Ana Sayfa Blog Sayfa 524

Tarihten bir kavşak: Otuz Yıl Savaşları

Zira Otuz Yıl Savaşları da dünya tarihinde önemli bir kavşağı ifade eden bir olaydır. Bu olayın sonuçlarına baktığımızda doğrudan Avrupa kıtasını, dolaylı olarak da tüm dünyayı etkilemiştir. Buna merkezi uygarlık sisteminin form değişikliğine giden gelişmenin zemini de diyebiliriz

Seyithan Akyüz

Tarih, şimdiye kadar bilinebilen birçok önemli olay ve gelişmelere sahne oldu. Tarih sayfalarını karıştırdığımızda, böylesi irili-ufaklı yüzlerce olay ve gelişmelere rastlıyoruz. Kuşkusuz tüm bunların etkileri aynı ölçüde olmadı. Bunlardan bazıları tarihin yönünü değiştirirken, bazıları ise, kimi bazı değişikliklere vesile oldu. Bazı olay ve gelişmelerde, kendinden sonraki büyük gelişmelerin zemini olma biçiminde kendine tarih içinde yer buldu. Sözgelimi Rönesans denilen olay yaşanmamış olsa; ondan sonra gelişen Aydınlanma ve Sanayi Devrimi gibi insanlık tarihinin en büyük olayları belki de yaşanmayacaktı. Burada Rönesans sözkonusu iki büyük gelişmeye zemin sağlamış, gerçekleşmelerine önayak olmuştur. Elbette Rönesans’ın kendisi de, kendinden önce vuku bulan olay ve gelişmelerin yarattığı zemine dayanarak ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde Tarım-Köy Devrimi olmasaydı; insanlığını niteliksel sıçrama yaptığı Neolitik Kültür ve Devrimi olmayabilir ya da gelişmeyebilirdi. Tabii ki tarihi akış yerinde durmayacak ve akıp gidecekti. İzah etmeye çalıştığımız şey, tarihi akışının duracağı değildir; tarihte yaşanan olay ve gelişmelerin bir sonrakine sunduğu katkı ve birbirleriyle bağlantılarıdır. Bir diğer husus, bunları belirtirken, tarihte yaşanan tüm olay ve gelişmelerin insanlığa benzer yararı sağladıkları iddiasında da değiliz. Zira önemli katkılar sunan ve insanlık değerlerine değer katanlar olduğu gibi, insanlığa felaketi yaşatan ve bununla büyük acılara sebep olanları da olmuştur. Örneğin Tarım-Köy Devrim, Neolitik Devrim, Rönesans, Aydınlanma ve Sanayi Devrimi (Son ikisi egemenlerce istismar edilip kötü emellere alet edilmiş olsalar bile) insanlığın yararına ve çağ atlamasına vesile olan olumlu olaylar olurken; 1. ve 2. dünya savaşları gibi olaylar ise, insanlığa tarihi boyunca en büyük acılar yaşatan olaylar olmuştur. Yani dememiz o ki, tarihin iddia edildiği gibi düz çizgisel ve ilerlemeci bir şekilde gelişmediğidir. Öyle olsa, insanlığın bugün yaşadığı sorunlar, dünden az olmalıydı. Oysa günümüzdeki durum bunun tersidir. Yani bugün dünden iyi olmadığı gibi, ileride de değildir. Konumuz bu olmadığı için bunu geçiyor ve ana konumuz olan Otuz Yıl Savaşları’na geçmek istiyoruz. Zira Otuz Yıl Savaşları da dünya tarihinde önemli bir kavşağı ifade eden bir olaydır. Bu olayın sonuçlarına baktığımızda doğrudan Avrupa kıtasını, dolaylı olarak da tüm dünyayı etkilemiştir. Buna merkezi uygarlık sisteminin form değişikliğine giden gelişmenin zemini de diyebiliriz. Yani sistemin feodal formdan kapitalist forma geçişini sağlayan zemin. Elbette merkezi uygarlık sistemi salt bu olayla form değişikliğine gitmemiştir. Bunun dışında da birçok olay ve gelişme buna giden yolu döşemişlerdir. Ama Otuz Yıl Savaşları, bunların içinde belirgin bir yere sahiptir.

Peki nedir Otuz Yıl Savaşları? Ne zaman ve nerede gerçekleşmiştir? Kimler bu savaşlara katılmış ve sonuçları nasıl olmuştur? Ama bunun öncesinde dönemin koşullara bir göz atmak, kanımca faydalı olacaktır.

Dönemin koşulları ve tarafların hedefleri

Otuz Yıl Savaşları 17. Yy.’ın başlarında Avrupa kıtasında yaşandı. Bu dönemin egemen gücü Kutsal İmparatorluk da denilen Roma Germen İmparatorluğu’dur. Bu dönem aynı zamanda yoğun reform hareketlerinin geliştiği bir dönemdir. Özellikle Hıristiyanlığın Katolik mezhebinin katı dini uygulamaları ile her geçen gün bir inanç olmaktan çıkıp siyaset ve iktidara bulaşması, reform taleplerinin burada yoğunlaşmasını sağlıyordu. Zira kurumsal olarak Katolik Kilisesi’nin yaşamda karışmadığı neredeyse bir şey bulunmuyordu. Tabiri caizse, toplum sık boğaz edilmişti. Yani nefes alamaz bir duruma getirilmişti. Dolayısıyla dinde yapılacak bir reform, tüm yaşam alanlarında toplumu rahatlatacaktı. Dinde reform yapılmasına yönelik hareketlerin yoğunluğu ve savaşların da bu gerekçeye dayandırılması; Otuz Yıl Savaşları’nın din ve mezhep savaşları olarak adlandırılmasına neden oldu. Olayın görünen veya gösterilmek istenen yüzü bu olsa da; asıl mesele siyasi güç ve iktidar çekişmesinin tezahürüydü. Çünkü gelişen yoğun reform hareketleriyle Kutsal İmparatorluk adeta sarsılıyordu. Zor durumda olan bir diğer güç de, Katolik Kilisesi’ydi. Aslında impatorluk ile kilise, iktidarı paylaşan iki egemen ortaktılar. Toplum bu iki egemen güç tarafından yönetiliyordu. İmparatorluğun zorbaca uygulamalarını kilise din kisvesi altında meşrulaştırıyor; dinin kilise eliyle yozlaştırılmasına karşı gelişen tepkileri de imparatorluk zor aygıtını kullanarak bastırıyordu. Bu iki egemen güç, böylesi bir görev paylaşımına gitmişlerdi. Bu nedenle de gelişen reform hareketleri ve yoğunlaşan tepkiler, bu iki gücü rahatsız ediyordu. Dolayısıyla engel olmak istiyorlardı. Tabii buna rağmen, bu iki gücün kendi aralarında iktidar çekişmesi de yaşadıkları da hatırda tutulmalıdır. Bunların yanı sıra kıta Avrupası’nda güçlenmek isteyen devletler de yaşanan bu karmaşadan faydalanmak istiyorlardı. Bunların başında gelen ise, Fransa idi. Fransa, Avrupa’nın egemeni olmak istiyor ve bunun için uğraşıyordu. Bunların yanı sıra reform talebinde bulunanlar vardı. Protestan prenslikler ile halk, bu kesimleri oluşturuyordu. Elbette prensliklerin amacı ile halkın amacı bir değildi. Halk kesimi daha çok özgürlük ve refah derken; prenslikler daha çok özerk yetkiler veya bağımsızlık diyordu. Ama her iki tarafın da düşmanı ortaktı. Bu da onları birlikte hareket etmeye götürüyordu.

Savaş ne zaman başladı ve kimler katıldı?

Dönemin imparatorlukları da devletleri de bir hanedanlığa dayanıyordu. Yani imparatorluk hanedan imparatorluğu, devlet de hanedan devletiydi. Bu dönemin iki büyük hanedanlığı ise; Habsburg ile Bourbon hanedanlığıdır. Birincisi Alman, ikincisi ise Fransız idi. Neredeyse tüm Avrupa kıtası bu iki hanedanlığın boyunduruğu altındaydı. Özellikle Alman Habsburg hanedanlığı çok geniş bir coğrafyaya hükmediyordu. Habsburglar reform hareketleriyle sarsılan imparatorluğun otoritesini yeniden kurmak ve Alman prensliklerini egemenliği altına almak, Fransız Bourbonlar ise Avrupa kıtasında güçlenip, egemenlik kurma amacındaydı. Zaten savaş da 1618 yılında İspanya Habsburgları ile Fransız Bourbonları arasında başladı. Fransa ile İspanya arasında başlayan bu savaş, daha sonra Almanya, Danimarka, İsveç, İngiltere, Hollanda ve Baltık ülkelerini de içine alacak şekilde genişleyerek gelişti. Birçok devletin katılımıyla başlayan bu savaş, 1618 ile 1648 yılları arasında sürdü. Yer yer bazı anlaşmalarla savaş kısa aralıklarla dursa da, 30 yıl boyunca devam etmiştir. Ki ismini de buradan almaktadır. Otuz Yıl süren ve Avrupa kıtasını bir acı deryasına dönüştüren bu savaşlar, 1648 yılında Westfalen Antlaşmaları’yla son bulmuştur.

Otuz Yıl Savaşları’nın sonuçları

Westfalen Antlaşması’yla sona eren savaşların en büyük sonuçlarından biri, Avrupa kıtasını büyük bir insani ve maddi yıkıma uğratmasıydı. Savaşların uzun ve sürekliliğin yanı sıra açlık, salgın hastalıklar ve yapılan birçok katliam nedeniyle Almanya’da nüfus 16 milyondan 6 milyona inmiştir. Bu durumdan kaynaklı Almanların bundan sonraki 200 yıl boyunca siyasal açıdan bir varlık gösterememesi yaşadığı bu durumdan kaynaklıdır. Hakeza büyük insan kayıplarının yanı sıra bir o kadar da maddi kayıplar yaşanmıştır. Bu savaşlardan dolayı İspanya neredeyse ekonomik olarak çöküyordu. Özellikle Hollanda’nın İspanya’yı deniz ablukasına almasıyla, İspanya devleti ekonomik açıdan çökmeyle yüz yüze kaldı. Bu savaşların belli beşli sonuçları ise şunlardır:

  • Kutsal İmparatorluk olarak adlandırılan Roma-Germen İmparatorluğu siyasal açıdan parçalandı.
  • Alman Protestan Prenslikler dinsel ve siyasal olarak özerkliklerini elde ettiler. Alman imparator bu hakları kabul ederek 350 prensliğe bağımsızlık hakkı tanıdı.
  • Hollanda Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı tanındı.
  • Bu savaşlar sonunda Alman Katolikler yenilmiş, Papa’nin siyasal etkisi azalarak Protestanlık yok olmaktan kurtulmuştur. Bu nedenle de Papalık Westfalen Antlaşlamaları’nı onaylamamıştır.
  • Birçok bölgesi yıkıma uğramasına rağmen, Fransa bu savaşlardan Avrupa’nın en güçlüsü olarak çıkmış ve topraklarını genişletmiştir.

Tüm bunlar Almanya’nın kuzeybatısında yer alan ve bir bölge ismi olan Westfalen Antlaşmaları’yla garanti altına alınmıştır. 1644 yılında başlayan Wesfalen barış görüşmelerine Danimarka dışında tüm taraflar katılım sağlamışlardır. 4 yıl boyunca devam eden bu görüşmeler 1648 yılında anlaşmayla sonuçlanmıştır. Yukarıda genel hatlarıyla izah etmeye çalıştığımız gibi, bu savaşların Avrupa başta olmak üzere tüm dünyaya etkisi olmuştur. Zira bu olay, merkezi uygarlık sisteminin form değişikliğine uğramasına zemin sunarak katkıda bulunmuştur. Halka kalan ise büyük acılar olmuştur. Ama her şeye rağmen halkların özgürlük ve mücadeleleri bu savaşlarda da sürmüş ve önemli deneyimler elde edilmiştir.

Yaşadığımız yoğun siyasal atmosferde tarihe kısa bir yolculuk yapmanın hem rahatlatıcı, hem de günümüze faydası olabileceğini düşündük. Malum yine bir dönüm noktasındayız ve bugün olacak olan şeyler, yarının zemini olmaya adaydır.

#Tarihten #bir #kavşak #Otuz #Yıl #Savaşları

Kılıçdaroğlu’ndan ‘emekçiler’ videosu: Halktan çalınanı halka iade edeceğiz

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu 1 Mayıs işçi ve emekçiler bayramı dolayısıyla ’emekçiler’ başlıklı bir video yayınladı

Sık sık ülke sorunlarına dair video paylaşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kemal Kılıçdaroğlu bu kez de “emekçiler” başlıklı bir video yayınladı.

Zenginlerin keyfi yerinde

Kılıçdaroğlu videoda, “Ben beyaz yaka, mavi yaka ayrımına inanmam. İkincisi de aynı cendere içerisinde. Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyoruz. Silindir gibi geçtiler emekçinin üzerinden. Bu ülkede sadece bir avuç zenginin keyfi yerinde. Ben yakanız ne olursa olsun orta sınıfın büyümesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Saraylılar kendilerini kandırmasınlar

Orta sınıfın yok olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Saraylılar kendilerini kandırmasınlar. Eşitsizlikler üst gelir gruplarını daha da zenginleştirir, alt gelir gruplarını da öfke dolu yaparlar. Zannediyorlardı ki herkesi fakirleştirerek günlerini gün edebilirler, edemezler. Tüm yakalar, ister mavi ister beyaz. Hepimiz birbirimize bağlıyız. Yoksulluk sınırı 31 bin 240 liraya yükseldi. Buna hiç bir sistem dayanmaz. Bugün her sabah daha fazla yurttaşımız yoksulluğa uyanıyor. Bu ülkede ya demokrasiye sahip olabiliriz ya da bir kaç kişinin elinde toplanmış büyük bir servete sahip olabiliriz. İkisine de birden sahip olamayız. Bir ev sahibi olan, tasarruf yapabilen, çocuğunun eğitim parasına gücü yeten orta sınıftır” dedi.

Kılıçdaroğlu, söylediklerinin hayata geçirebilmesi için yapacaklarını ise şöyle sıraladı:

“* Ülkede güven ortamını yaratarak yatırım çekeceğiz.

* Halktan çalınanı halka iade edeceğiz.

* Türkiye’yi ucuz iş gücü, yüksek enflasyon sarmalından çıkarıp dünya ile rekabet edebilir hale getirebilecek için dirençli yeni sanayi devrimi alt yapısı kuracağız.

* Çalışanlar için gelir vergisini yeniden düzenleyeceğiz. Emekçiler üzerindeki vergi yükünü indireceğiz. Asgari ücretliden vergi almayacağız.

* Kadınların çalışma yaşamına katılımını arttıracağız.

* Sanayiyi tüm Türkiye’ye yayarak İstanbul’dan Anadolu’ya ekonomik mobiliteye yaratacağız.

* Organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız. Mesleki eğitimle gençlerimiz yeni beceriler kazanacak. Sanayicinin istediği nitelikli iş gücünü sağlayacağız.”

Kılıçdaroğlu, son olarak “O kadar hazırız ki; tek bir iş kaldı, bu beceriksizleri göndermek” dedi.

İSTANBUL

#Kılıçdaroğlundan #emekçiler #videosu #Halktan #çalınanı #halka #iade #edeceğiz

Baydemir: Bir oyunla çok şeyi değiştirebilirsin

Yeşil Sol Parti Marsilya’da etkinlik düzenledi. Burada konuşan Baydemir, ‘Bir oyunla çok şeyi değiştirebilirsin’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) oy kullanma işleminin devam ettiği Avrupa’da çalışmalarına devam ediyor.

Bu kapsamda Fransa’nın Marsilya kentinde Amed eski Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekili Osman Baydemir’in katılımıyla Yeşil Sol Parti ile dayanışma mitingi gerçekleştirildi. Mitingin yapıldığı Arena salonu Yeşil Sol Parti bayrakları ve pankartlarla donatıldı.

Bir oyla çok şey değiştirebilirsin

TEV-ÇAND sanatçıları Mahsun Sever ile Hozan Faruk’un sahne almasıyla devam eden programda konuşan Baydemir, “Bir oyunla çok şeyi değiştirebilirsin. Faşizan sistemi yıkıp hapishanelerdeki yoldaşlarımızı özgürleştirebilirsin, Rojava’yı özgürleştirebilirsin. Faşist ittifakı yıkmak için herkesi sandık başına gitmeye, birebir çalışma yürütmeye çağırıyoruz” dedi.

Miting, sanatçı Pınar Aydınlar’ın sahne alması ardından sona erdi.

HABER MERKEZİ

 

#Baydemir #Bir #oyunla #çok #şeyi #değiştirebilirsin

Bursa ve Dîlok’ta gençlik şöleni: Gençlik size boyun eğmez

Yeşil Sol Parti Gençlik Meclisi’nin Bursa ve Dîlok’ta şölen düzenledi. Mitinge dönüşen Dîlok şöleninde konuşan Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Murat Sarısaç, ‘gençlik iktidara boyun eğmez’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Gençlik Meclisi, Bursa ve Dîlok’ta (Antep) Gençlik Şöleni düzenledi.

Bursa’da Yıldırım ilçesine bağlı Yavuz Selim Mahallesi’nde düzenlenen şölene, Yeşil Sol Parti milletvekili adayları ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı Dersim Dağ katıldı.

15 gün sonra AKP’yi göndereceğiz

Burada konuşan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili adayı Dersim Dağ, gençlerin iktidarı göndermek için canla, başla çalıştığını ifade etti. Dağ, “Gençler ve kadınlar bu saldırılara karşı mücadele ediyor. Kadınlara ve gençlere saldıran bu iktidar gidecek. Az kaldı, 15 gün sonra AKP-MHP iktidarını göndereceğiz” ifadelerini kullandı.

Onları iktidarlarından edeceğiz

Gençlerin ve kadınların seçimlerin belirleyeni olduğunu vurgulayan Dağ, “Kürt düşmanlarını, kadın düşmanlarını, genç düşmanlarını iktidarlarından edeceğiz” dedi.

Şölen Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçılarının verdiği konser ile son buldu.

Seçime dikkat çekildi

Yeşil Sol Gençlik Meclisi, Dîlok’un Şahinbey ilçesinde bulunan Vatan Mahallesi’nde şenlik düzenledi. Yeşil Sol Parti’nin genç adaylarının katıldığı şenlikte, seçimin önemine vurgu yapıldı.

Gençler size boyun eğmez

Burada konuşan Yeşil Sol Parti Dîlok Milletvekili adayı Murat Sarısaç, “Onların faşist tekçi anlayışını sorgulamayan gençlik istiyorlar. Bunun için gençlere, partimize saldırıyorlar. Gençler bunların kirli politikasına boyun eğer mi? Hayır. Çünkü bu gördüğünüz gençler, halkımıza, Emine Şenyaşar’a söz verdiler. Çünkü onlar iradesine kayyım atandığı için Van’a, Amed’e, Mardin’e söz verdiler. Yurtsever, devrimci gençlik gücünü Denizlerden, Mahirlerden, Mazlum Doğanlardan, Kemal Pirlerden alıyor” dedi.

“Ya Kürt sorununu Sayın Abdullah Öcalan’la çözerler ya da onlarda Çiller gibi tarihin çöplüğüne giderler” diyen Sarısaç, iktidarı göndereceklerini ve ülkeyi yeniden inşa edeceklerini vurguladı.

Yeşil Sol Parti Dîlok Milletvekili adayı Edhem Ünal, “Bizim direnişimiz bu gençliğin hayallerini gerçekleştirme direnişidir” ifadelerini kullandı.

Saldırılara tepki

Konuşmaların ardından sahne alan sanatçı Kadir Çat, Amed merkezli operasyonlarda gazetecilerin, siyasetçilerin, avukatların, sanatçıların gözaltına alınması ve tutuklanmasına karşı “Diren ha Diyarbakır diren” şarkısını seslendirdi. Çat, daha sonra Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti’ni sürdüren Emine Şenyaşar ve çocuklarını kaybeden tüm anneler için Ahmet Kaya’nın Şafak Türküsü adlı şarkısını seslendirdi.

Kadir Çat’ın seslendirdiği şarkılar eşliğinde halaya duran gençler, şölen boyunca “Bijî Serok Apo”, “Jin jiyan azadî”, “Hükümet istifa” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

HABER MERKEZİ

#Bursa #Dîlokta #gençlik #şöleni #Gençlik #size #boyun #eğmez

Tutuklu gazetecilerden çağrı: Gönüllü muhabir ol

Ankara ve Amed merkezli gözaltı tutuklamalara dikkat çeken Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteciler, ‘Gönüllü muhabir ol’ çağrısı yaptı

Özgür basına yönelik saldırılar kapsamında 25 Ekim 2022’de işkence ile gözaltına alınan ve 29 Ekim’de tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS’e muhabirleri, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara dair mesaj gönderdi.

Gazeteciler tutuldukları Sincan Cezaevi’nden, MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever adıyla gönderdikleri mesajda seçimlere ve saldırılara dikkat çekti.

Hakikat esir alınamaz

Mesajda şunlar yer aldı: “Aynı zamanda biz gazetecileri savunan avukatımız Resul Temur da gözaltına alındı. Ne biz gazeteciler ne bizi savunan avukatlar ne de haber kaynaklarımız iktidarın seçim kampanyası üzerinden kriminalize edilemez. Bugün yargılayan değil, yargılanan pozisyonda olması gereken bu iktidar ve iktidar rejiminin yargısı, bu baskılarla ne biz gazetecileri ne avukatları ne de toplumu susturamaz, sindiremez! Bizler, hakikat haberciliğinin peşinde olan özgür Kürt basın çalışanları olmanın sorumluluğuyla son bir haftadır yapılan bu siyasi operasyonlara karşı herkesi gönüllü muhabir olmaya, herkesi haber kaynağı olmaya çalışıyoruz! Dayanışmanın güçlendireceğine, olması gerekenin bugün yapılmasına inanarak gerçekler susturulamaz, hakikat esir alınamaz diyoruz! Özgür Basın Susturulamaz!”

ANKARA

#Tutuklu #gazetecilerden #çağrı #Gönüllü #muhabir

Cezaevi nakil aracı devrildi: 1 ölü, 13 yaralı

Kayseri-Meletî yolunda cezaevi nakil aracının şarampole devrilmesi sonucu araçtaki bir tutuklu hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı

Kayseri-Meletî (Malatya) yolunda cezaevi nakil aracı şarampole devrildi. Kazada bir tutuklu öldü, 13 kişi de yaralandı. Cezaevi nakil aracı, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole devrildi. Kazada tutuklu Abdullah Kaynar öldü, 7’si askeri personel 13 kişi de yaralandı.

Soruşturma başlatıldı

Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralıları çeşitli hastanelere kaldırdı. Kazada hayatını kaybeden Kaynar’ın cenazesi ise otopsisi yapılmak üzere Pınarbaşı Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

KAYSERİ

#Cezaevi #nakil #aracı #devrildi #ölü #yaralı

İzmir’den seslendiler: 14 Mayıs’ta halka hesap vereceksiniz

Amed, Ankara ve Eskişehir merkezli gazeteci, avukat ve siyasetçilere yapılan gözaltı operasyonları İzmir’de protesto edildi

Amed merkezli 21 kentte 25 Nisan’da yapılan ve ardından dün Ankara merkezli 15 kent ile bu sabah Eskişehir merkezli Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) ve Etkin Haber Ajansı’na (ETHA) yönelik 8 kentte yapılan gözaltı operasyonları protesto edildi.
Aralarında Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden (Yeşil Sol Parti) Milletvekili adayı Burcu Ayyıldız, Müslüm Koyun ve Meryem Yıldırım’ın da olduğu 23 kişi gözaltına alındı. Yapılan gözaltılar İzmir’de Karşıyaka İskelesi karşısında basın açıklaması yaptı.

Halkı faşizmle yönetmek istiyor

HDP’li Milletvekilleri Serpil Kemalbay, Kemal Bülbül, Emek ve Özgürlük İttifakı temsilcileri, Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili adayları ve çok sayıda yurttaşın katıldığı açıklamada Emek ve Özgürlük İttifakı imzasıyla “Gözaltı ve tutuklamalar seçim darbesidir, geçit vermeyeceğiz” yazılı pankart taşındı. İlk olarak söz alan Kemalbay, “Tek adam rejimi ne yaparsanız yapın halklar sizi tarihin çöp sepetine gönderiyor, hiçbir çabanız çözüm vermeyecek, çünkü halk faşizmle yönetilmek istemiyor” şeklinde konuştu.

Sizi silip süpüreceğiz

İktidar partilerinin seçime müdahale ettiğini dile getiren Bülbül de, İçişleri Bakanı’na seslenerek “Hodri meydan, söke söke 100 aşkın vekille parlamentoya gireceğiz. Bir oy Kemal Kılıçdaroğlu’na, bir oy Yeşil Sol’a. Arkana polisi almadan gel. Sende kültür bilinç yok, siyasi seviye de yok. Bu kadar tekçi inkarcı olanlar bize düşmanlık yapıyorsunuz ama düşmanlık kaliteniz de yok. Oysa biz kimseye düşman demedik, kimseyi kırmak istemedik. Ege’de idam edilen Torlak Kemaller adına ant olsun ki sizi silip süpüreceğiz” sözleri ile iktidara seslendi.

Sandıktan halk iradesi çıkacak

Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Başkanı Emine Uyar da, “Soylu dedi ya 14 Mayıs bir darbe girişimidir, 14 Mayıs’ta yenileceklerini anlayanlar, halkın onları göndereceğini anlayanlar, seçimi yerlere göklere sığdıramayanlar şimdi darbe olarak adlandırıyorlar. Bütün bu çırpınışlar sandıktan tekrar çıkabilmek için, hile ile baskı ile tutuklamalarla. Ama biz halkın örgütlü gücüyle o gün halkın iradesinin sandıktan çıkması için elimizden geleni yapacağız” dedi.

Özgür bir dünya kuracağız

Emekçi Hareket Partisi (EHP) İzmir Sözcüsü Mizgin Sümbül ise iktidarın kaybedince devrimcilere saldırdığını belirterek halkın tekçi baskıcı iktidarı göndermek istediğini belirterek, eşit ve özgür dünyayı birlikte kuracaklarını dile getirdi.

14 Mayıs’ta hesap soracağız

Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) İzmir İl Örgütü adına konuşan Didar Gül ise iktidarın tarihin çöp sepetine göndereceklerini belirterek, tüm devrimci, yurtseverleri cezaevinden çıkaracaklarını ve 14 Mayıs günü tüm suçların hesabını soracaklarını ifade etti.

İZMİR

#İzmirden #seslendiler #Mayısta #halka #hesap #vereceksiniz

Mereş’te seçim bürosunu depremzede çocuklar açtı

Mereş merkezde açılışı yapılan Yeşil Sol Parti seçim bürosunun kurdelesini depremzede çocuklar kesti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerle yerle bir olan Mereş’te (Maraş) seçim bürosu açılışını gerçekleştirdi. Açılışa Mereş Yeşil Sol Parti 1’inci Sıra Milletvekili adayı Hüseyin Eroğlu ve 2’nci Sıra adayı Ayşegül Demiroğlu ile çok sayıda kişi katıldı. Çocukların ve kadınların yoğunluklu katıldığı açılışa, kadınlar “Jin jiyan azadî” sloganı ile halaya durdu.

Halayların ardından büro açılışı öncesi konuşan milletvekili adayı Hüseyin Eroğlu, büronun yeni bir değişime umut olmasını diledi. Konuşmanın ardından büronun kurdelesi çocuklar tarafından kesildi.

Açılış, “Jin jiyan azadî” sloganları ile sona erdi.

MEREŞ

#Mereşte #seçim #bürosunu #depremzede #çocuklar #açtı

Gençler baskı politikalarına karşı yürüdü

Yeşil Sol Parti Gençlik Meclisi Êlih’te iktidarın gençlik üzerindeki politikalarını düzenlediği yürüyüş düzenledi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Gençlik Meclisi son dönemlerde artan baskı ve gözaltılara karşı Êlih’te (Batman) yürüyüş düzenleyerek bildiri dağıttı. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkan ve kentin adayı Keskin Bayındır, Tevgera Jinên Azad (TJA), Barış Anneleri Meclisi ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), DBP il örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüşte gençler, Yeşil Sol Parti önlükleri ile bildiri dağıtımı gerçekleştirdi.

Sloganlarla yürüdüler

Gülistan ve Diyarbakır caddelerinde gerçekleştirilen yürüyüşte gençler sık sık “Baskılar bizi yıldıramaz” , ”Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Gençlik burada dimdik ayakta” ve “Bijî berxwedana ciwanan” sloganlarını attı.

Yürüyüş boyunca esnaf ve yurttaşlar ile sohbet eden gençler, halkı iktidarın kirli politikalarına karşı duyarlı olmaya çağırdı.

ÊLIH

#Gençler #baskı #politikalarına #karşı #yürüdü

Seçim çalışmasındaki Muş valisine: AKP’ye oy toplayacağına halka hizmet et

Mûş’ta seçim çalışma yapan Yeşil Sol Parti milletvekili adayları AKP’ye oy isteyen vali ile karşılaştı. Temelli, ‘Sen devletin valisisin, senin amacın halka hizmet etmek. AKP’ye hizmet etmek değil. Eğer sen halka hizmet etseydin bu yolların hali bu olmazdı’ dedi

Seçime sayılı günler kala Mûş’ta çalışmalarını sürdüren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili adayları, ilçe, belde, köy ve şehir merkezinde hummalı bir çalışma yürütüyor.

Vali ile karşılaştılar

Merkez’ e bağlı Kızılağaç beldesinde seçim çalışmalarına giden adaylar Sezai Temelli, Serhat Dursun ve HDP milletvekili Burcu Çelik, orada Muş Valisi ile karşılaştılar. Vali’nin AKP için oy istemesine tepki gösteren Temelli, “Sen devletin valisisin, senin amacın halka hizmet etmek. AKP’ye hizmet etmek değil. Eğer sen halka hizmet etseydin bu yolların hali bu olmazdı. AKP yolunu bulsun diye atanmadın. Halka hizmet etmek için atandın ama şimdi de gelmişsin AKP’ye oy istiyorsun. Neden saray biraz daha zenginleşsin diye” diye konuştu.

Temelli, “İnsanlara şunu sorun, evet bizde oy istiyoruz, bize de sorun. Deyin ki, sen vekil olduğunda servetin neydi, şimdi ne?. Erdoğan’a sorun, sen siyasete atıldığında bir yüzüğün vardı, şimdi neyin var?” ifadelerini kullandı.

MÛŞ

#Seçim #çalışmasındaki #Muş #valisine #AKPye #toplayacağına #halka #hizmet