Ana Sayfa Blog Sayfa 523

Gazeteci Yılmaz’a gözaltında işkence yapılmıştı: Suç duyurusunda bulundu

Ankara merkezli soruşturmada Amed’de gözaltına alındıktan sonra polis tarafından darp ve hakaretlere maruz kalan Sedat Yılmaz’ın avukatı, suç duyurusunda bulundu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı bir soruşturma gerekçe gösterilerek 29 Nisan’da 15 ayrı kentte evlere düzenlenen baskınlarda, Amed’de gözaltına alınan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz ve eşi Selma Yılmaz ile İstanbul’da gözaltına alınan Sedat Yılmaz’ın kardeşi Filiz Yılmaz Ankara’ya getirildi.

Dosyaya getirilen 24 saatlik avukat görüş kısıtlamasının ardından dün avukatlarıyla görüşen gazeteciler Yılmaz ve Müftüoğlu, Ankara’ya otobüsle getirilirken 15 saat boyunca kelepçe ile tutuldukları ve 24 saat boyunca aç bırakıldıklarını söyledi. Gazeteci Yılmaz ise polis tarafından darp edildi, “sohbet” adı altında ajanlık dayatmasına ve hakaretlere maruz kaldı. Yılmaz’ın avukatı Şule Recepoğlu, söz konusu duruma ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Suç duyusu dilekçesinde, Yılmaz’ın somut eylem ve delil yokluğunda gözaltına alındığına, kötü muamele ile ifade vermeye ve itirafçı olmaya zorlandığına dikkat çekilirken, gözaltında tutulma gerekçesi olarak somut bir gerekçenin bulunmadığına, dosyada iddialar dışında somut bir bilginin olmadığına işaret edildi.

Amed’den Ankara’ya sevk edildiği esnada gözaltına alınanların kelepçeli bir şekilde otobüse bindirildiği belirtilen dilekçede, Amed’de otobüse bindirildiği esnada Yılmaz’ın sağında bulunan polis tarafından darp edildiği vurgulandı. Yılmaz’ın bu esnada küfür ve hakarete maruz kaldığı belirtilen dilekçede, Yılmaz’ın kendisine kötü muamele ve bir odaya konularak itirafçılığa zorlayan kolluk görevlilerini teşhis edebileceği belirtilerek, ulusal ve uluslararası mevzuat ve kararlar dikkate alınarak şüphelilerin tespit edilerek cezalandırılması talep edildi.

Kaynak: MA

#Gazeteci #Yılmaza #gözaltında #işkence #yapılmıştı #Suç #duyurusunda #bulundu

Yeşil Sol Parti adayı İpekçi: Tutuklu gazeteciler muhalafetin sesi oldu, sahip çıkılmalı

Kürt basına yönelik başlatılan gözaltı ve tutuklama furyasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti Ankara adayı gazeteci Ercan Sadık İpekçi, özgür basının ‘muhalefetin sesi’ olduğunu belirterek, ‘Muhalefet sahip çıkmalı’ dedi

Gazetecilere yönelik baskılar seçime sayılı günler kala gözaltı ve tutuklamalarla arttı.

8 Haziran 2022’de prodüksiyon şirketleri ve JINNEWS bürolarına yapılan baskınlar sonucunda 16 gazeteci tutuklandı.

25 Ekim 2022’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yine Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS bürolarına yapılan baskınlar sonucunda gözaltına alınan 11 gazeteciden 9’u tutuklandı.

25 Nisan’da ise Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan MA editörü Abdurrahman Gök, JINNEWS muhabiri Beritan Canözer, gazeteciler Mehmet Şah Oruç, Remzi Akkaya, Mikail Barut, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.

Son olarak 29 Nisan’da Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ve MA editörü Sedat Yılmaz gözaltına alındı.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Ankara milletvekili adayı gazeteci Ercan Sadık İpekçi, gazetecilere dönük artan baskılara tepki gösterdi.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Yüsra Batıhan‘a konuşan İpekçi, Amed ve Ankara’da tutuklanan gazetecilerin iddianamelerinin aylar sonra çıktığını anımsatarak, “Ankara’daki arkadaşların duruşmaları seçim sonrasına verildi. Diyarbakır’daki arkadaşlar için de Temmuz’da gün verildi. Seçimlerden sonra arkadaşlarımızın hepsi özgürleşecek. Bu mücadele, onların özgürleşmesi için verilen bir mücadele. Bütün siyasi tutsaklar özgürleşecek” dedi.

‘Muhalefetin sesini duyuruyorlar’

Bir dönem Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) başkanlığını yapan İpekçi, şöyle konuştu: “Muhalefet, muhalif partiler, Kürt hareketi, Yeşil Sol Parti faaliyetleri ne yazık ki yaygın medya tarafından haberleştirilemiyor. Bu seçimlerin eşit şartlarda yürütülmediğinin de göstergesi. Muhalefetin sesini duyuranlar bu gazeteci arkadaşlarımızdır. Halkın haber alma hakkını, gazetecilik sorumluluklarını yerine getiriyorlar. Kürt gazeteci meslektaşlarımız bütün Türkiye’nin gazetecileri için mücadele veriyor. Bunun kıymetinin bilinmesi lazım. Sadece Kürtlerin değil, bütün Türkiye halklarının, gazeteci arkadaşlarımızın verdiği mücadelenin değerini bilmesi lazım.

Bu operasyonlar meşruymuş görüntüsü yaratılmaya çalışılıyor. Bütün muhalefetin sahip çıkması gerekiyor. Seçmenlerin, bütün halkların sahip çıkması gerekiyor. Mesele iktidar, muhalefet meselesinin ötesinde. Bu operasyonda alınan avukat arkadaşlarımız da var. Şimdi konuşmanın zamanı. Bunu şimdi yapmazsak seçimlerden sonra geç olabilir.”

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #adayı #İpekçi #Tutuklu #gazeteciler #muhalafetin #sesi #oldu #sahip #çıkılmalı

Tekirdağ mitingine çağrı: Gelin yeni bir başlangıç yapalım

Seçime iki hafta kala miting yapılacak merkezlerden biri olan Tekirdağ için katılım çağrısı yapan seçim Koordinasyonu üyesi Kenan Yıldız, ‘Gelin hep birlikte yeni bir başlangıç yapalım ve Tekirdağ bir örnek oluştursun’ dedi

Seçim çalışmalarını hızlandıran Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), birçok kentte gerçekleştirdiği mitinglerle seçmenle buluşuyor. Son iki hafta kalan miting yapılacak kentlerden biri de Tekirdağ.

Çorlu’da yapılacak

7 Mayıs Pazar günü saat 17.00’de Çorlu Heykel Meydanı’nda gerçekleştirilecek mitinge, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıları, İstanbul Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder ve Tekirdağ milletvekili adayları katılacak.

Mitinge katılım çağrısı yapan seçim Koordinasyonu üyesi Kenan Yıldız, “İktidarı tarihin çöplüğüne göndermek için güçlü bir ses vereceğiz ”dedi.

Rüzgar Trakya’dan esiyor

Kurdistan’daki seferberlik atmosferinin Türkiye’nin de birçok kentine yayılmış olduğunu belirten Yıldız, “Bir rüzgar esiyor. Demokrasi, özgürlük ve halkların meşru taleplerinin etkisiyle esen bu rüzgar aynı biçimde Trakya’da da esiyor” dedi.

Güçlü ses olacağız

Yıldız, “Gelin hep birlikte yeni bir başlangıç yapalım ve Tekirdağ bir örnek oluştursun. En az 20-30 bin kişinin katılımıyla bir miting gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. 2015 yılında 15 bin kişiden fazla bir katılımla miting gerçekleştirmiştik. Fakat artık biliyoruz ki bu sayı Tekirdağ için yeterli değil. ‘Bu kez 30 bin kişilik bir katılımla bir arada olacağız’ diyoruz. Buradan bir mesaj, bir görüntü vereceğiz. Tek adam rejimine ve toplumu tek tipleştirmek isteyen anlayışa ‘dur’ deyip, onu tarihin çöplüğüne göndermek için güçlü bir ses vereceğiz” dedi.

TEKİRDAĞ

#Tekirdağ #mitingine #çağrı #Gelin #yeni #bir #başlangıç #yapalım

Şirnex’te 14 bölgege yasak ilanı

Şirnex’te 14 bölge, güvenlik gerekçesiyle ‘geçici özel güvenlik bölgesi’ ilan edildi

Şirnex ve Cizîr, Silopiya, Elkê ve Qilêban ilçelerinin sınırları arasında bulunan 14 bölge, “güvenlik” gerekçesiyle 1 Mayıs’tan 15 Mayıs’a kadar 15 gün süreyle “geçici özel güvenlik bölgesi” ilan edildi.

Şırnak Valiliği’nden konuyu ilişkin yapılan açıklamada, “Şırnak merkez ile Cizre, Silopi, Güçlükonak, Uludere ve Beytüşşebap ilçeleri sınırında yer alan Cudi Dağı Bölgesi, Bestler Dereler Bölgesi, Kurt Dağı Bölgesi, Kureşin Bölgesi, Karaçalı T. Bölgesi, Kel Mehmet D. Bölgesi, Serin V. Bölgesi, 2088 Rk T. Bölgesi, Küçük Su Y. Bölgesi, Gabar Dağı Bölgesi, Altın Dağ Bölgesi, İncebel Dağ Bölgesi, Oymakaya Bölgesi, Tanin Tanin Bölgesi, 1-15 Mayıs tarihleri arasında 15 günlüğüne geçici özel güvenlik bölgesi ilan edilmiştir” denildi.

ŞIRNEX

#Şirnexte #bölgege #yasak #ilanı

Eğilmez başımız, yenilmez yüreğimiz!

Apo’nun söylediği o faşizmin defolup gitmesine sadece iki hafta kaldı. Bu faşizm gidecek bizler de tutuklanan bütün arkadaşlarımızı o dört duvarın arasından alacağız. Ben Beritan’la yeniden habere gideceğim, Apo motoruna binip çok sevdiği doğayı yeniden çekecek

Medine Mamedoğlu

Tarihlerden 16 Haziran 2022 saat sabahın dördü. 7’den 70’e onlarca insan Amed Adliyesi önünde bir gün boyunca bekledik. Sabah saatlerinde diğer günün dördüne kadar bir hafta boyunca gözaltında tutulan 22 arkadaşımızı bekledik. O gün 16 gazeteci arkadaşımız güneş doğmadan tutuklanıp cezaevine gönderildi. “Örgüte üye olmak” suçuyla tutuklanan arkadaşlarımızın evlerinden, bürolarından alınan kamera ve teknik ekipmanlar ise delil diye basına servis edildi. Geçen sene tutuklanan arkadaşlarımızın iddianamesi 10 ay sonra hazırlanırken ilk duruşma ise 11 Temmuz günü görülecek. Seçim yoğunluğu içerisinde bizler arkadaşlarımızın duruşma gününü beklerken tıpkı 8 Haziran’da olduğu gibi bizler gözlerimizi yeniden baskın ve gözaltılarla açtık.

Hani coğrafya kimine göre kin, öfke, hakikat düşmanlığı değil de kader ya, ha işte biz de o kaderi bir yıl içinde üç defa yaşadık. Ape Musa’nın izinde yürüyerek yıllardır hakikat mücadelesi veren ve “Gerçekler karanlıkta kalmaz” diyerek alanda olan özgür basın emekçileri bir yıl içerisinde üç ayrı operasyonla karşı karşıya kaldı. İkisi Amed biri Ankara’da yaşanan bu operasyonlarda 29 gazeteci tutuklandı. Bir yılda 29 arkadaşımız tutuklandı.

Ülkede her kaos süreci ve kritik eşikte Kürt gazetecilerini hedef alan bu zihniyet en son iki gün önce dört arkadaşımızı tutsak etti. Bizler 16 Haziran günü yaşadığımız günün aynısını iki gün önce adliye önünde yeniden yaşadık. Sabahın erken saatlerinde bütün annelerin ve halkın toplandığı adliye önü iki gün boyunca boşalmadı. Sabahın erken saatlerinde başlayan ifadeler gece geç saatlere kadar sürdü. Ağacından, kaldırım taşına artık her karışını ezberlediğimiz o adliye önünde herkesin gözü iki gün boyunca kapıya baktı. Bıkmadan yorulmadan iki gün boyunca sevdiklerinden, dostlarından iyi bir haber almayı bekleyen anneler adliye önüne her gelişlerinde zılgıt çekip zafer işareti yaptı.

“Alışkınız biz” sözünü sık sık söyleyen anneler adliye önündekilere moral aşılarken yeniden “Coğrafya kaderdir” sözü aklıma geliyor, bu coğrafyanın kaderi hep aynı insanlara mı vurur? Bunları düşünürken bizle beraber eşini bekleyen Dayıka Meryem adliyeden çıkan avukatının yanına geçti. Tutuklama haberini aldıktan sonra bekleyen herkesin düşüncelerine tercüman olan Dayıka Meryem, “Yeter artık nedir bu çektirdikleri, bizden ne istiyorlar? Bunlara rağmen bu seçimde de onlara oy veren insan değildir. Çocuklarımız onlar yüzünden dağlarda. İnsanların evlerini barklarını dağıttılar. Yeter artık!” sözlerini kullandı. Dedim ya annelerimiz alışkın! Üzülmeden direk öfkesini dik duruşunu ortaya koydu. Bu konuşmanın hemen ardından oğlu Agit Aksoy’un cenazesini kargoyla bir kutuda alan Halise Aksoy da tutuklandı. Tutuklanırken “Bijî Kurd û Kürdistan”  sloganı atan Halise anne yanı başında ki kızı Mizgin Karataş’ın da alnından öperek, “Bunlara boyun eğmeyin” diyerek cezaevine gitti. Boyun eğmeyen Mizgin Karataş’da annesinin ardından tutuklandı.

Bekleyişin ardından içeriden başka haber geldi; “Gazeteci Beritan Canözer tutuklandı.”Özgür basının heyecanlı gazetecisi canım yoldaşım Beritan Canözer tutuklandı. Mesleğe başladığı ilk günden bu yana birçok kez gözaltına alınan Beritan tutuklandı. Daha geçen sene aynı adliye önünde tutuklanan 16 gazeteci arkadaşımız için Beritan ile adliye önünde saatlerce beklemiştik. Beritan’ın hemen ardından Abdurrrahman Gök, Mehmet Şah Oruç ve Remzi Akkaya’da tutuklandı. Haberleri aldıkça sırtımızda ki yükün ağırlaştığını hissediyorduk ki Apo’nun tutuklandıktan sonra söylediği sözleri duyduk; “Faşizm yenilecek, hiç merak etmeyin. Bu faşistler defolup gidecek. Kahrolsun faşizm yaşasın özgür basın.”

Apo’nun söylediği o faşizmin defolup gitmesine sadece iki hafta kaldı. Bu faşizm gidecek bizler de tutuklanan bütün arkadaşlarımızı o dört duvarın arasından alacağız. Ben Beritan’la yeniden habere gideceğim, Apo motoruna binip çok sevdiği doğayı yeniden çekecek. Halise annenin sözleri yolumuza ışık olacak ve bizler, ‘bunlara’ boyun eğmeyeceğiz. Bu umut ve inatla sürekli tekerrür ettirilen o tarihi de kader denilen bu tiyatroyu da değiştireceğiz. Beritanla, Apoyla, Mazlumla ve Direnle yapacağız. Tutsak etmek istediğiniz arkadaşlarımızın o güzel gülüşleri ile yapacağız. Apo’nun da dediği gibi, “Kahrolsun faşizm yaşasın özgür basın.”

#Eğilmez #başımız #yenilmez #yüreğimiz

‘Deprem değil katliam’ diyerek suç duyurusunda bulundu

Semsûr’da depremde hayatını kaybeden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Semsûr Şubesi Başkanı Zülfikar Yılmaz’ın avukatı Yusuf Özperçin, ihmallerde sorumluluğu olanlar hakkında suç duyurusunda bulunurken, davanın katliam davası olmasını talep edeceklerini belirtti

Mereş ( Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremde yerle bir olan kentlerden Semsûr’da (Adıyaman) resmi rakamlara göre 11 bin kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı. Depremde enkaz altında kalan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Semsûr Şubesi Başkanı Zülfikar Yılmaz ve ailesinden 6 kişi enkaz altında kalarak hayatını kaybetti.

Sorumlular hakkında suç duyurusu

Yılmaz ailesi avukatı Yusuf Özperçin, geç müdahale eden devletin sorumluluğu nedeniyle felaketin toplu katliam davasına dönüşmesi için Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Ses geldiğine dair görüntüler var

Özperçin, deprem sonrası müdahalenin yapılmadığını, 4 gün sonra Yılmaz ve ailesinin bulunduğu enkazdan sesler geldiğine dair görüntülerin olduğunu aktardı. Enkaza dönen binanın yapı kullanım ruhsatında eksikliklerin belediye kayıtlarında olduğuna işaret eden Özperçin, “Zülfükar Yılmaz, annesi, eniştesi, ablası ve üç yeğeniyle beraber yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren 7 kişilik aile üzerinden bu süreci başlattık. Zülfikar Yılmaz’ı 4’üncü günün sonunda, diğer aile bireylerini de 7’nci gün enkazdan çıkarabildik. Hem enkazın genel durumu hem kolon ve yapım hatası noktasında elimizde veriler var. Bu emsal üzerinden Semsûr’daki depremin toplu katliamlar davasına dönüşmesi için suç duyurusunda bulunduk” dedi.

İhmaller var

Suç duyurusunun davaya dönüşmesiyle delillerin toplanması ve sorumluların tespiti sürecin devam edeceğini belirten Özperçin, “İlk aşaması faillerin cezalandırılması, sonrasında maddi ve manevi haklar ve idari davalar temellinde ilerleyecek. Daha da derinlemesine bir süreç işlediğinde ise bu şehrin yeniden inşası noktasında bir sürece evrilebilir. Ciddi toplumsal bir mücadele verildiği takdirde, bu şehrin yeniden inşası noktasında hukuki tıkanıklığın aşılacağı ve halkın toplu taleplerinin karşılanacağını düşünüyoruz” diye belirtti.

Devletin sorumluluğu var

Deprem sonrası ciddi hak ihlallerin yaşandığını ifade eden Özperçin, “Ulaştığımız birçok depremzede, enkazlardan seslerin geldiği ve yardımın geç ulaşmasından dolayı insanların açlıktan ve donarak yaşamlarını yitirdiklerini söylediler. Bu değerlendirmeler sonucunda yaşanan ölümlerin devletin sorumluluğu dahilinde gerçekleştiği, geç müdahalenin bir katliam boyutuna vardığı sonucuna ulaştık ve sorumluların da bu boyutta yargılanması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Özperçin, depremde yakınlarını kaybedenler ile baro, dernek ve sivil toplum örgütlerinin davaya müdahil olması çağrısı yaptı.

Haber: Mahmut Altıntaş / MA

#Deprem #değil #katliam #diyerek #suç #duyurusunda #bulundu

Yeşil Sol Parti Denizli’de mitinge hazırlanıyor: Yetti gari

AKP’nin 20 yıllık iktidarında halkın adalete muhtaç hale getirildiğini belirten Yeşil Sol Partililer, ‘Yetti gari’ diyerek, Denizli halkını 3 Mayıs’ta gerçekleştirilecek mitinge davet etti

Meydan meydan seçim maratonunu sürdüren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 29 Nisan’da Aydın ve Muğla’dan coşkulu mitinglerle başlattığı Ege turuna devam ediyor. Yeşil Sol Parti, seçim maratonu kapsamında 3 Mayıs’ta Denizli Merkezefendi’de bulunan Esentepe Newroz alanında büyük miting düzenleyecek.

Mitinge, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Cavit Uğur katılacak.

Yeşil Sol Parti Denizli İl Örgütü yöneticilerinden Senay Erol Eker, Denizli halkını savaşa karşı 3 Mayıs’ta gerçekleştirilecek mitinge davet ederek, “Savaş önce kadınları vurur. Bunun için 3 Mayıs’ta yapılacak mitingde birlikte olalım. Bu birlikteliği kadınlar ve gençlerle kurmalıyız. Kadın haklarının yok sayıldığını, savaşın en büyük zararını kadınların yaşadığını hatırlayalım. Ekonomik krizin ülkemizde kimleri vurduğunu, sözleşmeleri kimin kaldırıldığını hatırlayalım” dedi.

‘Özgürlük ve eşitlik için’

Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Denizli il yöneticisi Dilan İpek de AKP’nin 20 yıllık iktidarının haksızlık, hukuksuzluk ve yolsuzlukla geçtiğini, halkın adalete muhtaç hale getirildiğini ifade ederek, “Geleceksizliğe mahkum ettiler, şiddet kıskacına aldılar. Ancak haklarına sahip çıkan kadınlar, geleceği için mücadele eden gençler olarak buradayız ve hiçbir yere gitmiyoruz. Geleceğimizi kazanmak için mücadelemizi yükseltiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni fesih edenlerden, 6284 Sayılı Kanuna saldırmaya devam edenlerden, LGBTİ+ derneklerini kapatacağını söyleyenlerden hesap sormak için 14 Mayıs’ta sandıklarda olacağız. Halkımızı 3 Mayıs’ta yapacağımız mitinge bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Ezilenlerin Partisi (ESP) üyesi Tuğçe Ceylan ise kent halkını mitinge davet ederek, şunları söyledi: “Bu seçimde tek adam zihniyetinin 20 yıl boyunca halklara, yoksullara yaşattıklarının hesabını sormak için sefalet düzeninden kurtulmak için 14 Mayıs’ta seçime gideceğiz. Seçimden önce ‘yetti gari’ demek için tüm halkımızı mitinge bekliyoruz.”

Mitinge çağrı yapan Yeşil Sol Parti Denizli Milletvekili adayı Mahide Öztürk, “Demokratik bir Türkiye için, kadın hakları, eşitlik, özgürlük için bütün halklarımızı mitingimize davet ediyoruz” vurgusu yaparken, bir diğer aday Murat Engiz de, “Demokrasiden kardeşlikten ve dostluktan yana olmak isteyen herkesi mitingimize davet ediyoruz. Direne direne kazanacağız, özgür bir ülkeyi hep birlikte kuracağız” şeklinde konuştu.

Yeşil Sol Parti Denizli Milletvekili adayı Songül Akkoyun ise şu çağrıda bulundu: “Eşitlik, özgürlük, zafer ve 14 Mayıs’ta başarı kazanmak için tüm halkları 3 Mayıs’ta yapacağımız mitinge çağırıyoruz.”

Kaynak: MA

#Yeşil #Sol #Parti #Denizlide #mitinge #hazırlanıyor #Yetti #gari

Sahada iki siyasi kurum var: birisi Yeşil Sol Parti diğeri Emniyet Teşkilatı!

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder ile seçimi konuştuk: Şu anda seçim çalışması yapan iki tane kurum var; birisi Yeşil Sol Parti, diğeri Emniyet Teşkilatı! Onun dışında çalışan siyasi kurum yok. “Siyasi kurum” değerlendirmesini özellikle yapıyorum: Türk Emniyet Teşkilatı artık bir siyasal parti olarak bu seçimlerde rol üstlenmiş durumda

Nezahat Doğan

Özgürlüklerin, adaletin olmadığı, düşüncenin suç sayıldığı bir baskı rejimini sona erdirebilecek bir seçime yaklaşıyoruz. Toplumsal muhalefet daha da güçlenip, demokrasi ve barış talepleri yükselirken, kaybedeceğini gören iktidar, elindeki tüm baskı ve şiddet mekanizmalarını devreye sokarak, bu gücü baskılamaya çalışıyor. İktidar bir yandan gazetecilerin, avukatların, siyasetçilerin, sanatçıların tutuklandığı operasyonlarla korku ve baskı iklimi yaratmaya çalışırken, diğer taraftan Goebbels taktiği ile toplumsal muhalefeti söndürmeyi amaçlıyor. İktidar ve iktidarı oluşturan dar çevre, kaybetme korkusuyla “bir ata krallığım!” noktasına yaklaşan tragedyasında her şeyi deniyor.

Öte taraftan Yeşil Sol Parti’nin, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak cumhurbaşkanlığı seçiminde “Kürt sorununun çözüm yeri meclistir,” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini açıklaması değişimin, hukukun, özgürlüğün ve barışın yolunda çok değerli ve önemli bir adım olarak belirginleşiyor. Yeşil Sol İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder ile seçimi, izlenimlerini ve öngörülerini konuştuk.

  • Kandıra Cezaevi’nden çıktığınız gün; “Ne zaman ülke topyekûn demokratikleşme, barış yolunda adım atarsa sevincimizi o zaman yaşayabiliriz” demiştiniz… O günden bugüne yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

O günden bugüne bu sevincini yaşatacak yürek ferahlatan bir netice elde edemedik. Ama yürek ferahlatan bir çabanın başlangıcındayız. O da; ilk defa Kürt’ü kriminalize etme, topyekûn ve kategorik olarak Kürtlüğü karşısına alma çabaları ve kurnazlığı eskisi kadar sonuç vermiyor. Bu önemli bir gelişme. Bunda hepimizin; gerek demokratik Kürt siyasal çizgisinin, gerek onun dostlarının, HDP faaliyetlerinin, ittifakların -uğruna ödenen büyük bedeller pahasına- büyük emeği ve katkısı var. Bütün bu baskı ve zulme karşı ne HDP’ye ne onun dostlarına diz çöktüremediler. O gün geldi çattı; bunları demokratik yol ve yöntemle sandığa gömmenin arifesindeyiz. Diğer taraftan muhalefet tüm farklılıklarına rağmen bir araya geldi. Bunu da kıymetli buluyorum. Yer yer idrak dışı yaralayıcı değerlendirmeler gelse de bir arada olmaları bile başlı başına bir kıymettir diye düşünüyorum. Bütün bu gelişmelerin ışığında bizim bu yapıdan talebimiz sadece demokratikleşme ve özgürlükler olarak ortaya çıktı. Bu da geniş halk kitleleri nezdinde çok yüksek kıymetlendirildi. Bütün bunlar umut verici çabalar.

  • Neden ülkede esas mesele Kürt meselesi?

Çünkü her şey buradan neşet veriyor. Benim hep söyleye geldiğim ve söylemekten usandığım bir değerlendirmem var: Bu topraklar düşman icat etmeden bu ülkeyi yönetebilme becerisine hiçbir zaman sahip olamamış. Çarpık bir uluslaşma, olayın demokrasi boyutunu ıskalayan, daha sonra da dert etmeyen bir cumhuriyet anlayışı, giderek tekleşen tek ulusa indirgenen bir yapı ve bunu yapabilmek için de bu toprakları oluşturan diğer halkların tamamen düşmanlaştırılması… Durum böyle olunca da Kürt meselesi başat ve “kullanışlı” bir malzeme olarak onların repertuarındaki en kıymetli plağa dönüştü.

  • Süregelen Kürt düşmanlığı politikasının devlet sisteminin bir şekilde kendini inşa etme biçimi olduğunu söylüyorsunuz. İkinci yüzyılda bir değişim dönüşüm gösterebilecek mi? Bir devlet partisi olan CHP’nin sorun Meclis’te çözülmeli demesini nereye oturtuyorsunuz?

CHP tarafından çözülecek bir şey yok. Bu ülkede asıl olan, düşmanlık dilinin bırakılıp başta ifade özgürlüğü olmak üzere, özgürlüklerin evrensel bir tabana oturması. Bu olduğu zaman Meclis dâhil bütün platformlarda Kürt meselesi özgürce tartışılabilir duruma gelecek. Kürt meselesinin çözümü birilerinin bir şey bağışlamasıyla olacak bir şey değildir. Önce tartışılacaktır. Bugün herhangi bir zeminde tartışmaya kalksanız, Kürt meselesiyle ilgili sorulan herhangi bir sorunun daima birden fazla cevabı varken, devletin resmi görüşü dışındaki cevaplardan birini verdiğinizde kendinizi yıllarca hapiste bulma tehdidiyle karşı karşıya bulursunuz.

CHP tarafından çözülecek bir şey yok. Bu ülkede asıl olan düşmanlık dilinin bırakılıp başta ifade özgürlüğü olmak üzere özgürlüklerin evrensel bir tabana oturması önemli. Bu olduğu zaman Meclis dâhil bütün platformlarda Kürt meselesini özgürce tartışılabilir duruma gelecek

  • Çözüm süreci döneminde İmralı ile yapılan görüşmelerde üçüncü bir gözlem heyeti olmasının altı önemle çizildi. Hatta PKK Lideri Abdullah Öcalan, bütün bu yapılan görüşmelerin gayri resmi olduğunu söylemiş ve “eğer üçüncü gözlem heyeti devreye girmezse yarın hepiniz cezaevine gireceksiniz,” demişti. O gün bu söylenmişti.

O gün bugün işte! İmralı’daki üçüncü göz meselesi devletin 40 yıllık yaklaşımına da bir eleştiriydi. Çünkü devlet sütre gerisinde her şeyi konuşuyor, fakat kayda geçmediği için yarın öbür gün süreç tıkandığında elini yıkayıp kenara çekilebiliyor. Bunun önüne geçmenin tek yolu, sürecin şeffaf, kayıt altına alınmış tarafları ve müşahidi olan bir şekilde yürümesi. Bu aynı zamanda “hassasiyeti” olan kesimlerin “ülke bölünüyor mu, ülke parçalanıyor mu?” duygusunu da izole etmenin en etkili yol ve yöntemlerinden birisi diye düşünüyorum.

  • Görüşmeler kayıt altına alınmalı dediniz. Geçtiğimiz günlerde iktidarın İmralı ile görüştüğü ancak istediğini alamadığı yönünde haberler oldu. Bu süreçleri iyi bilen birisi olduğunuz için soruyorum; İmralı’da bu eksende görüşmeler gerçekleştirilmiş midir?

İmralı ile görüşmeler hiç bitmez. Yani bu devletin rutin işleri arasındadır. Kimi zaman yoğunlaşır, kimi zaman seyrekleşir ama hiç bitmez. Bunun böyle olduğunu bilecek kadar sürecin içinde yer aldık. Fakat Sayın Öcalan’ın defaatle belirttiği bir husus vardı, “eğer bir çerçeve dâhilinde benimle görüşülmüyorsa bunlar sohbetten öte şeyler değildir, bir bağlayıcılığı yoktur” şeklinde. Resmi ve gündemli bir görüşme değilse, bunların bağlayıcılığı yoktur şeklinde bir yaklaşımı vardı. O anlamda bu iddiaları ciddi ve önemli iddialar olarak görüyorum…

  • İbrahim Kalın öyle bir görüşme yok dedi.

HDP Eski eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Amed Dicle’yi eklediği Twit paylaşımında “Erdoğan İmralı’ya heyet gönderip ne istemiş olabilir sizce?” açıklamasını ve zamanlamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Selahattin Başkan sürecin en önemli aktörlerinden birisiydi. Sürecin içindeydi ve her şey hafızasında… Dışarıda olsaydı da muhtemelen benim şu sarf ettiğim bilgilerle konuşuyor olurdu. Bu değerlendirmeleri yapmak için birinden bilgi almaya gerek yok, devletin işleyiş sistemini bu anlamda gözlemlemiş olmak yeterli. Onun yaklaşımını da doğru buluyorum. Çok isabetli ve yerinde olarak görüyorum.

  • En son yapılan operasyonlarda birçok gazeteci, siyasetçi, avukat ve sanatçıların gözaltına alınıp tutuklanması var. Bu baskıların daha da artacağı ve yoğunlaşacağını düşünüyor musunuz?

Herkes Selahattin Başkan’ın ‘seni başkan yaptırmayacağız’ cümlesine takılıyor. Oysa onun hemen öncesindeki cümleye bakıldığında, ‘mademki masayı devirdin, mademki başkanlık sistemini hegemonik alan yaratmak için kullanıyorsun, biz de seni başkan yaptırmayacağız’ ifadesi görülür

Bu yeni değil, ne zaman BDP, HDP, Yeşil Sol, yani bu çizgi demokratik bir hamle içerisine girse, genişleme ve yükselme trendi yakalasa tanık da bol, sanık da bol! Kaderci değiliz ama bu bizim siyasi kaderimiz. Bir süre sonra kimse bunları yemiyor, bayatlamış bir yemek haline dönüyor! Bu eylemin yöneldiği kesimlere baktığınızda “neyi doğru” yaptığımızda da çok açık ortaya çıkıyor. Basına yöneliyorlar; halkın haber alma ve bilgilenme hakkını gasp etmek için. Bundan, bin bir güçlük ve tehditle görev yapan basındaki arkadaşlarımızın işlerini çok iyi yaptıkları ortaya çıkıyor. Sanatçılara yöneliyorlar, çünkü mücadeleyi ve haksızlıkları görünür kılmakta sanattan daha yetkin bir yol ve yöntem bulunamamıştır. O yüzden sanatçılara yöneliyorlar. Hukukçularımız ve avukatlara yöneliyorlar; gözaltı ve mahkeme koşullarında bu ihlalleri boşa çıkaran, görünür kılan en önemli yoldaşlarımız oldukları için. Bunlar bugünle sınırlı değil, her zaman böyle oldu ve eğer biz bunları bu sandığa gömemezsek gelecekte de de böyle olmaya devam edecek, daha da genişleyerek. O yüzden bu seçimler tarihsel önemde.

  • Yeşil Sol Parti’nin seçim bürolarının açılışı bir miting havasında geçiyor ancak genelde neden tam bir seçim havası hissedemiyoruz? İktidar kanadı da sessiz. Yeni operasyonlar olabilir mi?

Lider mitingleri partilerin il, ilçe örgütleri ve genel merkezlerinin çok abandığı etkinliklerdir. Lider mitinglerinin dışına çıkarırsanız seçim çalışması yapan iki tane kurum var Türkiye’de; birisi Yeşil Sol Parti, diğer Emniyet Teşkilatı! Onun dışında çalışan siyasi kurum yok. “Siyasi kurum” değerlendirmesini özellikle yapıyorum: Türk Emniyet Teşkilatı artık bir siyasal parti olarak bu seçimlerde rol ve işlev üstlenmiş durumda… Diğer taraftan sahadayız, görüyoruz, bizim büro açılışlarımız bir mitinge dönüşüyor. İrili ufaklı, çapı küçük ya da büyük hiç önemli değil ama hepsinde coşku son derece sahici ve yüksek. Ayırt edici olan budur. Böyle olunca da diğer kurum sinirleniyor, haliyle onlar da sahici tepkiler gösteriyorlar! Hele bakalım, orayı da demokratikleştireceğiz. (gülerek)

  • Özellikle batı kesimlerinde seçmenin “yeter ki bu iktidar gitsin” algısı var. Özellikle İstanbul 3. Bölgede CHP, TİP ve Yeşil Sol Parti’nin adayları bulunuyor. Burada Yeşil Sol Parti’nin önemi nedir?

Seçmenlerimiz, demokratik duyarlılığı olan bütün yurttaşlarımız, bu hükümetin gitmesini isteyen herkes kendi seçim bölgesi özelinde bir hesap uzmanı titizliğiyle değerlendirme yapmak zorunda.

  • Bu seferki hesap karışık mı?

Hesap karışık değil. İttifak dâhilinde hangisi kazanmaya yakınsa gücümüzü orada birleştirmek zorundayız.

  • Peki, buna nasıl karar verilecek?

Bunun elimizde şaşmaz bir ölçüsü var. Biz orada aday çıkarmışsak, bu hesabı önceden yapmışız demektir ve adayımız güçlüdür, kazanmaya yakındır, ya da kazanacaktır. Onun için bütün gücümüzü Yeşil Sol Parti’ye odaklamalıyız. Çünkü biz bu hesabı TİP’li yoldaşlarımızla seçim aday listelerinden sonraya bırakmadık. Onların bize bıraktığı alan, bizim onlara bıraktığımız alan kesinleşti ve bitti. Biz çok uzun tecrübeden; hem tarihsel, hem de yaşamsal bir tecrübeden geliyoruz. Biz Diyarbakır’da seçmeni altı milletvekili adayına sokak sokak paylaştırmış bir geleneğiz ve hiçbiri beş yüz oydan fazla ya da eksik alıp kaybetmedi. Böyle bir disiplinden ve tarihsel tecrübenden bahsediyoruz. Biz İstanbul’da, İstanbul’u üç bölgeye bölüp, üç bağımsız vekil çıkaran bir gelenekten geliyoruz. Üçüncü bölgede vaktinde Levent Tüzel vekilimiz onun yanına il başkanımızı Abdullah Avcı’yı koymayı düşünmüştük rahat rahat çıkıyordu. Fakat bir risk görünce adaylıktan feragat etti Abdullah Avcı. TİP’li yoldaşlarımızda bizim bu tecrübemize güvenmelidir. Biz bir yerde aday göstermişsek biz kazanacağımızdan eminizdir. Bu bir temenniden daha fazladır!

  • TİP sahada seçmenle temas ederken “ha Yeşil Sol’a vermişsiniz, ha TİP’e” diyor bu bir handikap değil mi?

Bu bir handikap ve bunu siyasi heyecana bağlamak da mümkün. Yer yer amacını aşan söylemlere de savrulma durumu olabiliyor ama buradan bir polemik havası çıkarmanın artık sadece zararı var. Biz Yeşil Sol Parti olarak bu kardeşlik dilini ve hukukunu asla bozmadan kendi gücümüze, kendi adaylarımıza, kendi örgütlülüğümüze yöneleceğiz. Tarihsel bir tecrübe dediğim budur. Bütün enerjimizi bir vekil daha fazla çıkarmaya sarf etmeliyiz.

#Sahada #iki #siyasi #kurum #var #birisi #Yeşil #Sol #Parti #diğeri #Emniyet #Teşkilatı

Xerpêt’te tarihi Yeşil Sol yazacak

Uzun yıllardır sağ siyasetin tercih edildiği Xerpêt’te ibre soldan yana. Halkın büyük ilgi gösterdiği Yeşil Sol Parti, kentte vekil çıkararak bir tarih yazmak istiyor

Selman Çiçek

Dersim’in eşsiz güzelliğini bırakarak yönümüzü Xerpêt’e (Elazığ) veriyoruz. Dersim dağları ve Munzur suyunun eşsiz manzarası eşliğinde ilk olarak Xerpêt’in Dep (Karakoçan) ilçesine geliyoruz. Dersim’in Mazgirt (Mêzgir) ve Xerpêt’in Dep ilçesi arasında kalan bölgenin tarım alanları için eşsiz bir verime sahip olduğuna tanık oluyorum. Yolculuk ettiğim minibüsten bir yolcu, bu bölge de “Dersim’in Çukurova’sı” diyor. Yıllarca güvenlik politikaları ve iktidarın yanlış politikaları yüzünden bu verimli topraklar hak ettiği üretimi yapamıyor. İktidarın ekonomik politikaları yüzünden ürettiklerinin karşılığını alamayan Mazgirt, Perî, Palî ve Xerpêt halkı geçim sıkıntısı nedeni ile göç etmek zorunda kalıyor.

Göçe zorlanan bir kent

Seksenli yıllar öncesi solun kalesi olan Xerpêt, asimilasyon politikası ve devletin zor aygıtı yüzünden yıllardır bu kimliğinden uzaklaştırıldı. Önemli devrimci önderler yetiştiren bu kentte seksen darbesi sonrası “gakkoş” uydurması ile yıllarca milliyetçilik anlayışı pompalandı. Devrimcileri katlederek, tutuklatarak milliyetçi anlayışa teslim edilen kent, 40 yıldır bu zihniyet ile yönetiliyor. “Vatan, millet, Sakarya” anlayışı ile yönetilen kent, bu nedenle yıllardır bir adım ilerlemedi. Sağ zihniyetin adeta açlığa terk ettiği kentte genç nüfus bulmak oldukça zor. Gençlerin iş bulamama sıkıntısı yüzünden yönünü batıya çevirdiği kentte diğer kalan yurttaşlar ise oldukça zor şartlarda geçimlerini sağlıyor.

Sağ zihniyet yıkılacak

Dep, Xulaman (Alacakaya), Palî (Palu) ve Miyaran (Arıcak) verimli tarım arazileri ve Hazar Gölü gibi turizm alanı olmasına rağmen açlığa terk edilen kent, artık sağ zihniyetten kurtulmak istiyor. Bunun ilk ışığını da 2018 yılında yapılan seçimlerde vermişti. Uzun bir aradan sonra kentte sağ zihniyet yerine soldan bir aday vekil olarak Meclis’e gitmişti. CHP’nin bir vekil çıkardığı kentte HDP ise vekilliği bin oy ile kaçırmıştı. Gümrükten gelen oylar olmasaydı, CHP’ye giden vekil HDP’ye gidecekti. Bu yılki seçimlerde ise Xerpêt’te Yeşil Sol Parti’nin bir vekili Meclis’e göndermesi sürpriz olmayacağı, kesin bir durum olduğu konuşuluyor.

Dengeler değişecek

Sağ zihniyetten bıkan kentte AKP’nin kendi arasında da bölünmesi sonucu uzun bir aradan sonra Xerpêt’te sol partilerin sağ partilere yakın bir oy alacağı tahmin ediliyor. AKP’nin listeleri açıklandıktan sonra kendilerini listelerde görmeyen iki kişi bağımsız aday oldu. AKP’nin aday adayı olan Prof. Dr. Yasemin Açık ile MHP’den aday adayı olan Bilal Çoban listelerde kendilerini göremeyince bağımsız aday oldu. Her iki ismin de Xerpêt’te önemli bir karşılığı olduğu, bu nedenle bu iki adayın dengeleri değiştireceğine inanılıyor.

Yeşil Sol’a ilgi büyük

Xerpêt halkının sağ siyasetten bıktığı için bu yılkı tercihini soldan yana yapacağı tahmin edilirken bu anlayışa yakın Yeşil Sol duruyor. Geçen dönem Meclis’e seçilen CHP’li vekilden aradıkları sahiplenmeyi göremeyen halkın üçüncü yol ittifakı Yeşil Sol’a ilgisi daha çok. Dep’te yapılan Yeşil Sol mitinginin yüksek katılımla ve coşkuyla geçmesi zaferin de bir ilanı gibiydi. Hem Dep’te hem de Xerpêt’te Yeşil Sol’a ilginin diğer seçimlere göre daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Bu ilginin mutlaka vekil ile taçlanacağı da kesin gibi.

Tarihe not düşeceğiz

Savaş Erdoğan

Xerpêt’in Yeşil Sol Parti 1’inci sıra adayı Savaş Erdoğan, kentte 15 yıldır gazetecilik yapıyor. Kentin her türlü sorununu kalemi ile dile getiren Erdoğan, şimdi ise halkın vekili olarak halkın yaşadıkları sorunu Meclis çatısı altında dile getirmek istiyor. 15 yıllık gazetecilik hayatında Xerpêt’in her sorununu dile getirdiğini belirten Erdoğan, bu mücadelesini bir üst seviyeye çıkarmak için vekil adayı olduğunu söyledi. “Temennimiz Xerpêt’te bir tarih yazmak” diyen Erdoğan, Xerpêt’te bugüne kadar vekil çıkaramadıklarını, bu sefer tarih yazmak için bir vekil çıkaracaklarına inandıkları için aday olduğunu, bu durumun da kendisini motive ettiğini söyledi. Miting ve halk buluşmalarının çok coşkulu geçtiğini, bir vekilin de ötesine geçtiklerine dikkat çeken Erdoğan, “Halkımız bu yönlü bir karar vermiş. Umarız ikinci bir vekili çıkararak Xerpêt’te tarihe not düşmek istiyoruz” diye konuştu.

Bu şehri ihmal ettik

Nurşat Yeşil

Yeşil Sol Parti’nin ikinci sıra adayı ise Nurşat Yeşil. Dersimli olan Yeşil, uzun yıllar emek alanında mücadele etti. Sendikal mücadelesi ardından demokratik siyasal mücadeleye katılan Yeşil, yerel seçimlerde Dersim Belediye Başkanlığı’na aday gösterildi. Büyük bedeller ödeyen bir mücadelenin temsili olarak burada olduklarına dikkat çeken Yeşil, halkın kendilerine büyük sorumluluklar yüklediğini, bu sorumluluğun gerekliliklerini de yerine getirmeye çalıştıklarını söyledi. Xerpêt’in yüzde 85’inin Kürt nüfusundan oluştuğunu hatırlatan Yeşil, “80 öncesi sol siyasetin aktif olduğu bir bölgeydi. Çok büyük değerlerin yetiştiği bir şehir. Uzun yıllar bu şehri ihmal ettik. Bunun özeleştirisini veriyoruz. Güçlü bir tabanımız var burada. Bu dönem bu güçlülüğümüzü bir sonuca vardırmak istiyoruz. İnsanların gözlerindeki umudu görüyoruz. İktidarın yarattığı yıkımı görüyorlar ve buna dur demek istiyorlar” dedi.

Bu şehir bizim

Sultan Yaray

Yeşil Sol Parti’nin bir diğer adayı Kürt yazar Sultan Yaray. HADEP’ten bu yana demokratik siyaset içerisinde aktif olarak rol alıyor. Siyasetçi kimliği kadar yazar kimliği de olan Yaray, Kürt Yazarlar Derneği’nin başkanlığını da yürüttü. Xerpêt’te Yeşil Sol Parti vekil adayı olduğu için heyecanlı olduğunu belirten Yaray, “Yıllardır bu sisteme karşı mücadele yürütüyoruz. Adaylıkla bu sisteme karşı yeni bir rol verildi bana. Bu rolü yerine getirmek için heyecan doluyum. Dışarıdan bakıldığında sistem tarafından asimilasyona uğrayan bir kent olarak görülüyor ancak gittiğimiz ilçelerde Kürt dilinin halen canlı olduğunu gördük. Ancak zihniyet anlamında örgütlenme eksik. Bizler mücadelemizle bu eksikliği gidermeye çalışacağız. Sadece seçimlerde değil, her zaman burada bir mücadele yürütmeliyiz. Bu şehir bizim ve burada varlığımızı kabullendireceğiz” diye konuştu.

Son seçimde ne olmuştu?

Xerpêt’te 18 Haziran milletvekili seçimlerinde 356 bin 260 oy kullanıldı. Bu oyların 189 bin 933’ünü AKP alarak 4 vekil çıkarırken CHP ise 37 bin 80 ile bir vekil çıkardı. HDP ise 34 bin 654 oy alarak vekilliği çok az bir sayı ile kaybetmişti.

#Xerpêtte #tarihi #Yeşil #Sol #yazacak

Eyyübiye’de miting gibi büro açılışı: Birlikte değiştireceğiz

Eyyübiye’de Yeşil Sol Parti seçim irtibat büro açılışında konuşan Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Ferit Şenyaşar, ‘Birlikte değiştireceğiz. Birlikte kazanacağız’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Riha’nın (Urfa) merkez Eyyübiye ilçesinde binlerin katılımıyla seçim irtibat bürosu açılışı gerçekleştirdi. Açılışa Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkaların Demokratik Partisi (HDP) il örgütleri, Barış Anneleri İnisiyatifi, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistlerinin yanı sıra binlerce yurttaş katıldı.

Birlikte değiştireceğiz

Açılışta ilk olarak konuşan Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Ferit Şenyaşar, halkın 14 Mayıs’ta sandıklara ve iradelerinin sahip çıkarak adaleti getireceklerini söyledi. Adaletin aynı zamanda siyasi tutsaklar için de geleceğini vurgulayan Şenyaşar, “Birlikte değiştireceğiz. Birlikte kazanacağız” dedi.

Tecritle beraber AKP’yi sandığa gömeceğiz

Ardından konuşan HDP İl Eş Başkanı Ahmet Atış, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 25 aydır kimseyle görüştürülmemesine değinerek, “25 aydır tamamıyla keyfi ve hiçbir hukuki gerekçesi olmayan nedenlerle ağır bir tecrit uygulanıyor. Bu tecritle beraber AKP’yi sandığa gömeceğiz” diye konuştu.

Son olarak konuşan HDP Riha Milletvekili Nusrettin Maçin de, “Bu kirli ve savaş politikalarınızı topraklarımızdan atacağız. Kendi kimliğimizle, dilimizle, kültür-sanatımızla onurlu bir yaşam sürdürüleceğiz”dedi.

Program konuşmalarının ardından büro açılışıyla sonlandı.

RIHA

#Eyyübiyede #miting #gibi #büro #açılışı #Birlikte #değiştireceğiz