Ana Sayfa Blog Sayfa 527

Amed Şehir Tiyatrosu Mayıs ayı programını açıkladı

Siyasi soykırım operasyonunda gözaltına alınan ve sonrasında serbest bırakılan Amed Şehir Tiyatrosu Mayıs ayı programını açıkladı

Amed Şehir Tiyatrosu, Mayıs ayında halkla buluşacak olan oyunların takvimini paylaştı. 25 Nisan’da Amed merkezli yapılan operasyonda oyuncuları da gözaltına alınan tiyatro, bu baskılara cevabını Kürtçe oyunlarını sahnelemeye devam ederek vereceğini belirtmişti. Şehir Tiyatrosu, bu kapsamda misafir oyunların da yer aldığı Mayıs ayı takvimini duyurdu.

Amed Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenecek oyunlar şöyle:

  • 05-06 Mayıs: Wê Hesab Neyê Dayîn (Saat 19.30)
  • 07 Mayıs: Haysiyet Vertigosu/Misafir oyun (19.30)
  • 11 Mayıs: Bir İshaksın Bir Cemil/Misafir oyun (19.30)
  • 12 Mayıs: Tu Ne Gara Yî/Misafir oyun (19.30)
  • 16 Mayıs: Çîrokeke Cengê/Misafir oyun (19.30)
  • 18 Mayıs: Tîmsah (19.30)
  • 19-20 Mayıs: Wê Hesab Neyê Dayîn (Saat 19.30)
  • 21 Mayıs: Masîreşka biçuk/Çocuk oyunu (13.00)
  • 24-25-26 Mayıs: Tenê Ez/Misafir oyun (19.30)
  • 30 Mayıs: Vik û Vala-Stand Up/Misafir oyun (20.00)
  • 31 Mayıs: Tîmsah (19.30)

AMED

#Amed #Şehir #Tiyatrosu #Mayıs #ayı #programını #açıkladı

HDP’den operasyonlara: Kolluk seçimlere müdahale ediyor

HDP, bu sabah bileşeni ESP’ye yönelik yapılan gözaltı operasyonuna tepki gösterdi. Açıklamada ‘Bu operasyonlar sandıkları çalmaya yönelik organize bir hazırlıktır’ denildi

Halkların Demokratik Partisi(HDP) Merkez Yürütme Kurulu, bu sabah Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Etkin Haber Ajansı (ETHA)’ ya yönelik düzenlenen gözaltı operasyonlarına yazılı açıklama ile tepki gösterdi.

Açıklamada, “Diyarbakır’da partimize, gazetecilere, sanatçılara ve avukatlara yönelik başlatılan operasyon dün Ankara’da bu sabah da İstanbul’da genişletilerek sürdürülüyor. Gözaltına alınanlara bileşen partimiz ESP’nin Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, ESP üyeleri ve muhalif gazeteciler de eklendi” dedi.

Operasyonların seçmen iradesine yönelik bir kumpas olduğu vurugusu da yapılan açıklamada “Bu siyasi darbenin hedefinde iktidarı koltuğundan edecek olan partimiz ve bileşenlerimiz ile iktidarın topluma karşı işlediği suçları deşifre eden muhalif gazeteciler ve demokratik kamuoyu bulunmaktadır. Kolluğu ve yargıyı partimize ve muhaliflere karşı seçim kampanyasına dahil eden, her türlü kumpas ve hileyle bu operasyonları sürdüren iktidar partisi ve onun Suç İşleri Bakanı, Türkiye için bir seçim güvenliği sorunu haline gelmiştir. Yargı ve kolluk, seçimlere müdahale ederek suç işlemektedir” denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:

“Partimiz, bileşenlerimiz ve Türkiye’deki mücadele güçleri bu darbeye karşı sonuna kadar direnecektir. Ne kayyum darbesine boyun eğdik ne de bugün geliştirilen seçim darbesine boyun eğeriz. Halk iradesini ve tercihlerini “darbe” olarak nitelendiren iktidar ve Suç İşleri Bakanı’nın yürüttüğü bu ahlaksız operasyonları durduracak gücümüz de kararlılığımız da var. İktidar seçim operasyonları ve sandık darbesiyle kendisi için yaklaşan tarihi yenilgiden kurtulamayacaktır. Çünkü halk iradesi, darbecilerin ve kumpasçıların ayak oyunlarından her zaman daha büyüktür.

Tüm siyasi partilere, muhalefete ve demokratik kamuoyuna çağrımızdır:

Bu seçim kumpasının önünde durun! Bu, hepimizle ilgilidir. Bu operasyon ve kumpas siyaseti, sandıkları ve halk iradesini çalma operasyonudur. Gözdağı operasyonlarına karşı sessiz kalındıkça da bu faşizan sarmal genişleyerek bütün kesimleri hedef alacaktır. 31 Mart Yerel Seçimlerinden sonra başlatılan kayyum darbesi nasıl ki sadece bizim belediyelerimizle sınırlı kalmayıp bir yöntem ve yönetim biçimine dönüştüyse, seçim darbesi de aynı şekilde başladığı yerde kalmaz. Bu nedenle herkesi bu zulüm ve baskı rejimi karşısında birlikte durmaya davet ediyoruz.”

ANKARA

#HDPden #operasyonlara #Kolluk #seçimlere #müdahale #ediyor

Dîlok’un AKP iktidarına ‘Dur’ diyeceği bir seçim olacak

Deprem bölgesi Dîlok’da Yeşil Sol Parti en az 3 vekil hedeflerken Dîloklular, AKP iktidarına ‘artık dur’ diyeceklerini belirtti

Türkiye ve Kurdistan için tarihi öneme sahip seçimlere sayılı günler kaldı. Siyasi partiler çalışmalarına hız kesmeden devam ederken, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) dönük kapatma davası nedeniyle Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) çatısı altında seçimi karşılayan bileşenler dikkat çekiyor. Siyasi partiler arasında en çok kadın aday gösteren Yeşil Sol Parti’nin, mahalle mahalle yürüttüğü çalışmaları oldukça yoğun ilgi görüyor. JINNEWS’ten Gülistan Dursun Dîlok’ta (Antep) seçimin nabzını tuttu.

‘Binlerce kadın katledildi’

Gençliğin, tüm ezilenlerin sesini, talebini Meclis’e taşımak için Dîlok’ta Yeşil Sol Parti’den milletvekili adayı olduğunu söyleyen Aysima Mihriban Mehtap Arslan, 21 yıllık AKP iktidarı sürecinde, Türkiye ve Kurdistan’da artan baskıya dikkat çekti. Kürt ve Türk halkları olarak bu politikaları istemediklerini kaydeden Arslan, gençler olarak kendilerini özgürce ifade etme taleplerine dikkat çekti. AKP iktidarı döneminde binlerce kadının katledildiğini hatırlatan Arslan, “İstanbul Sözleşmesi’ni feshettiler, 6284’ü uygulamadılar. Erkek-devlet kadın katliamına neden oldu” şeklinde konuştu.

‘Hedefimiz en az 3 vekil’

Yeşil Sol Parti’nin bir çatı partisi olduğunu ve bütün halkları birleştirdiğini dile getiren Arslan, bu birleşik mücadeleyle iktidarı devireceklerinin altını çizdi. Arslan, “İşimiz iktidar devrildikten sonra başlıyor. Ülkeyi toplumsal, sosyolojik ve ekonomik açıdan kalkındırmamız gerekiyor. Antep’te gönül ister ki bütün vekilleri alalım ama en az 3 vekil hedefimiz var” diyerek, Yeşil Sol Parti’ye oy verilmesi çağırısında bulundu.

‘Enkazın altında kalan AKP-MHP iktidarıdır’

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK üyesi Satiye Ok da AKP iktidarının depremde hezimete uğradığına işaret ederek, “Depremin enkazında kalan halklarımız değildi, AKP-MHP iktidarıydı” dedi. Ok, seçimin halklar açısından önemli olduğunu vurgulayarak, “Bu seçim kadınların, halkların ve emekçilerin AKP iktidarına artık ‘Dur’ diyeceği bir seçim olacak. Faşist, zorba iktidarı kadınlar olarak durduracağımız ve halklarla eşit, özgür geleceği birlikte inşa edeceğimiz bir süreç. Yoksulluğa, işsizliğe karşı dur demenin de tek yolu, Yeşil Sol etrafında kenetlenme ve seçim çalışmalarına dahil olmaktır” ifadelerini kullandı.

‘Artık korkmayın’

AKP-MHP iktidarına karşı birliği sağlamanın önemini paylaşan Barış Annesi Habat Gengec, “Artık korkmayın, el ele verelim. Gece gündüz demeden çalışalım. 21 yıldır kral gibi tahtında halka zulmediyor. Artık bu zulmü istemiyoruz. Çocuklarımız yıllardır haksız yere cezaevinde, artık bunun bitmesini istiyoruz” dedi.

Mücadele sonucunda kazanımların artacağını vurgulayan Fehime Aslan ise, “24 yıldır Dîlok’ta çalışıyorum ve kazanacağız. Önderliğimizi de, Selahattin Demirtaş’ı da oradan çıkaracağız. Artık bütün halk farkına varsın. Ne zamana kadar bu çileyi çekeceğiz” diye sordu.

‘Kapatsınlar yeni açarız’

“Hiçbir zaman umutsuzluğa yer yok” diyen Fatma Yalçın, Yeşil Sol Parti’ye oy vermenin mecburiyetine dikkat çekti. Kürt partilerine yönelik saldırıları da hatırlatan Fatma Yalçın, “Kürtlerin umudu olan partilerin hepsi kapatıldı ama durmak yok, devam edeceğiz. Kapatsınlar yeni açarız. HDP, Yeşil Sol fark etmez. Umudun partisidir. Biz de umut olarak giriyoruz. Ben bu sefer bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Bir genç olarak sabaha uyandığımda bir kaygımın olmayacağına inanıyorum, inanmak istiyorum. Gençliğin umudu Yeşil Sol. Ve bütün gençliği Yeşil Sol’a davet ediyoruz. Burada kenetlenelim. Çünkü umut burada” şeklinde konuştu.

‘iktidara güvenimiz yok’

“Oyum Yeşil Sol Parti’ye” diyen Semra Koyun, kadın sorunlarına en çok dikkat çeken partinin Yeşil Sol Parti olduğunu söyledi. Koyun, “Kadın haklarını savunan, kadınları dile getiren HDP’den sonra Yeşil Sol Parti oldu. Tamamen kadınları sindirmeye, daha çok geri planda bırakmaya, muhafazakar bir sistemin içine çekmeye çalıştıklarını düşünüyorum. O anlamda asla şu anki iktidara güvenim, inancım yok. Onların döneminde kadınlarla ilgili hiçbir şey yapılmadı ki. Asla inancım yok” sözlerine yer verdi.

‘Gençler demokrasiyi inşa edecek’

Yaşanan depremlerde iktidarın politikaları sonucu on binlerce insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Rukiye Yılmaz, “O yüzden benim oyum Yeşil Sol Parti’ye olacak. Demokrasiyi biz gençler inşa edeceğiz. Demokraside kararlıyız. Gençler üzerine oluşan baskı, faşist yaklaşım hiçbir zaman gençleri yıldıramayacak. AKP-MHP iktidarını biz gençler göndereceğiz. Bilindiği üzere ekolojik olarak şu an bitik durumdayız. Yerin üzerindeki ahengin bozukluğunu yaşıyoruz. Bu yüzden ekolojiyi, demokrasiyi inşa ederek daha iyi, verimli sonuçlar alacağız” dedi.

DÎLOK

 

#Dîlokun #AKP #iktidarına #Dur #diyeceği #bir #seçim #olacak

Şirnex’te kaza: 2 kişi yaşamını yitirdi

Şirnex’te yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı

Şirnex’in (Şırnak) Gundikmelê (Balveren) ile Qilêban’ın (Uludere) Sêgirke (Şenoba) karayolunda seyir halinde olan yolcu otobüsü kaza yaptı. Şarampole devrilen otobüste, yolculardan 2’si yaşamını yitirdi, birçok yolcu da yaralandı.

Yaralılar, kaza yerine sevk edilen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı

ŞIRNEX

#Şirnexte #kaza #kişi #yaşamını #yitirdi

14 yaşındaki çocuğa ‘Erdoğan’a hakaretten’ dava açıldı

CİMER’e şikayet edilen 14 yaşındaki çocuğa ‘Cumhurbaşkanına hakaretten’ dava açıldı

İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı CİMER’e yapılan şikâyetten 14 yaşındaki bir çocuk hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret’ soruşturması açtı.

BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, Gaziosmanpaşa Çocuk Mahkemesi de iddianameyi kabul ederek B.C.G. hakkında dava açtı.

Savcı Bilal Korkmaz tarafından hazırlanan iddianamede, 2009 doğumlu B.C.G.’nin bir WhatsApp grubunda sarf ettiği sözler nedeniyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) şikâyet edildiği belirtildi.

İfadesi alınan B.C.G., WhatsApp grubunda bulunanların “Şeriat gelecek, idam gelecek. Atatürk’ü sevenler idam edilecek. Şeriat yanlısı olmayanlar ülkemizde rahat yaşayamayacak. Ülkede şeriat yanlısı olmayanların yeri yok” şeklinde ifadeler kullandığını ve buna tepki gösterdiğini ancak küfür etmediğini belirtti.

Cumhurbaşkanı’na hakaret etme kastı olmadığını belirten çocuk hakkında bir de Adli Tıp’a rapor hazırlatıldı. Raporda, çocuğun eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. , İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı Ayrıca iddianamede, 14 yaşındaki çocuğun, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığına saldırıda bulunduğu” iddia edildi. Savcı, çocuğun cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırılmasını talep etti.

İSTANBUL

#yaşındaki #çocuğa #Erdoğana #hakaretten #dava #açıldı

Hastalığı nedeniyle tahliye olan Kodin tekrar tutuklandı

Geçtiğimiz Şubat ayında hastalığı nedeniyle infazı 3 ay ertelenen ağır hasta tutuklu Eyyüp Kodin, sağlık durumunda hiçbir değişim olmamasına rağmen tekrar tutuklandı

Riha’nın Wêranşar (Viranşehir) ilçesinde 2019 yılında “KCK” soruşturması kapsamında tutuklanan ve hakkında açılan davada “Örgüt üyesi olmak” iddiası ile 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen Eyüp Kodin (49), tutuklu bulunduğu Siverek T Tipi 1 Nolu Kapalı Cezaevi’nden sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastane raporu ile 5 Şubat 2023 tarihinde tahliye edildi.

Siverek Devlet Hastanesi’nde geçirdiği açık kalp ameliyatı sonrası avukatlarının infaz hakimliğine müracaatı ile cezasının infazı 3 ay ertelenen Kodin, 3 ayda durumunda hiçbir düzelme olmamasına rağmen hastanenin verdiği rapor üzerine 28 Nisan’da tekrar tutuklanarak Siverek T Tipi 2 Nolu Kapalı Cezaevine götürüldü. Kodin’in avukatı, sağlık durumunun yeniden değerlendirileceğini ve infaz erteleme konusunda karar verileceğini belirtti.

‘Tekrardan cezaevine girersem ölürüm’

Kodin, Siverek 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nin depremden hasar görmesinden dolayı Siverek 2 Nolu T Tipi Cezaevi’ne götürüldü. Tutuklanmadan önce Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan ağır hasta tutuklu Kodin, “Eğer tekrar cezaevine girersem ölürüm” ifadelerini kullanmıştı.

 Haber: Mahmut Altıntaş / MA

 

#Hastalığı #nedeniyle #tahliye #olan #Kodin #tekrar #tutuklandı

X-Ray protestosuna görüş yasağı

Kürkçüler Cezaevi’nde ayağında platin olan tutuklu yakını Emine Özbey’in ikinci kez X-ray cihazından geçirilmek istenmesine tepki gösteren 11 tutuklu yakınına görüş yasağı cezası verildi

Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bayram görüşü sırasında tutuklu Şefik Özbey’in yakını Emine Özbey, ayağında platin olmasına rağmen ikinci kez X-ray cihazından geçirilmek istendi. Gardiyanların dayatmasına sloganlarla tepki gösteren 11 tutuklu yakının hakkında görüş yasağı cezası verildi. Cezaevinde 20 Nisan’da gerçekleştirilen bayram görüşünde yaşanan olayla ilgili Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin İkinci Bölüm 5. Maddesinin (n) fıkrası ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 86. Maddesinin 8. fıkrası uyarınca soruşturma açıldı.

‘Bu uygulamayı kabul etmiyoruz’

Soruşturma evrakında görüş sonrası ayağında platin olan Emine Özbey’in, görüş sonrası bir kez daha X-Ray cihazından geçirilmek istendiği kaydedildi. Tutuklu İbrahim Karakaş’ın da uygulamaya tepki gösterdiği ve “Biz bu uygulamayı kabul etmiyoruz bizim ziyaretçilerimiz ince detayına kadar aranıyor bir de duyarlı kapıya mı gideceğiz, eğer götürürseniz kendi irademiz dışında götürürsünüz” dediği belirtildi. “Güvenlik” gerekçesini öne süren gardiyanlar, bu kez tutukluları da X-Ray cihazından geçirdiği kaydedildi. Uygulamaya tepki gösteren tutukluların, “Baskılar bizi yıldıramaz, kahrolsun keyfi uygulamalar” sloganları tutanaklara geçirildi.

‘Kürtçe slogan’a ceza’

Soruşturma tutanağında, tutukluların koğuşlara götürüldüğü sırada yakınlarının da ziyaret “güvenlik” gerekçesiyle ziyaretçi salonunda bekletildiği, Kürtçe slogan atması nedeniyle Abdullah Murad Karakaş’a 6 ay, diğer tutuklu yakınları Leyla Karakaş, Seyithan Akan, Binnaz Karakaş, Esma Akan, Yunus Özbey, Suzan Özbey, Leyla Özbey, Sözdar Özbey, Orhan Özbey ve ayağında platin olan Emine Özbey’e 2’şer ay görüş yasağı cezası verildi.

 ‘Her görüşte aynı sorun’

Cezaevindeki uygulamalara tepki gösterdiği için hakkında görüş yasağı cezası verilen Abdullah Murad Karakaş, Özbey ailesinin her görüşte aynı sorun ile karşılaştığını ifade ederek, uygulamaların ailelere yönelik sistematik işkence olduğunu söyledi.

 Haber: Hamdullah Yağız Kesen / MA

#XRay #protestosuna #görüş #yasağı

Yüksekdağ: Yeşil Sol’da birleşilerek belirisizliklere son verilebilir

14 Mayıs seçimlerinin ‘Adalet ve özgürlük’ seçimin olduğunu vurgulayan Figen Yüksekdağ, ‘Her yerde Yeşil Sol Parti amblemi etrafında birleşerek belirsizliklere son verilebilir’ çağrısı yaptı

Cumhuriyetin yüzüncü yılına denk gelen 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlere sayılı günler kaldı. Tarihi önem atfedilen seçimlerle “tek adam rejimi” olarak nitelendirilen Cumhur İttifakı’nın “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”, Millet İttifakı’nın parlamenter sisteme geri dönüşü, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Demokratik Cumhuriyet hedefi oylanacak.

İktidarın hedefleri için “tehlike” olarak gördüğü ve 7 Haziran 2015 zaferiyle AKP’nin tek başına iktidar olma vasfını ortadan kaldıran Halkların Demokratik Partisi (HDP), 30 Ekim 2014 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısıyla karar altında alınan ‘Çöktürme Planı’nın Temmuz 2015’te devreye konulmasıyla siyaset sahnesinden tasfiye edilmek istendi.

Bu konsept ile demokratik siyasete yönelik darbenin adımlarından biri, 4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile milletvekillerinin tutuklanması oldu.

2016 yılından bu yana Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Figen Yüksekdağ, 14 Mayıs seçimleriyle Türkiye halklarının kendi kaderini tayin edeceğini belirterek, “2023, halkın haysiyet, adalet ve özgürlük seçimidir” yorumunu yaptı.

Figen Yüksekdağ’ın ülkede derinleşen sorunların çözümü noktasında tarihi önem atfedilen seçimleri ve beraberinde yaşanan gelişmelere dair Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Aslan‘ın sorularını avukatları aracılığıyla yanıtladı.

Yüksekdağ’ın verdiği yanıtlar şöyle:

  • 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilli oylaması için seçmen sandığa gidecek. Tarihi önem atfedilen ve “Varlık yokluk seçimi” olarak değerlendiren seçimleri sizler cezaevinden nasıl değerlendiriyorsunuz?

2023 seçimleri, Türkiye halklarının kaderini tayin etme seçimidir. Çok ağır bir yıkım sürecinin sonuçlarını seçim arifesinde herkes, çok keskin bir biçimde yaşıyor. Hem siyasal olarak hem de ekonomik düzlemde bütün insan yaşam olanaklarını dinamitledi bu iktidar. Halklarımız her yönüyle büyük bir enkazın altında bırakıldı. 2023 seçimleri bu nedenle enkazdan çıkış ve kurtuluş seçimidir. Enkazın altında soluksuz bırakılan hakların, kadınların, emekçilerin, gençlerin, özgürlük ve adalet isteyenlerin kendisine soluk borusu açmasıdır. Elbette tüm bu koşullar nedeniyle oldukça hayatidir.

  • Seçmenin karşısında hangi seçenekler var?

Mevcut durumda AKP-MHP iktidarı ve onların karanlık, kanlı ittifakının gönderilmesinden başka bir seçenek yok. İktidar dışındaki bütün kesimler açısından geçerli olan hakikat bu. İktidarın özellikle de son 6-7 yıllında kendinden başka kimseye hayat hakkı tanımadığı ve tanımayacağı deneyimi ortada. Ellerine bir 5 yıl daha geçtiğinde neler yapacakları ortada değil mi? Türkiye zaten uzun zamandır faşizmin en katı ve felaket biçimlerinden biri ile yönetiliyor. HÜDA PAR, Yeniden Refah Partisi gibi oluşumların da iktidarın merkezine yerleştirerek, faşizmin karanlığının koyulaştırılması yönündeki kararlılıklarını teyit ettiler. Kadın düşmanlığı, gerici, yobaz, tarikatçılık ve kontrgerilla ile suç makineleri koalisyonunu genişlettiler. Bu, aynı zamanda tarihin en kanlı, kirli ve tehlikeli savaş koalisyonudur. İç savaştan bölgesel savaşa kadar açık ya da kozmik planlara sahip bir şer organizasyonudur. Halkı ekmeğe, kuru soğana muhtaç ederken kendisi savaştan, azgın sömürüden, hırsızlıktan beslenmektedir.

  • 14 Mayıs’ta ne oylanacak?

Bu gidişata dur denmediğinde, Türkiye’yi çok daha büyük bir felaket bekliyor. Zira son dönemde kaybetme paniğiyle kontrolü de kaybettiler. Anlık popülist taktiklerle, seçimden sonra acısını çok büyük çıkarmak üzere zararına seçim yatırımları yaptılar. Hak ve özgürlükler alanında ise hiçbir şey vaat etmedikleri gibi kalanları da çökerteceklerini ilan ettiler. Politik özgürlükler bakımından zaten geriye sadece halkın haysiyet hakkı kaldı; onu da yok etmeye yeminliler. Bu nedenle 2023 halkın haysiyet seçimidir; adalet ve özgürlük seçimidir. Hepsinden önemlisi de insanca yaşama koşullarını ortadan kaldıran iktidar karşısında onurlu ve hakça yaşam seçimidir. Yani yurttaşlar en temel olarak, yaşamı ve insanı seçecek.

  • Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yaşanan tartışmaları takip ediyor musunuz? Neler söylersiniz?

Şu an önceliğimiz Yeşil Sol Parti ile Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yüksek başarısını sağlamak olmalı. Hem ittifak ruhu hem de daha fazla vekil çıkarmak, iktidarın el koyacağı oy bırakmamak bakımından önemlidir. Muhalefet olduğumuz ve en küçük ayrıntıyı hesaba katmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bugün tabii bazı yerlerde Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ortak listelerini içeren Yeşil Sol Parti ile TİP yarışacak. Sonucu bizler de sizinle birlikte göreceğiz. Kararlaşma süreçleri tamamlandığı için en doğru tutum önümüze bakmaktır. Ama asıl ve nihai kararı halklarımız, kadınlar, gençler, emekçiler verecek. İçine doğduğumuz halkın ferasetine güveniyoruz. Her yerde Yeşil Sol Parti amblemi etrafında birleşerek belirsizliklere, endişelere son verilebilir. Bu süreç bizler ve demokratik siyasete ruhunu verenler açısından ikinci baraj mücadelesi. Karşımıza çıkarılan barajları, blokajları aşma ve siyasete yeni bir sayfa açma görevi yine bizlerin omuzlarındadır.

  • Cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararı aldı, bu stratejiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aday çıkarmama kararı toplumun çoğunluğunda baskın gelen, birinci turda Cumhurbaşkanlığı seçimini sonuçlandırma eğilimin bir ifadesidir. Bunun dışında büyük beklenti ve anlamlar çıkarmak isabetli olmaz. Emek ve Özgürlük İttifakı, aday çıkarmayarak tabanda ortaklaşmanın önünü açtı. Bu tutum oy desteği çağrısıyla tamamlanınca Millet İttifakı’nın adayı sandıkta desteklenmiş olacak. Daha çok bir olağanüstü hal taktiği olarak görmek gerekir. Zira AKP-MHP faşizminin ilerleyişine set çekme taktiği ötesinde bir anlam vaat etmiyor. Herkese söz veren bir muhalefet adayı var ama yine Kürtlere, ezilen halklara hiçbir konuda söz verilmiyor. Yani yine seçim sonuçlarını da seçim sonrasını da tayin edecek irade üçüncü cephedir. Egemen siyaset merkezlerince iradesi saldırıya uğrayan ya da araçsallaştırılan demokratik siyaset güçleri kendi önünü açacaktır. Emek ve Özgürlük İttifakı, bilhassa da Yeşil Sol Parti Meclis temsiliyetinde atılım yapacak ve güçlü bir politik mücadeleye öncülük ederek, düzenden bağımsız alternatifi güçlendirecektir. Bizler için asli mesele ve görev budur. Cumhurbaşkanı gibi tali taktikler bugün de yarın da esassın önüne geçemez, geçmemeli.

  • Partini HDP ile birlikte ittifak çatısı altında olan partiler Yeşil Sol Parti ile seçimlere giriyor. AKP’ye tek başına iktidar olma vasfını kaybettiren 7 Haziran 2015 seçimlerinde beyannamenin altında imzası olan biri olarak, Yeşil Sol Parti’nin Seçim Beyannamesi’ni nasıl buldunuz?

Demokratik siyasetin ve HDP’nin birikimini, niteliğini yansıtan bir beyanname olduğunu söyleyebilirim. Ufku sadece Türkiye, Kurdistan ve Ortadoğu ile sınırlı değil. Tarif ettiği ilkeler itibariyle evrensel boyut taşıyor. Bütün muhalefettin bir şekilde kullandığı değişim söyleminin içeriğini en doğru ve sahici anlamda dolduruyor. Ne ve nasıl sorularına somut yanıtlar üretiyor. Demokrasi ve demokratikleşme iddiasının açık bir doğrudan bir program meselesi olduğunu defalarca dile getirdik. Yeşil Sol Parti’nin Seçim Beyannamesi, mevcut şartlardaki en ileri siyasi programdır. Özellikle de Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Demokratik Cumhuriyetin temellerini atma iddiası kritik önem taşıyor. Türkiye halklarının ‘statüko ile restorasyon arasındaki sıkışmışlığına’ karşı ‘yeni ve başka bir yol açma’ ifadesi, beyannamenin en güçlü yanıdır. Ayrıca kapsamlı bir yol temizliği ve demokratik inşa önermektedir. Toplumun bütün kesimlerini kapsama genişliğine sahip olduğu kadar, kadınları ve temel politik haklar sorununu ağırlık edildiğini görüyoruz. Tabii asıl iş ve başarı, bu programı toplumun en geniş bölüklerine en iyi ve dinamik şekilde taşımaktadır. Beyanname milyonların sözü ve gücü olduğunda, en somut ve değiştirici anlamına kavuşacaktır.

  • Cumhuriyetin ikinci yüzyılına denk gelmesi nedeniyle seçimlere ayrı bir önem atfediliyor. Geçen yüzyılda imha ve inkara tabi tutulan Kürtler, seçimlerle çözümün kapısını aralamaya çalışıyor. AKP inkarı sürdürüyor, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP ile görüşmesinde Meclis’e işaret etti. Sorunun çözümü nereden başlamalı, muhatap kimdir?

Kürt sorununun Meclis çatısı altında çözülmesi söylemi şüphesiz önemli. Bizler uzun yıllar boyunca Kürt meselesinde çözümün adresinin Meclis olduğunu, toplumunun bütününün sürece katılımı ve güvencesi bakımından önemsedik. Sürekli bu yönde çağrılar yaptık. Bugün iktidara aday olanların ifade etmesini desteklememek gibi bir pozisyon olmaz elbette. Genel ortaklaşmanın ‘Yol Haritası’na dönüştürülmesine ihtiyaç var. Bu ‘Yol Haritası’nın niyet beyanın ötesinde politik adımlara evirilmesi, kapsam kazanması gerekiyor. Kürt sorununun çözümü ve silahların susturulması, her şeyden önce demokratik siyasete alan açılması, hak ve hukuk, özgürlüklerin güvenceye alınmasından geçer. Aynı zamanda toplumsal katılıma açık, müzakereci bir zemin oluşturulmalıdır. Çözümün ana tarafları dışta tutularak ya da yok sayılarak yol alınamayacağı da bilinmeli. İmralı’daki tecridin kaldırılması ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sürece katılımı çözümün doğasında vardır. Dünyada hiçbir örnek yoktur ki asıl tarafların dahil olmadığı bir barış ve çözüm sağlansın. Bu nedenle hakim statükonun aşılması ve gereceğe uygun bir çözümün, görüş açısının geliştirilmesi kaçınılmazdır. Niyet, samimiyet ve çözüm iradesi varsa, karmaşık ve zorlu durumları aşma basireti de ortaya çıkar. Elbette HDP ve demokratik siyaset gücümüzle böylesi bir süreci kolaylaştıran, tıkanıkları açan bir rol oynarız.

  • Cumhur İttifakı’na gelecek olursak. 4 Kasım darbesiyle tutuklandınız, bugün Kobanê Davası kapsamında tutuk hali devam ediyor. Nitekim Kobanê Davası’nda “mağdur” sıfatıyla yer alan HÜDA PAR’ın AKP ile ittifakını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Önceden de AKP-MHP iktidarından uzak bir noktada durdukları söylenemez. Ama ittifaka katılmalarıyla birlikte ortaklıkları daha aleni, doğrudan boyut kazandı. Son yıllarda zaten HÜDA PAR ile işbirliği, suç birliği ilişkileri daha görünür hale gelmişti. İktidarın Kürt düşmanı politikalarında ve saldırılarında HÜDA PAR defalarca kullanıldı. Onlarca HDP’linin ve Kürt siyasetçinin tutsak edildiği, aynı zamanda siyasi linç ve tasfiye amacıyla kullanılan Kobanê Davası AKP-MHP’nin yanı sıra HÜDA PAR’ın dahil olduğu kirli bir organizasyondur. Bizleri suçlu çıkarmaya çalıştıkları 7-8 Ekim saldırılarında da iktidarın provokasyon timleri olarak devredelerdi. Ne AKP ne de açıktan milletvekillerimizi kurşunlatacak kadar gözünü karartan HÜDA PAR, o saldırıların ve ölümlerin hesabını verdi. Halen hesap vermemek için Kürtlere karşı müşterek operasyon düzenliyorlar.

Tabi HÜDA PAR verdiği bu kanlı ve kirli desteğin karşılığını aldı, alıyor. 2014-2015 sürecinden beri yaklaşık 150 Hizbullah hükümlüsü, cinayet ve işkence suçu sabit örgüt militanı özel af yasalarıyla tahliye edildi. İktidar kurum ve olanaklarından hatırı sayılır parsa topladılar. Şimdi de bu süreci açık ittifakla taçlandırıyorlar. Bu aynı zamanda Hizbullah’ın siyasi iktidar tarafından aklanması ve içerilmesi anlamına geliyor. Yani hala devletin terör listesinde yer alan Hizbullah’ın uzantısı filan değil, düpedüz legal alanda temsilcisi, devamı olan bir siyasi organizasyon artık resmen hükümet ortağı haline getirildi. Birlikte işledikleri suçları saklamak ve yeni suçları işlemek için kurulmuş ortaklıktır bu.

  • Bir seçim ittifakı ile sınırlı değil mi?

Kürt halkının 90’larda uğradığı kanlı ve kalleş saldırılar hafızasını kurcalamak, tehdit ve kaygı atmosferi oluşturmak içinde kullanıyorlar bu ortaklığı. Geçmişte Hizbullah’ı infaz mangası olarak kullanan hükümetler geri dönmemek üzere gittiler oysaki. Ama AKP-MHP iktidarı bunun hatırlamayacak kadar çıkışsız kalmıştır. HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi saray iktidarının son çare diye sarıldığı siyasi öbeklerdir. Ama çareden çok bitişin resmidir. Tükendikçe daha fazla asıllarına dönüyorlar. Onların asıl kimliği HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi çizgisinde somutlaşıyor. Kadın düşmanlığı, demokrasi ve özgürlüklere tahammülsüzlük, Kürt halkının kazanımlarının tasfiyesi, bütün yaşam alanlarının bağnaz, dinci, faşizmle yok edilmesi bu ittifakın ana karakteristiğidir. Bu çizgi, son katılımlarla birlikte daha da derinleştiği için artık birlikte yaşanamaz, kabul edilemez son noktaya geldi. Tam da bu nedenle AKP iktidarının gidişi hayati bir zorunluluktur.

HABER MERKEZİ

#Yüksekdağ #Yeşil #Solda #birleşilerek #belirisizliklere #son #verilebilir

Dersim’de 17 yaşındaki Zilan’dan haber alınamıyor

Dersim Mêzgir (Mazgirt) ilçesinden kent merkezine sınava girmek için gelen 17 yaşındaki Zilan Mürat’tan, 2 gündür haber alınamıyor

Dersim’in Mêzgir (Mazgirt) ilçesine bağlı Oymadağ köyünde yaşayan Zilan Mürat (17), 2 gün önce sınava girmek için Dersim merkeze geldi. Evden çıktıktan sonra cep telefonuna ulaşılamayan Mürat’tan 2 gündür haber alınamıyor. Kızlarından haber alamayan Mürat’ın ailesi, jandarmaya kayıp ihbarında bulundu.

DERSİM

#Dersimde #yaşındaki #Zilandan #haber #alınamıyor

Tahliyeler absürt gerekçelerle erteleniyor: 30 yıllık tutuklu Algünerhan’ın infazı ikinci kez yakıldı

30 yıldır tutuklu olan yazar Nizam Algünerhan’ın infazı, ‘kültürel faaliyetlere katılmadığı’ gerekçesiyle ikinci kez yakıldı

Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan 30 yıllık tutuklu yazar çevirmen Nizam Algünerhan’ın infazı, “Kültürel faaliyetlere katılmadığı”, “PKK üyesi olarak tutuklananlarla aynı koğuşta kalması”, “Tutuklularla birlikte spor faaliyetine katılması” ve ihlallere itiraz ederek “gardiyanların işini zorlaştırması” gerekçeleriyle ikinci kez yakıldı.

4 Aralık 1992 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Algünerhan’a, Diyarbakır 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından 6 Mart 1995’te, “Anayasal düzeni ve devletin birlik ve bütünlüğünü ortadan kaldırma” iddiasıyla 36 yıl hapis cezası verildi. Tutukluluğu süresince Mûş, Amed, Yozgat, İzmir ve pek çok cezaevine sevk edilen Algünerhan, son olarak Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

 Tahliyesi üç ay daha ertlendi

27 Kasım 2022’de tahliye edilmesi beklenen Algünerhan’ın infazı, İdare ve Gözlem Kurulu tarafından yakılarak, karar 16 Kasım 2022’de kendisine tebliğ edildi. 15 Mart’ta bir kez daha toplanan kurul, Algünerhan’ın infazını aynı gerekçelerle ikinci kez yakarak, tahliyesini 3 ay daha engelledi.

‘Edebiyat ve sanattan kopmadı’

Kuzeni Nizam Algünerhan’ın cezaevinde edebiyat ve sanatla ilgilendiğini belirten Bilal Algünerhan, cezaevinde 15 kitap çevirdiğini, daha sonra F Tipi cezaevlerine geçiş sırasında bu kitapların imha edildiğini söyledi. Algünerhan, “Nizam’ın edebiyata, yaşama ve sanata olan tutkusunu görünce etkilenmemek mümkün değil. Hiçbir zaman üretimden kopmadı. Bu onun yaşama ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor. Özellikle Kürt dili ve edebiyatı üzerine ciddi çalışmalar yaptı. Cezaevinde bile Kürt diline ve edebiyatına katkı sunmaya devam ediyor” dedi.

‘Hastalıkları motivasyonunu düşürmedi’

30 yıllık tutukluluk sürecinde kuzeninde birçok hastalığın baş gösterdiğini kaydeden Algünerhan, hastalıklarına rağmen moral ve motivasyonunu hiçbir zaman kaybetmediğini söyledi.

Algünerhan, kuzeninin çalışmalarına dair şunları söyledi: “Nizam ünlü Alman Yazar Michael Ende’nin ‘Momo’ adlı kitabını çevirdi. Victor Hugo’nun ‘Bir İdam Mahkumunun Son Günü’ çevirisini Fransızcadan Kürtçeye çevirmiş ve bize yollamıştı. Bu kitabı sakladım. Tahliye edildiğinde birlikte matbaadan çıkartırız diye. Fakat tahliyesi ikinci kez engellendi.”

12 tutuklunun daha infazı ertelendi

Kuzeni dışında cezaevindeki 12 tutuklunun daha infazının yakıldığını aktaran Algünerhan, şöyle dedi: “Adli, Ergenekon tutuklularına gösterilen tolerans, Kürt siyasi tutuklular için gösterilmiyor. Cezaevinde onlarca hasta tutuklu var. Çifte standart uygulanıyor. Bu yaklaşım hiçbir şekilde kabul edilemez. 30 yılını cezaevinde geçirmiş birine pişmanlık dayatması yapılıyor.”

İSTANBUL

#Tahliyeler #absürt #gerekçelerle #erteleniyor #yıllık #tutuklu #Algünerhanın #infazı #ikinci #kez #yakıldı