlenme nedeniyle” Uytun’un öldüğüne yönelik savunmalarına karşı Adli Tıp Kurumu’ndan istenilen rapor dava dosyasına girdi.

Zehirlenme değil gaz fişeği

Raporda, otopsi sırasında alınan doku örneklerinin Kimya İhtisas Dairesince yapılan incelemesinde tespit edilen alkolün ölümü meydana getirebilecek düzeyde olmadığı, otopside kanın alınması ile laboratuvarda incelenmesi arasında geçen süre içerisinde bekleme koşullarına bağlı olarak oluştuğu, aranan toksit maddelerin bulunmadığı dikkate alındığında, bebeğin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı kaydedildi. Uytun’un kafadaki kemik kırılmasına bağlı beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti nedeniyle yaşamını yitirdiğinin hatırlatıldığı raporda, bu bulgular ve Uytun’un ölüm şekli birlikte değerlendirildiğinde gaz fişeği mühimmatının isabet etmesiyle yaşamını yitirdiğinin kabulünün mümkün olduğu kaydedildi.

11 yıl sonra yargılama başladı

Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10 Ekim 2009 tarihinde düzenlenen olay yeri inceleme tutanağında; olay yerinde kırmızı renkli gaz fişeği boş kapsülünün bulunduğu kaydedildi. Yapılan incelemede, olay sırasında renkli gaz fişeğinin Jandarma Uzman Çavuş Hakan Alkan tarafından kullanıldığı tespit edildi. Ancak, tespite rağmen Cizre Kaymakamlığı tarafından şüpheli Alkan hakkında soruşturma izni verilmedi. Dosyada soruşturma izninin alınması 11 yıl aldı. 2020’de soruşturma izninin verilmesiyle hazırlanan iddianamede, Alkan’ın görevi gereği kendisine zimmetlenmiş tamburlu bomba atar ile dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde ateş ederek Uytun’un ölümüne sebebiyet verdiği belirtilerek, “taksirle ölüme neden olmaktan” cezalandırılması istendi.

Para cezası verildi

İddianamenin Cizre 1. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmesinin ardından ilk duruşma, 8 Şubat 2021’de görüldü. Süren yargılamada, 7 Haziran 2021’de mahkeme, sanık Hakan Alkan’a “taksirle ölüme neden olmaktan” 3 yıl hapis cezası verdi, cezanın 18 bin 200 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verdi.

Yeniden yargılanıyor

Avukatların itirazıyla Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, eksik araştırma ve değerlendirme nedeniyle yerel mahkeme kararını 19 Ekim 2022’de bozdu. Cizre 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 3 Ocak 2023 tarihinde dava yeniden görülmeye başlandı.

AMED

#Uytunun #gaz #fişeğiyle #katledildiği #kesinleşti

Uluslararası İmralı Barış Delegasyonu Türkiye’ye geldi

Uluslararası İmralı Barış Delegasyonu yeniden İstanbul’a geldi. Heyet, 11-12 Mayıs tarihlerinde tecride ve ülkedeki gelişmelere dair birçok kurumu ziyaret edecek

İmralı Cezaevi’nde 25’inci yılına giren ağır tecrit koşulları altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan yıllardır haber alınamıyor. 2015 sonrası ağırlaştırılan İmralı tecrit sistemi, gelinen aşamada haber alamama haline dönüştürüldü.

Temaslarda bulundular

Mutlak tecride karşı ulusal ve uluslararası arenadaki girişimler sonuçsuz bırakılırken, tecridi gündemleştirmek amacıyla siyasetçi, aydın, yazar, hukukçu ve gazetecilerin de aralarında bulunduğu 7 ülkeden 36 kişiden oluşan Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon, 24-29 Ocak tarihlerinde İstanbul, Ankara ve Amed’de siyasi partiler, barolar ve sivil toplum örgütleriyle görüştü. Delegasyon, yaptığı görüşmelerin ardından İmralı tecridine dair rapor açıkladı.

Ziyaretler iki gün sürecek

Yeniden Türkiye’ye gelen Uluslararası İmralı Barış Delegasyonu, İstanbul’da ziyaretler gerçekleştirecek. 11-12 Mayıs’ta kentte bulunacak heyet, birçok kurumu ziyaret ederek, İmralı tecridi ve ülkedeki gelişmelere dair toplantılar gerçekleştirecek.

İSTANBUL

#Uluslararası #İmralı #Barış #Delegasyonu #Türkiyeye #geldi

Soylu yine HDP’li belediyelere kayyum atanmasını anlantı: iki günde hepsini görevden aldık

Soylu, HDP’li belediyelere kayyum atanmasının Cumhurbaşkanı Erdopğan’ın ‘talimatlarıyla’ olduğunu anlatttı: ‘HDP’nin belediyelerinden rahatsızım dedi, iki günde hepsini görevden aldık’

AK Parti İstanbul milletvekili adayı ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu; Gaziosmanpaşa’da HDP’li belediyelere nasıl kayyum atandığını anlattı.

‘Doğu ve Güneydoğu’yu’ huzur alanına çevirdiklerini savunan Soylu şöyle konuştu:

“Ben İçişleri Bakanı oldum. Cumhurbaşkanımız beni çağırdı. ‘Süleyman, ben bu Güneydoğu’daki HDP’nin, PKK’nın belediyelerinden rahatsızım. Çünkü bunlar çocukları alıp dağa götürüyorlar. Devletin vergilerini PKK’ya gönderiyorlar. Onlar da kurşun olarak bizim Mehmetçiğimize dönüyor. Bunları derhal görevden alacaksın.’ dedi. İki gün geçti, hepsini görevden aldık.”

HABER MERKEZİ

#Soylu #yine #HDPli #belediyelere #kayyum #atanmasını #anlantı #iki #günde #hepsini #görevden #aldık

10 yıldır cezaevi deposunda olan valizi suç konusu oldu

30 yıllın ardından hakkında tahliye kararı verildiği gün cezaevinde gözaltına alınıp tutuklanan Şadiye Manap, yargılandığı davada 10 yıldır cezaevinin deposunda bulunan ve tahliye edildiği gün kendisine verilen valiz soruldu

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden 1 Aralık 2022 tarihinde tahliye edilir edilmez hakkında başkaca bir soruşturma olduğu iddiasıyla yeniden gözaltına alınıp 5 Aralık’ta tutuklanan 30 yıllık tutuklu Şadiye Manap hakkında, “Örgüt kurmak ve yönetmek” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması Kocaeli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Manap’ın avukatları da katıldı. Mahkeme, avukatların “derhal” beraat kararı verilmesi talebini oluşturduğu ara karar ile reddetti.

Cezaevinin verdiği belge suç konusu

Kürtçe savunma yapan Manap, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından kendisine müebbet hapis cezası verildiğini, bu nedenle cezaevinde 30 yıllını tamamladığını ancak tahliye olduğu gün tekrardan gözaltına alındığını anımsattı. İddianamede suç olarak lanse edilen hususlara işaret eden Manap, “Cezaevinde rutin bir şekilde 15 günde bir arama yapılır. Yine arada rutin dışı aramalar da yapılır. Son iki yılda rutin dışı en az 10 defa arama yapılmıştır. İddianamede suç oluşturduğu belirtilen cezaevinde 2020 yılında yapılan aramada ele geçen ve iddianamede detayları anlatılan tüm dokümanlar rutin ve rutin dışı aramalarda ele geçmiş ve suç içermediği tespit edilerek bana iade edilmiş dokümanlardır. Suç oluştursaydı geri verilmezdi” dedi.

‘Cezaevi deposundaki valiz suç konusu’

Tahliye olduğu günü anımsatan Manap, yanında bulunan poşetlerde yazdığı yazılar, mektup ve çeşitli hediyeler olduğunu ayrıca çıktığı sırada cezaevinin kendisine bir çanta verdiğini belirtti. Bu çantayı 10 yıl önce sevk edildiği cezaevine teslim ettiğini ve cezaevinin ise valizi depoya attığına dikkat çeken Manap, “İçinde ne olduğuna bakmadan aldım, valizi aldıktan sonra polisler etrafımı sararak beni gözaltına aldıklarını söylediler, olay aynen böyle gelişti. Bu valiz 10 yıldır görmediğim bir valizdi” dedi.

‘Valizin içine benim yanımda bakmadılar’

Emniyete götürüldükten sonra valiz içindeki eşyaların kendi önünde aranmadığını da sözlerine ekleyen Manap, “Daha sonra savcı avukatlarıma, valizde suç unsuru materyaller bulunduğunu söylemiş. Benim tutsak olmam fikirlerimin, şahsi ilişkilerimin olamayacağı anlamına gelmez. Benim yazdığım yazılar dahi iddianamede örgütsel olarak değerlendirilmiştir. Yayınlanmayan, dışarıya gönderilmeyen, kimse ile paylaşmadığım yazınsal çalışmalarım yani duygu ve düşüncelerimin suçlamaya dayanak yapılarak yargılama konusu olduğunu düşünüyorum” diye kaydetti.

Görüşme suçu

Tanıdıkları ile yaptığı görüşmelerin suçlama konusu yapıldığını ifade eden Manap, “Bunlarda suç içeren bir şey olmadığı gibi bu konuşma içeriğinden çok daha fazlasını talep olarak devlet kurumlarına dilekçe ile iletmiş bir insanım. Cezaevinde bulunduğum dönemde yasal hakkım olduğunu düşündüğüm şeyleri ya da haksız uygulama olarak gördüğüm şeyleri elbette ki ailemle, arkadaşlarımla paylaştım ve hatta devlet yetkililerine de yazdım” dedi.

Açlık grevi

Yine “suç” üretilen konuşmalarından birinin de açlık grevleri eylemlerine dair olduğunu dile getiren Manap, “Konuştuğumuz açlık grevi, o dönem birçok cezaevinde olan tüm cezaevlerinde kanun ve hükümlerin uygulanması benim de doğru bulduğum ve o nedenle katıldığım bir eylemdir. Zaten Adalet Bakanlığı da bu grevin amacını doğru bulmuş olmalı ki tüm cezaevleri gibi İmralı Cezaevi’ni de taleplere dahil etmiştir ve bunun üzerine de grev bitmiştir ” diye kaydetti.

Beraat ettiği dosyadaki görüntüler

El emeği ile ördükleri bileklik ve çantaların satılmasının da suçlama konusu haline getirildiğini belirten Manap, “Kazandığımız küçük meblağlı paraların örgütsel bir amacının olamayacağı açıktır. Kısaca bu şekilde belirttiğim diğer iddiaların da örgütsel bir yönü yoktur. Ayrıca anlattığım bu iddianamenin ilk 26 sayfasında belirtilen iddialar benim Kocaeli 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığım döneme ilişkindir. Ben Kocaeli 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2 gizli tanık beyanına dayalı olarak ‘örgüte üye’ olma suçundan yargılandım ve beraat ettim. Hakkımdaki beraat kararı istinaf edilmeksizin 19 Kasım 2021 tarihinde kesinleşmiştir” diye konuştu.

Karar duruşması 1 Haziran’da

Manap, tahliye ve beraat talebinde bulundu. Mahkeme, Manap’a cezaevi tarafından verilen disiplin cezalarını sordu. İddia makamı ise suç vasfına dikkat çekti ve “Örgüte üye olmak” olarak değiştirilmesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, Manap’ın tahliye talebini reddetti. Mahkeme, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın Cumhuriyet Savcısına gönderilmesine karar vererek, duruşmayı 1 Haziran’a erteledi.

Ne olmuştu?

1992 yılında Riha’da (Urfa) gözaltına alınan ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanan Şadiye Manap’a, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi. Tutuklandığında henüz 24 yaşında olan Manap, sırasıyla Riha, Midyad (Midyat) ve son olarak da Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde kaldı. Cezaevinde kaldığı süreçte sayısız kez işkenceye maruz kalan Manap, birçok kez de açlık grevi eylemlerine katıldı. Manap, 30 yıllın ardından 1 Aralık 2023 sabah saatlerinde tahliye edildi. Manap, tahliye işlemlerinin ardından henüz cezaevinden çıkmadan, daha önce hakkında yürütülen 2020 tarihli bir soruşturma gerekçesiyle Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alındı. Açılan soruşturma kapsamında daha önce ifadesi alınan Manap, “yazı örneği” alınmadığı gerekçesiyle Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Manap, 5 Aralık 2022’de Kocaeli Adliyesi’nde Sulh Ceza Hakimliği kararı ile tutuklandı.

HABER MERKEZİ

#yıldır #cezaevi #deposunda #olan #valizi #suç #konusu #oldu