Ana Sayfa Blog Sayfa 511

Erzirom’da iki vekil çıkaracağız

Yeşil Sol Parti Erzirom vekil adayı Meral Danış Beştaş, AKP’nin yarattığı karanlığı Erzirom’da yıkacaklarını ve hedeflerinin bir değil iki vekil olduğunu söyledi

Selman Çiçek

Yeşil Sol Parti Erzirom adayı Meral Danış Beştaş, geçirdiği trafik kazasının ardından bir yandan tedavi sürecini diğer yandan da seçim çalışmasını yürütüyor. Aday gösterilmeyen HDP vekilleri ile seçim çalışmasını yürüten Beştaş ile Erzirom’da yürüttükleri seçim çalışmaları ve hedeflerini konuştuk.

  • Üzücü bir trafik kazası geçirdiniz. Sağlığınız nasıl şimdi?

Büyük bir talihsizlik yaşadım. Erzurum’da seçim çalışmalarına başlamıştık. 13 Nisan’da ciddi bir kaza geçirdim. Omuriliğimde ciddi kırıklar oluştu ve sinir hasarı yüksek. Bu nedenle ameliyat oldum. Belimde 12 platin var. Bugün 16 gün, galiba tedavi daha da sürecek. Başta doktorların felç olma kaygısı baya yüksekti. Bel en çok bacakları etkiliyor. Şimdi o risk yok ama sinir hasarı çok yüksek olduğu için tedavinin çok ciddi yürümesi gerekiyor. Artık basabiliyorum. En azından yürüyebiliyorum. Bundan sonra yaşama böyle devam edeceğiz. Türkiye, Kurdistan ve diasporadan çok insan arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Halkın ve özelde Erzurum halkının desteği ile iyileşiyorum. Birlikte iyileşeceğiz. Yataktayım ama seçimden kopmadım. Elimden geldikçe olanaklarım el verdiği sürece dahil oluyorum.

  • Erzirom’dan aday gösterildiniz. Duygu ve düşünceleriniz ne oldu?

Erzurum bizim için önemli bir yer. Orada güçlü bir halk desteğimiz var. Bugüne kadar sadece 7 Haziran’da vekil çıkarabildik. Yeşil Sol ve HDP olarak geçmişte de merkezi kadrolarımızı başka illerde görevlendirdiğimiz oldu. Erzurum, herkesin gözünden ters, coğrafya olarak soğuk, ideolojik olarak farklı bir eğilimi ağır bastığı bilinir. Milliyetçilik ve AKP’nin ezici çoğunluğu olarak bilinir. Ama aslında öyle değil. Erzurum’a bizim daha çok gidip gelmemiz gerekiyor. Aday olduğumu öğrendiğimde orayı kazanacağız mantalitesi ile gittim. Mutlaka vekil çıkaracağız. Bu benim kişisel tutumum değil, toplumsal ve siyasal partimizin genel mücadele hattı açısından her yere uzanmamız ve halkı bizsiz, partisiz, desteksiz ve adaysız bırakmamak, birlikte değiştirme irademizi her yere, en geniş çeperde ifade etmek açısından önemli idi. Merkezi bir kadro olduğum için böyle bir öneri geldi ve kabul ettik. Oraya gittikten sonra hakikaten Erzurum muazzam bir sahiplenme gösterdi. Sanki ben orada on yıllardır yaşıyorum. Herkes ile birebir tanışıyorum. Herkes ile temas etmişim gibi bir sevgi seli oluştu. Karşılamada da, büro açılışında da bunu gördük. Horasan, Karayazı, merkez, Yakutiye’ye gittim. Müthiş bir sahiplenme oldu, bu enerjiyi iliklerime kadar hissetim. Erzurum çok fazla dışarıya göç veren bir il. Hem Avrupa hem de Türkiye’nin batı illerine göç veriyor. Diaspora ve illerden de inanılmaz bir destek geldi. Bu mutluluk verici. Bu kazadan sonra Erzurum halkının sahiplenmesi daha da büyüdü. Erzurum’da başaracağız. Buna inanıyorum.

  • Şu an sizin yerinize orada aday gösterilmeyen HDP vekilleri çalışma yürütüyor. Erzirom’dan ne gibi tepkiler alıyorsunuz. Gelen tepkiler sonucu Meclis’e vekil göndereceğinizi düşünüyor musunuz?

Aday olmayan vekillerimiz dönüşümlü üçer gün Erzurum’da çalışıyorlar. Çokta iyi bir çalışma yürütüyorlar. İl merkezi, ilçeler, köyler ve mezralara kadar uzanan bir çalışma yürütüyorlar. Erzurum’da bir vekil değil vekiller çalışıyor. Diğer değerli adaylarımızın da çalışmaları devam ediyor. Günlük sağlığım el verdiği oranda görüşüyoruz. İyi gittiğini söylüyorlar. Biz iki vekil çıkaracağız. Hedefimiz iki vekildir. Biz gittiğimizde de o potansiyeli de gördük. Orada olmadığım için hakikaten üzülüyorum. Hayatım boyunca bir seçim sürecini ilk defa yatakta geçiriyorum. Bu çok ağır geliyor bana. Çalışmaların çok iyi olduğunu söylüyor arkadaşlar: gittikleri her yerde Erzurum halkı beni ve sağlığımı soruyormuş. “O iyi olsun biz onun yerine çalışırız” gibi güç veren mesajlarda geliyor. Bu çalışma son gününe kadar devam edecek.

  • Erzirom halkına mesajınız nedir?

Erzurum halkına şunu söylemek istiyorum; fiziki olarak orada olmamak benim için de onlar için de alışılmış bir durum değil. Ama ben bir soluk mesafesindeyim. Her gün onlara sesimle, yazılarımla ya da başka yöntemlerle ulaşmaya çalışıyorum. Onlar da bana ulaşıyor. Bu süreci birlikte götüreceğiz. Ve başaracağız. 15 Mayıs’ta Erzurum’da halayımızı çekeceğiz. Şartlar el verirse ve doktor izin verirse son birkaç gün Erzurumluları görmek isterim. Son ana kadar bunu zorlayacağım. Erzurumlular bu seçimde bu karanlığı yırtacak. Bütün olumsuzluğa rağmen, iktidarın engellemelerine rağmen kazanmak bizim elimizde. Bizim vereceğimiz bir oya bağlı. Ve bu oyu herkes verebilir. Herkesin en az iki kişiyi Yeşil Sol yönünde oy vermesi için ikna edeceğine inanıyorum. Bu anlayışla çalışırsak iki vekili kesinlikle çıkaracağız. Onların sevgisi ve dayanışmasını iliklerime kadar hissediyorum. Benden de aynı duyguları onlara gönderiyorum. 15 Mayıs’tan sonra Erzurum’un yaşadığı sorunlara karşı güçlü bir şekilde çalışacağız. Ankara’da da onları en iyi temsil edeceğimize inanıyorum.

  • Son dönemde Kürtlere dönük tutuklama furyası var, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, ’14 Mayıs siyasi darbedir’ açıklamasını da birlikte değerlendirdiğimizde AKP ne planlıyor?

AKP, aslında klasik AKP. Her seçimde seçimi kaybetmemek için kutuplaştırmayı, ötekileştirmeyi, cezai soruşturmaları, mahkemeleri birer seçim aracı olarak kullanıyor. Son bir haftadır yaşadıklarımız bizim siyasi olarak örgütlemeden sorumlu arkadaşlarımız, gazeteciler, sanatçılar ve hukukçuların gözaltına alınması doğrudan seçime müdahaledir. Seçimin sonuçlarını etkilemeye dönük, insanlara gözdağı vermek istiyorlar. Gazetecilere yönelik tutumla şunu hedefliyorlar; A Haber gibi kendi yandaş kanallarındaki safsataları, yalanları, o rezaleti ortaya çıkaran gerçek gazetecileri susturmaya çalışıyorlar. Bunun başka bir açıklaması yok. Kurdistan illerinde, Türkiye’nin her tarafından Yeşil Sol Parti’nin, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ve muhalefetin bir bütün olarak çalışmaların görünmez kılmak istiyorlar, manipüle etmek istiyorlar. Gazetecilere yönelik ihlaller gözaltılar yeni değil, geçmişte de birçok operasyon oldu. En büyük suçlu onlar. Onlar gazetecilere yönelik bu tutuklamalarla büyük suç işliyorlar. Seçim güvenliği ile ilgili çalışan, savunmayı temsil eden avukatların bu şekilde gözaltına alınması, tutuklanması yine sandıklara müdahale etmek isteklerinden kaynaklıdır. Doğrudan siyasi örgütümüze, beynimize bir operasyon ve manipülasyon var. Şunu söylemek istiyorum; AKP bir seçim yarışında değil, AKP kendini anlatmak ihtiyacı duymuyor. AKP 20 yıldır iktidarda ve bu ülkeyi tam anlamıyla bir enkaza çevirmiş durumda. “Bu enkazı ben kaldıracağım” diyor. Enkazı bu şekilde büyütenler enkazı kaldıramazlar. Onların tartışmasız gitmesi gerekiyor ve göndereceğiz. Ne olursa olsun bu halk onları gönderecek.

Soylu’nun söyledikleri yenilir yutulur değil. Darbe ne demek. Onlar 20 yıldır seçimi kazanıyorlar. Ki birçok hile ve hurda ile kazanıyorlar. Demek ki darbe ile ayaktalar. Bu sefer halkın eğiliminin onları göndermeye yönelik olduğunu anladıkları anda “bu bir darbe girişimidir” diyorlar. Soylu’nun kendisi en büyük darbecidir. Ondan büyük darbeci mi olur? İçişleri Bakanı olarak “Yok kolunu, yok elini kırın” diyen, muhalefeti her gün tehdit eden, partimize, Kürt halkına yönelik kesintisiz bir darbe var. Biz şu an ayaktaysak, bu çok büyük bir mücadele ve direnişin sonucudur. Bizim yerimizde Soylu, AKP olsaydı çoktan yerlerinde yeller eserdi. Bence kendileri psikolojik bir hazırlık yapıyorlar. “Biz kaybedeceğiz, bari bunu şimdi söyleyelim” diyorlar. Tabi birileri de şöyle okuma yapıyor; kendilerince bir müdahale zemini hazırlıyorlar. Yapabilecekleri her şeyi yapıyorlar zaten. Daha fazla ne yapacaklar. Ne yapabilirler ki. Herkes birlikte bir arada el ele bu seçimde dik durursa onların yapabileceği hiçbir şey yok. O oylar sandığa girecek ve çıkacak. Onlar da gidecek ve hesap verecekler. Bu yarattıkları karanlığı, büyük hak ihlallerini, katliamları, işkenceleri bir bütün unutacak değiliz. Büyük bir korku ve panik içerisindeler. Canhıraş bir şekilde sağa sola saldırıyorlar. Siyaset yapmıyorlar. Faşizmi bütün olanakları ile devlet aygıtları ile birlikte kullanıyorlar.

  • Son olarak ne söylemek istersiniz?

Parti çalışanları, tabanımıza ve halkımıza şu çağrıyı yapmak istiyorum: Çok büyük bir mücadele geleneğinden geliyoruz. Bütün baskılara rağmen hiçbir zaman halk geri adım atmadı. Bu son iki haftada herkes işlerini bir kenara bıraksın. Hayati değilse hastane randevularını bile iptal etsinler. Sadece seçime odaklansınlar. Çünkü ancak böyle yarını inşa edebiliriz. Temel sloganımız zaten; Birlikte değiştireceğiz, birlikte başaracağız. Onlarla birlikteyiz ve her yerde çok güçlü bir enerji açığa çıkıyor. Vekil sayımızı çok güçlü bir şekilde artıracağız. Halktan isteğim, bu son günleri daha çok çalışarak geçirsinler. 15’inde zafer halayını tutmak için biraz daha dişlerini sıksınlar. Başaracağız. Biz kazanacağız.

#Erziromda #iki #vekil #çıkaracağız

Konya’da GES tarlası açılışı ve ardındaki gerçekler

İktidara yakınlığı ile bilinen Kalyon Holding, Karapınar’da 20 bin dekar tarım arazisi üzerine ‘Güneş Tarlası’ kurdu. Erdoğan resmi açılışını yaptığı GES’e övgüler düzerken, Kalyon’un kazandığı, halkın ve ekosistemin ise kaybettiği gerçeğini örtmesi imkânsız

Yusuf Gürsucu / İstanbul

Konya Karapınar’da Enerji üretimi amaçlı olarak kurulan İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde ‘Yenilenebilir Güneş Enerjisi’ (GES) ‘tarlaları’ oluşmaya başladı. İktidarın bu yatırımlara desteği havuz şirketlerle sınırlıyken, havuz şirketlere verilen destek ise sınırsız düzeyde. Kalyon AŞ’nin Ankara’da Çin’in en büyük devlet şirketlerinden biri olan CTEC ile birlikte kurduğu entegre güneş paneli fabrikası açılmıştı. Geçtiğimiz gün ise Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan tarafından Kalyon’un Karapinar’daki GES tarlasinin resmi açılışı yapıldı.

Dünyanın önemli ekolojik bölgesi

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak kabul edilen Konya Havzası aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en önemli 200 ekolojik bölgesinden birisidir. Tarımsal açıdan önemli bir üretim bölgesi olan Konya Kapalı Havzası aynı zamanda 15 önemli bitki alanı ile 6 önemli kuş alanını barındırmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin en büyük tatlısu kaynağı olan Beyşehir Gölü, Türkiye’nin en büyük Özel Çevre Koruma Alanı olan Tuz Gölü ve Türkiye’nin Ramsar Alanları olan ve kuruyan Meke Gölü ile Kızören Obruğu gibi doğal oluşumların en güzel örneklerin e ev sahipliği yapıyor. Meke Gölü’nün çok yakınındaki Acıgöl de ise büyük çekilmeler başlamış durumda.

Kalyon’a şahsen teşekkür

Böylesi değerli bir bölgede 20 bin dekar alanda tarımdan vazgeçilip ‘Güneş Tarlası’ haline getirilmesi geleceğimizi yerle bir eden bir uygulama olarak büyük desteklerle geliştiriliyor. Geçtiğimiz gün Konya’da AKP’li Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan resmi açılışı yapılan ve Kalyon Enerji tarafından kurulan Güneş Enerji Santrali, iktidarın büyük destekleri ve İngiltere tefecilerinden şirketin aldığı kredilere kefil olunarak inşa edilen GES tarlasının şirketin çıkarları dışında hiçbir şeye hizmeti olamayan yatırımdır. Erdoğan’ın “Kalyon’a şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. İşte muhteşem özellikleriyle Karapınar GES!” sözleri birçok anlam içeriyor.

Temiz enerji-ekolojik yıkım

20 milyon metrekare alanın üzerinde yine Kalyon’un ürettiği 3 milyon 256 bin 038 güneş paneli kullanılarak toprak adeta betona dönüştürülüyor. Santralin kurulduğu Acıgöl Havzası’nın çölleştiği iddiaları eşliğinde işgal edilen tarım arazileri, kurulan barajlar, madenler, elektrik santralleri ile işgal edilirken, tarımsal sulamada yeni yöntemlerin desteklenmemesi ve salma sulamaya göz yumulması sonucu bölgedeki yeraltı suları kurumaya ve yerini obruklara bırakmaya başladı. Adeta taammüden işlenen bir ekolojik katliamın yerine ‘temiz enerji’ masallarıyla halkta rıza oluşturulmaya çalışılırken, tarım tüm Türkiye’de olduğu gibi katledildi ve en temel gıda gereksinimleri dahi ithalata bağlanarak şirketler kazandırıldı.

Üretimi yüzde 1 artıracakmış

Santralin tam kapasite devreye alınmasıyla, Türkiye’nin kurulu güneş enerjisi payını tek başına yüzde 20 artıracağı ülke genelinde ise enerji üretim kapasitesini yüzde 1 arttıracağı övgüleri yapılırken, aynı zamanda Akbelen Ormanı’nı yok etmeye çalışan YK Enerji gibi termik santrallere verilen desteklerle ‘temiz enerji’ süslemesi anlamsız hale geliyor. Yapılan açıklamalarda 2 milyon kişinin elektrik ihtiyacının karşılanacağı iddia edilirken, Türkiye’de elektrik üretim kapasitesinin ihtiyacın 4 katı olduğu gündeme gelmiyor.

Kalyon Holding

Konya Karapınar’da şu an 1’i lisanslı, 6 güneş enerji santraliyle elektrik üretimi yapıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açtığı ve 20 Mart 2017’de gerçekleştirdiği ‘Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Güneş Enerji Santralleri’ (YEKA GES-1) ihalesini, kilovatsaat başı 6,99 dolar/cent teklif vererek kazanan Kalyon Enerji, ‘Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası’nda üretilen panellerin, Karapınar’da YEKA-1 GES projesi kapsamında kurulacak güneş enerjisi santralinde (GES) kullanılacağı belirtildi. Konya Karapınar’da GES için 1 milyar dolar yatırım yapılacağı duyuruldu. Kalyon, Karapınar’da 1000 MW’lık güneş enerji tarlasını hiçbir ücret ödemeden elde etti. Burada üreteceği elektriğe kilowat başı 6,99 dolar/cent’e alım garantisi verildi.

Devlet desteği 2019’da açıklandı

Konya Karapınar’da bin megavat kapasiteli güneş enerjisi santrali ve 500 megavat kapasiteli entegre panel üretim fabrikası için 2019’da Resmi Gazete’de yayınlanıp yürürlüğe giren büyük bir destekle Kalyon AŞ’nin adeta elini cebine sokmadan devletin garantörlüğünde bankalardan ve İngiliz tefecilerinden aldığı kredilerle yatırımlarını gerçekleştirdi. Proje Bazlı Teşvik Sistemi’ ile Kalyon Enerji’nin iştiraki Kalyon Güneş Teknolojileri Üretim A.Ş. tarafından kurulacak güneş paneli üretim tesisi de bulunuyordu. Projeye verilen desteklerde; gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, KDV iadesi, yatırıma yüzde 100 vergi indirimi, 10 yıl boyunca sigorta primi işveren ve gelir vergisi stopaj desteği yer aldı.

Destek ayrıntıları

Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği: Azami tutar sınırı olmaksızın 10 yıl Gelir Vergisi Stopajı Desteği: 10 yıl Nitelikli Personel Desteği: 57 milyon lira Faiz veya Kâr Payı ya da Hibe Desteği: 10 yıl 300 milyon lira. Fabrikaya verilecek Enerji Desteği: İşletmeye geçiş tarihinden itibaren 10 yıl boyunca 240 milyon liraya kadar enerji tüketim harcamalarının yüzde 50’si. Yatırım Yeri Tahsisi, Kamu Alım Garantisi, Altyapı Desteği gibi ayrıntılar Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmişti.

Çatı GES’lere düşmanlık

Piyasa şartlarına uygun maliyetten elektrik üretemediği veya ihtiyaç olmaması nedeniyle şirketlerin beklentisi altında kalan enerji alımları gerekçesiyle yılın büyük bölümünde çalışmayan ya da çalıştırılmayan santrallere verilen destek kamu geliri üzerinden yapılan anlaşmalara dayanılarak gerçekleşiyor. 103 bin MW’ı aşan enerji üretim kapasitesine rağmen bu kapasitenin 1/4’ünün piyasalaştığı Türkiye’de, yapılan ödemelerin gerekçesini enerji arz güvenliğine bağlamaları bir yalandan ibaret. Şirketlere üretmedikleri enerji için her ay 250-350 milyon lira ödeme yapılırken GES’ler de YEKDEM kapsamında verilen dolar bazlı alım garantileriyle Kalyon gibi şirketler halkın cebinden çalınanlarla besleniyor.

Tercihleri sermaye yararı

EPDK’nin işletmelerde kurulan güneş enerjisi santrallerine yönelik yaptığı düzenlemeyle daha önce güneş enerjisinden elde edilen elektriğin, işletmenin kullandığı kısmı mahsup edildikten sonra kalanı, dağıtım şirketleri tarafından satın alınıyordu. Ancak geçtiğimiz yaz sonu iktidarın aldığı kararla, ‘Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’nde değişikliğe gidildi. Yapılan yeni düzenlemeyle, üretilen enerjinin sadece tüketilen kısmı kadarı satın alınacak olması ve geriye kalan miktarın ücretsiz olarak sisteme aktarılma kararı çatı GES’i kuran işletmeleri adeta isyana sürükledi. Tarım arazileri işgal edilerek ‘Güneş Tarlaları’ kurmak yerine yüzbinlerce çatının panellerle kaplanması mümkünken, tarla uygulaması sermaye iktidarının sadece bir tercihi.

Çatı GES desteği iptal edildi

2021 yılı Aralık ayı başında, ‘Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesiyle birlikte ‘Enerji Piyasası Kanunu’ yeniden düzenlenerek enerji ve maden şirketlerine özel imtiyazlar, teşvikler, kamudan kaynak aktarılması gibi uygulamalar sınırsızca yürürlüğe kondu. Kanun ile 21 dağıtım şirketi, YEKDEM’den faydalanan 818 enerji üretim şirketi ve diğer 1722 enerji üretim şirketleri ile çok sayıda maden şirketi bu desteklerden yararlanması sağlandı. Bu kanunda yer alan çatı GES’leri ise yönetmelikle ortadan kaldırıldı.

#Konyada #GES #tarlası #açılışı #ardındaki #gerçekler

Müzisten Aymaz, ırkçı saldırıda katledildiği yerde anıldı

Kadıköy’de ırkçı bir saldırıyla katledilen sokak müzisyeni Cihan Aymaz katledildiği yerde anıldı. Aymaz’ın dayısı İbrahim Rıfatoğlu, ‘Cihan ait olduğu kimlik ve söylediği Kürtçe türküden dolayı paramiliter güçler tarafından katledildi’ dedi

Emek ve Özgürlük İttifakı, dün Kadıköy’de ırkçı bir saldırıyla katledilen sokak müzisyeni Cihan Aymaz’ın öldürülmesini protesto etmek için Kadıköy Rıhtım’da basın açıklaması düzenledi. Açıklamada Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve çok sayıda kişinin yanı sıra Cihan Aymaz’ın yakınları da katıldı.

‘Faşist ve tekçi zihniyeti biz yerle bir edeceğiz’

Açıklama öncesi konuşan Yeşil Sol Parti Kadıköy İlçe Eşbaşkanı Koray Türkay, yaşanan cinayetin tekçi anlayış sonucu meydana geldiğini belirterek, Kürt halkının 40 yıldır bu tekçi anlayışa karşı mücadele ettiğini vurguladı. Bu mücadele de Kürt halkının çok bedel verdiğini kaydeden Türkay, “Aramızdan ayrılan Cihan sokak müzisyeniydi. Özellikle Kadıköy’de herkesin tanıdığı Kürtçe müzikler söyleyen bir arkadaşımızdı. Kürtçe müzikleri sokaklarda duymamızı sağlayan biriydi. Bu anlamıyla ve tekçi anlayışa meydan okuyan biriydi. Cihan’da baş eğmedi, düşenlerde baş eğmedi, bizde baş eğmeyeceğiz. Ama bu faşist ve tekçi zihniyeti biz yerle bir edeceğiz. Yaşattıkları acıları, katliamların hesabını tek tek hesabını soracağız” diye konuştu.

 

‘B u vahşeti kınıyoruz

Basın açıklamasını Emek ve Özgürlük İttifakı adına Özlem Özdemir okudu. Cihan Aymaz’ın, katledilmesini kınayan Özdemir, “Dün Aymaz’ın yanında bulunan ses sistemiyle müzik çalıp şarkı söylerken, görgü tanıklarının aktardığına göre, kendisine yaklaşan Mehmet Caymaz isimli kişinin ‘Ölürüm Türkiyem’ adlı sarkıyı söylemesini istemiş. Yıllardır Kadıköy’de sokak sanatçısı olan ve genelde Kürtçe şarkılar söyleyen Cihan Aymaz, tekçi anlayışın ve faşizmin sembolü olmuş bu şarkıyı söylemeyi reddedince, tartışma çıkmış ve katil cebinde önceden hazır ettiği bıçağı çıkarıp Cihan’ın kalbine saplayarak müzisyen Cihan Aymaz’ın yaşamını yitirmesine neden olmuştur. Gencecik hayatlara mal olan iktidarın nefret siyasetinin tezahürü olan bu vahşeti kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın ardından kitle “Faşizme karşı omuz omuza“ , “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla Aymaz’ın katledildiği yere kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş ardından konuşan Aymaz’ın müzisyen arkadaşı Ahmet Bedirhan, Aymaz’ın çok sevdiği “Rındamın” türküsünü seslendirdi.

Öfkeliyiz adalet istiyoruz

Aymaz’ın amcasının oğlu Mehmet Günhan ise “Söylenecek çok şey var ama şunu söylemek istiyorum. Biz emek ve ekmek için metropollere sığınmışız. Ama görüyoruz ki bir bir gençlerimizi kaybediyoruz. Gerek sistem tarafından katlediliyorlar ya da çalışken ölen gençlerimiz var. Öfkeliyiz adalet istiyoruz. Kadıköy gibi bir yerde insanlar kesici bir aletle dolaşıyor ve birini çok rahat öldürülüyor. Burada güvenlik yok mu? Bu sistemin boşluğundan yararlanıp nasıl olsa fazla ceza alamayacağım deyip insan canına kolay kıyabiliyorlar. Halkın kendi adaletini sağlamaması gerekiyor. Biz demokrasiye inanıyoruz ve bu işin peşini bırakmayacağız” diye aktardı.

Kimliği nedeniyle katledildi

Aymaz’ın dayısı İbrahim Rıfatoğlu da, “Bu çocuk burada katledildi. Biz sadece şunu bekliyoruz. Dünyanın en büyük metropollerin birinde, bütün dünyanın güzü önünde bu kaldırımda kesici bir aletle direk öldürmeye teşebbüs edilmiş. Biz aile olarak şöyle düşünüyoruz. Ait olduğu kimlik ve söylediği dilden dolayı bu gencimiz maramiliter güçler tarafından katledilmiştir başka bir izahı yok” dedi. Rıfatoğlu’nun konuşması, polisin “attığınız slogan kanuna aykırıdır” denilerek kesilmek istendi. Kitle, polisin Rıfatoğlu’nun konuşmasının kesilmesine yuhalama ve sloganlarla tepki gösterdi.

‘Bu işin peşini bırakmayacağız’

Dayısı Bayram Günhan ise “Acımız çok büyük. Maalesef bu ülkede tekere teker vuruluyoruz, kimin tarafından, ne için vuruluyoruz ondan da haberimiz yok. Ama Cihan’ın öncünü alacağız biz bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.

Konuşmalardan ardından Aymaz için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Aymaz’ın katledildiği yere karanfil bırakıldı.

İSTANBUL

#Müzisten #Aymaz #ırkçı #saldırıda #katledildiği #yerde #anıldı

Gazeteci Aygül’e ‘Kızılay etleri’ haberi nedeniyle hapis cezası

Gazeteci Sinan Aygül’e 3 yıl önce yaptığı ‘Kızılay etleri AKP’li vekilin otelinde görüntülendi’ haberinden dolayı 6 ay hapis cezası verildi

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül’e 3 yıl önce yaptığı “Kızılay etleri AKP’li vekilin otelinde görüntülendi” haberinden dolayı hapis cezası verildi. Aygül’e tebliğ edilen 20 Nisan tarihli gerekçeli karara göre “İşyeri Dokunulmazlığını İhlal Etme” suçundan 6 ay hapis cezası verildi. Verilen cezanın “Basit Yargılama Usulü”ne tabi olması sebebiyle cezadan 4’te 1 indirim yapılarak 4 ay 15 güne düşürüldü. Verilen cezanın onanması durumunda Aygül, daha önce yaptığı haberlerden aldığı cezalardan dolayı, tekerrürü düzenleyen TCK 58. Madde gereği aldığı cezanın tamamını kapalı cezaevinde geçirecek.

‘Haber yapmak izne tabi değil’

Konuyla ilgili açıklama yapan Aygül, “Haber yapmak izne tabi değil, biz de haber yapmak için izin almıyoruz.” dedi. Aygül “Yaptığım haber bu ülkede gelinen durumu en güzel özetleyen haberlerden biriydi. O dönemde bütün erişim engelleme, tekzip talepleri mahkemeler tarafından reddedilmişti. Habere ve haber içeriğine ilişkin bir itiraz ne şahıslar ne Kızılay nezdinde söz konusu değildi ve içeriğe ilişkin ne Kızılay’ın ne de şahısların doyurucu bir karşı çıkışları olmadı. Çıkıp net bir dille ‘Bu haber doğru değil’ diyemediler onun yerine ‘İşyerimize izinsiz girmiş’ dediler. İşyerine izinsiz girdiğim için hakkımda dava açıldı, ceza aldım. Yine söylüyorum birincisi orası bir otel restoranı, herkese açık bir yer, giriş izne tabi değil. İkincisi ve en önemlisi haber yapmak izne tabi değil. Hele ki böyle bir haber için, haberin öğelerine ulaşmak için izin alınmaz. Orası özel bir alan mı? Eğer özel bir alansa kamusal bir malın usule aykırı şekilde orada ne işi var? Bu soruyu sormak için oraya girdim. Kamunun kendisine ait olan bir mal hakkında haber alma hakkı anayasal ve evrensel bir haktır, ben o hakkı yerine getirdim. Normal şartlarda üstün kamu yararı olan bu durumlarda, bu ve benzeri yasalar basın ve ifade özgürlüğü lehine özgürlükçü yorumlanır.” dedi.

Karara itiraz edilecek

Yasal süreçle ilgili bilgi veren Aygül’ün avukatı Diyar Orak da davanın “Basit Yargılama Usulü”ne göre yapıldığı için dosyanın mahkeme huzurunda tartışılmadığına dikkati çekti. Orak, “Biz yasal süresi içerisinde karara itiraz ederek duruşma açılmasını talep edeceğiz. Duruşmada mahkeme huzurunda fiil, iddia ve delilleri tartışacağız. Kamuoyu tarafından da yakından takip edilen ve haber yapılırken üstün kamu yararının gözetildiği tartışmasız olan bu davada müvekkilim lehine sonuç çıkmasını umuyoruz. Zira aksi yönde bir karar kamu vicdanını rahatsız edeceği gibi itirazen geri döneceği de açıktır” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Bitlis’te gazeteci Sinan Aygül’ün 25 Ağustos 2020’de Bitlis News’te yayımlanan Kızılay etleri AKP’li vekilin otelinde görüntülendi” başlıklı haberinde, Kızılay’ın yoksullara dağıtılmak üzere hazırladığı etlerin Kızılay Tatvan Şube Başkanı Battal Taşar ve abisi AKP Bitlis Milletvekili Cemal Taşar’a ait otelde kullanıldığına dair görüntüler paylaşmış, hakkında dava açılmıştı.

Aygül, haberi yaptığı tarihlerde AKP’li vekil ve kardeşi tarafından yapılan açıklamalarda kendisine hakaret edildiği ve Kızılay Şube Başkanı Battal Taşar’ın görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş ancak hem Aygül’ün talebi hem de Taşar’ın hakaret ve iftira yapıldığına ilişkin şikayeti için kovuşturmaya yer yoktur kararı verilmişti.
Görüntülerin ardından Kızılay’ın başlattığı soruşturma sonucunda Tatvan Şube Başkanı Battal Taşar görevden alınmıştı. Meclis gündemine defalarca kez gelmesine rağmen konuyla ilgili hiç konuşmayan AKP’li vekil Cemal Taşar’ın Ağustos 2020 tarihli şikayet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturmanın üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra soruşturma sonucunda haberi yapan Sinan Aygül hakkında “İşyeri dokunulmazlığını ihlal” suçlamasıyla 12 Ocak 2023 tarihli iddianame hazırlanmıştı.

İddianamede Aygül hakkında sevk maddesine göre 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istenmiş, savcı TCK 53. ve 58. maddelerin uygulanmasını da talep etmişti.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Aygüle #Kızılay #etleri #haberi #nedeniyle #hapis #cezası

Yeşil Sol’a Hatay’da yoğun ilgi

Yeşil Sol Parti’nin Hatay’daki halk buluşmasına konuşan depremzede bir kadın, Erdoğan’ın ‘helallik’ istemesini tepki göstererek, ‘Ölenlerin yakınları olarak hakkımızı helal etmiyoruz’ dedi

Yeşilller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mereş merkezli depremlerde en çok yıkımın yaşandığı Hatay’da seçim çalışmalarını aralıksız bir şekilde kalabalık halk buluşmalarıyla sürdürüyor. İlk olarak Ballıöz Mahallesi’nde yapılan halk buluşmasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Yeşil ve Sol Parti milletvekili adayı Kerem Nalbant ve HDP bileşenleri katıldı.

Ballıöz
Buradaki halk buluşmasında konuşan milletvekili adayı Kerem Nalbant, seçimlerin önemine işaret ederek iktidardan hesap soracaklarını söyledi. Ardından söz alan HDP’li Gülüm ise, kadınlar olarak iktidardan kurtulacaklarını ve 100 milletvekiliyle Yeşil Sol Parti’nin neden meclise girmesi gerektiğinin önemine değindi.

Gümüşgöze

Ardından partililer Gümüşgöze Mahallesi Spor Kompleksi’nde yardım sırası bekleyen yüzlerce kişi ile bir araya geldi. Burada Züleyha Gülüm’e sarılan bir depremzede, “Biz halk olarak arkanızdayız. Biz elimizden geleni yapacağız. Ama siz sandıklara sahip çıkın. İnşallah elektriğimizi yine kesmezler” dedi. Gülüm ise, “Yok öyle birşey. Sahip çıkacağız” dedi.

Depremzede: Gömdüğümüz canlardan helallik istesinler

Yine bir depremzede de Erdoğan’ın “helallik” istemesini tepki göstererek, “Bizim gömdüğümüz canlarımızı mezardan çıkarıp onlardan helallik istesinler. Bizim hellaliğimiz yok onlara. Dayım 40 yaşındaydı. 6 yaşında kızı paramparça çıkarıldı, hani nerede devlet? Gittiler kendi dayılarını Zonguldak’tan özel ekip getirip kendi yakınlarını sağ çıkardılar. Dayım ne yapsın, 6 yaşındaki kız çocuğunun suçu neydi? Sadece ‘oy verin’ diyor. O bu halkı nasıl öldürdüğünü yaşayarak görecek. 14 Mayıs’ta onun öldüğü gün. Biz arkadanızdayız, bunu bilin. İyiki varsınız. Elbette dünya düzelecek” dedi.

‘Yeşil Sol Parti yanımızda’

Konuşmasının ardından iktidara da seslenen depremzede kadın,” Siz değil Yeşil Sol Parti yanımızda, Kılıçdaroğlu yanımızda. Ölenlerin yakınları olarak hakkımızı helal etmiyoruz. Bunuda bilsinler. Yeşil Sol Parti’nin ve CHP iktidarının yanındayız. Bunu da bilsinler. Herkes bunu duysun” diye konuştu.

Uzun bir süre gözyaşlarına hakim olamayan kadınları dinleyen Züleyha Gülüm ise, “Çıkıp diyor ki hellaleşelim, helalleşecek miyiz bununla” diye sorduğu yurttaşlardan, “Hayır” cevabı aldı. Gülüm şöyle devam etti: “Biz bu kadar yakınımızı kaybetmişken o enkazın altında insanlar ‘Yardım edin’ çığlıklarıyla ölmüşken bunun hesabını sormayacak mıyız? Soracağız. Bu iktidarın suçlarından yargılanmasını da sağlayacağız. Öyle koltuklarında rahat oturmalarına izin vermeyeceğiz. Bizi şu sıralara mahkum edenlerden de hesap soracağız. Devlet ne için var? Devlet halk için çalışmaz mı? Hani nerede devlet?”

Gülüm: Sandıkta hesap soracağız ve bunları göndereceğiz

“Bir yurttaşın Arap Alevi olduğumuz için mi bizi görmüyor?” sorusuna da yanıt veren Gülüm, “Arap Alevi olduğumuz içinde, yoksul olduğumuz içinde, insan olduğumzu içinde bizi görmek istemiyorlar. Ama biz kaybettiğimiz insanlar içinde, geleceğimiz içinde bunlardan sandıkta hesap soracağız ve bunları göndereceğiz. Diyeceğizki yok öyle saraylarda oturup konuşmak. Gideceksiniz ama hesap vereceksiniz, yargılanacaksınız. Bizi depremin, enkazın altında bırakmanın hesabını verecekler. Bunun için 14 Mayıs önemli bir tarih. 14 Mayıs’ta bu Cumhurbaşkanından kurtulduğumuz gibi cumhurbaşkanlığı sisteminden de, tek adam rejiminden de, faşizimden de hep beraber kurtulacağız. Biz birlikteysek güçlüyüz. Yanyana gelirsek hepimiz güçüyüz. Herkesi o yüzden oyuna, iradesine, sandıklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Cumhurbaşkanlığı’nda Kılıçdaroğlu’na ama milletvekilliğinde Yeşil Sol Parti’ye oy verelim” diye konuştu.

Partililer yine kentin birçok noktasında temaslarını sürdürüyor.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sola #Hatayda #yoğun #ilgi

Tümen köyünde defnedildi

Nisêbîn’de hayatını kaybeden ve 7 yıl sonra cenazesi ailesine verilen Vakkas Tümen, köyünde defnedildi

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 2015-2016 yılları arasında ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında hayatını kaybeden Vakkas Tümen (Kawa Çekdar) defnedildi. 2016 yılının Mayıs ayında hayatını kaybeden Tümen’in cenazesi 7 yıl sonra bugün ailesine teslim edildi. Amed’te kimsesizler mezarlığında bulunan cenazeyi alan Tümen ailesi, Riha’nın Berecûk (Birecik) ilçesine bağlı kırsal Ayran mahallesine getirdi.

Aile, cenazeyi mahalleye getireceği sırada bütün mahalleyi ablukaya alan Jandarma, köye giriş çıkışlara izin vermedi. Cenaze mahalleye ulaştığı zaman, Jandarma sadece birinci derece yakınların defin işlemlerine katılmasına izin verdi.

Tümen’in cenazesi, dualar eşliğinde ailesi tarafından defnedildi.

HABER MERKEZİ

#Tümen #köyünde #defnedildi

Kılıçdaroğlu’ndan ‘En kısa video’: Bugün dünden daha fakirsen sebebi Erdoğan

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ‘En kısa video’:  Bugün dünden daha fakirsen sebebi Erdoğan. İyi akşamlar

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “En kısa video” notuyla sanal medya hesabından videolu açıklama yayımladı.
Kılıçdaroğlu videoda sadece “Bugün dünden daha fakirsen sebebi Erdoğan. İyi akşamlar” dedi.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlundan #kısa #video #Bugün #dünden #daha #fakirsen #sebebi #Erdoğan

KESK İzmir Kadın Meclisi: Cinsiyetçi iktidara dur demek için sandığa gideceğiz

Seçimlere dair tutumlarını açıklayan KESK İzmir Kadın Meclisi, kazanımların pazarlık konusu yapıldığı belirtilerek, ’14 Mayıs’ta iktidarın tekçi, cinsiyetçi, ırkçı politikalarına dur demek için sandığa gideceğiz’ dedi

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 2 Nolu Şube, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen kamu emekçilerinin işlerine iadesi talebiyle Karşıyaka Çarşıda düzenlediği oturma eylemine 252’nci haftasında devam etti. Bu hafta eyleminde KESK İzmir Kadın Meclisi seçimlere dair tutumunu açıkladı.

Basın metnini Tarım Orkam Sen Kadın Sekreteri Sibel Çelik ve Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi Kadın Sekreteri Sabiha Metin okudu.

Gündemlerinde kadın kazanımlarının pazarlık konusu yapılmasına karşı itirazları ettikleri bir genel seçim olduğu vurgulanan metinde, “AKP/MHP iktidar bloğu, bir avuç sermayedar zenginliğine zenginlik katsın diye, emeği ve doğayı gasp ediyor. Ardı arkası kesilmeyen özelleştirme politikalarıyla, başta eğitim, sağlık ve yerel hizmetler olmak üzere kamusal hizmetlerin tümünü tasfiye etti. Sağlıkta dönüşüm adı altında sürdürülen piyasalaşma gerek sağlık hizmeti verenlerin gerekse sağlık hizmetinden faydalananların içinde bulunduğu kötü koşulları daha da ağırlaştırdı” ifadeleri yer aldı.

Kazanımlar hedefte

AKP-MHP iktidar bloğunun kadın hayatını hiçe saydığı ifade edilen açıklamada, “AKP-MHP iktidarının neo-liberal politikalarıyla gün be gün artan eşitsizliklerle, Türkiye kadın yoksulluğunun en fazla, kadın istihdamının en düşük olduğu ülkelerden biri. Bizleri halihazırda çepeçevre kuşatan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, deprem ve ekonomik krizle birleşince her alanda güvencesizlik daha da derinleşiyor. Kadınların yıllarca mücadele ederek elde ettikleri kazanımları ortadan kaldırmaya yönelik pazarlıklarla oy toplamaya çalışıyor. İktidarın seçim kampanyasında karma eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılması, 6284 sayılı Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un ortadan kaldırılması ve LGBTİ+ derneklerinin yasaklanması da var” denildi.

Cinsiyetçi iktidara dur demek için…

14 Mayıs’ta bu tekçi, cinsiyetçi, ırkçı iktidara dur demek için sandıklarda olacaklarının vurgulandığı açıklamada, “14 Mayıs seçimlerinde kadınların tercihi bellidir. Kadınların emeği, kimliği, bedeni üzerinden söz söyleyenlere dur demek için; Emeğimiz, kimliğimiz, bedenimiz bizimdir demek için; Kadınlar, eşitlik, adalet, laiklik, barış, özgürlük mücadelesini sürdüren politikaların yanında olacaktır” diye belirtildi.

Adaylar söz aldı

Açıklamada konuşan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İzmir Milletvekili Adayı Canan Kebent Özkan, da kendisinin de KHK ile ihraç edildiğini hatırlatarak, “Emekçiler olarak KHK rejimi üzerinden geldik. Yargı ile hesabımız da var. Mücadele ve Dayanışma ile geleceğimize atılan KHK tırpanın üzerinden geldik. Hakkımızı almak için yola çıktık. İstanbul sözleşmesini geri kaldıranlardna çocuk istimarlarından hesap soracağız. 14 mayısta karanlığı yırtıp halaylarımız zılgıtlarımızla geleceğiz” dedi.

Ardından söz alan Yeşil Sol Parti Milletvkili Adayı ve KHK ile ihraç edilen Semra Kıratlı ise şunları söyledi: “7 yıl önce KHK’lılar işlerinden koparıldu. Üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen emekçiler alanlarda mücadelesini veriyor. Direneb tüm arkadaşlarımızı kutluyorum. 14 Mayıs ile birlikte hukuk tanımayan rejim yenilecek. Yeşil Sol Parti çoğulcu bir mücadele ile kadın bakış açısıyla yeni bir Türkiye inşa edecek. Kadınlar yeni Türkiyenin kurucusu olacak. Kadınlar olarak başaracağız.”

HABER MERKEZİ

#KESK #İzmir #Kadın #Meclisi #Cinsiyetçi #iktidara #dur #demek #için #sandığa #gideceğiz

Denizli’de coşkulu halk buluşması: Saray’da korku dağları sarmış

Yeşil Sol Parti’nin Denizli’deki halk buluşmasında konuşan Paylan: Saray’da korku dağları sarmış durumda. 10 gün sonra gidecekler ama daha farkında değiller. Abbas yolcu, güle güle Erdoğan

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek seçimler öncesi Türkiye ve Kurdistan kentlerinde halk buluşmalarını sürdürüyor. Denizli Merkezefendi ilçesinde bulunan Esentepe Newroz Alanı’nda gerçekleştirilen buluşmaya, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın’ın yanı sıra Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Garo Paylan katıldı.

Yeşil Sol Parti bayraklarıyla donatılan alanda toplanan yüzlerce yurttaşın slogan ve halayları, buluşmayı adeta bir miting havasına büründürdü. Koma Baran’ın Kürtçe ezgileriyle başlayan buluşmada, beyaz tülbentli Barış Anneleri de bir an olsun coşkudan uzak kalmadı.

Buluşmada ilk olarak Yeşil Sol Parti Denizli İl eş sözcüleri halkı selamladı. Seçimlere kısa bir süre kaldığını ifade eden eş sözcüler, Denizli’de coşkulu bir seçim atmosferinin yaratıldığına dikkat çekti.

‘Soylu’yu 14 Mayıs’ta tarihin çöplüğüne göndereceğiz’

14 Mayıs’ta tarih yazacağız” vurgusu yapan Yeşil Sol Parti Denizli Milletvekili Adayı ve HDP Agiri Milletvekili Abdullah Koc, Denizli’deki seçim coşkusunun alanlara sığmadığını belirtirken, “21 yıllık AKP-MHP hükümetinin Türkiye‘ye reva gördüğü kapkaranlık bir ortam var. Bunlar insanları açlığa mahkum ettiler. Sesini çıkaran kim varsa operasyonla karşı karşıya kalıyor. Siyasi gözaltı ve tutuklama saldırıları yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sesleniyoruz; Seni de 14 Mayıs’ta tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Bunlar sürekli şiddet, tehdit dili kullanıyor. Siz ne yaparsanız yapın biz size boyun eğmeyiz, eğmeyeceğiz” tepkisini gösterdi. Koç’un konuşması sırasında sık sık, “Yeşil Sol halktır halk burada” sloganları yükseldi.

‘Halk hakkını helal etmeyecek, hesap soracak’

Ardından söz alan TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen, “11 gün sonra bu AKP-MHP faşist iktidarını sandığa gömmeye geliyoruz. 11 gün sonra Kürt, Alevi, kadın, işçi, çocuk, doğa düşmanı bu faşist iktidardan hesap sormaya geliyoruz. Depremden kaybettiklerimizden sorumlu olan bu zulüm iktidarını tarihin çöp tenekesine göndermeye geliyoruz. Birileri zengin olacak diye bizler hergün açlığa sürükleniyoruz. Bizden helallik istiyorlar ama bu halk size hakkını helal etmeyecek ve hesap soracak” diye konuştu

Paylan: Abbas yolcu, güle güle Erdoğan

Sonrasında söz alan HDP Amed Milletvekili Garo Paylan da şunları söyledi: “Müjde olsun Manisa, Bursa, Aydın Ankara’ya vekil gönderiyor. Peki Denizli eksik mi kalacak? Buradan müjde olsun. Eğer 11 gün boyunca gece gündüz çalışırsak sevgili Abdullah Koc’u da Ankara’ya göndereceğiz. Memleketin her yerinde 7 Haziran 2015 sürecindeki rüzgarı geçen bir rüzgar esiyor. Saray’da korku dağları sarmış durumda. 10 gün sonra gidecekler ama daha farkında değiller. Abbas yolcu, güle güle Erdoğan.”

Akın: Az kaldı, bu Saray rejimini gönderiyoruz

Son olarak söz alan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ise tutuklanan gazetecilere değinerek “Son zamanlarda gazeteci arkadaşlarımızı gözaltına aldılar ve tutukladılar. Buradan onlara sesleniyoruz. Az kaldı, bu Saray rejimini gönderiyoruz” diye belirtti. 14 Mayıs’ın dünyanın ve Orta Doğu’nun kaderini değiştirecek nitelikte bir seçim olduğunu vurgulayan Akın, “Biz Türkiye’deki bütün mağdur edilenlerin seçimini yapıyoruz. Yeşil Sol Parti Osmanlı oyunlarını bozmak için bütün muhalefetin ortak adayı oldu. Biz de bu büyük ağacın altında toplanan bütün muhalif güçler olarak Meclis’te sizi temsil etmeye hazırız. Karşımızda devletin bütün olanaklarını ele geçirmiş ceberut bir rejim var. Bu ülkeye 21 Mart baharı nasıl geldiyse 15 Mayıs’ta bunun daha güçlüsünü getireceğiz. Sizlerde bu irade olduğu sürece bizde de bu kararlılık devam edecek. Biz umutluyuz, kararlıyız ve başaracağız. İstanbul’u kaybettirdik, şimdi de Türkiye’yi kaybettireceğiz” diye konuştu.

Halk buluşması, konuşmaların ardından halaylar ile son buldu.

HABER MERKEZİ

#Denizlide #coşkulu #halk #buluşması #Sarayda #korku #dağları #sarmış

Edirne’deki ırkçı saldırıda yaralanan Yeşil Sol Partili tutuklandı

Yeşil Sol Parti’nin Edirne’ki standına gerçekleştirilen ırkçı saldırı sonrası yaralanan ve gözaltına alınan 7 Yeşil Sol Parti’liden 6’sı serbest bırakılırken, bir kişi ‘yaralama’ iddiasıyla tutuklandı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Edirne İl Örgütü’nün dün kentin en işlek caddelerinden biri olan Saraçlar Caddesi üzerinde kurduğu standa kimliği belirsiz bir grup ırkçı saldırıda bulunmuştu. Irkçı saldırıya maruz kalan Yeşil Sol Parti üyesi Eskişehir 2’nci sıra milletvekili adayı Serdal Zımba ile Sara Ay’ın kolu kırılırken bir partili de yaralandı. Saldırı sonrasında polisler, ırkçı grubun peşine düşmek yerine saldırıya uğrayan Yeşil Sol Parti’li 7 kişiyi gözaltına aldı.

Saldırıya uğrayan tutuklandı

Gözaltına alınıp Edirne İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen 7 kişinin bugün emniyetteki işlemleri tamamlandı. Gözaltına alınanlardan 6 kişi emniyet işlemlerinin arından serbest bırakılırken, Yeşil Sol Parti’li Süleyman Hızmalı adındaki yurttaş “yaralama” iddiasıyla adliyeye sevk edildi. Savcılık tarafından ifadesi alınan Hızmalı, aynı gerekçelerle tutuklama talebiyle 2. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Mahkeme, Hızmalı’yı “yaralama” iddiasıyla tutukladı.

HABER MERKEZİ

#Edirnedeki #ırkçı #saldırıda #yaralanan #Yeşil #Sol #Partili #tutuklandı